E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Risalet ve Resul Hakk─▒nda

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
Selman Kuzu Kelam T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 211 Hit : 7167 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 Risalet ve Resul Hakk─▒nda
2 Kad─▒n─▒n ┼×ahitli─či ve Kad─▒n Erkek E┼čitli─či Meselesi
3 Kad─▒n─▒n Miras─▒ ve E┼čitlik
4 Ehli S├╝nnet Anlay─▒┼č─▒na G├Âre Mehdilik

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
Efendimiz hakk─▒ndaki bu t├╝rden ├žarp─▒k d├╝┼č├╝nceler, M├╝sl├╝manlar─▒n Neoplatonist d├╝┼č├╝nceyle, Grek felsefesiyle tan─▒┼čt─▒klar─▒ andan itibaren ortaya ├ž─▒kt─▒ ve b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de, Abbas├«ler'de MeÔÇÖmun zaman─▒nda kitaplarla ─░sl├ómÔÇÖ─▒n ilim ve k├╝lt├╝r hayat─▒ i├žine girdi. KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n mahl├╗k olup olmamas─▒ konusu da, bu d├╝┼č├╝nceyle gelen tart─▒┼čmalardan biridir.
what are aids symptoms hiv aids facts new hiv treatment
manufacturer coupon for bystolic open bystolic savings card
prescription discount coupon coupons for prescription drugs discount coupons for cialis
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
bystolic free trial coupon bystolic add on copay card

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Risalet ve Resul Hakk─▒nda

├ľteden beri en ├žarp─▒─č─▒ndan orta ├Âl├žekte e─čri     b├╝─čr├╝ olan─▒na, onlardan do─čruya en yak─▒n bulunan─▒na kadar, de─či┼čik d├╝┼č├╝nceler ortaya ├ž─▒km─▒┼č ve onlar─▒n sahipleri, ortam─▒n el verdi─či ├Âl├ž├╝de d├╝┼č├╝ncelerini ne┼čretmi┼člerdir. Hatt├ó, Allah hakk─▒nda bile d├╝nya kadar uygunsuz d├╝┼č├╝nce ileriye s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. O kadar ki bu d├╝┼č├╝nceler, as─▒llar─▒ itibariyle vahye dayal─▒ kitaplar─▒n i├žine bile girmi┼čtir.

Peygamberlik konusundaki ├žarp─▒k anlay─▒┼člar

Ayn─▒ ├žarp─▒k anlay─▒┼č ve yorumlar, peygamberler hakk─▒nda da yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Peygamberler; s─▒dk, ismet, emanet, tebli─č, fetanet ve beden├« ar─▒zalardan korunmu┼č olma gibi asl├« s─▒fatlarla muttas─▒f bulunduklar─▒ h├ólde, onlar─▒, (ha┼ča) do─čruluklar─▒nda sars─▒k, emanet mevzuunda hain, tebli─č mevzuunda muvazaac─▒, ismet mevzuunda gayr     i masum g├Âsteren pek ├žok say─▒da ├žarp─▒k anlay─▒┼č─▒n serdedildi─čini g├Ârmek m├╝mk├╝nd├╝r.

Bu t├╝r ├žarp─▒k anlay─▒┼člar─▒n, mesel├ó Hz. Davud, Hz. S├╝leyman ve Hz. ─░sa hakk─▒nda serdedildi─čini g├Ârmek m├╝mk├╝n oldu─ču gibi, maalesef Peygamber Efendimiz hakk─▒nda da ileri s├╝r├╝ld├╝─č├╝n├╝ m├╝┼čahede etmekteyiz. Burada zikretmekte fayda g├Ârmedi─čimiz bu t├╝rden anlay─▒┼č ve iddialar─▒n peygamberlik hakikatiyle telif edilemeye─či ger├že─či bir yana, bu iddialarla peygamberlerin en s─▒radan birer insandan daha a┼ča─č─▒ derekelere d├╝┼č├╝r├╝ld├╝─č├╝ de vakidir.

Tarihe ┼č├Âyle bir g├Âz att─▒─č─▒m─▒zda, bu ├žarp─▒k anlay─▒┼č ve d├╝┼č├╝ncelerin, bu arada Efendimiz ve s├╝nneti hakk─▒nda s├Âylenenlerin hi├ž de yeni ve bug├╝ne ait olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝r├╝z. ├çarp─▒k d├╝┼č├╝nce sahipleri, ├Âteden beri b├╝y├╝k insanlar─▒ kavrayamad─▒klar─▒ndan, onlar─▒ kendi d├╝nyalar─▒nda ihata edemediklerinden, herkesi kendi seviye veya seviyesizliklerine ├žekmek istemi┼člerdir. Onlarda da, kendilerinde oldu─ču gibi kaprisler, ┼čehvetler, kinler, nefretler bulundu─čunu, onlar─▒n da yer yer vaÔÇÖde vefadan d├Ând├╝klerini, ihanet ettiklerini, ismetlerini koruyamad─▒klar─▒n─▒, tebli─čde muvazaaya girdiklerini iddia etmi┼člerdir.

M├╝sl├╝manlar─▒n Grek Felsefesiyle Tan─▒┼čmalar─▒

Efendimiz hakk─▒ndaki bu t├╝rden ├žarp─▒k d├╝┼č├╝nceler, M├╝sl├╝manlar─▒n Neoplatonist d├╝┼č├╝nceyle, Grek felsefesiyle tan─▒┼čt─▒klar─▒ andan itibaren ortaya ├ž─▒kt─▒ ve b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de, Abbas├«ler'de MeÔÇÖmun zaman─▒nda kitaplarla ─░sl├ómÔÇÖ─▒n ilim ve k├╝lt├╝r hayat─▒ i├žine girdi. KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n mahl├╗k olup olmamas─▒ konusu da, bu d├╝┼č├╝nceyle gelen tart─▒┼čmalardan biridir.

Selef     i salih├«n d├Âneminde, ÔÇťKurÔÇÖ├ón mahl├╗kturÔÇŁ gibi bir m├╝l├óhaza kimsenin mal├╗mu de─čildi. Selef     i salih├«n, KurÔÇÖ├ónÔÇÖa, ÔÇťAllah bize nas─▒l g├Ânderdiyse, Peygamber Efendimiz nas─▒l t├ólim buyurduysaÔÇŁ ├Âylece inan─▒r; onu, ini┼č keyfiyeti, o andaki ve ┼č├╝phesiz h├ól     i haz─▒rdaki durumu, AllahÔÇÖ─▒n Kel├óm s─▒fat─▒yla m├╝nasebeti ve kel├óm     ─▒ nefs├«, kel├óm     ─▒ l├ófz├« gibi konular─▒n hi├ž m├╝naka┼čas─▒n─▒ yapmadan, ÔÇťKel├ómullahÔÇŁ deyip kabul ederdi. Ne zaman ki baz─▒lar─▒ ├ž─▒k─▒p, bu m├╝naka┼čay─▒ ortaya att─▒, i┼čte o zaman, muhakkik kel├óm ├ólimleri, mesel├ó ─░mam Eb├╗ Mansur Maturid├«, EbuÔÇÖl     Hasan el     E┼čÔÇÖar├« gibi z├ótlar, ihtimal temel prensipleri Hasan     ─▒ Basr├« Hazretlerinden, Sevr├«ÔÇÖden ve Eb├╗ HanifeÔÇÖnin F─▒kh     ─▒ EkberÔÇÖinden alarak, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n, kel├óm     ─▒ nefs├« olmas─▒ itibariyle Kel├óm s─▒fat─▒n─▒n bir y├Ân├╝n├╝ te┼čkil etti─čini ve bu zaviyeden ona ÔÇťmahl├╗kÔÇŁ denemeyece─čini; ancak mahl├╗kata taall├╗ku itibariyle yaz─▒lm─▒┼č h├óline ÔÇťmahl├╗kÔÇŁ denebilece─čini s├Âyleyip, ger├že─či ortaya koydular.
KurÔÇÖ├ónÔÇÖa ait bu ger├že─či koruma u─črunda pek ├žok insan, i┼čkenceye u─črad─▒. Bunlar aras─▒nda, b├╝y├╝k had├«s├ži, M├╝sned gibi dev bir eserin musann─▒f─▒ ve mezheb sahibi Ahmed ─░bn Hanbel de vard─▒r. Bu b├╝y├╝k z├ót, bu y├╝zden ├Âmr├╝n├╝n bir b├Âl├╝m├╝n├╝ hapishanelerde ge├žirmi┼čtir.

