E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Maturidi Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ ve G├╝n├╝m├╝z Sorunlar─▒n─▒ ├ç├Âzmeye Katk─▒s─▒

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
S├Ânmez Kutlu Mezhepler Tarihi T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 1814 Hit : 4904 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 ┘ů┘ćě▓┘äě¬ ě»┘Ő┘ć┘Ő ě╣┘ä┘ł┘Őěž┘ć-ě»┘Ő┘ćěî ┘ůě░┘çěĘěî ěĚě▒┘Ő┘éě¬ěî ┘â┌śěóěŽ┘Ő┘ć┘Őěî ě»ě▒ě│ě¬ ┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő ┘Őěž ┘üě▒ěž┘ż┘ćě»ěžě▒┘Ő
2 Yeni D├╝nya D├╝zeni Kar┼č─▒s─▒nda Alternatif Bir ─░slam Medeniyeti M├╝mk├╝n m├╝?
3 Tarihsel S├╝re├žte Alevili─čin Yaz─▒l─▒ Kaynaklar─▒nda Yap─▒lan Metin Tahrifat─▒
4 Tarihsel Muhammed ─░le Menkabevi Muhammedi Ay─▒rman─▒n ├ľnemi
5 Maturidi Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ ve G├╝n├╝m├╝z Sorunlar─▒n─▒ ├ç├Âzmeye Katk─▒s─▒
6 Kurana G├Âre Bar─▒┼č
7 ─░slam Mezhepleri Tarihinde Usul Sorunu
8 ─░slam D├╝┼č├╝ncesinde Tarihsel Din S├Âylemleri Olgusu
9 Imam al Maturidi and H─▒s Ep─▒stemology
10 Farkl─▒ ─░nan├ž Gruplar─▒ ve Din E─čitimi
11 Ehli Beyt Sembolik Kapitalinin Tarihi S├╝re├ž ─░├žinde Semerelendirilmesi
12 De─či┼čim S├╝recinde M├╝sl├╝manlar─▒ Bekleyen Baz─▒ Muhtemel Sorunlar
13 Cemaatlerin ─░slam─▒ Tebli─č Sorunu
14 Bilinen ve Bilinmeyen Y├Ânleriyle ─░mam Maturidi
15 Bar─▒┼č ├ľzg├╝rl├╝k ve Merhamet Peygamberi Hz. Muhammed
16 Alevilik Din mi Mezhep mi Tarikat m─▒?
17 39 Soruda T├╝rkiyede Alevilik Bekta┼čilik

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
all wives cheat online women who cheated
link how many women cheat on husbands why do wifes cheat
what are aids symptoms symptoms for aids/hiv new hiv treatment
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
doxycycline doxycycline doxycycline

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

M├ótur├«d├« Ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ ve G├╝n├╝m├╝z Sorunlar─▒n─▒ ├ç├Âzmeye Katk─▒s─▒

─░slam d├╝┼č├╝nce tarihinde, ─░slamÔÇÖ─▒ anlama, a├ž─▒klama ve ya┼čamaya y├Ânelik birbirinden farkl─▒ yorum gelenekleri  ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Kimisi, dini anlama ve anlamland─▒rmada olgunun tahliline b├╝y├╝k ├Ânem vererek akl─▒n ve ak─▒l y├╝r├╝tmenin n├╝fuz alan─▒n─▒ geni┼čletmekte; kimisi akl─▒ ayet, hadis ve din├« metinlerin lafz├« anlam─▒na hapsederek metnin hakimiyetini kurmaya ├žal─▒┼čmaktad─▒r. Kimisi de, sorunlar─▒n ├ž├Âz├╝m├╝n├╝ belli ┼čah─▒slara, yani siyas├«-karizmatik lidere veya gizemli g├╝├žlerle donat─▒lm─▒┼č suf├« ├Ânderlere (┼čeyh ve kutub) havale etmektedir. Kimisi ise, ge├žmi┼čten g├╝n├╝m├╝ze kadar  gelen dini tecr├╝beye (s├╝nnet ve asar), yani ilk nesillerin dini anlama ve ya┼čama bi├žimlerini ideal bir d├Ânem (asr-─▒ saadet) olarak sunmaktad─▒r. Kendilerine ├Âzg├╝ bilgi kuramlar─▒ ve sistemli fikri yap─▒lar─▒ olan fikr├« kurumsalla┼čmalar, mezhep, tarikat veya g├╝n├╝m├╝zde din├« cemaatler ┼čeklinde tezah├╝r etmektedir. Ad─▒ ne olursa olsun bu dini-politik veya din├«-toplumsal hareketlerin arkas─▒nda, ÔÇť├Ârt├╝l├╝ referans ├žer├ževesiÔÇŁ dedi─čimiz bir zihniyet bulunmaktad─▒r. ─░slamÔÇÖ─▒n inan├ž, ibadet-muamelat  ve ahlak├« boyutuyla ilgili bilgi ├╝retmeye y├Ânelik bu ├žabalar, ge├žmi┼čte oldu─ču gibi bug├╝n de b├╝t├╝n├╝yle olmasa bile, b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de bu y├Ântem ve zihniyetlerden ┼ču ya da bu ┼čekilde etkilenmeye devam etmektedir. Hatta bazen istikrarl─▒ bir ┼čekilde geli┼čerek, bazen  ├Âz├╝n├╝ kaybederek, bazen da ba┼čka bir zihniyete eklemlenerek veya ona benze┼čerek varl─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝rmeye ├žal─▒┼čmaktad─▒r.


─░slam toplumlar─▒nda etkili olan ve din├« d├╝┼č├╝nceye damgas─▒n─▒ vuran belli ba┼čl─▒ zihniyetlerden birisi de, akla, ak─▒l y├╝r├╝tmeye, i├žtihada, nazar ve istidlale ├Ânem veren ve farkl─▒l─▒klar─▒n bir arada ya┼čamas─▒na imkan tan─▒yan ÔÇťAk─▒lc─▒-hadar├« zihniyetÔÇŁ gelmektedir. Bu zihniyet, Ak─▒l Taraftarlar─▒ olarak tan─▒nm─▒┼čt─▒r. ┼×ah─▒s d├╝zeyinde ilk temsilcileri aras─▒nda ─░brahim en-Neha├«, Hammad b. Eb├« S├╝leyman ile Eb├╗ Hanife ve onun ├Â─črencileri gelmektedir. Mezhep d├╝zeyinde ak─▒lc─▒ tezah├╝rler M├╝rcie, Mutezile ve Maturidilik ├╝zerinde g├Âr├╝lmektedir. Eb├╗ HanifeÔÇÖnin din anlay─▒┼č─▒n─▒ teolojik, epistemolojik ve felsef├« a├ž─▒dan temellendiren en ├Ânemli ┼čahsiyetlerden birisi ─░mam M├ótur├«d├« idi. Buna ra─čmen ─░mam M├ótur├«d├«ÔÇÖnin ak─▒lla temellendirilebilir ─░slam anlay─▒┼č─▒ ve bunun f─▒k─▒h, kelam ve tefsir alanlar─▒na yans─▒malar─▒, maalesef yeterince analiz edilememi┼čtir. Onun kelam klasi─či Kit├óbuÔÇÖt-Tevh├«d ve tefsir klasi─či TeÔÇÖv├«l├ótuÔÇÖl-KurÔÇÖ├ón adl─▒ eserlerinin yay─▒mlanmas─▒yla birlikte, ak─▒lc─▒ zihniyetin onun fikri sistemine nas─▒l yans─▒d─▒─č─▒n─▒ anlama konusundaki yeni bir d├Ânem ba┼člam─▒┼čt─▒r. B├Âylece toplumsal yap─▒n─▒n ve kurumlar─▒n de─či┼čti─či, insanlar ve toplumlar aras─▒ ili┼čkilerin ├že┼čitlendi─či g├╝n├╝m├╝z ─░slam toplumlar─▒nda ortaya ├ž─▒kan yeni din├«-huk├╗k├« sorunlar─▒n ├ž├Âz├╝m├╝ i├žin ├Ânemli bir f─▒rsat do─čmu┼čtur. Di─čer ekoller aras─▒nda bu zihniyeti benimseyenler ve onlar─▒n g├Âr├╝┼čleri ├╝zerinde burada durmamam─▒z, onlar─▒ yok saymak veya ─░mam M├ótur├«d├« d─▒┼č─▒ndakilerin ├Ânemsiz oldu─ču anlam─▒na gelmemelidir. Ger├žekte Mutezil├« ve M├╝rci├« bilginlerin din s├Âyleminde bu zihniyetin yans─▒malar─▒ ├žok g├╝├žl├╝ olup ba─č─▒ms─▒z ├žal─▒┼čmalar yapmay─▒ gerektirir.  


III/IX.asr─▒n ikinci yar─▒s─▒ ile IV./X. asr─▒n ba┼člar─▒nda ya┼čam─▒┼č olan M├ótur├«d├«, temelleri KufeÔÇÖde at─▒lm─▒┼č Rey Taraftarl─▒─č─▒n─▒n  Orta AsyaÔÇÖdaki en ├Ânemli temsilcilerinden birisidir. M├ótur├«d├«, hem bilginin konusu olan varl─▒k, siyaset, din, ┼čeriat, toplum ve sosyal hayata ait olgular─▒ ├ž├Âz├╝mleyebilmek ve hem de hangi dinden ve mezhepten olursa olsun herkesle tart─▒┼čabilecek ortak bir zemin ve tutarl─▒ bir bilgi kuram─▒ olu┼čturmakla i┼če ba┼člam─▒┼čt─▒r. ─░mam M├ótur├«d├«ÔÇÖnin dini bilgi ├╝retme ve dini-toplumsal sorunlar─▒ ├ž├Âz├╝mlemedeki ak─▒lc─▒ y├Ântem ve yakla┼č─▒m─▒n─▒n olu┼čmas─▒nda birinci derecede akla, istidlale, nazara, tefekk├╝re, tedebb├╝re, teakkule vurgu yapan KurÔÇÖan ayetleri ve Hz. MuhammedÔÇÖin uygulamalar─▒; ikinci olarak tarihsel-toplumsal yap─▒y─▒ ve de─či┼čim s├╝recinde toplumun maslahat─▒n─▒ g├Âz ├Ân├╝nde bulundurarak   huk├╗k├«-siyas├« sorunlar─▒ ├ž├Âz├╝mleyen Hz. ├ľmerÔÇÖin yakla┼č─▒m─▒, ├╝├ž├╝nc├╝ olarak daha sonraki d├Ânemde  ┼čeri h├╝k├╝mleri illetten ziyade maslaha dayand─▒ran ve dini sorunlar─▒n ├ž├Âz├╝mlenmesinde akla b├╝y├╝k bir n├╝fuz alan─▒ tan─▒yan Eb├╗ HanifeÔÇÖnin ak─▒lc─▒ y├Ântemi etkili olmu┼čtur. Bu etkenlere, ilk ├╝├ž neslin gelene─čine (s├╝nnet-asar) geni┼č yetkiler veren ve akl─▒ mahkum eden Hadis Taraftarlar─▒ÔÇÖn─▒n, do─čru bir inanca ve bilgiye ula┼čmakta imam─▒n gizli bilgisi ve akl─▒na ba─članmay─▒ ┼čart ko┼čan ┼×i├«-Bat─▒n├« (─░sm├óiliye ve ─░mam├«ye) ak─▒mlar─▒n yakla┼č─▒mlar─▒ ile felsef├« k├╝lt├╝r├╝n tahakk├╝m├╝ alt─▒na girmi┼č bir akl─▒n ├Ânderli─činde din├« bilgi ├╝reten MutezileÔÇÖnin  ak─▒lc─▒l─▒─č─▒n─▒ da eklemek gerekir. Tabii ki k├╝lt├╝r ve dinlerin kav┼čak noktas─▒ olan Semerkand gibi bir ┼čehirde ya┼čam─▒┼č olmas─▒, b├Âlgede hakim olan dinlere ve felsef├« ak─▒mlara kar┼č─▒ kendi dinini, genel kabul g├Âren ak─▒l gibi bir esasa ba─čl─▒ kalarak savunmaya ├žal─▒┼čmas─▒ da bir ba┼čka sebep olarak say─▒lmal─▒d─▒r.


