E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Bilinen ve Bilinmeyen Y├Ânleriyle ─░mam Maturidi

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
S├Ânmez Kutlu Mezhepler Tarihi T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 1819 Hit : 6156 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 ┘ů┘ćě▓┘äě¬ ě»┘Ő┘ć┘Ő ě╣┘ä┘ł┘Őěž┘ć-ě»┘Ő┘ćěî ┘ůě░┘çěĘěî ěĚě▒┘Ő┘éě¬ěî ┘â┌śěóěŽ┘Ő┘ć┘Őěî ě»ě▒ě│ě¬ ┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő ┘Őěž ┘üě▒ěž┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő
2 Yeni D├╝nya D├╝zeni Kar┼č─▒s─▒nda Alternatif Bir ─░slam Medeniyeti M├╝mk├╝n m├╝?
3 Tarihsel S├╝re├žte Alevili─čin Yaz─▒l─▒ Kaynaklar─▒nda Yap─▒lan Metin Tahrifat─▒
4 Tarihsel Muhammed ─░le Menkabevi Muhammedi Ay─▒rman─▒n ├ľnemi
5 Maturidi Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ ve G├╝n├╝m├╝z Sorunlar─▒n─▒ ├ç├Âzmeye Katk─▒s─▒
6 Kurana G├Âre Bar─▒┼č
7 ─░slam Mezhepleri Tarihinde Usul Sorunu
8 ─░slam D├╝┼č├╝ncesinde Tarihsel Din S├Âylemleri Olgusu
9 Imam al Maturidi and H─▒s Ep─▒stemology
10 Farkl─▒ ─░nan├ž Gruplar─▒ ve Din E─čitimi
11 Ehli Beyt Sembolik Kapitalinin Tarihi S├╝re├ž ─░├žinde Semerelendirilmesi
12 De─či┼čim S├╝recinde M├╝sl├╝manlar─▒ Bekleyen Baz─▒ Muhtemel Sorunlar
13 Cemaatlerin ─░slam─▒ Tebli─č Sorunu
14 Bilinen ve Bilinmeyen Y├Ânleriyle ─░mam Maturidi
15 Bar─▒┼č ├ľzg├╝rl├╝k ve Merhamet Peygamberi Hz. Muhammed
16 Alevilik Din mi Mezhep mi Tarikat m─▒?
17 39 Soruda T├╝rkiyede Alevilik Bekta┼čilik

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
husbands who cheat why do married men cheat on their wives dating for married men
cheats women who cheat on husbands married woman looking to cheat
manufacturer coupon for bystolic bystolic copay savings card
abortion pill abortion pill abortion pill
lisinopril lisinopril lisinopril

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Bilinen ve Bilinmeyen Y├Ânleriyle ─░mam M├ótur├«d├«

1. Maveraünnehir ve Semerkand'da Siyasî ve Dinî Ortam

Mavera├╝nnehir, Ceyhun nehrinin do─ču taraf─▒ olup, ─░slam'dan ├Ânce Hayat─▒la, ─░slam'dan sonra ise, Mavera├╝nnehir olarak isimlendirilen b├Âlgenin ad─▒d─▒r. Bu nehrin bat─▒ taraf─▒na da Horasan denilmektedir. B├Âlgede, Tirmiz, Nesef, Ta┼čkent, Fergana, Buhara ve Semerkand gibi ├Ânemli k├╝lt├╝r merkezleri bulunmaktad─▒r. Bunlardan Semerkand, ─░slam ├Âncesi ve ─░slam sonras─▒ d├Ânemde, ├že┼čitli din ve k├╝lt├╝rlerin kav┼čak noktas─▒ olmu┼čtur. Bu ┼čehir  b├Âlgede ─░slam'─▒n yay─▒lmas─▒ndan bir ka├ž as─▒r gibi k─▒sa s├╝re sonra, ─░slam d├╝┼č├╝ncesinin ba┼čta kelam/itikad, f─▒k─▒h ve tefsir olmak ├╝zere ├že┼čitli alanlar─▒nda ├Ânemli e─čitim merkezlerinden birisi haline gelmi┼čtir. Genelde T├╝rklerin itikatta mezhebi olan M├ótur├«dili─čin kurucusu  b├╝y├╝k T├╝rk din bilgini Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, III./IX. asr─▒n ortalar─▒na do─čru, bug├╝n ├ľzbekistan'─▒n s─▒n─▒rlar─▒ i├žerisinde bulunan Semerkand ┼čehrinin  M├ót├╝r├«d mahallesinde d├╝nyaya gelmi┼čtir. Onun do─čdu─ču y─▒llarda, Mavera├╝nnehir, ├Ânceleri Abbas├« devletine ba─čl─▒ yar─▒ otonom, sonralar─▒ ise ondan ayr─▒l─▒p m├╝stakil bir devlet olan  Samanilerin y├Ânetimi alt─▒ndayd─▒. Abbas├« iktidar─▒n─▒n bat─▒ merkezlerinde bask─▒ g├Âren Haricilik, M├╝rcie, Mutezile, Zeydilik, ─░sm├ó├«lilik gibi pek ├žok siyas├« ve itikad├«  mezhep, g├Âr├╝┼člerini merkezi otoritenin zay─▒flad─▒─č─▒ bu b├Âlgede yaymaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r.  Fakat bu mezheplerden hi├ž birisi, ilk d├Ânemlerde b├Âlgede en g├╝├žl├╝ bi├žimde temsil edilen   f─▒k─▒hta Hanefilik, itikatta M├╝rcie kadar taraftar edinememi┼čti. ├ľzellikle T├╝rklerin hakimiyeti alt─▒nda olan yerlerde, Hanefilik mill├« bir mezhep haline gelmi┼čti. Dolay─▒s─▒yla M├ótur├«d├«'nin i├žinde do─čup b├╝y├╝d├╝─č├╝ k├╝lt├╝rel ├ževrede  en etkili olan ekoller, M├╝rcie  ve Hanefilik idi.  

 

2. Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Adı ve Soyu
As─▒l ad─▒ Eb├╗ Mans├╗r Muhammed b. Muhamed b. Mans├╗r'dur. Do─čum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 333/944 y─▒l─▒nda Semerkand'da ├Âld├╝─č├╝, hemen hemen kesindir. M├ótur├«d├«'nin hayat─▒  hakk─▒nda bilgi veren kaynaklara g├Âre, onun T├╝rk as─▒ll─▒ oldu─ču kuvvetle muhtemeldir. Sadece Sem'ani  ve Zebidi  gibi baz─▒  yazarlarca ve Kit├óbu't-Tevh├«d'in yazma n├╝shas─▒n─▒n kenar─▒na bilinmeyen birisi taraf─▒ndan sonradan d├╝┼č├╝len bir kay─▒tta,  onun soyu Eb├╗ Eyy├╗b H├ólid b. Zeyd el-Ens├ór├«'ye dayand─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r, ancak bu do─čru de─čildir. ├ç├╝nk├╝  Arap oldu─ču  iddialar─▒n─▒ ge├žersiz k─▒lacak pek ├žok kan─▒t bulunmaktad─▒r. a) M├ótur├«d├«'nin yeti┼čti─či b├Âlgede kaleme al─▒nan kaynaklarda b├Âyle bir bilgi yoktur. b) Onun soyunun Eb├╗ Eyy├╗b el-Ens├ór├«'ye dayand─▒ran Zebid├«, soyunun ger├žekten ona ula┼čt─▒─č─▒ i├žin de─čil, takdir ve ┼čerelendirme amac─▒yla kullan─▒ld─▒─č─▒n─▒ belirtmektedir. c) M├ótur├«d├«'nin eserleri, ├Âzellikle Kit├óbu't-Tevh├«d'in Arap dili bak─▒m─▒ndan baz─▒ ifade bozukluklar─▒, mu─člakl─▒klar─▒  ve gramatik hatalar─▒ i├žermesi, onun Arap olmayan birisi taraf─▒ndan kaleme al─▒nd─▒─č─▒n─▒ a├ž─▒k├ža g├Âstermektedir. d) Eserlerinde ifadelerin zaman zaman T├╝rk├že c├╝mle yap─▒s─▒na uygun bi├žimde kurulmas─▒, eserlerin T├╝rk as─▒ll─▒ bir alime ait oldu─čunun en ├Ânemli kan─▒t─▒d─▒r. e) Mensuplar─▒ taraf─▒ndan E┼č'ar├«'nin Arap as─▒ll─▒ olmas─▒yla ├Âv├╝n├╝l├╝rken, ayn─▒ ┼čeyin M├ótur├«d├« i├žin yap─▒lmamas─▒ da onun Arap olmad─▒─č─▒n─▒n bir ba┼čka delilidir.  

3. Hocalar─▒
Semerkand'da Eb├╗ Han├«fe'nin, itikad├« ve f─▒kh├« g├Âr├╝┼člerinin felsef├« ve teolojik temellerinin tart─▒┼č─▒ld─▒─č─▒ "D├ór├╝'l-C├╝zc├óniyye"  ad─▒yla bilinen ├Ânemli bir e─čitim merkezi bulunmaktayd─▒. Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«,  burada e─čitim g├Ârd├╝.  Hocas─▒ Eb├╗ Nasr el-─░y├óz├«'den sonra merkezin ba┼č─▒na ge├žti. ─░lim ald─▒─č─▒ hocalar─▒ndan bilinenler, Eb├╗ Nasr Ahmed b. Abb├ós b. H├╝seyin el-─░y├óz├« (IV. asr─▒n ba┼člar─▒), Eb├╗ Bekir Ahmed b. ─░sh├ók b. S├ólih el-C├╝zc├ón├« (III. asr─▒n ortalar─▒), Nusayr b. Yahya el-Belh├« (268/881) ve Muhammed b. Muk├ótil er-R├óz├«(248/862)'dir. Bunlar─▒n temsil etti─či ilmi gelenek, temelde Eb├╗ Han├«fe'ye dayanmakta olup bu silsilede yer alanlar─▒n ├Ânemli eserleri bulunmaktad─▒r, ancak bu ki┼čilerin eserlerinin b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒  bize kadar ula┼čmam─▒┼čt─▒r. Ula┼čanlar ise yeni yeni ortaya ├ž─▒kar─▒lmaya ba┼člam─▒┼čt─▒r. Bunlardan birisi Eb├╗ Nasr el-─░y├óz├«'nin A┼čr Mes├óil min Asli'd-D├«n  adl─▒ eseridir.
M├ótur├«d├«'nin Semerkand d─▒┼č─▒na ├ž─▒k─▒p ├ž─▒kmad─▒─č─▒ bilinmemekle birlikte, o d├Ânemde Belh, Rey ve Nisabur'un Semerkand ilim ├ževresi ├╝zerindeki etkisine ve M├ótur├«d├«'nin ders ald─▒klar─▒ hocalardan baz─▒lar─▒n─▒n bu ┼čehirli olmalar─▒na bak─▒l─▒rsa,  oralara gitti─či, e─čer gitmediyse bu alimlerin Semerkand'a gelip bir s├╝re ders verdikleri s├Âylenebilir. Zaten eserleri dikkatle incelenirse, onun di─čer mezhep mensuplar─▒n─▒n g├Âr├╝┼člerine vukufiyetinden farkl─▒ f─▒kh├« ve itikad├« mezhepleri ├žok iyi bildi─či ve onun sadece Semerkand ├ževresiyle yetinmedi─či a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lecektir.  O, hocalar─▒ ve eserleriyle yetinmemi┼č kendi d├Ânemindeki din ve mezheplerin kendi metinlerine ve felsefi eserlere ula┼čarak onlar─▒ incelemi┼č ve eserlerinde onlar─▒n baz─▒ g├Âr├╝┼člerini a├ž─▒k├ža savunmu┼č baz─▒lar─▒n─▒ ise ele┼čtirmi┼čtir. Yap─▒lan al─▒nt─▒lara bak─▒l─▒rsa inceledi─či eserler aras─▒nda Aristonun Mant─▒k adl─▒ eseri  de bulunmaktad─▒r.

4. ├ľ─črencileri
Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«'nin hocalar─▒ gibi ├Â─črencilerinin de pek az─▒n─▒n ad─▒ bilinmektedir. Bunlar aras─▒nda bilinebilenleri, Eb├╗'l-K├ós─▒m ─░sh├ók b. Muhammed b. ─░sm├ó├«l el-Hak├«m es-Semerkand├« ( 340/951), Eb├╗'l-Hasan Ali b. Sa├«d er-R├╝st├╝─čfen├« (345/956), Eb├╗ Ahmed b. Eb├« Nasr Ahmed b. Abb├ós el-─░y├óz├«  ve Eb├╗ Muhammed Abd├╝lker├«m b. M├╗s├ó el-Pezdev├« ( 390/1000)'dir.  Bunlardan sadece Eb├╗'l-K├ós─▒m es-Semerkand├«'nin Sev├ódu'l-AÔÇÖzam ve iman konusunda bir ba┼čka eseri birlikte yay─▒nlanm─▒┼č bulunmaktad─▒r.  ─░mam M├ótur├«d├«'ye eserleri kanal─▒yla dolayl─▒ olarak ├Â─črencisi olan sonraki alimler, M├ótur├«dili─čin olu┼čmas─▒nda ve fikirlerinin geli┼čtirilmesinde onun ilk ├Â─črencileri kadar etkili olmu┼člard─▒r. Bunlar aras─▒nda en fazla tan─▒nanlar─▒  Pezdev├«, S├ób├╗n├«, O┼č├«, Eb├╗'l-Mu├«n en-Nesef├«, ├ľmer en-Nesef├« ve Eb├╗'l-Berek├ót en-Nesef├«'dir. Ancak adlar─▒ ve eserleri ─░stanbul k├╝t├╝phanelerinde yazma olarak ne┼čredilmeyi bekleyen ba┼čta Eb├╗ ─░sh├ók es-Saff├ór el-Buh├ór├«, Sadru'┼č-┼×er├«a, Gaznev├«, ─░tk├ón├«, Ubeydullah el-Buh├ór├« ve daha pek ├žok alim bulunmaktad─▒r. ┼×u ana kadar eserleri yay─▒nlananlar─▒n ba┼č─▒nda, Eb├╗ Seleme es-Semerkand├«, Pezdev├«, S├ób├╗n├«, ├ľmer en-Nesef├«  ve  M├ótur├«d├«'nin itikad├« g├Âr├╝┼člerini en iyi anlay─▒p yorumlayan  Eb├╗'l-Mu├«n en-Nesef├« gelmektedir.  

5. Eserleri
Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, Kelam, F─▒k─▒h, F─▒k─▒h Us├╗l├╝, Mezhepler ve K─▒raat konusunda ├žok say─▒da eser b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Ancak bunlardan pek ├žo─ču, korunamam─▒┼č olup  istilalar, g├Â├žler, do─čal afetler, madd├« imkans─▒zl─▒klar ve di─čer sebeplerle kaybolmu┼čtur. Kaybolanlar─▒n ├žo─čunlu─čunu, Mutezile, Haric├«ler, Raf─▒z├«ler ve ┼×i├«-Karmat├«leri ele┼čtirilermek ├╝zere yazd─▒─č─▒ eserlerle F─▒k─▒h ve F─▒k─▒h Us├╗l├╝ ile ilgili eserleri olu┼čturmaktad─▒r.  Onun eserlerinden, sadece 40 yak─▒n yazmas─▒ bulunan Te'v├«l├ótu'l-Kur'├ón adl─▒ tefsiriyle  d├╝nyada tek bir yazma n├╝shas─▒ bulunan Kit├óbu't-Tevh├«d adl─▒ kelam├« eseri bize ula┼čabilmi┼čtir.  Bu iki eser aras─▒nda ilm├« ├╝slup, meselelere yamla┼č─▒m tarz─▒, ileri s├╝r├╝len fikirler ve bunlar─▒n temellendirilmesi itibariyle tam bir insicam ve tutarl─▒l─▒k s├Âz konusudur. Te'v├«l├ót  adl─▒ tefsirin, onun itikad├«, f─▒kh├« ve di─čer din├« g├Âr├╝┼člerini ihtiva etmesi, di─čer eserlerinin ├žok say─▒da yazmalar─▒yla bize ula┼čmas─▒n─▒ engellemi┼č olmas─▒  muhtemeldir. O, TeÔÇÖv├«l├ót'ta s─▒rf ayetlerin yorumuyla yetinmemi┼č, konuyla ilgili itikad├« ve f─▒kh├« mezheplerin farkl─▒ yorumlar─▒na da yer vererek tart─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Bu sebeple, Te'v├«l├ót M├ótur├«d├«'nin f─▒kh├« ve itikad├« g├Âr├╝┼člerinin tespitinde de ├Ânemli bir kaynakt─▒r. Asl─▒nda onun bu eseri, ayetlerin yorumunda s├╝rekli olarak di─čer mezheplerin g├Âr├╝┼člerine dair ele┼čtirilerde bulunmas─▒na bak─▒l─▒rsa, kelam├« tefsir veya mezheb├« tefsir olarak da kabul edilebilir. Bas─▒ld─▒─č─▒ takdirde 15 cilde ula┼čak olan  son derece k─▒ymetli  TeÔÇÖv├«l├ótu'l-Kur'├ón'─▒n yay─▒nlanmas─▒ konusunda baz─▒ te┼čebb├╝sler olmakla birlikte hen├╝z ne┼čredilememi┼čtir. Bu eser, Bekir Topalo─člu nezaretinde iki ayr─▒ komisyon taraf─▒ndan tahkik edilmekte ve yay─▒ma haz─▒rlanmaktad─▒r. Kit├óbu't-Tevh├«d ise, ilk defa Arap ara┼čt─▒rmac─▒lardan Fethullaf Huleyf taraf─▒ndan tahkik edilerek ne┼čredilmi┼čtir. Bu eserin ikinci bir tahkiki, Bekir Topalo─člu ve Muhammed Aru├ži taraf─▒ndan ger├žekle┼čtirilmi┼č olup Diyanet Vakf─▒ taraf─▒ndan (Ankara 2003) bas─▒lm─▒┼čt─▒r. Ayr─▒ca Bekir Topalo─člu, bu yeni tahkikten hareketle eseri T├╝rk├že'ye de ├ževirmi┼čtir. Bize ula┼čan her iki eseri, ya┼čad─▒─č─▒ d├Ânemde onun ├ža─čda┼člar─▒ aras─▒nda ne kadar sayg─▒n bir fakih, m├╝tekellim ve m├╝fessir oldu─čunu a├ž─▒k├ža g├Âstermektedir.   

