E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

39 Soruda T├╝rkiyede Alevilik Bekta┼čilik

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
S├Ânmez Kutlu Mezhepler Tarihi T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
Alevi  
       
Makale No: 1827 Hit : 6373 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 ┘ů┘ćě▓┘äě¬ ě»┘Ő┘ć┘Ő ě╣┘ä┘ł┘Őěž┘ć-ě»┘Ő┘ćěî ┘ůě░┘çěĘěî ěĚě▒┘Ő┘éě¬ěî ┘â┌śěóěŽ┘Ő┘ć┘Őěî ě»ě▒ě│ě¬ ┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő ┘Őěž ┘üě▒ěž┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő
2 Yeni D├╝nya D├╝zeni Kar┼č─▒s─▒nda Alternatif Bir ─░slam Medeniyeti M├╝mk├╝n m├╝?
3 Tarihsel S├╝re├žte Alevili─čin Yaz─▒l─▒ Kaynaklar─▒nda Yap─▒lan Metin Tahrifat─▒
4 Tarihsel Muhammed ─░le Menkabevi Muhammedi Ay─▒rman─▒n ├ľnemi
5 Maturidi Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ ve G├╝n├╝m├╝z Sorunlar─▒n─▒ ├ç├Âzmeye Katk─▒s─▒
6 Kurana G├Âre Bar─▒┼č
7 ─░slam Mezhepleri Tarihinde Usul Sorunu
8 ─░slam D├╝┼č├╝ncesinde Tarihsel Din S├Âylemleri Olgusu
9 Imam al Maturidi and H─▒s Ep─▒stemology
10 Farkl─▒ ─░nan├ž Gruplar─▒ ve Din E─čitimi
11 Ehli Beyt Sembolik Kapitalinin Tarihi S├╝re├ž ─░├žinde Semerelendirilmesi
12 De─či┼čim S├╝recinde M├╝sl├╝manlar─▒ Bekleyen Baz─▒ Muhtemel Sorunlar
13 Cemaatlerin ─░slam─▒ Tebli─č Sorunu
14 Bilinen ve Bilinmeyen Y├Ânleriyle ─░mam Maturidi
15 Bar─▒┼č ├ľzg├╝rl├╝k ve Merhamet Peygamberi Hz. Muhammed
16 Alevilik Din mi Mezhep mi Tarikat m─▒?
17 39 Soruda T├╝rkiyede Alevilik Bekta┼čilik

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
bystolic copay savings card go bystolic manufacturer coupon
bystolic coupon coupons for bystolic
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
abortion pills over the counter website-knowledge.com when is it to late to get an abortion
doxycycline doxycycline doxycycline
metformin metformin metformin
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
cialis discount coupon cialis coupon coupons for prescription drugs
drug coupon cialis coupons printable cialis trial coupon

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

39 Soruda T├╝rkiye'de Alevilik-Bekta┼čilik

 

D─░N ANLAYI┼×INDAK─░ FARKLILA┼×MALAR VE T├ťRK─░YEDE ALEV─░L─░K-BEKTA┼×─░L─░K

─░slam dinini kabul eden, onun tek ve y├╝ce olan ilah─▒na inanan ve Peygamberinin Allah'tan getirdiklerini do─črulayan kimsenin ad─▒ m├╝min ve m├╝sl├╝man vasf─▒n─▒ kazanmaktad─▒r. B├Âyle bir insan, inanc─▒n─▒ ger├žekle┼čtirirken ve ─░slam'a girerken ├Ânce kendisiyle, yani akl─▒ ve g├Ânl├╝yle, daha sonra Allah'la ve onun yarat─▒klar─▒yla bar─▒┼č─▒k olmal─▒d─▒r. Demek ki m├╝sl├╝man olabilmek i├žin, ├Ânce kendisi huzura kavu┼čmal─▒, kendini emniyette hissetmeli, sonra da b├╝t├╝n insanlara g├╝ven telkin eden, onlara eliyle ve diliyle zarar vermeyen bir kimse olmaya ├žal─▒┼čmal─▒d─▒r. M├╝sl├╝man olmak i├žin Kelime-i ┼×eh├ódet ve Kelime-i Tevh├«d, bir ba┼člang─▒├žt─▒r. ├ç├╝nk├╝ bununla insan, erdemli bir insan olaca─č─▒na, akl─▒na ve g├Ânl├╝n├╝n sesine kulak verece─čine, f─▒trat─▒na yabanc─▒la┼čmayaca─č─▒na, Allah'tan ba┼čkalar─▒na, ├Âl├╝lere ve dirilere, cans─▒z maddelere kulluk yapmayaca─č─▒na, onlara kullu─ču terk ederek hakk─▒ ve hakkaniyeti ger├žekle┼čtirmek i├žin ├žal─▒┼čaca─č─▒na s├Âz vermektedir. Bunu ger├žekle┼čtiren bir insan─▒n, yarat─▒c─▒s─▒yla ve hem cinsleriyle ili┼čkilerinin temelinde sevgi, sulh, emniyet ve inand─▒r─▒c─▒l─▒k vard─▒r.

 

1- Dinler Tarihi alan─▒nda yap─▒lan ara┼čt─▒rmalar dinlerin tarihinin insanl─▒k tarihi kadar eski oldu─čunu ve her dinin farkl─▒ d├Ânemlerde de─či┼čik toplumlarca  farkl─▒ anla┼č─▒ld─▒─č─▒n─▒ ve ya┼čand─▒─č─▒n─▒ ortaya koymaktad─▒r. Di─čer dinlerde oldu─ču gibi ─░slam tarihinde de birbirinden farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒ ve yorumlar─▒ ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n bu farkl─▒ anlay─▒┼člar─▒n ortaya ├ž─▒k─▒┼č─▒n─▒ anlayabilmek i├žin din olarak ─░slam iyi anlamak gerekir. Bar─▒┼č dini olan ─░slam ne anlama gelmektedir ve onun evrensel mesaj─▒n─▒n ama├žlar─▒ nelerdir?

S├Âzl├╝kte, bar─▒┼č, huzur, teslimiyet, esenlik, mutluluk, inkiyad ve g├Ân├╝lden benimseme anlam─▒na gelen ─░slam, bir din olarak ┼ču ┼čekilde tan─▒mlanmaktad─▒r: "Ak─▒l sahiplerini, kendi iradeleriyle do─čruya/hayra ula┼čt─▒ran ve onlara d├╝nyada mutlulu─ču, ahirette de ebedi saadeti temin eden ilahi bir kurumdur." Bu tan─▒m tahlil edildi─činde, yer alan temel unsurlar ┼čunlard─▒r: a) Ak─▒l sahiplerine g├Ânderilmi┼č olmas─▒, b) Do─čruya/hayra ula┼čt─▒r─▒c─▒ olmas─▒, c) ├ľzg├╝r iradeyle se├žilmesi, d) Zor ve ┼čiddet alt─▒nda de─čil g├Ân├╝lden benimsenmesi, e) ─░nsanlar─▒ d├╝nyada,  bar─▒┼č ve mutlulu─ča ula┼čt─▒rmas─▒, f) Ahirette sonsuz mutlulu─ča kavu┼čturmas─▒, g) ─░lah├« kaynakl─▒ olmas─▒.─░slam dinini kabul eden, onun tek ve y├╝ce olan ilah─▒na inanan ve Peygamberinin Allah'tan getirdiklerini do─črulayan kimsenin ad─▒ m├╝min ve m├╝sl├╝man vasf─▒n─▒ kazanmaktad─▒r. B├Âyle bir insan, inanc─▒n─▒ ger├žekle┼čtirirken ve ─░slam'a girerken ├Ânce kendisiyle, yani akl─▒ ve g├Ânl├╝yle, daha sonra Allah'la ve onun yarat─▒klar─▒yla bar─▒┼č─▒k olmal─▒d─▒r. Demek ki m├╝sl├╝man olabilmek i├žin, ├Ânce kendisi huzura kavu┼čmal─▒, kendini emniyette hissetmeli, sonra da b├╝t├╝n insanlara g├╝ven telkin eden, onlara eliyle ve diliyle zarar vermeyen bir kimse olmaya ├žal─▒┼čmal─▒d─▒r. M├╝sl├╝man olmak i├žin Kelime-i ┼×eh├ódet ve Kelime-i Tevh├«d, bir ba┼člang─▒├žt─▒r. ├ç├╝nk├╝ bununla insan, erdemli bir insan olaca─č─▒na, akl─▒na ve g├Ânl├╝n├╝n sesine kulak verece─čine, f─▒trat─▒na yabanc─▒la┼čmayaca─č─▒na, Allah'tan ba┼čkalar─▒na, ├Âl├╝lere ve dirilere, cans─▒z maddelere kulluk yapmayaca─č─▒na, onlara kullu─ču terk ederek hakk─▒ ve hakkaniyeti ger├žekle┼čtirmek i├žin ├žal─▒┼čaca─č─▒na s├Âz vermektedir. Bunu ger├žekle┼čtiren bir insan─▒n, yarat─▒c─▒s─▒yla ve hem cinsleriyle ili┼čkilerinin temelinde sevgi, sulh, emniyet ve inand─▒r─▒c─▒l─▒k vard─▒r. Bu sebeple sevgi ve iyili─čin kayna─č─▒ olan Allah, G├╝venilir  Melek'le (Cibr├«l-i Em├«n), G├╝venilir Peygamber'e (Muhammed el-Em├«n) ilahi vahyini g├Ândererek insanlar─▒ selim f─▒tratlar─▒na (Fitrat-i Sel├«me), selim kalplerine (Kalb-i Sel├«m ) ve selim ak─▒llar─▒na (Akl-i Sel├«m) d├Ânmeye ve onlara boyun e─čmeye ├ža─č─▒rm─▒┼čt─▒r. ─░nsanlar bunlara boyun e─čdi─či zaman m├╝sl├╝man ve m├╝min olmakta ve f─▒trat dini olan ─░slam'─▒ kabul etmektedirler. Bundan dolay─▒ bu dine inananlar, birbirleriyle kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒nda ÔÇťAllahÔÇÖ─▒n bar─▒┼č ve esenli─či ├╝zerinize olsunÔÇŁ (Sel├óm├╝n Aleyk├╝m) diyerek s├Âze ba┼člarlar. G├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi, bu terkiplerin tamam─▒nda sa─člam, duru, a├ž─▒k ve se├žik anlamlar─▒na gelen ve ─░slam'la ayn─▒ k├Âkten t├╝retilen ÔÇťsel├«mÔÇŁ veya g├╝ven manas─▒na gelen ÔÇťem├«nÔÇŁ kelimeleri kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunun anlam─▒  ┼ču demektir: Din olarak ─░slam bar─▒┼č dinidir, onun ilah─▒ sevgi ve iyili─čin kayna─č─▒ olan Allah't─▒r, vahyi getiren g├╝venilir bir melektir, Peygamber'i g├╝venilir bir insan olan Hz. Muhammed'dir, inanan─▒ sa─čduyu sahibi m├╝sl├╝mand─▒r, onun do─črulay─▒c─▒s─▒ selim ak─▒ld─▒r, onu g├Ân├╝lden benimseyen selim kalptir, inanma eylemini ger├žekle┼čtiren ise Allah'─▒n g├Ânderdi─či dini kabule m├╝sait selim fitrat─▒n─▒ kuvveden fiile ge├žiren m├╝min insand─▒r.B├╝t├╝n Peygamberlere g├Ânderilen ─░slam, ilah├« kaynakl─▒ bir mesajd─▒r; insan─▒n do─čru d├╝┼č├╝n├╝p do─čru davranmas─▒ ve do─čru eylemde bulunabilmesi i├žin bir katk─▒d─▒r. Hedef kitle, ak─▒l sahibi b├╝t├╝n insanlard─▒r.  ─░nsan─▒n oldu─ču her yerde din vard─▒r.  Din insan i├žindir, onun en genel anlamda amac─▒ ┼ču be┼č ┼čeyin emniyet alt─▒na al─▒nmas─▒ ve dokunulmazl─▒─č─▒n─▒n sa─članmas─▒d─▒r: Din ve vicdan ├Âzg├╝rl├╝─č├╝n├╝, aileyi ve nesli, can─▒, akl─▒ ve mal─▒ (emek/kazan├ž) korumak. Bunlar dinin temel kurucu ilkeleridir. Din, i├žerik olarak ele al─▒nd─▒─č─▒nda, Allah'a, kitaplar─▒na, meleklerine, resullerine ve ahiret g├╝n├╝ne inanmak gibi inan├ž esaslar─▒ndan; insan─▒n ahlakl─▒ ve erdemli olmas─▒n─▒ sa─člayan ahlak ilkelerinden;  insan─▒ ├Âzg├╝rle┼čtiren ve sosyalle┼čtiren namaz, oru├ž, zekat, hac ve di─čer  ibadetler ile  insanlarla ili┼čkileri d├╝zenleyen baz─▒ ilkelerden (muamelattan) olu┼čur. Peygamberimize gelinceye kadar bunlardan ilk ├╝├ž├╝ b├╝t├╝n peygamberlere g├Ânderilmi┼čtir ve dinin evrensel boyutunu temsil eder. Muamelat ve ibadet etme bi├žimleri ise, peygamberden peygambere de─či┼čmektedir ve baz─▒ k─▒s─▒mlar─▒ itibariyle zamansald─▒r. Her dinin bir Peygamberi, bir kitab─▒ ve ibadethanesi vard─▒r. ├ľrne─čin Yahudili─čin ibadethanesi Sinagog, Hristiyanl─▒─č─▒nki Kilise, ─░slam─▒nki ise Cami'dir. Allah'─▒n varl─▒─č─▒na ve birli─čine, Hz. Muhammed'in onun resul├╝ oldu─čuna ve onun Allah'tan getirdiklerine, ├Âld├╝kten sonra dirilmeye ve hesaba ├žekilmeye inanan herkes m├╝min, m├╝sl├╝man ve K─▒ble Ehlidir. Bunlara, k─▒saca Uluhiyet, N├╝b├╝vvet ve Mead denir. Bu ilkelere inanan bir kimse, ─░slam dairesi i├žerisindedir. Hi├ž kimsenin, onu  ─░slam d─▒┼č─▒ g├Âsterme yetkisi yoktur. ─░slam dini ve onun inan├ž esaslar─▒, emir ve yasaklar─▒ Ku'r├ón'dan ibarettir. O tek bir itikad├« sistemi ├Âng├Ârmektedir.  ─░nan─▒lacak inan├ž  ve akide sistemi, Kur'├ón taraf─▒ndan belirlenmi┼čtir. Bu anlamda inan├ž ve itikatta mezhepten s├Âz edebilmek zordur. Kur'├ón'─▒n inmesinden sonra hi├ž kimse yeni bir inan├ž esas─▒ koyamaz. ├ç├╝nk├╝ Kur'├ón inan├ž esaslar─▒n─▒ ve buna konu olacak ┼čeyleri tevile ve yoruma mahal b─▒rakmaks─▒z─▒n a├ž─▒k ve net olarak tespit etmi┼čtir. Kur'├ón'─▒n getirdi─či inan├ž esaslar─▒ d─▒┼č─▒nda, hi├ž kimsenin, Allah'─▒n insanlar─▒ inanmakla y├╝k├╝ml├╝ tutmad─▒─č─▒ bir konuda yeni bir inan├ž esas─▒ koyarak insanlar─▒ bunlara inanmaya zorlama yetkisi de yoktur. Bir konunun inan├ž esas─▒ olabilmesi i├žin Kur'├ón'da a├ž─▒k├ža yer almas─▒ gerekir. Bunun d─▒┼č─▒nda Kur'├ón'da ├žesitli anlamlara gelen baz─▒ ayetlerle ilgili yap─▒lan yorumlar ki┼čilerin i├žinde bulunduklar─▒ k├╝lt├╝rel ortam ve bilgi d├╝zeyi ├žer├ževesinde yap─▒lm─▒┼č yorumlard─▒r. Bu konuda hi├ž bir alim, yapt─▒─č─▒ yorumun bizzat Allah'─▒n ayetteki maksad─▒ oldu─čunu iddia edemez. Bu sebeple anlam─▒ zor anla┼č─▒lan ya da birden fazla anlama gelen m├╝te┼čabih ayetler veya di─čer ayetlerle ilgili her hangi bir ┼čahs─▒n veya mezhebin yorumunu kabul etmemekle insan inanc─▒n─▒ kaybetmez. ─░slam, Allah'─▒n Hz. Muhammed arac─▒l─▒─č─▒yla insanl─▒─ča g├Ânderdi─či evrensel bir mesajdir. Bu mesaj, esas itibariyle yeni olmay─▒p, ├Ânceki Peygamberler arac─▒l─▒─č─▒yla da g├Ânderilmi┼č ve son peygamberle teyid edilmi┼č evrensel bir ├ža─čr─▒d─▒r. As─▒l ama├ž, insanlar─▒ mutlu k─▒lmakt─▒r ve onlar─▒ ├Âzg├╝rle┼čtirmektir. ─░slam'─▒n geldi─či ├ža─čda ├Âzelde Arap d├╝nyas─▒, genelde de insanl─▒k, dini, psikolojik, ahlaki, siyasi ve toplumsal pek ├žok problemle kar┼č─▒ kar┼č─▒ya idi. ─░nsanl─▒─ča yapaca─č─▒ katk─▒yla ├Âzg├╝rle┼čtirip, insanlar─▒ tekrar kendin varl─▒─č─▒n─▒n fark─▒na varmaya, ├Ârf, adet ve geleneklerini, inan├žlar─▒n─▒ sorgulamaya ├ža─č─▒rd─▒ ve kendisiyle, yaradan─▒yla ve toplumla bar─▒┼č─▒k olmaya ├ža─č─▒rd─▒. Ayn─▒ zamanda ─░slam, insanl─▒─č─▒ medenile┼čtirme projesidir. Bu proje, Hz. Peygamber d├Âneminde son derece ba┼čar─▒l─▒ bir ┼čekilde y├╝r├╝t├╝ld├╝ ve ahlaki erdemlerle donanm─▒┼č fertlerden olu┼čan bir iman toplulu─ču meydana getirildi. Bu toplulukta, kabile asabiyeti ve g├╝├žl├╝n├╝n hakimiyeti yerine insanlar─▒n karde┼čli─či, hak ve adalet prensipleri hakim idi. Ortaya ├ž─▒kan dini ve toplumsal problemleri, g├╝├ž kullan─▒larak de─čil Hz. Peygamber'in ├Ânderli─činde,  vahyin ─▒┼č─▒─č─▒nda birlikte konu┼čup tart─▒┼čarak ├ž├Âz├╝l├╝yordu. 

 

2- Hz. Peygamber d├Âneminde m├╝sl├╝manlar f─▒rka ve mezheplere ayr─▒lmam─▒┼č idi. Onun ├Âl├╝m├╝nden k─▒sa bir s├╝re sonra ya┼čanan siyasi, tarihi, ekonomik, sosyal ve dini hadiselerin neticesinde pek ├žok anla┼čmazl─▒k ortaya ├ž─▒kt─▒ ve bir s├╝re sonra toplumsal taban bularak f─▒rka ve mezhebe d├Ân├╝┼čt├╝. F─▒rka ve mezhep nas─▒l tan─▒mlanabilir?

F─▒rka; "bir tak─▒m siy├ós├«, ictima├«, iktisad├« ve di─čer hadiselerin tesirlerinin, o hadiselere muhatab insan ile, ona uyanlardaki fikr├« ve din├« tezah├╝r├╝ "[1] olarak tan─▒mlanmaktad─▒r. Ba┼čka bir ifadeyle, mezhepler, din anlay─▒┼č─▒ndaki  farkl─▒la┼čmalar─▒n kurumsalla┼čmas─▒ sonucu ortaya ├ž─▒kan din├« nitelikli olu┼čumlar olup dinin anla┼č─▒lma bi├žimleri ile ilgili tezah├╝rlerdir. Bu bak─▒mdan  itikad├« ve siyas├« mezhepler, siyas├« ve itikad├« konulardaki problemleri ├ž├Âzmek veya siyas├« iktidar─▒ ele ge├žirmek amac─▒yla ortaya ├ž─▒km─▒┼č din├«/siyas├« topluluklar olarak kabul edilebilir. ─░slam D├╝┼č├╝nce Tarihi'nde bu ama├žla pek ├žok firka ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Bu konuda eser yazan bir ├žok yazar, bu f─▒rkalar─▒n say─▒s─▒n─▒, sahihli─či tart─▒┼čmal─▒ bir rivayete dayanarak 73 olarak kabul etmi┼č, ancak baz─▒lar─▒ bu say─▒y─▒ tamamlamak i├žin, baz─▒lar─▒ da  a┼č─▒rmamak i├žin hayli ├žaba sarfetmi┼člerdir. Bu adla ortaya ├ž─▒kan  f─▒rkalar─▒n say─▒s─▒, alt gruplar─▒ da hesaba kat─▒l─▒rsa y├╝zlerce f─▒rkay─▒ bulmaktad─▒r. Sadece M├╝rcie, Mutezile, ┼×ia ve Haricilerin  alt kollar─▒ 73'ten fazlad─▒r.  Bu gruplar─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒n─▒n siyas├«, sosyal, ekonomik, k├╝lt├╝rel, din├« ve saire pek ├žok sebep bulunmaktad─▒r. Ki┼čisel ├ž─▒karlar, iktidar kavgas─▒ bu b├Âl├╝nmeleri h─▒zland─▒rm─▒┼čt─▒r ve olumsuz y├Ânde etkilemi┼čtir.[2] Mezhep, Arap├ža bir kelime olup, s├Âzl├╝kte, g├Âr├╝┼č, tutum, fikir, takip edilen ve gidilen yol anlam─▒na gelir. Mezhebin terim anlam─▒na gelince, ─░slam tarihinde sosyal, siyasi ve ekonomik sebeplerle belli fikirler ve ┼čah─▒slar etraf─▒ndaki siyasi-itikadi veya f─▒khi-ameli  z├╝mrele┼čmelerdir. Bunlardan siyasi-itikadi alanla ilgili olanlar─▒na f─▒rka, ameli-fikhi boyutu a─č─▒r basanlara da f─▒k─▒h mezhepleri ad─▒ verilir. Genel olarak mezhep, itikad├« ve amel├« yani inan├ž, ibadet, ahlak ve muamelatla ilgili kar┼č─▒la┼č─▒lan meselelere ├ž├Âz├╝mler ├╝retmek i├žin ortaya ├ž─▒kan ─░slam D├╝┼č├╝nce ekollerini ifade eder. Ancak dilimizde, gerek siyas├« ve itikad├«, gerekse fikh├« ekollerin t├╝m├╝ne mezhep ad─▒ verilmektedir. ─░slam d├╝┼č├╝nce tarihinde pek ├žok  itikadi ve f─▒khi mezhep ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. ─░nsanlar farkl─▒ bak─▒┼č a├ž─▒lar─▒na g├Âre bu metinlere yakla┼čt─▒klar─▒ndan farkl─▒ sonu├žlar elde ettiler. ├ç├╝nk├╝ bunlar─▒n k├╝lt├╝r d├╝zeyleri, anlay─▒┼člar─▒, bak─▒┼č a├ž─▒lar─▒ birbirinden farkl─▒ idi.  Neticede her grup kendi anlay─▒┼č─▒n─▒n do─čru oldu─čunu iddia etmeye, onu ayet ve daha sonralar─▒ hadislerle temellendirmeye ├žal─▒┼čt─▒. Her bir firka ve mezhep farkl─▒ bir Kur'an tasavvuru olu┼čturdu. K─▒saca a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m b├╝t├╝n bu s├╝re├žler, farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒n─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒na ve kurumsalla┼čmas─▒na sebep olmu┼čtur.  Haricilik, ┼×ia, M├╝rcie, Mu'tezile, Hadis Taraftarlar─▒, Maturidilik, E┼č'arilik ve benzeri itikadi/kel├ómi f─▒rkalar; Hanef├«, Malik├«, Hanbel├«, ┼×afi├« ve Cafer├« gibi amel├«/fikh├« mezhepler ve daha ge├ž d├Ânemde ortaya ├ž─▒kan Yesevilik, Nak┼čilik, Kadirilik ve R─▒failik ile Bekta┼čilik formu i├žerisinde ya┼čayan  Alevilik  gibi mistik olu┼čumlar bu kurumsalla┼čman─▒n tezah├╝rleridir. Bunlar, ad─▒n─▒ zikrettiklerimizle s─▒n─▒rl─▒ olmay─▒p daha pek ├žok f─▒rka, mezhep ve olu┼čum vard─▒r, ancak bunlar─▒n b├╝y├╝k bir b├Âl├╝m├╝ zaman─▒m─▒za ula┼čamam─▒┼čt─▒r. Hz. Peygamber'in ├Âl├╝m├╝nden sonra sosyo-ekonomik, siyasi, psikolojik, etnik, k├╝lt├╝rel, dini ve felsefi sebeplerle v├╝cud bulmu┼č itikadi ve siyasi mezheplerle ameli mezhepler ve tarikatlar─▒n ortaya ├ž─▒k─▒┼č sebepleri Psikolojik durum, Sosyo-Politik ve K├╝lt├╝rel Durum,  Dini Metinler olmak ├╝zere ├╝├ž ana sebep alt─▒nda ele al─▒nabilir. 

 

3- B├╝t├╝n dini olu┼čumlar─▒n ortaya ├ž─▒k─▒┼č─▒n─▒ haz─▒rlayan sosyo-ekonomik, siyasi, psikoljik, etnik, k├╝lt├╝rel, dini ve felsefi pek ├žok sebep bulunmaktad─▒r.  Mezheplerin ortaya ├ž─▒k─▒┼č sebeplerinden insan unsurunun ve insan─▒n tabiat─▒ndaki psikolojik e─čilimlerin rol├╝ nedir?

─░ster itikadi-siyasi, isterse fikhi-ameli olsun b├╝t├╝n mezhepler be┼čeri olu┼čumlard─▒r. ─░nsan─▒n oldu─ču her yerde dini, fikri ve siyasi yakla┼č─▒m farkl─▒l─▒klar─▒ s├Âz konusu olacakt─▒r. ├ç├╝nk├╝ her bir insan kendine ├Âzg├╝ bir varl─▒kt─▒r. Yap─▒lan ara┼čt─▒rmalar evrensel dinlerin tarihinde ortaya ├ž─▒kan mezheplerin dini konulardaki anlay─▒┼č, yorum ve ya┼čay─▒┼č  farkl─▒l─▒─č─▒n─▒, insanlar aras─▒ndaki bireysel farkl─▒l─▒klarla ve insan tabiat─▒ndaki psikolojik e─čilimlerle ili┼čkili oldu─čunu ortaya koymaktad─▒r.[3]  Bu ara┼čt─▒rmalar, her bir insan─▒n ilgi, alaka, hal, tutum, davran─▒┼č, huy, miza├ž, zeka, muhayyile ve ak─▒l konusunda di─čerinden farkl─▒ olduklar─▒ ve onlar─▒n tabiatlar─▒ndaki bu farkl─▒l─▒klar dolay─▒s─▒yla, dini gruplar─▒n ve mezheplerin dini hayat ve din anlay─▒┼člar─▒nda g├Âr├╝len farkl─▒l─▒─č─▒n ilahi bir tercihten ├žok be┼čeri e─čilimlerin farkl─▒l─▒klar─▒yla me┼čruiyet kazand─▒─č─▒[4], sosyal ve pratik hayatta kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ dini problemler i├žin bu farkl─▒l─▒klara g├Âre ├ž├Âz├╝mler ├╝rettiklerini, kendi miza├ž ve tabiat─▒na uygun dini hareketlere y├Âneldiklerini a├ž─▒kca ortaya koymaktad─▒r. ─░nsan, ak─▒l sahibi, ku┼čku duyan, anlamaya ├žal─▒┼čan, d├╝┼č├╝nen, sorgulayan, a├ž─▒klayan ve yorumlayan, anlamland─▒ran, kutsalla┼čt─▒ran ve tecr├╝be eden  bir varl─▒kt─▒r. Bireysel karakter  farkl─▒l─▒klar─▒ ve insan tabiat─▒ndaki psikolojik e─čilimler, bir etnolog taraf─▒ndan etnik merkezli, bir filolog tarafindan dilsel merkezli, bir sosyolog tarafindan sosyal ├ževre merkezli okunabilir ve s─▒n─▒fland─▒r─▒labilirse de[5], bunlar psikolojik a├ž─▒dan, en genel anlamda, tepkisel/┼čiddet yanl─▒s─▒, ak─▒lc─▒, gelenek├ži, sezgici/tecr├╝beci, radikal ve uzla┼čmac─▒ tipolojiler, zihniyetler ya da karakterler olarak tan─▒mlanabilir. Bu bak─▒mdan  d├╝┼č├╝nce ve s├Âylem farkl─▒l─▒klar─▒n─▒ ortaya koymakta karakter okuman─▒n ├Ânemli bir yeri vard─▒r. Farkl─▒ din s├Âylemleri ve d├╝┼č├╝nce ekolleri bu a├ž─▒dan analiz edildi─činde, i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ sosyo-politik, felsefi ve k├╝lt├╝rel ortam─▒n da tesiriyle, bu psikolojik tipolojilerden birisinin veya birka├ž─▒n─▒n, sosyal, dini ve d├╝┼č├╝nsel hayat─▒n ┼čekillendirilmesinde ve kurumsalla┼čmas─▒nda ├Ân plana ├ž─▒kt─▒─č─▒ veya  dikey paradigmalar halini ald─▒klar─▒  g├Âr├╝l├╝r.  K─▒sacas─▒ insan─▒n oldu─ču her yerde farkl─▒l─▒k ve zenginlik vard─▒r. Bu, onun din anlay─▒┼č─▒na da yans─▒maktad─▒r.   

 

4- Mezheplerin ortaya ├ž─▒k─▒s─▒nda siyas├«-k├╝lt├╝rel yap─▒n─▒n ve sosyal de─či┼čmenin rol├╝ nedir?

─░slam tarihinde ortaya ├ž─▒kan d├╝┼č├╝nce ekollerinin, ortaya ├ž─▒kt─▒klar─▒ dini, k├╝lt├╝rel, ictimai ve siyasi ortamdan tecrit edilerek anla┼č─▒lmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Belirli bir toplumdan veya k├╝lt├╝rden ya da co─črafi b├Âlge veya milletten gelen insanlar─▒n, ├žo─čunlukla ayn─▒ itikadi ve siyasi olu┼čumlara y├Ânelmesi,  ba┼čka bir ifadeyle baz─▒ mezheplerin belli co─črafi b├Âlgelerde ve halklar aras─▒nda yay─▒lmas─▒ bu temel ger├že─čin ├Ânemli kan─▒tlar─▒ndand─▒r. Sosyolojik a├ž─▒dan, evrensellik iddias─▒nda bulunan ve b├╝nyesinde farkl─▒ k├╝lt├╝r ve medeniyet havzalar─▒ndan gelen ki┼čileri bar─▒nd─▒ran dinlerde, Peygamberlerin ├Âl├╝m├╝nden sonra, farkl─▒ mezheplerin/anlay─▒┼člar─▒n ve farkl─▒ din s├Âylemlerinin ortaya ├ž─▒kmas─▒ genel bir temay├╝l ve sosyolojik-tarihi bir vak─▒ad─▒r.[6] Hristiyanl─▒k, Yahudilik, Budizm, Hinduizm gibi ─░slamiyet de bu tarihi ger├žekten nasibini alm─▒┼čt─▒r. Asl─▒nda dinlerin yay─▒lmas─▒ ve s├╝reklili─či, medeniyetlerle y├╝zle┼čmeleri, yeni medeniyetler kurmalar─▒ ve sosyal de─či┼čmeler kar┼č─▒s─▒ndaki tepkisi bu mezhepler kanal─▒yla olmu┼čtur. Di─čer taraftan d├╝nya tarihinde etkili olmu┼č g├╝├žl├╝ k├╝lt├╝r ve medeniyetler, devletlerin y─▒k─▒l─▒p ├Âld├╝─č├╝ gibi y─▒k─▒lmazlar ve tamamen ortadan kaybolmazlar. Hi├žbir k├╝lt├╝r b├╝t├╝n├╝yle ├Âlmez, ba┼čka k├╝lt├╝r ve medeniyetlerde farkl─▒ bi├žimlerde tekrar ortaya ├ž─▒karlar. Hatta g├╝├žl├╝ ve hakim k├╝lt├╝rler, birbirleriyle etkile┼čim i├žerisindedirler. Yeni bir din olan ─░slam'─▒ benimseyenler de b├Âyle g├╝├žl├╝ bir k├╝lt├╝r ve medeniyet havzas─▒ndan geldigi i├žin, kendi k├╝lt├╝rlerine ve medeniyetlerine tamamen s─▒rt ├ževirmemi┼čler ve onlar─▒ ─░slam k─▒l─▒f─▒ alt─▒nda veya onunla uzla┼čt─▒rmak suretiyle ya┼čatmaya devam etmi┼člerdir. Dolay─▒s─▒yla bu kimselerin daha ├Ânceki k├╝lt├╝rel bilin├žleri, yeni dinlerini anlama, yorumlama ve ya┼čamalar─▒nda etkili olmu┼č ve farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒ ve s├Âylemlerinin ortaya ├ž─▒kmas─▒na sebep olmu┼čtur. ─░slam dininin ilk ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ ve yay─▒ld─▒─č─▒ co─črafyada, Arap, Roma, M─▒s─▒r ve Sasani k├╝lt├╝r├╝ olduk├ža g├╝├žl├╝ bir ┼čekilde ya┼čamaktayd─▒. Hire ve Irak Sasanilerin, ┼×am ise Bizansl─▒lar─▒n etkisi alt─▒ndayd─▒. ─░slam gelmeden ├Ânce, pek ├žok Arap kabilesi g├Â├žebe hayat─▒ ya┼čamaktayd─▒; pek az─▒ ise yerle┼čik hayata ge├žmi┼čti. Siyasi hayat, kabilecilik esas─▒na g├Âre ┼čekillenmi┼čti. Kurey┼č'in iki b├╝y├╝k kabilesi aras─▒nda k├Âkl├╝ bir siyasi rekabet ya┼čanmaktayd─▒. Bunun sonucunda Cemel ve S─▒ffin gibi etkileri g├╝n├╝m├╝ze kadar devam eden ├Ânemli siyasi hadiseler ya┼čand─▒. Toplum, k├Âleler ve efendilerden olu┼čuyordu. ─░slam, kitab├« k├╝lt├╝r├╝ ve devlet gelene─či olmayan bir toplumu medeni bir topluma d├Ân├╝┼čt├╝rmekle ise ba┼člad─▒. Verili bir durumu itibara alan Allah, bu toplumun diliyle onlara konu┼čtu ve onlar─▒n baz─▒ k├╝lt├╝rel, hukuki ve dini simge, sembol ve ibadet bi├žimlerini ya aynen devam ettirdi, ya da de─či┼čtirdi. Ancak eski k├╝lt├╝rel-sosyal durum ve siyasal yap─▒ daha sonra Kur'an'─▒ anlamada ve yorumlamada, farkl─▒ g├Âr├╝┼čleri benimsemelerinde, bireyler ├╝zerinde etkili olmaya devam etti. Ayr─▒ca ─░slam'─▒n geldi─či co─črafyada Yahudilik, Hristiyanl─▒k, Zerd├╝┼čtl├╝k ve Maniheizm gibi b├╝y├╝k dinler ve mezhepler varl─▒─č─▒n─▒ devam ettiriyor ve  ─░skenderiye'de Yeni Eflatunculuk, Nisibis, Harran ve Cundi┼čapur'da Yunan teoloji ve felsefesi ├Âgretiliyordu.[7] Ayr─▒ca ─░slam'─▒n geldi─či d├Ânemde Sasani ve Roma devletleri Arap yar─▒madas─▒nda rakip iki siyasi g├╝c├╝ olu┼čturmaktayd─▒. Bu hakim k├╝lt├╝r ve medeniyetler aras─▒ndaki m├╝cadele ve rekabet, daha sonralar─▒, ─░slam'la bu k├╝lt├╝rler aras─▒nda devam etmi┼čtir. B├╝t├╝n bu sebepler dini de─či┼čtirmedi, ancak insanlar─▒n ─░slam'─▒ farkl─▒ ┼čekilde anlama ve alg─▒lamalar─▒nda etkili oldu.[8] Zaten yeni fikirlerin, filozoflar, d├╝┼č├╝nce ekolleri ve sosyal hareketlerin, homojen olmayan ve farkl─▒ k├╝lt├╝rlerden gelen ki┼čilerin kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ ve birarada ya┼čad─▒─č─▒ ortamlarda do─čup geli┼čti─či sosyolojik bir ger├žektir.[9] B├Âylece k├Âkleri ge├žmi┼če uzanan sosyal, k├╝lt├╝rel, ekonomik, tarihi, politik ve k├╝lt├╝rel yap─▒ daha sonraki nesillerin Kur'an'─▒ farkl─▒ anlama ve yorumlamalar─▒na sebep oldu.  