ÔÇťM├ótur├«d├« ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ÔÇŁ ile,  ─░mam M├ótur├«d├«ÔÇÖnin dini temellendirme ve dini bilgi ├╝retmede kulland─▒─č─▒ kendine ├Âzg├╝ y├Ântem ve yakla┼č─▒m─▒ kastedilmektedir. Ad─▒na nisbet edilen M├ótur├«d├« mezhebi mensuplar─▒n─▒n ak─▒lc─▒l─▒─č─▒, bu kapsamda de─čerlendirilmemi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ ─░mam M├ótur├«d├« ve onun takip├žileri oldu─ču s├Âylenen kimselerin ak─▒lc─▒l─▒─č─▒ aras─▒nda,  ├Ânemli farklar bulunmaktad─▒r. Bu tart─▒┼čmaya burada girmeyi gerekli g├Ârm├╝yoruz, bir noktaya de─činmekle yetiniyoruz. M├ótur├«d├«ÔÇÖnin eserlerine yans─▒yan ak─▒lc─▒ anlay─▒┼č, kendi takip├žilerinden oldu─ču s├Âylenen Pezdev├« taraf─▒ndan anla┼č─▒lmas─▒ zor bir fikir sistemi olarak g├Âsterilmi┼čtir. Muhtemelen bu durum onun ├Âzellikle kelam├« eserlerine olan ilgiyi azaltm─▒┼čt─▒r. Daha sonra E┼čÔÇÖ├ór├« bir alim olan Taftaz├ón├«, ├ľmer en-Nesef├«ÔÇÖnin Ak├óidÔÇÖine yazd─▒─č─▒ ┼čerhinde, M├ótur├«d├«ÔÇÖnin g├Âr├╝┼člerini insicaml─▒ bir kelam ekol├╝ olarak sunmak yerine, bir k─▒sm─▒n─▒ MutezileÔÇÖye benzeterek, bir k─▒sm─▒n─▒ ise ─░mam E┼čÔÇÖar├«ÔÇÖnin g├Âr├╝┼člerine yak─▒nla┼čt─▒rmak veya uzla┼čt─▒rmak yoluyla g├Âzden d├╝┼č├╝rmeye ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Bu bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ M├ótur├«d├«ÔÇÖye ├Âzg├╝ di─čerlerinden ba─č─▒ms─▒z bir kelam├« anl─▒y─▒┼č─▒n varl─▒─č─▒ konusunda teredd├╝tler olu┼čturmaktad─▒r. M├ótur├«d├«ÔÇÖnin ak─▒lc─▒ yakla┼č─▒m─▒n─▒n ├Âzg├╝nl├╝─č├╝, birinci derecede  akla bak─▒┼č─▒ ve ona y├╝kledi─či i┼člevlerden kaynaklanmaktad─▒r. Tebli─čimizÔÇÖde, ├Ânce M├ótur├«d├« ak─▒lc─▒l─▒─č─▒n─▒ teorik y├Ân├╝n├╝ ortaya koyacak, daha sonra g├╝n├╝m├╝z sorunlar─▒n─▒ ├ž├Âzmede sa─člayabilece─či katk─▒/katk─▒lar─▒ ÔÇťh─▒rs─▒zl─▒k su├žunu ├Ânlemeye y├Ânelik el kesme cezas─▒ÔÇŁ vakas─▒ ├╝zerinden analiz yapmaya ├žal─▒┼čaca─č─▒z.


─░mam M├ótur├«d├«, di─čer bilgi kaynaklar─▒n─▒ kontrol etme niteli─či dolay─▒s─▒yla, akl─▒ bilgi nazariyesinin merkezine yerle┼čtirir. Ama mahiyetinin bilinmesi m├╝mk├╝n g├Ârmedi─činden akl─▒n tan─▒m─▒n─▒ yapmaktan ka├ž─▒n─▒r. Ona g├Âre, ak─▒llar, kendi keyfiyetini ve mahiyetini anlamaktan aciz ve cahildir. Ba┼čka bir ifadeyle ak─▒llar, kendi keyfiyet ve mahiyetlerini bilemezler.  Ak─▒l, alemin bir c├╝z├╝d├╝r, dolay─▒s─▒yla idrak g├╝c├╝ s─▒n─▒rl─▒d─▒r, her ┼čeyi bilemez.  AlperÔÇÖin de tespit etti─či gibi, M├ótur├«d├«ÔÇÖnin anlay─▒┼č─▒nda ak─▒l sadece zihn├« de─čil, ayn─▒ zamanda zihnin d─▒┼č─▒nda (haric├«) bir varl─▒kt─▒r.  ├ťstelik ak─▒l, AllahÔÇÖ─▒n insano─čluna verdi─či en y├╝ce bir emanetidir.  Ayr─▒ca Allah, akl─▒,  yararl─▒ ile zararl─▒y─▒ belirlemede, iyi ile k├Ât├╝y├╝ ay─▒rt etmede kullan─▒lmas─▒ gerekli bir vas─▒ta olarak yaratm─▒┼čt─▒r.  M├ótur├«d├«, akl─▒n tan─▒m─▒ veya mahiyetinden ziyade ona y├╝klenen i┼člev ├╝zerinde durur. Onun yegane i┼člevi, analiz gerektiren ├Âzelliklere sahip nesne ve olaylar─▒ analize, sentez gerektiren ├Âzellikler ta┼č─▒yanlar─▒ da senteze tabi tutmaktan ibarettir. Bu s├Âylenene ula┼čabilmesi i├žin de tefekk├╝r ve istidlalin devreye sokulmas─▒ gerekir.  Ak─▒l, bu yolla evrende birle┼čebilenleri bir araya getirebilen, ayr─▒lmas─▒ gerekenleri ise ay─▒rabilen bir ├Âzelli─če sahiptir.  M├ótur├«d├«ÔÇÖnin akla y├╝kledi─či i┼člevi k─▒saca ┼č├Âyle form├╝le edebiliriz: Olay ve olgular─▒ inceleyen, onlar─▒n iyi ve k├Ât├╝l├╝─č├╝n├╝ belirleyebilen, tikel olaylar aras─▒nda ili┼čki kuran ve onlar─▒ kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒p s─▒n─▒fland─▒ran, bunun sonucunda genel  h├╝k├╝mler elde edebilen hem zihn├« hem zihin d─▒┼č─▒ bir varl─▒kt─▒r.


M├ótur├«d├«, dini bilginin ├╝retilmesinde ve ├Â─črenilmesinde akl─▒n yan─▒ s─▒ra nakle de ba┼čvurulmas─▒ gereken,  birbiriyle ├žat─▒┼čan de─čil uyum i├žerisinde ├žal─▒┼čan iki ayr─▒ kaynak olarak g├Âr├╝r. Bu sebeple ak─▒lÔÇônakil ili┼čkisini  kar┼č─▒lamak ├╝zere, bilginin kaynaklar─▒ i├žin  ÔÇťak─▒lÔÇŁ ve ÔÇťsem├«ÔÇÖÔÇŁ kavramlar─▒n─▒ kullan─▒r. Di─čer kelamc─▒ ve  felsefecilerin tart─▒┼čmalar─▒nda g├Âr├╝len ak─▒l-vahiy ├žat─▒┼čmas─▒n─▒n izlerine hi├ž rastlanmaz. Sem├«ÔÇÖ, ResulÔÇÖ├╝n AllahÔÇÖ─▒n kelam─▒n─▒, yani vahyini,  do─črudan AllahÔÇÖtan veya el├žisinden i┼čitmesiyle ve insan─▒n da ayn─▒ kelam─▒ AllahÔÇÖ─▒n el├žisinden i┼čitmesiyle  ortaya ├ž─▒kan vahiy bilgisini kar┼č─▒lamak ├╝zere yap─▒lm─▒┼č bir kavramla┼čt─▒rmad─▒r. Bazen buna kar┼č─▒l─▒k haber kullan─▒lsa da, haber semiÔÇÖ kavram─▒na g├Âre daha kapsaml─▒ olup hem Res├╗l├╝n haberi olan vahyi, hem de Resulden gelen m├╝tevatir ve ahad haberleri i├žine al─▒r.