Bu konuda MuÔÇÖtezil├« d├╝┼č├╝nceye meyilli Abbas├« idaresinin i┼čkencesine maruz kalan ├ólimlerden bir di─čeri olan ─░bn Ma├«n, de─či┼čik bir m├╝l├óhaza ile ÔÇťKurÔÇÖ├ón mahl├╗ktur.ÔÇŁ dedi ve bu mihnetten s─▒yr─▒ld─▒. Ahmed ─░bn Hanbel, bunu duyunca ├╝z├╝ld├╝ ve ─░bn Ma├«nÔÇÖin kendisine yaz─▒k etti─čini, ├ž├╝nk├╝, b├Âyle davranmakla ├Ânemli bir kap─▒y─▒ aralad─▒─č─▒n─▒, bu yanl─▒┼č─▒n bir imam─▒n referans─▒yla kendine mevzi bulup, yay─▒labilece─činden endi┼če duydu─čunu s├Âyledi. Ona g├Âre, bu u─čurda gerekirse can da verilebilirdi ve verilmeliydi.

O d├Ânemde bu t├╝rden ├žarp─▒k anlay─▒┼člar, daha ├žok, felsefeyle u─čra┼čan MuÔÇÖtezile taraftarlar─▒nca ─░sl├óm d├╝nyas─▒na sokuldu. Fars ┼×i├«li─činin be┼č esas─▒ da, ayn─▒ ┼čekilde MuÔÇÖtezileÔÇÖye dayan─▒r. Ve bunlar─▒n hepsinin kayna─č─▒, NeoplatonizmÔÇÖdir; daha ba┼čka ├ľn Asya dinleri ve felsefeleridir. ─░bn Teymiye ise, Minhac├╝ÔÇÖs     S├╝nneÔÇÖde meseleyi b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de Yahudili─če ba─člar.

MuÔÇÖtezileÔÇÖnin had├«s hakk─▒nda ortaya att─▒─č─▒ ┼č├╝pheler ve ├╝mmetin cevab─▒

MuÔÇÖtezile, ├Âncelikle, had├«s hakk─▒nda ┼č├╝pheler ortaya att─▒. Bu sebeple, g├╝n├╝m├╝zde had├«si reddedenler, ÔÇťhad├«sler, ancak Hicr├« 3ÔÇÖ├╝nc├╝ as─▒rda toplan─▒p, yaz─▒ya ge├žirildi; dolay─▒s─▒yla, her ┼čey asl─▒yla muhafaza edilemediÔÇŁ diyenler, ├žok orijinal bir fikir ileri s├╝rm├╝┼č olmuyorlar. Belki b├Âyle demekle, sadece Neo     MuÔÇÖtezile unvan─▒n─▒ hak ediyorlar.

MuÔÇÖtezile, bu t├╝r fikirleriyle ortada ve tesiri en geni┼č d├Ânemini ya┼čarken, had├«sler, devasa imamlar taraf─▒ndan, tarihte e┼či, emsali g├Âr├╝lmedik derecede muhte┼čem ve itiraza imk├ón olmayan ilm├« us├╗llerle tespit ediliyor ve kitaplara ge├žiriliyordu. ├ľmer ─░bn Abd├╝lazizÔÇÖin emriyle, resm├« olarak ─░bn ┼×ihab ez     Z├╝hr├« had├«si tesbit ediyordu. Abdullah ─░bn ├ľmerÔÇÖin mevl├ós─▒, ─░mam MalikÔÇÖin hocas─▒, Leys ─░bn SaÔÇÖdÔÇÖ─▒n ┼čeyhi olan N├ófi, ayr─▒ca bizzat Leys ─░bn SaÔÇÖd, had├«si tesbit ediyordu. Eb├╗ H├╝reyreÔÇÖnin talebesi Vehb ─░bn M├╝nebbih de had├«sleri topluyordu. Muhammed Hamidullah Hoca, bu z├ót─▒n, bilhassa Eb├╗ H├╝reyreÔÇÖye dayanarak tesbit ve ne┼čretti─či had├«sleri yay─▒nlam─▒┼č ve onlar─▒n mukayeseli bir kriti─čini yapm─▒┼čt─▒r.

Mustafa el     AÔÇÖzam├« de, yapt─▒─č─▒ ara┼čt─▒rmalarla, ├žok erken bir devirde bizzat sah├óbe ve tabi├«n taraf─▒ndan had├«slerin yaz─▒ld─▒─č─▒n─▒ tesbit etmi┼čtir. O kadar ki, bu z├ót─▒n tesbitlerine g├Âre, daha Hicr├« birinci as─▒rda talebelerine had├«s dikte eden sah├ób├« say─▒s─▒ 50ÔÇÖyi buluyordu. (AÔÇÖzami, ─░lk Devir Had├«s Edebiyat─▒, s.34     58)

Had├«sler, ─░sl├óm├« iffet ve ismeti dorukta temsil eden devas├ó k├ómetler taraf─▒ndan yaz─▒lm─▒┼č, tespit edilmi┼č ve ├žok emin kanallarla Buhar├«ÔÇÖlere M├╝slimÔÇÖlere ge├žmi┼č; onlar da, had├«sleri metin ve sened kriti─čiyle bir kere daha s├╝zge├žten ge├žirmi┼č, ay─▒klanmas─▒ gerekenleri ay─▒klam─▒┼č ve teksif     i himmet edilmesi gerekli olan sahihler ├╝zerinde himmetlerini yo─čunla┼čt─▒rm─▒┼člard─▒r.
Mesel├ó ─░mam Buhar├«, elinin ula┼čt─▒─č─▒ b├╝t├╝n sahihleri toplamaya ├žal─▒┼čm─▒┼č, bu sahihlerden meydana getirdi─či eserine el     C├ómiuÔÇÖs     Sahih ismini koymu┼čtur. Bil├óhare gelen daha ba┼čka dev k├ómetler, buna, Buhar├«ÔÇÖnin sahih had├«slerle ilgili ┼čartlar─▒n─▒ ta┼č─▒makla birlikte, bu b├╝y├╝k imam─▒n kendi zaman─▒nda ula┼čma imk├ón─▒ bulamad─▒─č─▒ sahih had├«sleri ihtiva eden istidrakler yazm─▒┼člard─▒r. Bunlar─▒n ba┼č─▒nda, ┼×afi├« mezhebine ba─čl─▒, all├óme, m├╝ttak├« bir insan olan D├órakutni gelir ki, bu sahada yazd─▒─č─▒ S├╝nenÔÇÖi me┼čhurdur. Ayn─▒ sahada bir di─čer me┼čhur eser de, H├ókim en     Neysab├╗r├«ÔÇÖnin M├╝stedrekÔÇÖidir.