 

5- Mezheplerin ortaya ├ž─▒k─▒┼č─▒nda insan unsuru, toplumsal yap─▒ ve siyasi durum kadar do─črudan etkili olmasa da dolayl─▒ olarak din├« metinlerin de rol├╝ vard─▒r. Kur'an ve hadisler, farkl─▒ anlay─▒┼člar─▒n do─ču┼ču ve kurumsalla┼čmas─▒nda nas─▒l etkili olmaktad─▒r?

Dini metinlerle kastedilen ├Âncelikle Kur'an ayetleri ve hadislerdir. Kur'an-─▒ Kerim'in baz─▒ ayetlerinin manas─▒ kapal─▒d─▒r veya farkl─▒ anlamlara gelmektedir. Yani her insan─▒n ayn─▒ ┼čekilde anlayacaklar─▒ ayetler vard─▒r, farkl─▒ anlayabilecekleri ayetler vard─▒r. Birincisine,Y├╝ce Allah'─▒n varl─▒─č─▒ ve birli─čiyle ilgili Tevhid'i ilgilendiren ayetler ├Ârnek verilebilir. ─░kincisine insan ├Âzg├╝rl├╝g├╝ konusundaki ayetler ├Ârnek verilebilir, ya da kapsam─▒na kimlerin girdi─či tart─▒┼čmal─▒ olan Ehl-i BeytÔÇÖle ilgili ayet verilebilir. Vahiy, bir ileti┼čim olarak, "ayn─▒ ontolojik d├╝zeye sahip olmayan iki taraf aras─▒nda"[10]  yani Allah'la be┼čer-peygamber aras─▒nda ger├žekle┼čmi┼čtir. Vahiy yoluyla kurulan bu ileti┼čim yaln─▒zca Peygamberlere mahsustur. Onlardan ba┼čkas─▒n─▒n bu ileti┼čimin mahiyetini bilmesi m├╝mk├╝n de─čildir. Bunun nas─▒l ger├žekle┼čti─či, mesaj─▒n laf─▒z ve mana bak─▒m─▒ndan kime ait oldu─ču, bu ileti┼čimde mele─čin rol├╝n├╝n ne oldu─ču hep tart─▒┼č─▒la gelmi┼čtir. Sosyal hayatta ya┼čanan ger├žeklikleri esas alarak inen  ve el├žinin i├žinden ├ž─▒kt─▒─č─▒ toplumun dilinin b├╝t├╝n edebi inceliklerini kullanan vahiylerin, ini┼č sebebi ve ne anlama geldi─či, ona muhatap olan insanlar taraf─▒ndan anla┼č─▒lmaya ├žal─▒┼č─▒l─▒yordu. Anla┼č─▒lmayan konular veya a├ž─▒k olmayan k─▒s─▒mlar, Peygamber'den soruluyordu. Peygamber hayatta iken bu ileti┼čimde ya┼čanan problemler, onun  taraf─▒ndan ├ž├Âz├╝mlenirken, ├Âl├╝m├╝nden sonra vahyin kayna─č─▒ ile olan ili┼čki sona ermi┼čtir. Arap dilinin en edebi metni olan Kur'an'da, g├Âr├╝nen ve hissedilen varl─▒k d├╝nyas─▒yla ilgili a├ž─▒k, se├žik ve net bilgiler oldu─ču gibi, g├Âr├╝nmeyen, hissedilemeyen alemle ve ge├žmi┼čle ilgili bilgiler de vard─▒. ├ťstelik bunlar─▒ farkl─▒ ├╝slup ve edebi inceliklerle anlat─▒yordu. ├ľrne─čin Allah ve s─▒fatlar─▒, k─▒yamet, ahiret, cennet, cehennem, s─▒rat, melek, cin, ┼čeytan ve ge├žmi┼č ├╝mmetler hakk─▒nda bilgi verirken, mecaz, istiare ve te┼čbih gibi edebi sanatlar─▒ kullanmaktayd─▒. Di─čer taraftan baz─▒ ayetlerin delaleti a├ž─▒k ve net (muhkem) oldu─ču i├žin kolayca anla┼č─▒l─▒rken,  baz─▒lar─▒ anlam benzerli─či veya kapal─▒l─▒─č─▒ (m├╝te┼čabih) y├╝z├╝nden zor anla┼č─▒l─▒yor veya anla┼č─▒lam─▒yordu. Kur'an ayetleri, indirilirken ├žesitli konulara g├Âre s─▒ralanm─▒┼č da de─čildir. Konularla ilgili ayetler farkl─▒ yerlere serpi┼čtirilmi┼čtir. Peygamber'e ilk inananlar, anlay─▒┼č, zeka, k├╝lt├╝r, bilgi ve ona yak─▒nl─▒klar─▒ bak─▒m─▒ndan ayn─▒ olmad─▒─č─▒ndan, dinin kutsal metniyle olan s─▒cak diyaloglar─▒ ve onu anlay─▒┼člar─▒ da ayn─▒ d├╝zeyde olmad─▒. Kur'an'─▒n indi─či d├Ânemden uzakla┼č─▒ld─▒k├ža ve sosyal ger├žeklik de─či┼čtik├že, insanlar, do─čal olarak bu metinleri anlamada ve Allah'─▒n murad─▒n─▒ tespitte farkl─▒ metotlar ve anlay─▒┼člar do─črultusunda KurÔÇÖanÔÇÖa yakla┼čt─▒klar─▒ndan dolay─▒ farkl─▒ sonu├žlar elde ettiler. Hatta ├Âyle ki, insanlar─▒ tek bir akide ve inan├ž etraf─▒nda birle┼čtirmek amac─▒yla indirilen ve a├ž─▒k-se├žik, anla┼č─▒l─▒r oldu─čunu iddia eden bir metin, sonu├žta farkl─▒ anlay─▒┼čtaki ki┼či ve gruplar─▒n, kendilerini me┼črula┼čt─▒rmak i├žin kulland─▒klar─▒ bir metin haline geldi ve tek bir ayetle ilgili onlarca g├Âr├╝┼č ileri s├╝r├╝ld├╝. Hz. Peygamberden aktar─▒lan baz─▒ hadisler i├žin de benzer durum s├Âz konusuydu.Fakat Kur'an ve hadilerin kendi metninden kaynaklanan baz─▒ anlama problemleri, mezheplerin ve f─▒rkalar─▒n do─čmas─▒n─▒n do─črudan  sebebi de─čildi. ─░slam tarihinde ortaya ├ž─▒kan f─▒rkalar, genelde siyasi, be┼čeri, sosyal ve d├╝nyevi  sebeplerle te┼čekk├╝l etmi┼čtir.[11] ─░nsanlar veya f─▒rkalar, bu ama├žlar─▒n─▒ ger├žekle┼čtirmek u─čruna,  k─▒l─▒ k─▒rk yaran ak─▒lalmaz yorumlar ve teviller yapm─▒┼člard─▒r. Neticede her mezhep, f─▒rka, tarikat ve cemaat, farkl─▒ bir Kur'an tasavvuru olu┼čturarak ona Allah'─▒n y├╝klemedi─či misyonlar y├╝klemi┼čtir.           

 

6- Mezhepler, dine farkl─▒ yakla┼č─▒m bi├žimlerini temsil ederler. Ancak bazen mezhepler din gibi alg─▒lanm─▒┼čt─▒r. ─░slam tarihinde din ile mezhepler aras─▒ndaki ili┼čki ne ┼čekilde olmu┼čtur?

─░sl├óm'da Hristiyanl─▒k'ta oldu─ču gibi akide esas─▒ koyacabilecek ne bir ┼čah─▒s ne bir mezhep ne de bir kurum vard─▒r. ─░sl├óm'da ak├«de esas─▒ koyacak tek otorite Allah't─▒r, dolay─▒s─▒yla Kur'and─▒r. Bir ┼čeyin inan├ž esas─▒ olmas─▒ i├žin, onun bir ayet taraf─▒ndan a├ž─▒k ve se├žik bir ┼čekilde, yani delaleti ve s├╝butu kesin bir nasla bildirilmesi gerekir. Yaln─▒z Kur'an'─▒n her bir ayeti, AllahÔÇÖtan gelmesi bak─▒m─▒ndan s├╝butu kesinse de, ayette neyin kastedildi─či ve ne anlamlara geldi─či kesin de─čildir.  Yani Allah'tan geldi─či konusunda kesinlik arzederse de, ayetin a├ž─▒k ve se├žik olarak neye i┼čaret ve delalet etti─či kesin olmayabilir. Dolay─▒s─▒yla ayetlerin kesin bilgi ve kesin inanca temel te┼čkil etmesi i├žin delaletinin de kesin olmas─▒ gerekir. Bu y├╝zden anla┼č─▒lmas─▒ zor veya birden fazla anlama gelebilecek ayetler, inan├ž esas─▒ ortaya koymak i├žin delil te┼čkil etmezler. Her hangi bir mezhebin kendi d├Âneminin sosyal bunal─▒mlar─▒na dair ortaya att─▒─č─▒ g├Âr├╝┼člerini ve  yorumlar─▒n─▒ akide veya iman esas─▒ olarak insanlara dayatmas─▒ do─čru de─čildir. ─░nsanlar aras─▒ndaki g├Âr├╝┼č farkl─▒l─▒klar─▒ ve ayr─▒l─▒klar─▒, tabii, psikolojik, tarihsel, dini ve sosyoljik bir vak─▒ad─▒r. Her bir din, felsefe ve ideoloji, bu ger├žekten nasibini alm─▒┼čt─▒r. ─░slam tarihinde ortaya ├ž─▒kan bu mezhepler, bir din farkl─▒l─▒─č─▒ de─čil yakla┼č─▒m farkl─▒l─▒─č─▒d─▒r. Bu farkl─▒l─▒klar, mutlakl─▒k iddias─▒nda bulunmad─▒k├ža, kendisini ─░slam'─▒n temsilcisi g├Ârmedik├že, ba┼čkalar─▒n─▒ ├Âteki olarak alg─▒lamad─▒k├ža birer zenginlik olarak kabul edilebilir. Bu y├╝zden farkl─▒ mezhepleri, tarikatlar─▒, cemaatleri, hak-bat─▒l, do─čru-yanl─▒┼č, sap─▒k-bidat ve benzeri s─▒n─▒fland─▒rmalara tabi tutmak yerine, insan do─čas─▒ndan kaynaklanan ve toplumsal yap─▒yla kurumla┼čan farkl─▒ bilgi sistemleri veya zihniyetler olarak alg─▒lamak daha do─črudur.  Hi├ž bir mezhep veya din anlay─▒┼č─▒, mutlak do─čru veya mutlak yanl─▒┼č de─čildir. Do─čru olan fikirleri olabilece─či gibi yanl─▒┼č olanlar─▒ da vard─▒r. F─▒rka ve mezhepler, her dinin tarihinde ya┼čanan bir olgudur. Dinin ├Âz├╝n├╝ te┼čkil etmezler. Bu sebeple mezheplerin dinle ├Âzde┼čle┼čtirilmesi do─čru de─čildir. ├ç├╝nk├╝ esas olan dinin evrensel boyutudur, mezhep ise, inan├ž ve amel konusunda  dinin do─čru bir ┼čekilde anla┼č─▒lmas─▒ ve ya┼čanmas─▒ ile ilgili ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r.     Mezhepler, sosyal ve siyas├« bunal─▒mlar─▒n ya┼čand─▒─č─▒ d├Ânemlerde bu bunal─▒mlar─▒ a┼čmak konusunda ├ž├Âz├╝mler ├╝retebilmek i├žin ortaya ├ž─▒km─▒┼č be┼čeri, siyasi, toplumsal ve dini hareketlerdir. Bunlar, ba┼člang─▒├žta farkl─▒ g├Âr├╝┼člerin ortaya at─▒lmas─▒na ve tart─▒┼č─▒lmas─▒na son derece m├╝nbit bir alan olu┼čturmu┼čtur. Baz─▒lar─▒ ─░slam'─▒n di─čer din, k├╝lt├╝r ve medeniyetlere kar┼č─▒ savunusunu yaparak onun yay─▒lmas─▒na ve do─čru anla┼č─▒lmas─▒na yard─▒mc─▒ olmu┼člard─▒r. Ancak dinle mezhep aras─▒ndaki ili┼čki her zaman masum olmam─▒┼čt─▒r. Mezheplerden baz─▒lar─▒, dini, siyasi menfaatleri temin etmekte birer ara├ž olarak kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunun neticesinde, mezhepler nadiren de olsa,  dinin yeni yorumlarla g├╝ncelle┼čtirilmesi ve fonksiyonel k─▒l─▒nmas─▒ yerine m├╝sl├╝manlar aras─▒nda ayr─▒l─▒k ve kavgalar─▒n, taassubun, iktidar sava┼člar─▒n─▒n  birer arac─▒ haline gelebilmi┼čtir. Evrensel olmayan daha ├žok siyas├« nitelik ta┼č─▒yan bu ├ž├Âz├╝mler, daha sonraki nesiller taraf─▒ndan itikad├«le┼čtirilerek inan├ž konusu yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Yeni yeti┼čen ku┼čaklar─▒n kendi meselelerine kendileri ├ž├Âz├╝mler bulmak yerine, as─▒rlar boyu tarihe kar─▒┼čm─▒┼č g├╝ncelli─či ve fonksiyonelli─či kalmam─▒┼č olan ge├žmi┼čin problemleriyle u─čra┼čmaya ve yeni problemlere yeni ├ž├Âz├╝mler ├╝retmekten ├žok ge├žmi┼čten ├ž├Âz├╝m arama y├Ân├╝ne gidilmi┼čtir. Kur'├ón  ilkelerini hayata ge├žirmek ihmal edilerek, ba─čl─▒ olunan mezhebin ilkeleri savunulmu┼č, b├Âylece mezhepler Kur'├ó'nÔÇÖ─▒ anlamada ara├ž iken mezheplerin ilkelerinin anla┼č─▒lmas─▒ ama├ž olmu┼čtur. Sonu├žta Kur'├ón'a mezhep g├Âr├╝┼člerinin desteklenmesi i├žin gidilmi┼čtir. Bu da onlar─▒n Kur'├ón'─▒ bir b├╝t├╝n halinde anlamalar─▒n─▒ engellemi┼čtir. B├Âylece Kur'an'─▒n evrenselli─či mezhepler baz─▒na indirgenerek ihlal edilmi┼čtir. Genelde mezhepler, Kur'├ón'─▒n evrensel boyutunu b├╝t├╝n├╝yle i┼člevsel k─▒lmakta ba┼čar─▒l─▒ olamam─▒┼člard─▒r. Bu sebeple tarihte pek ├žok mezhep kendi g├Âr├╝┼člerini dayatm─▒┼č, ba┼čkalar─▒n─▒ ise d─▒┼člam─▒┼čt─▒r. Hatta mezheplerin dinle ├Âzde┼čle┼čtirilmesi sonucunda ─░slam'─▒n g├╝ncelle┼čtirilmesi ve fonksiyonel k─▒l─▒nmas─▒n─▒n ├Ân├╝nde bir engel olmu┼člard─▒r. Ayr─▒ca mezhep liderlerinin otorite olarak kabul edilmesi ve ├ž├Âz├╝mlerin bu otoritelerin eserlerinde aranmaya ba┼članmas─▒ bu s├╝reci h─▒zland─▒rm─▒┼č, do─črudan Kur'├ón'a gidilerek ondan ├ž├Âz├╝m ├╝retmeyi engellemi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ insanlar ba─čl─▒ bulundu─ču mezhebin d─▒┼č─▒na ├ž─▒kamam─▒┼č, mezhebinin g├Âr├╝┼člerini do─čru ve yanl─▒┼č olabilece─čini d├╝┼č├╝nmeden onlar─▒ ispat etmeye ve ┼čerh etmeye ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Bu yolla,  itikad├« konularda taklit, m├╝sl├╝manlar aras─▒nda kronikle┼čmi┼čtir. Bu durum zamanla m├╝sl├╝manlar i├žin bilgi a├ž─▒─č─▒n─▒n b├╝y├╝mesi, mezhep taassubunun artmas─▒ ve yeni fikirlere tahamm├╝l├╝n azalmas─▒yla sonu├žlanm─▒┼čt─▒r. ─░slam'da pek ├žok itikadi mezhebin, felsef├« ekol├╝n ve amel├« mezhebin ortaya ├ž─▒km─▒┼č olmas─▒  her m├╝sl├╝man─▒n ├Âv├╝n├ž kayna─č─▒ bir konudur. Ancak bu mezheplerin g├Âr├╝┼člerinin daha sonralar─▒ ┼ča┼čmaz do─črular haline veya din haline getirilmesi ─░sl├óm'─▒n bu zengin ve m├╝nbit fikir d├╝nyas─▒n─▒n k─▒s─▒rla┼čmas─▒na sebep olmu┼čtur. ├ç├╝nk├╝ her mezhep kendi g├Âr├╝┼č├╝n├╝n savunucusu ve mutaass─▒b─▒ kesilerek kar┼č─▒ g├Âr├╝┼člere hayat hakk─▒ tan─▒mamaya ve birbirlerinin fikirlerini ├ž├╝r├╝tmeye ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r. ─░slam Mezhepleri, yay─▒ld─▒klar─▒ b├Âlgelerde farkl─▒ k├╝lt├╝r ve medeniyetlerden de istifade ederek kendilerine has metodolojiler ├╝retmeye ├žal─▒sm─▒┼člard─▒r. Ancak ┼čerh ve taklid├žilikle birlikte bu gelenek yok olmu┼č, ─░slam D├╝┼č├╝ncesi'ne metodsuzluk ve sistemsizlik hakim olmu┼čtur. Resm├« olarak benimsenen mezhepler ise, ─░slam'─▒n siyasalla┼čmas─▒na arac─▒l─▒k etmi┼čtir.  

 

7.─░slam d├╝┼č├╝nce tarihinde  mezhep ve f─▒rkalar ortaya ├ž─▒kmas─▒nda ve kurumsalla┼čmalar─▒nda siyasetin b├╝y├╝k bir rol├╝ vard─▒r. KurÔÇÖan, hadis ve ─░slam k├╝lt├╝r├╝nde Din-Siyaset ili┼čkisi nas─▒l alg─▒lanm─▒┼čt─▒r?

KurÔÇÖ├ón'da konuyla ilgili ayetler  incelendi─činde Din-Siyaset ili┼čkisi a├ž─▒s─▒ndan  ┼ču tespitleri yapmak m├╝mk├╝nd├╝r. KurÔÇÖ├ón, inan├ž, ibadet ve ahlak konular─▒na do─črudan ve ayr─▒nt─▒lar─▒yla yer verirken siyasi konulara, evrensel nitelik ta┼č─▒yan genel ilkelerin d─▒┼č─▒nda herhangi bir belirlemede bulunmu┼č de─čildir. ├ľrne─čin Hz. Peygamberden sonra halife kim olacak, hangi ┼čartlar─▒ ta┼č─▒yacak, devletin yap─▒s─▒ ve y├Ânetim bi├žimi nas─▒l olacak gibi kurumsal siyasetin konular─▒na  ilgi duymaz ve  her hangi  bir a├ž─▒klamada bulunmaz. Siyaset kadar di─čer konular─▒ da ilgilendiren bu temel prensipler, genel olarak, m├╝sl├╝manlar─▒n i┼člerinin kendi aralar─▒nda me┼čveret/dan─▒┼čma yoluyla ├ž├Âz├╝lmesi[12], insanlar aras─▒nda adaletle ve hakkaniyetle h├╝kmedilmesi[13], yetki sahiplerine itaat edilmesi[14],  emanetlerin ehline verilmesi[15], insanlar aras─▒nda ├╝st├╝nl├╝─č├╝n takva ile oldu─ču[16] ┼čeklindeki prensiplerden olu┼čmaktad─▒r. Din-siyaset ili┼čkisinde en ├žok g├╝ndeme getirilen halife ve imam kavramlar─▒,  iddia edildi─či gibi, KurÔÇÖ├ón'da, siyasi otoriteyi elinde tutan kimse anlam─▒nda kullan─▒lmamaktad─▒r. Birincisi, ├Âzg├╝r iradeli ve kendi ad─▒na  g├╝zel i┼čler yapmaya namzet  Allah'─▒n her bir kulu anlam─▒na gelmektedir.[17] ─░kincisi  ise, farkl─▒ farkl─▒ anlamlarda kullan─▒lmakla birlikte, bu ba─člamda insanlara ├Ârneklik ve ├Ânderlik yapan ki┼či anlam─▒nda peygamberlik makam─▒ i├žin kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.[18] Asl─▒nda bu t├╝r kullan─▒mlarda Peygamberlik makam─▒n─▒n  dahi bir s├╝lale imtiyaz─▒ olmad─▒─č─▒,  g├Ânderilen el├žinin s├╝lalenin mensuplar─▒na fazilet sa─člamad─▒─č─▒ ve di─čerlerine kar┼č─▒ bir ├╝st├╝nl├╝k kazand─▒rmad─▒─č─▒ son derece a├ž─▒kt─▒r.[19] Ayr─▒ca peygamberin se├žildi─či kabileye, peygamber kendilerinden ├ž─▒kt─▒ diye, ├Âl├╝m├╝nden  sonra   siyasi veya siyasi olmayan  makamlar─▒ ellerinde tutma imtiyaz─▒ da verilmi┼č de─čildir. Dolay─▒s─▒yla hilafet ve hakimiyet meselesi, ÔÇť din├« olmaktan ziyade d├╝nyevi ve siyas├« bir meseledir. Do─črudan do─čruya milletin i┼čidir. Onun i├žindir ki, nus├╗s-i ┼čeriÔÇÖyyeÔÇÖde bu mesele hakk─▒nda tafsilat yokdur.ÔÇŁ[20] Dolay─▒s─▒yla KurÔÇÖ├ón, siyas├« ve hukuk├« konularda hakimiyet  yetkisini tamamen insanlara b─▒rakm─▒┼č ve topluma ait i┼člerin insan├« birikimin sundu─ču imkanlardan faydalanarak  toplum taraf─▒ndan d├╝zenlenmesini ve y├╝r├╝t├╝lmesini istemi┼čtir.[21] Hz. Muhammed'in  uygulama ve tavsiyelerinin, di─čer konularda oldu─ču gibi bu konuda da, Kur'├ón'─▒n ortaya koydu─ču genel ├žer├ževeyle uygunluk arzetti─čini g├Ârmekteyiz. Bundan dolay─▒ Hz. Muhammed, ├Âld├╝─č├╝nde, kendinden sonra imam veya halife olacak ki┼čiyi gizli veya a├ž─▒k olarak belirlememi┼čtir. Hz. Muhammed'in, temizlik ve misvak kullanmaya var─▒ncaya kadar son derece ayr─▒nt─▒l─▒ konularda tavsiyelerde bulunmas─▒na ra─čmen bu konuda,  hi├ž bir a├ž─▒klamada bulunmamas─▒ ve hadislerinde siyaset kelimesinin hi├ž kullan─▒lmamas─▒ son derece anlaml─▒d─▒r. ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki,  d├╝nyevi i┼člerin d├╝zenlenmesi  toplumun tamam─▒n─▒ ilgilendiren bir konu oldu─ču  i├žin, kendi y├Âneticisini  se├žme yetkisini b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlara ait bir hak olarak g├Âr├╝yordu. Bu y├╝zden, Hz. Muhammed, sahip oldu─ču hukuki ve siyasi yetkilerini ba┼čka birine asla devretmemi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ ─░slam'da, teolojik olarak, Hr─▒stiyanl─▒kta oldu─ču gibi din├« ve d├╝nyevi otoriteyi elinde tutan ruhbanl─▒k s─▒n─▒f─▒ yoktu. E─čer o, sahip oldu─ču yetkileri devretmi┼č olsayd─▒,  b├Âyle bir s─▒n─▒f─▒n olu┼čmas─▒na sebebiyet vermi┼č olacakt─▒.  Asl─▒nda Hz. Muhammed'in devlet ba┼čkanl─▒─č─▒ misyonu, ilahi kaynakl─▒ olmay─▒p, tamamen  i├žinde ya┼čan─▒lan sosyal ve siyasi geli┼čmeler sonucunda elde edilmi┼čti . Ba┼čka bir ifadeyle, bu g├Âreve lay─▒k g├Âr├╝lmesi onun be┼čer olarak elde etti─či ba┼čar─▒lar─▒n─▒n ve bu konudaki kabiliyetinin sonucuydu. Hatta Peygamberlik gelmeden ├Ânce de, liderlik vasf─▒n─▒ kullanarak ihtilafl─▒ konularda hakemlik yapt─▒─č─▒ bilinmektedir. B├Âyle g├Âr├╝ld├╝─č├╝ i├žin m├╝sl├╝manlar, zaman zaman, Hz. Peygamber'in ├že┼čitli konulardaki  vahye dayanmayan ki┼čisel g├Âr├╝┼člerini ele┼čtirebilmi┼čler ve ona alternatif g├Âr├╝┼čler ortaya atabilmi┼člerdir. Bundan dolay─▒ ba┼čta KurÔÇÖ├ón olmak ├╝zere,  kaynaklar Hz. Muhammed'i  melik/kral vasf─▒yla tan─▒mlamaktan ka├ž─▒nm─▒┼čt─▒r.[22] ├ç├╝nk├╝ meliklik ve sultanl─▒k, kuvvet, galebe, ta─čall├╝b, tasallut, kah─▒r, istila veya cebir yoluyla elde edilir.[23] Halbuki KurÔÇÖ├ón,  " sen onlar ├╝zerinde zorba de─čilsin"[24] diyerek onu bir kral veya melik gibi g├╝├ž ve zor kullanmamas─▒ konusunda uyarm─▒┼č ve onun ne insanlar─▒n ne de AllahÔÇÖ─▒n vekili olmad─▒─č─▒n─▒ a├ž─▒k├ža bildirmi┼čtir.[25] Hz. Muhammed'in siyaset ve devlet ba┼čkanl─▒─č─▒ konusundaki bilinen tavr─▒na ve uygulamalar─▒na ra─čmen, Hz. Ebu Bekir'in halife olarak se├žimi  s─▒ras─▒nda "─░mamlar Kurey┼čtendir"[26], ┼čeklinde bir rivayet nakledilmi┼čtir.  Bu s├Âzde hadis, m├╝sl├╝manlar─▒n siyasi hayatlar─▒n─▒ belirlemede son derece etkili olmu┼č ve ├žok erken d├Ânemlerden itibaren  Kurey┼č'in iki b├╝y├╝k kabilesi aras─▒nda iktidar m├╝cadelesine sebep olmu┼čtur.  Ayr─▒ca her iki Kurey┼č kabilesinin devlet ba┼čkanl─▒─č─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒kan ve di─čer Arap kabilelerinin de bu konuda hak sahibi oldu─čunu s├Âyleyen Haricilerin ortaya ├ž─▒k─▒┼č─▒n─▒ haz─▒rlam─▒┼čt─▒r. Hariciler, d├╝nyevi ve siyasi  hakimiyetle hi├ž bir alakas─▒ olmad─▒─č─▒ ve tamamen mutlak g├╝c├╝n ona ait oldu─čunu bildirdi─či halde, ÔÇťÔÇŽH├╝k├╝m, yaln─▒z AllahÔÇÖ─▒nd─▒r. .. ÔÇŁ[27] ayetine dayanarak ÔÇť Hakimiyet AllahÔÇÖ─▒nd─▒r.ÔÇŁ demi┼člerdir. AllahÔÇÖ─▒n hakimiyetini  m├╝sl├╝man toplumlar vas─▒tas─▒yla ger├žekle┼čtirdi─čine inanan ve kendilerini toplumun yerine koyan Hariciler,  bu siyasi e─čemenli─či kullanma hakk─▒na sahip vekiller olarak g├Ârd├╝kleri i├žin toplumsal otorite ad─▒na hareket etmi┼čler[28] ve Emeviler ile Abbasiler d├Âneminde ─░slam toplumlar─▒n─▒ tehdit eden pek ├žok ┼čiddet eylemlerine ba┼čvurmu┼člard─▒r.             Sonraki d├Ânemlerde sahih kabul edilen ve hadis kitaplar─▒na giren "─░mamlar Kurey┼čtendir"  rivayetine dayanarak,  s├╝nni alimlerin hakimiyeti/hilafeti genel anlamda Kurey┼č'e tahsis etti─čini g├Ârmekteyiz. ┼×ia ise, ├žo─čunlukla, hakimiyeti Hz. PeygamberÔÇÖin Fat─▒maÔÇÖdan olan soyundan gelen 12 ki┼čiye ait oldu─čunu ileri s├╝rmektedir. Haricilerin  Allah'─▒n hakimiyetini  karizmatik bir topluma tahsis etmesi ┼čeklindeki siyaset nazariyeleri bir kenara b─▒rak─▒l─▒rsa, temelde ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde birisi ┼×iaÔÇÖn─▒n teokratik siyaset anlay─▒┼č─▒, di─čeri onlara bir reddiye ve cevap niteli─čindeki  S├╝nni anlay─▒┼č olmak ├╝zere iki farkl─▒ siyaset nazariyesi geli┼čtirilmi┼čtir. ┼×i├«-─░mamiyyeÔÇÖnin imamet nazariyesine g├Âre, ─░mamet konusu din├«n en temel konular─▒ndan olup, insanlar─▒n ihtiyar─▒na ve se├žimine b─▒rak─▒lmas─▒ do─čru de─čildir. Bu sebeple Allah'─▒n peygamber g├Ânderdi─či gibi her d├Ânemde bir imam tayin etmesi kendisine vaciptir. Devlet ba┼čkanl─▒─č─▒ makam─▒na gelecek imam/imamlar, masum olup KurÔÇÖ├ón ve Hz.Peygamber taraf─▒ndan nas ve tayinle ├Ânceden a├ž─▒k├ža belirlenmi┼čtir. Bunlar Hz. Ali ve onun Fat─▒ma'dan olan soyundan toplam oniki ki┼čidir. Hz. Peygamberden sonra, din├« ve d├╝nyev├« konularda siyasi ve hukuki yetki onlar─▒n elindedir. ─░mamet,  bir  inan├ž esas─▒d─▒r, dolay─▒s─▒yla  imamlara itaat dinen vaciptir. ┼×i├« alimler,  Hz. Ali'nin  tayinini ispatlamak i├žin pek ├žok eser yazm─▒┼č ve y├╝zlerce ayet ve uydurma rivayetleri delil olarak  kullanm─▒┼člard─▒r. ┼×ia'n─▒n siyaset nazariyesi, hakimiyetin imamlara Allah taraf─▒ndan verildi─čini iddia etti─či i├žin, bir ├že┼čit teokrasi olarak g├Âr├╝lebilir. Bu anlay─▒┼č, ─░slamÔÇÖ─▒n siyasalla┼čt─▒r─▒lmas─▒yla sonu├žlanm─▒┼čt─▒r. Bir ba┼čka a├ž─▒dan de─čerlendirildi─činde, ┼×i├« siyaset anlay─▒┼č─▒  ile  Tanr─▒'n─▒n hukuki ve siyasi otoritesini temsil etti─čini iddia eden Katolik Kilisesinin anlay─▒┼č─▒ aras─▒nda  benzerlikler vard─▒r. S├╝nn├« Siyaset nazariyesine g├Âre, imamlar─▒n se├žimi m├╝sl├╝manlar─▒n ├Ânde gelenlerine veya kendilerine b─▒rak─▒lm─▒┼čt─▒r. Dolay─▒s─▒yla ─░mamlar─▒n se├žimi, m├╝sl├╝manlar─▒n ihtiyar─▒ ve beyat etmesiyle ger├žekle┼čir. Ancak onlar, hakimiyeti Kurey┼č kabilesinin mensuplar─▒na  ait g├Ârmekle KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n temel ilkesi olan m├╝sl├╝manlar─▒n e┼čitli─či anlay─▒┼č─▒na ters d├╝┼čm├╝┼člerdir. Ayr─▒ca iktidar tarih boyunca,   veliaht tayini yoluyla veya g├╝├ž ve silah yoluyla elde edilmi┼čtir. Asl─▒nda S├╝nniler, hep Hariciler ve ┼×iaÔÇÖy─▒ ele┼čtirmekle me┼čgul olduklar─▒ndan, hakimiyet sorunu ile ilgilenerek yeni bir siyaset nazariyesi geli┼čtirememi┼člerdir. Genelde ilk d├Ârt halifenin tarihi s─▒ras─▒n─▒n fazilet s─▒ras─▒ oldu─čunu ispat etmek ve her birinin halifeli─čiyle ilgili delil olabilecek rivayetleri bir araya toplamakla me┼čgul olmu┼člard─▒r. Kimlerin imam olaca─č─▒ KurÔÇÖ├ón ve Hz. Peygamber taraf─▒ndan isim olarak de─čil ima ile belirlendi─čini ileri s├╝rerek Hz. Ebu BekirÔÇÖin imametin i┼čaret eden pek ├žok delil getirmeye ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r. K─▒saca onlar i├žinde bulunduklar─▒ devirdeki siyasi yetkinin kime nas─▒l devredilmesi gerekti─či sorunuyla ilgilenmek yerine ilk d├Ârt halifenin me┼čruiyetini isbatlamaya ve onlar─▒n iktidar d├Ânemlerini b├╝t├╝n d├Ânemler i├žin ├Ârnek g├Âstermeye ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r. ├ľyleki S├╝nn├« alimler, Emevi ve Abbasi iktidar─▒na kar┼č─▒ ortak bir tav─▒r dahi geli┼čtirememi┼člerdir. Kimileri onlar─▒ me┼čru sayarken kimileri gayri me┼čru saym─▒┼čt─▒r. Taftaz├ón├«, Cel├ól├╝ddd├«n Devv├ón├«, Sadru┼č┼čer├«a, ─░bn Teymiyye gibi sonraki d├Ânem s├╝nn├« alimlerin  siyaset nazariyesine getirdikleri  Hil├ófet-i Hak├«k├« ve Hil├ófet-i S├╗r├«  ya da Hil├ófet-i N├╝b├╝vvet ve Hil├ófet-i ├ťmmet ┼čeklindeki yeni ayr─▒mlar ise, meseleyi ├ž├Âzmeye yetmemi┼čtir.[29] Bu ayr─▒m─▒, ÔÇť Benden sonra hilafet otuz senedir. Ondan sonra ─▒s─▒r─▒c─▒ sultanl─▒─ča d├Ân├╝┼č├╝r.ÔÇŁ ┼čeklindeki  hilafetin 30 y─▒l oldu─čunu bildiren bir hadisle temellendirmektedirler.[30] B├Âylece Hil├ófet-i N├╝b├╝vvetÔÇÖin art─▒k bitti─čini Hil├ófet-i ├ťmmetÔÇÖin olabilece─či ileri s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. ├ťmmetin halifesi olabilmek i├žin milletin kendi arzusuyla se├žilmi┼č ve beyat edilmi┼č olarak bu makama oturmak gerekti─či  ┼čeklindeki hakimiyet-i milliyye fikri,  XX. y├╝zy─▒lda Seyyid Bey taraf─▒ndan hukuki a├ž─▒dan temellendirilebilmi┼čtir.[31] S├╝nn├« d├╝┼č├╝ncede Hil├ófet-i N├╝b├╝vvetÔÇÖi tart─▒┼čma d─▒┼č─▒ b─▒rakmak ├╝zere yap─▒lan yukar─▒da zikredilen  ayr─▒mdan ├Ânce,   kayda de─čer en ├Ânemli tart─▒┼čman─▒n M├ótur├«d├« taraf─▒ndan ÔÇť Hilafetin Kurey┼člili─čiÔÇŁ ile ilgili rivayet ├╝zerinde ba┼člat─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Ârmekteyiz.  Bu rivayet genelde S├╝nni alimler taraf─▒ndan her durumda do─čru olarak kabul edilmi┼čtir. Sadece M├ótur├«d├«, son derece ├Ânemli de─čerlendirmeler yaparak ilk defa bir konunun siyaseten ve sosyolojik olarak do─čru olabilece─či, ancak diyanet a├ž─▒s─▒ndan farkl─▒ olabilece─či tezini ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r.  Daha ├Ânce ele al─▒nd─▒─č─▒ gibi, " ─░m├ómlar─▒n Kurey┼čten olmas─▒" rivayeti konusunda her mezhep mensubu, birbirinden farkl─▒ g├Âr├╝┼čler ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r. Hariciler, baz─▒ M├╝rciiler ve MutezileÔÇÖnin ├žo─čunlu─ču hari├ž, di─čer mezhep mensuplar─▒ bu rivayeti devlet ba┼čkanl─▒─č─▒ i├žin kurey┼čten olmay─▒ ┼čart ko┼čtu─ču ┼čeklinde yorumlam─▒┼člard─▒r. Ancak tespit edebildi─čimiz kadar─▒yla,  hi├ž kimse rivayetle ilgili M├ótur├«d├«ÔÇÖnin yapt─▒─č─▒na benzer bir yorum yapmam─▒┼čt─▒r. M├ótur├«d├«, di─čerlerinden farkl─▒ olarak, diy├ónet-siy├óset ayr─▒m─▒na giderek bu rivayetteki Hil├ófetin Kurey┼č'e tahsisini, diy├óneten de─čil siy├óseten do─čru oldu─čunu savunmu┼č ve bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ ┼č├Âyle a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r: Din├« a├ž─▒dan, im├óm olacak ki┼činin ├Âncelikle  Allah'tan en ├žok sak─▒nan, insanlar─▒n problemlerini ├ž├Âzmede en basiretli ve onlar─▒n yarar─▒na olan ┼čeyleri en iyi bilen birisi olmas─▒ g├Âzetilmeli ve bu ┼čartlar─▒ ta┼č─▒yan kim olursa olsun im├ómet onu getirmek gerekir. ├ç├╝nk├╝ Allah'─▒n kitab─▒nda b├Âyle istenmektedir: " .... Muhakkak ki Allah yan─▒nda en de─čerliniz, Ondan en ├žok sak─▒nan─▒n─▒zd─▒r. .."[32]  Ayr─▒ca mallar─▒n ve ─▒rzlar─▒n emanet edilece─či ki┼čilerde takva ├Âzelli─činin aranmas─▒ da,  bunun delilidir. ├ç├╝nk├╝ bu g├Ârevi takva vasf─▒ ile yerine getirebilirler. Bu bak─▒mdan  diy├ónet a├ž─▒s─▒ndan g├Âzetilmesi gereken ┼čey takvad─▒r.[33] ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki M├ótur├«d├«'ye g├Âre, ─░m├ómlar─▒n Kurey┼čÔÇÖten olmas─▒ fikri, ister Peygamberin s├Âz├╝ olsun ister sahabe b├Âyle istemi┼č olsun, bu din├« olmaktan ├žok siyas├« ve sosyolojik bir tercihtir. OÔÇÖna g├Âre b├Âyle bir tercih  iki ├Ânemli sebebe dayanmaktad─▒r. Birincisi, ─░m├ómet din├« bir y├Ân├╝ olmakla beraber daha ├žok idar├« ve siyas├« bir konudur. Bu y├╝zden im├óm olacak ki┼činin takvan─▒n yan─▒s─▒ra  k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝r├╝lmemi┼č ve nefret edilmeyen bir nesebe mensup olmas─▒na ihtiya├ž vard─▒r; insanlar─▒n kendilerini g├╝├žl├╝ ve sayg─▒n olarak bildikleri bir soya verilmesi de bundand─▒r. Ayr─▒ca Kur'├ón Kurey┼č leh├žesiyle inmi┼č olmas─▒ da bu konuda dikkate al─▒nmal─▒d─▒r. O halde ┼č├Âyle bir sonuca varabiliriz: N├╝b├╝vvetin bir soyda, melikli─čin ba┼čka bir kavimde devam etti─či bilindi─čine g├Âre, Diy├ónet ve Siy├óset konusunda ┼ču iki hususun g├Âzetilmesi gerekir. Siyas├« yetki k─▒rallar─▒n elindedir, diy├ónet yetkisi ise Nebilerin elindedir. Zaten KurÔÇÖ├ónÔÇÖda bu ikisinin tek bir kavimde birle┼čmedi─čini  bildirilmi┼čtir: ÔÇť MusaÔÇÖdan sonra ─░srail o─čullar─▒n─▒n ileri gelenlerini g├Ârmedin mi? Peygamberlerine: ÔÇť Bize bir h├╝k├╝mdar g├Ânder, (onun ├Ânderli─činde) Allah yolunda sava┼čal─▒m.ÔÇŁ demi┼člerdiÔÇŽ.ÔÇŁ[34]  Durum b├Âyle olunca Diy├ónet / N├╝b├╝vvet, o i┼či y├╝r├╝tebilecek ki┼čiye verilir; ─░dare ve siy├óset ise halk aras─▒nda sayg─▒nl─▒─č─▒ ile ├Âne ├ž─▒kan ┼če├žkin kabileye / kavme verilir. Di─čer taraftan, soy ve nesebin, insanlar─▒ iyi ve g├╝zel davran─▒┼člara sevkeden, k├Ât├╝ ve ├žirkin davran─▒┼člardan uzak tutan ┼čeylerden biri oldu─ču da bir ger├žektir.  B├Âyle ki┼čiler emaneti daha iyi koruyabilirler. Ayr─▒ca, alimler evlilik ve nikah konusunda Kurey┼č'i  di─čer kabile ve soylardan ├╝st├╝n g├Ârd├╝ler. Ba┼čkalar─▒n─▒ bu konularda onlara denk g├Ârmediler. Bu sebeplerden dolay─▒  Resulullah, onlara bu ┼čekilde davrand─▒. Hil├ófetin durumu da ayn─▒ ┼čekildedir. ─░mametin Kurey┼če tahsisinin iki ayr─▒ sebebi daha vard─▒r. Birincisi, b├╝t├╝n kabilelerden b├Âyle bir ┼čeyi istemek son derece zor bir ┼čeydir. Bundan dolay─▒ tek bir kabileye tahsis edilmek suretiyle di─čerlerinden bu a─č─▒r y├╝k├╝ kald─▒rd─▒. ─░kincisi, muhtemelen Hz. Peygamber, m├╝sl├╝manlar─▒n i┼člerini idare etmeye lay─▒k kimselerin s├╝rekli var olaca─č─▒n─▒ biliyordu.[35] M├ótur├«d├«'nin  Diy├ónet-Siy├óset ayr─▒m─▒ yapmas─▒ ve birincisini Peygamberlere, ikincisini ise k─▒ral/meliklere tahsis etmesi, d├Ânemine kadar konuyla ilgili yap─▒lm─▒┼č  tart─▒┼čmalar ve ileri s├╝r├╝len g├Âr├╝┼člerle mukayese edildi─činde son derece ├Ânemlidir.  Buradan hareketle Peygamberin diy├ónet/n├╝b├╝vvet  g├Ârevinin, Allah taraf─▒ndan kendisine verilmi┼č bir g├Ârev iken, devlet ba┼čkanl─▒─č─▒n─▒n ilah├« bir misyon gere─či olmay─▒p kendi siyas├« ve ictihadi tercihi oldu─ču s├Âylenebilir.  Ancak o, bir kral, melik veya sultan  de─čildi. Zaten ba┼čkan─▒ oldu─ču devlet, b├╝t├╝n unsurlar─▒yla ve kurumlar─▒yla olu┼čmu┼č bir devlet de─čildi. Bu kurumla┼čma ilk d├Ârt halife d├Âneminde tamamland─▒.