M├ótur├«d├«, b├╝t├╝n bilgi alanlar─▒n─▒ kar┼č─▒lamak ├╝zere  daha kapsaml─▒ bir bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ geli┼čtirmi┼čtir. Din├« bilgi ve di─čer bilgi alanlar─▒ aras─▒nda her hangi bir ayr─▒ma gitmeksizin g├╝venilir bilgiye ula┼čt─▒ran yollar─▒, ÔÇť ÔÇŽ ┼č├╝kredesiniz diye size kulaklar, g├Âzler ve kalpler verdi.ÔÇŁ  ayetinden hareketle duyular, haber ve ak─▒l olarak s─▒n─▒rland─▒r─▒r. ┼×├Âyle ki burada bilgi kayna─č─▒ olarak g├Âsterilen ÔÇśg├ÂzÔÇÖ, g├Âren, ┼čekil ve renkleri birbirinden ay─▒ran; ÔÇśkulakÔÇÖ sesleri i┼čitip ne oldu─čunu belirleyen; ÔÇśkalplerÔÇÖ ise, g├Âzle g├Âr├╝lmeyen ve kulakla tespit edilemeyen, ki┼činin leh ve aleyhine olacak ┼čeyleri belirlemeye ve anlamaya yarayan ┼čeydir.  Daha sonra olu┼čturulan sistematik kelam─▒n bilgi kuram─▒nda bu bilgi kaynaklar─▒, aynen tekrarlan─▒r. Ancak ─░mam M├ótur├«d├«ÔÇÖnin bilgi yollar─▒ ve onlar─▒n nesneleriyle ilgili a├ž─▒klamalar─▒ di─čerlerinden farkl─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ onun eserlerinde nesnelerin bilgisini elde etmeye yarayan g├Ârme, duyulara; i┼čitme, haberÔÇÖe; kalp de akla kar┼č─▒l─▒k kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Bundan hareketle ilah├« hitab yoluyla a├ž─▒klananlara ÔÇťSemÔÇÖiyy├ótÔÇŁ;  ak─▒l yoluyla bilinenlere ÔÇťAkliyy├ótÔÇŁ, duyular yoluyla kavrananlara ÔÇťHissiy├ótÔÇŁ denir. Onun bu alan ayr─▒┼čt─▒rmas─▒, bilinenler (malumat) ve varolanlar─▒n (mevcud├ót) bilgisini elde etmek i├žin geli┼čtirilen bir y├Ântem olarak g├Âr├╝lebilir. Bu tasnifte birincide ak─▒l, ikincide dil, ├╝├ž├╝nc├╝de ise duyular ├Âne ├ž─▒kmaktad─▒r. Ba┼čka bir ifadeyle sem├«ÔÇÖ nitelemesi i┼čitmeyle elde edilen bilgileri; akl├« nitelemesi ak─▒l y├╝r├╝tme ve derinlemesine analizlere dayal─▒ bilgileri; hiss├« nitelemesi ise, be┼č duyu yoluyla idrak edilen e┼čyan─▒n ve c├╝zi/tikel varl─▒klar─▒n bilgisini kar┼č─▒lamak i├žin kullan─▒l─▒r. Genel olarak sem├«ÔÇÖ, ┼čeriat─▒n; ak─▒l, dinin ; duyular ise, fiziki alemin bilgisine ula┼čt─▒ran kaynakt─▒r. Bu ayr─▒m, ┼čahid (g├Âr├╝nen fiziki alem) ve ─čaib (metafizik alem) ┼čeklinde bir ontolojik ayr─▒mla da desteklenmektedir. Ak─▒l, her iki alemle, semiÔÇÖ ─čaib alemle, hisler ise, ┼čehadet alemiyle ilgili bilgi ├╝retir.  Bunlardan her birisinin kendine ait bilgi nesneleri vard─▒r. Fakat bu, bir kayna─č─▒n di─čer bilgi alanlar─▒ ile ilgil hi├žbir ┼čey bilemeyece─či anlam─▒na gelmez. Aksine, ayn─▒ nesne grubu, bazen bir, bazen iki, bazen da ├╝├ž bilgi kayna─č─▒n─▒n konusu olabilmektedir. . Hiss├« mucizeler/kan─▒tlar, ┼č├╝pheleri defetmek ve vesveseleri ortadan kald─▒rmak konusunda akli mucizelerden daha etkilidir. Bu sebeple, Resuller, akl├« mucizelerle yetinmeyip hissi mucizelerin ikna edicili─činden de yararlanm─▒┼člard─▒r. Bir ┼čeyi bilmenin yolunun his ve ayan oldu─ču hususlarda hi├ž kimse ┼č├╝pheye d├╝┼čmez. Ama hi├ž kimsenin ├Âyle oldu─čuna dair i├žinde bir ┼č├╝phe hissetmemesine ra─čmen, akli konularda ┼č├╝phe ve vesveseler olu┼čabilir.  Ayr─▒ca her birisi kendine ait bilgi nesnelerini bilmede daha yetkili ve g├╝venilir olmakla beraber, onlar─▒n verilerinin do─črulu─čunu belirlemede ├Âl├ž├╝t ak─▒ld─▒r.


M├ótur├«d├«, bu ├╝├ž yolla elde edilen verileri, din├« bir de─čer atfederek AllahÔÇÖ─▒n ayetleri ve kan─▒tlar─▒ (mucizeleri) kapsam─▒nda de─čerlendirir.  Ona g├Âre, ÔÇťAllahÔÇÖ─▒n ayetlerini inkar eden kimseler ÔÇŁ ifadesinde maksat, i┼čaret ve delillerden olu┼čan AllahÔÇÖ─▒n kan─▒tlar─▒n─▒ inkar edenlerdir. AllahÔÇÖ─▒n i┼čaret ve delillerine gelince, birincisi HissiyatÔÇÖt─▒r. Hiss├« deliller, AllahÔÇÖ─▒n vahdaniyetine delalet eden yarat─▒klar, be┼čer g├╝c├╝n├╝ a┼čan yarat─▒l─▒┼č ├Ârnekleri ve Resullerin peygamberlik  iddialar─▒n─▒ do─črulamak ve risaletini a├ž─▒klas─▒n diye AllahÔÇÖ─▒n kendilerine verdi─či mucizeler ile buna tan─▒kl─▒k eden di─čer kan─▒tlar─▒ i├žerir.  ─░kincisi SemÔÇÖiyy├ótÔÇÖt─▒r. Sem├« deliller, Resullerin getirdi─či ve daha ├Ânceden ├Â─čretilmeksizin, ancak  talim yolu ile ├Â─črenilebilen t├╝rden veya hakikatleri sadece Allah taraf─▒ndan bilinebilen haberleri i├žerir. ─░nsanlar, Resulleri bu konuda bilgilendirenin Allah oldu─čunu bu haberlerle ├Â─črenirler ve kendileri i├žin bunu bir delil olarak kabul ederler. ├ť├ž├╝nc├╝s├╝ ise AkliyyatÔÇÖt─▒r. Akl├« deliller,  tevhidi, risaleti ve benzerlerini bilmeye g├Ât├╝recek  t├╝rden uzun tecr├╝be (mihne) ve ara┼čt─▒rmalarla bilinen kan─▒tlar─▒ i├žerir. Sonu├ž olarak Allah bunlar─▒n tamam─▒n─▒ resul├╝ne kan─▒tlar (mucizeler/ayetler) olarak verdi. Gerekli ┼čartlar─▒ ta┼č─▒d─▒klar─▒ s├╝rece, bu ├╝├ž yoldan birisi  veya ├╝├ž├╝ ile birden elde edilen bilgi kesin olup inkar─▒ imkans─▒zd─▒r. Onlar─▒ inkar eden, hem mucizelerin hakikatlerini hem de bunlar─▒n kendisine verildi─či kimseyi inkar etmi┼č olur.  Ancak bunlar, insanlar─▒ imana mecbur eden delil ve h├╝ccetler de─čildir, sadece insanlar─▒n kendi ihtiyarlar─▒yla inanmalar─▒ i├žin onlar─▒ iknaya y├Ânelik delillerdir. Buna ra─čmen, iradesini kullanarak inkara kalk─▒┼čanlar da olacakt─▒r. ─░mana mecbur eden delillerle iman etmek, ki┼činin irade ve ihtiyar─▒n─▒ ortadan kald─▒rd─▒─č─▒ i├žin ge├žersizdir. Nitekim Mekke m├╝┼črikleri, ResulullahÔÇÖ─▒n onlara sem├«, akl├« ve hiss├« h├╝ccetler getirmesine ra─čmen,  AllahÔÇÖa iman etmediler ve peygamberini tasdik etmediler. Kendilerini imana mecbur edecek delilleri g├Ârd├╝klerinde, iman edeceklerini s├Âylediler. Halbuki azab─▒n gelmesiyle, iman etseler dahi, kendilerine faydas─▒ olmayacakt─▒r.  O, inanma ve inkar eylemini, ak─▒lla elde edilen kesin bir bilginin tasdiki ┼čeklinde anlar. Bu bak─▒mdan her inanan─▒n, inanc─▒n─▒ ak─▒l yoluyla elde etti─či sa─člam bilgi ve  delillerle desteklemesi ┼čartt─▒r. Bunu ba┼čaramayan kimsenin taklit yoluyla inanmas─▒, mazur g├Âr├╝lmez. ├ç├╝nk├╝ taklit dinlerin ve mezheplerin do─črulu─čunun ├Âl├ž├╝s├╝ olamaz.


