f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
E─čitim Kurumu   ( 2141 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘âě¬ěĘ   ( 1659 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü┘Ő┘ć   ( 4831 )  
┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůěČ┘äěžě¬   ( 786 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ů┘âě¬ěĘěžě¬   ( 151 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůě»┘ć   ( 182 )  
┘ü┘Ő ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
┘ůěČ┘ů┘łě╣ ě╣ě»ě» ěž┘äě▓┘łěžě▒
9129104
┘ůěČ┘ů┘łě╣ ě╣ě»ě» ěž┘äěžě╣ěÂěžěí 1490
Online ├ťye 0
Makale Arama

Konu Arama
ěž┘ć┘łěžě╣ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä ěž┘ä┘âě¬ěĘ
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü┘Ő┘ć
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěž┘ä┘ůě¬ě▒ěČ┘ůěę

Kuran─▒ Kerime G├Âre Ehli Kitapla Diyalog

 ě¬┘üěžěÁ┘Ő┘ä ěş┘ł┘ä ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ ě▒┘é┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ : K-  
ěžě│┘ů ěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü ěž┘äě╣┘ä┘ů ěž┘ä┘ů┘łěÂ┘łě╣ ┘äě║ě¬┘çěž
Suat Y─▒ld─▒r─▒m Kelam T├╝rk├že
┘ů┘Őě▓ěžě¬ ěž┘äěĚěĘě╣ěę ┘ůě¬ě▒ěČ┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ
 
       
Makale No: 238 ě╣ě»ě» ěž┘äě▓┘Őěžě▒ěę : 6167 ěž┘äěąěĘ┘äěžě║ ě╣┘ć ě«ěĚěú ěž┘äě¬┘łěÁ┘Őěę
   ┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘äěú┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä┘ç    

ěž┘ä┘âě¬ěĘ ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ

ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘äěž┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ

ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
1 TDK nun T├╝rk├že S├Âzl├╝k├╝ Hakk─▒nda Baz─▒ M├╝lahazalar
2 ┼×eytani Ayetler Safsatas─▒ (Garanik K─▒ssas─▒n─▒n Tenkidi )
3 Risalei Nurda M├╝te┼čabih Ayetleri Anlamada ├ľnemli Esaslar I
4 ├ľmer Nasuhi Bilmenin B├╝y├╝k Tefsir Tarihi Hakk─▒nda Bir De─čerlendirme
5 M├╝te┼čabih Ayetler Hakk─▒nda ├ľnemli Bir Hat─▒rlatma
6 Muhammed Esedin Kuran Mesaj─▒ Adl─▒ Tefsiri Hakk─▒nda
7 Muas─▒r H─▒ristiyanl─▒─č─▒n ─░slama Bak─▒┼č─▒ III
8 Muas─▒r H─▒ristiyanl─▒─č─▒n ─░slama Bak─▒┼č─▒ II
9 Muas─▒r H─▒ristiyanl─▒─č─▒n ─░slama Bak─▒┼č─▒
10 Misyonerlerin T├╝rkiyeyi De─čerlendirmeleri
11 Mirac Hakikatlerinden
12 Mehmed Akifin Kurana Bak─▒┼č─▒
13 Mehmed Akifin Kuran Anlay─▒┼č─▒
14 Medine Ara┼čt─▒rmalar─▒ Merkezi / ┘ůě▒┘âě▓ ěĘěş┘łěź ┘ł ě»ě▒ěžě│ěžě¬ ěž┘ä┘ůě»┘Ő┘ćěę ěž┘ä┘ů┘ć┘łě▒ěę
15 Mealimiz M├╝nasebetiyle
16 Mealim Hakk─▒nda Hezeyanlar
17 Makbul Tefsirin ┼×artlar─▒
18 Kuveyt Bilimsel ─░caz Sempozyumu
19 Kuran─▒n Tenciminin E─čitici ├ľzelli─či
20 Kuran─▒n Allah Kelam─▒ Oldu─čunu ─░spatta Bedi├╝zzaman Said Nursinin Orijinal Bir Usul├╝
21 Kuran─▒ Kerimin M├╝te┼čabihan Mesani ├ľzelli─či
22 Kuran─▒ Kerime G├Âre Ehli Kitapla Diyalog
23 Kuran─▒ Kerimde K─▒ssalar
24 Kuran─▒ Kerimde Hz. ─░san─▒n H├╝viyeti
25 Kuran ve Alevi (Nazmi N. Sakall─▒o─člunun Kuran ─░simli Derleme ├çevirisinin Ele┼čtirisi)
26 Ki┼činin Kuran─▒ Hakimi ─░le ├ľzel ─░leti┼čimi
27 Kiliseyi ─░slam ─░le Diyalog ─░steme─če Sevk Eden Sebepler II
28 Kiliseyi ─░slam ─░le Diyalog ─░steme─če Sevk Eden Sebepler
29 ─░slam─▒n Tan─▒tt─▒─č─▒ Allah
30 ─░slam─▒n H─▒ristiyanlara Uygulad─▒─č─▒ Ho┼čg├Âr├╝
31 ─░cazul Kuran ─░lmi
32 Hz. Peygamberin Kuran─▒ Tefsiri
33 Hristiyan Teslisi ve Hz. Meryem
34 Gazalinin Bilimsel Metodu
35 Evrensel Alim Muhammed Hamidullah
36 En M├╝kemmel Ahlak Ba┼čta Gelen Mucizelerdendir
37 Elmal─▒l─▒n─▒n Meali veya Sahipsizli─čin Meali
38 Elmal─▒l─▒ M. Hamdi Yaz─▒r─▒n M├╝te┼čabih Ayetleri Anlamaya Katk─▒s─▒
39 Elmal─▒l─▒ Hamdi Yaz─▒r ve Tefsiri
40 Diyalogda Anahtar ─░sim L. Massignon ve ─░slam
41 Ceza H├╝k├╝mleri A├ž─▒s─▒ndan Tevrat ve Kuran Adl─▒ Kitab─▒n Kriti─či
42 Canan ki Bir Melekti U├žtu
43 Ayetlerin Tertibinde Oryantalist ┼×├╝phesi
44 Ayetlerin Kronolojik S─▒ralanmas─▒
45 Allah─▒n Biz Zamirini Kullanmas─▒

ěž┘ä┘ů┘éěž┘äě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę

┘ů┘äě«ěÁ
Bu ├óyetler ve onlara yap─▒lan tefsirler M├╝sl├╝manlar─▒n ba┼čka din mensuplar─▒ ile bar─▒┼č i├žinde bir arada ya┼čayabileceklerini, ├Âzellikle Tevrat ve ─░ncil gibi kitaplar─▒ semavi kitap, Hz. Musa ve Hz. ─░sa ve di─čer peygamberleri de peygamber olarak kabul ettiklerini, ─░sl├óm'─▒ din olarak kabul etmeyenlerle de bir arada bulunabileceklerini tasrih etmenin ├Âtesinde, onlardaki inan├ž ve faziletleri takdir ederek onlarla g├Âr├╝┼č├╝p konu┼čmalar─▒n─▒, iyi be┼čeri m├╝nasebetler kurmalar─▒n─▒ istemektedir. B├Âylece M├╝sl├╝manlar; di─čer din mensuplar─▒yla birbirinin varl─▒─č─▒n─▒ kabullenme, bulunduklar─▒ konumda birbirlerini bizzat kendilerinin tan─▒tmas─▒yla tan─▒ma, iyi be┼čeri ili┼čkiler kurma ve bilhassa pratik hayatta bulunacak ortak taraflarda i┼čbirli─či yapma alanlar─▒na yay─▒lacak bir diyalogda bulunabilirler. Nitekim bu prensipler, nazariyede kalmam─▒┼č, Hz. Peygamber (s.a.s.) d├Âneminde, Hulefay─▒ Ra┼čid├«n d├Âneminde, daha sonraki zamanlarda ve g├╝n├╝m├╝ze en yak─▒n Osmanl─▒ d├Âneminde de uygulanm─▒┼čt─▒r.
click here dating for married men married affairs
click here read here why do married men cheat
read here read read
link reasons why women cheat why do wifes cheat
abortion methods terminating pregnancy at 20 weeks articles on abortion
gabapentin and alcohol addiction gabapentin and alcohol addiction gabapentin and alcohol addiction
bystolic free trial coupon open bystolic add on copay card

┘ůě╣┘ä┘ł┘ůěžě¬ ěž┘ä┘ćě┤ě▒
ěž┘Ő┘ć ┘ćě┤ě▒ě¬
ě¬ěžě▒┘Őě« ěž┘ä┘ćě┤ě▒
ěž┘ä┘ůěČ┘äěę ěžě¬┘Ő ┘ćě┤ě▒ě¬ ┘ü┘Ő┘çěž
ěž┘ä┘ůěČ┘äěę ěž┘äěž┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę
ě╣┘ć┘łěž┘ć ěž┘ä┘ů┘ł┘éě╣

┘ćěÁ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę   [Yazd─▒r/Print]

Kur'├ón-─▒ Kerim'e G├Âre Ehl-i Kitapla Diyalog

Kur'├ón, Allah'─▒n, en son peygamberi vas─▒tas─▒yla insanl─▒─ča mucize derinlikli ve e┼či benzeri olmayan bir mesaj─▒d─▒r. Allah bu mesaj─▒yla, son bir kez daha insano─čluna kestirmeden r─▒zas─▒na ula┼čt─▒ran ┼čehrah─▒ g├Âstermi┼č; zat, s─▒f├ót ve esm├ós─▒n─▒ ifade etmi┼č; do─čru ┼čekilde bilinip tan─▒nmas─▒n─▒, iman edilip ubudiyette bulunulmas─▒n─▒, herhangi bir yanl─▒┼č anlamaya meydan vermeyecek netlikte a├ž─▒k-se├žik ortaya koymu┼č; m├╝'minlerin vazife ve sorumluluklar─▒ ├╝zerinde durmu┼č, m├╝caz├ót ve m├╝kaf├ót va'd ├╝ va├«diyle g├Ân├╝lleri ┼čahland─▒rm─▒┼č ve ruhlarda ├╝rperti has─▒l etmi┼č; dahas─▒, onu bize bir ekmeliyet, bir etemmiyet remzi ve bir r─▒za y├Âr├╝ngesi olarak sunmu┼č, sunarken de tenezz├╝l dalga boylu bu arma─čan─▒yla bize, kimseye nasip olmayan/olmayacak olan en b├╝y├╝k bir iltifatta bulunmu┼čtur. Kur'├ón, Hazreti Ruh-u Seyyidi'l-En├óm'a (aleyhi ekmel├╝tteh├óy├ó) bah┼čedilen y├╝zlerce mucizenin en parla─č─▒ ve kal─▒c─▒ olan─▒d─▒r. O, ifadesi, ├╝slubu, beyan tarz─▒ a├ž─▒s─▒ndan bir harikalar mecmuas─▒ oldu─ču gibi i├žtima├« disiplinleri, hukuk├« kurallar─▒, terbiye ile al├ókal─▒ kaideleri, insan, varl─▒k ve kainat hakk─▒ndaki yorumlar─▒; hemen b├╝t├╝n ilimlerin esaslar─▒na i┼čaret, remiz ve ├«ma, hatta bazen tasrih ├Âl├ž├╝s├╝nde temaslar─▒; idar├«, iktisad├«, siyas├«, k├╝lt├╝rel problemleri ├ž├Âzmedeki alternatif y├Ântemleriyle her zaman herkesin ba┼čvurma mecburiyetinde oldu─ču/olaca─č─▒ bitip t├╝kenme bilmeyen dupduru bir kaynak, en karma┼č─▒k ve en bulan─▒k d├Ânemlerin dahi buland─▒ramayaca─č─▒ kadar engin bir ummand─▒r.