K─▒saca, had├«sler, ta devr     i Risaletpen├óhiden itibaren tespit ediliyordu. Vak─▒a Efendimiz (s.a.s.), bir zaman baz─▒lar─▒na, ÔÇťBenden KurÔÇÖ├ónÔÇÖdan ba┼čka bir ┼čey yazmay─▒n.ÔÇŁ demi┼čti ama, bu, belli bir d├Ânem i├žin s├Âz konusuydu. Nitekim Buhar├«ÔÇÖnin Kitab├╝ÔÇÖl     ilm b├Âl├╝m├╝ndeki bir had├«ste, Allah Res├╗l├╝, Veda HutbesiÔÇÖnin kendisi i├žin yaz─▒lmas─▒n─▒ isteyen Eb├╗ ┼×├óh kar┼č─▒s─▒nda ash├ób─▒na: ÔÇťEb├╗ ┼×├óh i├žin yaz─▒n!ÔÇŁ buyurmaktad─▒r. Ayr─▒ca, Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n, Abdullah ─░bn Amr ─░bn ├ésÔÇÖa bir m├╝nasebetle, ÔÇťYaz, bu a─č─▒zdan do─črudan ba┼čkas─▒ ├ž─▒kmaz.ÔÇŁ buyurdu─ču Buhar├«, M├╝slim ve Eb├╗ DavutÔÇÖta kay─▒tl─▒d─▒r. Ehlinin bildi─či ve bir nebze ÔÇťSonsuz NurÔÇŁ isimli kitab─▒n son k─▒sm─▒nda da arz edildi─či ├╝zere, sah├óbe (Allah, hepsinden raz─▒ olsun), Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n had├«slerine, din├« bir gayretle sahip ├ž─▒km─▒┼č ve daha ├Ânceki ├╝mmetlerin ba┼č─▒na gelen nebev├« miras─▒n korunamamas─▒ fel├óketi, bu ├╝mmetin ba┼č─▒na gelmemi┼čtir.

Bu ├ža─čda, ├Âncekileri takliden s├╝nnet ├╝zerine ┼č├╝phe atmak isteyenlere kar┼č─▒ eserler yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu konuda ilk kaleme al─▒nan eserlerden biri, merhum Mustafa S─▒b├óiÔÇÖnin es     S├╝nnet├╝ ve Mek├ónet├╝h├ó fiÔÇÖt     Te┼čr├«iÔÇÖl     ─░sl├óm├« isimli eseridir. Ard─▒ndan Hucciyyet├╝ÔÇÖs     S├╝nne, (Abdulgan├« Abdulhakk) es     S├╝nne KableÔÇÖt     Tedv├«n (Muhammed Accac Hat├«b) vb. kitaplar birbirini takip etmi┼č, hatt├ó sadece Eb├╗ H├╝reyreÔÇÖnin ├žok riv├óyet ediyor diye tenkid edilmesine kar┼č─▒l─▒k, R├óviyet├╝ÔÇÖl     ─░sl├óm Eb├╗ H├╝reyre ad─▒yla husus├« kitaplar yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Ne var ki, had├«se ve s├╝nnete yap─▒lan itirazlar, ilk g├╝nden beri Had├«s tarihi a├ž─▒s─▒ndan defalarca cevapland─▒r─▒lm─▒┼č olmas─▒na ra─čmen, orijinal bir ┼čeymi┼č gibi tekrar tekrar ortaya at─▒lm─▒┼čt─▒r. En garibi de, baz─▒ itirazlar─▒n ilk defa s├Âyleniyor havas─▒ i├žerisinde dile getirilmesidir. Halbuki, bu itirazlar─▒n bir k─▒sm─▒ daha ─░bn Kuteybe (v.276 H) d├Âneminde cevapland─▒r─▒lm─▒┼č, kalanlar─▒ da, ├žok sonralar─▒ m├╝ste┼čriklerin ortaya at─▒p, kar┼č─▒l─▒─č─▒nda gerekli cevaplar─▒n verildi─či hususlard─▒r.

Daha ilk d├Ânemde, had├«slerin sahihi, zay─▒f─▒, tenakuzlar─▒n teÔÇÖlifi, mevz├╗ riv├óyetlerin ay─▒klanmas─▒ gibi b├╝t├╝n ihtil├ófl─▒ meseleler hakk─▒nda tek tek ciltlerle kitap yaz─▒lmak suretiyle, had├«s konusundaki b├╝t├╝n problemler halledilmi┼čti. Mesel├ó, b├╝y├╝k ├ólim ─░mam Tah├óvi, M├╝┼čkil├╝ÔÇÖl     ├és├ór ve ┼×erhu Ma├óniÔÇÖl     ├és├ór isimli eserlerini bu konuya tahsis etmi┼čtir. Okumak i├žin senelerimizi vermemiz gerekecek kadar hacimli olan bu eserler, had├«s meselesiyle al├ókal─▒ yaz─▒lm─▒┼č kitaplardan sadece iki tanesidir. Tahav├« gibi dev imamlar─▒n, had├«s etraf─▒nda yazd─▒klar─▒n─▒ okumaya bile bir ├Âm├╝r k├óf├« gelmez.

Yahya ─░bn Said el     Kattan gibi, Buhar├« gibi nice had├«s d├óh├«leri, Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n mesaj ve hidayetiyle al├ókal─▒ insanl─▒─ča sundu─ču had├«sleri bir iki tekrar ettiklerinde dudaklar─▒n─▒ birbirine dokundurur ve ÔÇťVallahi, bunun i├žinde il├óh├«likten ba┼čka bir ┼čey yok.ÔÇŁ derlerdi. Bizim gibi ├╝mm├«ler, yani meseleyi kendi tekni─či i├žinde anlayamayan insanlar bile, had├«s diye riv├óyet edilen, fakat had├«s olmayan bir s├Âzle kar┼č─▒la┼č─▒nca, ÔÇťbu, Peygamber s├Âz├╝ne pek benzemiyorÔÇŁ dedi─čimiz olmu┼č, ard─▒ndan, had├«s m├╝nekkidlerinin eserlerine bak─▒ld─▒─č─▒nda, isabet edildi─či g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r.

Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n s├Âzleri bellidir ve bunlar, had├«s uzmanlar─▒ taraf─▒ndan, KurÔÇÖ├ónÔÇÖdan sonra belli bir yere oturtulmu┼čtur; hem ├Âyle bir yere oturtulmu┼čtur ki, onun ├╝zerinde beyan, olsa olsa ancak KurÔÇÖ├ón olur. Edipler, bel├ógat├ž─▒lar, kendilerine ancak onun alt─▒nda yer peyleyebilmek i├žin yar─▒┼č─▒rlar.