 

8. ─░slam tarihinde onlarca itikad├«-siyas├« ve f─▒kh├«-amel├« mezhep ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Ge├žmi┼čte bunlar ├že┼čitli ┼čekillerde anla┼č─▒lm─▒┼č ve yorumlanm─▒┼čt─▒r. Bunlar─▒n bug├╝n i├žin de─čeri nedir?

─░nsanlar, hal, tav─▒r, tutum, davran─▒┼č, duygu ve  d├╝┼č├╝nceleri bak─▒m─▒ndan birbirinden farkl─▒d─▒rlar. Tabiatlar─▒ndan kaynaklanan bu durum, i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ toplumsal yap─▒yla birle┼čince onlar─▒n dini hayatlar─▒n─▒n farkl─▒ bi├žimlenmesine sebep olmu┼čtur. Ayn─▒ k├╝lt├╝rel, siyasi, ekonomik ve dini ortamlarda yeti┼čen iki ki┼či aras─▒nda dahi, dini anlama, alg─▒lama, anlamland─▒rma ve ya┼čay─▒┼č bi├žimlerinde farkl─▒l─▒klar g├Âr├╝lebilir. ─░nsanlar─▒n dini anlama, a├ž─▒klama, yorumlama ve ya┼čama tecr├╝belerinde g├Âr├╝len farkl─▒l─▒klar ve dini tipolojiler, temelde insan─▒n tabiat─▒nda bulunan tipolojiler ve toplumsal yap─▒yla  yak─▒ndan ili┼čkilidir. Bizler  tek bir din olan ─░slam'─▒n, tarihte ve g├╝n├╝m├╝zde onlarca farkl─▒ yorumu ve anla┼č─▒l─▒┼č bi├žimi ile kar┼č─▒ kar┼č─▒yay─▒z. Geleneksel d├╝┼č├╝ncede meslek gruplar─▒na, akla ve nakle ├Âncelik tan─▒malar─▒na veya ilim dallar─▒na g├Âre pek ├žok tasnifler yap─▒lm─▒┼čsada[36], genelde bu kadar farkl─▒l─▒─č─▒, hen├╝z bunlar ortada yokken Hz. Peygamber taraf─▒ndan ├Ânceden haber verilen  73 f─▒rka hadisinin bir tecellisi olarak izah etmek isteyenler de olmu┼čtur; ancak  bu, problemi ├ž├Âzmede yetersiz kalm─▒┼čt─▒r. ├ç├╝nk├╝ bu yakla┼č─▒m─▒ benimseyenler aras─▒nda, say─▒y─▒ tamamlamakta g├╝├žl├╝k ├žekenler oldu─ču gibi bu say─▒y─▒ a┼čmamaya ├žal─▒┼čanlar  da olmu┼čtur. Di─čer taraftan b├╝t├╝n bu farkl─▒l─▒klar─▒ heva ve hevesine, ki┼čisel g├Âr├╝┼člerine uyan ┼×eytan'─▒n ┼č├╝pheye d├╝┼č├╝rmesi sonucu olarak[37] veya ┼×eytan'─▒n tebdili k─▒yafetle tekrar bu fikirlerle ortaya ├ž─▒kmas─▒ olarak g├Âren yakla┼č─▒mlar s├Âzkonusudur.[38] Ancak bunlar, ─░slam d├╝┼č├╝ncesindeki f─▒rkalar─▒n do─čru anla┼č─▒lmas─▒n─▒ sa─člayacak tasnifler olmakta yeterli olamam─▒┼čt─▒r. Bunlar─▒n Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi ve Bilgi Sosyolojisinin verileri de kullan─▒larak yeniden tasnif edilmesi gerekmektedir. ─░slam d├╝┼č├╝ncesini olu┼čturan itikadi ve siyasi, f─▒khi-ameli, mistik ve felsefi d├╝┼č├╝nce ekolleri, farkl─▒ zihniyetlerin din anlay─▒┼č─▒na yans─▒malar─▒ olarak analiz edildi─činde veya  birer zihniyet olarak yap─▒sal analize tabi tutuldu─čunda be┼č farkl─▒ din anlay─▒┼č─▒ ve dine yakla┼č─▒m bi├žimi ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r: 1) Tepkisel-Kabilev├« Din Anlay─▒┼č─▒, 2) Ak─▒lc─▒-Hadar├« Din Anlay─▒┼č─▒, 3) Geleneksel├ži-Muhafazakar Din Anlay─▒┼č─▒, 4) Politik-Karizmatik Liderci Din Anlay─▒┼č─▒, 5) Ke┼čifci-─░nzivac─▒ Din Anlay─▒┼č─▒.           

 

9- Tepkisel-Kab├«lev├« din anlay─▒┼č─▒ ve temsilcileri hakk─▒nda bilgi verirmisiniz?

─░nsanlardaki kar┼č─▒ ├ž─▒kma, protesto etme, ┼čiddet, k─▒zg─▒nl─▒k, gadap ve kavgac─▒l─▒k duygusu, asabiyet ve kabilecilik ruhunun yo─čun oldu─ču kabile toplumlar─▒nda ya da bedev├« toplumlarda, ├Âzellikle de b├╝y├╝k ve h─▒zl─▒ de─či┼čimlerin ya┼čand─▒─č─▒ d├Ânemlerde, g├╝├žlenerek bir kitle hareketine d├Ân├╝┼čebilir. Bu tepkisel-kabileci ruh, her bir dinde ve toplumda farkl─▒ ┼čekillerde tezah├╝r edebilir. Ancak temelinde, toplumsal alanda ya┼čanan k├Âkl├╝ de─či┼čime tepki g├Âstermek vard─▒r. H─▒zl─▒ de─či┼čim, asabiyet ve kat─▒ dindarl─▒k/din├« taassup biraraya geldi─činde  tehlikeli politik-dini bir doktrinin ├ž─▒kmas─▒ ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r. Bunun yans─▒malar─▒ndan  en ├Ânemlisi, ge├žmi┼čte ya┼čad─▒─č─▒ hayat─▒ hat─▒rlayarak daha iyi bir hayat aray─▒┼č─▒ i├žine girmektir.[39] De─či┼čime kar┼č─▒ tepki g├Âsterme ve ┼čiddet e─čilimi, bu gibi ortamlarda, bir toplumun zihniyeti haline gelebilir ve ba┼čta dinle ilgili anlay─▒┼člar─▒ olmak ├╝zere b├╝t├╝n alanlara yans─▒yabilir. Araplarda kabile toplumu, g├Â├žebe kabilelerden olu┼čmaktayd─▒ ve her bir kabile ve onun kollar─▒ ba─č─▒ms─▒z topluluklar halinde ya┼čamaktayd─▒. Te┼čkilatl─▒ bir siyasi otorite ve devlet gelene─čine, yasama ve y├╝r├╝tme organlar─▒na sahip olmayip, kabilenin seyyidleri, reisleri ve ┼čeyhleri taraf─▒ndan y├Ânetilmekteydiler. Kabileler aras─▒nda s├╝rekli sava┼č ve kan davalar─▒n─▒n h├╝k├╝m s├╝rmesi ve olduk├ža zor hayat ┼čartlar─▒ alt─▒nda ya┼čamak zorunda kalmalar─▒, bu insanlar─▒ sert tabiatli, ha┼čin, sava┼čc─▒ ve ┼čiddet yanl─▒s─▒ yapm─▒┼čt─▒r.[40] Bu durum onlar─▒, problemlerin ├ž├Âz├╝m├╝nde, nadiren kabilenin ileri gelenlerinden olu┼čan hakeme ba┼čvurmaya, ├žo─ču kere de  ┼čiddete ve silaha ba┼čvurmaya sevketmi┼čtir. Kapal─▒ toplumlarda, asabiyet, yani kabile ┼čeref ve  asaleti her ┼čeyin ├╝st├╝ndedir. Bireysel ba┼čar─▒lara ve ├ž─▒karlara yer yoktur; do─čru ve iyi, kabilenin genel ├ž─▒karlar─▒na g├Âredir. Kabile, daima hakl─▒d─▒r ve dolay─▒s─▒yla onun t├Ârelerine itaat esas olup, asla kar┼č─▒ ├ž─▒k─▒lamaz, isyan edilemez. Kabile ┼čeref ve haysiyeti esas oldu─čundan, di─čerleri, ├Âteki ya da d├╝┼čman olarak degerlendirilirdi. Bu y├╝zden i┼členen su├žlara kar┼č─▒l─▒k, su├žu i┼čleyen  bireyler de─čil su├žlunun mensup oldu─ču kabileler cezaland─▒r─▒l─▒rd─▒.[41] Yerle┼čik hayata ge├žmemi┼č kimseler veya topluluklar, kitab├« k├╝lt├╝rden ve sitematik d├╝┼č├╝nceden yoksun olduklari i├žin olaylar─▒ ve hadiseleri derinlemesine de─čil, y├╝zeysel  ve basit bir ┼čekilde analiz ederler. Bu y├╝zden farkl─▒ fikirlere, ele┼čtirilere tahamm├╝lleri yoktur ve kendi fikirlerini ba┼čkalar─▒na kar┼č─▒ delilleriyle savunmak yerine, ┼čiddet ve bask─▒ yoluyla benimsetmek e─čilimindedirler. ├ľzellikle s├Âzl├╝ gelene─če sahip, yerle┼čik hayata ge├žememi┼č toplumlarda yeti┼čen insanlarda, bu e─čilim son derece g├╝├žl├╝d├╝r. ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde tepkisel din s├Âyleminin ya da kabilevi zihniyetin en tipik temsilcileri Hariciler ve k─▒smen Vahhabilerdir.  ├ç├╝nk├╝ Haricilerin ├žo─čunlugu bedevi hayattan gelme idi. Aralar─▒nda ┼čehirli olan ├žok az ki┼či vard─▒.[42] Bu y├╝zden Harici fikirler, genelde yerle┼čik hayata ge├žememi┼č veya yeni ge├žmekte olan toplumlara cazip gelmi┼čti. ├ľrne─čin Harici gruplar─▒n Horasan'─▒n sarp b├Âlgelerinde tutunmas─▒, Kuzey Afrika'da ├že┼čitli taraftar toplamas─▒ bundan dolay─▒d─▒r. Bedevi Araplar, m├╝sl├╝man olduktan sonra, yerle┼čik hayata ge├žmek zorunda kald─▒lar. Bu andan itibaren, sert ve ha┼čin kabilevi zihniyetin dar kal─▒plar─▒ i├žerisinde basit ve y├╝zeysel bir mant─▒kla  d─▒┼člay─▒c─▒ ve zorba bir din s├Âylemini dillendirmeye ├žal─▒┼čt─▒lar. Yapt─▒klar─▒ yorumlarla ─░slam'a giri┼či zorla┼čt─▒rd─▒lar, ├ž─▒k─▒┼č─▒ ise kolayla┼čt─▒rd─▒lar. Bu kat─▒ ve sert anlay─▒┼člar─▒ndan dolay─▒, kendi i├žlerinde de birlik ve beraberli─či koruyamad─▒lar ve tarihin derinliklerinde kayboldular. Bu zihniyete g├Âre, " Din, yararl─▒ ┼čeyleri (ta├ót) yapmak, g├╝nah i┼čleyeni tekfir etmek ve zulmeden otoriteye isyan etmek "[43] olarak anla┼č─▒ld─▒. Sonu├ž olarak, tepkisel-kabilevi din s├Âyleminin veya zihniyetinin, medeni hayata uyumsuzluk; kat─▒, sert ve ┼čiddet yanl─▒s─▒ d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝; sistematik d├╝┼č├╝nceden yoksunluk; kat─▒ ve mutaass─▒p bir dindarl─▒k; naslar─▒ zahiri ve literal okuma; d─▒┼čalay─▒c─▒l─▒k ve tekfir etme; farkl─▒ g├Âr├╝┼člere ve anlay─▒┼člara tahamm├╝ls├╝zl├╝k; karizmatik toplum anlay─▒┼č─▒ (Kabile/Asabiyet); siyasi otoriteyi tan─▒mama; s├╝rekli b├Âl├╝nme; mutlak dogruluk iddias─▒ gibi temel ├Âzellikleri bulunmaktad─▒r. 

 

10- Ak─▒lc─▒-Had├ór├« din anlay─▒┼č─▒ ve temsilcileri hakk─▒nda bilgi verir misiniz?

─░nsan, ak─▒l sahibi, d├╝┼č├╝nen, anlayan, sorgulayan ve olaylar aras─▒ndaki sebep-sonu├ž ili┼čkilerini ara┼čt─▒ran bir varl─▒kt─▒r. B├╝t├╝n insanlar ak─▒l yetisine ve d├╝┼č├╝nme g├╝c├╝ne sahip olmakla beraber, bunu tam olarak i┼čletebilmeyi ve verimli bir ┼čekilde kullanmay─▒ ba┼čarabilenlerin say─▒s─▒ s─▒n─▒rl─▒d─▒r. Baz─▒ insanlar, e┼čyayla ili┼čkilerinde, dini metinlerle diyalogda, ger├že─či/hakikati elde etmede, sezgi, duyular, karizmatik bir ┼čahsiyet veya gelene─če ba┼čvurmak yerine, akla ve tutarl─▒ mant─▒k├« temellendirmelere ├Âncelik verirler. Bu kimseler, fikirleri, olgular─▒ ve onlara tekab├╝l eden kavramlar─▒ sorgulamak ister ve ak─▒l s├╝zgecinden ge├žirdikten sonra kabul etmeyi tercih ederler. Ak─▒lc─▒ zihniyet/e─čilim, ki┼činin i├žinde yeti┼čti─či k├╝lt├╝rel ortam ve toplumsal yap─▒, ald─▒─č─▒ e─čitim ve siyasal ideolojiler sayesinde, dini, sosyal, ekonomik ve politik alanlara yans─▒yabilir. Ak─▒lc─▒, ├Âzg├╝rl├╝k├ž├╝, ele┼čtirel ve sorgulay─▒c─▒ bu zihniyet, insanl─▒k tarihinde ├Âzellikle, yerle┼čik hayata ge├žmi┼č hadari/medeni toplumlarda, site devletlerinde ve demokratik sivil toplumlarda daha g├╝├žl├╝d├╝r. ─░stikrar i├žinde de─či┼čime a├ž─▒k bu zihniyet, bu gibi ortamlarda, bireylerde hakim zihniyet haline gelebilir ve ba┼čta dinle ilgili anlay─▒┼člar─▒ olmak ├╝zere hayat─▒n b├╝t├╝n alanlar─▒na yans─▒yabilir. Di─čer taraftan, bu e─čilim, k├Âkl├╝ de─či┼čimlere sebep olan evrensel dinlerin rasyonalle┼čme ve di─čer medeniyetlerle y├╝zle┼čmesi  s├╝recinde  me┼čruiyyet kazanabilir. Hadari toplumlar, ideal anlamda, te┼čkilatl─▒ bir siyasi otorite ve devlet gelene─čine,  yasama ve  y├╝r├╝tme organlar─▒na, kurum ve kurallara sahiptirler.  Farkl─▒ dinler ve farkl─▒ etnik gruplar birarada ya┼čarlar. Bireysel ba┼čar─▒lar, takdir edilir, ferdi kabiliyetlerin geli┼čtirilmesine ve e─čitilmesine imkan  tan─▒n─▒r. Do─čru ve iyi, kabilenin de─čil toplumun ve bireyin genel ├ž─▒karlar─▒na ve hakkaniyet ├Âl├ž├╝lerine g├Âre belirlenir. Sorumluluk, su├ž ve ceza bireyseldir. Kitabi k├╝lt├╝r ve sistematik d├╝┼č├╝nce geli┼čtigi  i├žin, olaylar ve hadiseler derinlemesine analiz edilir.  Bu y├╝zden farkl─▒ fikirlere, ele┼čtirilere tahamm├╝l vard─▒r ve istisnai durumlar  hari├ž, kendi fikirlerini ba┼čkalar─▒na ┼čiddet ve bask─▒ yoluyla benimsetmek yoktur.              ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde ak─▒lc─▒-hadari din anlay─▒┼č─▒n─▒n, tezah├╝rleri farkl─▒ olmakla beraber, tipik temsilcileri aras─▒nda M├╝rcie, Rey Taraftarlar─▒ (Hanefiler), Mu'tezile, Maturidiler, Me┼č┼čai filozoflar ve Me┼č┼čailikten etkilendigi ├Âl├ž├╝de E┼č'arilik say─▒labilir. ├ľzellikle Mu'tezile, Maturidiler ve M├╝rcie gibi doktriner topluluklar ve me┼č┼čai filozoflar, dinin rasyonelle┼čmesi s├╝recinde ve ahlaki, siyasi, felsefi ve itikadi konularda kutsal metinlerin sistematik bir bi├žimde yorumlanmas─▒na b├╝y├╝k katk─▒da bulunmu┼člard─▒r. Ak─▒lc─▒ zihniyet,  genelde Arap olmayan entellekt├╝el ├ževrelerce sistemle┼čtirildi. Akla ve ak─▒l y├╝r├╝tmelere b├╝y├╝k ├Ânem veren bu zihniyet mensuplar─▒, yabanc─▒ din ve k├╝lt├╝rlere kar┼č─▒ ─░slam'in savunmas─▒n─▒ yapt─▒ ve bu konuda y├╝zlerce eser yazd─▒lar. ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde, ├Âzg├╝n ve ak─▒lc─▒ bir Teoloji/Kelam geli┼čtirdiler.      Zamanla,  ak─▒l, te'vil, delil, burhan, nazar, rey, tefekk├╝r, teemm├╝l, tedebb├╝r, istinbat, k─▒yas ve yakini bilgi kavramlar─▒ ak─▒lc─▒ din s├Âyleminin/zihniyetin bilgi kuram─▒nda hakim g├Âstergeleri oldu. Bu s├Âylemin M├╝rcie, Rey Taraftarlar─▒ ve MaturidilerÔÇÖde, "Din, ├žo─čulculuktur; ak─▒l ve akl├« temellendirmeler ├╝zerine kuruludur; Din, birlik ve b├╝t├╝nl├╝kt├╝r;  nazar, rey ve istidlaldir." ┼×eklinde tezah├╝r ederken; Mutezile ve  Me┼č┼čai filozoflarda, "Din, ak─▒l, rey ve burhanla anla┼č─▒l─▒r." ┼×eklinde yans─▒m─▒┼čt─▒r. Sonu├ž olarak, ak─▒lc─▒-hadar├« din s├Âyleminin/zihniyetinin; ├žo─čulcu din anlay─▒┼č─▒, sistematik d├╝s├╝nce ve ak─▒lc─▒l─▒k (Rey Taraftarl─▒─č─▒), bireysel sorumluluk, bireysel dindarl─▒k, akla  dayal─▒ din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝;  m├╝sl├╝manlar─▒n e┼čitli─či; tevil; sorgulama ve ele┼čtirme, farkl─▒ g├Âr├╝┼člere ve anlay─▒┼člara tahamm├╝l  gibi temel ├Âzellikleri bulunmaktad─▒r. 

 

11- Gelenek├ži-Muh├ófazakar din anlay─▒┼č─▒ ve temsilcileri hakk─▒nda bilgi verir misiniz?

─░nsanlar, al─▒┼č─▒k olduklar─▒ hayat─▒n devam etmesini ve de─či┼čmemesini isterler. D├╝zen ve istikrardan yana olan insan tabiat─▒ istikrars─▒zl─▒─ča ve kaosa kar┼č─▒d─▒r. Bu sebeple, ├žo─ču kere, zorunlu ve hakl─▒ da olsa yap─▒lan baz─▒ de─či┼čikliklere kar┼č─▒ ├ž─▒kar ve geleneklerinde ─▒srar eder. Bu durum onu, muhafazakar ve gelenek├ži olmaya zorlar. Psikolojik ara┼čt─▒rmalara g├Âre, bu ger├že─či ┼ču ┼čekilde tespit etmektedir: "─░nsan tabiat─▒n─▒n en ├Ânemli ├Âzelliklerinden birisi,  uzun s├╝re ├Ânce ya┼čanm─▒┼č olan "alt─▒n ├ža─ča" geri d├Ânme veya onu yeniden ya┼čama arzusudur. Bu bireysel zihnin bir vasf─▒d─▒r, ├Âyleki daima hayat─▒n─▒n ilk y─▒llar─▒n─▒, b├╝t├╝n hayat─▒n─▒n en g├╝zel y─▒llar─▒ olarak an─▒msar. Bu be┼čeri hususiyet, ge├žmi┼č tarihin kazan─▒mlar─▒n─▒ tekrar elde etmeyi arzular."[44]  Bu duygu, zaman zaman, insanl─▒k tarihinde k├Âkl├╝ ve ani sosyal, siyas├« ve din├«  de─či┼čimlerin ya┼čand─▒─č─▒ d├Ânemlerde, toplumsal muhafazakarl─▒─ča ve gelenek├žili─če d├Ân├╝┼čebilir. ├ľzellikle gelenek bir peygamber ve ona yak─▒n nesillerinin din├« tecr├╝beleriyle olu┼čmu┼čsa ve din├« geleneklerden b├╝y├╝k sapmalar s├Âzkonusuysa, o zaman bu tav─▒r, daha kat─▒ bir ┼čekilde ge├žmi┼čin b├╝t├╝n├╝yle kutsalla┼čt─▒r─▒lmas─▒na, siyas├«, hukuk├«, sosyal, ahlak├« ve din├« alanlarda tekrar bu d├Âneme d├Ân├╝┼č taleplerinin y├╝kselmesine sebep olabilir. ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde gelenek├ži din s├Âyleminin en tipik temsilcileri, Hadis Taraftarlar─▒ ve Selefilikle onlar─▒n alt gruplar─▒ olan ┼×afiilik, Malikilik, Hanbelilik ve Zahirilik olmu┼čtur. Hadis Taraftarlar─▒, m├╝sl├╝manlar─▒ i├žinde bulunduklar─▒ par├žalanm─▒┼čl─▒ktan kurtarmak, toplum hayat─▒n─▒, idealle┼čtirilen Hz. Peygamber d├Ânemine g├Âre ┼čekillendirip, birlik ve b├╝t├╝nl├╝k i├žerisinde ya┼čatmak i├žin Kitab'─▒n yan─▒s─▒ra, ├ž├Âz├╝m├╝n Hz. Peygamber'in hadislerleri ve sahabe ve tabi├«nin s├Âzlerinde oldu─čuna inanarak, bunlar─▒ biraraya toplay─▒p, konular─▒na g├Âre tasnif eden, genelde g├Âr├╝┼člerini hadislere dayand─▒ran, onlara ba─članmay─▒ te┼čv├«k eden ve  Kitap ve Hadis'ten ba─č─▒ms─▒z re'y kullanmaktan sak─▒nd─▒ran ve onu kullananlar─▒ ele┼čtiren bir zihniyetin ad─▒ olmu┼čtur.[45] B├Âylece s├╝nnet, asar, hadis, Asr-i Saadet, taklit, bidat, Cahiliyye, Ehl-i S├╝nnet gibi kavramlar dogmatik gelenek├ži din anlmay─▒┼č─▒n─▒n hakim belirtileri oldu. Bu s├Âylem, "Din, ├ós├órdan (ilk m├╝sl├╝man nesillerin anlay─▒┼č ve uygulamalar─▒) ibarettir. "[46] ┼čeklinde sloganla┼čt─▒r─▒ld─▒. S├╝net ve asar merkezli bir din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ bu minval ├╝zere geli┼čtirildi  Sonu├ž olarak, dogmatik gelenek├ži/asarc─▒ din anlay─▒┼č─▒n─▒n veya zihniyetin, Asr-─▒ Saadetin y├╝celtilmesi, selefin/ilk ├╝├ž neslin g├Âr├╝┼člerinin kutsalla┼čt─▒r─▒lmas─▒, s├╝nnet/asar merkezli din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝, rey d├╝smanl─▒─č─▒, kelam ve felsefe d├╝smanl─▒─č─▒, yeniliklere (Bid'at) ve yarat─▒c─▒l─▒─ča kar┼č─▒ olma, Arapc─▒l─▒k, kurtulu┼ča ermi┼člik iddias─▒, zahiri ve literal yorum, tevile kar┼č─▒ olma, sanat ve musikiye ho┼č bakmama, kat─▒ ve mutaass─▒p bir dindarl─▒k; yabanc─▒la┼čma, dogmatizm, d─▒┼člay─▒c─▒l─▒k ve tekfir etme; farkl─▒ g├Âr├╝┼člere ve anlay─▒┼člara tahamm├╝ls├╝zl├╝k; mutlak do─čruluk iddias─▒ gibi temel ├Âzellikleri bulunmaktad─▒r 

 

12- Politik-Karizmatik liderci din anlay─▒┼č─▒ ne demektir ve temsilcileri kimlerdir?