M├ótur├«d├«, akl─▒, haber ve duyular─▒n sa─člad─▒─č─▒ bilgilerin do─črulu─ču ve g├╝venilirli─čini belirlemede yan─▒lmaz ├Âl├ž├╝t olarak g├Âr├╝r. ├ç├╝nk├╝ gerek duyu yoluyla, gerekse haber oluyla bilgi edinirken ak─▒l y├╝r├╝tmek gereklidir. Duyulardan uzak olan ┼čeylerin, yahut  ├žok k├╝├ž├╝k hacimli olup g├Âzle g├Âr├╝lemeyen nesnelerin belirlenmesinde duyular yetersiz kald─▒─č─▒ i├žin ak─▒l y├╝r├╝tmeye ihtiya├ž vard─▒r. Di─čer taraftan,  haberin, yan─▒lma ihtimali bulunan veya bulunmayan t├╝r├╝ne dahil oldu─čunu belirlemek, peygamberlerin mucizeleriyle sihirbaz ve di─čerlerinin g├Âz ba─čc─▒l─▒─č─▒n─▒ ay─▒rt edebilmek, ba┼čka bir ifadeyle mucizeleri mucize olmayan davran─▒┼člardan ay─▒rt edebilmek i├žin, ak─▒l y├╝r├╝tmeye ihtiya├ž vard─▒r. Allah, Kur'├ónÔÇÖ─▒n kendi kat─▒ndan oldu─čunu ak─▒l y├╝r├╝tme y├Ântemiyle ortaya koymu┼č ve pek ├žok ayette  ger├že─če ula┼čt─▒ran ve do─čru yolu g├Âsteren  akl─▒ kullanmay─▒ ve akl├« temellendirmeye ba┼čvurmay─▒ emretmi┼čtir.  Ayr─▒ca hangi haber olursa olsun do─čru ve yanl─▒┼čl─▒─č─▒, ancak ak─▒l yoluyla tespit edilebilir.  Zaten haber kaynaklar─▒ aras─▒nda ÔÇśResul├╝n haberiÔÇÖ olarak bilinen vahiy de ak─▒l taraf─▒ndan do─črulanm─▒┼čt─▒r. Bu anlamda KurÔÇÖan, akl├« bir mucize  olup, mutlak ve do─čru bilgiyi i├žermektedir. Bundan dolay─▒, ona g├Âre, KurÔÇÖanÔÇÖ─▒n d─▒┼č─▒ndaki ÔÇťakl├« delillere ve KurÔÇÖ├ónÔÇÖa ayk─▒r─▒ olan her haber, reddedilmelidir.ÔÇŁ   Bu haberlere, ÔÇťResulden gelen haberlerÔÇŁ de girer. Yani ├žok say─▒da ki┼čiden gelmesi (m├╝tevatir), veya bir ki┼čiden gelmesi haberin do─črulu─čunun bir ├Âl├ž├╝t├╝ de─čildir. Bir topluluk yalan ├╝zerinde birle┼čebilece─či gibi, tek bir ki┼či do─čru bir haber verebilir. Her iki durumda da ak─▒l ve KurÔÇÖanÔÇÖa arz edilmelidir. Bu iki asla ters d├╝┼čmeyen haberler, tek bir ki┼čiden gelse dahi do─črudur. Peygamberden gelen ahad haberle, amel edilebilir, ancak itikad├« konularda bilgi de─čeri ta┼č─▒maz. ─░tikad├« konularda bilgi de─čeri ta┼č─▒yan, KurÔÇÖan veya m├╝tevatir s├╝nnettir.  Di─čer yandan, e┼čyan─▒n g├╝zellik ve ├žirkinlikleri, insanlar─▒n fiillerinin iyi veya k├Ât├╝ olu┼ču konusunda- duyular─▒n alg─▒lay─▒┼č─▒ ve haberlerin bildirmesi s├Âz konusu olsa dahi-  ger├že─čin a├ž─▒─ča ├ž─▒kar─▒labilmesi i├žin her konuda ak─▒l y├╝r├╝tmek  ve tefekk├╝r etmek gerekir. Bu konularda niha├« bilgiye sadece ak─▒lla ula┼č─▒labilir.   


M├ótur├«d├«, akla ├Ânemli bir fonksiyon y├╝klemekle birlikte, haber ve duyular gibi, onun da bilgi elde edebilme g├╝├ž├╝ ve alan─▒n─▒n s─▒n─▒rl─▒l─▒─č─▒n─▒ kabul eder. Ona g├Âre, varl─▒k aleminin bir par├žas─▒ olan akl─▒n bilme g├╝c├╝ s─▒n─▒rl─▒d─▒r. Bir tak─▒m ar─▒zalar isabet etmesi veya inceledi─či konunun ├žok karma┼č─▒k olmas─▒ndan dolay─▒ e┼čyay─▒ b├╝t├╝n y├Ânleri ve ayr─▒nt─▒lar─▒yla bilemez.   Bu durumlarda "ak─▒llar─▒n tek ba┼č─▒na kavrayamad─▒klar─▒  iyiliklerle k├Ât├╝l├╝klerin duyu ve haber yoluyla ├Â─črenilmesi, ancak "alg─▒layanlar─▒n" konu┼čmas─▒ ve di─čerlerinin de kulak verip dinlemesi ile m├╝mk├╝n olur."   Ama bu, akl─▒ b├╝t├╝n├╝yle, g├╝venilir ve do─čru bilgiye ula┼čt─▒ran bir kaynak olmaktan ├ž─▒karmaz.


M├ótur├«d├« ak─▒lc─▒l─▒─č─▒n─▒n yans─▒malar─▒, din-┼čeriat ayr─▒m─▒ tart─▒┼čmalar─▒nda  a├ž─▒k ve net olarak g├Âr├╝lmektedir. O,  din kavram─▒n─▒, ÔÇťinsanlar─▒n -ister hak ister bat─▒l olsun- inand─▒─č─▒  ┼čey"  olarak tan─▒mlar.  Ancak bu tan─▒m, insanlar─▒n inand─▒klar─▒ ve kutsalla ili┼čkileri anlam─▒nda kullan─▒lan genel bir tan─▒md─▒r. M├ótur├«d├«ÔÇÖnin  iman veya inanca (itikada) kar┼č─▒l─▒k kullan─▒lan din tan─▒m─▒na, "ed-din" kelimesinin ge├žti─či ayetlerden birisinin  yorumunda rastlamaktay─▒z. O, bu kelimenin ÔÇťbelirlilik tak─▒s─▒ÔÇŁyla kullan─▒lmas─▒ndan hareketle dini ┼č├Âyle tan─▒mlar: ÔÇťDin, Allah'─▒n Nuh ve di─čer b├╝t├╝n peygamberlere tavsiye etti─či Allah'─▒ birlemek (tevh├«d) ve  ona ibadet etmek demektir." Bu din  peygamberlerin hepsi i├žin, tek ve ayn─▒ dindir. B├╝t├╝n Peygamberlerin dini, tevh├«d inanc─▒ ve bir olan AllahÔÇÖa ibadetten olu┼čur. Fakat onlar─▒n ┼čer├«atleri ve ahkam─▒ birbirinden farkl─▒d─▒r.


M├ótur├«d├«, inan├ž ve itikat olarak tan─▒mlad─▒─č─▒ dini, ┼čeriatten ay─▒r─▒r. Ona g├Âre ┼čeriat, ibadetler, emir ve nehiyler ile di─čer din├« h├╝k├╝mleri i├žerir.  B├Âylece tart─▒┼čmay─▒ ak─▒lla (kalb) din aras─▒nda, ┼čeriatla vahiy aras─▒nda zorunlu bir ili┼čkinin varl─▒─č─▒ ├╝zerine kayd─▒r─▒r. Dinle ak─▒l aras─▒ndaki ili┼čkiyi  ┼ču ┼čekilde temellendirir: " ─░man dindir, dinler ise inan─▒lan inan├žlardan ibarettir. ─░nan├žlar─▒n bulundu─ču ve varl─▒─č─▒n─▒ kendisiyle s├╝rd├╝rd├╝─č├╝ yer kalptir. ÔÇŽ Tasdikin bask─▒ ve cebir alt─▒nda tutulamayan mahiyeti ise kalpte bulunan taraf─▒d─▒r, ├ž├╝nk├╝ iman─▒n bu noktas─▒na herhangi bir yarat─▒─č─▒n tahakk├╝m├╝ n├╝fuz edemez."   M├ótur├«d├«ÔÇÖnin fikri sisteminde, din, hi├žbir d─▒┼č etkinin bask─▒s─▒ ve zorlamas─▒ alt─▒nda kalmaks─▒z─▒n ├Âzg├╝r iradeyle ve kalb├« tasdikle ger├žekle┼čen bir inan├ž olarak takdim edilir. Risalet g├Ârevini ├╝stlenen b├╝t├╝n peygamberler ve nebiler, tevhid, AllahÔÇÖa kulluk ve ahlaki ilkeleri ortak olan tek bir dini bildirmek ├╝zere g├Ânderilmi┼člerdir. Bu din, Allah kat─▒nda mutlak olan, neshedilmeyen ve de─či┼čmeyen  ─░slam dinidir.   Ba┼čka bir ifadeyle hak din ─░slamÔÇÖd─▒r, ├ž├╝nk├╝ ─░slam, b├╝t├╝n ak─▒llar─▒n gerekli k─▒ld─▒─č─▒ ve b├╝t├╝n yarat─▒klar─▒n yarat─▒l─▒┼č─▒n─▒n ┼čehadette bulundu─ču bir dindir.  Bu itibarla mutlak yol AllahÔÇÖ─▒n yolu; mutlak din, AllahÔÇÖ─▒n dini; mutlak kitab AllahÔÇÖ─▒n kitab─▒d─▒r.  O, bu dini tevhid dini, hak din, hanif dini, f─▒trat dini, ger├žek  ve burhanla kaim, kesin delil ve h├╝ccetlerle ayakta duran ak─▒l dini olarak tan─▒mlad─▒.   Mutlak dinin i├žerisine, dinin tevhid, inan├ž esaslar─▒ , ibadetin sadece Allah'a ait olmas─▒, Allah'a ┼č├╝kr├╝n zorunlulu─ču ve ahlak├« ilkeler girmektedir. Dinin unsurlar─▒, ak─▒lla bilinebilenlerle (Akliyy├ót) birebir ├Ârt├╝┼čmektedir. ├ç├╝nk├╝ bu unsurlara, taklit, m├╝┼čahede veya  zorunlu bilgi yoluyla  ula┼č─▒lmaz.  Onlar─▒ bilmenin ve  onlara inanman─▒n yolu, ki┼činin kendi ak─▒l y├╝r├╝tmesi ve istidlali yoluyla elde etti─či kesb├« ve kesin bilgiden ge├žer. Peygamberden peygambere de─či┼čen ┼čer├«at ise, ibadetlerin miktar─▒, say─▒s─▒, ┼čekli ve ┼čeri h├╝k├╝mlerle ilgili bilgileri i├žerir.  Far├«zalar, hadler, emir ve nehiylerden olu┼čan ┼čeriat, dinin Peygamberin geldi─či d├Ânemin ┼čartlar─▒na  ve toplumsal maslahatlara g├Âre olu┼čturulan de─či┼čen toplumsal boyutunu ifade etmektedir.  Ancak k─▒yamete kadar bir ba┼čka Peygamber gelmeyece─činden Hz. Muhammed'in ┼čer├«at─▒, ba┼čka bir ┼čer├«at taraf─▒ndan asla nesh edilmeyecektir.