Kur'├ón'─▒n mana enginli─čini, ├╝slup ve ifade zenginli─čini, muhteva derinli─čini anlatma konusunda aczimi ve yetersizli─čimi itiraf─▒ ona sayg─▒m─▒n gere─či kabul ediyorum. Arzedilen hususlarla al├ókal─▒ bug├╝ne kadar bir hayli ┼čey anlat─▒ld─▒; h├ól├ó da anlat─▒l─▒yor ve gelecekte de anlat─▒lacak.. b├╝t├╝n bu gayretlerin onu tan─▒ma, onu duyma, ona ve getirdiklerine inanma konusunda k├óf├« ve v├óf├« oldu─ču a├ž─▒kt─▒r ve ─░sl├óm nizam─▒n─▒ da 'mahiyet-├╝ nefsi'l-emriye'siyle aksettirdi─činde ┼č├╝phe yoktur. Ancak, insan, kainat ve ul├╗hiyet hakikatinin beyan atlas─▒ say─▒lan engin bir muhtevan─▒n b├╝t├╝n├╝yle ifade edildi─čini iddia da do─čru de─čildir. Semav├« ve l├óh├╗t├« olan bir beyan be┼čer idrakiyle ne kadar seslendirilebiliyorsa, onun da i┼čte o kadar dile getirildi─či bir ger├žektir. Bu itibarla, ne bizim ne de ba┼čkalar─▒n─▒n, bu koskocaman atlas─▒ fihrist ├Âl├ž├╝s├╝ndeki bir ├žer├ževede ifade etmemiz m├╝mk├╝n olmasa gerek. Ne var ki, b├Âyle hayat├« bir konunun, ne ifade zaafiyetimiz bahanesine ne de beyan g├╝c├╝m├╝z├╝n yetersizli─čine ba─članarak ona kar┼č─▒ lakayd kal─▒nmas─▒ veya ihmal edilmesi de do─čru de─čildir. Kur'├ón'─▒ anlamak herkesin hakk─▒ ve anlatmak da do─čru bilenlerin vazifesidir. Bilmeyenler her zaman onu anlama pe┼činde olmal─▒, bilenler de b├╝t├╝n idrak ve ihsas g├╝├žlerini onu do─čru yorumlay─▒p do─čru ifade etmede kullanmal─▒ ve onun anla┼č─▒lmas─▒n─▒ daha bir yayg─▒nla┼čt─▒rmal─▒d─▒rlar. Zira o, anla┼č─▒lmak ve anlat─▒lmak i├žin Allah rahmetinin insan akl ├╝ idrakine en b├╝y├╝k arma─čan─▒d─▒r. Onu anlamak hem bir vazife hem de bir kadir┼činasl─▒k; anlatmaksa onun nuruna muhta├ž g├Ân├╝llere sayg─▒ ve vefan─▒n ifadesidir.

Asl─▒nda o, b├╝t├╝n ├ža─člar─▒n sesi-solu─ču olma liyakatiyle serfiraz bir beyan mucizesi ve meleklerin ─▒┼č─▒─č─▒na pervane d├Ând├╝kleri kelam-i ─░lah├«nin en nuref┼čan ifadesidir. Bu itibarla da ne menba─▒, ne hedefi, ne ilk temsilcisi/temsilcileri, ne de sinelerde b─▒rakt─▒─č─▒ tesir a├ž─▒s─▒ndan lakayd kal─▒nacak bir kitap de─čildir. O konu┼čurken melekler s├╝kut murakabesine dalm─▒┼č, ruhaniler secdeye kapanm─▒┼č, cinler onun sesine solu─čuna b├╝y├╝lenerek onunla tan─▒┼čmak i├žin ├ž├Âllere d├╝┼čm├╝┼člerdir.

Kur'├ón, tekvin├« emirlerin beyan ve izah─▒, te┼čri├« kural ve kaidelerin de en sa─člam ve de─či┼čmez kayna─č─▒d─▒r. O, varl─▒k, kainat ve insan─▒ do─čru okuyup de─čerlendirmede en sa─člam kriterleri ihtiva eden ├Âyle muhkem bir kitapt─▒r ki, onun ferd├«, ailev├«, i├žtima├« ve terbiyev├« ├ž├Âzemeyece─či bir problem yoktur ve bu hususiyetiyle de o, her ┼čeyi sebepleriyle, sonu├žlar─▒yla g├Âr├╝p bilen bir Z├ót'─▒n ku┼čatan ilminden geldi─čini hayk─▒rmaktad─▒r. O, bu b├╝t├╝nc├╝l bak─▒┼č─▒ ve ihata eden engin ifade ve ├╝slubunun yan─▒nda, muhteva ve mana geni┼čli─či, beyan inceli─či, herkesin ilim ufkuna g├Âre a├ž─▒lma sihri ve ruhlara n├╝fuzu sayesinde ├Âyle bir g├╝ce sahiptir ki, ├Ânyarg─▒s─▒z olmalar─▒ ┼čart─▒yla ula┼čabildi─či herkesi b├╝y├╝lemi┼č ve ba┼člar─▒n─▒ d├Ând├╝rm├╝┼čt├╝r. Dostlar onu taklit ┼čevkiyle, d├╝┼čmanlar onun sesini kesme h─▒nc─▒yla y─▒llar ve y─▒llar boyu ayn─▒ malzemeyi kullanm─▒┼č, ayn─▒ konular─▒ seslendirmeye ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r ama kat'iyen onun ├╝slubunu yakalayamam─▒┼č ve o enginlikte bir beyan ortaya koyamam─▒┼člard─▒r: ─░fadeler sun'ili─či a┼čamam─▒┼č, s├Âz sarraflar─▒n─▒n takdir ufkuna ula┼čamam─▒┼č ve hele asla g├Ân├╝llerde kal─▒c─▒, y├Ânlendirici bir tesir uyaramam─▒┼čt─▒r.

Onda yerine g├Âre ayr─▒ ayr─▒, yerine g├Âre i├ž i├že konular aras─▒nda ├Âyle ince bir tenas├╝b ve m├╝zikal bir ahenk vard─▒r ki, birbirinden ├žok uzak gibi g├Âr├╝nen hususlar aras─▒nda bile insan az bir teemm├╝lle bir ka├ž iltisak noktas─▒n─▒ birden yakalayabilir. O hemen her zaman hi├žbir edip ve s├Âz ├╝stad─▒n─▒n ula┼čamayaca─č─▒ bir beyan sultanl─▒─č─▒ sergiler ve b├╝t├╝n b├╝t├╝n insafs─▒z olmayan muhataplar─▒na mutlaka bir┼čeyler hissettirir; hissettirir ve onlar─▒ idrak ufuklar─▒n─▒n ├Âtesinde daha derin m├╝lahazalara sevkeder. Bir de bu m├╝teessir ruhlar insaf edip kendilerini bu Rabban├« ifade ├ža─člayan─▒na sal─▒verdi mi, gayr─▒ onun d─▒┼č─▒nda duyup dinledikleri s├Âz ┼čeklindeki b├╝t├╝n ifadeler birdenbire adeta h─▒r─▒lt─▒ya d├Ân├╝┼č├╝verir.

Her ┼čeyden evvel o, ku┼čatan bir ilimden gelmi┼č, insan, tabiat ve b├╝t├╝n kainatlar─▒n mana, mazmun, gaye-i hilkat ve hikmet-i v├╝cutlar─▒n─▒n dili, terc├╝man─▒ olman─▒n yan─▒nda muhataplar─▒n─▒n da farkl─▒ derinliklerine birden seslenmektedir: O, akla bir┼čeyler s├Âylerken g├Ânle onun anlayaca─č─▒ bir dille seslenmeyi ihmal etmez; ┼čuura bir┼čeyler duyurdu─čunda hisleri nasipsiz b─▒rakmaz; muhakeme ve mant─▒kla konu┼čtu─čunda da ruhtan iltifat─▒n─▒ esirgemez. Z├óhir-b├ót─▒n her latife ve hasse ondan hissesini al─▒r ve bunlar aras─▒nda ne bir mahrumiyet ne de ├želi┼čki s├Âz konusu olmaz. ─░stidatlar─▒ ├Âl├ž├╝s├╝nde payla┼č─▒rlar bu semavi maideyi ve bir ahenk zemzemesi ya┼čarlar kendi aralar─▒nda.

Ger├ži hemen b├╝t├╝n ilahi beyanlarda, hususiyle de be┼čeri m├╝lahazalar dedi─čimiz ┼čerh ve h├ó┼čiyelerin as─▒l metinler i├žine kar─▒┼čmad─▒─č─▒ d├Ânemler itibariyle, ayn─▒ b├╝t├╝nc├╝l bak─▒┼č ve ayn─▒ kucaklay─▒c─▒l─▒k s├Âz konusudur ama Kur'├ón'da Muhammed├« (sallallah├╝ aleyhi vesellem) ruh ve manan─▒n c├ómiiyeti derinli─činde bir ihata ve f├óikiyet bulundu─ču da a├ž─▒kt─▒r; a├ž─▒kt─▒r ve ondaki c├ómiiyet ve muhtevaya denk m├╝kemmelliyette semavi ve gayr-─▒ semavi herhangi bir kitap g├Âstermek de m├╝mk├╝n de─čildir. ─░nsan, kainat ve uluhiyet hakikatlerini bu v├╝s'atte, v├╝s'ati i├žinde bu incelikte ele alan ve kendine has terkib ├╝ tahlil (sentez ve analiz) sistemleriyle yorumlay─▒p ortaya koyan bir ba┼čka kitap yoktur dersek m├╝bala─ča etmi┼č say─▒lmay─▒z.