Ortaya at─▒lan iddialara bakt─▒─č─▒m─▒zda ise, iddia sahiplerinin ezbere konu┼čtuklar─▒n─▒, hi├ž birinin ilgili temel kaynaklar─▒ okumad─▒klar─▒n─▒ ve bu eserlerde hangi kriterlerin kullan─▒ld─▒─č─▒n─▒, had├«slerin ne t├╝rl├╝ imbiklerden ge├žirilerek bir araya getirilip insanl─▒─č─▒n istifadesine sunuldu─čunu bilmediklerini, az bu├žuk bilenlerin de, bu konudaki yetersizlik ve samimiyetsizliklerini m├╝┼čahede ediyoruz.

Din ve Peygamberlik

K├óinatÔÇÖta insan elinin ula┼čmad─▒─č─▒ yerlerde tam bir sulh, tam bir denge h├ókimdir. Yarat─▒lm─▒┼člar─▒n en ┼čereflisi olarak, di─čer varl─▒klardan farkl─▒ bi├žimde AllahÔÇÖ─▒n Kel├óm, ─░rade ve ─░lim s─▒fatlar─▒n─▒n da kendi kapasitesince mazhar─▒ bulunan insan, yery├╝z├╝nde ayn─▒ sulh ve dengeyi sa─člamakla m├╝kelleftir. Fakat o, b├╝t├╝n hayvanlardan m├╝mtaz ve m├╝stesna olarak, ├žok farkl─▒ bir miza├žla yarat─▒lm─▒┼čt─▒r. O miza├ž y├╝z├╝nden insanda ├že┼čit ├že┼čit meyiller, arzular meydana gelmi┼čtir. Mesel├ó, insan en se├žkin ┼čeyleri ister, en g├╝zel ┼čeylere meyleder; s├╝sl├╝ ┼čeyleri arzu eder; insaniyete l├óy─▒k bir mai┼čet ve ┼čerefle ya┼čamak ister.
┼×u meyil, arzu ve isteklerin gerektirdi─či ├╝zere insan, yiyecek, giyecek ve di─čer ihtiya├žlar─▒n─▒ g├╝zel bir ┼čekilde tedarik edebilmek i├žin ├žok sanatlara (zenaat) muhta├žt─▒r. O sanatlar─▒n hepsine her bir insan─▒n vukufu ve kabiliyeti olmad─▒─č─▒ndan insan, hemcinsleriyle i┼čb├Âl├╝m├╝ yapmaya ve yard─▒mla┼čmaya mecburdur. Mecburdur ki, her bir insan, kendi eme─činin ├╝r├╝n├╝n├╝ di─čerleriyle payla┼čs─▒n ve bu sayede b├╝t├╝n ihtiya├žlar─▒n─▒ g├Ârebilsin.

Fakat, insandaki, (b├╝t├╝n d├╝nyev├«, madd├« arzu ve isteklerin kayna─č─▒ olan) ┼čehvet kuvveti, (bilhassa kendisini ve din, mukaddesat, ak─▒l, mal, nesil gibi hak ve h├╝rriyetlerini koruma melekesi veya bunun kayna─č─▒ olan) gadap kuvveti ve (insan─▒, di─čer b├╝t├╝n varl─▒klardan birinci derecede ay─▒ran ve onu d├╝┼č├╝nen, muhakeme ve mukayese eden, ┼čuurlu harekette bulunan bir varl─▒k olmas─▒na vesile te┼čkil eden) ak─▒l kuvveti, Yarat─▒c─▒ taraf─▒ndan mecbur├« bir s─▒n─▒rlamaya t├óbi tutulmam─▒┼čt─▒r. Bundan maksat, insan─▒n bu kuvveleri bizzat iradesiyle as─▒l olmalar─▒ gereken noktaya ├žekmesi ve bunun i├žin vermesi gereken m├╝cadelenin onun terakkisini temin etmesidir. ├ç├╝nk├╝, bu kuvvelerin olmas─▒ gereken bir orta noktas─▒, mesel├ó ak─▒l kuvveti i├žin hikmet, gadap kuvveti i├žin ┼čecaat, ┼čehvet kuvveti i├žin iffet noktalar─▒, bir de, bu noktalar─▒n d─▒┼č─▒nda ├žok say─▒da sapma noktalar─▒ vard─▒r. ─░┼čte insana d├╝┼čen, bu kuvvetleri iradesiyle orta noktalara ├žekmek ve orada tutmakt─▒r. Aksi h├ólde, insan─▒n davran─▒┼člar─▒nda ve ba┼čkalar─▒yla muamelelerinde zul├╝m ve tecav├╝zler meydana gelir. Bu tecav├╝zleri ├Ânlemek i├žin de, i├žtima├« hayatta adalete ihtiya├ž vard─▒r. Fakat her ferdin akl─▒, bu k├╝ll├« adaleti idrakten ├ócizdir; dolay─▒s─▒yla k├╝ll├« bir akla (evet, karakterleri, yap─▒lar─▒, miza├žlar─▒, ihtiya├žlar─▒, i├ž d├╝nyalar─▒ ile b├╝t├╝n insanlar─▒ tek tek tan─▒yacak k├╝ll├« bir akla) ihtiya├ž vard─▒r ki, b├╝t├╝n ferdler bu k├╝ll├« ak─▒ldan istifade etsinler. B├Âyle bir k├╝ll├« ak─▒l ise, ancak kanun ┼čeklinde olur. ─░┼čte bu kanun da, dindir. Yani din, be┼čer├« kanunlar gibi, yaln─▒zca insan─▒n t├óbi olmas─▒ gereken birbirleriyle kar┼č─▒l─▒kl─▒ muamele kaidelerini tesbit etmekle kalmaz; bunun yan─▒s─▒ra, bunlar─▒n gerekti─či gibi uygulan─▒p, semereli olabilmesi i├žin insan─▒n uymas─▒ gereken ahl├ók├« kaideleri, bu kaidelerin kayna─č─▒ olarak belli esaslara iman─▒ ve ayr─▒ca ibadet kaide ve ┼čekillerini de vazÔÇÖ eder. ─░badet, vicdan├« ve akl├« olan iman├« h├╝k├╝mleri takviyeye, d├╝nya ve ├óhiretle ilgili i┼čleri tanzime, ┼čahs├« ve nevÔÇÖ├« kemal├óta vas─▒tad─▒r.

Dinin tesirini, icras─▒n─▒, tatbikini temin edecek bir merc├«, bir sahip l├óz─▒md─▒r. O merc├« ve sahip de ancak peygamberdir. Peygamber olan z├ót─▒n da, halk─▒n ├Âncelikle kalblerine ve ak─▒llar─▒na h├ókimiyetini sa─člay─▒p, bu h├ókimiyeti devam ettirebilmesi i├žin, AllahÔÇÖa yak─▒nl─▒─č─▒ndan kaynaklanan kuds├« bir cazibesi, madd├«m├ónev├« bir ulviyeti ve Allah ile olan m├╝nasebetinin derecesini g├Âstermek i├žin de bir delile ihtiyac─▒ vard─▒r. Bu delil, bilhassa ilk d├Ânemler itibariyle onun m├╗cizeleridir. Evet, ├Ânce insanlar, ├žo─čunlukla peygamberin ┼čahs├« kem├ól├ót─▒na, AllahÔÇÖa olan yak─▒nl─▒─č─▒n─▒n ona sa─člad─▒─č─▒ kuds├« c├ózibeye vurulur; m├╗cizeler, bu yak─▒nl─▒─č─▒ daha da ispat eder. Daha sonra ise, dinin kaideleri, do─črulu─čunun delilleri insanlar─▒n ak─▒llar─▒n─▒, b├╝t├╝n akl├« melekelerini, hatt├ó be┼č duyusunu bile tatmin eder.
(Bedi├╝zzaman, ─░┼č├ór├ót├╝ÔÇÖl─░ÔÇÖc├óz, S├Âzler yay. s. 9293.)