M├ótur├«d├«, zaman zaman din-┼čer├«at ayr─▒m─▒ ile ilgili tart─▒┼čmay─▒ iman-amel/taatler ayr─▒m─▒ tart─▒┼čmas─▒na d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. ┼×├Âyleki  iman ve islam ile k├╝f├╝r ve ┼čirki din stat├╝s├╝nde, ameller/taatleri de din stat├╝s├╝nde de─čil  ┼čeriat ├žer├ževesinde de─čerlendirir.  ─░man ve amel ayr─▒m─▒n─▒ ├ža─čr─▒┼čt─▒ran baz─▒ ayetleri  delil getirerek, m├╝minlerin ho┼č kar┼č─▒lanmayan davran─▒┼člar─▒n─▒n onlardan iman (din) ismini kald─▒rmad─▒─č─▒n─▒ ve onlara ÔÇť Ey inananlar!ÔÇŁ ┼čeklinde hitap etmeye devam etti─čini s├Âyler. ┼×ayet iman (din), b├╝t├╝n taatlerin ismi olsayd─▒, bir k─▒s─▒m farzlar─▒ terk eden kimselere AllahÔÇÖ─▒n ÔÇťEy iman─▒n bir k─▒sm─▒na inananlar!, ya da ÔÇťEy ─░man─▒n bir k─▒sm─▒n─▒ istisna ederek inananlar!ÔÇŁ diye hitap etmesi gerekirdi. ┼×u halde iman─▒ (din) b├╝t├╝n farzlar─▒n (tatlar─▒n) ismi olarak kabul edenlerin bu anlay─▒┼č─▒ ge├žersiz ve tutars─▒zd─▒r.ÔÇŁ  Ba┼čka bir yerde, taatlerin dinden bir c├╝z oldu─čunu benimseyenleri bu fikirlerinden dolay─▒ ele┼čtirir ve taatlere din ismi verilmeyece─čini s├Âyler.  O, iman-amel/taat ayr─▒m─▒n─▒, din-amel/taatler ayr─▒m─▒ ile ayn─▒ zeminde tart─▒┼č─▒r. ─░man-din-islam kavramlar─▒n─▒ e┼čanlaml─▒ kullanarak bunlar─▒n amel ve taatin varl─▒k ve ge├žerlilik sebebi oldu─čunu vurgular.  Bundan hareketle iman─▒ (din) kalbin, yani akl─▒n fiili, ┼×er├«atÔÇÖ─▒ (ameller ve taat─▒) bedenin veya di─čer azalar─▒n fiili kabul eder. ┼×eriat, daha ├žok duygu ve duyulara hitabeden haram-helal gibi hususlarla ilgilenir. Duyu ve duygularca g├╝zel g├Âr├╝lenler, bazen akl─▒n g├╝zel buldu─ču ┼čeylerden daha a┼ča─č─▒d─▒r. ─░lkinde de─či┼čkenlik, sonrakinde de─či┼čmezlik ve s├╝reklilik s├Âz konusudur.  ─░man ve ─░slamÔÇÖ─▒n e┼č anlaml─▒ olmas─▒n─▒ kabul etti─činden din kavram─▒n─▒, kimi yerde b├╝t├╝n peygamberlere gelen ─░slamÔÇÖla ayn─▒ anlamda kullan─▒r. Ona g├Âre, ─░slam, s├Âzl├╝kte boyun e─čmek (hud├╗ÔÇÖ) demektir. ─░slam, bir terim olarak, nefsi b├╝t├╝n samimiyet ve i├žtenlikle AllahÔÇÖa teslim etmek ve ona ba┼čka birisini ortak ko┼čmamakt─▒r.  AllahÔÇÖ─▒n dini ise, ─░slamÔÇÖd─▒r. Nebilerin insanlar─▒ ├ža─č─▒rd─▒─č─▒ AllahÔÇÖ─▒n dini de bu dindir.  M├ótur├«d├«, dini ak─▒l dini olarak tan─▒mlad─▒─č─▒ gibi, sa─člam akl├« temellendirmelere dayanan iman─▒ da, irade ve ak─▒lla ili┼čkilendirerek akl├« iman olarak nitelemektedir. ─░manÔÇÖda taklidi ise ele┼čtirmektedir. Ona g├Âre, ak─▒lla iman eden kimse, bu iman─▒ndan asla ve ebediyen uzakla┼čt─▒r─▒lamaz ve d├Ând├╝r├╝lemez, sapt─▒r─▒lamaz. ├ç├╝nk├╝ iman─▒n g├╝zeli ve hakikati, ak─▒lla oldu─ču bilinmektedir.  B├Âyle bir iman asla terk edilmez. Ancak taklid iman─▒na sahip kimsenin iman─▒ hakikat iman─▒ de─čildir (imanu hakikatin: hakiki iman). B├Âyle bir imandan d├Ân├╝l├╝r. Mukallid, iman─▒nda mazur de─čildir.  Onun bu de─čerlendirmesi, ak─▒l-din ili┼čkisi ile ilgili yapt─▒─č─▒ de─čerlendirmenin ayn─▒s─▒d─▒r. Din yerine iman─▒ koymaktad─▒r.


M├ótur├«d├«, ak─▒l-semiÔÇÖ din-┼čer├«at, iman-amel ayr─▒m─▒n─▒ felsef├« ve mant─▒k├« bir yakla┼č─▒m─▒ devreye sokarak akl├« h├╝k├╝mlerden ve modal ├Ânermelerden hareketle ┼ču ┼čekilde temellendirmeye ├žal─▒┼č─▒r: "Akl├« h├╝k├╝mler (el-Us├╗l), m├╝mteniÔÇÖ, v├ócip ve bu ikisinin ortas─▒ olan m├╝mkin. Alemin b├╝t├╝n i┼čleri bu esaslar ├╝zerinde y├╝r├╝r. Akl├« a├ž─▒dan v├ócip, aksine her hangi bir haberin  gelemeyece─či bir konumdad─▒r, m├╝mteniÔÇÖ de ayn─▒ durumdad─▒r. M├╝mkin farkl─▒ konumlar─▒n bulundu─ču bir aland─▒r, ├ž├╝nk├╝ o, halden hale, elden ele ve bir m├╝lkiyetten di─čer m├╝lkiyete intikal eden ┼čeydir. M├╝mkinde her hangi bir alternatifin vacip k─▒l─▒nmas─▒  veya m├╝mteniÔÇÖ olmas─▒ ak─▒l a├ž─▒s─▒ndan s├Âz konusu de─čildir. Peygamberler her konumda m├╝mkinin tercihe ┼čayan olan alternatifinin a├ž─▒klamas─▒n─▒ getirirler."   Buradan da anla┼č─▒ld─▒─č─▒ gibi, v├ócip ve m├╝mteniÔÇÖ konusunda ak─▒l mutlak olarak yetkilidir. Bu alanla ilgili akl─▒n ortaya koydu─ču bilgiler yukar─▒da a├ž─▒klana dinin unsurlar─▒ aras─▒nda yer alan bilgilerdir. Ak─▒l, m├╝mkinler k─▒sm─▒nda da yetkilidir, pek ├žok se├ženek sunabilir, ancak s├╝rekli de─či┼čebilen bir alan oldu─ču i├žin sundu─ču se├žene─či vacip ve m├╝mteni k─▒lamaz. Burada insanlar─▒n farkl─▒ se├ženekleri aras─▒nda m├╝mkinin tercihe ┼čayan olan─▒ g├Âstermesi a├ž─▒s─▒ndan PeygamberÔÇÖin semiÔÇÖne, yani vahye ihtiya├ž vard─▒r. Buna g├Âre Peygamberler aklen m├╝mk├╝n olan─▒ a├ž─▒klamakla g├Ârevlendirilmi┼čtir ve her peygambere ait ┼čer├«at, bu m├╝mkin alanla ilgilidir.


M├ótur├«d├«, din konusunda resul├╝ de─čil akl─▒ yetkili olarak g├Ârmektedir. Ona g├Âre Resullerin g├Ânderilmesi ┼čeriatle ilgilidir. ┼×├Âyle ki Allah'─▒ bilmek aklen vaciptir. E─čer Allah hi├ž bir res├╗l g├Ândermeseydi,  yine de insanlar─▒n ak─▒llar─▒yla Allah'─▒n varl─▒─č─▒n─▒ ve birli─čini, onun lay─▒k oldu─ču s─▒fatlarla tan─▒mlamas─▒ ve Allah'─▒n evrenin yarat─▒c─▒s─▒ oldu─čunu bilmesi gerekirdi. Resul g├Ânderilmese dahi, insanlar─▒n ak─▒llar─▒yla AllahÔÇÖ─▒n vahdaniyetini ve uluhiyetini, benzer ve ortaklardan beri oldu─čunu (teali) bilmek; nimetlerini ve onlar─▒n ┼č├╝kr├╝n├╝ yerine getirmek, her an ona boyun e─čmek onlar ├╝zerine vaciptir. Ancak Allah, rahmeti  ve fazl─▒ ile onlara saduk ve adil bir resul g├Ânderdi ki, bunu daha kolay bilsinler ve daha kolay (ehaff) yerine getirsinler.ÔÇŁ  Asl─▒nda insan, bireysel gayret g├Âstererek tefekk├╝r ve tedebb├╝rle bunlar─▒ ak─▒l yoluyla bilir. Hatta ak─▒l, ÔÇťAllahÔÇÖ─▒n baz─▒ s─▒fatlarla nitelendi─čine de kesinlikle h├╝kmeder.ÔÇŁ  Bu sebeple vahiy ula┼čmayan kimse, din konusunda mazur g├Âr├╝lmez ve bundan sorumludur. Hatta Resul├╝n gelmesi, AllahÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒n─▒ haber vermek i├žin de─čil onu tekit etmek i├žindir; din i├žin resul de─čil ak─▒l ┼čartt─▒r. Res├╗ller ise, ibadetlerin, hadlerin ve cizyenin miktar─▒ ve ┼čeklini (mukadderat ve mahd├╗d├ót: kemmiyyet ve keyfiyyet) belirlemek i├žin ┼×er├«at konusunda gereklidir.  AllahÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒ ve birli─čini bilme, sadece AllahÔÇÖa ibadet edilmesinin gereklili─či konusunda hi├ž bir insan─▒n  Allah'a kar┼č─▒ bir mazeret uydurmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir, mazeret sadece ┼čer├« h├╝k├╝mler ve ibadetlerin nas─▒l olaca─č─▒ konusunda olabilir. ─░┼čte bu konudaki mazereti ortadan kald─▒rmak i├žin de Peygamberler g├Ândermi┼čtir. Bu anlamda din bireysel, ┼čeriat ise dinin toplumsal ili┼čkilerle ilgili boyutunu ifade eder. M├ótur├«d├«, bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ "M├╝jdeleyici ve sak─▒nd─▒r─▒c─▒ olarak peygamberler g├Ânderdik ki insanlar─▒n peygamberlerden sonra Allah'a kar┼č─▒ bir bahaneleri (h├╝ccet) olmas─▒n! Allah izzet ve hikmet sahibidir. "   ayeti ile ilgili yapt─▒─č─▒ yorumda olduk├ža ilgin├ž bir ┼čekilde ortaya koymaktad─▒r. M├ótur├«d├«'ye g├Âre, ayetteki mazeret ve h├╝ccet getirmek, ibadetler ve din├« h├╝k├╝mler ( ┼čer├óiÔÇÖ) i├žin s├Âz konusudur, ├ž├╝nk├╝ onlar─▒n bilgisine ula┼čabilmenin tek arac─▒ ak─▒l de─čil vahiy'(semiÔÇÖ) dir. ─░nsanlar bu konuda Peygamberlerin g├Ânderilmesinden sonra Allah'a her hangi bir h├╝ccet g├Ândermedi diye itiraz edemezler. ├ç├╝nk├╝ bunlar  ak─▒lla tespit edilemezler. Akla b─▒rak─▒ld─▒─č─▒ zaman, bu m├╝mkin alanla ilgili bir ├žok alternatif ortaya ├ž─▒kar. Ancak  dine ba─članman─▒n  ve onun bilgisine ula┼čman─▒n yolu b├Âyle de─čildir, burada kaynak ak─▒ld─▒r. Kendilerine ak─▒l verilmi┼č olmas─▒ dolay─▒s─▒yla bu konuda  Allah'a kar┼č─▒ hi├ž bir ┼čekilde itiraz etme haklar─▒ yoktur . Peygamberler, dinin de─či┼čmeyen unsurlar─▒n─▒ aynen aktarmak, ceza ve m├╝kafat─▒ (ahireti) hat─▒rlatmak, a┼ča─č─▒ arzulardan ve gayri me┼čru zevklerden uzak kalmay─▒ sal─▒k vermek  ve insan akl─▒n─▒n ┼čeriat─▒/m├╝mkinat─▒ belirlemesinin ├Ân├╝ndeki engelleri kald─▒rmak,  insan─▒ arzu ve isteklerinin esiri olmaktan kurtar─▒p hak yolda ilerleme ├žabas─▒na destek ve yard─▒mc─▒ olmak i├žin g├Ânderilmi┼čtir.