Onun ele ald─▒─č─▒ konular─▒n hemen hepsi a├ž─▒k olan─▒ a├ž─▒k, m├╝cmel ve m├╝te┼čabih olanlar─▒ da Sahib-i ┼čeriat─▒n beyan─▒na veya bir k─▒s─▒m m├╝lhemunun ilhamlar─▒na emanet pek ├žok l├óh├╗t├« ve kevn├« hakikatlerin en zengin hazinesi mesabesindedir. O, arzetti─či veya tahlile tabi tuttu─ču konulardan hi├žbirini i├žinden ├ž─▒k─▒lmaz hale getirmez; usule taalluk eden mevzular─▒ a├ž─▒k ve net olarak ortaya koyar; teemm├╝l, tefekk├╝r ve tedebb├╝r isteyen hususlarda tetkik u tahkiki ye─čler; Allah'a y├Ânelme imas─▒nda bulunur ve ulu orta herkesin ├╝stesinden gelemeyece─či konular─▒n alt─▒na girilmesini de tasvip etmez. O, ├╝zerine e─čildik├že kalblerde, kafalarda -teemm├╝l derinli─čine g├Âre- lambalar─▒ her an daha bir artan sihirli bir avize gibi de─či┼čik tecelli dalga boyunda yeni yeni inki┼čaflara vesile olarak insan─▒n z├óhir ve b├ót─▒n duygular─▒na ├že┼čit ├že┼čit ilah├« arma─čanlar sunar. Varidat─▒ co┼čtuk├ža co┼čar; ├žiselemeler sa─čana─ča d├Ân├╝┼č├╝r ve bitmez mevhibeleri, t├╝kenmez g├╝zellikleri ve p─▒r─▒l p─▒r─▒l ─▒┼č─▒klar─▒yla m├╝tefekkir m├╝talaac─▒lar─▒na i├ž i├že ┼č├Âlenler ya┼čat─▒r.

Anlayanlar ancak onda anlarlar varl─▒─č─▒, kainatlar─▒n arka plan─▒n─▒, insan─▒ ve onun kalb ve ruh enginli─čini; onun ayd─▒nl─▒k d├╝nyas─▒nda ke┼čfederler do─čru d├╝┼č├╝nmeyi ve tefekk├╝r├╝n hakiki kaynaklar─▒n─▒ ve kurtulurlar yan─▒lma fasit dairelerinden, ihtimallere h├╝k├╝m bina etmekten. Hazreti 'All├óm├╝'l-Guy├╗b'dan gelen bu mucize beyan─▒n d─▒┼č─▒nda yan─▒lmayan ve ihtimallere emanet edilmeyen hi├žbir bilgi kayna─č─▒ yoktur. Kur'├ón'd─▒r ki her ┼čeyi a├ž─▒k, net ve do─čru olarak vaz'eder; yan─▒lmaya a├ž─▒k hususlar─▒n ve teemm├╝le emanet bo┼čluklar─▒n doldurulmas─▒ndaki hatalar─▒ da bizim idraklerimize verir. Bu a├ž─▒dan da onu do─čru anlamak, do─čru yorumlamak bizim i├žin bir vazife oldu─ču gibi ona kar┼č─▒ da bir vefa borcudur. B├Âyle bir bor├ž ve vazife de, ilim, irfan ve ilhamlar─▒n s─▒n─▒rl─▒l─▒─č─▒ ├žer├ževesinde her m├╝staid ve donan─▒ml─▒ ferdin m├╝ktesebat ve Hakk'a m├╝teveccih ya┼čamas─▒na vabestedir. Her istidatl─▒ g├Ân├╝l, samimiyet ve Hakk'a tevecc├╝h├╝n├╝ ortaya koyarak 'Allah r─▒zas─▒ ve hakikatin vuzuh ve inki┼čaf─▒' der y├╝r├╝r o bahr-i b├«p├óy├ón─▒n derinliklerine do─čru. Sahib-i ┼čeriat rehberi, muhkem├ót elinden d├╝┼č├╝rmedi─či feneri ve selef-i salih├«n de klavuzlar─▒ y├╝r├╝r tedebb├╝rle, temkinle, teemm├╝lle ve nefsanili─čine tak─▒lmadan o sonsuz ufuk c├ónibine.. b├Âyle derunilerde hata nisbeti az olur; onlar─▒n murad-─▒ ilahiyi yakalama yolundaki gayretleri ├Âzel tevecc├╝hlerle m├╝kaf├ótland─▒r─▒l─▒r ve bunlar─▒n Kur'├ón-─▒ Kerim ad─▒na ortaya koyduklar─▒ tefsir ve te'v├«ller de Kur'├ón farkl─▒l─▒─č─▒n─▒n bir renk ve deseni haline gelir.

Aksine yar─▒m-yamalak Arap├ža ile ve s├Âzl├╝klerin dar atmosferinde Kur'├ón'─▒ kendi endam ve ulviyetine uygun seslendirmenin m├╝mk├╝n olamayaca─č─▒ bir yana, o semavi ifade abidesine kar┼č─▒ da apa├ž─▒k bir sayg─▒s─▒zl─▒kt─▒r. O, usul├╝ne uygun olarak bir dilden bir dile aktar─▒lmal─▒; ┼č├Âyle-b├Âyle tefsirle al├ókal─▒ her ┼čey ├žok iyi bilinmeli ve her yorum 'ulum-u ├óliye-i ─░slamiye'ye test ettirilerek ortaya konmal─▒d─▒r. Bize d├╝┼čen, 'Onu, terc├╝me ile herkesin istifadesine sunuyorum' diye onca geni┼čli─čine ra─čmen ilahi kelam─▒ kendi idrak ve ifade ufkumuza g├Âre daraltmamakt─▒r.

Asl─▒nda onu, bir tefsir, bir te'v├«l veya geni┼č bir mealle herkese duyurma bu i┼čin uzmanlar─▒ i├žin bir vazife; ona kar┼č─▒ kadir┼činas ve sayg─▒l─▒ olman─▒n da gere─čidir. Ancak, sa─člam bir dil bilgisine, bela─čat kurallar─▒na; tefsir, hadis ve f─▒k─▒h usul├╝.. gibi ilim dallar─▒na vak─▒f olmadan b├Âyle bir ┼čeye te┼čebb├╝s├╝n de haddini bilmemezlik oldu─ču a├ž─▒kt─▒r. O, bir roman─▒ terc├╝me ediyor gibi terc├╝me edilemez; kald─▒ ki ├Âyle basit bir konuda bile uzmanl─▒k aran─▒r.

┼×imdi iyi bir meale do─čru iz s├╝rerken, 'terc├╝me' neye derler, 'tefsir' ne demektir, 'te'v├«l' ne manaya gelir, k─▒saca bunlara bir g├Âz atal─▒m:

Terc├╝me; herhangi bir metni veya s├Âz├╝, hususiyetlerini koruyarak bir dilden ba┼čka bir dile ├ževirmeye denir. ├çeviri bazen, hi├žbir kelimenin manas─▒ atlanmadan kelime dizileri, terkipler ve terkipler aras─▒ g├Âzetilmi┼č hususiyetler ayn─▒yla di─čer dile aktarma -aktar─▒labiliyorsa- ┼čeklinde olur ki, buna 'tam terc├╝me' denmesine kar┼č─▒l─▒k; bazen de ya sadece kelimelerin ├ževirisi yap─▒l─▒r veya m├╝nhas─▒ran muhteva aksettirilir ki, bu da eksik bir ├ževiridir.

G├╝n├╝m├╝zde belli ├Âl├ž├╝de de olsa otomatik terc├╝me sisteminin geli┼čti─či de s├Âylenebilir; ama bu mevcut teknolojiyle, hatta daha seviyelisiyle dahi, engin muhteval─▒ ve edebi derinlikleri olan eserleri bir dilden di─čerine, hem de muhtevadaki b├╝t├╝n hususiyetleri ortaya koyarak terc├╝me etmek ├žok zordur.. hele bu, Allah kelam─▒ ve a├ž─▒l─▒m─▒ da b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de zamana, ilhama ve ┼čartlara emanetse... Bizim gibi s─▒radan insanlar─▒n bile biraz d├╝zg├╝nce kaleme al─▒nm─▒┼č eserlerinin tam terc├╝me edilemeyece─či s├Âz konusu olabiliyorsa, Kur'├ón-─▒ Kerim gibi harika ve fevkal├óde derinlikleri bulunan muhte┼čem bir beyan abidesinin bir manada 'atmasyon' da diyebilece─čimiz terc├╝me ile seslendirilmesi m├╝mk├╝n olmasa gerek.

─░sl├óm ulemas─▒n─▒n pek ├žo─ču -bunlar─▒n i├žinde Bedi├╝zzaman gibi kimseler de vard─▒r- yukar─▒daki hususlar muvacehesinde Kur'├ón-─▒ Kerim'in terc├╝me edilemeyece─či kanaatindedirler. Baz─▒lar─▒ da konuya yukar─▒da i┼čaret edilen esaslara riayet ├žer├ževesinde ihtiyatl─▒ fakat biraz daha yumu┼čak yakla┼č─▒rlar.

Merhum allame Hamdi Yaz─▒r'a g├Âre, asl─▒n manas─▒na uygun olmas─▒ i├žin, sarahatte-delalette, icmalde-tafsilde, umumda-hususta, ─▒tlakta-takyitte, kuvvette-isabette, h├╝sn-├╝ edada-├╝slub u beyanda terc├╝me orjinal metne m├╝savi ve denk olmal─▒d─▒r. Aksine bu ├žer├ževede ger├žekle┼čtirilemeyen bir ├ževiri tam bir terc├╝me de─čil eksik bir aktarmad─▒r. Bu itibarla da, edibane bir ├╝slupla ifade edilmi┼č herhangi bir nesir veya nazm─▒, o ├Âl├ž├╝de geli┼čmi┼č bir dile -her iki dilin de inceliklerinin bilinmesi ┼čart─▒yla- ├ževiri m├╝mk├╝n olsa da, hem akla, hem kalbe, hem ruha, hem de b├╝t├╝n hissiyata birden hitap eden ve i├ž i├že bedii incelikleri haiz bulunan, olabildi─čine canl─▒ ve her zaman revnaktar bir eserin tam terc├╝mesinin kabil oldu─čunu s├Âylemek ├žok zor olsa gerek. Hele bu eser Allah'a ait, zaman ve mekan ├╝st├╝ derinlikleri bulunan ve b├╝t├╝n ├ža─člara birden seslenen a┼čk─▒n bir beyan abidesi ise.. evet Kur'├ón, ├ťstad Bedi├╝zzaman'─▒n ifadesiyle, varl─▒k kitab─▒n─▒n ilahi bir terc├╝mesi; tekvini emirlerin sesi-solu─ču; e┼čya ve hadiseler ├žer├ževesinde farkl─▒ dillerin Hak s├Âyleyen terc├╝man─▒; d├╝nya ve ukban─▒n apa├ž─▒k dilli m├╝fessiri; g├Âklerde ve yerde gizli ilahi isimler hazinesinin ke┼č┼čaf─▒; her ┼čeyin arka plan─▒ndaki esrar─▒n s─▒rl─▒ anahtar─▒; ├Âteler ve ├Âteler ├Âtesinin bu ├ólemde m├╝tecelli fasih lisan─▒; o p─▒r─▒l p─▒r─▒l haliyle ─░slamiyet ├ólem-i manevisinin g├╝ne┼či, temeli, hendesesi; ahiret ├ólemlerinin her ┼čeyi gayet a├ž─▒k ├žizgileriyle ortaya koyan mukaddes haritas─▒; Cenab-─▒ Hakk'─▒n z├ót, s─▒f├ót, esm├ó ve b├╝t├╝n muall├ó ┼če'nlerinin sesi-s├Âz├╝ ve en v├óz─▒h tefsiri, en kat'i beyan─▒; topyek├╝n insanl─▒k ├óleminin yan─▒ltmayan biricik m├╝rebbisi; varoldu─ču g├╝nden beri ─░sl├óm ├óleminin havas─▒, suyu, ziyas─▒ ve b├╝t├╝n ├ólemlerin Rabbi, Hal─▒k─▒ bir Zat-─▒ Ecell ├╝ A'l├ó'n─▒n kelam─▒, ferman─▒, hitab─▒d─▒r ki, nazm─▒ ve manas─▒ itibariyle de pek ├žok derinlikleri bulunan b├Âyle bir kitab─▒n terc├╝me yoluyla ba┼čka bir dile aktar─▒lmas─▒ m├╝mk├╝n olmasa gerek...