6. Hanefî Fakihi ve Fıkıh Usulcüsü
Eb├╗ Han├«fe, F─▒kh─▒ "Ki┼činin leh ve aleyhinde olanlar─▒ bilmesidir." ┼čeklinde tan─▒mlamakla ona olduk├ža geni┼č bir anlam y├╝klemi┼čtir. ─░nan├ž, ibadet, ahlak ile muamelat ve ahkamla ilgili di─čer  h├╝k├╝mlerin tamam─▒, b├Âyle bir tan─▒m─▒n i├žerisine girmektedir. Eb├╗ Han├«fe,  f─▒kha y├╝kledi─či bu anlam dolay─▒s─▒yla, hem itikad├« hem de f─▒kh├« konularla ilgilenmi┼čtir. Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, Eb├╗ Han├«fe'nin itikad (Us├╗l├╝'d-D├«n) ve f─▒k─▒h (Fur├╗├╝'d-D├«n) olmak ├╝zere her iki alanda ihtisasla┼čma gelene─čini s├╝rd├╝rebilen ├žok az say─▒daki ki┼čiden birisidir. Bu sebeple her iki alim i├žin, kaynaklarda f─▒kh├« ve itikad├« konular─▒ iyi bilen anlam─▒nda "Fak├«h" ├╝nvan─▒ kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu y├╝zden Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, hocalar─▒ ve ├Â─črencilerinin itikad├« g├Âr├╝┼čleri, sadece kelam├« eserlerde aranmamal─▒, ayn─▒ zamanda f─▒k─▒hla ilgili o d├Ânemin g├╝ncel problemlerini i├žeren Nev├ózil, Hav├ódis, Fet├óv├ó, Hav├« fi'l-Fet├óv├ó adl─▒ eserlerde ve F─▒k─▒h, Us├╗l-i F─▒k─▒h'la ilgili eserlerde de aranmal─▒d─▒r. Bu ├ževreyle ilgili baz─▒ karanl─▒k noktalar, bu eserlerden ayd─▒nlat─▒labilir. ├ç├╝nk├╝ baz─▒ f─▒k─▒h eserleri, Us├╗lu'd-D├«n 'le ba┼člamakta veya eser i├žerisinde bu alimlerin g├╝ncel itikad├« ve f─▒kh├« konulara dair g├Âr├╝┼čleri Fev├óid  ba┼čl─▒─č─▒nda verilmektedir. Bu eserlerin ├žo─čunlu─ču ├╝lkemiz k├╝t├╝phanelerinde ara┼čt─▒r─▒lmay─▒ ve ne┼čredilmeyi beklemektedir. Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, gerek f─▒k─▒hta gerekse itikad├« konularda Eb├╗ Han├«fe'yi tart─▒┼čmas─▒z bir imam olarak kabul etmekle kalmam─▒┼č onun g├Âr├╝┼člerinden anla┼č─▒lmas─▒ zor olanlar─▒ a├ž─▒klam─▒┼č, daha yeni delillerle g├╝├žlendirmi┼č ve bu zemin ├╝zerinde ak─▒lc─▒-hadar├« bir din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ olu┼čturmay─▒  ba┼čarm─▒┼čt─▒r. O, Semerkand'da F─▒k─▒h, Kelam ve Tefsir gibi ├že┼čitli alanlarda ihtisasla┼čma merkezi olan " D├ór├╝'l-C├╝zc├óniyye"ÔÇÖde hem ├Â─črenci olmu┼č, hem de hocal─▒k yapm─▒┼č birisidir. F─▒k─▒hta, kendine kadar ula┼čan Hanef├« f─▒k─▒h ve F─▒k─▒h Us├╗l├╝ k├╝lt├╝r├╝n├╝ yeniden de─čerlendirmek suretiyle kendi d├Âneminin ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒layacak bir F─▒k─▒h Us├╗l├╝ in┼ča etmeye ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Yazm─▒┼č oldu─ču bu eserler dolay─▒s─▒yla, kendi d├Âneminde Semerkand'da Hanef├« f─▒kh─▒n─▒n reisi olmu┼čtur. Ancak Hanef├« mezhebine mensup olmas─▒, hi├ž bir ┼čekilde hakikati, Hanef├«li─če kurban etmesine sebep olmam─▒┼čt─▒r. Kimi konularda Eb├╗ Han├«fe'den farkl─▒ g├Âr├╝┼čler ileri s├╝rebilmi┼č, yeni tan─▒mlar ve kavramlar ortaya atabilmi┼čtir. Bu yolla Hanef├« gelene─čine yeni bir a├ž─▒l─▒m getirmi┼č, ancak kendinde sonra gelenler bu a├ž─▒l─▒m─▒ s├╝rd├╝rmekte, onun kadar ba┼čar─▒l─▒ olamam─▒┼člard─▒r. Bu sebeple Hanef├«lik de, ak─▒lc─▒ ve reyci ├žizgiden  saparak di─čer hukuk ekolleri gibi gelenekselle┼čmi┼čtir.

7. Kelam├« Y├Ân├╝
Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, fakih  ve m├╝fessir kimli─činden  daha ├žok m├╝tekellim kimli─čiyle tan─▒nan ve sahas─▒nda takdir edilen bir kimse olmu┼čtur. Kendi ad─▒na nispetle Matur├«dilik olarak isimlendirilen Sistematik bir Kelam ekol├╝n├╝n kurucusu ├╝nvan─▒n─▒ alm─▒┼čt─▒r. Kendi d├Âneminden itibaren g├Âr├╝┼člerini takip eden ve yorumlayan Eb├╗ Seleme, Pezdev├«, Eb├╗'l-Mu├«n en-Nesef├«, ├ľmer en-Nesef├«, Eb├╗ ─░shak Saff├ór el-Buh├ór├«, es-S├ób├╗n├«, Eb├╗'l-Berek├ót en-Nesef├«, ─░bn├╝'l-H├╝m├óm ba┼čta olmak ├╝zere ├žok say─▒da kelamc─▒ yeti┼čmi┼č ve ├žok k─▒ymetli eserler v├╝cuda getirmi┼člerdir.
M├ótur├«d├«'nin Kit├óbu't-Tevh├«d ve Te'v├«l├ót'─▒ incelendi─činde, kendinden ├Ânceki m├╝tekellimlerin  tart─▒┼čmad─▒─č─▒ ├Ânemli problemleri tart─▒┼čt─▒─č─▒, daha ├Ânce kullan─▒lmayan akl├«, nakl├«, semantik temellendirmelerde bulundu─ču ve KelamÔÇÖa ger├žek anlamda bir bilim h├╝viyeti kazand─▒rd─▒─č─▒ a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lecektir. Onun Kelam ilmine kazand─▒rd─▒─č─▒ en ├Ânemli yeniliklerden birisi, Bilgi Kuram─▒'d─▒r. Daha ├Ânce bilginin tan─▒m─▒ ve kaynaklar─▒ ├╝zerinde farkl─▒ ba─člamlarda g├Âr├╝┼č beyan edenler olmu┼čsa da, Kelam'─▒n m├╝stakil bir konusu h├╝viyetini M├ótur├«d├« ile kazanm─▒┼č ve "Bilginin Kaynaklar─▒ " (Esb├óbu'l-─░lim) ad─▒yla Kelam'─▒n ├Âncelikli konular─▒ aras─▒nda yerini alm─▒┼čt─▒r. O,  sistematize etti─či bu bilgi kuram─▒n─▒ sadece Kelam'a de─čil Tefsir ve F─▒k─▒h olmak ├╝zere di─čer alanlara da uygulamaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r.  Bu kuram─▒yla, Ak─▒l ve  Duyular'─▒n yan─▒s─▒ra Do─čru Haber'i, yani Peygamber'in vahiy olarak bize bildirdi─či Kur'an'─▒  bilgi kaynaklar─▒ aras─▒na dahil etmi┼čtir.
Yayg─▒n olan bir kanaate g├Âre, ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde akl─▒ en ├žok kullanan Mutezile'dir. Ancak M├ótur├«d├«'nin Kit├óbu't-Tevh├«d'i incelendi─činde bu kanaatin yanl─▒┼čl─▒─č─▒ anla┼č─▒lacakt─▒r. ├ç├╝nk├╝ M├ótur├«d├« d├Ânemine kadar yaz─▒lan ve bize ula┼čan Mutezil├« kaynaklar veya Mak├ól├ót t├╝r├╝ eserler kanal─▒yla bize gelen Mutezil├« g├Âr├╝┼člerde akla yap─▒lan vurgu ve akl├« temellendirmeler, Kit├óbu't-Tevh├«d'dekilerin yan─▒nda olduk├ža zay─▒f kalmaktad─▒r. Bu a├ž─▒dan onu, ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde ÔÇťTeolojik Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒nÔÇŁ ilk temsilcilerinden birisi, eserini de "bir teolojik felsefe klasi─či"  olarak kabul etmek yanl─▒┼č olmayacakt─▒r. Nitekim "dinin ├Â─črenilmesinde akl─▒ ve nakli iki ├Ânemli bilgi kayna─č─▒"  olarak g├Âren M├ótur├«d├«, kelam├« problemlerin ├ž├Âz├╝m├╝nde akla ve istidlale ├žok b├╝y├╝k ├Ânem vermekte ve ak─▒l y├╝r├╝tmenin gereklili─či konusunda ┼čunlar─▒ s├Âylemektedir: "─░nsan yarat─▒lm─▒┼člar─▒ y├Ânetmek yetene─či ile sivrilmi┼č, bu u─čurda g├╝├žl├╝klere g├Â─č├╝s germek, onlar i├žin aklen en elveri┼čli bulunan─▒ ara┼čt─▒rmak, iyi ve g├╝zel olanlar─▒ tercih edip bunlara ayk─▒r─▒ d├╝┼čenlerden sak─▒nmakla m├╝mtaz k─▒l─▒nm─▒┼čt─▒r. Bu hususlar─▒ bilmenin yolu ise nesne ve olaylar─▒ incelemek suretiyle akl─▒ kullanmaktan ibarettir, ba┼čka bir y├Ântem de mevcut de─čildir. Ayr─▒ca fevkalade durumlar─▒n ortaya ├ž─▒k─▒┼č─▒ ve ┼č├╝phelerin ├╝┼č├╝┼č├╝p geli┼či halinde herkesin s─▒─č─▒naca─č─▒ ┼čey tefekk├╝r ve istidlalden ibarettir. "   Her ne kadar E┼č'ar├«, Ehl-i S├╝nnet Kelam'─▒n─▒n kurucusu olarak takdim edilirse de, her iki yazar─▒n eserlerinin kelam├« d├╝zeyleri, ele ald─▒klar─▒ temel sorunlar ve  ele al─▒┼č bi├žimleri incelendi─činde, daha sonralar─▒ Ehl-i S├╝nnet Kelam'─▒ olarak kabul g├Âren g├Âr├╝┼člerin olu┼čmas─▒nda  M├ótur├«d├«'nin, E┼čÔÇÖar├«'den daha b├╝y├╝k rol oynad─▒─č─▒ anla┼č─▒lacakt─▒r. M├ótur├«d├«, Kelam├« g├Âr├╝┼člerini ele ald─▒─č─▒ eserinde Bilgi Kuram─▒ (Epistemoloji), ─░lahiyy├ót N├╝b├╝vvet, Ahiret,  ─░nsan fiilleri, Kaza ve Kader, B├╝y├╝k G├╝nah meselesi, ─░man ve ─░slam gibi konular─▒ akl├« ve nakl├« temellendirmeler ─▒┼č─▒─č─▒nda ortaya koymaktad─▒r. M├ótur├«d├«'nin bu eserinde di─čer Kelam eserlerinden farkl─▒ olarak, sadece Hil├ófet konusu  incelenmemi┼čtir. Her ne kadar Kit├óbu't-Tevh├«d'de yoksa da,   onun bu konudaki g├Âr├╝┼člerini, Te'v├«l├ót 'tan  ve onun di─čer eserlerinden yap─▒lan al─▒nt─▒lardan elde etmemiz m├╝mk├╝nd├╝r.  

8. Tefsirde Yeni Bir Yorumbilim Te┼čebb├╝s├╝
Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, kelamc─▒ ve fakih oldu─ču kadar ayn─▒ zamanda bir m├╝fessirdir. Kur'├ón, tarih boyunca pek ├žok ki┼či taraf─▒ndan tefsir edilmi┼čtir, bunlardan baz─▒lar─▒, tefsirlerini   genel olarak rivayet a─č─▒rl─▒kl─▒ yapt─▒klar─▒ i├žin bu t├╝r tefsir gelene─čine Rivayet Tefsiri, baz─▒lar─▒ da tefsirlerini akl├« yorumlara a─č─▒rl─▒k vererek yapt─▒klar─▒ i├žin, bu t├╝r tefsir gelene─čine de Dir├óyet Tefsiri denilmi┼čtir. M├ótur├«d├«, bu iki gelenek a├ž─▒s─▒ndan de─čerlendirildi─činde ak─▒lc─▒ tefsir gelene─činin ilk  temsilcilerinden birisi kabul edilebilir. Te'v├«l├ótu'l-Kur'├ón adl─▒ eserinin ba┼č─▒nda Tefs├«rÔÇÖle TeÔÇÖv├«l aras─▒nda bir ayr─▒m yaparak, e─čer bu k─▒s─▒m sonradan ilave edilmediyse,  bu iki kavrama kendinden ├Ânce y├╝klenmeyen anlamlar  y├╝klemi┼čtir. Ona g├Âre, Tefs├«r Allah'─▒n murad─▒n─▒n ne oldu─ču konusunda kesin bir fikir beyan etmektir. Te'v├«l ise, Allah'─▒n murad─▒n─▒n ne oldu─ču konusunda kesin h├╝k├╝m vermeksizin muhtemel olanlardan sadece birisini tercih etmektir. Birincisini Sahabe'ye ikincisi ise, sonraki nesillerden dinde fakih olanlara hasretmi┼čtir. Bu yapt─▒─č─▒ tevilleri sadece sahibini ba─člayan TeÔÇÖv├«lÔÇÖler olarak g├Ârm├╝┼č ve bunlar─▒ kutsalla┼čt─▒rma yoluna gitmemi┼čtir. TeÔÇÖv├«lÔÇÖe imkan tan─▒yabilmek i├žin, " Her kim  Kur'├ón hakk─▒nda kendi reyiyle bir ┼čey s├Âylerse ate┼čteki yerine haz─▒rlans─▒n"  hadisini " Her kim kendi reyiyle Kur'├ón'─▒ tefsir ederse, ate┼čteki yerine haz─▒rlans─▒nÔÇŁ ┼čeklinde alarak rey ile tefsir yap─▒lam─▒yaca─č─▒n─▒, ancak teÔÇÖv├«l yap─▒labilece─čini iddia etmi┼čtir.  ├ľyle san─▒yoruz ki, o, Eb├╗ Han├«fe'nin teÔÇÖv├«lle ilgili g├Âr├╝┼člerinden etkilenerek b├Âyle bir ayr─▒ma gitmi┼čtir. Eb├╗ Han├«fe'ye g├Âre, ayetlerden baz─▒lar─▒n─▒n tenz├«lÔÇÖiyle teÔÇÖv├«lÔÇÖi ayn─▒d─▒r, yani ayetin anlam─▒ a├ž─▒k ve se├žiktir, ne kadar teÔÇÖvil edilirse edilsin ayn─▒ anlam elde edilir; baz─▒s─▒n─▒n ise tenz├«l ve teÔÇÖv├«lÔÇÖi farkl─▒d─▒r. Ayetin lafz─▒ndan anla┼č─▒lan─▒n d─▒┼č─▒nda bir anlam─▒ vard─▒r, bu anlama teÔÇÖv├«l yoluyla ula┼č─▒l─▒r. Bu durumda ayetin tenz├«lÔÇÖi ve tevili farkl─▒la┼č─▒r. Tenz├«lÔÇÖi ve teÔÇÖvilÔÇÖi farkl─▒ olan bir ayetin teÔÇÖv├«lini inkar etmek ayeti inkar anlam─▒na gelmez.  Bu anlay─▒┼č, her bir insana akl─▒n─▒ kullanarak ve tutarl─▒ bir y├Ântem izleyerek Kur'├ón'─▒ anlay─▒p yorumlama hakk─▒ tan─▒maktad─▒r. Ancak belli y├Ântemlerle ger├žekle┼čtirilecek olan teÔÇÖv├«lde, Allah'─▒ ┼čahit g├Âsterme ve kendi g├Âr├╝┼člerini Allah'─▒n mutlak murad─▒ olarak takdim etmeye yer yoktur. M├ótur├«d├«'nin anlay─▒┼č─▒na g├Âre teÔÇÖvilde, mutlakl─▒k de─čil g├Ârecelilik s├Âz konusudur. Ayetleri teÔÇÖv├«l ederken dilsel analizlere, akl├« ve teolojik temellendirmelere ba┼čvurmas─▒ ve teÔÇÖv├«lde g├Âreceli─či ├Âne ├ž─▒karmas─▒ndan hareketle, onun ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde Anlambilim ve Yorumbilim'e kap─▒ aralayan ilk kimselerden oldu─čunu s├Âyleyebiliriz.  Yorumunda akla ve reye daha fazla bir n├╝fuz alan─▒ tan─▒makla birlikte, nadiren de olsa hadislere ve sahabe tefsirine de ba┼čvurmu┼čtur. Yaln─▒z ayetleri teÔÇÖvil ederken,  di─čer m├╝fessirlere k─▒yasla nadiren hadis kullanan M├ótur├«d├«, delil olarak kulland─▒─č─▒ hadisleri senediyle ve lafz─▒yla aynen nakletmek yerine mana olarak rivayeti tercih etmi┼čtir. Kit├óbu't-Tevh├«d'inden de anla┼č─▒ld─▒─č─▒ gibi, hadislerin ya da haberlerin s─▒hhati konusunda emin de─čilse, nadiren de olsa, "e─čer s├╝butu kesin ise"  ┼čeklinde ihtiyati ve itirazi  bir c├╝mle kullanm─▒┼čt─▒r.

9. Sufili─če Bak─▒┼č─▒
M├ótur├«d├«,  bilgi kaynaklar─▒ aras─▒nda ilham, kalbe do─čma (ke┼čif) ve sezgiye mutlak bilgi olarak yer vermemekte, bunlar─▒ bilgi kayna─č─▒ kabul edenlerin ┼čiddetle ele┼čtirmektedir.  Her ne kadar, ilk bak─▒┼čta ele┼čtirileri daha ├žok,  ilham ve sezgiyi  en g├╝venilir bilgi kayna─č─▒ olarak g├Âren  ─░slam ├Âncesi Sofistlere y├Ânelik ise de, asl─▒nda dolayl─▒ olarak d├Ânemindeki mistik e─čilimli ki┼čileri de i├žermektedir. M├ótur├«d├«, ilham ve sezgiye dayal─▒ bilgi elde etti─čini iddia edenlerin birbirinden farkl─▒ sonu├žlara ula┼čmas─▒na bakarak, b├Âyle bir bir iddiay─▒ ├želi┼čkili bulur. ├ç├╝nk├╝ e─čer bu bilginin kayna─č─▒ tek bir varl─▒k, yani Allah olsayd─▒ ortaya konulan din├« inan├žlar─▒n farkl─▒ olmamas─▒ ve ki┼čilerin birbirini nakzetmemesi gerekirdi. Di─čer taraftan bu bilginin do─črulu─čunu veya yanl─▒┼čl─▒─č─▒n─▒ ak─▒l veya kuraÔÇÖ yoluyla tayin etmek de m├╝mk├╝n de─čildir. Bu sebeple ilham ve ke┼čif, herkesin kabul edebilece─či bir bilgi veremez ve ger├že─če ula┼čt─▒rmaz.  Eserlerinde ilk d├Ânem mutasavv─▒flar─▒n─▒n g├Âr├╝┼člerine pek rastlanmaz. Bu y├╝zden  Suf├« Tabak├ót yazarlar─▒n─▒n ilgisini ├žekmemi┼č ve eserlerde onun hayat hikayesi yer almam─▒┼čt─▒r. Hanef├« Fukah├ó'n─▒n hayat hikayesini ele alan biyografik eserlerde  de, onun daha ├žok kelam ilmi / hakikat ilmi ile ilgili yeterlili─či ve kelamc─▒ ve fak├«h kimli─či ├Âne ├ž─▒kar─▒lm─▒┼čt─▒r. Eb├╗ Hafs en-Nesef├«'nin Tar├«hu Semerkand'─▒nda verdi─či bilgiye g├Âre, Gaziler Ribat'─▒nda " Eb├╗ Mans├╗r el-M├ótur├«d├«, kelam ilmini, Eb├╗'l-Hak├«m es-Semerkand├« ise hikmet ilmini ├Â─čretiyorlard─▒."   Ancak ayn─▒ belgede, Eb├╗ Mans├╗r'un H─▒z─▒r'─▒ g├Ârd├╝─č├╝, ondan yard─▒m istedi─či,  H─▒z─▒r'─▒n duas─▒ ├╝zerine Allah'─▒n ona hikmet ilmini verdi─či ve bununla sap─▒k f─▒rkalara galip geldi─či nakledilmektedir. Bu gibi rivayetler, T├╝rkler aras─▒ndaki H─▒z─▒r k├╝lt├╝ ile ilgili inan├žlardan kaynaklanm─▒┼č olabilir. Ayr─▒cac bu menkabev├« rivayetlerde bahsedilen bilginin  muhalif f─▒rkalarla m├╝cadele i├žin gereken t├╝rden bir bilgi oldu─ču anla┼č─▒lmaktad─▒r. Bunlar─▒n da onun suf├« y├Ân├╝nden ├žok kelam├« y├Ân├╝n├╝ ilgilendiren hakikat ilmi oldu─ču a├ž─▒kt─▒r. Kendi eserlerinde onun suf├« ki┼čili─čine dair ipu├žlar─▒na raslanmamakla birlikte sonraki Hanef├«-M├ótur├«d├« alimler, d├Ânemlerindeki suf├« atmosferden etkilenerek ona suf├« bir kimlik kazand─▒rmak istemi┼člerdir. ├ľrne─čin Pezdev├«'nin eserinde, babas─▒n─▒n dedesinden M├ótur├«d├«'nin baz─▒ kerametlerini nakletti─čine dair bilgi bulunmaktad─▒r.  Ancak bunlar─▒n do─čru olup olmad─▒─č─▒ ve neler oldu─ču di─čer kaynaklardan do─črulanmamaktad─▒r. Hatta baz─▒ kaynaklar, onun baz─▒ suf├« e─čilimli  ki┼čilerle tart─▒┼čt─▒─č─▒, onlara a─č─▒r ele┼čtirilerde bulundu─ču ve onlar─▒ yenilgiye u─čratt─▒─č─▒ konusunda ├Ânemli bilgiler vermektedir.  Bunlardan en me┼čhuru Eb├╗ Mans├╗r'un, evliyay─▒  nebilerden ├╝st├╝n tutan birisiyle yapt─▒─č─▒ tart─▒┼čmad─▒r.  Onun suf├« kimli─či ile ilgili kurgulardan baz─▒lar─▒ ise, salih kimselerin g├Ârd├╝─č├╝ r├╝ya yolu ile yap─▒lmaktad─▒r.  B├╝t├╝n bunlar S├╝nn├«li─čin Suf├«likle eklemlenmesi sonucu, M├ótur├«d├« i├žin de olu┼čturulmak istenen menkabev├« bir ki┼čilikle ilgili te┼čebb├╝slerden ibaret oldu─čunu san─▒yoruz. ├ç├╝nk├╝ onun eserlerinde akla yap─▒lan vurgu ve kullan─▒lan istidlaller Suf├« k├╝lt├╝r ├ževrelerinde kabul edilmeyen ve asla ba┼č vurulmayan t├╝rden  tamamen ak─▒lc─▒-hadar├« bir din s├Âylemi ├Âzelli─či ta┼č─▒maktad─▒r. Ancak bu durum, Semerkand ve Buhara'daki Hanef├«lerin, M├ótur├«d├«'nin ├Â─črencilerinin ve sonraki M├ótur├«d├«lerin  tamam─▒n─▒n, Suf├«li─če mesafeli durduklar─▒ ve onlar─▒ ele┼čtirdikleri anlam─▒na gelmez. Bilakis Belh, Nisabur ve Buhara'daki Hanef├«-M├ótur├«d├« ├ževreler aras─▒nda Suf├«lik son derece yayg─▒n ve etkili idi. ├ľrne─čin M├ótur├«d├« kelam ekol├╝n├╝n Buhara'daki temsilcilerinden olan ve M├ótur├«d├«'ye ak─▒lc─▒ kimli─čiyle referanslarda bulunan Eb├╗ ─░sh├ók ─░br├óh├«m b. ─░sm├ó├«l b. Eb├« Nasr es-Saff├ór el-Ens├ór├« el-V├óbil├«  el-Buh├ór├«, Z├óhid ve Suf├« birisi idi.