M├ótur├«d├«ÔÇÖnin ak─▒l-┼čeriat ili┼čkisi tart─▒┼čmalar─▒nda ├╝zerinde durulmas─▒ gereken en ├Ânemli  husus, onun insan akl─▒na ┼čeriatte tasarruf hakk─▒ vermesidir. AllahÔÇÖ─▒n fiillerinin hikmete, ┼čer├«ÔÇÖ h├╝k├╝mlerin ise akl├« maslahatlara dayand─▒r─▒lmas─▒ gerekti─či fikrini benimsemekle,  ┼čeriatte akl─▒n tasarrufuna imkan tan─▒m─▒┼č g├Âr├╝nmektedir. Bu durum dinin ┼čeriat k─▒sm─▒nda ayetin ayetle, ayetin s├╝nnetle veya i├žtihatla  neshini kabule g├Ât├╝rm├╝┼čt├╝r. ┼×├Âyleki Kur'├ón'la Hz. Muhammed'e g├Ânderilen ┼čer├«at, daha ├Ânceki peygamberlerin dinini de─čil ┼čer├«atlar─▒n─▒ neshetmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ Nebiler ve Resuller, ayn─▒ dine mensuptur ve  insanlar─▒ tevhidÔÇÖe inanmaya ve AllahÔÇÖa ibadet etmeye  ├ža─č─▒rm─▒┼člard─▒r. B├╝t├╝n Peygamberlere ayn─▒ din indirildi─činden dinde nesih ve de─či┼čiklik olmaz. ┼×eriatlarÔÇÖa gelince, birbirinden farkl─▒ ┼čer├«atlar vard─▒r. Peygamberler aras─▒nda din konusunda bir farkl─▒l─▒k olmamakla birlikte ┼čeriatlar peygamberden peygambere farkl─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla dinlerde nesih ve de─či┼čiklik  veya bir ├Ânceki peygamberin ┼čeriatine b├╝t├╝n├╝yle uymas─▒ s├Âz konusu de─čildir.   Belli d├Ânemin ┼čartlar─▒ i├žerisinde ┼čekillenen ┼čer├«ata gelince, ilah├« ve k├╝lt├╝rel/be┼čer├« olmak ├╝zere iki y├Ân├╝ vard─▒r. Bu sebeple bir ┼čer├«at─▒n kendi i├žinde de nesih olabilir. Fakat ona g├Âre, nesih " bir h├╝km├╝n y├╝r├╝rl├╝kten kald─▒r─▒lma vaktinin a├ž─▒klanmas─▒d─▒r. Bu bir bedaÔÇÖ olmay─▒p daha ├Ânceki h├╝k├╝mle de ├želi┼čmez. Aksine belirli bir s├╝re i├žin konulmu┼č olan ├Ânceki h├╝km├╝n s├╝resinin bitmesi ├╝zerine yine belirli bir s├╝re i├žin h├╝km├╝n yenilenmesidir. .... Allah her hangi bir h├╝km├╝n s├╝resi bitti─činde ge├ži├ži s├╝resi belirli yeni h├╝k├╝mler ve ┼čer├«atlar koyar. Bunu da bazen bizzat kendisi kitab─▒yla, bazen de Resul├╝ÔÇÖn├╝n diliyle a├ž─▒klar.ÔÇŁ  Burada ┼čeriata dahil edilen ibadetlerin miktar─▒ ve ├Âl├ž├╝s├╝ ile vahiy metninde kesin olarak belirtilen de─či┼čmez illetlere dayal─▒ haram ve helallerin b├Âyle bir neshin kapsam─▒na al─▒nmas─▒, ├Ânemli bir sorun olu┼čturmaktad─▒r. ├ľyle san─▒yoruz ki, M├ótur├«d├«, ge├žmi┼č peygamberlere emredilen namaz, oru├ž ve benzeri ibadetlerin ┼čekli ve miktar─▒yla ilgili Peygamberin alternatifini ve zikredilen t├╝rden haram ve helallerin mahiyetini nesih kapsam─▒na sokmamaktad─▒r. Onun yerine ibadetlerin d─▒┼č─▒nda nitelik ve niceli─či k├╝lt├╝rel/be┼čer├« verili durumdan faydalanarak belirlenmi┼č ┼čerÔÇÖ├« h├╝k├╝mlerin nitelik ve niceli─čini nesih alan─▒n─▒n i├žerisinde de─čerlendirir. Bunun anlam─▒ bir h├╝km├╝n konulmas─▒na esas olu┼čturan maslahat/maslahatlar ortadan kalkmas─▒ durumunda h├╝km├╝n ge├žerlilik s├╝resinin de sona ermesi, ortaya ├ž─▒kan yeni durumlara/sorunlara maslahat merkezli yeni bir h├╝k├╝m konulmas─▒ demektir. Ancak bir h├╝km├╝n y├╝r├╝rl├╝kte kalma s├╝resini a├ž─▒klayan nesih, ayetin h├╝km├╝n├╝n ebediyen ortadan kald─▒r─▒lmas─▒ ┼čeklinde anla┼č─▒lmamal─▒d─▒r. Daha ├Ânceki gibi ┼čer├« h├╝km├╝n devam─▒yla, maslahat─▒n korundu─ču ortam ve toplumlarda veya ihtiya├ž do─čdu─čunda, o h├╝k├╝m tekrar uygulamaya konulabilir. K─▒saca ─░mam M├ótur├«d├«, ayetin ge├žerlilik s├╝resini (neshi) belirlenmesinde veya ge├žici bir s├╝reyle uygulamadan kald─▒r─▒lmas─▒nda ve maslahat─▒n belirlenmesinde ├Âl├ž├╝t olarak akl─▒ kabul eder.  


M├ótur├«d├«,  AllahÔÇÖ─▒n yery├╝z├╝ndeki halifesi s─▒fat─▒yla insana, yani insan akl─▒na ┼čeraitin mahiyeti ├╝zerinde de─čil de nitelik ve niceli─či (keyfiyyet ve kemmiyyet) boyutunda tasarrufta bulunma yetkisini, i├žtihadla nesih olarak kavramsalla┼čt─▒rm─▒┼čt─▒r. Asl─▒nda o,  ┼čer├«atlerin nitel ve nicel y├Ânlerinin olu┼čmas─▒nda verili toplumsal ve k├╝lt├╝rel durumun; bu y├Ânlerinin de─či┼čmesinde ise toplumsal ve k├╝lt├╝rel yap─▒n─▒n de─či┼čiminin etkisini kabul etmi┼čtir. Bu sebeple ┼čer├«attaki bir h├╝km├╝n sebebi olan illetin veya maslahat─▒n kalkmas─▒ veya h├╝km├╝n s├╝resinin sona ermesi  durumunda be┼čer akl─▒yla, yani i├žtihatla bu h├╝km├╝n sona erdirilebilece─či (i├žtihatla nesih) tezini ilk ortaya atan ki┼činin ─░mam M├ótur├«d├« oldu─čunu s├Âyleyebiliriz. Hz. ├ľmer'in kalpleri ─░slam'a ─▒s─▒nd─▒r─▒lacak olanlara ( M├╝ellefe-i Kul├╗b) zekattan pay verilmesini iptal etmesi, bu fikri desteklemek i├žin se├žilmi┼č iyi bir ├Ârnektir. M├ótur├«d├«, bu ├Ârne─čin ├ž├Âz├╝mlemesini yaparken, ┼čeriatte insan tasarrufunu g├╝├žlendirmeye y├Ânelik ┼č├Âyle bir kaide koymaktad─▒r: "H├╝km├╝n uygulanmas─▒na gerek├že olu┼čturan manan─▒n/maslahat─▒n yok olmas─▒ sebebiyle (┼čeriatte) i├žtihatla nesih olabilir."  M├ótur├«d├«, yukar─▒da bahsedilen anlamda ┼čer├«ÔÇÖ h├╝k├╝mlerde neshin ne zaman  ve nas─▒l vuku bulaca─č─▒n─▒ da akl─▒n yetkisine ve hakemli─čine b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Onun i├žin de ikinci bir kaide koymaktad─▒r: "Nesihten ka├ž─▒nman─▒n aklen imkans─▒z hale geldi─či durumlarda nesh caizdir; nesihten ka├ž─▒nman─▒n aklen m├╝mk├╝n oldu─ču durumlarda ise caiz de─čildir."  Muhtemelen M├ótur├«d├«, s├╝nnetle ve ak─▒lla ayetlerin neshini, yukar─▒daki gerek├želerden dolay─▒, takyit ve tahsis anlam─▒nda kullanm─▒┼č g├Âr├╝nmektedir. Burada m├╝├žtehitten m├╝├žtehide veya ak─▒ldan ak─▒la de─či┼čebilen bir izafilik varm─▒┼č gibi g├Âr├╝nse de, ┼čeriatin mahiyetini olu┼čturan ve dinle ili┼čkisini sa─člayan mahiyetinin ortadan kald─▒r─▒lmas─▒ s├Âz konusu olmad─▒─č─▒ndan, bu ┼čeriatin kald─▒r─▒lmas─▒ olarak de─čil ┼čeriatin nicelik ve niteliksel boyutunda  insan─▒n tasarrufta bulunma yetkisi olarak anla┼č─▒labilir. Mat├╝rid├«, h├╝km├╝n yaln─▒z AllahÔÇÖa ait oldu─čunu bildiren  ayetlerde  ÔÇťh├╝km├╝n ancak AllahÔÇÖa ait olmas─▒ÔÇŁn─▒, ÔÇťul├╗hiyyet, rub├╗biyyet ve ibadette h├╝km├╝n sadece AllahÔÇÖa ait olmas─▒ÔÇŁ ┼čeklinde veya ÔÇť yaratma hususunda h├╝km├╝n AllahÔÇÖa ait olmas─▒ÔÇŁ ┼čeklinde yorumlayarak akla hakim vasf─▒n─▒ vermekten ka├ž─▒n─▒p, akl─▒ sadece idrak  edici ve ke┼čfedici olarak nitelendirmeyi tercih etmi┼čtir.  CarullahÔÇÖ─▒n da dedi─či gibi, ÔÇťakl─▒n hakimiyeti, ahiretteki cezay─▒ gerektirecek sonu├žlara kadar varmazsa, kabul edilmesinde bir zarar yoktur. Ve ÔÇť H├╝k├╝m ancak AllahÔÇÖa aittir.ÔÇŁ  ayetine de ayk─▒r─▒ olmaz. ─░nsan, halifelik ┼čerefiyle kainatta tasarruf edebilirse, akl─▒ da halifelik ┼čerefiyle, ┼×eriatÔÇÖta tasarruf edebilir. ├ç├╝nk├╝, insan─▒n tabiattaki hilafeti, ak─▒l sayesinde olmaktad─▒r. Bu y├╝zden ak─▒l, keni faziletiyle ┼×eriatÔÇÖa halife olabilir.ÔÇŁ   