Z├ót├« s─▒fatlar─▒ndan biri de Kel├óm, yani konu┼čma olan Allah Teal├ó kullar─▒na de─čer vererek peygamberleri vas─▒tas─▒yla onlara hitap etmi┼čtir. O, Kendisinin onlara hitab─▒ ile yetinmeyip yarat─▒klar─▒n─▒n dualar─▒n─▒, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. B├Âylece, iki taraf─▒n kar┼č─▒l─▒kl─▒ konu┼čmas─▒ demek olan diyalogu ger├žekle┼čtirir. Kel├óm ilmi ├ólimlerinin 'et-tenezz├╝latu'l-il├óhiyye il├ó ukuli'l-be┼čer' dedikleri kabilden olan bu konu┼čmay─▒ ger├žekle┼čtirmek i├žin O, insanlar─▒n lisanlar─▒nda bulunan kelimeleri kullanma l├╝tfunda bulunur. Zira bildirilmesi matlup olan hususlar─▒ insanlara anlatman─▒n ba┼čka yolu yoktur. Allah, 'ihtimam'la yaratt─▒─č─▒ insandan vazge├žmez. Nitekim O: 'Siz haktan y├╝z ├ževiren bir topluluksunuz diye, Kur'├ónla size ger├žekleri hat─▒rlatmaktan vaz m─▒ ge├žece─čiz? ' (Zuhruf, 43/5) buyurmaktad─▒r.

Kur'├ón-─▒ Hak├«m ba┼č─▒ndan sonuna kadar Cenab-─▒ Allah'tan yarat─▒klara, yarat─▒klar─▒ndan da Allah'a olan bu diyalogu tescil etmektedir. Peygamberler, melekler, ┼čeytan, genel olarak b├╝t├╝n insanlar, t├╝m M├╝sl├╝manlar, Ehl-i Kitap (├él-i ─░mran, 3/71, 99), Yahudiler (Bakara, 2/55; Cuma, 62/6), H─▒ristiyanlar (├él-i ─░mran, 3/59) gibi ├╝mmetler, fert olarak insanlar, hatt├ó Firavun gibi azg─▒n din d├╝┼čmanlar─▒ bu diyalogdan hissedar olmu┼člard─▒r. Hatta bal ar─▒s─▒ gibi hayvanlar─▒n bile bu hitaptan nasipleri vard─▒r.

Bu s─▒rdand─▒r ki Hak Teal├ó di─čer muhtelif ├╝mmetlere bazen do─črudan do─čruya hitap ederek (Bakara, 2/40: 'Ey ─░srail o─čullar─▒!'), bazen peygamberleri vas─▒tas─▒yla konu┼čmu┼č, bazen m├╝'minlere: 'Onlara ┼č├Âyle deyiniz'' (├él-i ─░mran 84 (') Kul ├ómenna bill├óhi) buyurmak suretiyle bu diyalogu ger├žekle┼čtirmi┼čtir. Bunlardan Ehl-Kitaba y├Ânelik baz─▒ hitaplardan misaller vermek suretiyle konuyu daha iyi a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼čal─▒m:

1- Mekk├« d├Ânemin sonlar─▒nda n├ózil olan ┼ču ├óyette Ehl-i Kitap ile yap─▒lmas─▒ emr edilen ┼ču muhavere en ideal bir davran─▒┼č n├╝munesini sergilemektedir: 'Hak-s─▒zl─▒─ča sapanlar─▒ d─▒┼č─▒nda Ehl-i Kitap'la en g├╝zel olan ┼čeklin d─▒┼č─▒nda bir tarzla m├╝cadele etmeyin ve onlara ┼č├Âyle deyin: 'Biz, hem bize indirilen Kitaba, hem size indirilen Kitaba iman ettik.' (Ankeb├╗t, 29/46) Ne kadar m├╝samahak├ór olursa olsun, hi├žbir insan zulme tahamm├╝l edemez ve etmemelidir. Bu itibarla Kur'├ón zalim olmayanlarla en g├╝zel bir tarzda g├Âr├╝┼čmeyi tavsiye buyurmaktad─▒r. B├Âylece en makul ve nazik bir s├Âylem ile: 'Sizin kitab─▒n─▒z da hak kitap, ayn─▒ ─░lah'a ibadet ediyoruz. O'na itaat esas─▒nda birle┼čti─čimize g├Âre, dinin asl─▒nda beraberiz. Bu ├žer├ževede, bir arada ya┼čayabilir ve konu┼čabiliriz' mesaj─▒ verilir. 'Bu ifade M├╝sl├╝manlar─▒n onlarla iyi ge├žinmelerinin ilkesel gerek├žesini ortaya koymaktad─▒r. Zira -putperest Arap'lar─▒n aksine- M├╝sl├╝manlarla Ehl-i Kitap aras─▒nda bir inan├ž yak─▒nl─▒─č─▒ bulunmakta, yani M├╝sl├╝manlar onlar─▒n Kitaplar─▒n─▒n hak kitap oldu─čunu kabul ettikleri gibi temelde ul├╗hiyyet konusunda da onlarla ayn─▒ inanc─▒ payla┼čmaktad─▒rlar. Ehl-i Kitap'taki tevhid ilkesine ayk─▒r─▒ inan├žlar, onlar─▒n dinlerinin asl─▒nda bulunmay─▒p sonradan ortaya ├ž─▒km─▒┼č bir sapmad─▒r. Sonu├ž olarak M├╝sl├╝manlar─▒n temel inan├ž konular─▒nda kendileriyle ayn─▒ ├žizgide g├Ârd├╝kleri Ehl-i Kitab'─▒ d├╝┼čman bilmeleri anlams─▒zd─▒r. M├╝sl├╝manlarla Ehl-i Kitap aras─▒nda daha sonra ba┼č g├Âsteren ├žat─▒┼čmalar, M├╝sl├╝manlardan kaynaklanm─▒┼č de─čildir. Nitekim tarih├« bilgiler de bunu do─črulamaktad─▒r. Bu a├ž─▒klama-lar dikkate al─▒nd─▒─č─▒nda, haks─▒zl─▒─ča sapanlar d─▒┼č─▒nda Ehl-i Kitap'la iyi ge├žinmeyi emreden bu ├óyetin, sava-┼ča izin veren daha sonraki ├óyetlerle nesh edildi─čini ileri s├╝ren g├Âr├╝┼č├╝n de isabetli olmad─▒─č─▒ ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r. Zira bu ├óyetin '─░├žlerinden haks─▒zl─▒─ča sapanlar d─▒┼č─▒nda' ┼čeklindeki istisna b├Âl├╝m├╝, zaten gerekti─činde sava┼čmaya kadar varacak olan sertli─če sertlikle mukabele yolunu a├ž─▒k tutmaktad─▒r. Nitekim m├╝fessirler de bu y├Ânde yorumlar aktarm─▒┼člard─▒r (Mesel├ó bk. Taberi, XXI, 2; ─░bn Kesir, VI,292; nakl: D─░B, Kur'├ón Yolu, Ankebut, 29/46 tefsiri, IV, 258).

Kur'├ón, Ehl-i Kitab'a mensup olanlar─▒n yapt─▒klar─▒ baz─▒ k├Ât├╝ i┼čleri zaman zaman tenkit ederek onlar─▒ terk etmelerini ister. Ezc├╝mle: Allah'a iman etmek i├žin O'nu a├ž─▒k├ža g├Ârmeyi ┼čart ko┼čmalar─▒ (Bakara, 2/55), s─▒rf terslik olsun diye Allah'─▒n emrini de─či┼čtirmeleri (Bakara, 2/58-59), O'na kar┼č─▒ nank├Ârl├╝kleri (Bakara, 2/61), s─▒─č─▒r kesme emrine kar┼č─▒ direnmeleri (Bakara, 2/67-71), O'ndan ahid alma, Allah'─▒n evlatlar─▒ ve sevgili kullar─▒ olduklar─▒na dair iddialar─▒ (Bakara, 2/80, M├óide, 5/18), Allah'a ├žocuk isnat etmeleri (Bakara, 2/116), Hz. ─░sa ile Hz. Meryem'i tanr─▒la┼čt─▒rmalar─▒ (M├óide, 5/116), din ├Ânderlerini Rab edinmeleri (Tevbe, 9/31) tenkit ve red edilir. Bunlar, onlar─▒n ├žo─čunun veya bir k─▒sm─▒n─▒n yapt─▒─č─▒ k├Ât├╝l├╝klerdir. Bunu yapanlar─▒n d─▒┼č─▒nda kalanlar, bu k├Ât├╝l├╝kleri benimsemedik├že bu hitaba dahil ve onlardan sorumlu olmazlar.

2- ┼×u ├óyet-i kerimeler, Ehl-i Kitab'─▒n hepsinin m├╝-savi, yani ayn─▒ durumda olmad─▒klar─▒n─▒ belirtir: 'Ehl-i Kitab'─▒n hepsi bir de─čildir. Onlar─▒n i├žinde ├Âyle dosdo─čru bir cemaat vard─▒r ki, Allah'─▒n ├óyetlerini okuyarak secdelere kapan─▒rlar. Bunlar Allah'─▒ ve ahireti tasdik eder, iyili─či yayar, k├Ât├╝l├╝kleri ├Ânler ve hay─▒rl─▒ i┼člere yar─▒┼č─▒rcas─▒na ko┼čarlar. ─░┼čte onlar salihlerdendiler. Yapt─▒klar─▒ hay─▒r ve iyiliklerden m├╝k├ófats─▒z kalan bir tek iyilik bile bulunmayacakt─▒r. Allah, g├╝nahlardan sak─▒nanlar─▒ pek iyi bilir.' (├él-i ─░mran, 3/113-115)