10. Siyas├« G├Âr├╝┼čleri:
M├ótur├«d├«'nin Kit├óbu't-Tevh├«d'inde ─░mamet k─▒sm─▒n─▒n bulunmay─▒┼č─▒ olduk├ža ├Ânemli sorular akla getirmektedir. Acaba M├ótur├«d├«, siyas├« baz─▒ endi┼čeleri ve d├Âneminin iktidar─▒ ile aralar─▒ndaki anla┼čmazl─▒k dolay─▒s─▒yla bu b├Âl├╝m├╝ yazmak istemedi mi, yoksa ├Âmr├╝ yazmaya  kafi gelmedi mi ? Yazd─▒ysa ┼čayet neden bize  ula┼čmad─▒ ? M├ótur├«d├«'nin pek ├žok konuda g├Âr├╝┼č belirtmesine ra─čmen Hil├ófet/─░m├ómet konusunda kendi eserlerinde ve M├ótur├«d├« edebiyatta yeterli bilgiye rastlanmamas─▒ son derece ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒d─▒r. Buna ra─čmen onun siyas├« konulardaki g├Âr├╝┼čleri hakk─▒nda tam bir sonuca varmak ancak TeÔÇÖvil├ót'─▒n yay─▒mlanmas─▒ ve ─░m├ómet konusunda Karmat├« ve ┼×i├«lere yazd─▒─č─▒ kay─▒p eserlerinin bulunmas─▒ndan sonra m├╝mk├╝nd├╝r. ├ç├╝nk├╝ TeÔÇÖvil├ót'ta " Allah'a, Resul├╝'ne ve Ul├╝'l-EmrÔÇÖe itaat  edin. "  ayetinin yorumunda Ul├╝'l-Emr'i Seriyye komutanlar─▒ ve Fak├«hler olarak yorumlama e─čilimindedir. Ayn─▒ yerde ┼×├«a'n─▒n ├Âzelde Ul├╝'l-Emr'i masum imamlar olarak yorumlamas─▒na, genelde de  ─░m├ómet nazariyesine cidd├« ele┼čtiriler y├Âneltmektedir.  Bu da onun TeÔÇÖvil├ót'ta konuyla ilgili di─čer ayetlerin yorumunda ├Ânemli bilgiler vermi┼č olabilece─čini akla getirmektedir. Bununla birlikte, gerek  onun kay─▒p eserlerinden, ├Âzellikle Mak├ól├ót'─▒ndan  al─▒nt─▒larda bulunan M├ótur├«d├« kaynaklarda gerekse de do─črudan ondan nakledilen rivayetlerde M├ótur├«d├«'nin siyas├« baz─▒ konularda son derece ├Ânemli bilgiler bulunmaktad─▒r. Bunlardan birisi " ─░m├ómetin  Kurey┼člili─či", di─čeri ise  hutbelerde zalim imamlara adil denilip denemeyece─či tart─▒┼čmalar─▒yla ilgili M├ótur├«d├«'nin g├Âr├╝┼člerini aktarmaktad─▒r.


a) Diy├ónet-Siy├óset ayr─▒m─▒:  " ─░m├ómlar─▒n Kurey┼čten olmas─▒" konusunda her mezhep, farkl─▒ g├Âr├╝┼čler ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r. Ancak M├ótur├«d├«, di─čerlerinden farkl─▒ olarak, diy├ónet-siy├óset ayr─▒m─▒na giderek bu rivayetteki Hil├ófetin Kurey┼č'e tahsisini, diy├óneten de─čil siyaseten do─čru oldu─čunu savunmu┼č ve bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ ┼č├Âyle a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r: Dini a├ž─▒dan, im├óm olacak ki┼činin ├Âncelikle  Allah'tan en ├žok sak─▒nan, insanlar─▒n problemlerini ├ž├Âzmede en basiretli ve onlar─▒n yarar─▒na olan ┼čeyleri en iyi bilen birisi olmas─▒ g├Âzetilmeli ve bu ┼čartlar─▒ ta┼č─▒yan kim olursa olsun im├ómet ona verilmelidir. ├ç├╝nk├╝ Allah'─▒n kitab─▒ b├Âyle istemektedir: " .... Muhakkak ki Allah yan─▒nda en de─čerliniz, Ondan en ├žok sak─▒nan─▒n─▒zd─▒r. .."   Mal ve m├╝lk├╝n emanet edildi─či ki┼čiler, bu g├Ârevi takva vasf─▒ ile yerine getirebilirler. Bu sebeple, bu konuda  diy├ónet a├ž─▒s─▒ndan g├Âzetilmesi gereken ┼čey takvad─▒r.  ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki M├ótur├«d├«'ye g├Âre, ─░m├ómlar─▒n Kurey┼čÔÇÖten olmas─▒ fikri, ister Peygamberin s├Âz├╝ olsun ister sahabe b├Âyle istemi┼č olsun, bu din├« olmaktan ├žok siyas├« ve sosyolojik bir tercihtir. B├Âyle bir tercihi  iki ├Ânemli sebebe dayand─▒rmaktad─▒r. Birincisi, ─░m├ómet din├« bir y├Ân├╝ olmakla beraber ayn─▒ zamanda idar├« ve siyas├« bir konudur. Bu y├╝zden im├óm olacak ki┼činin takvan─▒n yan─▒s─▒ra  k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝r├╝lmemi┼č ve nefret edilmeyen bir nesebe mensup olmas─▒na ihtiya├ž vard─▒r. Ayr─▒ca Kur'├ón Kurey┼č leh├žesiyle inmi┼čti. Bu y├╝zden, im├ómet, s├╝rekli olarak bu g├Ârevi ellerinde tutan ve sayg─▒nl─▒─č─▒yla tan─▒nan  Kurey┼č kabilesine tahsis edildi. Di─čer taraftan, soy ve nesebin, insanlar─▒ iyi ve g├╝zel davran─▒┼člara sevkeden, k├Ât├╝ ve ├žirkin davran─▒┼člardan uzak tutan ┼čeylerden biri oldu─ču da bir ger├žektir.  B├Âyle ki┼čiler emaneti daha iyi koruyabilirler.  Diy├ónet ve Siy├óset konusunda ┼ču iki hususun g├Âzetilmesi gerekir. Siyas├« yetki k─▒rallar─▒n elindedir, diy├ónet yetkisi ise Nebilerin elindedir. Durum b├Âyle olunca Diy├ónet / N├╝b├╝vvet, o i┼či y├╝r├╝tebilecek ki┼čiye verilir; ─░dare ve siy├óset ise halk aras─▒nda sayg─▒nl─▒─č─▒ ile ├Âne ├ž─▒kan ┼če├žkin kabileye / kavme verilir. ─░kincisi, alimler evlilik ve nikah konusunda Kurey┼č'i  di─čer kabile ve soylardan ├╝st├╝n g├Ârd├╝ler. Ba┼čkalar─▒n─▒ bu konularda onlara denk g├Ârmediler. Bu sebeplerden dolay─▒  Resulullah, onlara bu ┼čekilde davrand─▒. Hil├ófetin durumu da ayn─▒ ┼čekildedir.  M├ótur├«d├«'nin  Diy├ónet-Siy├óset ayr─▒m─▒ yapmas─▒ ve birincisini Peygamberlere, ikincisini ise k─▒ral/meliklere tahsis etmesi, d├Ânemine kadar konuyla ilgili yap─▒lm─▒┼č  tart─▒┼čmalar ve ileri s├╝r├╝len g├Âr├╝┼člerle mukayese edildi─činde son derece ilgin├žtir.  Buradan hareketle Peygamberin diy├ónet/n├╝b├╝vvet  g├Ârevinin, Allah taraf─▒ndan kendisine verilmi┼č bir g├Ârev iken, devlet ba┼čkanl─▒─č─▒n─▒n ilah├« bir misyon gere─či olmay─▒p Kurey┼č'e mensubiyeti dolay─▒s─▒yla kendi siyas├« tercihi oldu─ču s├Âylenebilir.  


b) ÔÇťZulme adalettirÔÇŁ demek inanan─▒ dinden ├ž─▒kar─▒r: M├ótur├«d├«'nin bu konudaki g├Âr├╝┼čleri, Eb├╗ ─░sh├ók ─░br├óh├«m b. ─░sm├ó├«l es-Saff├ór el-Buh├ór├«'nin Mes├óil adl─▒ eserinde nakledilmektedir. Eb├╗ ─░sh├ók,  bu g├Âr├╝┼č├╝ bizzat ondan duymu┼č gibi nakletmektedir. Halbuki 534/1139 y─▒l─▒nda  y─▒l─▒nda vefat eden Eb├╗ ─░sh├ók es-Saff├ór el-Buh├ór├«, M├ótur├«d├«'den 200 y─▒l sonra ya┼čam─▒┼čt─▒r. Ondan do─črudan rivayette bulunmas─▒, bu g├Âr├╝┼č├╝n ona aidiyeti konusunda cidd├« ┼č├╝pheler uyand─▒rmaktad─▒r. Bununla birlikte ilk bak─▒┼čta M├ótur├«d├«'nin genel anlay─▒┼č─▒na ters d├╝┼č├╝yor gibi g├Âr├╝nse de,  onun iman-amel ayr─▒m─▒ konusundaki g├Âr├╝┼čleri dikkate al─▒nd─▒─č─▒nda sorun ├ž├Âz├╝lmekte ve ne demek istedi─či daha iyi anla┼č─▒lmaktad─▒r. Burada  zul├╝m i┼čleyen bir sultan, i┼čledi─či g├╝nah─▒ dolay─▒s─▒yla  tekfir edilmemekte, zulm├╝ adalet olarak kabul ederek zalim sultana adildir diyen kimse tekfir edilmektedir.  M├ótur├«d├«'ye g├Âre, amelleri terk etmek veya g├╝nah i┼člemek ki┼čiyi dinden ├ž─▒karmaz, ancak kesin naslarla haram olan bir ┼čeye helal demek veya onun haraml─▒─č─▒n─▒ inkar etmek dinden ├ž─▒kar─▒r.  ├ç├╝nk├╝ burada haram olan zulm├╝ adalet kabul ederek helal g├Âstermek s├Âz konusudur. Bu y├╝zden M├ótur├«d├«  zalim bir devlet ba┼čkan─▒n─▒ hutbelerde  adil olarak sunan  ve onlara Allah i├žin kullan─▒labilecek baz─▒ isimler ve k├╝nyeler veren imamlar─▒ ┼č├Âyle ele┼čtirmektedir. " Baz─▒ filleri zul├╝m olan bir sultana adil diyen kafir olur. Dolay─▒s─▒yla bu isim sultana, ancak b├╝t├╝n davran─▒┼člar─▒nda mutlak olarak adil oldu─ču ve hi├ž bir ┼čekilde zulmetmedi─či zaman kullan─▒labilir. Fakat baz─▒ fiilerinde zul├╝m ve haks─▒zl─▒k yapm─▒┼čsa, buna ra─čmen o ki┼čiyi mutlak adil olarak isimlendirmek zul├╝m ve adaletsizli─če adalet ad─▒n─▒ vermek ve ona raz─▒ olmak anlam─▒na gelir ki bu fikri benimseyen  dinden ├ž─▒km─▒┼č olur.  ┼×ehin┼čah ├╝nvan─▒ ise, ancak Allah i├žin kullan─▒labilir. Ondan ba┼čkas─▒na asla kullan─▒lmaz. Kullar─▒n b├Âyle isimlendirilmesi kesinlikle do─čru de─čildir. ├ťmmetlerin Koruyucusu/ Maliki s├Âz├╝ de yalandan ibarettir. ├ç├╝nk├╝ "├╝mmetler" kelimesi, ins, cin, melaike ve di─čer canl─▒lar─▒ kapsayan bir kelimedir. Bu tan─▒mlama da, sadece Allah i├žin yap─▒labilir. "Yery├╝z├╝n├╝n Sultan─▒" ve benzeri tan─▒mlamalara gelince, bu da yaland─▒r. ├ç├╝nk├╝ hi├ž bir durumda yalan s├Âylemek caiz de─čilken, Cuma hutbesinde Hil├ófet konusunda b├Âyle bir yalan nas─▒l caiz olabilir. E─čer i├žinden aksini d├╝┼č├╝n├╝yor da diliyle bunu s├Âyl├╝yorsa, o ki┼činin Allah taraf─▒ndan ba─č─▒┼članaca─č─▒ ├╝mit edilir."
Eb├╗ ─░sh├ók'tan yapt─▒─č─▒m─▒z al─▒nt─▒lar do─čruysa, M├ótur├«d├«'nin d├Ânemindeki zul├╝m ve haks─▒zl─▒k yapan halifeleri dolayl─▒ olarak ele┼čtirdi─či anla┼č─▒lmaktad─▒r. Kaynaklarda onun resm├« yetkililerle olan m├╝nasebetleri konusunda cidd├« bilgi bo┼čluklar─▒ bulunmaktad─▒r. ├ľyle g├Âr├╝n├╝yor ki, Eb├╗ Han├«fe gibi o da resm├« g├Ârevler ├╝stlenmekten ka├ž─▒nm─▒┼čt─▒r. Kaynaklarda ad─▒n─▒n ├žok├ža ge├žmemesinin sebeplerinden birisi bu olabilir. Hatta o,  resm├« g├Ârevlilerle yak─▒n temas i├žerisinde olan ve katiplik yapan Eb├╗'l-K├ós─▒m el-KaÔÇÖb├«'yi, bu ili┼čkileri dolay─▒s─▒yla ele┼čtirmi┼č ve ┼č├Âyle demi┼čtir:  " E─čer lanet edilmeye hak kazanm─▒┼č birisi varsa yukar─▒daki iddian─▒n sahibi buna en  m├╝nasip g├Âr├╝nen olmal─▒d─▒r, ├ž├╝nk├╝ onun f─▒sk niteli─či ta┼č─▒yan filler i┼čledi─či ve zalim devlet adamlar─▒yla ili┼čki i├žinde bulundu─ču bilinmektedir.... "   M├ótur├«d├«'nin zul├╝m ve haks─▒zl─▒k yapan sultanlar ve onlar─▒n resm├« g├Ârevlileriyle ili┼čkilerinin iyi olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âsteren bir ba┼čka olay da Eb├╗'l-Hasan er-R├╝st├╝─čfen├«'nin Fev├óid adl─▒ eserinde nakledilmektedir. Buna g├Âre, d├Ânemin sultan─▒n─▒n  g├Ârevlilerinden birisi M├ótur├«d├«'nin ├Â─črencilerinden birinin evine yerle┼čir. ├ľ─črencisi bu durumu M├ótur├«d├«'ye ┼čikayet eder. Bunun ├╝zerine M├ótur├«d├«,  bu ki┼činin ├Â─črencisinin evini bo┼čaltmas─▒ i├žin Sultan'a bir el├ži g├Ânderir, ancak Sultan olumsuz cevap verir. Rivayete g├Âre M├ótur├«d├«, evi i┼čgal eden ki┼čiye bedduada bulunur,  bunun sonucunda bu ki┼či hastalan─▒r ve evi bo┼čalt─▒r.   Bu rivayetler, M├ótur├«d├«'nin d├Ânemindeki siyas├«lerle ili┼čkisi konusunda yeterli bilgi vermemekle birlikte onlarla ili┼čkilerinin problemli oldu─ču ve resm├« g├Ârevler ├╝stlenmedi─či konusunda baz─▒ ipu├žlar─▒ vermektedir.