─░nsanlarda, h├╝kmetme ve egemen olma duygusu vard─▒r. Baz─▒ kimseler, di─čer insanlara hakim olmak ve onlar─▒ y├Ânetmek ister. Bu hakimiyet arzusu, bazan onu, iktidar─▒ ele ge├žirmeye ve bu y├Ânde siyasi ve fikri ├žabalar i├žerisine girmeye sevkedebilir. Bu ama├žla  i├žinde do─čup b├╝y├╝d├╝─č├╝ siyasi ve dini k├╝lt├╝rden kendini me┼črula┼čt─▒racak deliller ve motifler bulmaya ├žal─▒┼č─▒r.  Bazan insanlar─▒n kendileri, politik-dini bir lider olarak ortaya ├ž─▒karlarken bazan da toplumun bu konudaki kabulleri ve k├╝lt├╝rleri  baz─▒ kimseleri veya soylu aileleri kendileri i├žin kurtar─▒c─▒ olarak g├Âr├╝rler. Bu tutum, imparatoru yar─▒-tanr─▒ gibi g├Âren Sasaniler[47] ve Eski Yak─▒n Do─ču toplumlar─▒nda ve mesih inanc─▒n─▒n bulundu─ču Hristiyan ve Yahudilikten ─░slam'a  ge├ženler aras─▒nda daha yo─čun g├Âr├╝lebilir. ─░ktidar kavgas─▒, kabile rekabetinin ya┼čand─▒─č─▒ toplumlar aras─▒nda da kendisini g├Âsterebilir. Toplumlar─▒n siyasi-sosyal kriz d├Ânemleri, yeni liderler ├╝retmeye ve bu duygular─▒n harekete ge├žirilmesine en uygun d├Ânemlerdir.            

├ľzg├╝rl├╝kleri ellerinden al─▒nan, zul├╝m ve bask─▒ g├Âren baz─▒ insanlar, kendi fikirleriyle ve eylemleriyle politik-sosyal, dini ve ekonomik olumsuzluklar─▒ de─či┼čtirmede ba┼čar─▒s─▒z, yetersiz, aciz ve zay─▒f kald─▒klar─▒na inanmalar─▒ halinde, ya┼čad─▒─č─▒ olumsuz toplumsal yap─▒y─▒ de─či┼čtirmek ve ger├že─či/hakikati elde etmek i├žin kendi d─▒┼č─▒nda manevi g├╝├žler aramaya veya mesih ve mehdi misyonu ├╝stlenmi┼č otorite kabul edilen karizmatik liderler ve kurtar─▒c─▒lar  ├╝reterek onlardan medet beklemeye ba┼člarlar. B├Âyle insanlar, ezilmi┼člik psikolojisi i├žerisinde sagl─▒kl─▒ d├╝┼č├╝nemezler ve ba┼čkalar─▒n─▒n liderli─čine ve ba┼čkalar─▒n─▒n onlar─▒ y├Ânetme veya y├Ânlendirmesine ihtiya├ž duyarlar. Baz─▒ insanlar,  ge├žmi┼če bak─▒p daha ├Ânce ya┼čad─▒─č─▒ ba┼čar─▒l─▒ ve verimli g├╝nleri hat─▒rlayarak onunla nas─▒l ├Âv├╝n├╝yorlarsa,  b├Âyle bir hayat─▒ ya┼čayamam─▒┼č veya ├Ânceden ya┼čam─▒┼č, fakat daha sonradan kaybederek b├╝y├╝k zul├╝m ve haks─▒zl─▒klara maruz kalm─▒┼č kimseler  ve toplumlar da, daha iyi bir gelecek beklentisi i├žerisine girerler. Buna g├╝├žleri yetmedi─či durumlarda, karizmatik ki┼či ve soylu aileleri kurtar─▒c─▒ (imam/mehdi/mesih) olarak g├Âr├╝rler. Bu en tipik bi├žimde dindar ki┼čilerde g├Âr├╝l├╝rse de, asl─▒nda sadece onlara has bir ├Âzellik de─čildir. Tarih boyunca ve g├╝n├╝m├╝zde bir ├žok toplum ve devlette ya┼čanm─▒┼č be┼čeri, tarihi, siyasi, k├╝lt├╝rel, sosyolojik  ve dini bir olgudur.            

Toplumsal bunal─▒mlar─▒n ve siyasi iktidar m├╝cadelelerinin ya┼čand─▒─č─▒ toplumlarda, mevcut meselelerin ├ž├Âz├╝m├╝nde manevi deste─če ve be┼čer ├╝st├╝ ├Âzelliklere sahip oldu─čuna inan─▒lan bir kurtar─▒c─▒ beklenmesi, be┼čer├«, siyas├«, k├╝lt├╝rel, tarih├« ve din├« bir olgudur. Ancak kurtar─▒c─▒ ve karizmatik lider aray─▒┼č─▒, ├Âncelikle be┼čeridir. Yahudilik, Hristiyanlik, Hinduizm, ─░slamiyet ve di─čer baz─▒ din mensuplar─▒, bu be┼čeri  psikolojik tutumu, dini alana ta┼č─▒yarak me┼črulast─▒rma  yoluna gitmi┼člerdir. Yahudilerin kurtar─▒c─▒s─▒ olarak Mesih'i; Hristiyanlar─▒n ─░sa'y─▒; baz─▒ m├╝sl├╝manlar─▒n  Ha┼čimi  soyundan veya Ali'nin Fat─▒ma'dan devam eden soyundan mehdi veya mehdiler beklemesi, bu fikrin en tipik tezah├╝rleridir.             

─░slam tarihinde, "Dini, insan veya insanlara itaat etmek ya da imama itaate etmek. "[48]  olarak alg─▒layan "karizmatik liderci" veya "Kurtar─▒c─▒ bekleme" ┼čeklindeki politik din anlay─▒┼č─▒n─▒n pek ├žok tezah├╝r├╝ne rastlamak m├╝mk├╝nd├╝r. Bunlar─▒n ba┼č─▒nda A┼č─▒r─▒ ┼×ii hareketler, Onikimamiyye ┼×iasi (Us├╗liler-Ahb├óriler), ─░smaililik-Hasan Sabbah Fedaileri-, Bat─▒nilik, Karmatiler, Zeydilik, D├╝rzilik, Nusayrilik, Kadiyanilik, Babilik-Bahailik, ┼×eyhilik, Oniki ─░mam'in masumiyetini ve imamete hak sahibi olduklar─▒n─▒ savunduklar─▒ s├╝rece K─▒z─▒lba┼čl─▒k ve Alevilik ve benzeri ekoller gelmektedir.            

Politik-Karizmatik din s├Âyleminin  merkezinde Masum ─░mam , Mehdi, Mehdiye a├ž─▒lan kap─▒ (Bab) ve Mesih fikri bulunmaktad─▒r. Bunlar─▒n kald─▒r─▒lmas─▒ durumunda, bu f─▒rkalar─▒n varl─▒k sebepleri ortadan kalkm─▒┼č olur. Di─čer taraftan asa─č─▒ yukar─▒ bunlar─▒n tamam─▒nda, ya Ha┼čimi soyundan veya Ali'nin Fat─▒ma'dan olan soyundan (Ehl-i Beyt) bir kisi ya da bu soyla alakas─▒ olmayan ki┼čiler, hayatta iken ya da ├Âl├╝m├╝nden sonra, kurtar─▒c─▒ (Mehdi/─░mam/Mesih/Allah'─▒n h├╝lul etti─či Resul) olarak beklenmektedirler. Bu misyon, Ha┼čimi soyundan olanlara ├žo─ču kere kendileri d─▒┼č─▒ndakiler taraf─▒ndan y├╝klenirken, Ha┼čimi soyundan olmayanlara, daha ├žok kendilerince y├╝klenmi┼čtir. Mehdilikle yetinenler oldu─ču gibi m├╝ceddidlikle ba┼člay─▒p mehdilik, mesihlik ve resull├╝k, daha da ileri giderek ilahl─▒k  iddias─▒nda bulunanlar da olmu┼čtur.               

Asl─▒nda ┼×ia'n─▒n siyasal tarihi, 12 imam nazariyesine g├Âre yeniden in┼ča edilmi┼č tamamen politik bir tarihtir ve ─░slam'─▒n siyasalla┼čt─▒r─▒lmas─▒ ├╝zerine kurulu bir nazariyedir. ─░mamlar─▒ sevmek veya sevmemek dahi dinile┼čtirilmi┼čtir. ─░slam toplumunun kaderi belli bir soyun ya belli bir d├Ânemden sonra da ortada olmayan gizlendi─čine inan─▒lan g├Âzlenen bir ki┼činin tekeline terkedilmek istenmi┼čtir. Bu y├╝zden yazd─▒klar─▒ eserlerin tamam─▒nda bu nazariye ile ilgilenilmi┼čtir. ┼×ia'nin yazd─▒─č─▒ tefsirlerin tamam─▒na yak─▒n─▒, politik-masum imam anlay─▒┼č─▒ ├žer├ževesinde ve bu anlay─▒┼č─▒n isbatlanmas─▒ i├žin yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu anlay─▒┼č/zihniyete g├Âre, "Din,  imam─▒ tan─▒makt─▒r, ya da Din, ki┼či veya ki┼čilere itaattir."[49] ┼čeklinde tan─▒mland─▒ ve sloganla┼čt─▒r─▒ld─▒. B├Âylece karizmatik lider merkezli bir din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ ┼čekillendirildi. Sonu├ž olarak, politik-karizmatik liderci din s├Âyleminin veya zihniyetin, Siyasal iktidar─▒n ilahili─či ve naslar taraf─▒ndan belirlenmi┼čli─či, Velayete iman, zaman─▒n imam─▒na beyat; ─░mama/─░mamlara mutlak itaat; ─░mamlar─▒n g├╝nahs─▒zl─▒─č─▒; Mehdi/Kurtar─▒c─▒ beklemek; Ali ve soyuna kutsall─▒k atfetmek, ─░slam─▒n siyasallast─▒r─▒lmas─▒, Kur'an'─▒n bat─▒ni yorumunu savunmak gibi temel ├Âzellikleri bulunmaktad─▒r. 

 

13- ─░nziv├óci-Ke┼čif├ži din anlay─▒┼č─▒n─▒ ne demektir ve temsilcileri kimlerdir?

─░nsan, seven, korkan, endi┼če duyan, umut eden, ├Âzlem duyan, sayg─▒ duyan, kutsalla┼čt─▒ran, nefret eden, tutkular─▒, arzular─▒ ve sezgileri olan duygusal bir varl─▒kt─▒r. Bu duygusall─▒k, bazan ki┼činin kendisine y├Ânelmesine ve i├že d├Ân├╝k bir tecr├╝beyi ya┼čamas─▒na sebep olabilir. T─▒pk─▒ ak─▒l gibi, sezgi de, insan─▒n dini hayat─▒n─▒ ┼čekillendirmede ├Ânemli bir rol oynayabilir. Bu y├╝zden baz─▒ insanlar, dini hayat─▒nda ve ger├že─či elde etme konusunda, ak─▒ldan ├žok deruni tecr├╝beye ba─član─▒r. Kutsalla┼čt─▒r─▒lan varl─▒─ča olan ilgi ve sevgisi, dini duygu ve tecr├╝benin merkezine konur ve duygular, heyecanlar, kalbi bilgi ve sezgiler ├Ân plana ge├žer.[50] ├ľzellikle sosyal ve siyasi bunal─▒mlar ve k├Âkl├╝ de─či┼čimler s─▒ras─▒nda, geleneksel yap─▒lar da─č─▒ld─▒─č─▒ndan fertlerin g├╝ven duygular─▒ azal─▒r ve i├žine kapanarak kendisini i├ž murakabe ve i├ž sorgulamadan ge├žirir. Bunun sonucunda bunal─▒mlar─▒n ve bozulmalar─▒n kayna─č─▒n─▒, kendisinden ve kutsaldan/yarat─▒c─▒s─▒ndan uzakla┼čmas─▒na, nefsinin h─▒rs, tutku ve k├Ât├╝ duygulara esir d├╝┼čmesine ba─člar. B├Âylece kendisini tan─▒mak ve nefsini ku┼čatan olumsuz duygulardan ar─▒nd─▒rmak suretiyle, ├╝zeri ├Ârt├╝lm├╝┼č ve karart─▒lm─▒┼č oldu─čuna inan─▒lan  ilham ve ke┼čfi ortaya ├ž─▒karmaya ├žal─▒┼č─▒r.[51]            

Tarih boyunca bir ├žok dinde m├╝nferit inzivaya ├žekilme, sezgi ve ilham─▒n  farkl─▒ ┼čekillerde ya da benzer ┼čekillerde, bir ├žesit tepkisel haraketler olarak tezah├╝rlerine rastlanmaktad─▒r. ─░nsan tabiat─▒ndaki bu psikolojik e─čilimlerin z├╝mrele┼čmelere ve tasavvufi topluluklara d├Ân├╝┼čmesine en m├╝sait zemin, sosyal ve siyasi bunal─▒mlar─▒n ve h─▒zl─▒ de─či┼čimlerin yasand─▒─č─▒ a┼č─▒r─▒ d├╝nyevile┼čmi┼č toplumlard─▒r. ├ç├╝nk├╝  bu durumlarda fertlerin ya┼čad─▒─č─▒ yaln─▒zl─▒k ve uzlet hissi,  onlar─▒ kurtulu┼č aray─▒┼č─▒na  sevkeder.[52]           

─░slam d├╝┼č├╝ncesinde sezgici/ke┼čifci ve irfani din anlay─▒┼č─▒n─▒n temsilcileri aras─▒nda Zahidler, Sufiler, Tarikatlar-Yesevilik, Nak┼čilik, Kadirilik, Alevilik-Bekta┼čilik, Mevlevilik, Ticanilik, R─▒failik- k─▒smen Batiniler ve ─░┼čraki filozoflar bulunmaktad─▒r. ─░slam toplumlar─▒nda ortaya ├ž─▒kan z├╝ht ve takva hareketleri veya sistematik  tasavvufi hareketler say─▒labilir.Deruni tecr├╝beci anlay─▒┼č, ilk d├Ânemlerde teolojik inan├žlar ve politik  rekabetten ├žok  dini tecr├╝beye ve manevi hayata vurgu yapmaktad─▒r. Sezgici/ke┼čifci din anlay─▒┼č─▒, tarihte oldu─ču gibi g├╝n├╝m├╝zde de siyasal, toplumsal ve ekonomik alanlarda ya┼čanan bunal─▒mlardan bir ka├ž─▒┼č ve a┼č─▒r─▒ d├╝nyevile┼čmeye kar┼č─▒ daha farkl─▒ bir d├╝nyevile┼čme bi├žiminde ayn─▒ tarikat adlar─▒yla veya farkl─▒ bi├žimlerde  farkl─▒ adlarla bir tepki olarak tezah├╝r etmektedir. Asl─▒nda tarikatlar, "i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ cemiyetin tipine g├Âre bir sosyal fonksiyon icra ettikleri muhakkakt─▒r."[53]  Bu s├Âylemin slogan─▒ ise, " Mutlak hakikata ve dini bilgiye, evliya ve ebrar'─▒n yol g├Âstericili─činde  ke┼čif ve ilhamla ula┼č─▒l─▒r. "  olarak belirlenmi┼čtir. Sonu├ž olarak, deruni tecr├╝beci/mistik  din s├Âyleminin veya zihniyetin, veli ve sufilerin  y├╝celtilmesi, sufi ├Ânderlere ve ┼čeyhlere mutlak teslimiyet, metafizik alem hakk─▒nda d├╝┼č├╝nme, varl─▒klar─▒n tek kaynaktan oldu─čunu kabul[54], ba┼čta insanlar olmak ├╝zere b├╝t├╝n varl─▒klara kar┼č─▒ sevgi ve ho┼čg├Âr├╝, ke┼čif ve ilham merkezli din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝, ak─▒l d├╝┼čmanl─▒─č─▒, kelam ve felsefe aleyhtarl─▒─č─▒,  kurtulu┼ča ermi┼člik iddias─▒, bat─▒ni yorum, sanat ve musikiye yak─▒n ilgi,  do─črulu─ču ba┼čkalar─▒nca test edilemeyen ├Âznel ve kontrol d─▒┼č─▒ kutsal bilgi (ke┼čif ve ilham),  mutlak do─čruluk iddias─▒ gibi temel ├Âzellikleri bulunmaktad─▒r. 

 

14- T├╝rkler tarihte hangi siyas├« ve itikad├« mezhepleri benimsemi┼čtir?

T├╝rkler aras─▒nda faaliyet g├Âsteren mezhepler, s─▒rayla Hariciler, M├╝rcie, Mutezile,  ┼×ia, Zeydiye, ─░smaililik, Ehl-i S├╝nnet'in Mat├╝ridi ekol├╝, E┼č'ari ekol├╝ ve  Hadis Taraftarlar─▒ olmu┼čtur. Bunlardan Hariciler, Mu'tezile, E┼č'arilik ve Hadis Taraftarlar─▒ bir ekol olarak tarihe kar─▒┼č─▒rken Mat├╝ridilik ve Hanefilik T├╝rklerin ├žo─čunlu─ču taraf─▒ndan benimsenen mezhepler olmaya devam etmi┼čtir. Haricilik, T├╝rk b├Âlgelerinde ├Ânemli faaliyetlerde bulunmu┼čsa da onlar─▒ kendi taraf─▒na ├žekmekte ba┼čar─▒l─▒ olamam─▒┼čt─▒r. Zeydili─čin ise, T├╝rklerle ilk temas─▒ Harun Re┼čid d├Âneminde, Yahya b. Abdillah'in  170 ki┼čilik taraftar─▒yla, ├Ânce Rey'e, oradan, C├╝zcan ve Belh'e, daha sonra M├óver├ó├╝nnehir'de T├╝rk meliki Hakan'a s─▒─č─▒nmas─▒yla   ba┼člar.[55] Bu faaliyetlerin neticesinde T├╝rkler aras─▒nda k─▒sa s├╝reli destek alm─▒┼č ve bu g├Âr├╝┼č├╝ benimseyenlere Alevi T├╝rkler denmi┼čtir. Bu d├Ânemde T├╝rklere s─▒─č─▒nm─▒┼č Zeyd b. AliÔÇÖnin neslinden olan kimselere Alev├« oenmi┼čtir. Ancak bu kullan─▒m─▒n bug├╝nk├╝ Alev├« kullan─▒mdan farkl─▒ olup Zeyd├« T├╝rkler anlam─▒na gelmektedir. T├╝rkler aras─▒nda ─░smail├« dailerin de, Samaniler d├Âneminde propagandalar─▒ s├Âz konusudur. Hatta Nesef, Buhara ve Semerkand'da ├Ânemli olaylar ya┼čanm─▒┼čt─▒r. ─░smaili alimler,  Horasan, Buhara ve civar─▒nda pek ├žok ki┼čiyi ─░smailili─če d├Ând├╝rmeye ├žal─▒┼čmakla kalmad─▒; Saman├« Devleti'nin y├Âneticilerden baz─▒lar─▒n─▒ dahi etkilediler. Daha sonra bu ki┼čiler tespit edilerek T├╝rkistan'da takibata u─čram─▒┼člard─▒r. ─░smaililerin T├╝rkler aras─▒ndaki faaliyetleri Hassan Sabbah y├Ânetimindeki Nizar├« ─░smaililerle s├╝rm├╝┼čt├╝r. Sel├žuklular bu hareketin bast─▒r─▒lmas─▒ i├žin uzun y─▒llar m├╝cadele vermi┼čtir.             ─░smaililikten ayr─▒larak daha sonra m├╝stakil bir mezhep haline gelen D├╝rzili─čin ad─▒na nisbet edildi─či ki┼či Ne┼čtekin ( Anu┼čtekin ) ed-D├╝rz├« ( ed-Derez├« ) Buharal─▒ bir T├╝rkt├╝r  ve onun 407/1016'da M─▒s─▒ra geldi─činden bahsedilmektedir. Ancak kaynaklarda D├╝rz├« mezhebinin T├╝rkler aras─▒nda yay─▒ld─▒─č─▒na dair her hangi bir bilgiye rastlanmaz. Muhtemelen o, M─▒s─▒r'a gelmeden ├Ânce ─░smaili mezhebi mensubuydu. ─░smalilik, sonraki d├Ânemlerde T├╝rk d├╝nyas─▒n─▒ tehdit eden b├╝y├╝k bir tehlike haline gelmi┼čtir. ├ľzellikle Nizari ─░smaililerinden Hasan Sabbah, fedai te┼čkilat─▒yla ─░ran, Irak, Suriye, Anadolu ve di─čer b├Âlgelerde ter├Âr estirdi. Hasan Sabbah'─▒n fedaileriyle etrafa sald─▒─č─▒ deh┼čet, Hulagu'nun Alamut kalesini zapt─▒yla tesirini olduk├ža kaybetti ise de, firka olarak mevcudiyetlerini, ├Âzellikle ─░ran, Suriye ve Orta Asya'da korudular. Onikiimamiyye ┼×ia's─▒ da Safeviler d├Âneminde etkili olmaya ba┼člam─▒┼č ve Azer├« T├╝rkler, genelde ┼×iili─či benimsemi┼čtir.           

─░slam'da ak─▒lc─▒ bir ekol olarak bilinen Mutezile'ye gelince, onlar─▒n T├╝rkler aras─▒ndaki ilk faaliyetleri, mezhebin kurucular─▒ndan Vas─▒l'─▒n propogandai olarak g├Ânderdi─či Hafs b. Salim tarafindan Tirmiz'de ba┼člat─▒ld─▒─č─▒ s├Âylenmektedir. Bu faaliyetler Sum├óme b. el-E┼čras ve  Eb├╗'l-Kas─▒m el-Ka'b├« (319/931) taraf─▒ndan devam ettirilmi┼čtir.  Ka'b├«, as─▒l memleketi olan Belh'e d├Ând├╝kten sonra da, kendi mezhebinin fikirlerini savunmaya devam etmi┼č ve bu konuda eserler yazm─▒┼čtir. Mezhebin bu b├Âlgede yay─▒lmas─▒nda, onun eserleri ├Ânemli rol oynam─▒┼čt─▒r. M├ót├╝r├«d├« ile onun aras─▒ndaki tart─▒┼čmalar uzun s├╝re devam etmi┼č ve birbirlerini ele┼čtiren eserler kaleme alm─▒┼člard─▒r. O, ├Âzellikle Nesef'te b├╝y├╝k ilgi g├Ârm├╝┼čt├╝r.           

Bu ekol, as─▒l g├╝├žl├╝ ├ža─č─▒n─▒ Sel├žuklular─▒n ilk d├Ânemlerinde ya┼čam─▒┼čt─▒r. Mu'tezile, devletin en ├Ânemli makamlar─▒ndan birisi olan Vezirlik makam─▒na kadar y├╝kselmi┼čtir. Onlar─▒n b├Âyle bir makama getirilmeleri, f─▒k─▒hta Hanefi olmalar─▒ dolay─▒s─▒ylad─▒r. Sel├žuklu Devleti'nin Padi┼čah─▒ Tu─črul Bey'in veziri Amid├╝'l-M├╝lk Ebu Nasr K├╝nd├╝r├« bir Mu'tezili idi. 436 y─▒l─▒ndan 455 y─▒l─▒na kadar 19 y─▒l s├╝ren bir d├Ânemde toplam d├Ârty├╝z E┼č'ari kad─▒ g├Ârevden al─▒narak baz─▒lar─▒ bir s├╝re hapsedilmi┼č, daha sonra hapisten ├ž─▒kar─▒l─▒p s├╝rg├╝n edilmi┼člerdir.[56]  Ancak E┼č'arilerin zaferiyle, onlar bu g├Ârevden uzakla┼čt─▒r─▒larak mahkum edilmi┼člerdir. Bununla birlikte E┼č'arilik, her ne kadar kendi teolojilerinin okutuldu─ču Nizam├╝'l-M├╝lk medreselerini a├žm─▒┼čsa da, onlar da T├╝rk kavimleri aras─▒nda g├╝├žl├╝ bir ekol haline asla gelemediler. Ayet ve Hadisleri, zahiri anlamlar─▒na g├Âre yorumlayan ve ak─▒l y├╝r├╝tmelere dine sonradan sokulan ┼čeyler olarak bakan Hadis Taraftarlar─▒ da, hadislere a┼č─▒r─▒ kutsiyet atfetmeleri ve b├╝t├╝n mesailerini bu yolda harcamalar─▒ sebebiyle b├Âlgede belli ├Âl├ž├╝de taraftar bulmu┼čtur.            

─░lk d├Ânemlerde bu  hareketler, T├╝rk kavimleri aras─▒nda az say─▒da da olsa taraftar toplam─▒┼člard─▒r. Ancak hi├ž bir zaman ulema ve halk aras─▒nda M├╝rcie ve onun devam─▒ niteli─činde olan Mat├╝ridilik kadar taban bulamam─▒┼čt─▒r.  ─░slam'─▒n ilk ├╝├ž asr─▒nda Orta Asya'daki halklar taraf─▒ndan benimsenen en g├╝├žl├╝ mezhep, kendilerinin ─░slamla┼čmas─▒nda ├Ânemli rol oynayan M├╝rcie'dir. M├╝rcie, mevalinin  Arap m├╝sl├╝manlarla e┼čit haklara sahip olduklar─▒n─▒ ve kendilerinden haks─▒z yere al─▒nan cizyenin kald─▒r─▒lmas─▒ gerekti─čini savunmaktayd─▒. Onlar─▒n mevaliye olan bu deste─či , sadece Irak'taki yeni m├╝sl├╝manlar i├žin s├Âz konusu olamazd─▒. Horasan ve M├óver├ó├╝nnehir'de, m├╝sl├╝man olmalar─▒na ra─čmen, harac ve cizye al─▒nmaya devam edilmesi y├╝z├╝nden ekonomik s─▒k─▒nt─▒ i├žerisinde olan  halk, Irak'ta oldu─ču gibi, ├ž├Âz├╝m├╝ M├╝rcie'nin g├Âr├╝┼člerinde arad─▒. Bu y├╝zden, mevalinin e┼čitlik aray─▒┼člar─▒, doktriner olarak M├╝rci├« tez ├╝zerine kuruldu.[57] M├╝rcie ve daha sonra Maturidiler taraf─▒ndan benimsenen amellerin imana dahil edilmemesi ve imanda m├╝minlerin e┼čitli─či ┼čeklindeki bu g├Âr├╝┼č, ─░slamla┼čma s├╝recinden ge├žen bir toplumda, yeni bir ├Ânem kazand─▒.[58]           

Mevaliye e┼čit haklar sa─člamak amac─▒yla yap─▒lan bu reformlar─▒n  ba┼č─▒nda M├╝rcie'nin ├Ânderlerinden Eb├╝'s-Sayd├ó ve Sabit Kutna ile arkada┼člar─▒ bulunmaktayd─▒. Ancak onlar, Emev├«ler'in, madd├« menfaatleri y├╝z├╝nden ba┼čar─▒ya ula┼čamad─▒lar.[59] Fakat b├Âlgedeki ─░slam'a toplu ihtidalar, M├╝rcie'nin faaliyetleri sonucu ger├žekle┼čti. Onlar─▒n m├╝cadelesi, daha sonra, Haris b. S├╝reyc tarafindan devam ettirildi. Haris b. S├╝reyc, 119/737 y─▒l─▒ndan itibaren Esed'e kar┼č─▒ m├╝cadelesine Toharistan'da yanlar─▒na s─▒─č─▒nd─▒─č─▒ Hakan'la birlikte  devam etti. Esed k─▒┼č ortas─▒nda, Toharistan'dan ayr─▒l─▒nca, Hakan bu b├Âlgeye y├╝r├╝d├╝. Orada Yabgu'nun yan─▒nda kald─▒lar. Daha sonra C├╝zcan'a geldiler ve  sald─▒r─▒lar─▒n─▒ s├╝rd├╝rd├╝ler.[60] Esed, bir bayram sabah─▒ okudu─ču hutbede, m├╝sl├╝man olmayanlarla birlikte hareket etti─či i├žin, Haris'i, ─░slam'─▒n nurunu s├Ând├╝rmek i├žin m├╝cadele eden Allah'─▒n d├╝┼čman─▒ olarak su├žlad─▒. Daha sonra Hakan'a kar┼č─▒ yap─▒lacak sava┼čtan galip ├ž─▒kmalar─▒ i├žin dua etti.[61] Yap─▒lan ┼čiddetli ├žarp─▒┼čmalarda, Hakan ve Haris b. S├╝reyc hezimete u─črat─▒ld─▒. Bu s─▒rada, So─čdlular ve So─čdlu olmayanlar, Haris'i destekliyorlard─▒. Bundan sonra, Haris Hakan'la birlikte, Usru┼čene'ye  geri d├Ând├╝.[62]           

So─čd ve Buhara halk─▒ bu konuda direndi ve T├╝rklerden asker toplayarak sava┼čmaya karar verdi.[63] Onlar, Hakan ve T├╝rklerle beraber, Katan b. Kuteybe komutas─▒ndaki 10 bin ki┼čilik bir orduya kar┼č─▒ Amul, Fergana, ┼×as, So─čd, Semerkand ve Buhara'da g├╝nlerce  sava┼čt─▒ktan sonra yenildiler.[64]            B├Âylece, Buhara, Semerkand, Ki┼č ve Nesef halk─▒n─▒ yan─▒na ├žekmeyi ba┼čard─▒. Nasr ├Ânce Semerkand'─▒ ele ge├žirdi, sonra ┼×as'a y├╝r├╝d├╝. Orada Haris b. S├╝reyc'in kendisine s─▒─č─▒n─▒d─▒─č─▒ Kur-Sul'la ├žarp─▒┼čt─▒ ve Kur-Sul ├Âld├╝r├╝ld├╝.[65] Nasr, ┼×as'a y├╝r├╝d├╝ ve ┼×as'─▒n melikiyle, Haris b. S├╝reyc'in buradan ├ž─▒kar─▒lmas─▒ ┼čart─▒yla anla┼čma yapt─▒lar. Haris, Far├ób'a g├Ânderildi. Daha sonra Fergana ele ge├žirildi ve Nasr'a kar┼č─▒ ├žarp─▒┼čan pek ├žok Fergana'l─▒ dihkan ├Âld├╝r├╝ld├╝.[66]  Nasr, M├óver├ó├╝nnehir'i kontrolu alt─▒na almay─▒ ba┼čard─▒ysa da, 124/742 y─▒l─▒nda  Faryab'─▒  kurtarmak i├žin yap─▒lan savasta Haris onlar─▒ ma─člup etti.[67] Haris b. S├╝reyc, 126/744'a kadar  on├╝├ž sene T├╝rk b├Âlgelerinde kald─▒.            