├él-i ─░mr├ón 110. ├óyette 'Ehl-i Kitap da bu ┼čekilde inansayd─▒ elbette kendileri i├žin iyi olurdu. ─░├žlerinden iman edenler varsa da, ekserisi dinden sapm─▒┼č fas─▒klard─▒r.' buyurulur. Onlardan fas─▒klar─▒n s─▒fatlar─▒ bildirilince m├╝'minlerinden bahs etmek ─░l├óh├« adalet icab─▒d─▒r. ─░┼čte bundan ├Ât├╝r├╝, az sonra, 'Ehl-i Kitab'─▒n hepsi bir de─čildir (')' ├óyetleri zikr edilmi┼čtir. Taberi der ki: 'Ehl-i Kitap, kendi i├žlerinde m├╝savi de─čildirler. Salah ve fesatta, hay─▒r ve ┼čerde farkl─▒d─▒rlar.' Sonra Allah Teal├ó, onlardan m├╝'min ve k├ófir gruplar─▒n m├╝savi olmad─▒klar─▒n─▒ haber verdi. Fas─▒k grubun birtak─▒m k├Ât├╝ vas─▒flar─▒n─▒ s─▒ralad─▒ktan sonra 'Onlar i├žin-de ├Âyle dosdo─čru bir cemaat vard─▒r ki, Allah'─▒n ├óyetlerini okuyarak secdelere kapan─▒rlar (')' buyurarak Ehl-i Kitap'tan m├╝'min ve k├ófirler hakk─▒nda haber vermeye ba┼člam─▒┼č ve onlar─▒ methetmi┼čtir.' (Taberi, Camiu'l-Beyan, ├él-i ─░mran, 113 tefsirinde 3, 51). Taberi, ├óyette an─▒lanlardan maksad─▒n Ehl-i Kitap'tan olup ─░sl├óm'a girenler oldu─ču tefsirini de nakletmekle beraber, kendi tercihinin, birinci s─▒rada nakl etti─či tefsir oldu─čunu tasrih eder (c: 3, s: 54). Razi de ├Ânce, daha yayg─▒n g├Âr├╝┼č├╝ naklettikten sonra, Taberi'nin tercih etti─či tefsiri nakleder ve, 'Allah Teal├ó ├Ânceki ├óyette Ehl-i Kitab'─▒ birtak─▒m mezmum s─▒fatlarla tavsif edince, b├╝t├╝n Ehl-i Kitab'─▒n ayn─▒ olmay─▒p i├žlerinden iyi s─▒fatlarla ve makbul hasletlerle muttas─▒f kimselerin de bulundu─čunu beyan etmek i├žin bu ├óyeti zikr etmi┼čtir.' der (Mef├ót├«hu'l-─×ayb, ├él-i ─░mran 113'├╝n tefsirinde).

Bu cemaatin Abdullah ibn Sel├óm, Sa'lebe ibn Said, ├ťseyd ibn Said gibi ─░sl├óm'a giren Yahudiler oldu─ču s├Âylenmi┼čtir. Bu tefsir, Taberi taraf─▒ndan ─░bn Abbas (r. a.)'a nisbet edilmi┼čtir. Tabi├«nden Katade ise: 'O ├╝mmetin hepsi sapm─▒┼č olmay─▒p, onlar i├žinde Allah Teal├ó'n─▒n korudu─ču bir grup da vard─▒r.' demi┼čtir. Bu man├óda ─░bn Abbas (r.a)'a atf edilen bir tefsir de vard─▒r. Birinci tefsirde ┼č├Âyle bir zorluk bulunmaktad─▒r: ─░sl├óm'a girenlere art─▒k Ehl-i Kitap denilmez. Olsa olsa bunu ┼č├Âyle izah etmek gerekir: Dinlerinden bir k─▒s─▒m hakikatleri muhafaza edip onunla amel edenler, Hz. Muhammed (s.a.s)'den ├Ânce bu makbul durumu haiz olmu┼člard─▒. Ama daha sonra ─░sl├óm ile tan─▒┼č─▒nca onu kabul ettiler.

Baz─▒ m├╝fessirler bu ├óyetteki ├Âvg├╝n├╝n, ancak ├ťmmet-i Muhammed'e olabilece─či d├╝┼č├╝ncesinden hareketle bu ├óyette 'Ehl-i Kitab'a ├ťmmet-i Muhammed'in da dahil oldu─čunu s├Âylemi┼člerdir. Fakat bu yorum, Kur'├ón'─▒n kullan─▒┼č─▒ ile uyum sa─člamaz. Muhammed Re┼čid R─▒za diyor ki: '├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki m├╝fessirlerimizin ├žo─ču, Ehl-i Kitap i├žinde Allah'a iman eden ve makbul i┼čler yapan kimselerin bulunabilece─čini anlamakta g├╝├žl├╝k ├žekmi┼čler, bu sebepten de bu ve benzeri ├óyetleri a├ž─▒klamakta tutars─▒z ┼čeyler s├Âylemi┼člerdir. Muhammed Abduh bu ├óyetin tefsirinde dedi ki: 'Bu ├óyet ger├že─či a├ž─▒klamakta ve mezk├╗r yanl─▒┼č anlamay─▒ izale etmede ─░l├óhi adaleti dile getiren bir prensibi belirtmektedir. Bu ├óyet b├╝t├╝n peygamberlerin, Allah'─▒n tek dini olan ─░sl├óm'─▒ tebli─č etti─čine delildir. Keza bu dini benimseyen, samimi olarak onunla amel eden, marufu emr edip m├╝nkerden sak─▒nd─▒ran kimselerin salihlerden olduklar─▒na del├ólet etmektedir. Bu adalet, Ehl-i Kitap taraf─▒ndan ileri s├╝r├╝lebilecek bahaneyi de ortadan kald─▒rmaktad─▒r. ┼×ayet b├Âyle bir ├óyet olmasayd─▒ onlardan, kendilerini samimi m├╝'min bilip hay─▒rl─▒ i┼čler yapan, iyilikler yap─▒p da k├Ât├╝l├╝kleri ├Ânlemeye ├žal─▒┼čanlar ┼č├Âyle diyebilirlerdi: 'E─čer Kur'├ón ger├žekten Allah'─▒n Kitab─▒ olsayd─▒, bizi fas─▒klarla, dinden sapanlarla bir tutmazd─▒.. ├ç├╝nk├╝ biz ger├žek, samimi m├╝'miniz.' Ayr─▒ca burada onlar─▒ istimale yani ─░sl├óm'a te┼čvik ve ├╝mmetler aras─▒ndaki tefrikaya son verme vard─▒r. Bu taassup, mukabil tarafta olan─▒n fazilet ve meziyetini itiraf etmek istemez. (') Zahir olan ┼čudur ki, daha ├Ânceki ├óyet gibi bu ├óyet de kendi dinlerine tabi olan Ehl-i Kitap hakk─▒ndad─▒r. Bu ├óyette bildirilen m├╝'minleri '─░sl├óm'a giren Ehl-i Kitap' olarak tefsir eden S├╝yuti ve di─čer baz─▒ m├╝fessirlerden farkl─▒ olarak biz b├Âyle anl─▒yoruz. Zira M├╝sl├╝manlar 'Ehl-i Kitap' vasf─▒ ile de─čil, 'm├╝'minler' olarak medh olunurlar.' (Tefs├«rul-Menar, ├él-i ─░mran 113'├╝n tefsirinde, 4: 72).

Daha sonra M. Re┼čid R─▒za ┼č├Âyle devam eder: 'Ehl-i Kitap'tan bir grubun dinlerinde hak ├╝zere istikamette olmalar─▒, bu s├╗renin ba┼č─▒nda Tevrat ve ─░ncil'in k─▒smen zayi veya tahrife maruz kald─▒─č─▒n─▒ bildirmemizle bir ├želi┼čki te┼čkil etmez. Nitekim S├╝nnet'in bir k─▒sm─▒na vak─▒f olup baz─▒ hadis-i ┼čerifleri ezberleyen ve onlarla amel eden, onlara tam sar─▒lan M├╝sl├╝manlar hakk─▒nda 'S├╝nnet'le kaim ve hadisle amil' denilebilir. Oysa hadisler i├žinde lafzen olmay─▒p man├ós─▒yla nakl edilenler, zaif hatta mevzu olanlar da vard─▒r. Hatta baz─▒ Ha┼čeviyye gibi ├óyet ve hadisleri manen tahrif ederek kendi g├Âr├╝┼člerini reva├žland─▒rmaya ├žal─▒┼čanlar da bulunmaktad─▒r. ├éyetin devam─▒n─▒ ise bizim tercih etti─čimiz yoruma g├Âre ┼č├Âyle anlamaktay─▒z: 'Onlar, dinlerinde bulunan m├╝nacat, zikir, ilahi ve dualar─▒ okurlar. Bu ilahiler onlar─▒n kitaplar─▒nda -├Âzellikle Hz. Davud'un Mezmurlar─▒nda- bolca mevcuttur' ve m├╝teakiben Mezmurlar 36, 5-13; 25, 1-6 b├Âl├╝mlerini iktibas eder ve ┼č├Âyle ilave eder: 'Bu kabil zikir ve dualar─▒ ├žoktur. Edip bir Arap onlar─▒n ├╝sluplar─▒nda garabet g├Âr├╝rse, bunlar─▒n, zay─▒f terc├╝melerden ibaret olup Ehl-i Kitab'─▒n kendi lisanlar─▒nda ├žok beli─č ve tesirli oldu─čunu d├╝┼č├╝nmelidir.'

M. Re┼čid R─▒za ├óyetin devam─▒ndaki 'Bunlar Allah'─▒ ve ahireti tasdik eder (')' k─▒sm─▒n─▒ da ┼č├Âyle tefsir eder: 'Onlar g├Ân├╝lden iman eder ve bu iman, Allah'─▒ tam man├ós─▒yla tazim etmelerini ve ahiret i├žin haz─▒rl─▒k yapmalar─▒n─▒ sa─člar. Yoksa hemcinslerinin ekserisi gibi, sahibinin gurur ve iddiadan ba┼čka bir hissesi olmayan etnik bir iman tarz─▒nda inanmazlar (Bu son c├╝mlenin alt─▒n─▒ R. R─▒za kendisi ├žizmektedir). '─░yili─či yayar, k├Ât├╝l├╝kleri ├Ânlerler' c├╝mlesinin tefsirinde de: 'Tarihin de bildirdi─či ├╝zere, ├╝mmetlerine f─▒sk ve bozukluk galip oldu─čundan, ├╝mmet ├žap─▒nda yank─▒ uyand─▒rmasa da, kendi hususi dairelerinde emr-i bi'l-maruf ve nehy-i m├╝nker yaparlar.' 'V'Allahu al├«mun bi'l-m├╝ttakin' hakk─▒nda da: 'Allah onlar─▒ amellerine ve i├žlerindeki niyetlerine, ger├žek imanlar─▒na ve iman─▒n semerelerini bozmaktan ka├ž─▒nmalar─▒na g├Âre ├Âd├╝llendirir. ─░┼čte b├Âyle olanlar kurtulurlar. ┼×u halde din ─▒rk├ž─▒l─▒─č─▒na (el-qavmiyye'd-diniyye) itibar olunmaz. Muteber olan, imanla beraber olan takvad─▒r' (A.g.e., 4, 71-74). Tefsirlerin ├žo─ču, ├óyet-i kerimede ge├žen 'min ehli'l-kitabi ├╝mmet├╝n ' toplulu─čunu '─░sl├óm'a giren Ehl-i Kitap' ┼čeklinde yorumlam─▒┼člard─▒r. Mesel├ó son d├Ânemde M─▒s─▒r'da bir hey'et taraf─▒ndan yaz─▒lan Tefsiru'l-Vasit de b├Âyle yorumlar (Tefsiru'l-Vasit, Kahire, 1974).