M├ótur├«d├«, din-┼čeriat ayr─▒m─▒nda dinin muhtevas─▒na koydu─ču hususlarla ilgili olarak insan─▒n vacip h├╝km├╝ veya haram h├╝km├╝ verme yetkisini a├ž─▒k├ža kabul eder. ┼×eriat k─▒sm─▒nda ise haram ve helal koyma yetkisi bulunmamakla birlikte, insan─▒n i┼člerin hakikatini, ba┼člang─▒c─▒n─▒ (mebde), sonucunu (akibet) ve ┼čeraitteki haram ve helalleri idrak edebilme  yetkisinin varl─▒─č─▒ndan s├Âz eder. Asl─▒nda de─či┼čik ayetlerle ilgili yapt─▒─č─▒ yorumlardan,  ┼čeriatte haram ve helal k─▒lman─▒n AllahÔÇÖa , onlar─▒ bilmenin ve nehiy sigas─▒nda  yasak (menhi) koyman─▒n ise, insana ait bir yetki oldu─ču fikrini benimsedi─či anla┼č─▒lmaktad─▒r. Hatta Hz. PeygamberÔÇÖden menhi ve mekruh olarak gelen ┼čeylerin de bu manada anla┼č─▒lmas─▒ gerekti─či, uzun s├╝re ve her durumla ilgili haram niteli─či ta┼č─▒mad─▒─č─▒n─▒, haberi ahadla asla bir ┼čeyin haram olamayaca─č─▒n─▒ ve ayetlerde haram sigas─▒nda ge├žen bir h├╝km├╝ neshetmeyece─čini belirtir. Mutlak tahrim lafz─▒,  h├╝rmetin b├╝t├╝n├╝n├╝ kapsayacak ┼čekilde olmal─▒d─▒r. ├ľrne─čin ayette ge├žen tahrim , sadece haraml─▒l─▒─č─▒ zikredilen hayvanlar i├žin mutlakt─▒r. Zikredilmeyenler, haram de─čil, uzun s├╝re ve her durumla ilgili haram niteli─či ta┼č─▒mayan mekruhtur veya menhidir. Hz. Peygamberden nehiy s─▒─čas─▒yla gelenler de b├Âyle anla┼č─▒labilir. Nehiy, uzak durmay─▒ gerektirir, nehyinde haraml─▒l─▒─č─▒n─▒ g├Âsteren bir delil bulunmad─▒k├ža haram olmas─▒n─▒ gerektirmez. ├ç├╝nk├╝ haraml─▒l─▒─č─▒ gerektirmeyen bir ├žok menhiyat vard─▒r. Her nehiy haram olsayd─▒, b├╝t├╝n menhiyat─▒n b├Âyle olmas─▒ gerekirdi. Bir  ┼čeyin haraml─▒l─▒─č─▒, sadece delille olabilir.  M├ótur├«d├«ÔÇÖnin aklen haram (har├ómun fiÔÇÖl-akli) veya m├╝nker ┼čeklinde bir haram t├╝r├╝nden ve aklen vacib (vacib biÔÇÖl-akl) veya maruf ┼čeklinde bir vacib t├╝r├╝nden bahsetmesi,  dinin inan├ž, ibadetin zorunlulu─ču ve ahlak├« boyutuyla ili┼čkilidir. ├ç├╝nk├╝ o, inan├ž konusu olan AllahÔÇÖa ┼čirk ko┼čmaya ÔÇťharam ve m├╝nkerÔÇŁ  ; TevhidÔÇÖe inanmaya ÔÇťvacib ve marufÔÇŁ h├╝km├╝n├╝ akla nisbetle vermektedir.  Ayette ge├žen ÔÇť ona hi├žbir ┼čeyi ┼čirk ko┼čmaman─▒zÔÇŁ  ifadesini tamamen bu mant─▒─ča uygun bir ┼čekilde yorumlar: ÔÇť┼×irk aklen haramd─▒r (haramun fiÔÇÖl-akl).  Akleden herkese AllahÔÇÖ─▒n birli─čini (tevhid) ve ubudiyetin sahibi Rabbini tan─▒mas─▒ gereklidir. ├ç├╝nk├╝ suretlerin terkibi ve en g├╝zel ┼čekilde d├╝zenlenmesi (takv├«muh├ó)  ak─▒lda olu┼čur. Ak─▒l sahipleri g├Âr├╝r ve bilirler ki, bu suretleri AllahÔÇÖtan ba┼čkas─▒ tasavvur etmedi, onlar─▒ d├╝zenlemedi ve bu konuda AllahÔÇÖa bir ba┼čkas─▒ ortak olmad─▒.  Size verilen her ├že┼čit ihsan ve nimet, ondand─▒r.  O halde nas─▒l olur da, onun uluhiyetine ve rububiyetine ba┼čkas─▒n─▒ ortak ko┼čars─▒n─▒z? Halbuki bu hem aklen hem de semÔÇÖan haramd─▒r (haramun fiÔÇÖl-akl ve fiÔÇÖs-semÔÇÖ).ÔÇŁ Bu yorum, dinin inan├ž ve ahlak alan─▒nda akl─▒n haram veya vacip dedi─čine ┼čeriat─▒n ayn─▒ h├╝km├╝ verdi─čini ortaya koymaktad─▒r. Yaln─▒z burada ├Ânemli bir fark bulunmaktad─▒r. Ak─▒l din konusunda haram ve helal h├╝km├╝n├╝ vermesine ra─čmen,  ahirette elde edilecek ceza ve m├╝kafat─▒ takdir edemez. ├ç├╝nk├╝ din k─▒sm─▒nda yer alan unsurlar─▒n m├╝kafat─▒n─▒ ve cezas─▒n─▒ belirleme yetkisi AllahÔÇÖa aittir. Bu y├╝zden k├╝fr├╝n ve ┼čirkin, yalan s├Âylemenin, ibadetleri terk etmenin cezas─▒ bu d├╝nyaya ait de─čildir, onlar─▒n cezas─▒n─▒ ahirette Allah verecektir. ├ľrne─čin kafir, k├╝fr├╝ dolay─▒s─▒yla ├Âld├╝r├╝lmez, k├╝fr├╝n d├╝nyada cezas─▒ yoktur, ├ž├╝nk├╝ k├╝fr├╝n cezas─▒ dinin sahibi olan AllahÔÇÖa aittir.  Ak─▒l dinin bu k─▒sm─▒nda hakemlik yapmak yetkisine sahip de─čildir. Burada temel ilkeyi ┼č├Âyle belirlemi┼čtir: B├╝t├╝n hayrat, akibeti itibariyle, aklen m├╝stahsendir. K├╝f├╝r  ve b├╝t├╝n measi ise, akibeti itibariyle aklen m├╝stakbehtir. ├ç├╝nk├╝ onlardan birisi ├Âv├╝l├╝r ve fiiline kar┼č─▒ sevap kazan─▒r. Di─čeri ise zemmedilir ve k├Ât├╝ ihtiyar─▒ dolay─▒s─▒yla cezaland─▒r─▒l─▒r.ÔÇŁ  