Peygamber, postac─▒ de─čildir

┼×imdi bu m├╝ddeilerin, b├╝t├╝n bu gayretleri hi├ž nazara almadan, onca a├ž─▒k ger├žekler kar┼č─▒s─▒nda, peygamberi h├ó┼č├ó postac─▒ gibi g├Ârmelerini anlamak m├╝mk├╝n de─čildir. Zira Allah bile peygamberine postac─▒ dememi┼č, ÔÇťres├╗lÔÇŁ demi┼čtir. Allah, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒nda OÔÇÖnu anlat─▒rken ÔÇťB├╝t├╝n dinlerden ├╝st├╝n k─▒lmak ├╝zere, Res├╗l├╝n├╝ hidayet ve hak din ile g├Ânderen OÔÇÖdur.ÔÇŁ (Fetih/48: 28) buyurur. Burada Allah, el├žisini Kendisine izafe etmi┼č ve OÔÇÖnu hidayet ve hak dinle teyit ederek g├Ândermi┼čtir. Ve hi├ž kimse, Allah Res├╗l├╝ kadar garantili olarak mesaj ta┼č─▒y─▒c─▒ olmam─▒┼čt─▒r.

Peygamberimiz ├╝mm├« idi ve ├ťstadÔÇÖ─▒n o enfes yakla┼č─▒m─▒yla, bir ÔÇťre┼čhaÔÇŁ idi. Dolay─▒s─▒yla, AllahÔÇÖtan gelen mesajlara kendinden hi├žbir ┼čey bula┼čt─▒rmam─▒┼čt─▒; ho┼č, bula┼čt─▒rsa ne bula┼čt─▒racakt─▒; ├ž├╝nk├╝ O'nu y├Ânlendiren, O'nda yans─▒yan sadece ve sadece vahiy idi. Kendisi o kadar duru idi ki, vahyi kendine has dalga boyuyla bize intikal ettiriyordu.
Peygamber, ├Âyle m├╝cerred, ├Âyle saf bir dima─č sahibidir ki, biz o dima─ča, o akla fetanet i aÔÇÖzam diyoruz ve fetanet i aÔÇÖzam olu┼čunu, akl─▒ ak─▒lla a┼čm─▒┼čl─▒─č─▒n─▒, b├╝t├╝n di─čer b├╝y├╝kl├╝klerinin ├Ân├╝nde g├Âr├╝yoruz. B├╝y├╝k bir erk├ón ─▒ harb, iyi bir idareci, m├╝kemmel bir aile reisi, insanl─▒─č─▒ insanl─▒─ča y├╝kselten e┼čsiz bir muallim ve terbiyeci olu┼čunu da, yine OÔÇÖnun b├Âyle bir fetanet i aÔÇÖzam sahibi olu┼čunda g├Âr├╝yoruz. Bu sahalardan her biri, o sahada ba┼čar─▒l─▒ bir insan─▒n d├óh├« olmas─▒ i├žin yeter de artar hususlard─▒r.

Ama biz peygambere, ÔÇťhusus├«ÔÇŁ oldu─ču i├žin ÔÇťd├óh├«ÔÇŁ demiyor, ÔÇťpeygamber akl─▒ÔÇŁ olarak da isimlendirebilece─čimiz bir mefhum olarak, d├╝nya kadar meselenin ortas─▒nda, Allah vergisi, saf, dupduru, vahiy veya ilham yoluyla kendisine gelen her ┼čeyi, herhangi bir yan─▒n─▒ k─▒rmadan, b├╝kmeden, oldu─ču gibi aksettiren ÔÇťfetanet i aÔÇÖzamÔÇŁ sahibi diyoruz. Allah Res├╗l├╝ (s.a.s.), her ┼čeyi dupduru aksettiren bir insand─▒r. Onun i├žin, ne sundu─ču risalete, ne de getirdi─či hidayete hi├žbir ┼čey bula┼čmam─▒┼čt─▒r. Yukar─▒da me├ólini arz etti─čimiz ├óyetin devam─▒nda Allah Te├ól├ó, ┼č├Âyle buyuruyor: ÔÇť┼×├óhid olarak Allah yeter.ÔÇŁ (Fetih/48: 28)

Hocalar─▒ ve Talebeleri

Allah Te├ól├óÔÇÖn─▒n bile, risaletini hidayetle serfiraz k─▒ld─▒─č─▒n─▒ t├ózimle an─▒p, ismini, peygamberlikle beraber hidayet mesaj─▒yla gelmi┼č bir b├╝y├╝k insan olma payesiyle birlikte zikretti─či bir insan─▒, s─▒radan bir insandan bahseder gibi ÔÇťMuhammed.. MuhammedÔÇŁ diye anlatan biri, d├╝nyada se├žilse se├žilse, terbiyesizler kral─▒ se├žilir.

Terbiyemizi koruyal─▒m; ben, ÔÇťYa Ras├╗lellahÔÇŁ demeyi bile yeterli bulmuyorum. Bu hitap, OÔÇÖna AllahÔÇÖ─▒n hitab─▒d─▒r. OÔÇÖnu anlayan ─░mam Rabbani gibi z├ótlar, her defas─▒nda de─či┼čik bir tabirle, OÔÇÖnun serfiraz bir yan─▒n─▒ dile getirip, ├Âyle an─▒yorlar. ÔÇťHak ┼č├Âyle dedi; hakikat ise diyor ki, H├ótem i Divan ─▒ N├╝b├╝vvet Olan O Z├ót, O ┼×eref i Nev i ─░nsan ve Fer├«d ├╝ Kevn ├╝ Zaman ┼č├Âyle buyuruyorlarÔÇŁ vb. gibi.

Cevahir kadrini cevher f├╝r├╝┼čan olan bilir. Sarraf, alt─▒n─▒ eline ald─▒─č─▒ zaman hemen onun ka├ž ayar oldu─čunu anlar. Aynen bunun gibi, Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝ anlamak istiyorsan─▒z, OÔÇÖnu, Hz. Eb├╗ BekirÔÇÖden ba┼člay─▒p, Hz. Bedi├╝zzamanÔÇÖa kadar uzanan alt─▒n veya zebercet bir silsile i├žinde yer alan d├╝nya kadar b├╝y├╝klere sormak gerekir. Onlar, bize O b├╝y├╝k Z├ótÔÇŁ─▒, ÔÇťM├ó arafn├óke hakka maÔÇÖrifetike=Seni hakk─▒yla bilemedik.ÔÇŁ s├Âz├╝yle anlatacak ve bu konudaki acziyetlerini ortaya koyacaklard─▒r.