T├╝rkiye'de Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒'nca yay─▒nlanan tefsir ise, ├óyeti zahirinden anla┼č─▒lan tarzda yorumlar: '├ľnceki ├óyetlerde k├Ât├╝ davran─▒┼člar─▒ ve vas─▒flar─▒ sebebiyle Ehl-i Kitap k─▒nand─▒ktan sonra burada, hepsinin ayn─▒ olmad─▒─č─▒na, i├žlerinde g├╝zel ahl├ók ve iyi nitelikler ta┼č─▒yan kimselerin de bulundu─čuna dikkat ├žekilmi┼čtir (') Kur'├ón ├Âl├ž├╝lerine g├Âre kim zerre kadar hay─▒r i┼člerse ahirette onun kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝r (bk. Zilzal 99/7-8). Nitekim Y├╝ce Allah 113 ve 114. ├óyetlerde Ehl-i Kitap'tan samimi olarak iman edip salih amel i┼čleyenleri ├Âvd├╝kten sonra 115. ├óyette onlar─▒n yapt─▒klar─▒ hay─▒rl─▒ i┼člerin kesinlikle zayi edilmeyece─čini, kar┼č─▒l─▒ks─▒z b─▒rak─▒lmayaca─č─▒n─▒ ifade buyurmaktad─▒r. ├éyetin 'Allah k├Ât├╝l├╝kten sak─▒nanlar─▒ bilir' mealindeki son c├╝mlesi, riyak├órlarla samimi m├╝'minlerin birbirinden ay─▒rt edilece─čine, riyak├órlar─▒n g├Âr├╝n├╝┼čteki imanlar─▒n─▒n kendilerine hi├žbir fayda sa─člamayaca─č─▒na i┼čaret eder. Y├╝ce Allah'─▒n samimi olarak iman eden Ehl-i Kitab'a b├Âyle l├╝tufkar muamelesi, ─░sl├óm'─▒n evrenselli─či a├ž─▒s─▒ndan son derece anlaml─▒d─▒r. Zira kendilerini Allah'─▒n ├žocuklar─▒ ve sevgilileri sayan (Maide 5/18), ahiret yurdunu ba┼čkalar─▒ i├žin de─čil sadece kendileri i├žin haz─▒rlanm─▒┼č bir yurt kabul eden ve Yahudiler yahut H─▒ristiyanlardan ba┼čka hi├ž kimsenin Cennet'e giremeyece─čini iddia eden (Bakara 2/111) Ehl-i Kitab'─▒n egoizmine kar┼č─▒l─▒k Kur'├ón, onlardan samimi iman sahibi olanlar─▒n yapaca─č─▒ en k├╝├ž├╝k bir hayr─▒n dahi kar┼č─▒l─▒ks─▒z b─▒rak─▒lmayaca─č─▒n─▒ haber vermektedir' (Kur'├ón Yolu, 5: 486).

3- Hadid S├╗resi'nin son k─▒sm─▒nda yer alan bir ├óyette ┼č├Âyle buyurulur: 'Ey iman edenler! Allah'a kar┼č─▒ gelmekten sak─▒n─▒n ve O'nun peygamberine inan─▒n ki, O size rahmetinden iki hisse versin ve size ─▒┼č─▒─č─▒nda y├╝r├╝yece─činiz bir nur l├╗tfetsin ve g├╝nahlar─▒n─▒z─▒ affetsin. Allah'─▒n aff─▒ ve merhameti boldur' (Had├«d, 57/28). Bu hitab─▒n, daha ├Ânceki peygamberlere iman edenlere y├Ânelik oldu─ču bir ├žok tefsirde yer almaktad─▒r. Ezc├╝mle ─░bn A┼čur ┼č├Âyle diyor: 'Kur'├ón'da galip olan kullan─▒l─▒┼č 'iman edenler'in Hz. Muhammed (s.a.s.)'e iman edenlerin lakab─▒ olmas─▒d─▒r. Fakat bu ├óyet, bir ├Ânceki ├óyette Hz. ─░sa (a.s.)'a tabi olanlardan bahs eden ├óyetten sonra gelince, bundan hem lakabi anlam (Hz. Muhammed'e iman edenler), hem de l├╝gavi geni┼č anlam (b├╝t├╝n iman edenler, burada Hz. ─░sa'ya iman edenler) ┼čeklinde iki ihtimal bulunmaktad─▒r. En zahir olan, burada her iki ihtimalin de maksud olmas─▒d─▒r. B├Âylece samimi H─▒ristiyanlar da bu hitaptan nasiplerini al─▒rlar. O da, daha ├Ânce Hz. ─░sa (a.s.)'a iman edenlerin, Hz. Muhammed (s.a.s)'e iman etmeye davet edilmeleridir. Bundan maksat ┼čudur: 'Ey Hz. ─░sa'n─▒n ┼čeriat─▒na samimi olarak iman edenler! Allah'─▒n cezas─▒ndan korkun da taassubu, hasedi, suizann─▒ b─▒rak─▒p Muhammed'e de iman edin!' (Tefsiru't-Tahrir ve't-Tenvir, 27, 427). F. Razi, ─░bn Atiye ve Zemah┼čeri de bu ├óyetin Ehl-i Kitab'a hitap etti─či g├Âr├╝┼č├╝ndedirler.

M. Hamdi Yaz─▒r da ┼č├Âyle der (Hak Dini Kur'├ón Dili, Had├«d 28'nin tefsirinde): 'Ey iman edenler! Yani ge├žen peygamberlere iman edip de verdikleri s├Âz├╝ tutan ve b├Âylece de m├╝k├ófata hak kazanan m├╝'minler! ┼×imdi Allah'tan korkun, o fas─▒klar─▒n durumuna d├╝┼čmekten sak─▒n─▒n da Res├╗l├╝ne iman edin, yani son g├Ânderdi─či Res├╗l├╝ Muhammed Mustafa'ya iman edin ki size rahmetinden iki pay versin. ─░bn Cerir'in Ebu Musa el E┼č'ari'den rivayet etti─či bir hadiste Res├╗lullah (s.a.s) buyurmu┼čtur ki: '├ť├ž ki┼či iki kere m├╝k├ófata nail olur: ├ľnceki ve sonraki kitaba iman eden adam, ve bir cariyesi olup da onu g├╝zel bir terbiye ile terbiye ettikten sonra h├╝rriyetine kavu┼čturup nikah─▒na alan adam (')' (Buhar├«, '─░lim', 31; M├╝slim, '─░man', 241).
Bu tefsir Abdullah ibn Abbas'a ait olup Tabi├«nden Dahhak ve ba┼čkalar─▒ da buna kat─▒lm─▒┼čt─▒r. Taberi'nin tercihi de b├Âyledir (─░bn Kesir, Hadid 28'in tefsirinde). Bu ├óyet, Ehl-i kitab'─▒n Hz. Muhammed'e inanmalar─▒n─▒ istemektedir. Fakat onlar─▒ m├╝'min kabul edip imanlar─▒n─▒ kemale erdirmeleri i├žin Allah'─▒n son Peygamberine de inanmalar─▒n─▒ istemekte, b├Âyle yaparlarsa iki m├╝k├ófata nail olacaklar─▒n─▒ belirtmektedir. Yani bir taraftan onlar─▒n ├Ânceki peygamberlere inanmalar─▒n─▒ takdir edip onlara m├╝'min s─▒fat─▒n─▒ verme, di─čer taraftan son Peygamber'e de inanmakla m├╝k├ófatlar─▒n─▒ iki kat─▒na ├ž─▒karmaya te┼čvik etme vurgulanmaktad─▒r. B├Âylece dinini terk edip tamamen ba┼čka bir dine ge├žme psikolojisinden onlar─▒ kurtar─▒p; Allah'a, peygamberlere, meleklere, kitaplara, ahirete ve kadere inanmak gibi iman─▒n b├╝t├╝n esaslar─▒na zaten inanan o din mensuplar─▒n─▒n son Peygamber'e de iman ederek dinlerini kemale erdirmeleri istenmektedir. Bunun o muhataplar─▒ b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de rahatlatt─▒─č─▒n─▒ ve diyalogda, muhatab─▒nda mevcut olan bir de─čeri kabul etmenin olduk├ža ├Ânemli bir yeri oldu─čunu belirtmek gerekir.

4- 'De ki: Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aram─▒zda m├╝┼čterek ve adil olan ┼ču ilkede anla┼čal─▒m: Allah'tan ba┼čkas─▒na ibadet etmeyelim, hi├žbir ┼čeyi O'na ortak ko┼čmayal─▒m; kimimiz kimimizi Allah'tan ba┼čka Rab edinmesin.' E─čer bu daveti red ederlerse: 'Bizim, Allah'─▒n emirlerine itaat eden m├╝'minler oldu─čumuza ┼čahid olun!' deyin' (├él-i ─░mran, 3/64). Bu ├óyet Kur'├ón'─▒n, insanlar─▒ birbirlerine rabt edecek birlik noktalar─▒ g├Âstermesine ve o gizli cevherleri i┼čletmesine m├╝kemmel bir ├Ârnektir. Merhum M. Hamdi Yaz─▒r bu ├óyetin tefsirinde ┼č├Âyle der: 'Burada ├že┼čitli vicdanlar─▒n, muhtelif milletlerin, farkl─▒ dinlerin, ├že┼čitli kitaplar─▒n temelli bir vicdanda, hak bir s├Âzde nas─▒l birle┼čebilecekleri, ─░sl├óm'─▒n insanl─▒k ├óleminde ne kadar geni┼č, ne kadar a├ž─▒k, ne kadar do─čru bir hidayet yolu, bir h├╝rriyet kanunu ├Â─čretmi┼č oldu─ču ve art─▒k bunun, Arap ve Arap olmayana mahsus olmad─▒─č─▒ tam olarak g├Âsterilmi┼čtir. 'Ell├ó na'bude illellahe (') min d├«nillah' c├╝mlesinde toplanan vicdani birlikten daha geni┼č, daha h├ókim hi├žbir vicdan bulmak m├╝mk├╝n de─čildir ki onun arkas─▒na d├╝┼č├╝ls├╝n. Dini geli┼čmeler vicdanlar─▒n ayr─▒l─▒k ifade eden ├Âzelliklerinde de─čil, b├╝t├╝nl├╝─č├╝nde ve geni┼čli─čindedir. B├╝t├╝n h├╝rriyet ve e┼čitlik davas─▒n─▒n esas─▒, bu bir kelimede, bir vicdanda toplan─▒r. 'Kimimiz kimimizi Allah'tan ba┼čka Rab edinmesin.' ─░┼čte h├╝rriyet ve e┼čitlik davas─▒n─▒n b├╝t├╝n ├ž├Âz├╝m anahtar─▒ buradad─▒r. Birbirimizi Rab, Mevl├ó, mutlak h├ókim tan─▒mayal─▒m. B├╝t├╝n hareketlerimizi bir Hakk'─▒n emriyle ve Allah r─▒zas─▒yla ├Âl├želim. Allah'─▒ b─▒rak─▒p da O'nun gerisinde ve hakk─▒n d─▒┼č─▒nda bir ba─č─▒ml─▒l─▒k anla┼čmam─▒z olmas─▒n. Hepimiz Allah'a kul olal─▒m ve kendimizi ancak O'na boyun e─čmi┼č bilelim, birbirimize ancak bu a├ž─▒dan uyal─▒m ve ba─članal─▒m, hi├ž birimizin hakk─▒na tecav├╝z etmeyelim. As─▒l anla┼čma ve as─▒l vicdan, bir Allah'─▒n emrine uyma olunca, her anla┼čmazl─▒k, hak d├╝┼č├╝ncesi ve hak kanunu ile ├ž├Âz├╝mlenir. Ve hi├žbir kimsenin ┼čahsi iste─či h├ókim olmaz. Buna g├Âre, ─░sa'y─▒ da Rab tan─▒mayal─▒m, onu da Allah'─▒n bir kulu ve el├žisi tan─▒yal─▒m. Ayn─▒ ┼čekilde papalar, krallar, ba┼čkanlar, hep b├Âyle! Birbirine Allah'a itaatlar─▒ ve hakk─▒ ara┼čt─▒rmalar─▒ a├ž─▒s─▒ndan bakal─▒m.' (Hak Dini Kur'├ón Dili, 3, 387-388, Al-i ─░mran, 64 tefsirinde).