11. Bilgi Kuram─▒
M├ótur├«d├«,  bilginin neli─či, bilginin imkan─▒, de─čeri, bilgi edinme yolllar─▒, bilginin nas─▒l meydana geldi─či ve  dini bilginin mahiyeti gibi bug├╝n Bilgi Sosyolojisi, Felsefe ve Din Felsefesi'nin temel konular─▒ aras─▒nda yer alan  son derece ├Ânemli problemleri tart─▒┼čan ve ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde kendine has bir Bilgi Kuram─▒ olu┼čturan ilk ki┼čidir. ├ťstelik bu bilgi kuram─▒n─▒ esas alarak  ba┼čta kelam olmak ├╝zere F─▒k─▒h ve Tefsir alan─▒nda ├Ânemli eserler ortaya koymu┼čtur. M├ótur├«d├«ÔÇÖnin bu kuram─▒n─▒n kaynaklar─▒, duyular, haber ve ak─▒ldan olu┼čmaktad─▒r. Gerekli ┼čartlar─▒ ta┼č─▒d─▒klar─▒ s├╝rece, bu ├╝├ž yoldan birisiyle veya ├╝├ž├╝ birlikte elde edilen bilgi kesin bilgi olup inkar─▒ imkans─▒zd─▒r. Bu bilgi vas─▒talar─▒n─▒n, her birinin kendine ait ayr─▒ bir nesne grubu vard─▒r. Bununla birlikte, bazan ayn─▒ nesne grubu, iki farkl─▒ bilgi kayna─č─▒n─▒n konusu olabilmektedir.  
Eserleri incelendi─činde, M├ótur├«d├«'nin b├Âyle bir bilgi kuram─▒n─▒ Kur'├ón'dan hareketle olu┼čturdu─ču anla┼č─▒lmaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ M├ótur├«d├«, " Siz, hi├ž bir ┼čey bilmezken Allah, sizi analar─▒n─▒z─▒n karn─▒ndan ├ž─▒kard─▒; ┼č├╝kredesiniz diye size kulaklar, g├Âzler ve kalpler verdi."    ayetinde ge├žen " g├Âz" kelimesini ┼čekil ve renkleri birbirinden ay─▒ran, "kulak" kelumesini sesleri i┼čitip ve ne oldu─čunu belirleyen,  "kalpler"i ise g├Âzle g├Âr├╝lmeyen ve kulakla tespit edilemeyen, ki┼činin lehine ve aleyhine olacak ┼čeyleri belirlemeye yarayan bir ┼čey olarak a├ž─▒klamaktad─▒r.   Verilen bu bilgilerden ve Kit├óbu't-Tevh├«d'deki a├ž─▒klamalardan, nesnelerin (┼čeylerin) bilgisisini elde etmeye yarayan  g├Ârme,  duyulara; i┼čitme, habere; kalp de, akla kar┼č─▒l─▒k kullan─▒ld─▒─č─▒ ve haberle ilgili bilginin do─črulu─ču ise be┼č duyudan birisi olan i┼čitme duyusuna dayand─▒r─▒ld─▒─č─▒ anla┼č─▒lmaktad─▒r.
M├ótur├«d├«'nin bilgi kuram─▒nda  bilgi edinme yollar─▒ olarak g├Ârd├╝─č├╝ duyular, ak─▒l ve haber ├╝zerinde k─▒saca durmak  istiyoruz:

A) Duyular (ÔÇśIy├ón)
M├ótur├«d├«, duyulara kar┼č─▒l─▒k ÔÇÖ─▒y├ón ve hav├ós kavramlar─▒n─▒ kullan─▒r.  Ancak  anlam bak─▒m─▒ndan hav├ós daha dar, ÔÇś─▒y├ónÔÇÖ─▒ daha geni┼čtir. Hav├ós, sadece be┼č duyuya kar┼č─▒l─▒k kullan─▒l─▒rken, " ÔÇś─▒y├ón, hem be┼č duyu, hem de i├ž duyu ve i├žg├Âzlemi ifade etti─či gibi, ayr─▒ca hayvanlar─▒n duyu ve i├žg├╝d├╝lerini de ifade etmektedir."   ─░nsanlar─▒n yarat─▒klar─▒ ve nesneleri idrak edi┼či,  tatma, i┼čitme, g├Ârme, dokunma ve koklama olmak ├╝zere  be┼č duyu yoluyla olu┼čur. ─░nsanlar─▒n duyularla elde etti─či bu bilgiye duyu bilgisi denir. Ancak duyular─▒n bilgisi, yarat─▒lm─▒┼č nesneler"   ve " i├ž d├╝nyam─▒zda meydana gelen b├╝t├╝n ruhsal objeler"   hakk─▒nda ge├žerli olmakla birlikte onlar─▒n alg─▒lama kapasiteleri s─▒n─▒rl─▒d─▒r. Duyu bilgileri, her bir duyunun, kendine has duyu objeleriyle ilgili oldu─ču ve duyu organlar─▒n sa─člam oldu─ču takdirde do─črudur ve ba─člay─▒c─▒d─▒r. M├ótur├«d├«, duyular─▒n kendine has bilgi alanlar─▒ aras─▒nda d├╝nya ve i├žindeki varl─▒klar─▒, g├Âk cisimleri; g├Âzle g├Âr├╝len yarat─▒lm─▒┼č di─čer fiziksel varl─▒klar; lezzet, zevk ve ┼čehvet; ac─▒, hayret; a├žl─▒k ve susuzluk, sesler ve renkler; cisimlerin hareketi, s├╝kunu, birle┼čmesi, da─č─▒lmas─▒, ┼čekli ve g├Âr├╝nt├╝s├╝ gibi  ┼čeyleri saymaktad─▒r.   Daha sonraki M├ótur├«d├«ler, verilen bilginin sa─člam olabilmesi amac─▒yla duyu organlar─▒ i├žin " Sa─člam Duyular" kavram─▒n─▒ kullanm─▒┼člard─▒r.

B) Haber
M├ótur├«d├«'ye g├Âre haber, i├žinde yanl─▒┼č olmas─▒ veya yalan bulunmas─▒  muhtemel s├Âz demektir.Bu sebeple, kendisine haber verilen bir kimsenin verilen haberin do─čru veya yalan oldu─ču kesinle┼činceye kadar onu  do─črulamamas─▒ veya yalanlamamas─▒ gerekir.   ─░nsanlar─▒n sahip oldu─ču pek ├žok bilginin kayna─č─▒ haber oldu─ču i├žin, onun bir bilgi kayna─č─▒ oldu─ču kesindir. ├ľrne─čin, d├╝nyadaki h├╝k├╝mdarlar─▒n y├Ânetimi, d├╝zene koymak istedikleri i┼čleri, ris├ólet ve hikmet iddias─▒nda bulunanlar ve sanat erbab─▒ ile ilgili bilgi kayna─č─▒ duyular ve ak─▒l de─čil haberdir.  Ayr─▒ca emir ve yasaklar, ├Âzendirme ve sak─▒nd─▒rma ( Va'd ve Vaid); m├╝bah ve haram , ve benzeri ┼čeyler de haber i├žerisnde g├Âsterilmektedir . Her ├že┼čit haber, M├ótur├«d├«'nin ÔÇťhaberÔÇŁ olarak tan─▒mlad─▒─č─▒ kavram─▒n i├žeri─čine girmektedir. ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki, o, kesin bilgiye kaynakl─▒k eden Haber'le, sadece Kur'├ón ve S├╝nnet'i de─čil ge├žmi┼č hakk─▒nda veya her hangi bir ┼čey hakk─▒nda bilgi veren her t├╝rl├╝ do─čru haberi (semi'/nakil) kastetmektedir.  
Baz─▒ ara┼čt─▒rmac─▒lar, M├ótur├«d├«'nin genelde habere, ├Âzelde hadis ve s├╝nnete bak─▒┼č a├ž─▒s─▒n─▒ di─čer M├ótur├«d├«lerle birlikte ele ald─▒klar─▒ i├žin onun bu konudaki ├Âzg├╝n fikirlerini ortaya koymakta zorlanmaktad─▒rlar. Genel olarak M├ótur├«d├«lerin hadis anlay─▒┼č─▒n─▒ ele almak yerine, sadece kendi eserlerinden hareketle M├ótur├«d├«'nin habere ve onun i├žerisinde hadise yakla┼č─▒m─▒n─▒ incelemek, meselenin ayd─▒nlat─▒lmas─▒nda daha yararl─▒ olacakt─▒r. Asl─▒nda M├ótur├«d├«,  di─čer bilginlerden farkl─▒ olarak ve ├Âzg├╝n bir s─▒n─▒fland─▒rmayla haberi ├╝├že ay─▒rm─▒┼č g├Âr├╝nmektedir:

1) Res├╗l├╝n Haberi ( Haberu'r-Res├╗l)
M├ótur├«d├«, haberlerin  bilgi kayna─č─▒ olarak kabul edilmesinin aklen zorunlulu─čunu ortaya koyduktan sonra, Hz. Peygamber'in Allah'tan getirdi─či  haberin de benimsenmesinin zorunlulu─čundan bahseder. ├ç├╝nk├╝ Peygamber'in Allah'tan getirdi─či haberler, do─čru haberlerdir ( haber-i sad─▒k)  ve Peygamberlerin do─čruluklar─▒n─▒ kan─▒tlayan mucizelere sahip olmalar─▒ dolay─▒s─▒yla  onlar─▒n haberlerinin inkar edilmeleri m├╝mk├╝n de─čildir. Dolay─▒s─▒yla onlar─▒n getirdikleri haberin do─črulu─ču ak─▒l taraf─▒ndan do─črulanm─▒┼čt─▒r. Zaten M├ótur├«d├«, hangi haber olursa olsun do─čru ve yalan olu┼čunun  ak─▒l yoluyla tespit edilebilece─čini s├Âylemi┼čtir.  B├Âyle bir haberi inkar eden, kibri, inat├ž─▒l─▒─č─▒ ve zorluk ├ž─▒karmak istemesi dolay─▒s─▒yla inkar eder. Res├╗l├╝n haberi ile ilgili a├ž─▒klamalar─▒ndan, kastetti─či ┼čeyin vahiy / Kur'├ón oldu─ču a├ž─▒kt─▒r. O, Kur'├ón'─▒ akl├« bir mucize olarak g├Ârmektedir.   ├ç├╝nk├╝ Kur'├ón Hz. Peygamber taraf─▒ndan insanlara tebli─č edildi─či vakit, o d├Ânemin bela─čat├ž─▒lar─▒, hakimleri, ┼čairleri ve dilcilerine meydan okumu┼čtur ve hi├ž kimse onun bir benzerini getirmeye muvaffak olamam─▒┼čt─▒r. Bu anlamda Kur'├ón, akl├« bir mucize olup mutlak ve do─čru bilgiyi i├žermektedir. Bundan dolay─▒, ona g├Âre,  KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n d─▒┼č─▒ndaki ÔÇťakl├« delillere ve Kur'an'a ayk─▒r─▒ olan her haber reddedilmelidir.ÔÇŁ

2) Res├╗lden Gelen Haber (Haber mine'r-Res├╗ll):
Asl─▒nda b├╝t├╝n haberler i├žin, ahad ve m├╝tevatir haber ayr─▒m─▒ yapmak m├╝mk├╝n olmakla beraber, bu s─▒n─▒fland─▒rma M├ótur├«d├«ÔÇÖnin sisteminde, ÔÇťRes├╗lden gelen haberlerÔÇŁ i├žin yap─▒lmaktad─▒r.

a) M├╝tevatir Haberler
M├ótur├«d├«, m├╝tevatir haber i├žin kendinden ├Ânceki alimlerden ve hadis├žilerden farkl─▒ bir tan─▒m geli┼čtirmi┼čtir. Ondan ├Âncekiler, yalan ├╝zerinde ittifaklar─▒ m├╝mk├╝n olmayan say─▒daki ki┼čilerin Peygamberden rivayet ettikleri haberleri m├╝tevatir haber olarak tan─▒mlam─▒┼člard─▒r. M├ótur├«d├« ise, m├╝tevatir haberi, yan─▒lmalar─▒ ve yalan s├Âylemeleri muhtemel bulunan ki┼čiler yoluyla Peygamberden  bize ula┼čan haberler  olarak tan─▒mlamaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ onlar, Peygamberler gibi do─čruluk ve masumiyetlerini belirleyecek her hangi bir delil ve belgeye sahip de─čillerdir. E─čer haberin yalan olmas─▒na hi├ž bir ┼čekilde ihtimal verilmiyorsa, bu haber Peygamberin haberi gibidir.   

b) Ahad Haberler
M├ótur├«d├«, ahad haberi, ba─člay─▒c─▒ bir bilgi olma konusunda ve Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed'den geldi─či konusunda m├╝tevatir hadisler derecesine ├ž─▒kamayan ve kesin tan─▒kl─▒k edilemeyen haberler olarak tan─▒mlamaktad─▒r. Ancak ravilerin durumlar─▒n─▒  etrafl─▒ca incelemek,  muhtevas─▒n─▒ ara┼čt─▒rmak ve kesin bir nasla kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒lmas─▒ ┼čart─▒yla ahad haberle amel edilmesi gerekir. Bu i┼člemlerden sonra, a─č─▒r basan duruma g├Âre ya kabul edilir veya terkedilir. Ame her hal├╝karda bu t├╝r haberlerin do─črulu─ču ┼č├╝phelidir.   Bu y├╝zden Ahad haberlerin kesin bilgi ifade etmedi─či ve itikad├« konularda kullan─▒lam─▒yaca─č─▒ fikri, pek ├žok kelamc─▒ taraf─▒ndan kabul g├Ârm├╝┼čt├╝r. M├ótur├«d├« de, ilmi amel ilmi ( ÔÇśilm├╝ÔÇÖl-amel) ve ┼čehadet ilmi ( ÔÇśilm├╝ÔÇÖ┼č-┼čeh├óde) olarak ikiye ay─▒rmakta  ve ahad haberlerin itikad├« (┼čeh├ódet) konularda de─čil amel├« konularda bilgi de─čeri ta┼č─▒d─▒─č─▒n─▒ savunmaktad─▒r.

3) Genel Haberler
Bu s─▒n─▒fa giren haber t├╝rleri tarih, co─črafya, neseb, sanat, siyaset, dil ve di─čer konularla ilgili bilgi veren haberlerdir. Bu t├╝r do─čru haberler, insanlar i├žin ├Ânemli bir bilgi kayna─č─▒d─▒r.Genel haber bilgisinin alan─▒na giren ve hakk─▒nda sadece haberle bilgi edinebilece─čimiz pek ├žok konu bulunmaktad─▒r:  Ki┼činin soyu ve ismi, mahiyeti, sahip oldu─ču cevherinin ad─▒, di─čer varl─▒klar─▒n isimleri, insan─▒n hayatta kalmas─▒na veya ├Âl├╝m├╝ne sebep olacak ┼čeyler,  eczac─▒l─▒k,  ak─▒llar─▒n tek ba┼člar─▒na kavrayamad─▒klar─▒ iyilik ve k├Ât├╝l├╝kler  ; insan─▒n cins, fas─▒l ve nevileri; t─▒p, diller, sanatlar, sava┼člar ve benzeri hususlar ve benzeri ┼čeyler . Her zaman bu t├╝r bilgilerden insanlar faydalanm─▒┼člar ve bu malzeme ├╝zerine ├že┼čitli bilim dallar─▒ geli┼čtirmi┼člerdir.    

C) Ak─▒l
M├ótur├«d├«, kelam├« konular─▒ temellendirirken ve f─▒kh├«  problemleri ├ž├Âzerken s─▒k s─▒k akla, istidlale, nazara, ictihada ve k─▒yasa ba┼čvurmaktad─▒r. Ona g├Âre, dinin ├Â─črenilmesinde ve din├« bilgiye ula┼čmada  iki temel kaynaktan birisi ak─▒l, di─čeri  haber (Semi)'dir.   Her  ne kadar din├« bilginin kayna─č─▒n─▒ ikiye indiriyor g├Âr├╝nmekte ise de,  bu konuyu do─črudan analiz etti─či "Bilgi Edinme Yollar─▒" k─▒sm─▒nda nesne ve olaylar─▒n hakikat─▒n─▒n  idrak/duyular (─▒yan), haber ve ak─▒lla (nazar) bilinebilece─čini savunarak bilgi kaynaklar─▒n─▒ ├╝├že ├ž─▒kar─▒r.  Ancak onun eserlerinde sonraki kelam kitaplar─▒nda rastlanan akl─▒n tan─▒m─▒ ve mahiyeti ile ilgili felsefi tart─▒┼čmalara raslanmamaktad─▒r. Ak─▒l, daha ├žok g├Ârevleri itibariyle tan─▒mlanmaktad─▒r.  Buna g├Âre, ak─▒l ve nazar, yararl─▒ ve zararl─▒ olan─▒ birbirinden ay─▒ran bir vas─▒tad─▒r.  M├ótur├«d├«'nin bilgi kuram─▒nda, ak─▒l sadece din├« bilginin kayna─č─▒ de─čil ayn─▒ zamanda genel bilginin ve ahlak├« bilginin de kayna─č─▒d─▒r.
M├ótur├«d├«, akl─▒ di─čer iki bilgi kayna─č─▒n─▒n sa─člad─▒─č─▒ bilgilerin do─črulu─čunu tespitte ├Ânemli bir ├Âl├ž├╝t olarak g├Ârmekte ve bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ ┼ču ┼čekilde temellendirmektedir: Akl─▒ ve ak─▒l y├╝r├╝tmeyi ├╝├ž ┼čey gerekli k─▒lmaktad─▒r. Birincisi, gerek duyu yoluyla gerekse haber oluyla bilgi edinirken ak─▒l y├╝r├╝tmek gereklidir. Duyulardan uzak olan ┼čeylerin, yahut  ├žok k├╝├ž├╝k hacimli olup g├Âzle g├Âr├╝lemeyen nesnelerin belirlenmesinde duyular yetersiz kald─▒─č─▒ i├žin ak─▒l y├╝r├╝tmeye ihtiya├ž vard─▒r. Di─čer taraftan  haberin yan─▒lma ihtimali bulunan veya bulunmayan t├╝r├╝ne dahil oldu─čunu belirlemek, peygamberlerin mucizeleriyle sihirbaz ve di─čerlerinin g├Âz ba─čc─▒l─▒─č─▒n─▒n ay─▒rdedilmesi, ba┼čka bir ifadeyle mucizelerin mucize olmayan davran─▒┼člardan ay─▒rdedilmesi i├žin de ak─▒l y├╝r├╝tmeye ihtiya├ž vard─▒r. Allah, kendi kat─▒ndan oldu─ču harikulade delillerle sabit olmu┼č Kur'├ón ve di─čer ┼čeyleri  bu ak─▒l y├╝r├╝tme y├Ântemine ba─čl─▒ olarak delillendirmi┼č ve pek ├žok ayette  insanlar─▒n,  ger├že─če ula┼čt─▒ran ve do─čru yolu g├Âsteren  akl─▒ kullanmas─▒n─▒ ve akl├« temellendirmeye ba┼čvurmas─▒n─▒ emretmi┼čtir.  ─░kincisi, M├ótur├«d├«, e┼čyan─▒n g├╝zelliklerini ve ├žirkinlikleri, insanlar─▒n fiillerinin iyi veya k├Ât├╝ olu┼ču konusunda- duyular─▒n alg─▒lay─▒┼č─▒ ve haberlerin bildirmesi s├Âz konusu olsa dahi-  ger├že─čin a├ž─▒─ča ├ž─▒kar─▒labilmesi i├žin her konuda ak─▒l y├╝r├╝tmek  ve tefekk├╝r gerekti─čini ve bu konularda niha├« bilgiye sadece ak─▒lla ula┼č─▒labilece─čini iddia etmi┼čtir.   ├ť├ž├╝c├╝s├╝ Allah'─▒n ve onun emirlerini bilmek de ancak istidlalle bilinebilecek kesb├«-irad├« (araz) bir olgudur.
M├ótur├«d├«, akla ├Ânemli bir fonksiyon y├╝klemekle birlikte, haber ve duyular─▒n oldu─ču gibi onun da bilgi elde edebilme g├╝├ž├╝ ve alan─▒n─▒n s─▒n─▒rl─▒ oldu─čunu kabul eder. Ancak o, akl─▒n s─▒n─▒rl─▒ olu┼čunu, e┼čyay─▒ b├╝t├╝n y├Ânleriyle ve her ┼čeyi  teferruat─▒yla bilemiyece─čini, ontolojik a├ž─▒dan analiz ederek sonradan yarat─▒lm─▒┼č olmas─▒na, bir tak─▒m ar─▒zalar isabet etmesine veya inceledi─či konunun ├žok karma┼č─▒k olmas─▒na ba─člamaktad─▒r.   Dolay─▒s─▒yla bu durumlarda "ak─▒llar─▒n tek ba┼č─▒na kavrayamad─▒klar─▒  iyiliklerle k├Ât├╝l├╝klerin duyu ve haber yoluyla ├Â─črenilmesi, ancak "alg─▒layanlar─▒n " konu┼čmas─▒ ve di─čerlerinin de kulak verip dinlemesi ile m├╝mk├╝n olur."   Ama bu durum  akl─▒, b├╝t├╝n├╝yle, g├╝venilir ve do─čru bilgiye ula┼čt─▒ran bir kaynak olmaktan ├ž─▒karmaz. Bu y├╝zden M├ótur├«d├«, ak─▒l y├╝r├╝tmeyi reddeden kimseyi,  akla ba┼čvurarak akla kar┼č─▒ ├ž─▒kt─▒─č─▒ ve istidlale ba┼čvurulmas─▒ haber veya idrakle yasaklanan hi├ž bir konu bulunmad─▒─č─▒ i├žin k─▒s─▒r d├Âng├╝ yapmakla ve tenakuza d├╝┼čmekle su├žlamaktad─▒r.
Akl─▒ Allah'─▒n bir emaneti olarak g├Âren M├ótur├«d├«, d├╝┼č├╝nen ve akl─▒n─▒ kullanan bir insan─▒n hangi konuda ve hangi ┼čartlarda olursa olsun sonu├žta karl─▒ ├ž─▒kaca─č─▒n─▒ s├Âyleyerek d├╝┼č├╝nme sonucunda akla gelebilecek fikirlerinin, pragmatik a├ž─▒dan sahibine sa─člayaca─č─▒ ├╝├ž faydadan bahseder:
a) Onun d├╝┼č├╝ncesi ya kendini, yarat─▒lm─▒┼č oldu─ču ve iyi davran─▒┼č─▒na m├╝kafat, k├Ât├╝ davran─▒┼č─▒na ise ceza ile kar┼č─▒l─▒k veren bir yarat─▒c─▒s─▒n─▒n bulundu─ču ┼čuuruna erdirecektir; bu sebeple ki┼či yarat─▒c─▒s─▒n─▒n gazab─▒n─▒ celbeden ┼čeylerden sak─▒n─▒r, O'nun r─▒zas─▒na g├Ât├╝ren davran─▒┼člara y├Ânelir ve b├Âylelikle mutluluk bulup d├╝nya ve ahiret ┼čerefine nail olur; b) Veya d├╝┼č├╝ncesi onu s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz hususlar─▒ reddetmeye g├Ât├╝r├╝r ve bu durumda ├že┼čitli d├╝nya zevklerinden faydalan─▒r; g├Ârece─či ceza ise onu Ahiret'te bekleyedursun; c) Yahut da ki┼činin istidlal├« onu, davet edildi─či ger├že─čin i├ž yaz├╝n├╝ anlama kap─▒s─▒n─▒n kapal─▒ oldu─ču sonucuna g├Ât├╝r├╝r; bu durumda da g├Ânl├╝ huzura kavu┼čur ve zaman zaman zihnine gelebilecek  fikirlerin do─čuraca─č─▒ korku ortadan kalkar. Hulasa istidlalden ayr─▒lmayan bir insan d├╝┼č├╝nce eyleminden her a├ž─▒dan karl─▒ olu─čunu anlamakta ge├žikmez.