M├╝rcie'nin etkisi III. as─▒rdan itibaren, kendi ad─▒yla de─čil de ayni ├ževrelerden ├ž─▒kan Kerramiyye ve Mat├╝ridilik olarak s├╝rd├╝. Kerramiler, Gazneliler d├Âneminde alt─▒n ├ža─č─▒n─▒ ya┼čad─▒ ve daha sonra Hanefi/Mat├╝ridiler i├žiresinde eriyip tarihe kar─▒┼čt─▒lar. B├╝t├╝n bunlara ra─čmen Mat├╝ridilik b├Âlgedeki kelami tart─▒┼čmalarda ┼×ia'n─▒n kar┼č─▒s─▒nda ├Ân saflarda yer ald─▒. Samaniler, M├╝rcie ve Mat├╝ridili─če b├╝y├╝k destek verdiler.  Hatta b├Âlgede ┼čii yay─▒lmac─▒l─▒─č─▒n─▒ ├Ânlemek i├žin Mavera├╝nnehir'li ve T├╝rk bilgini Hakim es-Semerkandi'den Ehl-i S├╝nnet'in temel ilkelerini yazmas─▒n─▒ istediler. O, hocas─▒ Mat├╝ridi'nin yolunu ve metodunu takip ederek Sevad├╝'l-Azam ad─▒n─▒ verdi─či halka y├Ânelik me┼čhur kitab─▒n─▒ yazd─▒. O, orada bu ilkeleri 62 madde halinde ele ald─▒. Gazneliler, Karahanl─▒lar, Sel├žuklular ve Osmanl─▒lar d├Âneminde bu b├Âlgede ve di─čer b├Âlgelerde bu mezhebi desteklemek i├žin pek ├žok eser yaz─▒ld─▒. Hatta Mavera├╝nnehir'de Buhara, Semerkand, Nesef, Tirmiz, O┼č olmak ├╝zere  pek ├žok  ┼čehirde bu mezhebin temel ilkelerini savunan b├╝y├╝k alimler ├ž─▒kt─▒. Mat├╝ridilik, IV.  as─▒rdan ba┼člayarak bug├╝ne kadar  T├╝rk kavimlerince benimsenen bir mezhep oldu. ┼×u anda T├╝rk D├╝nyas─▒'n─▒n y├╝zde  doksan─▒ bu mezhebe ba─čl─▒d─▒r. Bunun baz─▒ sebepleri vard─▒r. Birincisi, bu mezhep kendilerinin m├╝sl├╝man olmas─▒n─▒ ve Araplarla ayn─▒ haklara sahip olmalar─▒n─▒ sa─člayan M├╝rcie mezhebinin g├Âr├╝┼čleri ├╝zerine kurulmu┼č olmas─▒d─▒r. ─░kincisi, b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n, iman bak─▒m─▒ndan e┼čit olduklar─▒n─▒ savunmalar─▒. ├ť├ž├╝nc├╝s├╝, Amelleri iman─▒n ├Âz├╝ne dahil etmemeleri. Tek Allah'a inanman─▒n ─░slam'a girmek i├žin yeterli oldu─čunu kabul etmeleri. D├Ârd├╝nc├╝s├╝, dinin kalpten ve g├Ân├╝lden benimsenmesini ┼čart ko┼čmalar─▒. Be┼čincisi, Tek Tanr─▒ inanc─▒n─▒ ta┼č─▒yan ve kendilerine ilahi mesaj gelmemi┼č ─░slam diyar─▒ndan uzakta ya┼čayan T├╝rklerin kurtulu┼ča erebilecekleri ve Cennete girebilecekleri fikrini savunmalar─▒. Alt─▒nc─▒s─▒ F─▒k─▒hta istisnas─▒z Ebu Hanife'nin fikirleri ├╝zerine kurulmu┼č Hanefili─či benimsemeleri. Yedincisi, Mat├╝ridi'nin bir T├╝rk alimi olmas─▒ ve eserlerini yazarken b├Âlgenin siyasi ve sosyal yap─▒s─▒n─▒ g├Âz ├Ân├╝nde bulundurmas─▒. Sekizincisi, ─░slam─▒n siyasi ama├žlar i├žin bir ara├ž olarak kullan─▒lmas─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒kmalar─▒. Dokuzuncusu, dinin anla┼č─▒lmas─▒nda akla ve yoruma b├╝y├╝k ├Ânem vermeleri. Onuncusu, Ehl-i S├╝nnet ve'l-Cemaat mezhebini savunmalar─▒ ve f─▒k─▒hta Hanefi olmalar─▒d─▒r. 

 

15- ─░slam'─▒n ilk d├Ânemlerinde ortaya ├ž─▒kan bu din anlay─▒┼člar─▒n─▒n ve farkl─▒ hayat tarzlar─▒n─▒n ├╝lkemizdeki farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒n─▒ ve hayat tarzlar─▒n─▒ nas─▒l etkilemektedir?

G├╝n├╝m├╝zdeki din anlay─▒┼člar─▒ ve yorumlar─▒ temelde ─░slam'─▒n ilk d├Ânemlerinde ortaya ├ž─▒kan anlay─▒┼člar─▒n bir uzant─▒s─▒d─▒r. Fakat bug├╝nk├╝ din├«-itikad├« z├╝mrele┼čmelerin onlarla tamamen ayn─▒ oldu─ču s├Âylenemez. Mezhepler de d├Ânemin ┼čartlar─▒na g├Âre ve insanlar─▒n o g├╝nk├╝ ihtiya├žlar─▒na g├Âre olu┼čmu┼čtur. Bunlar de─či┼čti─či zaman,  mezhepler de de─či┼čmekte ve farkl─▒la┼čmaktad─▒r. Bu sebeple tek bir mezhepten birden fazla kollar ├ž─▒km─▒┼čt─▒r veya sosyal de─či┼čimin ihtiya├žlar─▒na g├Âre kendilerini yeniden ifade etmek zorunda kalm─▒┼člard─▒r. Bug├╝n toplumumuzda itikadi yorumlardan Maturidilik, E┼č'arilik- bu ikisine Ehl-i S├╝nnet denir- ┼×iilik, Nusayrilik ve Yezidilik  varl─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝rken, fikh├«-amel├« sahada ise Hanefilik, ┼×afiilik ve Caferilik varl─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝rmektedir. Tasavvuf├« d├╝┼č├╝ncede ise Nak┼čilik, Kadirilik ve R─▒failikle Bekta┼čilik Alevilik ve di─čerleri ya┼čamaya devam etmektedir. Tarihi ├žok gerilere uzanan bu mezhepler ve tarikatlar ve diger suf├« olu┼čumlar g├╝n├╝m├╝z insan─▒ i├žin bir kimlik olu┼čturmaktad─▒r. Maalesef, bazen bu mezhebi kimlikler ─░slam kimli─činin ├Ân├╝ne ge├žebilmektedir. Asl─▒nda modernitenin getirdi─či de─či┼čim, geleneksel yap─▒lar─▒ zorlamaktad─▒r. H─▒zl─▒ g├Â├ž ve de─či┼čim sonucu, bu ekoller ya daha az fonksiyonel olmakta veya kendi kabu─čuna ├žekilmekte ve direnmeye ├žal─▒┼čmaktad─▒r. Ama T├╝rkiye'de h├ól├ó tarihin belli d├Âneminde ortaya ├ž─▒kan fikri olu┼čumlar─▒n bilgi kuramlar─▒ ├žer├ževesinde din anla┼č─▒lmakta ve gerek S├╝nni gerekse Alevi ├ževrelerde yeni fikirlere ve anlay─▒┼člara bir direnme s├Âz konusudur.  

 

16- Anadolu ve BalkanlarÔÇÖda etkili olana tarikatlardan birisi olan Bekt├ó┼č├«lik ne zaman ortaya ├ž─▒km─▒┼č ve toplumsal hayat─▒ nas─▒l etkilemi┼čtir?

Bekta┼čilik,  Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin tasavvuf├« fikirleri ├žer├ževesinde te┼č┼čekk├╝l etmi┼č bir tarikat─▒n ad─▒d─▒r. Hac─▒ Bekta┼čÔÇÖ─▒n ismine nispetle tarikata Bekta┼čilik ad─▒ verilmi┼čtir. Hac─▒ Bekta┼č Veli, tasavvuf├« g├Âr├╝┼člerini yaymak i├žin kendisine merkez olarak Suluca Karah├Ây├╝k'├╝ merkez edinmi┼čtir. Bug├╝n buras─▒ Hac─▒ Bekta┼č ad─▒yla bilinmektedir. Bekta┼čili─čin tasavvuf├« sisteminin merkezinde d├Ârt kap─▒ k─▒rk makam anlay─▒┼č─▒ bulunmaktad─▒r. Ancak XV. as─▒rda ├že┼čitli suf├« z├╝mrelerin ve Hurufili─čin Bekta┼čilik i├žerisine s─▒zmas─▒ sonucu, tarikat ├╝zerinde ├Ânemli tesirler b─▒rakm─▒┼člard─▒r. Bunula birlikte Bekta┼čilik i├žerisinde etkili olan Ahmed Yesevi ve Yunus Emre'de g├Âr├╝len T├╝rk Tasavvuf  anlay─▒┼č─▒d─▒r. Bu anlay─▒┼č, fakl─▒ din ve k├╝lt├╝rlerden etkilenmi┼čse de, ─░slam kimli─čini muhafaza etmi┼čtir. Hac─▒ Bekta┼č Veli'den sonra tarikatta en etkili olan Bal─▒m Sultan olmu┼čtur. Bu y├╝zden one tarikat─▒n ikinci piri ve kurucusu olarak bak─▒l─▒r. Bal─▒m Sultan, tarikat─▒n erkan ve ayinlerinde  ├Ânemli yenilikler yapm─▒┼čt─▒r. Tekkelerin i┼čleyi┼čini yeniden d├╝zenleyerek k├Âylere ve kasabalara kadar uzanan son derece g├╝├žl├╝ ve ├Ârg├╝tl├╝  m├╝cerred dervi┼čler te┼čkilat─▒ haline getirmi┼čtir. Bu yeniliklerin akabinde, Bekta┼čilikte iki ayr─▒ kolda varl─▒─čn─▒ s├╝rd├╝rerek g├╝n├╝m├╝ze kadar gelmi┼čtir. Bunlardan birisi ├çelebiler, di─čeri babalar olarak bilinmektedir. ├çelebiler, kendilerinin Hac─▒ Bekta┼č neslinden geldiklerini iddia ederler. Babalar ise, bunu kabul etmeyerek kendilerinin yol evlad─▒ olduklar─▒n─▒ iddia ederler. K─▒z─▒lba┼č z├╝mrelerden baz─▒lar─▒ Bekta┼čili─čin ├çelebiler koluna  ba─čl─▒d─▒rlar. Bekta┼čilik, kurucusundan bir ka├ž as─▒r sonra Anodolu ve Rumeli'de yay─▒lan b├╝y├╝k tarikatladan birisi haline gelmi┼čtir.  Mensuplar─▒n─▒n ├žo─čunlu─čunu T├╝rkler olu┼čturmaktad─▒r. Bekta┼čilik, XIV. as─▒rdan itibaren bat─▒ Anadolu'da Anadolu/Rum gazileri ad─▒yla bilinen askeri z├╝mreler aras─▒nda yay─▒lm─▒┼čt─▒r. Osmanl─▒ f├╝t├╝hat─▒yla birlikte Balkanlar ve Arnavutluk'ta  b├Âlgenin ─░slamla┼čmas─▒na kurdu─ču tekkelerle b├╝y├╝k katk─▒larda bulunmu┼čtur. Bu tarikat, XV. as─▒rdan ba┼člayarak Osmanl─▒'n─▒n siyasi, dini, edebi  ve k├╝lt├╝rel  sahalar─▒nda ├Ânemli etkiler b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Bilhassa Yeni├žeri oca─č─▒yla, devletin resmi himayesini kazanm─▒┼č ve b├╝y├╝k bir n├╝fuz elde etmi┼čtir. 1826 y─▒l─▒nda II. Mahmud taraf─▒ndan, Yeni├žeri oca─č─▒n─▒n kald─▒r─▒lmas─▒yla birikte Bekta┼čilikte bir s├╝re kapat─▒lm─▒┼čt─▒r. Abd├╝laziz d├Âneminde faaliyetlerine yeniden ba┼člam─▒┼čt─▒r. Cumhuriyet d├Âneminde b├╝t├╝n tarikatlar─▒n tekke ve zaviyelerinin kapat─▒lmas─▒yla birlikte Bekta┼čili─če ait tekke ve zaviyeler de kapat─▒lm─▒┼čt─▒r.

 

17- Alev├« ve K─▒z─▒lba┼č isminin anlam─▒ nedir?

Alev├« kelimesi Arap├ža bir kelimedir. S├Âzl├╝kte " Ali'ye mensup, Ali taraftar─▒, Ali'yi seven, sayan ve ona ba─čl─▒ olan, Ali'ye ait ve Ali'nin soyundan gelen" anlamlar─▒nda kullan─▒lmaktad─▒r. Tasavvuf'ta tarikat silsilesi Hz. Ali kanal─▒yla Hz. Peygamber'e ula┼čan tarikatlara Alevi denmektedir. ─░slam Mezhepleri Tarihi'nde Alevi  kavram─▒ ├žok genel bir anlamda, ┼×ia ile e┼č anlal─▒d─▒r. Buna g├Âre  Alevi,  Hz. Ali'nin Hz. Muhammed'den sonra devlet ba┼čkanl─▒─č─▒na Allah ve Hz. Peygamber taraf─▒ndan tayin edildi─čine inanan, imametin k─▒yamete kadar Fat─▒ma'dan olan soyunda veya Ha┼čimilerde oldu─čunu savunan topluluklar─▒n m├╝┼čterek ad─▒ olmu┼čtur. Dolay─▒s─▒yla ┼×├«a'n─▒n Zeydiyye, ─░smailiyye, Oniki ─░mamiyye, Nusayriyye ve di─čer ┼×i├« gruplar i├žin bu anlamda Alevi denmektedir. Fakat bunlar─▒n tamam─▒ siyasi ve dini  bir z├╝mrele┼čmenin ad─▒ olmu┼čtur. Sevgi ve sayg─▒n─▒n ├Âtesinde siyasal f─▒rkala┼čmaya d├Ân├╝┼čm├╝┼čt├╝r. Bu topluluklar i├žin kulan─▒lan Alevilik, bulundu─ču co─črafyaya, toplulu─ča ve siyasi ortama g├Âre farkl─▒ anlamlar kazanm─▒┼čt─▒r. T├╝rk topluluklar─▒ i├žerisinde Alevi denildi─činde, Kutadgu Bilig'den anla┼č─▒ld─▒─č─▒na g├Âre, ba┼člang─▒├žta Ali soyundan gelen kimseler kastedilmektedir. Ayr─▒ca  Emeviler'in zulm├╝nden ka├ž─▒p T├╝rk b├Âlgelerine s─▒─č─▒nan Zeyd b. Ali'nin o─člu YahyaÔÇÖn─▒n neslinden gelenler i├žin kullan─▒lmaktad─▒r. T├╝rkler, bu kimselerin Peygamber soyundan olmalar─▒ ve di─čer baz─▒ siyasi gerek├želerle onlara destek vermi┼čtir. Ancak bizzat T├╝rkler taraf─▒ndan Zeydili─čin benimsendi─čine dair elimizde her hangi bir kan─▒t yoktur. ─░lk d├Ânemlerde ─░smailil─či benimseyen ├žok az say─▒da T├╝rkÔÇÖ├╝n bulundu─ču bilinmektedir. Bunlar daha ├žok Karmatiler aras─▒nda say─▒lmaktad─▒r. Anadolu'da konar g├Â├žer hayat ya┼čayan veya yar─▒ yerle┼čik hayata ge├žen baz─▒ T├╝rk boylar─▒na ┼×ah ─░smail'in yan─▒nda yer almalar─▒ dolay─▒s─▒yla  ├Ânceleri K─▒z─▒lba┼č kavram─▒ kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Ancak  Bekta┼či, K─▒z─▒lba┼č, Kalenderi, Hurufi, I┼č─▒klar, Hayderi, Babai ve di─čer gruplar i├žin XIX. as─▒rdan itibaren  genel anlamda Alevilik kullan─▒lmaya ba┼članm─▒┼čt─▒r. Bu tarihten sonra kullan─▒lan Alevilik, toplumsal taban─▒ a├ž─▒s─▒nda tarihte T├╝rkler aras─▒nda faaliyet g├Âsteren Zeydilik ve ─░smaililikten baz─▒ konularda etkilenmi┼č olmakla beraber bu iki mezhebin bir devam─▒ de─čildir. K─▒z─▒lba┼č kelimesine gelince, ilk ├Ânceleri her hangi bir dini muhtavadan uzak sadece bir soyu ve boyu ifade eden anlamda K─▒z─▒lba┼č ad─▒n─▒n kullan─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Ârmekteyiz. K─▒z─▒lba┼č,  T├╝rkmen boylar─▒n─▒n Osmanl─▒ya kar┼č─▒ isyanlar─▒nda k─▒z─▒l b├Ârk giyenlerin  yo─čunlukta olmalar─▒ dolay─▒s─▒yla siyasal olarak Osmanl─▒ aleyhtar─▒ demektir. ┼×ah ─░smail'in bu T├╝rk boylar─▒ aras─▒nda ┼×iili─či yayma faaliyetleri sonucu, Osmanl─▒ aleyhtar─▒,  dedelik kurumuyla Hz. Peygamber soyuna kendisini ba─člayan, Hz. Ali ve di─čer 12 imama ┼×iilikten farkl─▒ bir mistik misyon y├╝kleyen,  Pir veya Dede/Baba gibi kimselerin ├Ânderli─činde talip m├╝r┼čid ili┼čkisi i├žerisinde dini bin ya┼čam s├╝rd├╝ren ┼×ah ─░smail taraftar─▒ m├╝sl├╝man T├╝rk topluluklar─▒n─▒n genel ad─▒ olmu┼čtur. Bug├╝n Anadolu'da  Alevi z├╝mreler i├žerisinde  K─▒z─▒lba┼č olarak varl─▒klar─▒n─▒ devam ettiren kesim, s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz bu  grubun devam─▒d─▒r. Ancak daha sonralar─▒, Tacik, Afgan, ─░ran  ve di─čer milletlerden Safevilere destek veren topluluklar ve ─░smaililer i├žin de K─▒z─▒lba┼č denilmi┼čtir. K─▒z─▒lba┼č kelimesi, tarihi s├╝re├ž i├žerisinde olumsuz anlamlar y├╝klendi─či i├žin bug├╝n Alevi olarak isimlendirilmeyi tercih etmektedirler. 

 

18- Alev├«likle Bekta┼čilik aras─▒ndaki ili┼čkiyi a├ž─▒klarm─▒s─▒n─▒z ?

Alevili─če gelince, tasavvufi bir renk ta┼č─▒makla beraber, Bekta┼čilik kadar sistematik bir yap─▒ya sahip de─čildir. Alevilik, ÔÇťBekta┼či k├╝lt├╝r ve edebiyat─▒n─▒n a─č─▒r bast─▒─č─▒ bir ─░slami inan├ž ve yasay─▒┼č bi├žimi ile T├╝rkmen k├╝lt├╝r├╝n├╝n ve ─░slam ├Âncesi inan─▒┼č ve ya┼čay─▒┼č bi├žiminin i├ž i├že girmi┼č ┼čeklidir ve soya ba─čl─▒d─▒r.ÔÇŁ20 Ancak, K─▒z─▒lba┼čl─▒k ve Alevili─čin mahiyeti ve Bekta┼čilikle ili┼čkisi konusunda farkl─▒ g├Âr├╝┼čler olmakla beraber, bu ikisinin birbirini etkiledi─či ve aralar─▒nda benzerlikler ve farkl─▒l─▒klar bulundu─ču kabul edilmektedir. ├ľrne─čin, konunun uzmanlar─▒ndan E. Ruhi F─▒─člal─▒ ┼č├Âyle demektedir: ÔÇťBekta┼čilik, Hac─▒ Bekta┼č Veli taraf─▒ndan kurulan bir tarikatt─▒r. Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, tevella (Ehl-i Beyti sevenleri sevme), teberra (Ehl-i Beyti sevmeyenleri sevmeme) gibi Alevili─čin temel esaslar─▒na ba─čl─▒ olu┼člar─▒ y├╝z├╝nden, Bekta┼čili─če, Alevilik denebilir.ÔÇŁ21 Ancak, Er├ÂzÔÇÖe g├Âre, ÔÇťbu Alevilik, S├╝nnilerin Ehl-i BeytÔÇÖe olan sevgilerini ifade eder m├ón├ódan ├Âteye ge├žemez. ├ç├╝nk├╝ T├╝rkiyeÔÇÖde her Bekta┼či, Alevi oldu─ču h├ólde, her Alevi Hac─▒ Bekta┼čÔÇÖ─▒ Horasan ereni say─▒p h├╝rmet etmesine ra─čmen, Bekta┼či de─čildir.ÔÇŁ22  Bize g├Âre, Alevili─čin bug├╝nk├╝ yap─▒lanmas─▒, Ocakzadelik ve dedelik kurumu g├Âz ├Ân├╝nde bulundurulursa, tarikat kal─▒plar─▒ i├žinde mistik bir yap─▒lanmad─▒r ve Hac─▒ Bekta┼č VeliÔÇÖye, baz─▒ ocaklar hari├ž, ba─čl─▒l─▒k s├Âz konusudur. Asl─▒nda, K─▒z─▒lba┼č Alevilikle Bekta┼čilik aras─▒ndaki farkl─▒la┼čma, siyaset temelli k├╝lt├╝rel bir farkl─▒la┼čmad─▒r. Yavuz Sultan Selim ve ┼×ah ─░smail aras─▒ndaki siyasal anlasmazl─▒klar sonucunda, k─▒rsal kesimdeki Bekta┼čilik, ┼čehir Bekta┼čili─činden k├╝lt├╝rel ve siyasal a├ž─▒dan farkl─▒la┼čmaya baslam─▒┼č ve baz─▒ konularda ┼×iaÔÇÖn─▒n siyasi fikirlerinin etkisinde kalm─▒┼čt─▒r. Bunun sonucunda Azeriler ┼×iile┼čmi┼čsede, Anadolu Alevili─či ┼×iile┼čmemi┼čtir. Bir ├žok mezhebin Alevilik ├╝zerinde etkisi olmu┼čsa da, mistik bir yap─▒s─▒n─▒ ve mistik bir din anlay─▒┼č─▒n─▒ s├╝rd├╝rmesi dolay─▒s─▒yla bir mezhep h├╝viyetini kazanmam─▒┼čt─▒r. Mezhepler ├╝st├╝ kalmay─▒ ve yetmi┼či iki millete ayn─▒ g├Âzle bakmay─▒ kendisine ilke edinmi┼čtir.  

 

19- Alevilik-Bekta┼čili─čin, dini stat├╝s├╝ nedir ?  ─░slam Mezhepleri Tarihi'nin  kriterlerine g├Âre mezhep midir?

Gerek Alevilik gerekse Bekta┼čilik, ─░slam Mezhepleri Tarihi Usul├╝ÔÇÖne g├Âre, mezhep olma kriterlerini ta┼č─▒mamaktad─▒r. Din├« bir ├Ârg├╝tlenmenin mezhep kabul edilebilmesi i├žin, siyasi ve itikadi konularda sistematik bir teoloji ve f─▒kha veya bir nazariyeye sahip olmas─▒ ve bunun yan─▒ s─▒ra, onu ele alan temel eserlerin yaz─▒lm─▒┼č olmas─▒ gerekir. Ayr─▒ca, ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde siyasi ve itikadi mezheplerde, her ne kadar PeygamberÔÇÖe kadar uzanan bir silsile varsa da, asl├ó babadan o─čula ge├žen veya soyda ya da Ocakzadelerde devam eden bir yetki devri s├Âz konusu de─čildir. Alevi-Bekta┼čilikÔÇÖte ise, dedeler b├Âyle bir yetkiye sahiptir ve icazetle tayin edilir. ─░tikadi ve siyasi mezheplerin lideri, bir ba┼čkas─▒ taraf─▒ndan icazetle tayin edilmez. Sadece ┼×iaÔÇÖda imamlar bir sonraki imam─▒ teyin ederler. Onlar─▒n say─▒s─▒ ise, 7 veya 12 ile s─▒n─▒rland─▒r─▒lm─▒┼č olup, tamamen siyasi yetkinin devri s├Âz konusudur. Di─čer taraftan, ─░slam mezhepleri aras─▒nda soya ba─čl─▒ bir mezhep yoktur. ─░steyen istedi─či mezhebe girer ve ├ž─▒kar. Halbuki Alevilik soyda devam eder. Anne ve babas─▒ Alevi olmayan Alevili─če giremez. Bekta┼čilikÔÇÖte de, ancak uzun t├Ârenlerden ge├žtikten sonra tarikata girmek m├╝mk├╝nd├╝r. Alevi-Bekta┼čili─čin bu ├Âzellikleri, onlarin mezhep olmad─▒─č─▒n─▒ a├ž─▒k├ža g├Âstermektedir.  

 

20- Hac─▒ Bekta┼č Vel├« kimdir?

As─▒l ad─▒ Muhammed Bekta┼č olan Hac─▒ Bekta┼č Veli, Horasan'─▒n Ni┼čabur ┼čehrinde  do─čmu┼čtur. Do─čum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte  VII./XIII. asr─▒n ba┼člar─▒nda  olmas─▒ kuvvetle muhtemeldir. O, k├╝lt├╝rl├╝ ve bilgili bir ailenin ├žocu─čudur. E─čitimini devrin en b├╝y├╝k ─░slam k├╝lt├╝r merkezlerinden birisi olan ve T├╝rklerin yo─čunlukta oldu─ču Ni┼čabur'da  g├Ârm├╝┼čt├╝r. Ayn─▒ zamanda Ni┼čabur, T├╝rk piri Ahmet Yesevi taraf─▒ndan kurulan Yesevili─čin de ├Ânemli bir k├╝lt├╝r merkezidir. S├Âylendi─čine g├Âre, Hac─▒ Bekta┼č Veli, Ahmet Yesevi'nin halifelerinden Lokman Perende taraf─▒ndan bir Yesevi dervi┼či olarak yeti┼čtirilmi┼č ve  ─░slam'─▒ yaymak ├╝zere Anadoluya g├Ânderilmi┼čtir. O, Ni┼čabur'dan ayr─▒ld─▒ktan sonra ├Ânce, Necef ve Kerbela'y─▒ ziyaret etmi┼čtir. Daha sonra  Hac g├Ârevini ifa etmek ├╝zere Mekke'ye  giderek orada ├╝├ž y─▒l kald─▒─č─▒ s├Âylenir. Oradan s─▒rayla Elbistan'a, Kayseri'ye, ├ťrg├╝p ve Hac─▒bekta┼č olarak bilinen Suluca Karah├Ây├╝k'e gelmi┼č ve buraya yerle┼čmi┼čtir. Onun Sel├žuklular'a kar┼č─▒ ger├žekle┼čtirilen siyasi isyanlardan Babailer isyan─▒na kat─▒l─▒p kat─▒lmad─▒─č─▒ veya isyan─▒n tertipleyicileri olarak iddia edilen Baba ─░lyas veya Baba ─░shakla ili┼čkilerinin mahiyeti konusunda birbiriyle ├želi┼čkili bilgiler bulunmaktad─▒r. Ancak aktif olarak bu isyanlara kat─▒lmak yerine Suluca Karah├Ây├╝k'te bir  tekke kurarak, hayat─▒n─▒ Anadolu'nun T├╝rkle┼čmesi ve ─░slamla┼čmas─▒na adam─▒┼čt─▒r. Bu ocakta, y├╝zlerce ├Â─črenci ve dervi┼č yeti┼čtirmi┼čtir. Onun yeti┼čtirdi─či halifeleri,  Anadolu ve Balkanlar'─▒n ─░slamla┼čmas─▒nda b├╝y├╝k rol oynam─▒┼člard─▒r. Bu gelenekten yeti┼čenler, yazd─▒klar─▒ ┼čiir, ilahi ve nefeslerle T├╝rk ─░slam Edebiyat─▒'nda, Yeni├žeri ocaklar─▒yla askeri fetihlerde ├žok b├╝y├╝k  ba┼čar─▒lara imza atm─▒┼člard─▒r.  Dini bilgilerde ├žok iyi yeti┼čmi┼č birisi olan Hac─▒ Bekta┼čÔÇÖ─▒n, Arap├ža, Fars├ža ve T├╝rk├že bildi─či s├Âylenmektedir. Her ├╝├ž dilde de yazd─▒─č─▒ eserleri bulunmaktad─▒r. Bilinen eserleri aras─▒nda Mak├ól├ót, Kit├óbu'l-Fev├óid, F├ótiha Suresi, ┼×athiyy├ót, Nas├«hatn├ómeler, Besmele ┼×erhi ve di─čer baz─▒ eserleri bulunmaktad─▒r.  

 

21- Hac─▒ Bekta┼č Vel├«ÔÇÖnin Mak├ól├ót adl─▒ eseri ve i├žeri─či hakk─▒nda bilgi verir misiniz?

Mak├ól├ót, Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin  en tan─▒nm─▒┼č eseridir. Eserin asl─▒ Arap├ža yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Ancak Arap├ža asli n├╝shan─▒n ├žok az bir k─▒sm─▒ elimizde mevcuttur. Eser daha sonra manzum ve mensur olarak T├╝rk├že'ye ├ževrilmi┼čtir. Bu n├╝shalar g├╝n├╝m├╝ze kadar ula┼čm─▒┼č olup Esat Co┼čan taraf─▒ndan ilmi bir ne┼čri yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Eserde, Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin ─░slam'─▒n itikad, ibadet ve ahlak/tasavvuf konular─▒ndaki g├Âr├╝┼čleri ele al─▒nmaktad─▒r. Bu konular, Ahmet Yesevi ve Yunus Emre'de de g├Âr├╝len d├Ârt kap─▒ k─▒rk makam anlay─▒┼č─▒ ├žer├ževesinde son derece d├╝zenli bir ┼čekilde i┼členmektedir. Ona g├Âre, bunlar birbirini tamamlayan ┼čeylerdir, bunlar─▒n birinin eksikli─či di─čerini de eksik k─▒lar. Kul, Allah TealaÔÇÖya k─▒rk makamla ula┼č─▒r, dost olur. Bu k─▒rk makam─▒n onu ┼×eriat i├žindedir; onu Marifet i├žindedir; onu Tarikat i├žindedir; onu da Hakikat i├žindedir. Abdurrahman G├╝zel,  Hac─▒ Bekta┼č Veli ve Makalat'─▒ ad─▒yla eser ├╝zerine yapt─▒─č─▒ ├žal─▒┼čmas─▒nda d├Ârt kap─▒ k─▒rk makam─▒ ana hatlar─▒yla g├╝zel bir ┼čekilde ├Âzetlemi┼čtir. Bu taslak eserin i├žeri─čini anlamay─▒ daha da kolayla┼čt─▒rd─▒─č─▒ i├žin onu esas alarak baz─▒ tasarruflar yapmak suretiyle vermek istiyorum. 

D├Ârt Kap─▒ K─▒rk Makam ┼čunlardan olu┼čmaktad─▒r:

 

A. ┼×eriat Kap─▒s─▒ ve On Makam─▒:

1. ─░man getirmek: AllahÔÇÖ─▒n birli─čine, meleklerine, kitaplar─▒na, Peygamberlerine ve ahiret g├╝n├╝ne, kaza ve kaderin, hay─▒r ve ┼čerrin AllahÔÇÖtan geldi─čine inanmakt─▒r.

2. ─░lim ├Â─črenmek,

3. Namaz, Oru├ž, Zekat, Hac, Cihad ve C├╝n├╝pl├╝kten temizlenmek (Gus├╝l).

4. Helal kazanmak

5. Nikah k─▒ymak

6. Hay─▒z ve Lohusal─▒kta cinsi m├╝nasebeti haram bilmek

7. S├╝nnet ve Cemaat Ehli'nden olmak

8. ┼×efkatli olmak

9. Temiz yemek ve temiz giyinmek

10. ─░yili─či emredip k├Ât├╝l├╝klerden sak─▒nd─▒rmak

 

B. Tarikat Kap─▒s─▒ ve On Makam─▒:

1. Pirden el al─▒p tevbe etmek

2. M├╝rid olmak

3. Sa├ž kesmek

4. Nefis sava┼č─▒p olgunla┼čmak, pi┼čmek

5. Hizmet etmek

6. Havf, yani Allah korkusu ( Sevgi ve sayg─▒ya dayal─▒ bir korku)

7. ├ťmit etmek

8. H─▒rka, zenbil, makas, seccade, tesbih, i─čne ve asa

9. Makam, Cemaat, Nasihat ve Muhabbet sahibi olmak

10. A┼čk, ┼čevk, sefa ve fakirlik

 

C. Marifet Kap─▒s─▒ ve On Makam─▒:

1. Edeb

2. Korku

3. Perhizkarl─▒k

4. Sab─▒r ve kanaat

5. Utanmak (Haya)

6. C├Âmertlik

7. ─░lim

8. Miskinlik

9. Marifet

10. Kendini bilmek

 

D. Hakikat Kap─▒s─▒ ve On Makam─▒:

1. Toprak gibi verimli ve m├╝tevazi olmak

2. Yetmi┼č iki millete ayn─▒ g├Âzle bak─▒p, hi├ž kimseyi ay─▒plamamak

3. Elinden gelen iyili─či hi├ž kimseye esirgememek

4. D├╝nya'da yarat─▒lm─▒┼č b├╝t├╝n nesnelerin kendisinden emin olmas─▒

5. M├╝lk sahibine y├╝z├╝n├╝ s├╝r├╝p y├╝z suyunu bulmak (Yarat─▒l─▒┼č sebebi olan Muhammed nurunu bulmak)

6. Sohbette hakikat s─▒rlar─▒n─▒ s├Âylemek

7. Seyr-i S├╝luk

8. S─▒r saklamak

9. M├╝nacaat

10. ├çalap Tanr─▒'ya ula┼čmak 

 

22- Alevi-Bekta┼či yorumunun arka plan─▒nda etkili olan sosyal ve k├╝lt├╝rel yap─▒ hakk─▒nda  bilgi verir misiniz?

─░slam'─▒ benimseyen T├╝rk boylar─▒n─▒n bir k─▒sm─▒ yerle┼čik hayata ge├žen, bir k─▒sm─▒ ise konar-g├Â├žer hayat ya┼čayanlardan olu┼čmaktad─▒r. Bu iki kesim aras─▒nda sosyal, ekonomik, siyasi  ve k├╝lt├╝rel yap─▒ bak─▒m─▒ndan baz─▒ farkl─▒l─▒klar s├Âz konusudur. Birinciler, uzun zamandan beri yerle┼čik hayata ge├žtikleri i├žin okuma yazma bilen, kitabi k├╝lt├╝rle tan─▒┼čm─▒┼č ┼čehirle┼čmi┼č T├╝rklerdir ve kurumsal ─░slam'a g├Âre ya┼čamaktad─▒rlar. ─░kinciler ise, yerle┼čik hayata ge├žmemi┼č veya ge├žmekte gecikmi┼č, bunun bir sonucu olarak s├╝rekli yer de─či┼čtiren ve ─░slam'─▒ temel kaynaklar─▒ndan ├Â─črenebilme f─▒rsat─▒ olmayan, kitabi k├╝lt├╝rden uzak T├╝rk boylar─▒n─▒ olu┼čturmaktad─▒r. Bu kesim, eski ├Ârf, adet, gelenek ve inan├žlar─▒n─▒ ─░slam inanc─▒yla uzla┼čt─▒rmak suretiyle ya┼čatmaya ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r. Bunun i├žin de dini metinlerin yorumlanmas─▒nda Bat─▒ni yorumu benimsemi┼člerdir. Bu iki kesim aras─▒ndaki sosyal, ekonomik ve siyasi ┼čartlar─▒n farkl─▒l─▒─č─▒, ─░slam'─▒ anlama, yorumlama ve ya┼čama bi├žimlerinin farkl─▒l─▒─č─▒n─▒ do─čurmu┼čtur. Bu sebeple, Alevilik daha ├žok sufi ve mistik bir kal─▒p i├žerisinde ┼čekillenen s├Âzl├╝ k├╝lt├╝r├╝n din anlay─▒┼č─▒n─▒ temsil etmektedir.  ─░slam tarihinde ezilen ve haks─▒zl─▒─ča ugrayan ki┼čiler ve toplumlar Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'i haks─▒zl─▒kla m├╝cadelenin bir simgesi olarak kabul ederek onlar─▒ bayrakla┼čt─▒rm─▒┼člard─▒r. ┼×ah ─░smail ve Yavuz aras─▒ndak─▒ anla┼čmazl─▒kla, s├Âz konusu farkl─▒l─▒k siyasi iktidar yar─▒┼č─▒na d├Ân├╝┼čm├╝┼čt├╝r. Yerle┼čik hayata ge├žen T├╝rkmenlerle ge├žmeyen T├╝rk boylar─▒ aras─▒nda ya┼čanan siyasi ve ekonomik anla┼čmazl─▒klar sonucu, her iki kesim aras─▒nda daha ├Ânce var olan Ehl-i Beyt anlay─▒┼č─▒ da buna ba─čl─▒ olarak farkl─▒la┼čm─▒┼čt─▒r. B├Âylece  Hz. Ali ve Ehl-i Beyt inanc─▒, Alevi-Bekta┼či inanc─▒n─▒n ├Âz├╝n├╝ olu┼čturmu┼čtur. Bu inanca g├Âre, tevell├« (tevella) ve teberr├« (teberra) son derece ├Ânemlidir. Yani, Hz. Ali'yi ve Ehl-i Beyti sevmek ve onlar─▒ sevenleri sevmek (tevella), Hz. Ali'yi ve Ehl-i Beyt'i sevmeyenleri sevmemek (teberra) demektir.   