Monoteist, yani Tek ─░l├óh'a inanmay─▒ temel ├Âzellikleri kabul eden Tevrat ve ─░ncil mensuplar─▒n─▒n bu daveti red etmemeleri gerekir. 'Allah'─▒n birli─či akidesi; Musevilik, H─▒ristiyanl─▒k ve ─░sl├óm'─▒n de─či┼čmez ve kesin akidesidir.' (D. Mason, Le Coran et la revelation judeochretienne, Paris, 1958, 1, 32). Tevrat'─▒n a├ž─▒k├ža bildirdi─či ├╝zere: 'Tanr─▒ Yahve'dir ve O'ndan ba┼čka tanr─▒ yoktur' ('Tekvin', 4: 35, 39). 'Dinle ─░srail! Tanr─▒m─▒z Yahve'dir ve O tektir' ('Tensiye', 6, 4). Tevrat ve ─░ncil uzmanlar─▒ndan G. Lagrange ┼č├Âyle der: 'Eski ve Yeni Ahid'in b├╝t├╝n sayfalar─▒ tevhid inanc─▒n─▒ dile getirir.' (De Deo Uno, s.240'dan D. Mason, a.g.e., 1, 31). H─▒ristiyanlar─▒n kredosu (ament├╝s├╝): 'Ben, bir tek Tanr─▒'ya inan─▒r─▒m' diye ba┼člar. 1215 y─▒l─▒ndaki Latran Konsili bu akide hakk─▒nda ┼ču a├ž─▒klamay─▒ getirir: 'Biz kesin olarak inan─▒r─▒z ki, ger├žek Tanr─▒ bir tektir, her ┼čeyin esas─▒d─▒r.' (a.g.e., 1: 32).

5- 'Sana da ├Ânceki kitaplar─▒ hem tasdik edici, hem de denetleyici olarak bu Kitab─▒, ger├že─čin ta kendisi olarak indirdik. O halde onlar─▒n (Ehl-i Kitab'─▒n) aralar─▒nda, Allah'─▒n sana indirdi─či ile h├╝kmet! Sana gelen bu hakikati terk edip de onlar─▒n keyiflerine uyma! Her biriniz i├žin bir ┼čeriat ve bir yol tayin ettik. E─čer Allah dileseydi hepinizi bir tek ├╝mmet yapard─▒. Fakat O, size verdi─či farkl─▒ ┼čeriatler dairesinde sizi imtihan etmek istedi─či i├žin ayr─▒ ayr─▒ ├╝mmetler yapt─▒. ├ľyle ise durmay─▒n, hay─▒rl─▒ i┼člerde birbirinizle yar─▒┼č─▒n! Zaten hepinizin d├Ân├╝┼č├╝ Allah'a olacak, O da hakk─▒nda ihtilaf etti─činiz ┼čeyleri size tek tek bildirecektir.' (Maide, 5/48).

Bu ├óyet genelde ┼č├Âyle anla┼č─▒l─▒r: Kur'├ón'dan ├Ânce her millete ayr─▒ bir ┼čeriat verilmi┼čti. Kur'├ón ile b├╝t├╝n hidayet yollar─▒ birle┼čti, her devrin, her milletin ihtiyac─▒ giderildi. Mesela ─░bn Kesir: 'Di─čer ┼čeriatlar bu ├óyetle mensuhtur' der.

Tevrat kendi d├Âneminde mutlak, ─░ncil d├Âneminde ─░ncil ile mukayyet olarak h├╝km edecek. Kur'├ón'─▒n n├ózil olmas─▒ndan sonra ise o iki kitap, ancak onunla kay─▒tl─▒ olarak h├╝km edebilecektir. Ve art─▒k Tevrat veya ─░ncil ile h├╝km├╝n mutlak olmas─▒ da bununla mukayyet bulunacakt─▒r.' (Hamdi Yaz─▒r, 3: 253-254).

Bu ├óyetin tefsiri ile ilgili olarak Usul-i F─▒k─▒h ilminde '┼×eriatu men kablena' delili tart─▒┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Baz─▒ m├╝├žtehitler 'li k├╝llin ┼čir'atun' c├╝mlesinden 'Bizim i├žin ayr─▒ bir ┼čeriat vard─▒r' anlam─▒n─▒ ├ž─▒karm─▒┼člard─▒r. Baz─▒lar─▒ ise Kur'├ón'da veya Hz. Peygamber'in hadislerinde kabul veya ret y├Ân├╝nde delalet bulunmayan h├╝k├╝mler konusunda, bizimkinden ├Ânceki ┼čeriatlar─▒n ┼čer'i bir delil olabilece─čini, onlar─▒n ge├žerli ve ba─člay─▒c─▒ olabilece─čini kabul etmi┼člerdir. Bu ikinci yorum, ─░sl├óm'─▒n daha ├Ânceki dinleri kucaklay─▒c─▒ vasf─▒n─▒ g├Âstermektedir. M├╝fessirlerin ekserisinin yapt─▒─č─▒ ├╝zere bu ├óyetten, M. Hamdi Yaz─▒r'─▒n ├Âzetledi─či gibi, Allah Teal├ó'n─▒n farkl─▒ zamanlarda farkl─▒ ┼čeriatler g├Ânderdi─čini, her birinin kendi devirlerinde mutlak, sonraki devirde ise s─▒n─▒rl─▒ olarak h├╝k├╝mlerinin devam etti─čini, Kur'├ón'─▒n n├ózil olmas─▒yla, yeni amel├« h├╝k├╝mlerde ona tabi olunmas─▒ gerekti─čini anlamak gerekir.

'Allah dileseydi sizi bir ├╝mmet yapard─▒' c├╝mlesinden maksat, her dini mevcut ┼čekilleriyle onaylamak de─čildir. Zira Allah insanlara, ─░sl├óm dinine t├óbi bir ├╝mmet te┼čkil etmelerini emretmi┼čtir. Fakat Allah'─▒n emri ayr─▒d─▒r, takdiri ayr─▒d─▒r. ─░nsanlar─▒ emretti─čine zorlamaz. Allah'─▒n hikmeti, do─čruyu ve e─čriyi se├žme hakk─▒n─▒ insanlar─▒n ak─▒llar─▒na b─▒rakm─▒┼čt─▒r. B├Âylece insanlar─▒n ak─▒llar─▒n─▒ ve kabiliyetlerini ├žal─▒┼čt─▒rmalar─▒n─▒ ve do─čru olan─▒ delilleriyle bilme hususunda yar─▒┼čmalar─▒n─▒ dilemi┼čtir. Do─čru inanc─▒ bulma ve onunla amel etme hususunda yar─▒┼čma sonucunda insan t├╝r├╝n├╝n fertleri aras─▒nda derecelenme ortaya ├ž─▒kar (─░bn A┼čur, Tefsir). Bu itibarla 'Fe'stebiku'l-hayr├ót' hitab─▒n─▒n, mevcut durumda din mensuplar─▒na y├Âneltilmi┼č oldu─ču d├╝┼č├╝n├╝lebilir. ├ľnceki ┼čeriatlardaki mensuh h├╝k├╝mlerin ge├žerli oldu─čunu onaylama anlam─▒na gelmeksizin: '├ľyleyse her biriniz faziletli i┼člerde yar─▒┼č─▒n─▒z, her biriniz kendisinin iyi oldu─čunu bildi─či i┼čleri ger├žekle┼čtirsin. Zaten hepinizin d├Ân├╝┼č├╝ Allah'a olacak, hakk─▒nda ihtilaf etti─činiz ┼čeylerin ger├žek mahiyetini O size tek tek bildirecektir' man├ós─▒ anla┼č─▒labilir. Diyalogda da taraflar birbirlerini kendi dinine girmeye zorlayamayaca─č─▒na g├Âre 'herkes hay─▒r, do─čru, g├╝zel, iyi bildi─či ┼čeyleri uygulamaya ├žal─▒┼čs─▒n.' Bunu sa─člamak, d├╝nya hayat─▒nda diyalogun b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de amac─▒na ula┼čt─▒─č─▒n─▒ g├Âsterir, d├╝nyada adaletin, bar─▒┼č─▒n, hay─▒r ve iyili─čin a─č─▒r basmas─▒na yard─▒mc─▒ olur. ─░nan├ž, ihlas, amel, davran─▒┼č bak─▒m─▒ndan notlar─▒n─▒ da ahirette g├Âreceklerini ifade eder. V'allahu a'lem.

Bir ├Ânceki ├óyette: '─░ncil'e tabi olanlar da Allah'─▒n onda indirdi─či h├╝k├╝mlerle h├╝km etsinler' buyrulmaktad─▒r. Daha ├Ânce de Tevrat'a tabi olanlar─▒n ondaki h├╝k├╝mlerle h├╝kmetmeleri bildirilmektedir (Maide, 5/43-45). Razi burada ┼č├Âyle bir soru sorup cevapland─▒rmaktad─▒r: '─░mdi e─čer, 'Kur'├ón'─▒n inmesinden sonra onlara, ─░ncil'deki h├╝k├╝mlere g├Âre h├╝kmetmelerini emretmek nas─▒l caiz olur?' denilir ise biz de deriz ki: 'Buna ┼ču bak─▒mlardan cevap verilebilir: a) Bundan murat '─░ncil ehli, Allah'─▒n o ─░ncil'de indirdi─či Hz. Muhammed (s.a.s)'in n├╝b├╝vvetine delalet eden delillerle h├╝kmetsinler' man├ós─▒d─▒r. Bu, Esamm'─▒n g├Âr├╝┼č├╝d├╝r. b) Ehl-i ─░ncil, Allah'─▒n o kitapta indirdi─či ve Kur'├ón ile nesh etmedi─či h├╝k├╝mlerle h├╝kmetsinler' demektir. c) Bundan murat, H─▒ristiyanlar─▒ -t─▒pk─▒ Yahudileri Tevrat'taki h├╝k├╝mleri saklamalar─▒ gibi- ─░ncil'deki ahk├óm ve haberleri de─či┼čtirmekten ve bozmaktan men etmektir. Buna g├Âre ├óyetteki 'h├╝kmetsin' emri ile 'Ehl-i ─░ncil, Allah'─▒n o ─░ncil'de indirdi─či ┼čeyleri, bozmadan ve de─či┼čtirmeden aynen indirdi─či ┼čekli ile ikrar etsinler' man├ós─▒ kastedilmi┼čtir (Mef├ót├«h, Maide 46'n─▒n tefsirinde).