OÔÇÖnun temsili, tebli─činin ├Ân├╝ndedir

Evet O (s.a.s.), sadece mesaj getirip sunan bir insan de─čildir. Mesaj getirip sunmas─▒, OÔÇÖnun tebli─č yan─▒d─▒r. Bu tebli─č yan─▒ndan ├Âte OÔÇÖnun bir de temsil yan─▒ vard─▒r ki, s├Âyledi─či ve insanlara yap─▒n dedi─či hakikatleri herkesten fazla yerine getirmi┼č ve ya┼čam─▒┼č bir insan olarak O, bu yan─▒yla tebli─činden bir ad─▒m ├Ândedir. Allah (c.c.), e─čer OÔÇÖndan daha muktedir, yapt─▒─č─▒n─▒ yapmaya daha l├óy─▒k, daha m├╝kemmel f─▒tratta ve ortaya koyaca─č─▒ muvaffakiyetler i├žin ba┼čtan o avans─▒ al─▒p, vazifesini icra ederken sergiledi─či performanstan daha ├Âte bir performans g├Âsterecek bir ba┼čkas─▒ olsayd─▒, OÔÇÖnun yerine onu se├žerdi.

Buseyr├«, OÔÇÖnun kadr ├╝ k─▒ymetini ┼ču beyitlerle dile getirir:

ÔÇťO ├Âyle bir fazilet g├╝ne┼čidir ki, OÔÇÖnun di─čer peygamberlere kar┼č─▒ ├╝st├╝nl├╝─č├╝, g├╝ne┼čin, onun etraf─▒nda d├Ânen peyklere kar┼č─▒ ├╝st├╝nl├╝─č├╝ gibidir. Peykler, y─▒ld─▒zlar, g├╝ne┼čin olmad─▒─č─▒ yerde kendilerini g├Âsterirler. G├╝ne┼č a├ž─▒─ča ├ž─▒k─▒nca da, hepsi karanl─▒─č─▒n ba─čr─▒nda gidip saklan─▒rlar.ÔÇŁ

O, Sultan     ─▒ Enbiy├ód─▒r, yani enbiy├ón─▒n bile sultan─▒d─▒r. Hatta      tenkidi yap─▒labilir      Necip Faz─▒lÔÇÖ─▒n ifadesiyle O, peygamberlerin bile peygamberidir. Bir defas─▒nda ÔÇťmahb├╗biyetÔÇŁ mevz├╗unu arz ederken, ÔÇťHz. ─░brahim (a.s.), d─▒┼č bir ├žember; Hz. Musa (a.s.), o ├žemberin i├židir.ÔÇŁ demi┼čtim; fakat o ├žembere t├óc olan, ay─▒n etraf─▒ndaki h├óleyi meydana getiren ger├žek ─▒┼č─▒k kayna─č─▒, o ─▒┼č─▒─č─▒ temel kayna─č─▒ndan al─▒p aksettiren, Kamer     i M├╝n├«r olan Hz. Muhammed MustafaÔÇÖd─▒r (s.a.s.).

O, yapaca─č─▒ vazifeye, vazifelerin en b├╝y├╝─č├╝ ve en kudsisine en liyakatli insan olmas─▒ itibariyle peygamberlik ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ alm─▒┼čt─▒r. Daha sonra ├Âyle bir peygamberlik sergilemi┼čtir ki      buna temsil diyoruz      bu kullu─ču, OÔÇÖnu ÔÇťkabe kavseyni ev ednaÔÇŁ (Necm/53: 9) s─▒rr─▒yla serfiraz k─▒lm─▒┼čt─▒r. Tefsircilerin bu makam─▒ ifade ederken ├žok farkl─▒ isimler kullanmalar─▒na kar┼č─▒n, ├ťstadÔÇÖ─▒n, hi├žbir tefsirde g├Ârmedi─čim g├╝zel bir yakla┼č─▒m─▒ vard─▒r. ├ťstad, bu makam─▒, ÔÇťimk├ón     v├╝cub aras─▒ bir noktaÔÇŁ tabiriyle ifade ediyor.

─░mam Buseyr├«, buna farkl─▒ bir i┼čarette bulunur ve O (s.a.s.), be┼čer olmaya bir be┼čerdir, fakat her be┼čer gibi bir be┼čer de─čil,ÔÇŁ der. ÔÇťMuhammed, t─▒pk─▒ bizim gibi, bir anadan bir babadan do─čmu┼čtur ama, insan├« de─čerlerle OÔÇÖnun ger├žek de─čerini bulmaya ├žal─▒┼č─▒rsan─▒z, OÔÇÖnun insan├╝st├╝ oldu─čunu g├Âr├╝rs├╝n├╝z.ÔÇŁ Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.), bize ve b├╝t├╝n insanl─▒─ča ┼čeref olsun diye insan─▒n bitti─či ayn─▒ a─čac─▒n bir dal─▒, daha do─črusu, bu dal─▒n ba┼č─▒nda o a─čac─▒n en muhte┼čem meyvesi olarak bitip, ├Ân├╝m├╝ze rehber, muallim olman─▒n d─▒┼č─▒nda, be┼čeriyetimizle bir m├╝nasebeti yoktur. O, ├žoktan be┼čeriyeti ve imk├ón ├ólemini a┼čm─▒┼č, ├Âylesine a┼čk─▒n bir insand─▒r.

Allah Res├╗l├╝ (s.a.s.), ├ódeta NesimiÔÇÖnin ifade etti─či,
Mekânım lâ mekân oldu,
Bu cismim cümle cân oldu,
Nazar ─▒ Hak ay├ón oldu,
├ľz├╝m mest i lik├ó g├Ârd├╝m.

makam─▒n─▒n b├╝t├╝n v├órid├ót─▒n─▒ payla┼č─▒rken, ├ťstadÔÇÖ─▒n, ÔÇťimk├ón     v├╝cub aras─▒ÔÇŁ dedi─či o noktada      Kad─▒ ─░yazÔÇÖ─▒n ┼×ifa     i ┼×erifÔÇÖinde nakletti─čine g├Âre      ayaklar─▒n─▒n bo┼člukta oldu─čunu hisseder. Ve orada tazarru ile, ÔÇťAllahÔÇÖ─▒m, aya─č─▒m─▒ nereye koyay─▒m?ÔÇŁ der. ÔÇťSa─č aya─č─▒n─▒ sol aya─č─▒n─▒n ├╝st├╝ne koy.ÔÇŁ denir. ─░┼čte bu nokta, imk├ón     v├╝cub aras─▒ bir noktad─▒r.

Vahye mazhar

Bir de O Z├ótÔÇÖ─▒n (s.a.s.) vahiyle serfiraz k─▒l─▒n─▒┼č─▒ vard─▒r. Vahyin keyfiyetini bilemiyoruz. Vahyi alma herkese m├╝yesser olsayd─▒, dizini Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n dizine veren insan, o atmosfer i├žinde bir ┼čeyler al─▒rd─▒. Oysa ki O (s.a.s.), al─▒yor, ├Âb├╝r├╝ kald─▒─č─▒ yerde kal─▒yordu. Di─čerleri, OÔÇÖnun dikte etti─či ┼čeyleri sadece al─▒p yazma vazifesini yap─▒yordu. Demek ki O, hepsinden farkl─▒yd─▒.