 

23-Anadolu T├╝rk Alevili─či ile ─░ran Ca'feri ┼×iili─či aras─▒nda bir ba─člant─▒ kuranlar ve bu ikisinin tamamen farkl─▒ oldu─čunu ileri s├╝renler vard─▒r. Bu konuda neler s├Âyleyeceksiniz?

Orta Asya'dan g├Â├ž├╝p gelen T├╝rk boylar─▒, yollar─▒ ├╝zerindeki ├že┼čitli k├╝lt├╝rlerden, inan├žlardan ve mezheplerden etkilenmi┼člerdir. 16. as─▒rdan itibaren K─▒z─▒lba┼čl─▒─č─▒ ve Bekta┼čili─či benimseyen T├╝rk boylar─▒, bu g├Â├žleri s─▒ras─▒nda ┼×ia'n─▒n, Zeydiye, ─░smailiyye ve Onikiimamiyye kolundan ve baz─▒ a┼č─▒r─▒ gruplar─▒n inan├žlar─▒ndan etkilenmi┼člerdir. ├ľzellikle ─░smaili d├óiler ve ┼×ah ─░smail'in faaliyetleri sonucu T├╝rkmen a┼čiretleri aras─▒nda ┼×iilik propagandalar─▒ yap─▒larak  Oniki ─░mam ve Ehl-i Beyt k├╝lt├╝ onlar aras─▒nda yay─▒lmaya ├žal─▒┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n bu ├žabalara ra─čmen Azeri T├╝rkler haricinde di─čer T├╝rk boylar  aras─▒nda ┼×iilik tutunamam─▒┼čt─▒r.  Safevilerle birlikte Onikiimamiyye ┼×iasi, Safevi Devleti'nin resmi mezhebi olmu┼čtur. Bug├╝n Alevilikte Ehl-i Beyt bir de─čerdir. Ancak  Aleviler, ┼×iaÔÇÖn─▒n anlad─▒─č─▒ ┼čekliyle, Hz. Ali ve soyunun  siyasi ve hukuki yetkiyi Hz. Peygamberden ald─▒─č─▒, bunun i├žin de siyasal iktidar─▒n sahipleri oldu─ču ve bu u─čurda m├╝cadele edilmesi gerekti─čine inanmazlar. Oniki imam─▒ siyasal ├Ânderler olmaktan ziyade manevi mistik rehberler olarak g├Âr├╝rler. ┼×ia'da ─░mama inanmak iman esas─▒d─▒r. Alevi yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒nda bu konu, inan├ž esas─▒ olarak zikredilmez. Halbuki b├Âyle bir iddia bug├╝nk├╝ ─░ran ┼×iili─činin varl─▒k sebebi olmu┼čtur. Caferi ┼×iiler, Hz. H├╝seyin'in ┼čehid edildi─či Muharrem ay─▒nda yas ve matem tutarken  kendilerine eziyet ve ac─▒ verirler. Alevilerde b├Âyle bir┼čey yoktur. Ayr─▒ca Anadolu Alevili─či'ndeki Cafer-i Sad─▒k k├╝lt├╝ ─░ran Caferi ┼×iili─čindekinden farkl─▒d─▒r. Cafer├« buyruklar─▒nda sunulan pratik uygulamalarla, ─░ran─▒n bug├╝nk├╝ mezhebi olan Caferili─čin uygulamalar─▒ birbirinden son derece farkl─▒d─▒r. Hatta ─░ran Caferileri, Cafer-i Sad─▒kÔÇÖ─▒n Buyruk ad─▒yla bilinen bir eserinin olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âylerler. Hepsinden ├Ânemlisi de, bug├╝n ─░ran Caferi-┼×iili─či, siyasalla┼čm─▒┼č bir din anlay─▒┼č─▒n─▒ temsil etmektedir. Bu sebeple Aleviler, genel olarak,  Humeyni devrimini  tasvip etmezler. 

 

24- Alevi-Bekta┼či gelene─čini g├╝n├╝m├╝ze ula┼čt─▒ran temel kaynaklar nelerdir?

Alevi-Bekta┼či gelene─či,  son derece zengin ve dinamiktir. Sosyolojik olarak ya┼čayan bu gelenek yaz─▒l─▒ ve s├Âzl├╝ k├╝lt├╝rle canl─▒l─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝rmektedir. Konar-g├Â├žer hayat ya┼čayan T├╝rk boylar─▒, ─░slam'─▒ Ahmet Yesevi'nin Hikmetleri, Yunus'un ─░lahileri ve Hac─▒ Bekta┼č'─▒n hikmetli s├Âzlerinden olu┼čan s├Âzl├╝ k├╝lt├╝r yoluyla ├Â─črenmi┼člerdir. Bu s├Âzl├╝ k├╝lt├╝r, dedeler yoluyla nesilden nesile aktar─▒lm─▒┼čt─▒r.  Bu konuda  ┼čairler ve ozanlar,  deyi┼čler, ┼čiirler, ilahiler ve nefesler ad─▒yla ├Ânemli ├╝r├╝nler vermi┼člerdir. Yerle┼čik hayata ge├žtik├že, bu s├Âzl├╝ gelenek kitabi k├╝lt├╝re d├Ân├╝┼čmeye ba┼člam─▒┼čt─▒r. Ancak Alevili─čin 16. as─▒rdan itibaren, yava┼č yava┼č kitabi k├╝lt├╝r├╝n├╝n olu┼čtu─čunu g├Ârmekteyiz.  Bunlar─▒n ba┼č─▒nda,  Buyruklar, Divanlar, C├Ânknameler, F├╝t├╝vvetn├ómeler, Vel├óyetn├ómeler, Men├ók─▒plar, Mak├ól├ótlar, Terc├╝m├ónlar, Ad├ób ve Erkann├ómeler, ├éyin-i Cem Ris├óleleri, Div├ónlar, G├╝lbenkler ve Cabbar Kulu kitab─▒ gibi eserler gelmektedir. Kenz├╝'l-Mes├óib (Kumru), H├╝sniye ve Hutbet├╝'l-Bey├ón gibi eserler ise, K─▒z─▒lba┼č ve Bekta┼čileri ┼čiile┼čtirmek i├žin kaleme al─▒nm─▒┼čt─▒r. Kur'├ón-─▒ Kerim ve Ehl-i Beyt'in ├Ânderi Hz. Muhammed'in hadisleri, bu s├Âzl├╝ ve yaz─▒l─▒ edebiyata ilham kayna─č─▒ olan eserlerin ba┼č─▒nda gelmektedir. Bug├╝n ├╝lkemiz k├╝t├╝phanelerinde gelenekli ve ├Âzg├╝n Alevilikle ilgili y├╝zlerce eser ne┼čredilmeyi beklemektedir.  Ama maalesef, bu eserlerin pek ├žo─ču, hen├╝z ciddi bilimsel ara┼čt─▒rmalar─▒n konusu olmam─▒┼čt─▒r.  

 

25- Alev├«ler aras─▒nda en ├žok okunan ve Buyruk ad─▒yla bilinen eserler nas─▒l olu┼čmu┼čtur?

Buyruk, g├╝n├╝m├╝zde K─▒z─▒lba┼č Aleviler aras─▒nda yap─▒lan anketlerde Kur'an'─▒ Kerim ve Kumru kitab─▒ndan sonra en ├žok okunan kitaplar─▒n ba┼č─▒nda gelmektedir. Buyruk ad─▒yla bilinen pek ├žok eser bulunmaktad─▒r.  Buyruk'lar─▒n dayand─▒─č─▒ ilk kayna─č─▒n ne oldu─ču ve yazar─▒n─▒n kim oldu─ču konusu hen├╝z ayd─▒nlat─▒lamam─▒┼čt─▒r.  Dedeler, tarikat─▒n ayin ve erkanlar─▒n─▒ bu eserlerin s├Âzl├╝ aktar─▒m─▒na ba─čl─▒ olarak ger├žekle┼čtirmi┼člerdir. Bu eserler XVI. as─▒rdan itibaren yaz─▒ya ge├žirildi─či i├žin n├╝shalar aras─▒nda baz─▒ farkl─▒l─▒klar bulunmaktad─▒r. Halk aras─▒nda Menak─▒b-─▒ Cafer-i Sad─▒k,  Tarikat-─▒ Ca'fer-i Sad─▒k, Menak─▒bu'l-Esr├ór BehcetuÔÇÖl-Ahr├ór, ┼×eyh Safi Buyru─ču, Cafer-i Sad─▒k Buyru─ču ve di─čer baz─▒ adlarla bilinmektedir. Bunlardan en eski n├╝sha olarak bilineni Bis├ót├«'ye ait g├Âsterilen Menak─▒bu'l-Esr├ór BehcetuÔÇÖl-Ahr├ór'd─▒r. Bug├╝n bu eser Konya Mevlana M├╝zesinde bulunmaktad─▒r. Bu adla ula┼čan eserlerin ana muhtevalar─▒ birbirine benzemekle  beraber, aralar─▒nda ├Ânemli baz─▒ farkl─▒l─▒klar s├Âz konusudur. Buyruk ad─▒yla bilinen metinler,  ┼×eyh S├óf├« ve  Cafer-i Sad─▒k Buyru─ču  ad─▒yla ne┼čredilmi┼čse de bunlardan farkl─▒, ancak Buyruk ad─▒yla bilinen hen├╝z yay─▒mlanmam─▒┼č ba┼čka metinler de vard─▒r. Bug├╝n pek ├žo─ču Buyruk ad─▒yla dedelerin ├Âzel k├╝t├╝phanelerinde veya umumi k├╝t├╝phanelerde yazma olarak mevcuttur. ┼×ii ve S├╝nni kaynaklar, Cafer-i Sad─▒k'─▒n b├Âyle bir eserinin oldu─čundan bahsetmemektedirler. Buyruklar, Alevilerin kutsal kitab─▒ de─čil tarikat gelene─či ve di─čer dini konulardaki pratik bilgleri i├žeren bir t├╝r ilmihal kitaplar─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla bu eserlerin hangi metinlerden hareketle yaz─▒lm─▒┼č oldu─ču ara┼čt─▒r─▒lmaya muhta├žt─▒r. Muhtemelen bunlar, Kur'an-─▒ Kerim, Hz. Peygamber'in s├Âzleri, Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig, Ahmed Yesevi'nin Hikmetleri, Yunus'un ─░lahi ve ┼čiirleri,  F├╝t├╝vvetnameler ve Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin Mak├ól├ót'─▒ndan  hareketle olu┼čturulmu┼člard─▒r. Dili, ar─▒ bir T├╝rk├že'dir. Arap harfleriyle yaz─▒lm─▒┼č olmalar─▒ ve yazma olmalar─▒ dolay─▒s─▒yla okunmas─▒ pratik de─čildir. Eserin ondan fazla ne┼čri olmas─▒na ra─čmen, hen├╝z ilmi bir ne┼čri yap─▒lmam─▒┼čt─▒r. Bunlar aras─▒nda en g├╝veniliri ve ├Âzg├╝n metne sad─▒k olan─▒ Fuat Bozkurt, Ali Yaman ve Sefer Aytekin taraf─▒ndan haz─▒rlanan Buyruk'lard─▒r. Ancak bu ne┼čirler de, orjinal metinlere tertip ve i├žerik itibariyle tam olarak sad─▒k kal─▒nmad─▒─č─▒ anla┼č─▒lmaktad─▒r. 

 

26- Buyruk adl─▒ eserde hangi konular ele al─▒nmaktad─▒r?

Buyruklar, baz─▒ yabanc─▒ ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒n iddia etti─či gibi, K─▒z─▒lba┼č Alevilerin kutsal kitab─▒ de─čildir. Zaten bu adla bilinen birden ├žok eserin olmas─▒ ve eserlerde Kur'an-─▒ Kerim'in kutsal kitap olarak sunulmas─▒ b├Âyle bir fikrin yanl─▒┼č oldu─čunu a├ž─▒k├ža ortaya koymaktad─▒r.  ├ç├╝nk├╝ Buyruklar─▒n ├Âzg├╝n yazma n├╝shalar─▒, di─čer ─░slam k├╝lt├╝r├╝n├╝n kaynaklar─▒nda oldu─ču gibi, Allah'─▒n ad─▒yla ba┼člar, Peygamber'ine selam ve sayg─▒da bulunulur, onun arkada┼člar─▒ ve Ehl-i Beyt'i ├Âv├╝l├╝r. Giri┼č k─▒sm─▒nda belirtildi─či gibi, ┼×eriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat olarak isimlendirilen d├Ârt kap─▒  ve bunlar─▒n herbirinin makamlar─▒ olan toplam k─▒rk makam─▒ ve tarikat─▒n erkanlar─▒ anlat─▒lmaktad─▒r. Ayr─▒ca Pirlerin ve taliplerin neler yapmas─▒ gerekti─či ─░slam tasavvufunun  temel kavram ve ilkeleri ├žer├ževesinde a├ž─▒klanmaktad─▒r.  Eserin sonunda g├╝lbenk, nefes, terc├╝man ve dualara yer verilmektedir. Asl─▒nda bu eserler, K─▒z─▒lba┼č Aleviler i├žin,  inan├ž, ibadet ve ahlak konusunda uyulmas─▒ gereken  temel prensipleri i├žeren illmihal niteli─či ta┼č─▒yan eserlerdir.  K─▒rklar cemi ile ilgili s├Âylence, en geni┼č bir ┼čekilde bu eserde verilmektedir. Genel ba┼čl─▒klar halinde s─▒ralanacak olursa Hz. Muhammed ve Hz. Ali aras─▒ndaki dosluk ve musahipli─činin nas─▒l ger├žekle┼čti─či, ─░krar alman─▒n ┼čekli, hakkullah─▒n nas─▒l  ├Âdenece─či,  m├╝sahibli─čin ┼čartlar─▒, h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n k├Ât├╝l├╝─č├╝, oniki farz, Oniki imam'la ilgili ├Âvg├╝ler, insan─▒n ├Ânemi, zor sorular ve cevaplar─▒, Rahman ve Rahim olan Allah'─▒n ad─▒yla (Bismillahirrahmanirrahim) demenin faziletleri, ├╝├ž s├╝nnet, yedi farz, oniki erkan, m├╝cerredlik, Sufili─čin vas─▒flar─▒, Selam vermenin fazileti gibi konular i┼členmektedir. Anadolu'daki T├╝rk boylar─▒ aras─▒nda ─░slam'a mensubiyet ┼čuurunun geli┼čmesinde bu eserlerin ├Ânemli katk─▒lar─▒ olmu┼čtur.  

 

27- Kur'an-─▒ Kerim b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n ortak kitab─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla Alevilik-Bekta┼čilikte de en ├žok okunan bir kitapt─▒r. Alevi-Bekta┼čilerin Kur'an'la ilgili temel g├Âr├╝┼čleri nas─▒ld─▒r?

Di─čer m├╝sl├╝manlar─▒n oldu─ču gibi, Alevi-Bekta┼či m├╝sl├╝manlar─▒n da Kur'an'd─▒r. ─░ndirilen d├Ârt kitaba inanmak bir iman esas─▒ olarak kabul edilir. Ama bu d├Ârt kitaptan en sonuncusu olan Kur'an-─▒ Kerim'in onlar nezdinde son derece sayg─▒n bir yeri vard─▒r. Alevi-Bekta┼čili─čin edebiyat─▒ dini bir edebiyatt─▒r ve tamamen Kur'an ve Hz. Peygamber'in evrensel g├Âr├╝┼člerinden ilham al─▒narak yaz─▒lm─▒┼člard─▒r. Bu edebiyat dikkatlice incelendi─činde Alevi ve Bekta┼či ┼čairlerden Kur'an'─▒n y├╝celi─čine ve onun Allah'─▒n insanlara g├Ânderdi─či bir delil-b├╝rhan oldu─čuna  dikkat ├žekmeyen yoktur. Dolay─▒s─▒yla Hz. Peygamber'le insanl─▒─ča g├Ânderilen Kur'an'da emredilen ve yasaklanan ┼čeylere inanmak  Alevili─čin temel felsefesini olu┼čtur. ├ľrne─čin Hac─▒ Bekta┼č Veli, d├Ârt kap─▒ k─▒rk  makam─▒ tamamen Kur'an ayetlerinden hareketle sistematize etmi┼čtir ve her biri i├žin bir veya bir ka├ž ayet delil getirmi┼čtir. Ayr─▒ca o, Bedah┼čan'da bulundu─ču s─▒rada oradaki insanlara ├Âncelikle Kur'anÔÇÖ─▒ ├Â─čretmekle i┼če ba┼člam─▒┼čt─▒r. Kaygusuz Abdal, M─▒s─▒r Sultan─▒'n─▒n huzurunda Kur'an okumu┼č, dua etmi┼č ve onun g├Âzlerinin a├ž─▒lmas─▒ i├žin dua etmi┼čtir. Ayn─▒ ┼čekilde  Kufe'de Hz. Ali'nin mezar─▒ ba┼č─▒nda hatim okuyup ona dua etmi┼čtir. K─▒z─▒lba┼č Alevi dedelerin ve topluluklar─▒n din bilgisi ve el kitab─▒ olan Buyruklarda da dini bilgi ├╝retmede, ├ž├Âz├╝lmemi┼č sorunlar─▒ ├ž├Âzmede Kur'an ve hadis'in de─čeri ├╝zerinde de durulmaktad─▒r. Bu konuda ┼č├Âye denilmektedir: " Kesin olmayan, belgelenmemi┼č hadislere g├Âre h├╝k├╝m verilmez. Arap├ža'da s├Âz ├žoktur. Bunlar─▒n T├╝rk├že'ye ├ževrilmelerinde bir ├žok yanl─▒┼č ortaya ├ž─▒kar. Kesinlikle Kur'an'a g├Âre karar vermek gerekir." Hatta kitaps─▒z ve ayetsiz insanlar─▒ terbiye etmeye ├žal─▒┼čan ve onlara nasihat eden pirlerin, s├Âzlerine k─▒ymet verilmez. Alevi-Bekta┼či ┼čairler, ilahi, nefes ve ┼čiirleri  ayetlerden m├╝lhem olmalar─▒ sebebiyle, onlara ayet de demektedirler. Bu sebeple Buyruklarda s├Âzleri, mihenk ta┼č─▒ olan Kur'├ón'a uymayan a┼č─▒─č─▒n s├Âzlerine asla itibar edilmemesi gerekti─či vurgulan─▒r. Sufiler ve Pirler, Kur'an'a uyma konusunda  b├╝y├╝k ├Âzen g├Âsterdikleri i├žir, sofinin y├╝z├╝ Kur'an'─▒n y├╝z├╝ gibi telakki edilmi┼čtir. G├╝n├╝m├╝zde nefeslerin bahsetti─čimiz ├Âzelli─či dolay─▒s─▒yla Aleviler aras─▒nda saz i├žin " Telli Kur'an " tabiri kullan─▒l─▒r. Tarikat niyaz─▒ olarak ger├žekle┼čtirilen  Cem t├Ârenlerinde Kur'an'dan baz─▒ sureler okunur, dua ve g├╝lbenklerde ayetler serpi┼čtirilir.  Alevi-Bekta┼čiler'e g├Âre, Kur'an'─▒n zahir ve bat─▒n olmak ├╝zere farkl─▒ iki  anlam─▒ vard─▒r. As─▒l olan onun g├Âr├╝nmeye ├Âz anlam─▒d─▒r. Yani Kur'an-─▒ Azim├╝┼č┼čan'─▒n manas─▒na nihayet yoktur. Y├╝ce Allah, b├╝t├╝n s─▒rlar─▒n─▒ bu kitapta gizlemi┼čtir. Bu s─▒rlar─▒ da Fatiha  suresinde gizlemi┼čtir. Onlara g├Âre, bunlar─▒ en iyi anlayacak olan  Hz. Ali'dir.  G├╝n├╝m├╝zde Kur'├ón-─▒ Kerim, Bekta┼či dedebaba Bedri Noyan taraf─▒ndan naz─▒m olarak T├╝rk├že'ye ├ževrilmi┼čtir. Aleviler taraf─▒ndan yap─▒lm─▒┼č ba┼čka Kur'an ├ževirileri de bulunmaktad─▒r. Hatta Mahzuni ┼×erif taraf─▒ndan baz─▒ surelerin meali  sazla birlikte okunmu┼čtur. Alevi-Bekta┼či ┼čairler, Kur'anÔÇÖ─▒n y├╝celi─čini ve sayg─▒nl─▒─č─▒n─▒ i┼čleyen pek ├žok ┼čiir, nefes ve ilahi  yazm─▒┼člard─▒r.

 

Bunlardan bir ka├ž─▒ ┼č├Âyledir:                        

Yatt─▒m Allah kald─▒r beni                       

Nur i├žine dald─▒r beni                       

Kur'an ile kald─▒r beni                                   

"El Kur'an├╝ vel insan                        

Hadistir bu tev'eman                       

S├Âz├╝n bilmezse insan                       

Nice ersin kemale                                               

Kur'anidir s├Âz├╝m├╝z                     

  Rahmanidir y├╝z├╝m├╝z     

 Hakk─▒ g├Âr├╝r g├Âz├╝m├╝z                        

Aldanmay─▒n hayale"[68]                       

┼×ah Hat├óy├«:                       

"─░lm-i kur'├ón'd─▒r dilimiz                       

S─▒rr-─▒ Hakiykat yolumuz                       

─░mam Ca'fer'in kuluyuz                       

M├╝rvet hey erenler m├╝rvet"[69] (┼×ah Hat├óy├«)      

                            

" Kur├ón okuru(m)n deyu dava k─▒lma. Ve kendini vebale koyma. Kur'├ón seni okusun. Kur'├ón'a uy. Zira siz veliyyullah─▒ inkar ediyorsunuz. G├Âr├╝rm├╝s├╝n s├╗re-i f├ótihada ne kadar harf vard─▒r? Anlardan ge├žmeyen veli olamaz. ─░sterse bu kadar suhufla d├Ârt kitab─▒ yutsa kap─▒dan girmeyen i├žeride ne var bilmez. Bilen a┼čk dava k─▒lmaz. Kimse kusuruna kalmaz. "[70]    

                   

"├ľ─čm├╝┼čde yaratm─▒┼č kendi nurundan                       

Padi┼čah eylemi┼č ilin ├╝st├╝ne                       

Cem├ólini g├Ârd├╝m salavat verdim                       

├ç─▒k─▒lar sokunmu┼č serin ├╝st├╝ne                                   

Vallah Kur'an'd─▒r senin g├Âzlerin                       

Y├ósin-i ┼čerife benzer y├╝zlerin                         

─░nn├ó fetahn├ó suresi g├Âzlerin                        

Vedduh├ó inmi┼čtir dilin ├╝st├╝ne                                                Ka┼člar─▒n ├╝st├╝ne benler d├╝z├╝l├╝r                       

─░krar─▒ndan d├Ânen Hak'tan ├╝z├╝l├╝r                        

Ak g├Â─čs├╝n ├╝st├╝ne Tebbet yaz─▒l─▒r                       

Ve┼č┼čemsi inmi┼čtir kolun ├╝st├╝ne                        

Anl─▒m─▒za yaz─▒ld─▒ b├Âyle bir yaz─▒                       

Hak i├ž├╝n k─▒lar─▒z biz de niyaz─▒                       

Ayetelk├╝rsile g├╝zel ihlas─▒                       

Okudum giderim yolun ├╝st├╝ne                                   

Teslim Abdal eder ┼čems'in ├ž─▒ras─▒                       

Errahmand─▒r iki ka┼č─▒n aras─▒                       

G├╝zel Bismill├óhla Elham suresi                       

Elif l├óm mim inmi┼č hatt─▒n ├╝st├╝ne"[71]                                                "Hocam bana ilimleri sorarsa                       

Hak Muhammed Ali dey├╝ okurum                       

Kur'an'─▒n kilidi  ihl├ós-─▒ ┼čerif                       

Hasan-u H├╝seyin'i sevdim okurum"[72] (Pir Sultan Abdal)                        

"Yarimin cem├óli g├╝ne┼čte h├óh─▒                       

Sana a┼č─▒k olan cekmez mi ah─▒                       

Getir and i├želim Kel├ómullah─▒                       

Ne sen beni unut, ne ben seni"[73] (Pir Sultan Abdal)                         

"Ger├ži Hat├óy├«'yem g├╝nah─▒m ├žoktur                       

Kalbimde benlikten bir eser yoktur                       

─░ncil, Tevrat,Zebur d├Ârt kitab hakt─▒r                       

Lezzet-i ├óy├ót-─▒ F├╝rk├ón'dan ald─▒m"[74] (┼×ah ─░smail) 

 

Yemin├« de, KurÔÇÖanÔÇÖ─▒n anla┼č─▒lmas─▒ ├╝zerinde vurgu yapmakta ve kurtulu┼čun yolunun KurÔÇÖanÔÇÖ─▒ okuyup anlamaktan ge├žti─čini s├Âylemektedir: " Kur'an'─▒ anlayarak okuyup anlad─▒nsa, kurtulu┼ča vard─▒n demektir."[75]

 

28- Alevi-Bekta┼či din anlay─▒┼č─▒nda  Hz. Peygamber sevgisinin yeri nedir?

T├╝rk Tasavvuf anlay─▒┼č─▒nda  g├╝l denilince, Allah taraf─▒ndan ve insanlar taraf─▒ndan en ├žok sevilen bir kimse olmas─▒ dolay─▒s─▒yla Hz. Peygamber akla gelmektedir. T├╝rk Tasavvuf edebiyat─▒nda da ilahilerde, nefeslerde ve ┼čiirlerde g├╝l sevginin ve sevgilinin bir sembol├╝d├╝r. Yunus Emre bir ┼čiirinde, G├╝l'├╝n g├╝zel kokosunu Hz. Muhammed'in terinden ald─▒─č─▒n─▒ ┼č├Âyle ifade eder: "├çi├žek eyd├╝r, ey dervi┼č, g├╝l Muhammed teridir." Bu inan─▒┼č─▒n bir tezah├╝r├╝ olarak Mevl├╝tler'de ve Cem t├Ârenlerinde, Bayramlar'da insanlara veya eve gelen misafirlere g├╝l suyu d├Âk├╝l├╝r. ─░nsanlar bundan sonra Hz. Peygamber'e ve onun Ehl-i Beyt'ine duada bulunurlar ve Selat- u Selam okurlar. Alevi-Bekta┼či k├╝lt├╝r├╝nde de, G├╝l hem ilahi g├╝zellikleri, hem de  Hz. Muhammed'i temsil eder. Bundan dolay─▒  g├╝le  "Remz-i Muhammed├«", yani Muhammed'in sembol├╝ ad─▒ verilmektedir. Hz. Peygamber'in cemali, y├╝z├╝n├╝n g├╝zelli─či g├╝le benzetilerek g├╝lbenklerde " Resululah'─▒n g├╝l cemaline salavat " getirilmektedir. Ayr─▒ca Hz. Ali'nin de ├Âlmeden ├Ânce bir demet g├╝l isteyip onu koklad─▒─č─▒n─▒ ve sonra ruhunu Hakk'a teslim etti─či s├Âylenir. Alevi-Bekta┼čilerin ├Ânderlerinden pek ├žok ki┼či Hz. Peygamber'in do─čumu ile ilgili veya do─črudan Hz. Peygamber'le ilgili ├žok g├╝zel, na'tlar, ┼čiirler ve nefesler s├Âylemi┼člerdir. Hz. Peygamber, Ehl-i Beyt'in reisi oldu─čundan  Ehl-i Beyt sevgisi'nin kayna─č─▒d─▒r. Mesela  Kaygusuz Abdal hacca gitti─činde Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret etmi┼č ve Gevher-name ad─▒yla  bilinen  ve 70 beyitten olu┼čan bir ┼čiir yazm─▒┼čt─▒r.[76] Ba┼čtan sona buram buram Hz. Peygamber ├Âzlemi ve sevgisi kokan bu ┼čiirin sonunda Hz. Peygamber i├žin hissiyat─▒n─▒ ┼ču ┼čekilde dile getirmektedir:                         

"Taze g├╝lden desteler ├žin eyled├╝m                      

 Her nefesi buy-i miskin eyled├╝m                       

K─▒ymetin bil├╝r anun sarraf olan                        

G─▒ll u ─č─▒┼čdan kalbi daim saf olan                       

Gevher-name bunda hatm old─▒ tamam                       

Vir Resul'├╝n ruh─▒na y├╝z bin selam"  

                    

Alevi-Bekta┼či ┼čairlerden Hat├óy├« de, ┼čiirlerinde Hz. Peygamber'e olan derin sevgi, a┼čk ve sayg─▒s─▒n─▒  " Can─▒m Mustafa[77], Ya Muhammed Mustafa[78] ve Alem'in Nuru Muhammed Mustafa[79] " gibi  ifadelerle dile getirmi┼č ve bir ┼čiirinde Hz. Peygamber'i g├╝le ve g├╝l kokusunu da  Hz. Peygamber'in terinin kokusuna benzetmi┼čtir:     

                 

G├╝l Muhammed'in yas─▒d─▒r

C├╝mle ├ži├že─čin has─▒d─▒r                       

Onu sevmeyen asidir                       

B├╝lb├╝l gel bizim ba─ča gel                        

Birbirinin serindendir                       

Muhammed'in terindendir                       

Aln─▒ndaki nurundand─▒r                       

B├╝lb├╝l gel bizim ba─ča gel[80]

 

Kul Himmet de, muhabbetle ilgili yazd─▒─č─▒ uzunca bir ┼čiirinde;                       

Muhabbettir La ─░lahe ─░llallah                        

Muhabbetttir Muhammed Rasulullah                       

Muhabbettir Aliyy├╝n Veliyyullah                       

├ť├ž isim manada birdir mahabbet[81]                        .........................................                       

Muhabbettir Muhammed'in Cemali                       

Muhabbet edenin artar Kemali                       

Hakk─▒ zikreyliyen b├╝lb├╝l├╝n hali                       

Okunan Kur'an'da kaaldir muhabbet[82]                        

" Muhabbetten h├ós─▒l oldu Muhammed                       

Ali'ye virildi c├╝mle vel├óyet                       

On iki im├óm─▒n erk├ón─▒ ┼čefa├ót                       

Muhabbetten ge├žen HakÔÇÖtan da ge├žer"[83]                                    

" Muhammed H├ótem-i peygamber oldu                       

Ali c├╝mle evliy├óya ser oldu                       

┼×ah anda Cebr├óil'e rehber oldu                       

Ol demde kuruldu erkân Hû deyu"[84]

 

" ┼×u ├óleme bir nur do─čdu Muhammed do─čdu─ču gece Ye┼čil kand─▒ldan n├╗r indi Muhammed do─čdu─ču gece Muhammed anadan d├╝┼čt├╝ K├ófirlerin akl─▒ ┼ča┼čt─▒ Bin kilise yere ge├žti Muhammed do─čdu─ču gece Anda g├Âbe─či kesildi G├Âz├╝ne s├╝rme ├žekildi ─░smi Muhammed okundu Muhammed do─čdu─ču gece A─člayan u┼čak av─▒nd─▒ Do─čuran ana sevindi K├ófirler im├óna geldi Muhammed do─čdu─ču gece Huri k─▒zlar─▒ geldiler Muhammed d├«nin sordular Nurdan kunda─ča sard─▒lar Muhammed do─čdu─ču gece Muhammed kalkt─▒ oturdu Ali Hizmetin yet├╝rd├╝ Yer g├Âk salevat get├╝rd├╝ Muhammed do─čdu─ču gece Melekler h├óz─▒r hepisi Doldu Muhammed tapusu A├ž─▒ld─▒ cennet kapusu Muhammed do─čdu─ču gece ┼×ah Hat├óy├«'m der dervi┼čler Sa─č olsun c├╝mle karde┼čler Secdeye indi a─ča├žlar Muhammed do─čdu─ču gece"[85] Pir Sultan AbdalÔÇÖ─▒n deyi┼čleri incelendi─činde, Hz. MuhammedÔÇÖi ne kadar fazla sevdi─či ve bu sevgisini deyi┼člerine son derece i├žten ve samimi duygularla d├Âkt├╝─č├╝n├╝ a├ž─▒k├ža g├Ârmekteyiz: ÔÇťMuhammedÔÇÖdin g├Ânl├╝m├╝z├╝n aynas─▒Salavat vereniz nur olsun sesiOnsekiz bin alemin MustafaÔÇÖs─▒Ya Muhammed sana imdada geldim KaÔÇÖbenin yap─▒s─▒ bina yap─▒s─▒ ─░man etse asileri hepsi Be┼č vakit okunur ayet├╝ÔÇÖl-k├╝rsi Ya Muhammed sana imdada geldimÔÇŁ[86]

 

ÔÇť Seher vaktinde c├╝mb├╝┼če geldim

Da─člar Ya Muhammed Ali ├ža─č─▒r─▒r

B├╝lb├╝l├╝n sesinden sevi┼če geldim

G├╝ller ya Muhammed Ali ├ža─č─▒r─▒rÔÇŁ[87]                         

 

Teslim Abdal:                        

Can─▒m kurban olsun senin yoluna                        

Ad─▒ g├╝zel kendi g├╝zel Muhammed                                                          

Muhabbetten Muhammed oldu has─▒l                       

Muhammedsiz muhabbet ne has─▒l ( Bu Alevi ┼čairlerden birine ait)

 

29- Alevi-Bekta┼či din anlay─▒┼č─▒n─▒ olu┼čturan temel kaynaklarda ve 4 kap─▒ k─▒rk makam anlay─▒┼č─▒nda namaz, oru├ž, hac ve zekat gibi ibadetler nas─▒l ele al─▒nmaktad─▒r?