12. ─░man anlay─▒┼č─▒
M├ótur├«d├«'nin ─░man ve B├╝y├╝k G├╝nah konusuyla ilgili g├Âr├╝┼čleri, kelam├« g├Âr├╝┼čleri aras─▒nda  en dikkat ├žekenlerdendir.   Bu g├Âr├╝┼čleri k─▒saca ┼č├Âyledir: 1. B├╝y├╝k G├╝nah: Bir m├╝sl├╝man i┼čledi─či b├╝y├╝k g├╝nah─▒ sebebiyle imandan ├ž─▒kmaz ve k├╝fre de girmez. O, bu d├╝nyada hakiki m├╝mindir. Yaln─▒z i┼čledi─či g├╝nah─▒ dolay─▒s─▒yla fas─▒k, yani ahlaks─▒z m├╝mindir. ─░┼čledi─či g├╝nah dolay─▒s─▒yla Allah'─▒n cezaland─▒rma tehdidinin muhatab─▒d─▒r.  B├Âyle birinin Ahiretteki durumu Allah'─▒n dilemesine  kalm─▒┼čt─▒r, Allah isterse onun g├╝nah─▒n─▒ ba─č─▒┼člar, isterse cezaland─▒r─▒r. ─░nsan, ne g├╝nah─▒ndan dolay─▒ ├╝mitsizli─če kap─▒l─▒p korku i├žerisinde, ne de affedilece─či ├╝midiyle ├╝mit i├žerisinde ya┼čamal─▒d─▒r. ─░nsan korku ve ├╝mit aras─▒nda bir tav─▒r tak─▒nmal─▒d─▒r. 2.Amel-─░man M├╝nasebeti:  Ameller iman─▒n bir par├žas─▒ de─čildir. Ameller iman─▒n d─▒┼č─▒nda birer farzd─▒rlar. 3. ─░manda ─░stisna: ┼×artl─▒ ve ┼č├╝pheli iman olmaz. Bir m├╝min iman─▒n─▒ ve m├╝min oldu─čunu a├ž─▒k├ža ┼ček  ve ┼č├╝pheye mahal vermeden ifade etmelidir. Yani " ben ger├žekten m├╝minim " demesi gerekir. 4. ─░man tasdiktir:  ─░man─▒n ger├žekle┼čmesi, kalbin tasdiki olur.  Allah'─▒n birli─čini, Hz. Muhammed'in resul oldu─čunu g├Ân├╝lden benimsemesiyle m├╝min ve m├╝slim s─▒fat─▒n─▒ kazan─▒r. 5. ─░manda Artma ve Eksilme: Ameller iman─▒n bir par├žas─▒ olmad─▒─č─▒ i├žin amelleri i┼člemekle iman artmaz, onlar─▒ terketmekle veya g├╝nah  i┼člemekle de azalmaz. Yaln─▒z g├╝nahkar olur ve cezas─▒n─▒ ├žeker. Ancak hafife alarak veya inkar ederek bu g├╝nahlar─▒ i┼člerse iman─▒n─▒ kaybeder. 6. ─░manda E┼čitlik: B├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar ve inananlar, imanlar─▒nda e┼čittirler. Birinin iman─▒ di─čerinden daha ├╝st├╝n veya daha az de─čildir. Farkl─▒l─▒k sadece amellerde s├Âz konusudur. 7. ─░man-─░slam  ─░li┼čkisi: ─░man vasf─▒n─▒ kazanan bir kimse ayn─▒ zamanda islam vasf─▒n─▒ da kazanm─▒┼čt─▒r. Yani b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar m├╝min, b├╝t├╝n m├╝minler de m├╝sl├╝mand─▒r.  8. Va'd ve Va├«d: Allah baz─▒ ayetlerde iyilik yapanlar─▒ m├╝kafatland─▒raca─č─▒n─▒ va'detmi┼č, baz─▒lar─▒nda ise k├Ât├╝l├╝k yapanlar─▒, zulmedenleri ve g├╝nah i┼čleyenleri cezaland─▒raca─č─▒n─▒ veya ebed├« cehennemlik olduklar─▒ndan bahsetmi┼čtir. E─čer Allah bir iyili─či kar┼č─▒l─▒k m├╝kafat verece─čini s├Âylemi┼čse o, bu s├Âz├╝nden asla d├Ânmez ve bu m├╝kafat─▒ verir. Ama ebed├« cehennemine koymakla tehdit etmi┼čse,  Allah bu tehdidinden rahmeti ve ac─▒mas─▒ dolay─▒s─▒yla  vazge├žerek kulunu afedebilir.

13. ─░man-Amel ─░li┼čkisi
Amellerin iman olmad─▒─č─▒ ve onun ├Âz├╝ne dahil edilemiyece─či fikrini ─░slam d├╝┼č├╝ncesinde ortaya atan ilk mezhep M├╝rcie'dir.  B├╝t├╝n M├╝rciiler,bu konuda  hem fikirdirler. Onlara g├Âre, amellerin iman─▒n neticesi oldu─ču i├žin onun iman olarak isimlendirilmesi sadece mecazen m├╝mk├╝nd├╝r.  M├ótur├«d├«, onlar─▒n iman nazariyesinin omurgas─▒n─▒ olu┼čturan amel iman ayr─▒m─▒n─▒, baz─▒ k├╝├ž├╝k farkl─▒l─▒klarla birlikte, aynen benimsemi┼čtir. Bu y├╝den M├╝rcie gibi M├ótur├«d├« de amellere inanmay─▒ ayr─▒ ┼čey, farz oldu─čunu bildi─či halde yerine getirmeme─či ayr─▒ ┼čey kabul eder. Farz oldu─čuna inanmayan kafir, farz oldu─čuna inand─▒─č─▒ halde k─▒lmazsa g├╝nahkar m├╝min olur. Onlara g├Âre namaz, oru├ž, zekat, hac iman de─čil iman─▒n d─▒┼č─▒nda birer farzlar veya ─░man ve ─░slam'─▒n ilkeleridir ( ┼čer├óiÔÇÖ).   Kur'├ón'da pek ├žok yerde iman edenlerin ve salih  amel i┼čleyenlerin at─▒f harfi olan ÔÇťvavÔÇŁla birbirinden ayr─▒lmas─▒, ayn─▒ isim alt─▒nda birle┼čtirilmemesi amellerin imandan olmad─▒─č─▒n─▒n delilidir. E─čer ameller imandan olsayd─▒, Nebiler bile b├╝t├╝n iyilikleri ( taÔÇÖ├ót ) tamamlayamad─▒─č─▒ndan hi├ž kimsenin iman─▒ makemmel olmazd─▒.  Ayn─▒ ┼čekilde tek bir g├╝nah i┼čleyenin iman─▒ da tam olmazd─▒. ─░man vacipleri yerine getirmek, haramlar─▒ terketmek  olursa hi├ž kimse ger├žek m├╝min oldu─čunu s├Âyliyemiyecektir. ─░slam'a girmenin ┼čart─▒ ameller de─čil Allah'─▒  tasdiktir. ─░nsanlar, amelleri terketmekle  m├╝min ismini kaybetmez, ama tasdiki kaybetmekle iman ismini kaybeder.  M├╝minlerin iman ismi amellerden ├Ânce olmas─▒ amel ve iman─▒n ayr─▒ oldu─čunu g├Âsterir. ─░nsanlar─▒n farzlar─▒ i┼člemeleri iman etmi┼č olmalar─▒ndan dolay─▒d─▒r. Yoksa imanlar─▒ farz olan ┼čeyleri i┼člemi┼č olmalar─▒ndan do─čmu┼č de─čildir. ─░nsanlar tasdikte birbirine e┼čit, fakat amellerde birbirinden farkl─▒d─▒r.  Ayr─▒ca fakirin zekat─▒ vermesi gerekmez, ama zekat─▒n farziyetine inanmas─▒ gerekir.  Amel iman ayr─▒m─▒ yapanlar, amelleri hafife almakla su├žlanm─▒┼čt─▒r.  Ancak onlar─▒n  amelleri imandan saymamas─▒ amellerein terki anlam─▒na gelmemektedir. B├Âyle bir  ayr─▒m─▒ yapmalar─▒n─▒n as─▒l amac, m├╝sl├╝man olman─▒n asgar├« ┼čart─▒n─▒n amel de─čil, iman oldu─čunu ortaya koyarak  b├╝y├╝k g├╝nah i┼čleyen herkesi tekfir eden zihniyete engel olmak istemelerdir. K─▒saca M├ótur├«d├«'ye g├Âre iman amelin sebebidir. Amel iman─▒n olu┼čmas─▒n─▒n sebebi de─čildir. Sonu├ž, sebebin yerine konulamaz.

14. Din-┼×er├«at Ayr─▒m─▒
M├ótur├«d├«'nin  ├Âzg├╝n yanlar─▒ndan  birisi de Din-┼×er├«at ayr─▒m─▒ yapmas─▒d─▒r . Asl─▒nda bu fikri, amel iman ayr─▒m─▒n─▒ temellendirebilmek i├žin ilk defa M├╝rcie ortaya atm─▒┼čt─▒r. B├Âyle bir ayr─▒m─▒n teolojik a├ž─▒dan temellendirmesine,   Eb├╗ Han├«fe'ye nispet edilen  Kit├óbu'l-├élim ve'l-M├╝teallimÔÇÖde rastlamaktay─▒z.   Eb├╗ Han├«fe'ye g├Âre, din birdir, ┼čer├«at ise ├žok ve muhteliftir. Dolay─▒s─▒yla b├╝t├╝n peygamberler ayn─▒ dine, yani tevhid dinine mensuptur, bu y├╝zden hi├ž bir peygamber kendinden ├Ânce gelen peygamberlerin dinini terketmeyi emretmemi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ Peygamberlerin dini birdir.  Halbuki her peygamber kendi ┼čer├«atine davet etmi┼č ve kendinden ├Âncekinin ┼čer├«at─▒na uymaktan nehyetmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ Res├╗llerin ┼čer├«atleri ├žok ve muhteliftir. Bundan dolay─▒ Allah Kur'├ón-─▒ Ker├«m'de   " Sizin her biriniz i├žin bir ┼čeriat, bir yol tayin ettik. E─čer Allah dileseydi sizi tek bir ├╝mmet yapard─▒."   Allah'─▒n bu dini, en do─čru oland─▒r ve asla de─či┼čtirilmez.  Nitekim din art─▒p eksilmezken, tebdil, tahvil ve ta─čyir edilmezken ┼čer├«atler tebdil, ta─čyir ve neshedilmi┼čtir. Bundan dolay─▒ bir tak─▒m ┼čeyler baz─▒ insanlar i├žin helal iken di─čer insanlar i├žin haram k─▒l─▒nm─▒┼čt─▒r. Ayn─▒ ┼čekilde Allah bir ├žok buyru─ču baz─▒ insanlara emretmi┼čken, daha sonra baz─▒ insanlara bunlar─▒ yapmalar─▒ yasaklanm─▒┼čt─▒r. O halde tek bir din ve pek ├žok ┼čer├«at vard─▒r. Bu din de─či┼čmezken, de─či┼čik farzlardan ibaret olan ┼čer├«atler, peygamberden peygambere de─či┼čmektedir. E─čer Allah'─▒n b├╝t├╝n emrettiklerini yapmak ve b├╝t├╝n yasaklar─▒ndan ka├ž─▒nmak din olsayd─▒, bu durumda Allah'─▒n emirlerinden her hangi birini terkeden, yahut yasaklar─▒ndan birisini ├ži─čneyen kimse, Allah'─▒n dinini terketmi┼č ve kafir olmu┼č olurdu.
M├ótur├«d├«,  Eb├╗ Han├«fe'den ald─▒─č─▒ din-┼čer├«at ayr─▒m─▒ g├Âr├╝┼č├╝n├╝ b├╝t├╝n y├Ânleriyle yeniden analiz ederek son derece ├Ânemli g├Âr├╝┼čler ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r.
M├ótur├«d├«'ye g├Âre,  genel anlamda " din, insanlar─▒n ister hak ister bat─▒l olsun, inand─▒─č─▒  ┼čey i├žin kullan─▒lan bir kavramd─▒r."   Ancak bu genel anlamda kullan─▒lan dinin tan─▒m─▒ olup ─░slam'la ilgili iman-amel tart─▒┼čmalar─▒nda g├╝ndeme gelen iman veya inanca kar┼č─▒l─▒k kullan─▒lan dinin tan─▒m─▒ de─čildir. M├ótur├«d├«, iman─▒ din ve itikad olarak tan─▒mlayarak din ┼čer├«at ayr─▒m─▒ yapar. B├Âylece ak─▒lla din aras─▒nda, ┼čeriatla vahiy aras─▒nda bir ili┼čki kurar. Dinle ak─▒l aras─▒ndaki ili┼čkiyi  ┼č├Âyle a├ž─▒klar: " ─░man dindir, dinler ise inan─▒lan inan├žlardan ibarettir. ─░nan├žlar─▒n bulundu─ču ve varl─▒─č─▒n─▒ kendisiyle s├╝rd├╝rd├╝─č├╝ yer kalptir. .. Tasdikin bask─▒ ve cebir alt─▒nda tutulamayan mahiyeti ise kalpte bulunan taraf─▒d─▒r, ├ž├╝nk├╝ iman─▒n bu noktas─▒na herhangi bir yarat─▒─č─▒n tahakk├╝m├╝ n├╝fuz edemez."   Ge├žmi┼čte g├Ânderilen b├╝t├╝n peygamberler ve nebiler tek bir din ├╝zere idiler, yani Allah kat─▒n'da mutlak ve de─či┼čmeyen  ─░slam dini ├╝zere g├Ânderilmi┼člerdir.   Bu itibarla mutlak yol AllahÔÇÖ─▒n yolu, mutlak din, AllahÔÇÖ─▒n dini, mutlak kitab AllahÔÇÖ─▒n kitab─▒d─▒r.  Bu din, tevhid dini, hak din, hanif dini, f─▒trat dini, ger├žek  ve burhanla kaim, kesin delil ve h├╝ccetlerle ayakta duran ak─▒l dini veya mutlak dindir.   ┼×er├«at ise, peygamberden peygamber'e de─či┼čen ┼čeydir. Mutlak dinin i├žerisine, dinin tevhid, inan├ž esaslar─▒, ibadetin sadece Allah'a ait olmas─▒, Allah'a ┼č├╝kr├╝n zorunlu─ču ve ahlaki ilkeler yer almaktad─▒r. Ak─▒lla bilinmelerinin  zorunlu olmas─▒ sebebiyle, bunlara Akliyy├ót da demektedir. ├ç├╝nk├╝ bunlara, taklidle, e─čitim ve ├Â─čretimle, ve m├╝┼č├╝hede ya da zorunlu bilgi yoluyla   inan─▒lmaz. Bunlar─▒ bilmek ve  bunlara inanmak, ki┼činin kendi ak─▒l y├╝r├╝tmesi ve istidlali sonucu elde etti─či kesb├« ve kesin bilgiyle olur. Hatta iman─▒n gazelli─či de aklidir.  Bu sebeple, Te'v├«l├ótÔÇÖta Akliyy├ótÔÇÖ─▒ ┼č├Âyle tan─▒mlamaktad─▒r: " Akliyy├ót, ara┼čt─▒rma ve inceleme sonucu  ula┼č─▒lan tevhid bilgisi, Peygamber bilgisi ve di─čer bilgilere denir" . Allah'─▒n bilgisine ula┼čmada nazar m─▒ yoksa talim (e─čitim ve ├Â─čretim) mi tart─▒┼čmas─▒ M├ótur├«d├«ler ve E┼čÔÇÖar├«ler aras─▒nda ├Ânemli bir tart─▒┼čmayd─▒. M├ótur├«d├«ler nazar─▒, E┼č'ar├«ler talimi  savunuyordu.  Yahya b. Murtaz├ó'n─▒n verdi─či bilgiye g├Âre, Mutezile bu konuda  M├ótur├«d├«ler gibi d├╝┼č├╝n├╝yordu.
Bu konularda hi├ž bir insan─▒n  Allah'a kar┼č─▒ bir mazeret uydurmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir, mazeret sadece din├« h├╝k├╝mler ve ibadetlerin nas─▒l olaca─č─▒ konusunda olabilir. ─░┼čte bunu ortadan kald─▒rmak i├žin de Peygamberler g├Ândermi┼čtir. M├ótur├«d├«, bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ "M├╝jdeleyici ve sak─▒nd─▒r─▒c─▒ olarak peygamberler g├Ânderdik ki insanlar─▒n peygamberlerden sonra Allah'a kar┼č─▒ bir bahaneleri (h├╝ccet) olmas─▒n! Allah izzet ve hikmet sahibidir. "   ayeti ile ilgili yapt─▒─č─▒ yorumda olduk├ža enteresan bir ┼čekilde ortaya koymaktad─▒r. M├ótur├«d├«'ye g├Âre, ayetteki mazeret ve h├╝ccet getirmek, ibadetler ve din├« h├╝k├╝mler ( ┼čer├óiÔÇÖ) i├žin s├Âz konusudur, ├ž├╝nk├╝ onlar─▒n bilgisine ula┼čabilmenin tek arac─▒ ak─▒l de─čil vahiy'(semiÔÇÖ) dir. Bu konuda Peygamberlerin g├Ânderilmesinden sonra Allah'a her hangi bir h├╝ccet g├Ândermedi diye itiraz edemezler. Bunlar  ak─▒lla tespit edilemezler. Akla b─▒rak─▒ld─▒─č─▒ zaman, bu m├╝mkin alanla ilgili bir ├žok alternatif ortaya ├ž─▒kar. Ancak  dine ba─članman─▒n  ve onun bilgisine ula┼čman─▒n yolu ise ak─▒ld─▒r. Kendilerine ak─▒l verilmi┼č olmas─▒ dolay─▒s─▒yla bu konuda  Allah'a kar┼č─▒ hi├ž bir ┼čekilde itiraz etme haklar─▒ yoktur .  Daha sonraki M├ótur├«d├« mezhebine mensup alimlerden Eb├╗ ─░sh├ók es-Saff├ór el-Buh├ór├«, onun bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ aynen aktarmaktad─▒r: " ┼×er├«at─▒n kayna─č─▒ (seb├«l) semi'dir; dinin kayna─č─▒ (seb├«l) ise ak─▒ld─▒r."  ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki, M├ótur├«d├« ├ževrelerde, iman─▒ olu┼čturan hususlar─▒n mahiyetini bilmeye, dini bilgiye ve inanca ula┼čman─▒n yolu ak─▒l ve istidlal, ┼×eriat'─▒n bilgisine ula┼čman─▒n yolu ise, vahiy ve peygamber olarak kabul edilmi┼čtir.
M├ótur├«d├«, din-┼čer├«at ayr─▒m─▒nda epistemolojik a├ž─▒dan  Din yerine Akliyyat, ┼×er├«at yerine Semiyy├ót kullanmaktad─▒r. ├ľzcan─▒n da tespit etti─či gibi , "o, nakli (semi), hukuki/ameli bilginin, akl─▒ da, itikadi bilginin kayna─č─▒ olarak kabul eder."  Semiyy├ót'─▒  ise ┼ču ┼čekilde tan─▒mlamaktad─▒r: " Semiyy├ót, Res├╗llerin getirdi─či haberlerdir. Bunlar─▒ bilmenin yolu ancak peygamberlerden ├Â─črenmektir. Ki┼činin kendi kendini e─čitmesi ile bunlar bilinemez. Ba┼čka bir deyimle, Semiyy├ót, hakikat─▒n─▒ sadece Allah'─▒n bildi─či ┼čeylerdir. B├Âylece insan, bu gibi ┼čeylere kendisini muttali k─▒lan─▒n bizzat Allah oldu─čunu bilir ve  bunlar kendileri i├žin  bir delil olur."   M├ótur├«d├«, ┼×├╗r├ó suresi 13. ayete ge├žen "din" kelimesinin belirlilik tak─▒s─▒yla kullan─▒ld─▒─č─▒ i├žin Nuh ve di─čer b├╝t├╝n peygamberlere Alah'─▒n tavsiye etti─či " Allah'─▒ birlemek ve sadece ona ibadet etmekten " ibaret olan tek ve ayn─▒ dindir. B├╝t├╝n Peygamberlerin g├Ânderilmelerinin as─▒l sebebi bu iki husustur. Fakat onlar─▒n ┼čer├«atlar─▒ ve ahkam─▒ birbirinden farkl─▒d─▒r.   Bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ temellendirmek i├žin t─▒pk─▒ Eb├╗ Han├«fe gibi, M├óide suresi 48. ayeti kullanm─▒┼čt─▒r. O, ┼×er├«atin i├žerisine peygamberden peygambere de─či┼čen ibadetlerin miktar─▒, say─▒s─▒, ┼čekli ve ┼čeri h├╝k├╝mleri koymu┼čtur.  Bu k─▒s─▒m Peygamberin geldi─či d├Ânemin ┼čartlar─▒na  ve toplumsal maslahatlara g├Âre olu┼čturulan dinin de─či┼čen toplumsal boyutunu ifade etmektedir.  Din kalbin fiili iken, ┼×er├«at di─čer azalar─▒n filidir. Daha ├žok duyulara hitabeden haram-helal gibi hususlar─▒ ilgilendirir. Bu bak─▒mdan akl─▒n g├╝zel buldu─ču ┼čeylerden farkl─▒d─▒r. Birincilerde de─či┼čkenlik s├Âz konusudur, ancak di─čerinde de─či┼čmezlik ve s├╝reklilik s├Âzkonusudur.  Ancak Hz. Muhammed'in ┼čer├«at─▒, k─▒yamete kadar bir ba┼čka Peygamber'in ┼čer├«at─▒ taraf─▒ndan nesh edilmeyecektir.  Bu ayr─▒m─▒n sonucu olarak, M├╝rci├« ve M├ótur├«d├« ├ževrelerde "  Din├« h├╝k├╝mler ve ibadetler (┼×er├óiÔÇÖ), dinden/imandan bir par├ža de─čildir"  g├Âr├╝┼č├╝, adeta bir slogan haline gelmi┼čtir. Bu y├╝zden Hadis Taraftarlar─▒,   namaz, oru├ž, hac ve zekat─▒ dinden saymad─▒klar─▒ i├žin onlar─▒ ┼čiddetli bir ┼čekilde ele┼čtirmi┼člerdir.
M├ótur├«d├«, din-┼čer├«at ili┼čkisini, ak─▒l-semi ili┼čkisini ve Peygamberlerin g├Ânderili┼č gerek├želerini akl├« h├╝k├╝mlerden ve modal ├Ânermelerden hareketle ┼č├Âyle a├ž─▒klamaktad─▒r: "Akl├« h├╝k├╝mler (us├╗l), m├╝mteniÔÇÖ, v├ócip ve bu ikisinin ortas─▒ olan m├╝mk├╝n. Alemin b├╝t├╝n i┼čleri bu esaslar ├╝zerinde y├╝r├╝r. Akl├« a├ž─▒dan v├ócip, aksine her hangi bir haberin  gelemeyece─či bir konumdad─▒r, m├╝mteniÔÇÖ de ayn─▒ durumdad─▒r. M├╝mkin farkl─▒ konumlar─▒n bulundu─ču bir aland─▒r, ├ž├╝nk├╝ o, halden hale, elden ele ve bir m├╝lkiyetten di─čer m├╝lkiyete intikal eden ┼čeydir. M├╝mkinde her hangi bir alternatifin vacip k─▒l─▒nmas─▒  veya m├╝mteniÔÇÖ olmas─▒ ak─▒l a├ž─▒s─▒ndan s├Âz konusu de─čildir. Peygamberler her konumda m├╝mkinin tercihe ┼čayan olan alternatifinin a├ž─▒klamas─▒n─▒ getirirler."   Buradan da anla┼č─▒ld─▒─č─▒ gibi, v├ócip ve m├╝mteniÔÇÖ konusunda ak─▒l yetkilidir. Bu alanla ilgili akl─▒n ortaya koydu─ču bilgiler dindir.
Din-┼×er├«at ayr─▒m─▒ M├ótur├«d├« ├ževrelerde ilk d├Ânemlerde b├╝y├╝k ilgi ve yank─▒ uyand─▒rm─▒┼ča benzemektedir. Hatta Eb├╗ Seleme, M├ótur├«d├«'nin  h├╝k├╝mlerle ilgili s─▒n─▒fland─▒rmas─▒ ve Din ile ┼×er├«atÔÇÖ─▒n bu h├╝k├╝mlere g├Âre yerinin belirlenmesi konusunda ├Ânemli katk─▒da bulunmu┼čtur. V├ócip, m├╝mteniÔÇÖ ve m├╝mkin'in alanlar─▒n─▒ belirleme a├ž─▒s─▒ndan ├Ânemine binaen aynen aktarmak istiyoruz: " Genellikle, inanc ( itikad) ├╝├ž k─▒sma ayr─▒l─▒r. Aklen vacip, m├╝mk├╝n (caiz) ve m├╝mteniÔÇÖ. Vacip, nimet veren Allah'─▒ tan─▒ma ve O'na ┼č├╝kretme; m├╝mteni de, nimet veren Allah─▒ tan─▒mama ve O'na nak├Ârl├╝k etme gibi hususlard─▒r. M├╝mkin ise,  namazlar─▒n ve zekat─▒n ├Âl├ž├╝s├╝n├╝ belirlemek gibi dini esaslar─▒n miktarlar─▒ ile alakal─▒ hususlard─▒r. Ak─▒l, m├╝mkini, vacip ve m├╝mteni olana y├Âneltmede yetersiz kal─▒nca; m├╝mkin olan hususlar─▒ a├ž─▒klamak, m├╝mkini vacip ve m├╝mtenie y├Âneltmek i├žin, e┼čyan─▒n hakikatlar─▒n─▒ insanlara ├Â─čretecek bir Peygamber'in varl─▒─č─▒na ihtiya├ž duyulmas─▒ zaruridir. ┼×uras─▒ bilinen bir ger├žektir ki, peygamberler, aklen vacip olan─▒ peki┼čtirmek (te'kid), aklen imkans─▒z olan─▒n meydana gelemeyece─čini ortaya koymak ve aklen m├╝mk├╝n olan─▒ a├ž─▒klamak suretiyle, do─čruluklar─▒n─▒ ve g├╝nahtan korunmu┼č olduklar─▒n─▒ g├Âsteren apa├ž─▒k deliller ve mucize i┼čaretlerle gelmi┼člerdir. ├ç├╝nk├╝ Allah'─▒n delilleri birbiriyle ├želi┼čmez."  Asl─▒nda Eb├╗ Seleme, M├ótur├«d├«'nin konuyla ilgili g├Âr├╝┼člerinin daha iyi anla┼č─▒lmas─▒n─▒ sa─člam─▒┼čt─▒r. B├Âyle bir s─▒n─▒fland─▒rmada, Peygamberler aklen m├╝mk├╝n olan─▒ a├ž─▒klama konusunda ├Ânemli rol oynamaktad─▒r. Her peygambere ait ┼čer├«at, bu m├╝mkin alanla ilgilidir.