6- Ehl-i Kitap ile diyalogu zorla┼čt─▒ran hususlarda ┼ču ├óyetler bulunmaktad─▒r:
'Ey iman edenler! Yahudi ve H─▒ristiyanlar─▒ veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onlar─▒ veli edinirse o da onlardand─▒r.' (Maide, 5/51).

'M├╝'minler, m├╝'minleri b─▒rak─▒p k├ófirleri veli edinmesinler. Kim b├Âyle yaparsa Allah ile ili┼či─čini kesmi┼č olur. Ancak onlar taraf─▒ndan gelebilecek bir tehlike olursa ba┼čka. Allah sizi Kendisine isyan etmekten sak─▒nd─▒r─▒r. D├Ân├╝┼č yaln─▒z Allah'ad─▒r.' (├él-i ─░mr├ón, 3/28). M├╝fessirlerin a├ž─▒klamalar─▒na bakacak olursak ┼čunlar─▒ g├Âr├╝r├╝z:

Taberi'nin tercihi ┼čudur: Allah Teal├ó, m├╝'minleri, Allah'a ve Res├╗l├╝'ne iman eden m├╝'minlerin aleyhine olarak kafirlere destek vermekten ve onlarla anla┼čma yapmaktan men etmektedir (Maide 51'in tefsirinde).

M├╝fessirler, mezkur ├óyetleri ┼ču ├óyetlerle birlikte ele al─▒rlar: 'Allah'a ve ahiret g├╝n├╝ne iman eden hi├ž bir toplulu─čun, Allah ve Res├╗l├╝n├╝n kar┼č─▒s─▒na ├ž─▒kan kimseleri -isterse o kimseler babalar─▒, evlatlar─▒, karde┼čleri ve s├╝laleleri olsun- sevdiklerini g├Âremezsin' (M├╝cadile, 58/22). 'Ey iman edenler! Benim de sizin de d├╝┼čmanlar─▒n─▒z─▒ veli edinmeyin. Onlar size gelen ger├že─či reddettikleri halde siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Res├╗lullah'─▒ ve sizi, s─▒rf Rabbiniz olan Allah'a inand─▒─č─▒n─▒z i├žin vatan─▒n─▒zdan kovuyorlar.' (M├╝mtehine, 60/1). 'Dininizden ├Ât├╝r├╝ sizinle sava┼čmayan, sizi yurdunuzdan ├ž─▒karmayan k├ófirlere gelince Allah, sizi onlara iyilik etmekten, adalet ve insaf g├Âzetmeden menetmez. ├ç├╝nk├╝ Allah adil olanlar─▒ sever. Allah sadece dininizden ├Ât├╝r├╝ sizinle sava┼čan, sizi yurdunuzdan kovan veya kovulman─▒za destek veren k├ófirleri veli edinmenizi yasaklar. Her kim onlar─▒ veli edinirse i┼čte onlar zalimlerin ta kendileridir' (M├╝mteh─▒ne, 60/8-9).

Veli: hami, koruyucu, m├╝ttefik, ki┼činin i┼člerini uhdesine alan, dost anlamlar─▒na gelir. M. Hamdi Yaz─▒r'─▒n bildirdi─čine g├Âre, ├ólimlerin ekserisi M├╝mtahine 8 ├óyetindeki yasaklaman─▒n, ellezine ism-i mevsul├╝n├╝n s─▒las─▒n─▒n ard─▒ndan zikr edilen iki s─▒fat─▒ (yani dinden ├Ât├╝r├╝ sava┼čmayan ve vatandan ├ž─▒karmayan) ta┼č─▒yan kafirler hakk─▒nda oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝ndedirler. Bu; z─▒mm├«, m├╝ste'men, m├╝nasebet kesilmeyen antla┼čmal─▒ ve bar─▒┼č yapanlar─▒n hepsini kapsam─▒na almaktad─▒r. M├╝'minler burada zikredilen gayr-i m├╝slim gruplardan hi├ž birine iyi davranmaktan ve ihsanda bulunmaktan men edilmi┼č de─čildirler (H. Yaz─▒r, M├╝mteh─▒ne 8'in tefisirinde). Nitekim Taberi de b├Âyle tefsir etmi┼čtir. ─░bn A┼čur Maide 51 ├óyetini ┼č├Âyle a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r: 'M├╝fessirler iki ┼čekilde tefsir etmi┼člerdir: a) Veli edinmek, k├ómil manas─▒yla veli edinmek olup onlar─▒n dinlerini tamamen benimseyip ─░sl├óm dininde kusur bulmak anlam─▒ndad─▒r. Nitekim ─░bn Atiyye 'Kim onlar─▒n akaidini ve dinlerini benimserse o da k├╝f├╝rde ve Cehennem'de ebedi kalmakta onlar gibi olur.' b)Yahut 'Fe innehu minhum' te┼čbih-i beli─č ile 'o da azaba m├╝stahak olmada onlardan biri gibi olur' demektir. ─░bn Atiyye der ki: 'Ama her kim, kendi iman─▒n─▒ bozmaks─▒z─▒n ve onlar─▒n akaidini benimsemeksizin, davran─▒┼člar─▒yla onlar─▒ desteklerse, o da onlara yap─▒lan ay─▒planmaya ve k├Ât├╝lenmeye dahil olur.' 'Ehl-i S├╝nnet ├ólimleri ittifak etmi┼člerdir ki k├╝fr├╝ benimseme ve s─▒rf ondan dolay─▒ k├ófirlere meyl etme durumu olmad─▒k├ža ki┼či (bu davran─▒┼člar─▒ sebebiyle) ─░sl├óm'dan ├ž─▒kmaz. Fakat b├Âyle yapmak b├╝y├╝k sap─▒kl─▒kt─▒r.' (─░. A┼čur, Maide 51'in tefsirinde).

Mezk├╗r ├óyetlerdeki nehiyler zimmi Ehl-i Kitab'a ┼čamil de─čildir. Zira onlar M├╝sl├╝manlarla 'lehum m├ó len├ó ve aleyhim m├ó aleyn├ó' durumundad─▒rlar. Onun i├žin onlarla evlenmek, onlarla ortakl─▒k kurmak, ticaret yapmak, hastalar─▒n─▒ ziyaret etmek gibi be┼čeri m├╝nasebetler caizdir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) hasta bir Yahudi genci ziyaret etmi┼č, onu m├╝sait g├Âr├╝nce kendisine ─░sl├óm'─▒ tebli─č etmi┼č, o da M├╝sl├╝man olmu┼čtu (Buhar├«, 'Merd├ó', 11). ─░sl├óm devlet y├Ânetiminin onlar─▒ korumas─▒, onlar─▒ eziyet ve g├╝vensizlikten emin tutmas─▒, onlardan d├╝┼čmana esir d├╝┼čen olursa esirlerini kurtarmas─▒ farzd─▒r. Zira onlar─▒n ahitlerinin ebedili─či cari oldu─ču gibi haklar─▒nda ─░sl├óm ahk├óm─▒n─▒n uygulanmas─▒ da ge├žerlidir. Bu haklar M├╝sl├╝manlar kadar zimmiler i├žin de ge├žerlidir (Cemaleddin el-Kas─▒m├«, Meh├ósin├╝'t-Te'vil, M├╝mteh─▒ne 22 tefsirinde: 16: 5730-5731). ─░bn Kayyim el-Cevziyye ┼č├Âyle der: 'Res├╗lullah sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Kitap'tan kendisini davet edenlerin davetine icabet eder, yemeklerinden yerdi. Bir defas─▒nda bir Yahudi onu arpa ekme─či yemeye davet etmi┼čti. M├╝sl├╝manlar Ehl-i Kitab'─▒n yemeklerinden yerlerdi. Hz. ├ľmer (r.a) M├╝sl├╝manlara, yanlar─▒ndan ge├žen Ehl-i Kitab'─▒ davet etmeyi ┼čart ko┼čmu┼čtu: 'Yediklerinizden onlara da yediriniz!' demi┼čti. Esasen Allah Teal├ó Kitab─▒nda bunu m├╝bah k─▒lm─▒┼čt─▒r. Hz. ├ľmer ┼×am'a gitti─činde oradaki Ehl-i Kitap yemek haz─▒rlay─▒p kendisini davet ettiler. O 'Yemek nerede?' deyince: 'Kilisede' dediler. Bunun ├╝zerine Hz. Ali (r.a)'a: 'Sen M├╝sl├╝manlar─▒ al ve oraya git!' dedi. Hz. Ali onlar─▒ ald─▒, Kiliseye girdiler, yemeklerinden yediler. Hz. Ali bir yandan oradaki suretlere bak─▒p ┼č├Âyle dedi: 'M├╝'minlerin Emiri de bizimle girip yeseydi ne olurdu ki?' (─░─č├óset├╝'l-Lehfan, Meymeniyye mtb., M─▒s─▒r, 1320, s: 84).

Bu ├óyetler ve onlara yap─▒lan tefsirler M├╝sl├╝manlar─▒n ba┼čka din mensuplar─▒ ile bar─▒┼č i├žinde bir arada ya┼čayabileceklerini, ├Âzellikle Tevrat ve ─░ncil gibi kitaplar─▒ semavi kitap, Hz. Musa ve Hz. ─░sa ve di─čer peygamberleri de peygamber olarak kabul ettiklerini, ─░sl├óm'─▒ din olarak kabul etmeyenlerle de bir arada bulunabileceklerini tasrih etmenin ├Âtesinde, onlardaki inan├ž ve faziletleri takdir ederek onlarla g├Âr├╝┼č├╝p konu┼čmalar─▒n─▒, iyi be┼čeri m├╝nasebetler kurmalar─▒n─▒ istemektedir. B├Âylece M├╝sl├╝manlar; di─čer din mensuplar─▒yla birbirinin varl─▒─č─▒n─▒ kabullenme, bulunduklar─▒ konumda birbirlerini bizzat kendilerinin tan─▒tmas─▒yla tan─▒ma, iyi be┼čeri ili┼čkiler kurma ve bilhassa pratik hayatta bulunacak ortak taraflarda i┼čbirli─či yapma alanlar─▒na yay─▒lacak bir diyalogda bulunabilirler. Nitekim bu prensipler, nazariyede kalmam─▒┼č, Hz. Peygamber (s.a.s.) d├Âneminde, Hulefay─▒ Ra┼čid├«n d├Âneminde, daha sonraki zamanlarda ve g├╝n├╝m├╝ze en yak─▒n Osmanl─▒ d├Âneminde de uygulanm─▒┼čt─▒r.

 


┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä ┘ůěÂ┘ů┘ł┘ć ┘çě░┘ç ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 11.08.2011



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...