─░slam'─▒n be┼č ┼čart─▒ olarak bilinen ibadet boyutu, her hangi bir mezhebe, tarikata ve cemaata ait de─čildir. Bunlar, namaz , oru├ž, hac ve zekat gibi ba┼čl─▒ca ibadetler mezhepler ve tarikatlar ortaya ├ž─▒kmadan ├Ânce Hz. Peygamber d├Âneminde kurumsalla┼čm─▒┼č ─░slamÔÇÖ─▒n mezhepler ve tarikatlar ├╝st├╝ boyutuyla ilgili hususlard─▒r.  Mutezili, Harici, S├╝nni, ┼×ii, Mevlevi, Nak┼či ve Bekta┼či m├╝sl├╝manlarca, yerine getirmek konusunda dindarl─▒k d├╝zeyleri farkl─▒ olmakla birlikte, kabul edilmi┼čtir. M├╝sl├╝manlar─▒n bunlar─▒n AllahÔÇÖ─▒n birer emri oldu─čuna inarak yerine getirememesi ayr─▒ bir konudur. ─░slamÔÇÖ─▒n belli ba┼čl─▒ ibadetlerinden say─▒lan bu ibadetler Alevi-Bekta┼čili─čin temel yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒nda aynen benimsenmi┼č ve bunlar─▒n yerine getirilmesi te┼čvik edilmi┼čtir.Alevi-Bekta┼čilerin inan├ž ├Ânderlerinden Hac─▒ Bekta┼č Veli, Maka├ól├ót  adl─▒ eserinde bir hadiste bildirilen ─░slam'─▒n ba┼čl─▒ca ┼čartlar─▒n─▒ ┼ču ┼čekilde s─▒ralam─▒┼čt─▒r: ÔÇť Namaz k─▒lmak, zek├ót vermek, oru├ž tutmak, g├╝c├╝ yetince hacca gitmek ....  .ÔÇŁ[88] Sadece MakalatÔÇÖta de─čil Alevilik-Bekta┼čili─čin di─čer yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒nda da 4 kap─▒ k─▒rk makamdan bahseden herkes ┼×eriat'─▒n makamlar─▒ aras─▒nda bunlara yer vermektedir. ├ľzellikle Buyruklarda  namaz, oru├ž, hac ve zekat ─░slamÔÇÖ─▒n belli ba┼čl─▒ ibadetleri say─▒lm─▒┼č ve ayn─▒ zamanda Hz. Muhammed ile Hz. AliÔÇÖnin buyru─ču olarak kabul edilmi┼čtir:  " Oru├ž, namaz, hac, zekat, kelime-i ┼čehadet, d├╝nyal─▒k fitresinin t├╝m├╝ Muhammed-Ali'nin buyru─čudur."[89] Bu ibadetler, di─čer Alevi-Bekta┼či kaynaklarda oldu─ču gibi, d├Ârt kap─▒ k─▒rk makam─▒n ├╝├ž├╝nc├╝ makam─▒ olan ┼×eriatÔÇÖ─▒n on makam─▒nda ├╝├ž├╝nc├╝ makam─▒ olarak g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r: " ┼×eriat'─▒n ├╝├ž├╝nc├╝ makam─▒:  ibadet etmektir. Bu, namaz k─▒lmak, oru├ž tutmak, ve zekat vermekle yap─▒l─▒r. Tanr─▒ ibadet konusunda ┼č├Âyle buyurmu┼čtur[90]. ÔÇťDe ki: Ben ancak sizin gibi bir insan─▒n, ancak bana Tanr─▒'n─▒n tek bir Tanr─▒ oldu─ču vahyolunur. Rabbine kavu┼čmay─▒ uman kimse yararl─▒ i┼č i┼člesin ve Rabbine kullukta hi├ž ortak ko┼čmas─▒n."[91] K─▒z─▒lba┼č ├ževrelere y├Ânelik yaz─▒lm─▒┼č Bisat├«'nin Men├ók─▒buÔÇÖl-Esr├ór  BehcetuÔÇÖl-Ehr├ór (Ris├óle-i ┼×eyh S├óf├«), adl─▒ eserinde Ad├ób-─▒ EvliyaÔÇÖn─▒n 28ÔÇÖnci maddesi ┼č├Âyledir: ÔÇť Kimseye horluk ile bakmayup 72 millete yek nazar ile baka ve herkese muhabbet g├Âstere, bu eyu bu kem dimeye, daima edep ├╝zere ola, be┼č vakte kaim (be┼č vakit namaz─▒n─▒ k─▒lan) ve ┼čer-i muhkem ola, cem-i enbiya ve evliya tar─▒k─▒na m├╝rid-i pir olan ki┼čilere bu ahkamlar─▒ ve bu erkanlar─▒ yerl├╝ yerince bile ve g├Âstere dahi amel ede, zira ┼čeriat─▒ kaim olmayan hakikat─▒ d├╝r├╝st olmaz.ÔÇŁ[92]Alevi-Bekta┼či edebiyat─▒nda Namaz─▒n ├Ânemini belirten ve k─▒l─▒nmas─▒n─▒ tavsiye eden  ┼čiirler  bulunmaktad─▒r. Bunlar─▒n en me┼čhuru Kaygusuz Abdal'─▒n Salatnamesi'dir: 

 

SALÂT-NÂME[93]

Ey Emir Efendi bana

Dahı namâz sorar mısın

Dur haber vireyim sana

Dahı namâz sorar mısın

Yanar y├╝regim odÔÇÖdur

Bilmeyen m├╝┬║kil derttir

Sabah namaz─▒ d├Ârtt├╝r

Dahı namâz sorar mısın

G├óh a─člaram g├óh g├╝lerem

Tanrıdan hâcet dilerem

├ľ─čleyi hem on k─▒laram

Dahı namâz sorar mısın

Namâz sorucusun bildüm

Teft├«┼č itd├╝m ben de buldum

─░kindiyi sekiz k─▒ldum

Dahı namâz sorar mısın

Ah┼čam nam├óz─▒ hod be┼čd├╝r

An─▒ k─▒lmak bize ho┼čdur

Yats─▒ nama├óz─▒n on├╝├žÔÇÖd├╝r

Dahı namâz sorar mısın

G├╝nd├╝zle gice k─▒rk rikÔÇÖat

On yidi farz yigirmi s├╝nnet

Vitir v├ócip ├╝├ž rikÔÇÖat

Dahı namâz sorar mısın

Adum─▒ sorars─▒n fak─▒ d├╝r

Mektepte ├žocuk ok─▒dur

CumÔÇÖa hem Bayram ikid├╝r

Dahı namâz sorar mısın

Efendi sar─▒fun degirmi

─░┼čit kulagun sag─▒r m─▒

Terâvîh namâzı yigirmi

Dahı namâz sorar mısın

Zâtumdan hayrân oluram

Farz u s├╝nnet i k─▒luram

Bir y─▒ll─▒k namaz─▒ bil├╝rem

Dahı namâz sorar mısın

Câmilerde olan imâm (s. 142)

Bun─▒ bilmez ├žog─▒ tamam

D├Ârtbinalt─▒y├╝zseksen sel├óm

Dahı namâz sorar mısın

Kimine vâcibdür zekât

Kimine vâcibdür salât

Yidibinbe┼čy├╝zaltm─▒┼č tahiyy├ót

Dahı namâz sorar mısın

Pirim├╝zden olsun himmet

Yaradan AllahÔÇÖa minnet

Yidibinikiy├╝z S├╝nnet

Dahı namâz sorar mısın

Tam├óm old─▒ ├ž├╝nki nam├óz

Kimine ok─▒, kimine yaz

Alt─▒biny├╝zyigirmi farz

Dahı namâz sorar mısın

Kâmillerde olır irfân

G├Âster hoca bende noksan

Vitir vâcib binseksen

Dahı namâz sorar mısın

Bir namâz vardur cenâze

O da gel├╝r bir g├╝n bize

Kaygusuz gibi ak─▒lsuza

Dahı namâz sorar mısın

 

Kaygusuz AbdalÔÇÖ─▒n bu ┼čiirinde namazla ilgili dikkat ├žeken bir ba┼čka husus ta, onun namazlar─▒n─▒ CaÔÇÖfer-i f─▒kh─▒na veya ┼×afii f─▒kh─▒na g├Âre de─čil tamamen Hanefi f─▒kh─▒na g├Âre k─▒lm─▒┼č olmas─▒d─▒r. Mesela ├Â─čle namaz─▒n─▒n 10, ikindi namaz─▒n─▒n 8 ve Yats─▒ namaz─▒n─▒n 13 rekat oldu─ču ┼čeklindeki bilgiler b├Âyledir. 3 rekatlik Vitr-i Vacip, Hanefilere hast─▒r. Ayr─▒ca Teravih namaz─▒n─▒ Hanefi f─▒kh─▒na g├Âre, yirmi rekat olarak vermektedir. Kaygusuz AbdalÔÇÖ─▒n din├« bilgileri ve tasavvuf├« bilgileri Abdal MusaÔÇÖdan ald─▒─č─▒ dikkate al─▒n─▒rsa, ├Âyle anla┼č─▒l─▒yor ki hocas─▒ ve ┼čeyhi Abdal Musa g├╝nl├╝k ibadetlerde ve f─▒kh├« konularda Hanef├« idi.  Di─čer taraftan Kaygusuz Abdal, M├╝zdelifeÔÇÖde ak┼čam ve yats─▒y─▒ birli┼čtirerek k─▒lm─▒┼čt─▒r[94] ki  Hanefilerde ak┼čam ve yats─▒ namaz─▒ sadece Hac yaparken M├╝zdelifeÔÇÖde birle┼čtirilebilir. Kaygusuz ve onunla birlikte Hac yapan Bekta┼čilerin ibadetlerini ─░mam Azam Eb├╗ HanifeÔÇÖnin uygulamalar─▒na g├Âre yapt─▒─č─▒ anla┼č─▒lmaktad─▒r. ┼×eyh Bedreddin de, b├╝y├╝k bir Hanefi fakihi olup Hanefi F─▒k─▒h Us├╗l├╝ konusunda  eser yazm─▒┼č birisidir.┼×ah ─░smail de, namaz─▒n yerine getirilmesi ve hatta hi├ž kazaya konulmamas─▒ konusunda uyarmaktad─▒r: " Sah Hat├óy├«'m eld├╝r s─▒rr─▒n─▒ demeK─▒lag├Âr namaz─▒n kazaya koma┼×u yalan d├╝nyada hi├ž sa─č─▒m demeTenin tene┼čirde senin saldad─▒r"[95].

           

Cemlerde yap─▒lanlara gelince, bunlara Makalat ve Buyruklarda kabul edilen ─░slamÔÇÖ─▒n ┼čart─▒ olarak kabul edilen namaza ilaveten  tarikat niyaz─▒  denilmektedir. Bu t├╝r zikir ve niyazlar, Mevlevilik ve di─čer baz─▒ tarikatlarda da bulunmaktad─▒r. Bunlar tarikata ait adab ve erkanla ilgilidir. Son zamanlarda yap─▒lan sosyolojik ├žal─▒┼čmalar, Alevi-Bekta┼čiler aras─▒nda, S├╝nniler kadar olmasa da, namaz ve oru├ž tutanlar─▒n oran─▒n─▒n hi├ž te k├╝├ž├╝msenemeyecek d├╝zeyde oldu─ču g├Âr├╝lmektedir. Ali Akta┼č taraf─▒ndan ┼×ah Kulu Dergah─▒ÔÇÖnda K─▒z─▒lba┼č/Alevi-Bekta┼či topluluklar ├╝zerinde yap─▒lan bir ankete g├Âre, ankete kat─▒lanlar─▒n % 12.51ÔÇÖi devaml─▒, % 22.43ÔÇÖ├╝ ara s─▒ra oru├ž tutmakta; % 5.79ÔÇÖu devaml─▒, % 36.35ÔÇÖi ara s─▒ra kurban kesmekte; % 5.11ÔÇÖi devaml─▒, % 7.02ÔÇÖsi ara s─▒ra namaz k─▒lmakta; % 5.11ÔÇÖi devaml─▒, % 7.26ÔÇÖs─▒ ara s─▒ra zekat vermektedir.36 Mezhep ay─▒r─▒m─▒ yap─▒lmaks─▒z─▒n, gen├žlik ├╝zerinde yap─▒lan bir ara┼čt─▒rmada ise, gen├žlerin % 5.7ÔÇÖsinin devaml─▒, % 52.7ÔÇÖsinin ara s─▒ra camiye gitti─čini; % 14.6ÔÇÖs─▒n─▒n devaml─▒, % 57.5ÔÇÖnin ara s─▒ra namaz k─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir. 37 Baz─▒ kimseler, b├╝t├╝n bu ger├žekleri g├Ârmezlikten gelerek namaz─▒n S├╝nni─če hasretmek istemektedirler. K─▒l─▒p k─▒lamamak ayr─▒ bir konu olmakla beraber, namaz b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n ortak dini de─čerlerindendir. Alevil─čin yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒nda da g├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi bu konuda Alevi-Bekta┼či ve di─čerleri aras─▒nda fark bulunmamaktad─▒r.

 

30- Alevi-Bekta┼čilerde  Ehl-i Beyt sevgisi nas─▒l anla┼č─▒lmaktad─▒r?

Ehl-i Beyt, s├Âzl├╝kte " ev halk─▒" anlam─▒na gelir. AlevilikÔÇÖte ise, Ehl-i Beyt, Hz. Peygamber'in evi ve ailesi i├žin  kullan─▒l─▒r ve bunlar be┼č ki┼čiden olu┼čur: Hz. Peygamber, Hz. Fat─▒ma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. H├╝seyin. Asl─▒nda bu be┼č ki┼či, sadece Alevi-Bekta┼čiler aras─▒nda de─čil, a─č─▒rl─▒kl─▒ olarak S├╝nniler ve di─čer tarikatlar aras─▒ndada Ehl-i Beyt olarak kabul edilmekte ve sayg─▒ duyulmaktad─▒r. Ehl-i Beyt sevgisi, Kur'an-─▒ Kerim'de Ahzab suresi 33. ayete dayand─▒r─▒lmaktad─▒r:

" .... ( Ey Peygamber'in ) Ev halk─▒! ┼×├╝phesiz Allah sizden kusuru gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister."

Alevi-Bekta┼čilerde be┼č ki┼čiden olu┼čan Ehl-i Beyt'i sevmek ve onlar─▒ sevenleri sevmek, onlar─▒ sevmeyenleri sevmemek son derece ├Ânemlidir. Onlar─▒ sevmek ve onlar─▒ sevenleri sevmeye tevella (tevelli), sevmeyenleri sevmemeye ve onlardan uzak durmaya  teberra (teberri) denilir. Ancak ┼×ia'da oldu─ču gibi, Hz. Peygamber'in ashab─▒na genel bir d├╝┼čmanl─▒k g├Âze ├žarpmaz ve onlara lanet okunmaz.  Ehl-i Beyt'i ├Âven ve onlar─▒ sevmeye te┼čvik eden pek ├žok hadisler rivayet edilmi┼čtir.  Alevi-Bekta┼čiler ba┼čta olmak ├╝zere di─čer T├╝rk sufi z├╝mreler aras─▒nda Hz. Muhammed, Hz. Ali, Fat─▒ma, Hasan ve H├╝sey'in isimleri  be┼č parmaktan olu┼čan el ile sembolle┼čtirilmi┼č ve Ali Pen├žesi  olarak levhala┼čt─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunun asl─▒ Pen├že-i ├él-i Aba'd─▒r. Yani Hz. Peygamber'in abas─▒yla ├╝zerlerin ├Ârtt├╝─č├╝  kendisi dahil abas─▒n─▒n alt─▒ndaki be┼č ki┼či demektir. Bu daha sonra halk dilinde Ali Pen├žesi'ne d├Ân├╝┼čm├╝┼čt├╝r.  Alevi-Bekta┼čilere g├Âre, Hz. Peygamber, ├╝mmetini Ehl-i Beyt'ten en sevdi─či  Hz. Ali'ye emanet etmi┼čtir. Ayr─▒ca k─▒z─▒ Fat─▒mayla onu evlendirmi┼č ve daha sonra onu m├╝sahip ilan etmi┼čtir. Alevilik, Ehl-i Beyt'e  muhabbetin simgesi olmu┼čtur. Onlar─▒n sevgisinde erimi┼člerdir. B├Âyle bir Ehl-i Beyt sevgisi, asl─▒nda ayr─▒l─▒─č─▒n de─čil birle┼čmenin, yetmi┼čiki milleti bir g├Ârmenin, dostlu─čun, haks─▒zl─▒─ča kar┼č─▒ ├ž─▒kman─▒n ve mazlumun yan─▒nda yer alman─▒n sembol├╝ haline gelmi┼čtir.  

 

31- ├ťlkemizdeki Alevi-Bekta┼či k├╝lt├╝r├╝ ile ilgili bilimsel ara┼čt─▒rmalar yeterli d├╝zeyde midir?

Buna ke┼čke olumlu cevap verebilseydim. Maalesef ├╝lkemizde bu konuda b├╝y├╝k bir ke┼čmeke┼člik ve karga┼ča s├Âz konusudur. Bu sadece Alevilikle ilgili bir durum da de─čildir. Bu bizim dini konularla ilgili eserlerde kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z k├Âkl├╝ bir sorundur. Alevilik konusu, tarihsel, siyasi toplumsal boyutlar─▒ olan olduk├ža karma┼č─▒k bir konudur. Bu konuda yazabilmek i├žin, konunun temel problemlerini, geli┼čim s├╝recini ve bug├╝nk├╝ toplumsal siyasi boyutunu ├žok iyi bilmek gerekiyor. Bu da yetmez, bu konuda bilimsel haz─▒rl─▒k ve ├Ân ├žal─▒┼čmalar yapmak ve meseleyi ├Ânyarg─▒lardan uzak tarafs─▒z bir g├Âzle incelemek gerekir. 1990 y─▒l─▒ndan itibaren Alevilikle alakal─▒ ├žal─▒┼čmalarda,  ├Ânemli bir art─▒┼č oldu─ču g├Âr├╝lmektedir. Ancak bu ├žal─▒┼čmalar, Alevili─či, ├že┼čitli boyutlar─▒yla ortaya koymaktan ├žok uzakt─▒r ve bunlardan pek ├žo─ču da, Alevili─či bilmeyenlerce  tamamen ideolojik ve siyasi maksatlara hizmet i├žin yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu durum meseleyi daha da karma┼č─▒k hale getirmi┼čtir. ├ľyle ki birbirinden farkl─▒ Aleviliklerden bahsedilmektedir. Bu d├Ânemde yap─▒lan bilimsel ├žal─▒┼čmalar, di─čerleriyle k─▒yasland─▒─č─▒nda parmakla say─▒lacak kadar azd─▒r. Di─čer taraftan yap─▒lan ara┼čt─▒rmalar konuyu bilmeyen ve bilimsel ara┼čt─▒rma usullerinden habersiz olan ki┼čilerce yap─▒ld─▒─č─▒ i├žin, bir ├žok ├želi┼čkiler, genellemeler, indirgemeler, yanl─▒┼č bilgilendirmeler ve sapt─▒rmalar s├Âz konusudur. ├ľrne─čin, Alevili─čin  Marksizm oldu─ču, ┼×iilik oldu─ču, ayr─▒ bir din oldu─ču ve ─░slam d─▒┼č─▒ oldu─ču ve benzeri tezler genelde hi├žbir bilimsel dayana─č─▒ olmayan  tutars─▒z tezlerdir.  

 

32- Tarikat niyaz─▒n─▒n (├éyin-i Cem) yap─▒ld─▒─č─▒ mekanlar olarak i┼člev g├Âren, ancak bug├╝n farkl─▒ ┼čekilde alg─▒lanan Cemevlerinin din├« ve hukuk├« stat├╝s├╝ nedir?

Her tarikatta oldugu gibi, Alevilik-Bekta┼čili─čin de, kendine has ayin ve erkanlar─▒ vard─▒r. Bunlara teknik anlamda ayin-i cem denir.  Ayin-i Cem, Fars├ža bir tamlamad─▒r. Ancak Fars├ža bir kelime olan Ayin,  ÔÇťadet, g├Ârenek, kanun, t├Âre ve ayn─▒ zamanda us├╗l ve ibadet tarz─▒ÔÇŁ anlamlar─▒na gelir. Arap├ža bir kelime olan cem ise, ÔÇťtoplanmak, topluluk, toplant─▒, cemiyetÔÇŁ demektir. Ayin-i cem ÔÇťtoplanti t├Âresi, cem ├ódeti, cem t├Âreni, bir araya gelme yoluÔÇŁ anlam─▒na gelir. Bu ayinlerin, g├Ârg├╝ cemi, Abdal Musa birlik cemi, H─▒z─▒r cemi, a┼čure cemi, Sultan Nevruz cemi, k─▒sa cem ve muhabbet cemi, ikrar verme cemi, musahip cemi, Kerbel├ó ayini, koldan kopan erkan─▒, dardan indirme erkan─▒, ba┼č okutma erkan─▒ ve daha pek ├žok ├že┼čidi vard─▒r. Ger├žekle┼čtirili┼č tarzlar─▒na, kat─▒lanlarda aranan niteliklere, yap─▒l─▒┼č zamanlar─▒na g├Âre birbirinden farkl─▒d─▒rlar. Bunlar─▒n yap─▒ld─▒─č─▒ yerler i├žin, Cemevi ┼čeklinde tek  bir kavramla┼čt─▒rma da s├Âz konusu de─čildir. Bazen bu ayinlerin yap─▒ld─▒─č─▒ yerler, halk meydan─▒, meydan odas─▒, meydan evi, mihman evi, k─▒rklar evi, erenler meydan─▒, k─▒rklar meydan─▒, ibadet meydan─▒, niyaz meclisi ve benzeri adlarla bilinmektedir.  ┼×ehir Bekta┼čilerinde ve yerle┼čik hayata ge├žen K─▒z─▒lba┼č Alevilerin ya┼čad─▒klar─▒ baz─▒ yerle┼čim merkezlerinde, bu ayinler dergah, tekke ve zaviyelerde yap─▒l─▒rd─▒. Tekkesi, zaviyesi ve dergah─▒ olmayan k├Âylerde, bu ayin ve erkanlar i├žin ├Âzel mekanlar olmad─▒─č─▒ gibi, belirli g├╝n ve gecelerde periyodik olarak da yap─▒lm─▒yordu. Alevi-Bekta┼čili─čin tarihinde, on iki hizmetin verildi─či cemler, ┼čehirde dergahta, k├Âyde ise k─▒┼č aylar─▒nda muhiplerden birisinin evinde yap─▒l─▒rd─▒. Tarihi kaynaklarda dergah, tekke ve zaviyelerin d─▒┼č─▒nda, ┼čehirlerde veya k├Âylerde ÔÇśCemeviÔÇÖ ad─▒yla kurumsalla┼čm─▒┼č ├Âzel binalar─▒n varl─▒─č─▒ndan bahsedilmez. Cemevleri, Alevi-Bekta┼čilikte yeni bir kurumla┼čmad─▒r.  Bug├╝n Cemevleri, hukuki a├ž─▒dan bir ibadethane olarak de─čil, vak─▒f dernek ve k├╝lt├╝r merkezi ad─▒ alt─▒nda faaliyet g├Âstermektedir.Bu y├╝zden Camiye alternatif bir ibadethane de─čil tarikatlar─▒n erkan ve niyazlar─▒n─▒n icra edildi─či k├╝lt├╝r evleri veya dergahlara benzemektedir.  ├ç├╝nk├╝ Alevi-Bekta┼či b├╝y├╝kleri ve Horasan Erenleri olarak bilinen Hac─▒ Bekta┼č Veli, Koyun Baba, Abdal Musa, T├╝rabi Baba, Hasan Dede, Geyikli Baba, Karaca Ahmet, ┼×ahkulu Sultan, Saru Salt─▒k ve G├╝lbabaÔÇÖn─▒n t├╝rbe ve tekkelerinin hemen yan─▒ba┼č─▒nda g├╝n├╝m├╝ze kadar ula┼čan camiler ve Alevi k├Âylerindeki tarih├« camiler, Alevi-Bekta┼čisi ve S├╝nnisiyle b├╝t├╝n M├╝sl├╝manlar─▒n ortak mabedinin cami oldu─čunun kesin belgeleridir. Halbuki Camiler, mezhepler ortaya ├ž─▒kmadan ├Ânce var oldu─čundan S├╝nnilere veya Alevilere has bir ibadethane olmay─▒p mezhepler ├╝st├╝ bir kurumdur.   

 

33- Alevilik-Bekta┼čili─čin Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒ÔÇÖnda temsili ile ilgili son zamanlarda yo─čunla┼čan talepler  nas─▒l a├ž─▒klanabilir?

├ľncelikle bir noktay─▒ a├ž─▒kl─▒─ča kavu┼čturmakta fayda var. Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒, temsili bir kurum olmay─▒p, genel idare  i├žerisinde yer alan  hizmet kurumudur.  Anayasaya g├Âre, b├╝t├╝n siyasi  g├Âr├╝┼č ve d├╝┼č├╝n├╝┼člerin d─▒┼č─▒nda, yani b├╝t├╝n mezhep, tarikat ve olu┼čumlar ├╝st├╝ kalmas─▒ gereken bir kurumdur. D─░B.'n─▒n bu stat├╝s├╝, mutlaka devam etmelidir. Di─čer taraftan, onu temsil makam─▒ haline d├Ân├╝┼čt├╝rmek, ─░slam'─▒n temel prensiplerine de ayk─▒r─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ ─░slam'da Allah'─▒n yetkisini temsil eden bir ruhban s─▒n─▒f─▒ veya bir kurum s├Âz konusu de─čildir. Hatta hi├žbir mezhep, tarikat ve cemaat, kendisini ─░slam'la ├Âzde┼čle┼čtirme ve onu temsil etme yetkisine sahip de─čildir. ─░slam'─▒n bu ├Âzelli─či dolay─▒s─▒yla, din hizmetleri;  e─čitim, sa─čl─▒k ve benzeri hizmetler gibi  kamu  hizmeti kabul edilerek  itikad ve ibadete ait esaslar─▒ y├╝r├╝tmek, ibadet yerlerini kontrol etmek ve halk─▒ dini konularda ayd─▒nlatmak ├╝zere  Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒ kurulmu┼čtur. Herhangi bir dini g├Âr├╝┼č ve d├╝┼č├╝n├╝┼č├╝n ya da tamam─▒n─▒n temsili durumunda ortaya ├ž─▒kacak sonu├žlar─▒n tamam─▒n─▒n burada ele al─▒nmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Yaln─▒z Alevilik-Bekta┼čili─čin DiyanetÔÇÖte temsil edilmesi konusundaki talebin Alevi-Bekta┼či ├ževrelerdeki  toplumsal me┼čruiyeti konusuna de─činmek istiyorum. DiyanetÔÇÖte temsil fikri, san─▒ld─▒─č─▒n─▒n aksine, b├╝t├╝n Alevi-Bekta┼či ├ževrelerce benimsenen ve savunulan bir fikir de─čildir. Birbirinden olduk├ža farkl─▒ yakla┼č─▒mlar s├Âz konusudur. Temsili savunanlar oldu─ču gibi Alevili─či yozla┼čt─▒raca─č─▒ veya S├╝nnile┼čtirece─či iddias─▒yla buna tamamen kar┼č─▒ ├ž─▒kanlar, hatta Alevi ─░nan├ž Ba┼čkanl─▒─č─▒ kurulsun diyenler vard─▒r. Di─čer taraftan DiyanetÔÇÖte temsil tart─▒┼čmalar─▒ Alevi ├ževrelerde, Alevili─čin mahiyeti, Alevili─čin hangi stat├╝yle temsil edilece─či, kimlerin temsil edece─či ve Cemevlerinin dini, hukuki stat├╝s├╝n├╝n ne olaca─č─▒ gibi son derece ciddi sorunlar─▒ g├╝ndeme getirmi┼čtir. Bana g├Âre yap─▒lmas─▒ gereken ┼čey, Diyanet ve ├ťniversiteler i┼čbirli─či yaparak ├Ânce toplumumuzun dini ihtiya├žlar─▒n─▒ tespit edecek ara┼čt─▒rmalar yap─▒lmal─▒ ve daha sonra bu ihtiya├žlar─▒ kar┼č─▒layacak hizmet birimleri ihdas edilmelidir. Bu ihtiyaca g├Âre, Diyanet yeniden yap─▒land─▒r─▒labilir, ancak mezhepler, tarikatlar ve cemaatler ├╝st├╝ stat├╝s├╝ korunmal─▒d─▒r.  

 

34- E─čitim sisteminde farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒ nas─▒l verilebilir?

Bug├╝n k├╝reselle┼čen d├╝nyam─▒zda din ├Â─čretimi olmal─▒ m─▒ olmamal─▒ m─▒ tart─▒┼čmalar─▒  sona ermi┼č olup, art─▒k  dinin nas─▒l ├Â─čretilmesi ve ├Â─čretilecek konular─▒n hangi ya┼člarda ├Â─čretilmesi gerekti─či tart─▒┼č─▒lmaktad─▒r. Bat─▒l─▒ ├╝lkelerde, dini bilgiler, ya devlet taraf─▒ndan veya kiliseler taraf─▒ndan devletin konrol├╝ ve i┼čbirli─či i├žerisinde verilmektedir. Bu adla ders yoksa, o zaman Ahlak ad─▒yla veya Tarih gibi derslerin i├žerisinde bir ├╝nite olarak ├Â─čretilmektedir. ─░nsanlar, ne t├╝r bir devlette ya┼čarsa ya┼čas─▒nlar,  din bir ihtiya├žt─▒r. Dolay─▒s─▒yla bu ihtiyac─▒n en g├╝zel ┼čekilde ve do─čru bilgilendirmeyle kar┼č─▒lanmas─▒ gerekmektedir. Bu  insanlar─▒n  birbirini daha iyi anlayabilmeleri, k├╝lt├╝r├╝ne, tarihine ve ba┼čka din mensuplar─▒na sayg─▒ duymalar─▒ i├žin de ├Ânemlidir. Ayr─▒ca dinin geleneksel metotlarla de─čil, bilimin konusu yap─▒larak ve ├ža─čda┼č ├Â─čretim metotlar─▒ do─črultusunda ├Â─čretilmesi zorunlu hale gelmi┼čtir. G├╝n├╝m├╝zde,  insanlar─▒n geleneksel kal─▒plar i├žerisinde dinlerini ya┼čamay─▒ b─▒rak─▒p biraz daha bireysel bir dindarl─▒─ča do─čru y├Âneldi─čini g├Âr├╝yoruz. Bu bireysel dindarl─▒k, asl─▒nda dinin de yeniden yorumlanmas─▒n─▒ ve eski kal─▒plar i├žerisinde de─čil de yeniden anla┼č─▒lmas─▒n─▒ zorunlu k─▒lmaktad─▒r.  ─░nsanlar─▒n mevcut dini alg─▒lama bi├žimleri eski geleneksel mezhep ve tarikat kal─▒plar─▒n─▒ zorlamaktad─▒r. ├ťzerinde durulmas─▒ gereken metod birle┼čtirici veya mezhepler ├╝st├╝ bir e─čitim modeli olabilir.  G├╝n├╝m├╝zdeki bireysel dindarl─▒─ča b├Âyle bir din e─čitimi modeli cevap verebilir.  Dolay─▒s─▒yla dini, belli bir mezhep veya doktrin anlay─▒┼č─▒ do─črultusunda ├Â─čretmek yerine, ayn─▒ dine mensup insanlar─▒ ├Âzde birle┼čtirici  yorumlar do─črultusunda dinler ├╝st├╝ veya mezhepler ├╝st├╝ ya da birle┼čtirici bir yakla┼č─▒mla ├Â─čretilmesi her ge├žen g├╝n daha b├╝y├╝k ├Ânem kazanmaktad─▒r. Farkl─▒ din anlay─▒┼č─▒na sahip insanlar, ├Ânce dinin mezhepler ├╝st├╝ k─▒sm─▒n─▒ ve b├╝t├╝n mezheplerce benimsenen k─▒sm─▒n─▒ ├Â─črenir ve son s─▒n─▒fta farkl─▒ din anlay─▒┼člar─▒yla onlar─▒n ├Ânemli ┼čahsiyetlerine yer verilebilir. B├Âylece her mezhep mensubunun, kendi din anlay─▒┼č─▒ ve di─čer din anlay─▒┼člar─▒ hakk─▒nda bilgilenmesi sa─članm─▒┼č olur. E─čer ba┼čtan mezheplerin farkl─▒l─▒klar─▒n─▒n ├Â─čretimiyle i┼če ba┼član─▒rsa,  ├Â─črenciler dinle mezhep aras─▒ndaki ili┼čkiyi, mezhepler aras─▒ndaki ili┼čkiyi ve mezheplerin din kar┼č─▒s─▒ndaki konumunu kavramakta s─▒k─▒nt─▒ ├žekerler. Bu y├╝zden ├Ânce en genel anlamda ─░slamÔÇÖla ilgili temel bilgilerin kazand─▒r─▒lmas─▒ ve son y─▒lda da ─░slamÔÇÖ─▒n farkl─▒ yorumlar─▒yla ilgili bilgilerin verilmesi daha uygundur. 

 

35- Alevi yorumla S├╝nni yorum farkl─▒l─▒─č─▒,  a┼čk─▒n olan Allah'la ilgili teolojik ve dinsel bir farkl─▒l─▒k m─▒d─▒r? Yoksa bir├žok etkenlerle olu┼čmu┼č tarihsel-siyasi bir farkl─▒l─▒k m─▒d─▒r?