15. ┼×er├«atlarda ─░ctihad├« Nesih
M├ótur├«d├«, din-┼čer├«at ayr─▒m─▒n─▒ ve amel-iman ayr─▒m─▒n─▒ teolojik a├ž─▒dan temellendirmek i├žin nesih teorisine ba┼čvurmu┼čtur. Bu ayr─▒m─▒n sonucu olarak Kur'├ón'la Hz. Muhammed'e g├Ânderilen ┼čer├«at, daha ├Ânceki peygamberlerin dinini de─čil ┼čer├«atlar─▒n─▒ neshetmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ Nebiler ve Resuller, ayn─▒ dine mensuptur ve  insanlar─▒ tevhidÔÇÖe inanmaya ve AllahÔÇÖa ibadet etmeye  ├ža─č─▒rm─▒┼člard─▒r. B├╝t├╝n Peygamberlere ayn─▒ din indirildi─činden dinde nesih ve de─či┼čiklik olmaz. ┼×eriatlarÔÇÖa gelince, birbirinden farkl─▒ ┼čer├«atlar vard─▒r. Peygamberler aras─▒nda din konusunda bir farkl─▒l─▒k olmamakla birlikte ┼čeriatlar peygamberden peygambere farkl─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla dinlerde nesih ve de─či┼čiklik  veya bir ├Ânceki peygamberin ┼čeriatine uymak s├Âz konusudur.   Asl─▒nda belli d├Ânemin ┼čartlar─▒ i├žerisinde ┼čekillenen ┼čer├«at─▒n, be┼čer├« ve  ilah├« olmak ├╝zere iki y├Ân├╝ vard─▒r. Bu sebeple M├ótur├«d├«, bir ┼čer├«at─▒n kendi i├žinde de neshin olabilece─čini kabul etmi┼čtir. Fakat ona g├Âre, nesih " bir h├╝km├╝n y├╝r├╝rl├╝kten kald─▒r─▒lma vaktinin a├ž─▒klanmas─▒d─▒r. Bu bir beda olmay─▒p daha ├Ânceki h├╝k├╝mle de ├želi┼čmez. Aksine belirli bir s├╝re i├žin konulmu┼č olan ├Ânceki h├╝km├╝n s├╝resinin bitmesi ├╝zerine yine belirli bir s├╝re i├žin h├╝km├╝n yenilenmesidir. .... Allah her hangi bir h├╝km├╝n s├╝resi bitti─činde ge├ži├ži s├╝resi belirli yeni h├╝k├╝mler ve ┼čer├«atlar koyar. Bunu da bazen bizzat kendisi kitab─▒yla, bazen de Resul├╝ÔÇÖn├╝n diliyle a├ž─▒klar.ÔÇŁ   Bunun anlam─▒ bir h├╝km├╝n konulmas─▒na esas olu┼čturan maslahat─▒n ortadan kalmas─▒ durumunda h├╝km├╝n de sona ermesi, ortaya ├ž─▒kan yeni bir maslahat gere─či yeni bir h├╝k├╝m konulmas─▒ demektir. Ancak bir h├╝km├╝n y├╝r├╝rl├╝kte kalma s├╝resini a├ž─▒klayan nesih, M├ótur├«d├«'ye g├Âre, ayetin h├╝km├╝n├╝n ebediyen ortadan kald─▒r─▒lmas─▒n─▒ gerektiren bir ┼čey de─čildir. ─░htiya├ž do─čdu─ču zaman o h├╝k├╝m tekrar uygulanabilir. B├Âyle bir nesih anlay─▒┼č─▒, tahsis ve takyid olarak yorumlanabilir. KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n kendinden ├Ânceki ┼čer├«atlar─▒ neshetmesi ise mutlak nesih olarak anla┼č─▒labilir.
┼×er├«atler─▒n olu┼čmas─▒nda,  insanlar─▒n farkl─▒ anlay─▒┼člar─▒n─▒n ve de─či┼čen ┼čartlar─▒n ├Ânemli rol├╝ olmas─▒n─▒ kabul etti─či i├žin olsa gerek, ┼×er├«attaki her hangi bir h├╝km├╝n varl─▒k sebebinin ortadan kalkmas─▒ veya s├╝resinin sona ermesi  durumunda be┼čeri m├╝daheleyle, yani ictihadla bir h├╝km├╝n sona erdirilebilece─čini ileri s├╝rmektedir. Buna ├Ârnek olarak Hz. ├ľmer'in kalpleri ─░slam'a ─▒s─▒nd─▒r─▒lacak olanlara ( M├╝ellefe-i Kul├╗b) zekat─▒ iptal etmesini verir ve ayetten ┼č├Âyle bir sonu├ž ├ž─▒kar─▒r: " Bu ayette, h├╝km├╝n uygulanmas─▒na gerek├že olu┼čturan manan─▒n/maslahat─▒n yok olmas─▒ sebebiyle ictihadla neshin olabilece─čine dair bir delil bulunmaktad─▒r."  M├ótur├«d├«'den ├Ânce ve sonra bu olay i├žin " ictihad├« nesih" kavram─▒n─▒ kullanan bir kimseyi tespit edemedik. Us├╗l kitaplar─▒nda, k─▒yasla nesih tart─▒┼č─▒lm─▒┼čsa da, ba┼čta Mutezile olmak ├╝zere pek ├žok ki┼či kar┼č─▒ ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. M├ótur├«d├«, bu konuda Mutezile'nin dahi kabul etmekte zorland─▒─č─▒ bir g├Âr├╝┼č ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r. Di─čer yandan yukar─▒da bahsedilen anlamda ┼čer├«ÔÇÖ h├╝k├╝mlerde neshin ne zaman  ve nas─▒l vuku bulaca─č─▒n─▒ akl─▒n yetkisine b─▒rakm─▒┼č ve ┼č├Âyle demi┼čtir: " Nesihten ka├ž─▒nman─▒n aklen imkans─▒z hale geldi─či durumlarda nesh caizdir, aklen nesihten ka├ž─▒nman─▒n m├╝mk├╝n oldu─ču durumlarda ise caiz de─čildir."  Muhtemelen M├ótur├«d├«, m├╝tevatir s├╝nnetle ayetlerin neshini yukar─▒daki gerek├želerden dolay─▒, takyit ve tahsis anlam─▒nda kabul etmi┼č g├Âr├╝nmektedir. Ancak nesih, ona g├Âre, Allah i├žin fikir de─či┼čtirme (bed├óÔÇÖ), s├Âz├╝n├╝ geri alma ve daha ├Ânce s├Âyledi─činden vazge├žmek  olarak  anla┼č─▒lmamal─▒d─▒r.

16. ─░nsan ├ľzg├╝rl├╝─č├╝
M├ótur├«d├«, ├Âncelikle insanlar─▒n fiil ve eylemlerini ontolojik a├ž─▒dan kesin bir hakikat olarak kabul eder ve bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ temellendirmeye ├žal─▒┼č─▒r. Ona g├Âre, insan─▒n eylemlerinin ger├žek sahibi oldu─ču, ak─▒lla, duyularla ve Kur'├ón ayetleriyle a├ž─▒k ve se├žik olarak bilinmektedir.  Allah, insanlara bu ger├žekten hareketle baz─▒ g├Ârev ve sorumluluklar y├╝klemi┼č ve kar┼č─▒l─▒─č─▒nda ceza ve m├╝kafat koymu┼čtur. ─░┼č yapma ve eylemde bulunabilmek i├žin, eylem ├Âncesinde ve eylem s─▒ras─▒nda kulun kendisine g├╝├ž ve kudret verilmi┼čtir. ─░nsan─▒n eylemleri, ona verilen bu g├╝├ž├╝n ve yarat─▒lmam─▒┼č olan  c├╝z-i iradesinin sonucudur. Bu, insan─▒n fiillerinin ve sorumlu olmas─▒n─▒n temelidir. ─░nsan bunlarla fiile y├Ânelir ve onu ├Âzg├╝r iradesiyle se├žer ve yapar.  Kulun iyi veya k├Ât├╝ b├╝t├╝n fiilerinin yarat─▒lmas─▒ ise Allah'─▒n kudretiyle olur. Dolay─▒s─▒yla insan fiilerinde, insan─▒n rol├╝ ve Allah'─▒n kudreti olmak ├╝zere iki y├Ân s├Âz konusudur.  M├ótur├«d├«, kendi d├Ânemine kadar bu konuda ortaya at─▒lan  Mutezile ve Cebr fikrini .enimseyenlerin g├Âr├╝┼člerini ├ž├╝r├╝terek, fiil ve eylemlerin hem insana hem de Allah'a ait oldu─čunu ileri s├╝rm├╝┼č ve  bu konuda yeni bir ├ž├Âz├╝m ortaya atm─▒┼čt─▒r. Buna g├Âre, fiile y├Ânelmek, onu se├žmek ve yapmak  insan─▒n i┼čidir. Her ┼čeyin yarat─▒c─▒s─▒ olan Allah ise,  insan fiilinin  yarat─▒c─▒s─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla yaratma y├Ân├╝nden  fiile tesir eden g├╝├ž Allah'a aittir.  Yani ger├žekte fiil, ger├žekle┼čme (kesb) y├Ân├╝nden insana, yaratma y├Ân├╝nden de Allah'a aittir. Fiildeki bu ortakl─▒k, ayr─▒ ayr─▒ ┼čeylere sahib olan  ve sorumlulu─ču ortadan kald─▒rmayan  bir ortakl─▒kt─▒r.

17. Objektif Ahlak Anlay─▒┼č─▒
E┼čyan─▒n g├╝zel ve ├žirkinli─či, yararl─▒ ve zararl─▒ olu┼ču akl─▒n ilkeleriyle genel olarak anla┼č─▒labilir. Ancak ak─▒l, bunlar─▒ b├╝t├╝n y├Ânleriyle ve ayr─▒nt─▒lar─▒yla belirlemez. Uzun derinlemesine ara┼čt─▒rd─▒ktan ve ├╝zerinde d├╝┼č├╝nd├╝kten sonra bilebilir veya bir peygamberin haberiyle bilebilir.  Bu konuda ┼čeriat─▒n bildirmesi teyid ve tekiddir. ┼×eriat da, bir ┼čeyi  iyi  oldu─ču i├žin emretmi┼č,  k├Ât├╝ ve  zararl─▒ oldu─ču i├žin yasaklam─▒┼čt─▒r.  Din, bu konuda ak─▒lla birle┼čmektedir. Ayr─▒ca ahlaki duygu insan─▒n ├Âz├╝nde  vard─▒r, insan yarat─▒l─▒┼č─▒ itibariyle bizatihi ahlak├« bir varl─▒kt─▒r. Bir k─▒s─▒m ┼čeylerin g├╝zelli─či, bir k─▒s─▒m ┼čeylerin ├žirkinli─či ak─▒lda bedih├« olarak kesin oldu─ču i├žin, ak─▒l bunlar─▒ zorunlu olarak idrak eder, emreder ve yasaklar. Mesela; nimete ┼č├╝kretmenin do─črulu─ču ve adaletin g├╝zelli─či, nank├Ârl├╝─č├╝n, zulm├╝n ve yalan─▒n ├žirkinli─či b├Âyledir.  Yaln─▒z akl─▒n, kar┼č─▒l─▒─č─▒nda ahirette  m├╝kafat ve cezas─▒ olan haram ve helal k─▒lma yetkisi yoktur, bu yetki Allah'a aittir. Dolay─▒s─▒yla akl─▒n bilgisi, ahirete ait ceza ve sevap miktar─▒n─▒ tayin edemez. Din ise emredilenleri yapana m├╝kafat vadetmi┼č, yasaklananlar─▒ yapanlar─▒ ise ceza ile tehdit etmi┼čtir. M├ótur├«d├«'nin ahlak anlay─▒┼č─▒ ile ilgili belirtilmesi gereken bir husus da, fikri,inanc─▒ ve do─čru bilgiyi eyleme ├Âncelemesi ve eylemin taklide de─čil sa─člam bir bilgiye dayand─▒rmas─▒d─▒r.

18. Allah'─▒ Bilmek (Marifetullah)
M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre, Allah'─▒ bilmek aklen vaciptir. E─čer Allah hi├ž bir res├╗l g├Ândermeseydi,  yine de insanlar─▒n ak─▒llar─▒yla Allah'─▒n varl─▒─č─▒n─▒ ve birli─čini bilmesi, onun lay─▒k oldu─ču s─▒fatlarla tan─▒mlamas─▒ ve Allah'─▒n evrenin yarat─▒c─▒s─▒ oldu─čunu bilmesi gerekirdi. ├ç├╝nk├╝ bunlar─▒ bilmenin yolu ak─▒ld─▒r. Dolay─▒s─▒yla vahiy ula┼čmayan kimse, bu konuda  sorumlu olup mazur g├Âr├╝lmez. Res├╗l, ibadetlerin miktar─▒ ve ┼čekli ile ┼×er├«at konusunda gereklidir.   