O Z├ót, en s─▒k─▒┼čt─▒─č─▒ bir d├Ânemde, yani kendisini himaye eden amcas─▒ ve ├žok sevdi─či zevcesi Hz Hatice validemizi kaybetti─či o h├╝z├╝n y─▒l─▒nda, hem bedeni hem de ruhuyla Cenab     ─▒ HakkÔÇÖ─▒n MiÔÇÖrac'─▒na mazhar oluyordu. En muteber had├«s kitaplar─▒nda anlat─▒lan ┼čekliyle, cismaniyete ait bir par├ža v├╝cudundan kesilip at─▒l─▒yor ve mahiyeti, semalar─▒ bedeniyle beraber tayeran etmeye m├╝sait h├óle getiriliyordu.

Bu hususlar, ├Âyle ÔÇťpostac─▒ÔÇŁ gibi ├žok ├ómiyane tabirlerle ge├ži┼čtiriliverecek hususlar de─čildir. Vahyi alma bir s─▒rra ba─čl─▒d─▒r. ├ľyle bir s─▒rd─▒r ki o, o seviyeyi ihraz etmeyince ona ula┼čmak m├╝mk├╝n de─čildir.

MiÔÇÖrac, ba┼člang─▒c─▒ itibariyle, Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n kullu─čuna terett├╝p eden il├óh├« bir ikramd─▒r. Ve MiÔÇÖrac, AllahÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒na del├ólet eden harikul├óde bir h├ól olarak, EfendimizÔÇÖin bir ker├ómetidir. Ayn─▒ zamanda MiÔÇÖrac, Allah Res├╗l├╝ (s.a.s.), yapmakla m├╝kellef oldu─čumuz bir k─▒s─▒m sorumluluklarla geriye d├Ând├╝─č├╝nden dolay─▒, sonucu itibariyle de bir m├╗cizedir.

Demek ki Allah Res├╗l├╝, ├Âyle bir hus├╗siyetle serfirazd─▒r ki, hi├ž kimseye m├╝yesser olmayan bir ikrama, bedeniyle, cismaniyetiyle MiÔÇÖrac'a mazhar k─▒l─▒n─▒yor; ve bu m├╗cize, OÔÇÖnun kullu─čuna kar┼č─▒l─▒k olarak veriliyor. O, ├Âyle bir kulluk ortaya koyuyor ki, kulluk ad─▒na kendisine aralanan kap─▒dan i├žeriye girerken, ├ódeta o kap─▒y─▒ s├Âvelerini s├Âkerek g├Ât├╝r├╝yor ve kendisinden bekleneni a┼čmak suretiyle kendi rekorunu k─▒r─▒yor. Ayaklar─▒ ┼či┼činceye kadar ibadet etmesi kar┼č─▒s─▒nda, ÔÇťAllah, senin, ge├žmi┼č ve gelecek g├╝nahlar─▒n─▒ yarl─▒─čamad─▒ m─▒?ÔÇŁ diyen ├éi┼če validemize kar┼č─▒, ÔÇťBen, beni b├Âyle yapan Rabbime ├žok kulluk yapan, ├žok ┼č├╝kreden bir kul olmayay─▒m m─▒?ÔÇŁ ┼čeklinde cevap veriyor. Buseyr├«, bu ├Ânemli makam─▒ ifade ederken diyor ki:

ÔÇťBen, zulmetleri ihy├ó eden O Z├ótÔÇÖ─▒n s├╝nnetine zulmettim (onu yerine getirmedim); ki O, ayaklar─▒ ┼či┼čmeden yatmazd─▒.ÔÇŁ

ÔÇťDe ki (ey Habibim); e─čer AllahÔÇÖ─▒ seviyorsan─▒z, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.ÔÇŁ (├él     i ─░mran/3: 31) ├óyetinde ÔÇťAllahÔÇÖa uyunÔÇŁ denmiyor. ├ç├╝nk├╝ AllahÔÇÖa uymada bir hus├╗siyet vard─▒r. AllahÔÇÖa uyma bazen bir k─▒s─▒m ─▒tlaklarla ifade edilir ki, onun takyidi Allah Res├╗l├╝ vas─▒tas─▒yla yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Yani, AllahÔÇÖa uyman─▒n yolu Res├╗l├╝llahÔÇÖa uymaktan, ad─▒m ad─▒m OÔÇÖnun izinde gitmekten ge├žer; ancak OÔÇÖna t├óbi olmakla AllahÔÇÖa uyulmu┼č, itaat edilmi┼č olur. Allah Res├╗l├╝ (s.a.s.), KurÔÇÖ├ón     ─▒ KerimÔÇÖin, yerinde m├╝kemmel bir m├╝fessiri, yerinde m├╝kemmel bir yorumcusudur. Nas─▒l olmas─▒n ki, Allah (c.c.), OÔÇÖna KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ vahyederken, ├óyetlerin yorumunu da beraberinde OÔÇÖnun ruhuna duyurmu┼čtur. Sah├ób├«, m├ón├ós─▒n─▒, neye del├ólet etti─čini tam olarak anlayamad─▒─č─▒ ├óyetleri kendisine sordu─čunda, O, sorulan ├óyetleri onlara a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r. KurÔÇÖ├ón     ─▒ KerimÔÇÖin ├╝├žte ikisi, zahiri ve herkesin sorumlu oldu─ču, herkese hitab eden buudu itibariyle belki az bu├žuk akl─▒ eren insan─▒n okudu─čunda hemen anlayabilece─či gibidir ama, ├╝├žte biri, mutlaka Allah Res├╗l├╝ÔÇÖn├╝n a├ž─▒klamas─▒n─▒ gerektirmi┼č, O da bunlar─▒ a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r. E─čer b├Âyle f├óik, en ├╝st seviyede bir anlatma olmasayd─▒, biz, yanl─▒┼č anlama ve anlatmalar kar┼č─▒s─▒nda KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖi ├žok ├žarp─▒k anlayacakt─▒k.

B├╝y├╝kl├╝k kriterleri kar┼č─▒s─▒nda Hz. Muhammed (s.a.s.)

B├╝y├╝kl├╝k ad─▒na kim hangi kriteri kullan─▒rsa kullans─▒n, kar┼č─▒m─▒za daima Hz. Muhammed (s.a.s.) ├ž─▒kar. Carlyle, Kahramanlar isimli kitab─▒n─▒ yazd─▒ ve OÔÇÖnu, Kahramanlar Kahraman─▒ yapt─▒. Bir ba┼čkas─▒ Abkariyyat (D├óh├«ler)ÔÇÖi yazd─▒ ve bu defa OÔÇÖnu D├óh├«ler D├óh├«si yapt─▒. Peygambere, d├óh├«, kahraman denir mi? Biz, peygambere ne d├óh├«, ne de kahraman deriz. Peygambere, hus├╗s├« baz─▒ meselelerin kahraman─▒ denebilirse de O, hi├ž bir kahraman, hi├ž bir d├óh├« ile k─▒yaslanamayacak, tart─▒ya girmeyecek ├Âl├ž├╝de, normal be┼čer├« ├Âl├ž├╝lerin ├╝st├╝nde, nev i ┼čahs─▒na mahsus ├╝st├╝nl├╝─č├╝ olan biridir; peygamberdir, res├╗ld├╝r.