Baz─▒ kimseler Alevi yorumla S├╝nni yorum aras─▒ndaki farkl─▒l─▒─č─▒, a┼čk─▒n varl─▒kla ilgili  teolojik bir farkl─▒l─▒k gibi g├Âstermeye ├žal─▒┼čmaktad─▒rlar. Hatta daha da ileri giderek bu farkl─▒l─▒─č─▒ sanki iki farkl─▒ din gibi alg─▒lamak istemektedirler. Bu son derece yanl─▒┼č bir kanaat olup ─░slam'─▒, S├╝nnili─či ve Alevili─či bilmemekten kaynaklanmaktad─▒r. Son zamanlarda yap─▒lan baz─▒ sosyolojik ara┼čt─▒rmalar, bu farkl─▒l─▒─č─▒n a┼čk─▒n alanla ilgili bir farkl─▒l─▒k olmad─▒─č─▒, g├╝n├╝m├╝ze kadar devam edegelen farkl─▒ etkenlerin birle┼čmesi sonucu ortaya ├ž─▒kan tarihsel, ekonomik, sosyal, k├╝lt├╝rel ve siyasi bir olgu oldu─čunu a├ž─▒k├ža ortaya koymu┼čtur. Bu ara┼čt─▒rmalara g├Âre hemen hemen b├╝t├╝n alevi ocakzadeleri, Allah, Kur'an ve Peygamber ├╝├žl├╝s├╝nde birle┼čmi┼člerdir. Bu a├ž─▒dan teolojik bir sapma s├Âz konusu de─čildir. Aksine bunlar her iki kesimin b├╝t├╝nle┼čmesinin temel ta┼člar─▒d─▒rlar. Aleviler aras─▒nda okunan kitaplar konusunda yap─▒lan anketlerde Kur'an'─▒n birinci s─▒rada yer almas─▒ da bunun ├Ânemli kan─▒tlar─▒ndan birisidir. Ayr─▒ca halk d├╝zeyinde ya┼čanan dini, ahlaki ve k├╝lt├╝rel de─čerlere inildik├že ortak noktalar─▒n fazlala┼čt─▒─č─▒ g├Âr├╝lecektir. ├ľrne─čin Alevi ve S├╝nnili─čin yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒nda eserlere ba┼član─▒rken Allah'a hamd, Res├╗l├╝ne salat ve selam, onun Ehl-i Beytine ve inananlara sayg─▒ ifadeleri yer al─▒r. G├Âr├╝┼člerini a├ž─▒klarken veya temellendirirken Kur'an  ayetlerine  ve Hz. Muhammed'in  s├Âzlerine ba┼čvururlar. Di─čer taraftan, H─▒drellez, Nevruz, ay tutulmas─▒, e┼čik sayg─▒s─▒, al basmas─▒ ve di─čer geleneklerde T├╝rk toplumunun her kesiminde ya┼čat─▒lan ortak geleneklerdir. Yorum farkl─▒l─▒─č─▒, her ayette ve Kur'an─▒n b├╝t├╝n├╝nde de─čil, manas─▒ kapal─▒ ve yoruma a├ž─▒k ayetlerdedir. Bu ise gayet do─čald─▒r ve insanidir. Bu yorumsal  farkl─▒l─▒ktan, farkl─▒ bir inan├ž, farkl─▒ bir teoloji ya da farkl─▒ bir din ortaya ├ž─▒karmaya ├žal─▒┼čanlar  yan─▒lmaktad─▒rlar.

 

36- Hep beraber ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ├╝lkemizde farkl─▒l─▒klar─▒m─▒z─▒ ayr─▒l─▒─ča d├Ân├╝┼čt├╝rmeden bize ait inan├ž ve d├╝┼č├╝ncelerimizle bir arada ya┼čama k├╝lt├╝r├╝ nas─▒l olu┼čturulabilir?

├ľncelikle Alevi ve S├╝nni ├ževrelerde hakim olan ┼ču yanl─▒┼č anlay─▒tan vazge├žilerek birlikte ya┼čama k├╝lt├╝r├╝ olu┼čturulabilir. Alevilik ve S├╝nnilik birbirinin z─▒dd─▒ olarak g├Âr├╝lmekte ve her ikisi de kar┼č─▒tl─▒k ili┼čkisi i├žerisinde ele al─▒nmaktad─▒r. ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde ortaya ├ž─▒kan farkl─▒ anlay─▒┼člar aras─▒nda, birbiriyle kar┼č─▒tl─▒k ili┼čkisi s├Âz konusu de─čildir. ├ç├╝nk├╝ onlar─▒n tamam─▒, farkl─▒ farkl─▒ anlay─▒┼člar benimsemekle beraber, tek bir Allah'a, Peygamber olarak Hz. Muhammed'e, kitap olarak Kur'an'a ve ├Âld├╝kten sonra dirilmeye inanmaktad─▒rlar. Bu sebeple farkl─▒l─▒klar─▒ ayr─▒l─▒klara ve imtiyaza d├Ân├╝┼čt├╝rme yerine her iki kesimi birle┼čtiren ortak noktalara daha fazla vurgu yapmak gerekmektedir. B├╝t├╝n farkl─▒ anlay─▒┼člar, varl─▒klar─▒n─▒ dine bor├žludur. ─░slam kimli─či her iki kesim i├žin mezhepler ├╝st├╝ birle┼čtirici bir kimlik olmaya devam etmelidir. S├╝nni veya Alevi olmak bir ayr─▒cal─▒k de─čildir. Hatta birbirlerinin varl─▒k sebebidirler. Hepsi bir arada ya┼čad─▒─č─▒ s├╝rece ve ├Âzg├╝nl├╝klerini koruduklar─▒ s├╝rece bir zenginliktir. Birbirini ortadan kald─▒rmak hedefine hizmet ettikleri s├╝rece ├Âzg├╝r d├╝┼č├╝ncenin ├Ân├╝nde birer engeldirler. Bu sebeple her iki kesimin, ├Âncelikle birbirini ├žok iyi tan─▒mas─▒ ve birbirileri hak─▒ndak─▒ ├Ânyarg─▒lardan kurtulmas─▒ gerekmektedir.  Birbirini d─▒┼člamak ve incitmekten vazge├žmelidirler. Ahmet Yesevi ne g├╝zel s├Âylemi┼č:

"Kafir de olsa incitme onu."

─░kinci bir husus ┼čudur: ─░slam ruhbanl─▒k s─▒n─▒f─▒n─▒ kald─▒rm─▒┼čt─▒r. Bu sebeple herhangi bir mezhep,  tarikat veya olu┼čum dini hakikatleri temsil konusunda di─čerinden  daha imtiyazl─▒ de─čildir. ├ç├╝nk├╝ ─░slam'da temsil de─čil, fikirde ve hay─▒rda yar─▒┼č vard─▒r. Mezheplerin hakikat iddialar─▒, mutlak ve evrensel olmay─▒p  g├Ârecelidir, tarihseldir. Kendisini ba─člar. Mezhepler aras─▒ndaki farkl─▒l─▒k, dinin b├╝t├╝n boyutlar─▒nda bir farkl─▒l─▒k olmad─▒─č─▒ndan hak-bat─▒l ├žer├ževesinde  anla┼č─▒lmamal─▒d─▒r. ─░slam d├╝┼č├╝nce tarihine ortaya ├ž─▒kan b├╝t├╝n mezhepler, g├Âr├╝┼člerinde KurÔÇÖan ve S├╝nnetÔÇÖe dayan─▒rlar. Farkl─▒l─▒k, yorumdan kaynaklanmaktad─▒r. Hi├žbir mezhep b├╝t├╝n├╝yle ne do─črudur, ne de yanl─▒┼čt─▒r. Her mezhebin yanl─▒┼č ve do─čru olan fikirleri vard─▒r. Mutlak do─čruluk iddias─▒ din i├žin s├Âz konusudur. Yanl─▒┼č ve do─črulu─čun ├Âl├ž├╝s├╝ Kur'an ve Hz. Peygamber olmal─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla Kur'an ve Hz. Muhammed, tarihte oldu─ču gibi bug├╝n de b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n en ├Ânemli ortak paydas─▒d─▒r.  

 

37- Alevi-Bekta┼čilerle S├╝nniler aras─▒nda birbirini do─čru bir ┼čekilde tan─▒yamamaktan kaynaklanan birtak─▒m yanl─▒┼č yarg─▒lar s├Âz konusu olabilir. Bunlar─▒n bertaraf edilebilmesi ve farkl─▒l─▒klar─▒n zenginli─če d├Ân├╝┼čt├╝r├╝lmesi nas─▒l ger├žekle┼čir?

Bu kadar geni┼č ileti┼čim imkanlar─▒na sahip bir d├╝nyada ya┼čamam─▒za ra─čmen,  maalesef, Aleviler ve S├╝nniler aras─▒nda birbirilerini tan─▒ma konusunda b├╝y├╝k bir bilgi bo┼člu─ču vard─▒r. Ne S├╝nniler Alevilik hakk─▒nda, ne de Aleviler S├╝nniler hakk─▒nda sa─čl─▒kl─▒ ve do─čru bilgiye sahiptir. Bu da onlar─▒n birbirleri hakk─▒nda ├Ânyarg─▒larda bulunmas─▒na sebep olmaktad─▒r. Asl─▒nda insanlar tan─▒mad─▒klar─▒ ve bilmedikleri ┼čeyden  uzak dururlar. Ge├žmi┼čte kalan ayr─▒l─▒k ve gayr─▒l─▒klar─▒n sorumlular─▒, asla bizler de─čiliz. Onlar─▒n yanl─▒┼č yapmas─▒ bizim yanl─▒┼č yapmam─▒z─▒ gerektirmez. Bu konuda her iki kesime b├╝y├╝k g├Ârevler d├╝┼čmektedir. K├╝re┼čelle┼čen d├╝nyam─▒zda dinler aras─▒ diyalog toplant─▒lar─▒ yap─▒l─▒rken, dini ├žo─čulculuk ├Ân plana ├ž─▒kar─▒l─▒rken kendi aram─▒zda  var olan diyalogun zay─▒flamas─▒ bir talihsizliktir.  B├Âyle bir diyalogda, hareket noktas─▒ Kur'an ve S├╝nnet olabilir. Bundan sonra varolan diyalogumuzu geli┼čtirmemiz ve birbirimiz hakk─▒nda do─čru bilgilenmemiz, farkl─▒l─▒klardan ├žok birlikteliklerimizi vurgulamam─▒z, farkl─▒l─▒klar─▒m─▒z─▒ ayr─▒l─▒klar olarak de─čil zenginlikler olarak takdim etmemiz yararl─▒ olacakt─▒r. Bu konuda, ayd─▒nlara, siyasi partilere, medyaya, ─░lahiyat Fak├╝ltelerine, Diyanete ve  her iki kesimin ├Ânderlerine de b├╝y├╝k g├Ârevler ve sorumluluklar d├╝┼čmektedir. T├╝rk toplumundaki din yorumlar─▒n─▒, inan├ž boyutu ve toplumsal boyutuyla iyi okuyup, bu y├Ânde halk─▒ do─čru bilgilendirmek ┼čartt─▒r.    

 

38- Toplumu  bilgilendirmede ve y├Ânlendirmede din g├Ârevlilerine ne gibi g├Ârevler  d├╝┼čmektedir?

Din g├Ârevlileri, ├Âncelikle Alevilik konusunda do─čru bilgiler edinmeli ve bu konuda yap─▒lan bilimsel ara┼čt─▒rmalar─▒ takip etmelidirler. Bu ara┼čt─▒rmalarda ortaya ├ž─▒kan ├Ânemli sonu├žlar─▒ ve do─čru bilgileri halka aktarmak suretiyle Alevi-S├╝nni gerginli─činin ve birbirini d─▒┼člaman─▒n ├Ân├╝ne ge├žilmelidir. ├ľzellikle m├╝ft├╝lerimizin, bulunduklar─▒ b├Âlgelerde Alevi-Bekta┼či vatanda┼člar─▒m─▒z─▒n dini ihtiya├žlar─▒yla yak─▒ndan ilgilenmeli ve onlar─▒n ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒lamaya ├žal─▒┼čmal─▒d─▒rlar. Din g├Ârevlileri, vaaz ve hutbelerinde Alevi vatandalar─▒m─▒z─▒n ├Ânemsedi─či ve ├Â─črenmek istedi─či konulara da yer verilmelidir. Hatta onlarca kutsal say─▒lan g├╝n ve gecelerde onlara y├Ânelik programlar d├╝zenlenebilir. Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒,  Alevi yerle┼čim merkezlerindeki ve k├Âylerdeki camilere din g├Ârevlisi atarken, ─░lahiyat Fak├╝lteleriyle i┼čbirli─či yapmak suretiyle burada g├Ârev yapacak ki┼čileri ├Âzel hizmet i├ži e─čitim kurslar─▒ndan ge├žirebilir. Bu kurslarda  Alevi-Bekta┼čili─čin yaz─▒l─▒ kaynaklar─▒, d├╝┼č├╝nceleri, tarihsel geli┼čimi, bug├╝nk├╝ toplumsal yap─▒s─▒ ve halkla ili┼čkiler konusunda bilgiler verilebilir, hatta ba─člama ├žalma dahi ├Â─čretilebilir. Ayr─▒ca ba┼čta Kur'an-─▒ Kerim olmak ├╝zere Hz. Peygamber'in se├žme hadisleri,  Ahmet Yesevi Divan─▒, Yunus'un ┼×iirleri, Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'i, F├╝t├╝vvetn├ómeler, Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin Mak├ól├ót'─▒, Buyruk, Hac─▒ Bekta┼č Veli'nin hayat─▒n─▒ anlatan Vil├óyetn├óme, Cenkn├ómeler, Bekta┼či Erk├ónn├ómeleri, G├╝lbenk ve Terc├╝manlar, Hz. Ali'nin s├Âzlerini toplayan NehcuÔÇÖl-Belaga,  bir set halinde genel k├╝t├╝phanelere ve Alevi yerle┼čim alanlar─▒ndaki  okul k├╝t├╝phanelerine  konulabilir.  

 

39- Her y─▒l Muharrem ay─▒nda Aleviler ve ┼×iiler Ni├žin yas tutarlar? Ge├žmi┼čte meydana gelen Hz. H├╝seyin'in ┼čehid edilmesi gibi fevkal├óde ├╝z├╝c├╝ hadiselerin olumsuz etkilerinin toplumsal haf─▒zada canl─▒ tutulmaya ├žal─▒┼č─▒lmas─▒n─▒n anlam─▒ nedir?

Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. H├╝seyin, Yezid'in askerleri taraf─▒ndan bu ayda ┼čehid edilmi┼čtir. Bu olay son derece ├╝z├╝c├╝ bir olayd─▒r. B├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒ derin ├╝z├╝nt├╝ye bo─čmu┼čtur. Ya┼čananan bu talihsiz ve d─▒ramatik hadise ile ilgili, ├žok say─▒da  edebi eserler yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Olay─▒n siyasi ve toplumsal etkileri g├╝n├╝m├╝ze kadar canl─▒ bir ┼čekilde gelmi┼čtir. Bu olay─▒ ger├žekle┼čtirenler Emevilerdir. Emevi iktidar─▒, Ha┼čimi olan Hz. Ali'nin soyuna kar┼č─▒  d├╝┼čmanca tav─▒rlar i├žine girmi┼člerdir. Asl─▒nda Emeviler, S├╝nnilerin temsilcisi de─čildi. ├ç├╝nk├╝ o zaman ne ┼×ia ne de S├╝nnilik  te┼čekk├╝l etmi┼čti. Dolay─▒s─▒yla bu olay─▒n sorumlusu Emevi hanedan─▒d─▒r, S├╝nniler de─čildir. Muharrem ay─▒, hem Aleviler hem de S├╝nniler tarafindan kutsal ve ├Ânemli aylardan say─▒l─▒r. Bu ayda Aleviler, 12 g├╝n oru├ž tutarlar, 10. g├╝n├╝ sembolik olarak dede ocaklar─▒ sancak a├žarlar ve kurban keserler. S├╝nniler de Muharrem ay─▒n─▒n onundan bir g├╝n ├Ânce ve bir g├╝n sonra olmak ├╝zere oru├ž tutarlar. Ayr─▒ca birlik ve beraberli─čin sembol├╝ olarak A┼čure pi┼čirilip konu-kom┼čuya da─č─▒t─▒rlar. Bu ayda Aleviler, Hz. H├╝seyin'i Kerbel├ó'da Emeviler taraf─▒ndan ┼čehid edilmesi dolay─▒s─▒yla yas ve matem tutarlar. Hi├žbir S├╝nni Hz. H├╝seyin'i ┼čehid eden askerleri ve onlar─▒ bu i┼č i├žin g├Ârevlendiren Yezid'i asla alk─▒┼člamaz. Bu sebeple ├žocuklar─▒na Yezid ismi koyan tek bir S├╝nni yoktur. Ancak Hasan ve H├╝seyin ismi son derece yayg─▒nd─▒r. Hatta Camilere ve mescitlere onlar─▒n ismini asm─▒┼člard─▒r. Ehl-i Beyt'ten birisi olarak kabul edilir. Bu konuda ┼čunun bilinmesinde fayda var: Bu ac─▒ olay─▒n failleri ve ma─čdurlar─▒ biz de─čiliz, ├ž├╝nk├╝ bu olay T├╝rkler'in m├╝sl├╝man olmas─▒ndan yakla┼č─▒k 150-200 y─▒l ├Ânce ger├žekle┼čmi┼čtir.  

 

 

Dipnotlar

[1]E. Ruhi Figlal─▒, Mezhepler Aras─▒ndaki Farklar,  Istanbul 1991, ├ľns├Âz,   XXII.

[2]Mezheplerin dogusunu hazirlayan sebeplerle ilgili genis bilgi i├žin bkz.  E. Ruhi Figlali, "Mezheplerin Dogu┼čuna Tesir Eden Sebebler ", A├ťIFIIED, sayi:14, Ankara 1978, Sabri Hizmetli, "Itikadi Isl├óm Mezheplerinin Dogusuna Ictima├« Hadiselerin Tesiri ├ťzerine Bir Deneme", A├ťIFD, XXVI(1983), 653-680.

[3]  Hristiyan mezheplerinin ortaya ├žikisini psikolojik a├židan analiz eden olduk├ža ├Ânemli bir arastirma bulunmaktadir. Bkz. Henry C. McComas, The Psychology of Religious Sects, London  1973.

[4] Bkz.,  McComas,  7, 8, 34.

[5] Karakter okuma konusunda geni┼č bilgi i├žin bkz., McComas, 23 vd.

[6] ├ťnver G├╝nay, Din Sosyolojisi Ders Notlar─▒, Kayseri 1986, 179.

[7] Genis bilgi i├žin bkz., Yasar Kutluay, Islam  ve Yahudi Mezhepleri, Istanbul 2001, 28-35.

[8] Krs., Erol G├╝ng├Âr, Islamin Bug├╝nk├╝ Meseleleri, Istanbul 1981, 29.

[9] McComas, 62.

[10] Nasr Hamid Ebu Zeyd, Ilahi Hitabin Tabiati, ├žev. Mehmet Emin Masali, Ankara 2001, 56.

[11] Kur'an'in kendisinde bulunan bazi ├Âzelliklerin ayriliklara nasil zemin hazirladigi konusunda genis bilgi i├žin bkz., Figlali, ├çagimizda Itikadi Islam Mezhepleri, 22-27.

[12] 42. ┼×├╗r├ó, 38; 3. ├él-i ─░mr├ón,159.

[13] 4. Nisâ, 58.

[14] 4. Nisâ,59.

[15] 4. Nisâ,58.

[16] 49. Hucurât, 13.

[17] Bkz.: 2. Bakara, 30; 6. EnÔÇÖ├óm, 165.

[18] "Hz.─░brahim'e Cenab-─▒ Hak: 'Seni insanlara ─░mam (ba┼čkan) yapaca─č─▒m' buyurdu─ču zaman, bu Peygamber:'benim z├╝rriyetimden de' diyerek,kendi s├╝lalesinden de imamlar gelmesi niyaz─▒nda bulunmu┼č,fakat ┼ču cevab─▒ alm─▒┼čt─▒r:' Benim ahdim (vazife teklifim) z├ólimlere eri┼čmez'." 2. Bakara,124. 

[19] Bkz.: Hatibo─člu, Mehmet Sait, ÔÇťHilafetin Kurey┼člili─čiÔÇŁ,  A├ť─░FD., XXIII(1978),  136-7.

[20] Seyid Bey, H─▒l├ófet ve H├ókimiyet-i Milliyye, Ankara 1923., 2; Seyyid Bey, Hil├ófetin  M├óhiyet-i ┼×erÔÇÖiyyesi, B├╝y├╝k Millet Meclisi Matbaas─▒, Ankara  1924., 10.  (Bu kitap, T├╝rkiye B├╝y├╝k Millet MeclisiÔÇÖnin, 3 Mart 1340 tarihinde yap─▒lan ikinci toplant─▒s─▒nda yap─▒lan konu┼čman─▒n metnidir.)

[21] Kr┼č.: Akbulut, Ahmet, ÔÇť KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ Kerim A├ž─▒s─▒ndan E─čemenlik MeselesiÔÇŁ, ─░sl├óm├« Ara┼čt─▒rmalar, Cilt: 8, say─▒: 3-4, Yaz-G├╝z d├Ânemi 1995,  151; F─▒─člal─▒, Ethem Ruhi, Din ve Devlet ─░li┼čkileri, Mu─čla 1997, 37.

[22] ├ľrne─čin bkz.: N├ó┼č├« el-Ekber, Mes├óiluÔÇÖl-─░m├óme, thk. Joseph Van Ess, Beyrut 1971, 49.

[23] N├ó┼č├« el-Ekber, Mes├óiluÔÇÖl-─░m├óme, 49; Kr┼č.: Seyid Bey, H─▒l├ófetin M├óhiyet-i ┼×erÔÇÖiyyesi, 19.

[24] 88. G├ó┼čiye, 22.

[25] 39. Z├╝mer, 41; 17. ─░sr├óÔÇÖ, 54.

[26] el-Buh├ór├« (256/870), el-C├ómiuÔÇÖs-Sah├«h, ─░stanbul  1992, VIII, 105,  VIII, 105; IV, 155; Ahmed b. Hanbel (241/855), el-M├╝sned, ─░stanbul 1992, IV, 129, 183, 421; ed-D├órim├«, S├╝nen, ─░stanbul 1992,  I-II, 557.

[27] 6. EnÔÇÖ├óm, 57; 12. Y├╗suf, 40.

[28] Bkz.: Akbulut, ÔÇť KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ Kerim A├ž─▒s─▒ndan E─čemenlik MeselesiÔÇŁ, ─░sl├óm├« Ara┼čt─▒rmalar, Cilt: 8, say─▒:3-4, Yaz-G├╝z d├Ânemi 1995,  150.

[29] Seyyid Bey, H─▒l├ófet ve Hakimiyeti Milliyye,  13 vd.

[30]  Bu rivayetin ├že┼čitli varyantlar─▒ i├žin bkz.: Ahmed b. Hanbel, el-M├╝sned, I, 116; Eb├╗ D├óv├╗d, S├╝nen, ─░stanbul 1992, III, 676.

[31] Seyid Bey, H─▒l├ófet ve H├ókimiyet-i Milliyye,  14.

[32] 49. Hucurât, 13.

[33] en-Nesef├«, M├ótur├«d├«'nin bu g├Âr├╝┼člerini onun bize ula┼čmayan Mak├ól├ót adl─▒ eserinden aktarmaktad─▒r. Bkz.: en-Nesef├«,  Eb├╗'l-Mu├«n Meym├╗n b. Muhammed (508/1114),  Tabs─▒ratu'l-Edille f├« Us├╗li'd-D├«n,   thk. H├╝seyin Atay-┼×aban Ali D├╝zg├╝n, Ankara 2003, II/437.

[34] 2. Bakara, 246.

[35] en-Nesefi, Tabs─▒ratu'l-Edille, II/437-439. al-M├ótur├«d├«'nin Hil├ófetÔÇÖin sorumluluk ve yetki alanlar─▒na dair g├Âr├╝┼čleri i├žin bkz.: Tabs─▒ratu'l-Edille, II/439-440.

[36] Islam d├╝s├╝ncesindeki farkli egilimler ve dine farkli yaklasimlarla ilgili siniflandirmalar konusunda bkz., Gazzali, el-Munkiz mine'd-Dalal, ├žev., Ahmet Suphi Furat, Istanbul trz. 44 vd.; Ibn R├╝sd, Kitabu'l-Kesf an Minhaci'l-Edille, ├žev. S├╝leyman Uludag, Istanbul 1985, 191 vd.; Ismail Hakki Izmirli, "Bes Sinif", DFIFM., 12 (1929),, 12; S├╝leyman Uludag, Islam D├╝s├╝ncesinin Yapisi, II. baski, Istanbul 1985, 17-22. Uludag, ge├žmiste yapilmis tasniflerden bahsederek bu anlayislari Selef, Kelam, Tasavvuf ve Felsefe olarak siniflandirip incelemistir. Bkz., Islam D├╝s├╝ncesinin Yapisi, Istanbul 1972.

[37]Sehristani, el-Milel ve'n-Nihal, thk., Abdulemir Ali Mehna-Ali Hasan Faur, Beyrut 1990, I/23.

[38] Cahiz, el-Beyan ve't-Tebyin, Beyrut trz., II/-49-59; Sehristani, el-Milel ve'n-Nihal, I/18; Bu iki alimin tasnifleri ile ilgili elestiriler i├žin bkz., Muhammed Abid el-Cabiri, Arap-Islam Aklinin Olusumu, ├žev. Ibrahim Akbaba, II. baski, Istanbul 200; 33-35.

[39] Mc Comas, 71.

[40] Kabile toplumunun bu genel yapisi hakkinda genis bilgi i├žin bkz., Taha Akyol, Haricilik ve Sia, Istanbul 1988, 124 vd.

[41] Akyol, 130 vd.

[42] Bu konudaki iddialar i├žin bkz. Muhammed Ebu Zehra, Islam'da Siyasi ve Itikadi Mezhepler Tarihi, ├žev., Hasan Karakaya-Kerim Aytekin, Istanbul 1983, 75; Montgomery Watt, Islam D├╝s├╝ncesinin Tesekk├╝l Devri, ├žev. Ethem Ruhi Figlali, Ankara 1981, 24.

[43] Taberi, Tarih, II/518-9; Es'ari, Makalatu'l-Islamiyyin, 87, 112-13, 120; Sehristani, el-Milel ve'n-Nihal, I/133; Ibn├╝'l-Esir, el-Kamil, IV/167.

[44] McComas, 71.

[45] S├Ânmez Kutlu, ─░slam D├╝┼č├╝ncesinde ─░lk Gelenek├žiler, Ankara 2000, 50.

[46]Hatib el-Ba─čdad├«, ┼×eref├╝ Ashabi'l-Hadis, 6.

[47] Eski Iran geleneginde kralin karizmasi konusunda olduk├ža ├Ânemli bir makale bulunmaktadir. Bkz., Richard N. Frye, "The Charisma of Kingship in Ancient Iran", Iranica Antiqua, 6 (1964), 54. Ayrica Sia'nin tesekk├╝l├╝nde Sasani k├╝lt├╝r├╝n├╝n rol├╝ hakkinda bkz., Sahin Ahmedov, Sasani K├╝lt├╝r├╝n├╝n Sia'nin Tesekk├╝l├╝ndeki Rol├╝, Ankara 2001.  (Basilmamis Y.Lisans tezi)

[48] Kummi, Makalatu'l-Firak, thk. Cevad Meskur, 60; Sehristani, el-Milel ve'n-Nihal, I/38, 170, 179, 189.

[49]Hatib el-Ba─čdad├«, ┼×eref├╝ Ashabi'l-Hadis, 6.

[50] ├ťnver G├╝nay-A. Vehbi Ecer, Toplumsal Degisme, Tasavvuf, Tarikatlar ve  T├╝rkiye, Kayseri 1999, 105.

[51] Bkz., Kemal Sayar, Sufi Psikolojisi, Istanbul 200, 14-15.

[52] Cabiri, Arap-Islam K├╝lt├╝r├╝n├╝n Akil Yapisi, ├žev. Komisyon, II. baski, Istanbul 200, 338.

[53] Erol G├╝ng├Âr, Islam Tasavvufunun Meseleleri, Istanbul 1987, 114.

[54] Sevim, 56.

[55]Eb├╝'l-Abbas el-Hasen├«, Kit├ób├╝'l-Mes├ób├«h,  55-57.  (Sekiz ayri eserden Zeyd├«lerin Taberistan'daki faaliyetleri ile ilgili kisimlar tahkik edilerek  "Ahb├ór├╝'z-Zeydiyye" (thk. W. Madelung, Beyrut 1987) adiyla  bir kitap halinde yayinlanmistir. Bu  kitap i├žirisinde bkz.  54-75.)

[56]Genis bilgi i├žin bkz. Muhammed Serafeddin Yaltkaya, " Sel├žuklular Devrinde Mezahip ", DFIFM., 13-14, sayi: 19, 101-118.

[57]Madelung, " Horasan ve M├óver├ó├╝nnehir'de Ilk M├╝rcie ", A├ťIFD., XIII(1992),   240.

[58]Krs.Madelung, " Horasan ve M├óver├ó├╝nnehir'de Ilk M├╝rcie ",  XIII(1992),   240.

[59]Krs.Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu,  220.

[60]Ibn├╝'l-Es├«r, el-K├ómil, V,  203; Halife b. Hayy├ót, bu olaylarin 118/736 yilinda meydana geldigini kaydetmektedir. (Bkz. T├ór├«h, 347)

[61]Taberî, II, 1603; Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, V,203-204.

[62]Taberî, II, 1612; Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, V,205.

[63]Taber├«, II,  1509-1510; Ibn├╝'l-Es├«r, el-K├ómil, V,  148.

[64]Bu konuda genis bilgi i├žin bkz. Taber├«, II, 1513-1525; Ibn├╝'l-Es├«r, el-K├ómil, V/150-154.

[65]Taberî, II, 1688-1689; Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, V, 236-237.

[66]Taberî, II, 1694-1695; Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, V, 238

[67]Taberî, II, 1719; Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, V, 252.

[68] Abdulb├óki G├Âlpinarli, Alev├« Bekt├ós├« Nefesleri, II. Baski,  Istanbul 1992, 157.

[69] Abdulb├óki G├Âlpinarli, Alev├« Bekt├ós├« Nefesleri, II. Baski,  Istanbul 1992, 28. Bir baska yerde bu siir Pir Sultan Abdal'a ait g├Âsterilir. Bkz.: Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. Ismail ├ľzmen, Ankara 1998, II/262.

[70] Demir Baba Vilâyetnamesi, nsr. Bedri Noyan, Istanbul 1976, 147.

[71] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. Ismail ├ľzmen, Ankara 1998, III/100

[72] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. Ismail ├ľzmen, Ankara 1998, II/256.

[73] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. Ismail ├ľzmen, Ankara 1998, II/267.

[74] Sadeddin Nüzhet Ergun, Hatâyî Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, Istanbul trz., 60.

[75] Yemin├«, Hazreti Ali'nin Faziletnamesi, ├žev.: Abbas Alt─▒nka┼č, ─░stanbul 1994, 22.

[76] Kaygusuz Abdal (Alâeddin Gaybî) Menâkibnâmesi, haz.: Abdurrhaman Güzel, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1999, 118-123.

[77] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. : Ismail ├ľzmen, K├╝lt├╝r Bakanligi yayinlari, Ankara 1998,II/181.

[78]  Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. : Ismail ├ľzmen, K├╝lt├╝r Bakanligi yayinlari, Ankara 1998, II/181.

[79] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. : Ismail ├ľzmen, K├╝lt├╝r Bakanligi yayinlari, Ankara 1998, II/185.

[80] Alevi-Bektasi Siirleri Antolojisi, haz. : Ismail ├ľzmen, K├╝lt├╝r Bakanligi yayinlari, Ankara 1998, II/170. Ayrica bkz., II/166.

[81]Seyh Safi Buyrugu, haz. Mustafa Erbay, Ayyildiz yayinlari, Ankara 1994, 105; Sah Ismail'e ait g├Âzterilir. Bkz.: Sadeddin N├╝zhet Ergun, Hata2yi2 Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, Istanbul trz., 80.

[82] Seyh Safi Buyrugu, haz. Mustafa Erbay, Ayyildiz yayinlari, Ankara 1994, 104.

[83] Sadeddin Nüzhet Ergun, Hatâyî Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, Istanbul trz., 70.

[84] Sadeddin Nüzhet Ergun, Hatâyî Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, Istanbul trz., 83.

[85] Sadeddin Nüzhet Ergun, Hatâyî Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, Istanbul trz., 98.

[86] Pir sultan Abdal Divan─▒, ne┼č. Ant yay─▒nlar─▒,  ─░stanbul 1994, 134.

[87] Pir sultan Abdal Divan─▒, ne┼č. Ant yay─▒nlar─▒,  ─░stanbul 1994, 56.

[88] Hac─▒ Bekta┼č Vel├«, Mak├ól├ót,   181.

[89] Buyruk, haz.: Fuat Bozkur,  19.

[90] 18. Kehf,  110.

[91] Buyruk, haz. Fuat Bozkurt, 126.

[92] Bis├ót├«, Men├ók─▒buÔÇÖl-Esr├ór  BehcetuÔÇÖl-Esr├ór (Risale-i ┼×eyh S├óf├«), v. 14a-b. Kr┼č.: Buyruk, haz. Fuat Bozkurt, 126; A┼č─▒kPa┼ča-y─▒ Vel├«, Garipna├óme, ├žev. Bedri Noyan ( Dedebaba), Ard─▒├ž yay.: Ankara 1998,  47, 48. Hac─▒ Bekta┼č Veli de, HakikatÔÇÖ─▒n ikinci makam─▒ olarak yetmi┼čiki milleti ay─▒plalamamay─▒ saym─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ Bkz.: Mak├ól├ót, 192.

[93] Abdurrahman Güzel, Kaygusuz Abdal (Alâeddin Gaybî) Menâkıbnâmesi, Türk Tarih Kurumu Matbaası, Ankara 1999, 141-142.

[94] Güzel, Kaygusuz Abdal (Alâeddin Gaybî) Menâkıbnâmesi, 117.

[95] Sadeddin Nüzhet Ergun, Hatâyî Divani, Istanbul Maarif Kitaphanesi, II. Baski, İstanbul trz., 72

 

 


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 22.01.2010



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...