19. Mukallidin ─░man─▒
Ger├žekte iman, kesin bir bilginin tasdikinden ibarettir. Bu bak─▒mdan her inanan─▒n inanc─▒n─▒ sa─člam bilgi ve sa─člam dellilerle desteklemesi ┼čartt─▒r. Bunu ba┼čaramayan kimsenin taklid yoluyla inanmas─▒, mazur g├Âr├╝lmez. ├ç├╝nk├╝ taklid dinlerin ve mezheplerin do─črulu─čunun ├Âl├ž├╝s├╝ olamaz.  Ayr─▒ca kendi ├Âzg├╝r iradesi ve ihtiyar─▒yla ger├žekle┼čmemi┼č bir iman hakiki iman olamaz. ├ľrne─čin ├Âl├╝m├╝n gelip ├žatt─▒─č─▒ bir anda veya azap edilmekle kar┼č─▒ kar┼č─▒ya kald─▒─č─▒ bir anda, ki┼činin iman etmesinin kendisine hi├ž bir faydas─▒ yoktur.   Nesef├«, M├ótur├«d├«'nin En'├óm Suresi 158. ayetten hareketle, imandaki tasdikin delile dayanmas─▒n─▒n gerekti─či, bu sebeple mukallidin tasdiki delilden yoksun ise, b├Âyle bir tasdikin kendisine fayda vermeyece─či sonucuna vard─▒─č─▒n─▒ nakleder.  M├ótur├«d├«, taklit yoluyla inanan bir kimsenin iman─▒n─▒n ger├žek iman olmad─▒─č─▒n─▒, her an tehlikede oldu─čunu ve di─čer din mensuplar─▒ taraf─▒ndan do─čru yoldan sapt─▒r─▒lma tehlikesiyle kar┼č─▒ kar┼č─▒ya bulundu─čunu s├Âyleyerek as─▒l iman─▒n,  g├╝zelli─čini ve hakikat─▒n─▒ ki┼činin kendi akl─▒yla ve d├╝┼č├╝ncesiyle bildi─či iman oldu─čunun, b├Âyle bir iman─▒n hi├ž kimse taraf─▒ndan sapt─▒r─▒lamayaca─č─▒n─▒ ileri s├╝rer.  Ona g├Âre, ├él-i ─░mr├ón suresi 99. ayette  Ehl-i Kitab'─▒n Allah'─▒n yolundan ├ževirmeye ├žal─▒┼čt─▒klar─▒ m├╝minler, i┼čte bu taklidle inanan hakiki imana ula┼čmam─▒┼č ki┼čelerdir.  M├ótur├«d├« ├╝zerine yapt─▒─č─▒ ├žal─▒┼čmalar─▒yla tan─▒nan ├ľzcan'─▒n da ifade etti─či gibi, " M├ót├╝r├«d├« 'nin sisteminde taklide dayanan bilgi ve imana itibar edilmemektedir."  Sonraki M├ótur├«d├«ler ise, bunu biraz yumu┼čatarak, taklid yoluyla inanan ki┼činin inanc─▒n─▒ ge├žerli kabul etmi┼čler, ancak  iman─▒n─▒ temellendirememesi dolay─▒s─▒yla b├╝y├╝k g├╝nah i┼člemi┼čtir, demi┼člerdir.  

20. Tekvin (Yaratma)
M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre, tekv├«n, ilim, kudret, ir├óde, semiÔÇÖ ve basar gibi  Allah'─▒n ezeli s─▒fatlar─▒ndand─▒r. Allah, bu yaratma s─▒fat─▒yla (tekv├«n) ezelde muttas─▒ft─▒r. Onun ezelden beri yarat─▒c─▒ olmas─▒, yarat─▒lanlar─▒n ezelil─čini gerektirmez. ├ç├╝nk├╝ yaratma ile yarat─▒lan nesne farkl─▒ farkl─▒ ┼čeylerdir. Yarat─▒lanlar, Allah'─▒n yaratma s─▒fat─▒yla sonradan meydana getirilmi┼člerdir. M├ótur├«d├«'ye g├Âre, be┼čer idrakinin tekv├«nin mahiyetini kavramas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Bu konuda tek delil ve anla┼č─▒labilecek ┼čey her ┼čeyin "ol (k├╝n)" emriyle olmas─▒d─▒r.

21. ─░nsan─▒n G├╝├ž yetirebilece─či ┼čeylerle Sorumlu Tutulmas─▒
Dinde insanlar, g├╝├ž yetiremiyece─či ┼čeyle asla sorumlu tutulmazlar. Her hangi bir ┼čeyle sorumlu tutulman─▒n ├Âncelikli ┼čart─▒, emredilen veya yasaklanan ┼čeyin, insan─▒n yerine getirebilece─či t├╝rden olmas─▒d─▒r. Buna g├Âre, insanlar─▒ g├╝├ž yetiremeyece─či ibadet ve taatlerle  veya yapamad─▒─č─▒ ┼čeylere kar┼č─▒l─▒k daha a─č─▒r─▒yla cezaland─▒rmak dinin sorumluluk mant─▒─č─▒na ayk─▒r─▒d─▒r. Allah akla  dayal─▒ olarak veya vahiy yoluyla insanlara her ne emretmi┼čse, onun anla┼č─▒lmas─▒ i├žin bir yol k─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunu anlayamayacak d├╝zeyde olan ilah├« emrin muhatab─▒ olmaz. B├╝t├╝n bu emirleri bilme yollar─▒ farkl─▒ farkl─▒d─▒r. Ancak onun yollar─▒ ak─▒l ve istidlalle bilinebilir.

22. Allah her ┼čeyi bir hikmete g├Âre yapar
M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre, evrende hi├ž bir ┼čey bo┼čuna yarat─▒lmam─▒┼čt─▒r. Her ┼čeyin bir yarat─▒l─▒┼č sebebi, amac─▒ ve hikmeti vard─▒r. Bu sebeple, Allah'─▒n yapt─▒klar─▒ ve yaratt─▒klar─▒, kendi koydu─ču varl─▒─č─▒n yasalar─▒ ve akl─▒n ilkeleri d─▒┼č─▒nda ├ž─▒kmaz. B├╝t├╝n her ┼čeyi en g├╝zel ┼čekilde ve sapasa─člam yapar. Ona g├Âre, Hikmetin iki ┼čekli vard─▒r: Birincisi adalet, ikincisi l├╝t├╝fkarl─▒kt─▒r. Adaleti her ┼čeyi yerli yerine koymakt─▒r. Allah'─▒n l├╝tfunun gelince, onun sonu yoktur. Sonu├ž olarak ilah├« filin hikmet d─▒┼č─▒ olmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Hikmet d─▒┼č─▒na ├ž─▒kmak ise, sefihliktir ve Allah'─▒n rububiyetine ayk─▒r─▒d─▒r.  

23.  Kaynaklarda M├ótur├«d├«'nin ─░hmal Sebepleri
M├ótur├«d├«'nin Kelam, F─▒k─▒h, F─▒k─▒h Usul├╝,Tefs├«r ve Mak├ól├ót gelene─činde son derece ├Ânemli eserler yazm─▒┼č olmas─▒na ve daha sonra kendi ad─▒na nispetle M├ótur├«d├«lik ad─▒yla  sistematik bir kelam ekol├╝ olu┼čturmu┼č olmas─▒na ra─čmen, s├Âz├╝ edilen bilim dallar─▒nda yaz─▒lan biyografik eserlerde onun hayat hikayesine yer verilmemesi veya ├žok az yer verilmesi ya da g├Ârmezlikten gelinmesi izah edilmesi son derece zor bir problem olarak kar┼č─▒m─▒zda durmaktad─▒r. ┼×imdiye kadar M├ótur├«d├« ile ilgili ara┼čt─▒rma yapan pek ├žok ki┼či konuyla ilgili farkl─▒ g├Âr├╝┼čler ileri s├╝rm├╝┼člerse de, M├ótur├«d├«'nin kendinden sonraki iki-├╝├ž as─▒r boyunca kaynaklarda ihmal edilmesi hala ayd─▒nlat─▒lamam─▒┼čt─▒r. Baz─▒ ara┼čt─▒rmac─▒lar onun hakk─▒nda ├žok az ┼čey bilindi─čini, baz─▒lar─▒n─▒n ise bir tak─▒m ┼čeylerin bilindi─čini ama yetersiz oldu─čunu ileri s├╝rm├╝┼člerdir. Bu iddialar─▒n ├žo─ču, M├ótur├«d├«'nin Kit├óbu't-Tevh├«d adl─▒ eseri yay─▒mlanmad─▒─č─▒, hayat─▒ ve fikirleri ├╝zerine m├╝stakil ├žal─▒┼čmalar yap─▒lmad─▒─č─▒ d├Ânemde ileri s├╝r├╝lm├╝┼č iddialard─▒r. Kit├óbu't-Tevh├«d'in ve TeÔÇÖv├«l├ót'─▒n g├╝n y├╝z├╝ne ├ž─▒kar─▒lmas─▒yla birlikte M├ótur├«d├«'nin fikirleri konusundaki sis perdesi kalkmaya ba┼člam─▒┼č ve bu konuda sevindirici ve ├╝mit verici ├žal─▒┼čmalar yay─▒mlanmaya ba┼člam─▒┼čt─▒r. ┼×imdiye kadar M├ótur├«d├«'nin hayat─▒ ve ├ževresiyle ilgili bilgiler hep standart Mak├ól├ót eserlerinde veya biyografik eserlerden ├ž─▒kar─▒lmaya ├žal─▒┼č─▒ld─▒. Bug├╝n ise, art─▒k bunlar─▒n d─▒┼č─▒nda hala yazma olarak bulunan Hanef├«-M├ótur├«d├« ├ževrelere ait kaynaklara y├Ânelinmi┼č bulunulmaktad─▒r. Asl─▒nda Hanef├«-M├ótur├«d├« ├ževrelere ait bu eserlerde, M├ótur├«d├«'nin fikirlerinin hi├ž de ihmal edilmedi─či, b├╝y├╝k bir otorite olarak kabul edildi─či ve ├žok erken d├Ânemlere ait eserlerde onun g├Âr├╝┼člerine m├╝racaat edildi─či  a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lmektedir. ├ľrne─čin ─░bn Yahy├ó'n─▒n ┼×erh├╝ C├╝mel-i Us├╗l├╝'d-D├«n'i, M├ótur├«d├«'nin ├Â─črencisi Eb├╗'l-Hasan er-R├╝st├╝─čfen├«'nin Fev├óid'i bu konuda son derece ├Ânemli bilgiler ihtiva etmektedir. Di─čer yandan Hanef├« alimlerin kendi d├Ânemlerindeki g├╝ncel problemlerle ilgili ├ž├Âz├╝mleri i├žeren  Fev├óid, Nev├ózil ve Hav├ódis, H├óv├« fi'l-Fet├óv├ó,  el-M├╝ntek├ó ve  Fet├óv├ó ad─▒yla yaz─▒lan eserlerde ve erken d├Ânem Hanef├« F─▒k─▒h Us├╗l├╝ eserlerinde M├ótur├«d├«'nin g├╝ncel problemlerle  ve hayat─▒ ile ilgili  biyografik eserlerde olmayan son derece ├Ânemli bilgiler bulunmaktad─▒r. B├╝t├╝n bunlara ra─čmen E┼č'ariÔÇÖye k─▒yasla M├ótur├«d├«'nin b├╝y├╝k bir ihmale u─črad─▒─č─▒ ge├žerlili─čini hala korumaktad─▒r. Ancak yeni bilgi ve belgeler onun tamamen ve kasten ihmal edildi─či g├Âr├╝┼č├╝n├╝ art─▒k ge├žersiz k─▒lm─▒┼čt─▒r. En az─▒ndan Hanef├« ├ževrelerde durum olduk├ža farkl─▒d─▒r.
M├ótur├«d├«'nin ihmal sebepleri aras─▒nda, eserlerin zorlu─ču yada anla┼č─▒lamamas─▒  ya da mu─člakl─▒─č─▒, felsef├« ve kelam├« olu┼ču, ilim ve k├╝lt├╝r merkezi ve hil├ófet merkezi Ba─čdad'dan uzak bir yerde ya┼čam─▒┼č olmas─▒, Mutezileye yak─▒nl─▒─č─▒ veya en az onlar kadar akla ba┼čvurmas─▒, E┼č'ar├«ler gibi siyas├« iktidarca desteklenmemesi, resm├« e─čitim kurumlar─▒nda okutulmamas─▒, E┼čÔÇÖar├«li─čin Malik├«lik ve ┼×afi├«ler taraf─▒ndan benimsenirken M├ótur├«d├«li─čin sadece Hanef├«ler taraf─▒ndan benimsenmesi, E┼č'ar├«li─čin Nizamiye medreseleri yoluyla ─░slam d├╝nyas─▒n─▒n her taraf─▒na g├Ânderilecek kimseler yeti┼čtirmeleri, M├ótur├«d├«ler'in ise bu imkanlardan mahrum kalmas─▒ gibi pek ├žok sebep ileri s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r.  Buna ra─čmen bu sebepler, onun ihmal edili┼čini a├ž─▒klamakta yetersizdir. Ben bunlar─▒ tart─▒┼čmak yerine, son derece ├Ânemli g├Ârd├╝─č├╝m baz─▒ sebeplerden bahsetmek istiyorum. M├ótur├«d├«'nin Hanef├«ler d─▒┼č─▒nda kas─▒tl─▒ olarak ihmal edilmesinin sebeplerinden birisi,  E┼č'ar├«, ─░bn K├╝ll├ób, Kal├ónis├« ve benzerleri gibi,  eserlerinde Ehl-i S├╝nnet'i savunmam─▒┼č olmas─▒ ve Ehl-i S├╝nnet ve'l-Cemaat veya benzeri kavramlar─▒ hi├ž kullanmam─▒┼č olmas─▒d─▒r. Bunun yerine Eb├╗ Han├«fe'nin izinden giderek Mutedil M├╝rcie'nin g├Âr├╝┼člerini savunmu┼č ve " ├ľv├╝len M├╝rcie" (─░rc├óÔÇÖ el-Mahm├╗d) fikrini benimsemi┼čtir. O d├Ânemlerde bir ├žok a├ž─▒dan Mak├ól├ót gelene─či standartla┼čt─▒─č─▒ i├žin Eb├╗ Han├«fe ve Ash├ób─▒ M├╝rcie'nin bir alt grubu olarak zikredilmi┼čtir. Muhtemelen M├ótur├«d├« de, tasnif sistemini ilk d├Ânem Mak├ól├ót eserlerindeki ┼čemaya uyduran sonraki F─▒rak yazarlar─▒, en az─▒ndan ┼×ehrist├ón├« ve ─░bn Teymiye taraf─▒ndan, Eb├╗ Han├«fe'nin fikirlerini savundu─ču ve onlar─▒ geli┼čtirdi─či i├žin Eb├╗ Han├«fe ashab─▒ aras─▒nda birisi olarak g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Do─ču Hanef├«-M├╝rci├« Mak├ól├ót gelene─činde zikredilmemesinin ise ba┼čka bir sebebi oldu─čunu san─▒yoruz. ├ľncelikle bu b├Âlgeye ait konuyla ilgili eserlerden sadece Eb├╗ MutiÔÇÖ Mekh├╗l en-Nesef├«'nin Kit├óbu'r-Red ale'l-Ehv├ó's─▒  g├╝n├╝m├╝ze kadar ula┼čabilmi┼čtir. M├ótur├«d├«'nin ├ža─čda┼č─▒ Kerr├óm├«-M├╝rci├« bir kimse taraf─▒ndan yaz─▒lm─▒┼č olan bu eser, f─▒rkalar─▒ ┼čah─▒slar merkezli de─čil, daha ├žok fikirler merkezli isimlendirmeye gitti─činden ve iman g├Âr├╝┼čleriyle d├╝nyay─▒ terk  g├Âr├╝┼čleri konusunda M├ótur├«d├«''nin Kerr├óm├« ├ževrelere a─č─▒r ele┼čtiriler y├Âneltmesinden dolay─▒, M├ótur├«d├«''ye yer vermemi┼čtir. Bunun sonucu olarak her iki standart Mak├ól├ót gelene─činde ad─▒ ge├žmemi┼čtir. M├ótur├«d├«''nin Muhammed b. Kerr├óm ve di─čer sufilerin anlay─▒┼člar─▒n─▒ ele┼čtirmesi, sezgiyi/ilham─▒ redderek akla ├Ânem vermesi, daha sonra Sufilikle eklemlenen Ehl-i S├╝nnet ├ževrelerinde kabul g├Ârmesine ve ├Âne ├ž─▒kar─▒lmas─▒na engel olmu┼čtur. ├ç├╝nk├╝ kendi ├Â─črencisi Eb├╗'l-K├ós─▒m Hak├«m es-Semerkand├« ve Eb├╗'l-Leys Semerkand├«'nin eserlerinin daha yayg─▒n olmas─▒na ve ├žok tan─▒nmas─▒na, onlar─▒n Suf├« d├╝┼č├╝nceyle ilgilenmeleri ve bu konuda eserler yazm─▒┼č olmalar─▒ sebep olmu┼čtur. Hanef├« ├ževrelerin onu ihmali konusunda bir kas─▒t aramak yerine, Eb├╗ Han├«fe'nin otoritesini g├Âlgelemek endi┼čenin etkili oldu─ču kanatindeyiz. Ne zaman ki ┼×afi├«lik ve Malik├«lik kendilerine E┼č'ar├«ÔÇÖyi itikad├« g├Âr├╝┼člerinde ├Ânemli bir ┼čahsiyet olarak ├Âne ├ž─▒karmaya ba┼člad─▒lar ise, o zaman Hanef├«ler de E┼č'ar├«'ye rakip olarak M├ótur├«d├«''yi imam edindiler. Bu durumda M├ótur├«d├«''yi ├Âne ├ž─▒karmakda ve itikadi konularda Eb├╗ Han├«fe kadar yer vermekte bir sak─▒nca g├Ârmediler. Zaten Eb├╗ Han├«fe'nin g├Âr├╝┼člerini, sistematik bir Kelam ekol├╝ne d├Ân├╝┼čt├╝rm├╝┼č olmas─▒ ve ├že┼čitli konularda eserler yazm─▒┼č olmas─▒ dolay─▒s─▒yla bu ├╝nvan─▒ haketmi┼čti. Son olarak, daha sonra a├ž─▒klanaca─č─▒ gibi, M├ótur├«d├«''nin d├Ânemindeki siyas├« iradeyle baz─▒ anla┼čmazl─▒klar i├žerisinde olmas─▒, onun siyas├« iktidar deste─čiyle me┼čhur olmas─▒n─▒ ve imkans─▒zl─▒klar y├╝z├╝nden eserlerinin yaz─▒l─▒p ├žo─čalt─▒lmas─▒n─▒ engellemi┼č olabilir.