Bu konuda ba┼čkalar─▒n─▒n yapt─▒─č─▒, kulland─▒klar─▒ ├Âl├ž├╝ler bizi ├žok ilzam etmese de, b├╝y├╝kl├╝k ad─▒na kim hangi kriteri kullan─▒rsa kullans─▒n, kar┼č─▒m─▒za daima Hz. Muhammed (s.a.s.) ├ž─▒kar. H├ól b├Âyle iken, Peygamberimiz (s.a.s.) hakk─▒nda uygunsuz, yak─▒┼č─▒ks─▒z l├óf edenlere: (Tekvir/81: 26 ├óyetinden iktibasla, ÔÇťFe eyne tezheb├╗n (Hak, ger├žek bu iken, siz bu h├ólinizle nereye gidiyorsunuz?)ÔÇŁ demek gerekmez mi? Evet, sayg─▒m─▒z─▒, edebimizi koruyal─▒m.

Netice

Fuzuli, Su KasidesiÔÇÖyle ne derin, ne engin anlat─▒r OÔÇÖnu! Bir ba┼čkas─▒ ise, OÔÇÖnun hakk─▒nda ┼ču beyitleri d├Âkt├╝r├╝r:
Sana c├ónan g├Ân├╝l hayr├ón nedendir?
Cem├ólin g├╝n gibi rah┼č├ón nedendir?
Ka┼č─▒nd─▒r k├óbe kavseyn-i ev edn├ó,
Yüzündür Sûre-i Rahmân, nedendir?
Ey ┼č├óhid-i mukaddes, hur┼čid-i ├ólem ├ór├ó
Giysûlerin muhannes, ebrûlerin dilârâ
Zülfün teline kıymet olmaz cihan serâser
Ne┼čreylemi┼č d├╗ kevne b├╗yun anberi z├óra


Bedi├╝zzaman Hazretleri ise, 19. S├ÂzÔÇÖ├╝n ba┼č─▒nda, O Z├ót hakk─▒nda ┼ču de─čerlendirmelerde bulunmaktad─▒r:
Evet, o burhan─▒n ┼čahs─▒ m├ónev├«sine bak. Yery├╝z├╝ bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber, O, Rabbini apa├ž─▒k g├Âsteren ve Rabbine delil olan Peygamber (aleyhissal├ót├╝ vessel├óm), b├╝t├╝n ehl-i ├«m├óna imam, b├╝t├╝n insanlara hatib, b├╝t├╝n nebilere reis, b├╝t├╝n velilere seyyid ve b├╝t├╝n nebilerden, velilerden meydana gelmi┼č bir halka-y─▒ zikrin serz├ókiri.
O, ├Âyle n├╗ran├« bir a─ča├žt─▒r ki, nebiler o a─čac─▒n hayat f─▒┼čk─▒ran k├Âkleri, veliler ise ter ├╝ taze meyveleridir. Herbir davas─▒n─▒, m├╗cizelerine istinad eden b├╝t├╝n nebiler ve ker├ómetlerine itimad eden b├╝t├╝n veliler tasdik edip, imza bas─▒yorlar. Zira O, ÔÇťL├ó il├óhe illallahÔÇŁ der, dava eder. B├╝t├╝n sa─č ve sol, yani mazi ve m├╝stakbel taraflar─▒nda saf tutan o n├╗ran├« z├ókirler ayn─▒ c├╝mleyi tekrar ederek, icm├ó ile m├ónen ÔÇťdo─čru s├Âyledin ve hakk─▒ konu┼čtunÔÇŁ derler. Hangi vehmin haddi var ki, b├Âyle hesaps─▒z imzalarla teyid edilen bir davaya parmak kar─▒┼čt─▒rs─▒n.

O n├╗ran├« tevhid delili, nas─▒l ki iki taraf─▒n icm├ó ve tevat├╝r├╝ ile teÔÇÖyid ediliyor, ├Âyle de, Tevrat ve ─░ncil gibi sem├óv├« kitaplarda yer alan y├╝zlerce i┼čaret, peygamberli─činden evvel vakiÔÇÖ olan bir o kadar be┼čaret, gaybden haber veren hatip ve k├óhinlerden gelen nice ┼čehadet ve binlerle ancak ifade edilebilecek say─▒daki m├╗cizelerle teÔÇÖyid ve tasdik edilmektedir.

Bunun yan─▒nda, getirdi─či dinin hakkaniyeti de onu teyid eden ba┼čka bir delildir. Ayr─▒ca z├ót─▒nda gayet kem├óldeki ├Â─č├╝lmeye de─čer ahl├ók─▒, vazifesiyle al├ókal─▒ o g├╝zellerden g├╝zel seciye ve karakteri; bu c├╝mleden olarak, kuvvetli ├«m├ón─▒n─▒, sars─▒lmaz itÔÇÖminan─▒n─▒ ve son derece g├╝venirlili─čini g├Âsteren fevkal├óde takvas─▒, fevkal├óde ub├╗diyeti, fevkal├óde ciddiyeti, fevkal├óde metaneti, davas─▒nda son derece sad─▒k oldu─čunu g├╝ne┼č gibi ve apa├ž─▒k g├Âstermektedir.

─░stersen gel, Asr-─▒ SaadetÔÇÖe, o as─▒rdaki Arap Yar─▒madas─▒ÔÇÖna gidelim; hayalen olsun, OÔÇÖnu vazife ba┼č─▒nda g├Âr├╝p ziyaret edelim. ─░┼čte bak: Fizyonomisiyle, hayat─▒yle g├╝zelli─čin doruk noktas─▒nda se├žkin bir Z├ót─▒ g├Âr├╝yoruz ki, elinde m├╗cizeler g├Âsteren bir kitab, lisan─▒nda hakikatleri a├ž─▒klayan bir hitap, b├╝t├╝n insanl─▒─ča, belki cin, insan ve belki b├╝t├╝n varl─▒─ča kar┼č─▒ ezel├« bir hutbeyi tebli─č ediyor. ├élemin yarat─▒l─▒┼č s─▒rr─▒ olan acip muammay─▒ h├ól ve ┼čerh edip, k├óinat─▒n s─▒rr─▒ olan kapal─▒ t─▒ls─▒m─▒ a├ž─▒p ├ž├Âzerek, herkese sorulan ve b├╝t├╝n ak─▒llar─▒ hayrette b─▒rakan ├╝├ž m├╝┼čkil ve m├╝thi┼č, ÔÇťNecisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?ÔÇŁ suallerine ikna edici, makul cevap veriyor.

─░┼čte bak, ┼ču geni┼č adada vah┼č├«, ├ódetlerinde mutaass─▒p, inat├ž─▒ de─či┼čik kavimleri ne ├žabuk, o k├Ât├╝ ├ódet ve vah┼či ahl├óklar─▒n─▒ onlardan s├Âk├╝p alarak ne kadar g├╝zel ahl├ók varsa onlar─▒ b├Âyle g├╝zel ahl├ókla donat─▒p, meden├« milletlere ve b├╝t├╝n ├óleme muallim ve ├╝stad eyledi. Bak, de─čil zahir├« bir tasallut, belki ak─▒llar─▒, ruhlar─▒, kalbleri, nefisleri fetih ve tesh├«r ediyor; kalblerin sevgilisi, ak─▒llar─▒n muallimi, nefislerin terbiyecisi ve ruhlar─▒n sultan─▒ oldu.

Ey ruhlar─▒m─▒z─▒n sultan─▒, Sen ruhlar─▒m─▒za sultan oldun; ruhlar─▒m─▒z da Sana kurban olsun!

 


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 4.07.2009



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...