24. T├╝rk D├╝┼č├╝nce Tarihi ve Siyas├« Tarihi A├ž─▒s─▒ndan ├ľnemi
Ba─čdad'da B├╝veyh├«lerin y├╝kseli┼če ge├žti─či, Taberist├ón'da Zeyd├«lerin devlet kurdu─ču, ─░sm├ó├«l├«ler/Karmat├«lerin Orta Asya'da, ├Âzellikle Nesef, Semerkand ve Bedah┼čan'da Saman├«leri tehdit edecek kadar g├╝├žlendikleri  ve F├ót─▒m├«-─░sm├ó├«l├«lerin  Kuzey Afrika'da merkezi M─▒s─▒r'da bulunan bir devlet kurduklar─▒ bir d├Ânemde, yeni m├╝sl├╝man olmu┼č T├╝rkler aras─▒ndan ─░slam├« ilimlere  vak─▒f M├ótur├«d├«' gibi birisinin ├ž─▒kmas─▒, son derece ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝  Semerkand ─░slam'la yakla┼č─▒k iki y├╝z y─▒l ├Ânce tan─▒┼čm─▒┼čt─▒. Bu d├Ânemin b├╝y├╝k bir b├Âl├╝m├╝ ise, sava┼člar, entrikalar ve siyas├« ├žalkant─▒larla ge├žmi┼čti. ├ťstelik M├ótur├«d├«, di─čer bilginler gibi, Nisabur, Rey, Ba─čdad, Basra, M─▒s─▒r, ┼×am, Kufe ve di─čer k├╝lt├╝r merkezlerine seyahat etmemi┼č birisiydi. M├ótur├«d├«, b├Âyle bir d├Ânemde ve bu kadar a─č─▒r ┼čartlar alt─▒nda, kendisini ilme vermi┼č ve b├╝t├╝n T├╝rk d├╝nyas─▒n─▒ etraf─▒nda toplayan ve kendi ad─▒yla an─▒lan itikad├« bir mezhep kurmu┼čtur. Ka┼čgar├«ÔÇÖnin  Div├ónu Lugatu't-T├╝rk'├╝ T├╝rk dili a├ž─▒s─▒ndan, Far├ób├« ve ─░bn Sin├ó'n─▒n felseyle ilgili eserleri ─░slam Felsefesi a├ž─▒s─▒nda ne kadar ├Ânemli ise, M├ótur├«d├«'nin Kit├óbu't-Tevh├«d'i ve TeÔÇÖv├«l├ót'─▒ da T├╝rk din anlay─▒┼č─▒ ve T├╝rklerin dini d├╝┼č├╝nce tarihi a├ž─▒s─▒ndan, o  kadar ├Ânemlidir. ├ç├╝nk├╝ onun bu eserleriyle birlikte, ak─▒lc─▒l─▒k ve ho┼čg├Âr├╝ T├╝rk din anlay─▒┼č─▒n─▒n  temel ta┼člar─▒ olmu┼čtur. M├ótur├«d├« anlay─▒┼č─▒n hakim oldu─ču bu k├╝lt├╝r havzas─▒nda, bug├╝n dahi hikmetleri T├╝rk boylar─▒ aras─▒nda ezbere okunan Ahmet Yesevi, Hac─▒ Bekta┼č Veli  ve Yunus Emre gibi b├╝y├╝k T├╝rk mutasavv─▒flar─▒n─▒n yeti┼čmesine, ┼×i├«/─░sm├ó├«l├« fikirlerin etkisiz k─▒l─▒narak T├╝rk boylar─▒n─▒n Hanef├«-M├ótur├«d├« din anlay─▒┼č─▒ etraf─▒nda toplanmas─▒na ve Sel├žuklu ve Osmanl─▒ ad─▒yla bilinen b├╝y├╝k T├╝rk devletlerinin kurulmas─▒na zemin haz─▒rlam─▒┼čt─▒r.   
Sel├žuklular d├Âneminde, her ne kadar Hanef├« Mutezil├«lere ve ─░smaili/Bat─▒n├«li─če kar┼č─▒ bir cephe olu┼čturmak amac─▒yla E┼č'arilik resm├« bir mezhep olarak benimsenmi┼č ve Nizamiye Medreseleri kurulmu┼č ise de, T├╝rkler aras─▒nda bu medreselerin etkisinin san─▒ld─▒─č─▒ kadar g├╝├žl├╝ olmad─▒─č─▒ anla┼č─▒lmaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ bu Nizamiye medreselerinin yan─▒s─▒ra Hanef├«-Maturid├«lerin kendi medreselerinde Hanef├«-M├ótur├«d├« k├╝lt├╝r okutulmaya devam etmi┼čtir. Di─čer taraftan T├╝rk kelamc─▒lar─▒ aras─▒nda E┼čÔÇÖar├«li─či benimseyen ve bu kelam├« sistemi desteklemek i├žin eser yazan alim yok denecek kadar azd─▒r. Bu s─▒n─▒fa girebilecek Osmanl─▒ d├Ânemi alimlerinden Taftaz├ón├«, asl─▒nda koyu bir E┼č'ar├« olmay─▒p E┼čar├«likle M├ótur├«d├«li─či uzla┼čt─▒rmaya ├žal─▒┼čan ilk ki┼čilerden birisidir. Ancak onun uzla┼čt─▒rma ├žabalar─▒ sonucu, M├ótur├«d├«'nin E┼čÔÇÖar├«lerle uyu┼čan g├Âr├╝┼člerini E┼čÔÇÖar├«li─če indirgemi┼č, MutezileÔÇÖye parelel g├Âr├╝┼člerini ise Mutezile diyerek g├Ârmezlikten gelmeye ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Onun bu tavr─▒n─▒n M├ótur├«d├«li─čin yay─▒lmas─▒n─▒, olumsuz y├Ânde etkiledi─či s├Âylenebilir. Sel├žuklular d├Âneminden ba┼člayarak E┼čÔÇÖar├«li─čin M├ótur├«d├«lik kar┼č─▒s─▒ndaki g├╝c├╝, halk nazar─▒nda daha ├žok sufilikle olan ili┼čkisi dolay─▒s─▒yla olmu┼čtu. E┼č'ar├«lik Gazal├« ile birlikte Ehl-i S├╝nnet ├ževrelerinde Sufili─či me┼črula┼čt─▒rma fonksiyonu g├Ârd├╝ ve pek ├žok ┼×├ófi├«-E┼čÔÇÖar├« alim Sufilikle ilgili eserler yazd─▒lar. Ama T├╝rk d├╝nyas─▒nda, bir E┼čÔÇÖar├« olarak en fazla etkisi olan alimlerden birisi Gazal├« oldu. Muhtemelen Nizamiye medreselerinde yeti┼čen ve E┼č'ar├«li─či benimseyen ├Ânemli alimlerin ├žo─čunlu─ču Fars as─▒ll─▒lardan olu┼čuyordu. B├╝t├╝n bunlara ra─čmen, Sel├žuklular d├Ânemi M├ótur├«d├«'nin g├Âr├╝┼člerini savunan alimlerin yeti┼čmesi bak─▒m─▒ndan en verimli bir d├Ânem oldu ve Hanef├«- M├ótur├«d├« ├žizgide hem f─▒k─▒h hem de kelam sahas─▒nda ├žok say─▒da son derece ├Ânemli eserler yez─▒ld─▒.
Sufili─čin b├╝y├╝k destek g├Ârd├╝─č├╝ Osmanl─▒ d├Âneminde de,  E┼čÔÇÖar├«lik, Gazal├« ve Fahredd├«n R├óz├« kanal─▒yla etkili olmaya devam etmi┼čtir.  ├ľrne─čin Fahredd├«n Raz├«, Mavera├╝nnehir Matur├«d├« ulemas─▒yla tart─▒┼čmalar yapan ve M├ótur├«d├«leri zay─▒f d├╝┼č├╝nmeye ├žal─▒┼čan eserler yazan birisi idi. Ancak XV. as─▒rdan itibaren ┼×i├«-S├╝nn├« ├žeki┼čmesinin T├╝rk-─░ran ├žeki┼čmesine d├Ân├╝┼čmesi sonucu  ─░mam M├ótur├«d├« ve onun T├╝rk Din Anlay─▒┼č─▒ yeniden ke┼čfedilmeye ba┼članm─▒┼čt─▒r. Osmanl─▒ alimlerinin M├ótur├«d├«'den ve onun fikirlerinden bahsetmeye ba┼člamas─▒ ve bu d├Ânemde TeÔÇÖv├«l├ót'─▒n   yazmalar─▒ndaki art─▒┼č,  bu ger├že─či a├ž─▒k├ža ortaya koymaktad─▒r. M├ótur├«d├«'yi Osmanl─▒ d├Âneminde yeniden ke┼čfeden ├Ânemli ┼čahsiyetlerden birisi ─░bn Kemal Pa┼ča.( ????)  Bir di─čeri de Akkirmani (1174/1760)'dir. Akkirman├«ÔÇÖnin ÔÇť ─░r├óde-i C├╝zÔÇÖiyye Ris├ólesiÔÇŁ adl─▒ eserinde ge├žen ┼ču ifadeler bu a├ž─▒dan son derece manidard─▒r: ÔÇť MaÔÇÖl├╗m ola ki efÔÇÖal-i ÔÇś─▒b├ód hakk─▒nda mez├óhib-i ad├«de vard─▒r. L├ókin ┼×eyt├ón-─▒ l├óÔÇÖ├«nin n├╝zÔÇÖat─▒ndan sel├ómet ve k├óideten tekl├«fin s─▒hhati  ve taatte medh ve sev├ób ve maÔÇÖsiyette zemm ve ÔÇś─▒k├ób ancak ─░m├óm├╝ÔÇÖl-H├╝da  Eb├╗ Mans├╗r M├ótur├«d├« mezhebinde olur.ÔÇŁ  ├ľyle san─▒yoruz ki, Osmanl─▒ i├žin E┼č'ar├«lik S├╝nn├«-┼×i├« ├žeki┼čmesinde S├╝nn├«li─čin zaferini sa─člayacak bir Teolojik ├Âzg├╝nl├╝kten uzakt─▒. Zaten ├Âzg├╝n olarak E┼čÔÇÖar├«lik okutulmuyordu. Sufili─čin emrinde ve son derece felsefile┼čmi┼č bir E┼čÔÇÖar├«lik okutulmaktayd─▒. Sufili─čin bilgi kuram─▒ ve bat─▒n├« yoruma ├Âncelik vermesi, ┼×i├«li─če kar┼č─▒ bir muhalefetten ├žok dolayl─▒ olarak destek sa─člamak anlam─▒na geliyordu. ┼×i├«li─čin ilk d├Ânemlerden itibaren b├╝y├╝k geli┼čme kaydeti─či ve devlet kurdu─ču co─črafya daha ├žok E┼č'ar├« co─črafya olmu┼čtur. Di─čer taraftan Felsefe ├╝zerinde ┼×├«a'ya cevap verebilmek de o g├╝n i├žin m├╝mk├╝n de─čildi. ├ç├╝nk├╝ ayn─▒ felsef├« tezler ┼×i├« ├ževrelerce de benimsenmekteydi ve kendi tarihlerinde T├╗s├« ve benzeri pek ├žok alim eserler yazm─▒┼čt─▒. Felsef├« ve Suf├« cepheden ┼×i├«likle m├╝cadele etmek imkans─▒z idi. Osmanl─▒ idarecileri, bu ger├že─čin fark─▒na vararak ve halk taban─▒nda E┼čÔÇÖar├«li─čin, ├Âzellikle T├╝rk unsuru aras─▒nda yayg─▒nla┼čmamas─▒ ger├že─čini de g├Âz ├Ân├╝nde bulundurarak Suf├« bilgi kuram─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒kan, R├óf─▒z├« ve Bat─▒n├«li─čin / Karmat├«li─čin ele┼čtirisi ile ilgili pek ├žok eser yazan  daha sade ak─▒lc─▒ ve T├╝rk k├╝lt├╝r ├ževresinde ortaya ├ž─▒kan ve T├╝rklerin geneli taraf─▒ndan benimsenen M├ótur├«d├«li─če bu y├╝zden daha b├╝y├╝k ├Ânem atfetmi┼čtir. Bunun yan─▒s─▒ra Hanef├«lik ve M├ótur├«d├«lik T├╝rk d├╝nyas─▒ a├ž─▒s─▒ndan etle kemik gibidir. Her M├ótur├«d├« Hanef├«'dir ve Sel├žuklularla Osmanl─▒ d├Âneminde T├╝rk denilince M├ótur├«d├« ve Hanef├« olarak anla┼č─▒l─▒yordu. Bug├╝n de durum hemen hemen ayn─▒d─▒r. Osmanl─▒ k├╝t├╝phanelerinde bu iki kimli─či birle┼čtiren M├ótur├«d├« kelamc─▒lar─▒n─▒n eserleri, Nesef├« Ak├«deÔÇÖsi ┼×erhleri ve F─▒khu'l-Ekber ┼×erhleri ile Hanef├« F─▒k─▒h kitaplar─▒n─▒n yazmalar─▒  ┼×afi├«-E┼čÔÇÖar├« kimli─činin ta┼č─▒y─▒c─▒s─▒ olan eserlerle kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒nda  halk taban─▒nda ve okur yazar kesim aras─▒nda bu k├╝lt├╝r ├╝r├╝nlerinin elden ele nas─▒l doland─▒─č─▒ a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lecektir. ├ľyle anla┼č─▒l─▒yor ki, E┼čÔÇÖariÔÇÖli─či  devre d─▒┼č─▒ etmek isteyen giri┼čim Medrese d─▒┼č─▒ndan geldi ve  en zay─▒f noktas─▒ olan kaza-kader ve ─░nsan fiilleri konular─▒nda yo─čunla┼čt─▒. Bu konun se├žilmi┼č olmas─▒n─▒n muhtemelen siyasi baz─▒ gerek├želeri de olabilir. M├ótur├«d├«li─či savunan Osmanl─▒ ulemas─▒ ├╝zerine yeni ara┼čt─▒rmalar─▒n yap─▒ld─▒─č─▒ takdirde bu ger├žek daha iyi anla┼č─▒laca─č─▒ kanatindeyiz. Osmanl─▒ alimlerinden Akkirm├ón├«(1174/1760) ve di─čer baz─▒ alimler M├ótur├«d├«'nin insan ├Âzg├╝rl├╝─č├╝ ile ilgili fikirlerine hararetle savunmaya devam etmi┼člerdir. Ancak Osmanl─▒ d├Âneminde Gaz├ól├«ÔÇÖnin sufilikle ilgili eserleri, Cumhuriyet d├Âneminde de, Said NursiÔÇÖnin eserleri, T├╝rkler aras─▒nda Hanefi-M├ótur├«d├« kimli─činin zay─▒flamas─▒nda etkili olmu┼čtur.
T├╝rkiye CumhuriyetiÔÇÖnin kurulu┼čuyla birlikte, Osmanl─▒ÔÇÖdan devral─▒nan gelene─čin etkisi ve mill├« devlet anlay─▒┼č─▒n─▒n sonucu olarak M├ótur├«d├«lik daha fazla ilgi g├Ârmeye ba┼člam─▒┼čt─▒r. Hatta haz─▒rlanan ─░lmihal kitaplar─▒nda veya imamlar i├žin haz─▒rlanan el kitaplar─▒nda "f─▒k─▒hta mezhebimiz Hanef├«lik, itikatta M├ótur├«d├«lik " ┼čeklinde bir kimlik olu┼čturulmaya ├žal─▒┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu anlay─▒┼č, Yusuf ZiyaY├Âr├╝kan ve di─čer ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒n,  M├ótur├«d├«lik ve M├ótur├«d├« k├╝lt├╝r ├ževresiyle ilgili ara┼čt─▒rmaya y├Ânelmelerinde etkili olmu┼čtur. Bug├╝n T├╝rk d├╝nyas─▒n─▒n ├žo─čunlu─ču, Hanef├« kimli─či alt─▒nda M├ótur├«d├«li─čini s├╝rd├╝rmektedir.

25. ─░slam D├╝┼č├╝ncesi ├ťzerindeki Etkisi
M├ótur├«d├«'nin yeti┼čti─či d├Ânemi din├« ve fikr├« bak─▒mdan inceleyecek olursak, Mutezile'nin Abbas├«ler taraf─▒ndan takibata u─črad─▒─č─▒, Hadis Taraftarl─▒─č─▒'n─▒n devlet taraf─▒ndan desteklendi─či, ┼×i├« ve ─░sm├ó├«l├« fikirlerin ve Tasavvuf├« d├╝┼č├╝ncenin yayg─▒nl─▒k kazanmaya ba┼člad─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝r├╝z. Mutezile ile birlikte, akl─▒n mahkum edilmesi ─░slam d├╝┼č├╝ncesine b├╝y├╝k bir zarar vermi┼čti. Bunun akabinde din ve d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝ hadis ve gelenek  ├╝zerine kuran Hadis Taraftarlar─▒,  ke┼čif ve derun├« tecr├╝beyi esas alan Sufilik, imama itaati din ve bir inan├ž esas─▒ gibi g├Âren ┼×i├«lik yayg─▒nl─▒k kazanmaya ba┼člam─▒┼čt─▒. M├ótur├«d├«, bu s├Âz├╝ edilen ekollerin ve felsef├«, agnostik ekollerin kaos yaratt─▒─č─▒ bir d├Ânemde, ak─▒l ve vahiy aras─▒nda yarat─▒lmak istenen bunal─▒m─▒ ve ├žat─▒┼čmay─▒ ortadan kald─▒rmaya ve onun yerine akl─▒ tekrar din├« bilginin ├╝retilmesinde en g├╝venilir bir kaynak olarak ├Âl├ž├╝ al─▒nmas─▒na ├žal─▒┼čt─▒. Asl─▒nda o, daha ├Ânce  Mutezilenin oynad─▒─č─▒ rol├╝, ├╝stlenmi┼čti, fakat Mutezil├« de─čildi. Kit├óbu't-Tevh├«d'de g├Âr├╝ld├╝─č├╝ kadar─▒yla, o insan bilgisinin kaynaklar─▒n─▒ ele alarak analiz eden ilk m├╝sl├╝man kelamc─▒d─▒r. Bu eseri, ─░slam d├╝┼č├╝nce tarihindeki kelam├«/akaid├« d├╝┼č├╝nceyle ilgili yaz─▒lm─▒┼č ve bize ula┼čan en eski metin olman─▒n ├Âtesinde ─░slam Teolojisinin ilk geli┼čme ├ža─č─▒yla ilgili son derece zengin bir malzemeyi i├žermektedir.  Di─čer yandan M├ótur├«d├«' d├Âneminde b├Âlgede ya┼čamaya devam eden S├╝meniyye, Men├óniyye, Merkay├╗niyye, Sofistler, Seneviler ve Mecus├«ler hakk─▒nda da ├Ânemli bir bilgi kayna─č─▒ olmaya devam etmektedir. M├ótur├«d├«, gerek Kelam ve TefsirÔÇÖde, gerekse ─░slam f─▒kh─▒nda son derece ├Ânemli kavramsal analizler yapm─▒┼č, baz─▒ kavramlar─▒ yeniden tan─▒mlam─▒┼č veya yeni kavramla┼čt─▒rmalara gitmi┼čtir. Buna ├Ârnek olarak Kelam'da Maiye (Nelik/Nitelik), Ak─▒l, Havass (Duyular), Haber, Peygamber'in Haberi, Peygamber'den gelen haber, ┼×eyÔÇÖiyye (M├óhiyet), Bilkuvve, Bilfiil, T├«net, gibi; Tefsir'de mutlak din, mutlak kitap,  te'vil, v├╝cuh ve  ─░ctihad├« nesih gibi, F─▒k─▒hÔÇÖta  ise, Bey├ón├╝'l-Kif├óye, Bey├ón├╝'n-Nih├óye, Bey├ón├╝'t-Tafs├«l, el-M├╝tev├ótir bi'l-Amel, ─░lm├╝'l-Amel, ─░lm├╝'┼č-┼×eh├óde ve di─čer kavramlar ├Ârnek verilebilir. ─░slam Kelam─▒'na katk─▒s─▒yla kendinden sonraki alimlere ilham kayna─č─▒ olmu┼č ve ├ža─čda┼č ara┼čt─▒rmac─▒lar taraf─▒ndan " Liberal   Ehl-i S├╝nnet Teolojisi" nin veya " Spek├╝latif Teolojinin" kurucusu olarak g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. ├ço─čunlu─ču T├╝rk olan pek ├žok alim onun bu kelami sistemini tan─▒tmaya ├žal─▒┼čan olduk├ža k─▒ymetli kelam├« eserler yazm─▒┼člard─▒r.  Bu ekol Hanef├«lik olarak, ba┼člang─▒├žta  Horasan-Mavera├╝nnehir  ba┼čta olmak ├╝zere, daha sonra Orta Asya, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Do─ču T├╝rkistan, Malezya, Endoneya, Kafkaslar, Rusya, T├╝rkiye, Orta Do─ču ve di─čer b├Âlgelerde ya┼čayan m├╝sl├╝manlar─▒n b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒ taraf─▒ndan  benimsenerek g├╝n├╝m├╝ze kadar ya┼čamaya devam etmi┼čtir. G├╝n├╝m├╝zde ─░slam d├╝nyas─▒nda ve bat─▒da  baz─▒  ├ťniversitelerÔÇÖde ya da ─░lahiyat Fak├╝lteleriÔÇÖnde, s─▒n─▒rl─▒ d├╝zeyde de olsa, M├ótur├«d├« ve M├ótur├«d├«likle ilgili konular ├žal─▒┼čt─▒r─▒lmakta, lisans ve lisans ├╝st├╝ ders programlarda  M├ótur├«d├«lik ve  onun ak─▒lc─▒ teolojisi okutulmaktad─▒r.


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 20.12.2009



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...