M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre ahlak alan─▒yla ilgili maruf, tayyib ve helallerin g├╝zelli─čini veya m├╝nker, habis ve haramlar─▒n k├Ât├╝l├╝─č├╝, hem akl─▒n teemm├╝l ve tefekk├╝r├╝ hem de insan f─▒trat─▒/tabiat─▒ (tabÔÇÖ) ile bilinebilir.  Ona g├Âre, maÔÇÖr├╗f, ak─▒l ve insan tabiat─▒ (tabÔÇÖ) a├ž─▒s─▒ndan iyi, hay─▒r ve g├╝zel olana; m├╝nker ise ak─▒l ve insan tabiat─▒ a├ž─▒s─▒ndan ┼čer, k├Ât├╝ ve ├žirkin olana denir.  ├ľrne─čin ak─▒l insanlar─▒n anne babaya ihsan─▒n vacip oldu─čunu, onlara k├Ât├╝l├╝─č├╝n haram oldu─čunun bilir.  Hatta ak─▒l, ┼čeriatte helal ve maruf g├Âr├╝leni ├žirkin; haram ve m├╝nker k─▒l─▒nan─▒ da g├╝zel g├Ârmez. Bununla birlikte M├ótur├«d├«, ┼čeraitteki haram, habis ve m├╝nker aras─▒nda; helal, maruf ve tayyib aras─▒nda bir ayr─▒ma gider. Ona g├Âre ┼čeriat akl─▒n ve insan tabiat─▒n─▒n temiz g├Ârd├╝klerini helal k─▒lar. Akl─▒n ve tab─▒ÔÇÖn her ikisinin k├Ât├╝ (habis) g├Ârd├╝klerini ise haram k─▒lar.  ├ľzellikle ┼čeriat, be┼čer i├žin helal g─▒dalar─▒, tab─▒n (duyum ve duygular─▒n) g├╝zel g├Ârd├╝kleri aras─▒ndan se├žmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ insan tabiat─▒ bak─▒m─▒ndan  k├Ât├╝ (habis) olan baz─▒ ┼čeyler, be┼čer i├žin g─▒da  k─▒l─▒nmad─▒. Maruf ve tayyibata gelince, ak─▒llar ve insanlar─▒n tabiat─▒ (t─▒baÔÇÖ), kendi ba┼člar─▒na serbest b─▒rak─▒lsayd─▒, bu maÔÇÖruf, bu tayyib, veya ┼ču habis yada m├╝nker diye haber verecek bir  resule ihtiya├ž kalmazd─▒.  O zaman ak─▒l ve insan tabiat─▒ bunlar─▒n tamam─▒n─▒ bilirdi. Ancak insan f─▒trat─▒ ve akl─▒ bir tak─▒m ┼č├╝phelere maruz kalabilir ve bu ┼č├╝pheler akl─▒n onu bilmesini engelleyebilir, bu durumda  bunu haber verecek AllahÔÇÖ─▒n resul├╝ne ihtiya├ž vard─▒r.  Muhtemelen insan tabiat─▒n─▒n ve akl─▒n, baz─▒ ar─▒zalar veya ┼č├╝pheler dolay─▒s─▒yla haram ve helalde yan─▒lma ihtimali oldu─čundan, haram ve helal k─▒lmay─▒ ┼čeriate; tayyib ve habisi ise insan tabiat─▒na hasretmi┼čtir.   Haram ile tayyib aras─▒ndaki fark─▒, ÔÇť AllahÔÇÖ─▒n helal ve temiz k─▒ld─▒─č─▒ r─▒z─▒klardan yiyiniz.ÔÇŁ  ayetinin yorumunda  ┼č├Âyle a├ž─▒klar:  ÔÇťHelalin tayyib, tayibin helal olmas─▒ muhtemeldir.  ─░kisi ayn─▒ ┼čeydir, ama ba┼čka adlarla isimlendirilmi┼člerdir.  ÔÇťAllahÔÇÖ─▒n helal r─▒z─▒klar─▒ndan yiyinizÔÇŁ emrinden maksat, ┼čeriat ve dinle helal k─▒l─▒nanlard─▒r. AllahÔÇÖ─▒n temiz olarak (tayyiben) verdi─či r─▒z─▒kÔÇŁ dan maksat, insan tabiatinin temiz g├Ârd├╝kleridir. ├ç├╝nk├╝ helal ve haram h├╝km├╝n├╝, ┼čeriat verir. Tayyib ve habis ise, tabiatlerin ho┼č g├Ârd├╝kleridir.ÔÇŁ   M├ótur├«d├«,  ister ┼čeriatin haram ve helal k─▒ld─▒klar─▒, ister insan tabiat─▒n─▒n tayyib ve habis g├Ârd├╝kleri olsun, bunlar─▒n tamam─▒n─▒ iyilik ve k├Ât├╝l├╝─č├╝n├╝ ara┼čt─▒rma ve ak─▒l y├╝r├╝tme yoluyla bilme konusunda akl─▒ yetkili k─▒lm─▒┼čt─▒r.


M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre, her hangi bir ┼čeyin haram ve helalli─či, bu h├╝kme konu olan e┼čyan─▒n kendi zat─▒ndan de─čil, kullar─▒n fiilleri ├╝zerindeki faydas─▒ ve zarar─▒ndan dolay─▒ verilmi┼čtir. Ayn─▒ ┼čekilde h├╝s├╝n ve kubha ili┼čkin nitelikler de, fiilerin mahiyetine ili┼čkin niteliklerdir.  ┼×er├« h├╝k├╝mler, buna uygun olarak, ÔÇť┼čariin  kullar─▒n fiilleriyle ilgili hitab─▒ ile sabit olan ┼čeyÔÇŁ  ┼čeklinde tan─▒mlanm─▒┼čt─▒r. Bu nitelikler, harama konu edilen ┼čeylerin kullar─▒n fiilleri ├╝zerinde meydana getirdi─či fayda ve zarar dolay─▒s─▒yla verilir. Ona g├Âre e┼čyan─▒n h├╝s├╝n veya kubuh ├Âzelli─či e┼čyan─▒n bizatihi bir ├Âzelli─či de─čildir. Kainatta ├Âz yap─▒s─▒ itibariyle, hi├žbir ┼čey b├╝t├╝n├╝yle ne hay─▒r ne de ┼čerdir. Her hay─▒r olan ┼čeyde bir y├Ân├╝yle mutlaka ┼čer, her ┼čer olanda da bir y├Ân├╝yle mutlaka bir hay─▒r vard─▒r.  Bir ba┼čka ifadeyle hi├žbir yiyecek ve r─▒z─▒kta kendili─činden helallik ve haraml─▒k bulunmaz. Haram ve helallik, temizlik ve necislik, insan─▒n istifadesi, yiyip i├žmesi ve onlarla ili┼čkisiyle ilgilidir. Ayn─▒ ┼čekilde AllahÔÇÖ─▒n vacip veya haram k─▒lma gibi hitaplar─▒ da, ┼čeylerin kendilerine g├Âre de─čil, m├╝kelleflerin  davran─▒┼č─▒na g├Âredir. CarullahÔÇÖ─▒n da ifade etti─či gibi, ÔÇťTabiatta bulunan ┼čeylerin hi├žbiri kendi ba┼č─▒na necis veya temiz de─čildir. Temizlik veya necislik, yaln─▒z insan─▒n m├╝nasebetine ba─čl─▒d─▒r. Bu a├ž─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda, tabiatla u─čra┼čanlar─▒n nazar─▒nda, kimyagerlerin zevkinde necis bulunmaz.ÔÇŁ


Allah ak─▒llara durgunluk veren hikmeti gere─či, yap─▒lar─▒n─▒n ├želi┼čkili olmas─▒na ra─čmen zararl─▒ ile yararl─▒y─▒, iyi ile k├Ât├╝y├╝ birli─čine ve rububiyetine kan─▒t olmas─▒ a├ž─▒s─▒ndan tek bir varl─▒k haline getirmi┼čtir.  ─░nsan akl─▒, e┼čyadaki  bu y├Ânlerin bir k─▒sm─▒n─▒ bilmekten aciz;  vahye ve resul├╝n bilgine muhta├ž ise de, fiillerin mahiyetiyle ilgili olan bu h├╝s├╝n ve kubhu, fiillerin sonu├žlar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nerek yine ak─▒l tespit edebilir. ─░nsan tabiat─▒, duygusal olarak baz─▒ fiilerden ho┼čland─▒─č─▒ veya baz─▒ fillerden nefret etti─či i├žin onun h├╝s├╝n ve kubhuna karar veremez. Ancak ak─▒l, tabiat─▒n k├Ât├╝ g├Ârd├╝─č├╝ bir ┼čeyin sonu├žlar─▒na bakarak, iyi; iyi g├Ârd├╝─č├╝ bir ┼čeyin sonu├žlar─▒na bakarak k├Ât├╝ nitelemesi yapabilir. ├ľrne─čin m├╝min, kendi tabiati ├Âlmeyi istemedi─činden sava┼č─▒ kerih g├Âr├╝r, yoksa akl─▒ ve ihtiyariyle kerih g├Ârmez.  Ak─▒l, sava┼č─▒ sonu├žlar─▒ itibariyle insanlar─▒n temel hak ve ├Âzg├╝rl├╝klerini emniyet alt─▒na alaca─č─▒na, bar─▒┼č─▒ sa─člayaca─č─▒na ve AllahÔÇÖ─▒n y├╝ce dinini insanlara tan─▒tma imkan─▒ sa─člayaca─č─▒na h├╝kmetti─či i├žin onaylar. Burada tabiat─▒n iyi ve k├Ât├╝ dedi─činin de─či┼čmesi, akl─▒n iyi ve k├Ât├╝ dedi─činin de─či┼čmemesi s├Âz konusudur. ┼×eriat, ┼čer├« h├╝k├╝mleri daha ziyade duygulara y├Ânelik, yani onlar─▒ kontrol alt─▒na almaya y├Ânelik koyar. Akl─▒n h├╝s├╝n ve kubuh konusundaki h├╝k├╝mlerinin de─či┼čmeyece─čini, insan tabiat─▒n─▒n iyi ve k├Ât├╝ g├Ârd├╝klerinin e─čitim yoluyla de─či┼čebilece─čini ise ┼č├Âyle a├ž─▒klar: ÔÇťAkl─▒n g├╝zel veya ├žirkin g├Ârd├╝─č├╝ ┼čeyde herhangi bir de─či┼čiklik yahut da halden hale ge├ži┼č s├Âz konusu de─čilken tabiat─▒n g├╝zel yahut ├žirkin buldu─ču ┼čey de─či┼čim ve halden hale intikal stat├╝s├╝nde bulunur; bu sonuncu durum e─čitim, al─▒┼čageldi─či ┼čeyden al─▒koymaya ├Âzen g├Âsterme ve yapmak istemedi─či ┼čeye f─▒trat─▒n benimseyebilece─či g├╝zel bir y├Ântemle s├╝rekli olarak y├Ânlendirme suretiyle ger├žekle┼čebilir; t─▒pk─▒ ku┼člarda ve hayvanlarda oldu─ču gibi.ÔÇŁ M├ótur├«d├«, insan tabiat─▒n─▒n cimrilik, c├Âmertlik ve benzeri niteliklerinin e─čitim yoluyla de─či┼čebilece─čini ve daha ├Ânce cimri iken, sava┼čtan ho┼članmayan birisi iken  e─čitim sonucunda c├Âmert olabilece─čini ve sava┼čmay─▒ tabiat haline getirece─čini ileri s├╝rer.   E┼čyadaki iyi ve k├Ât├╝ y├Ânleri tespit konusunda, Allah duygular─▒/ f─▒tr├« temay├╝lleri de─čil ak─▒llar─▒ h├╝ccet kabul etmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ tabiaten olan, iradeye dayal─▒ de─čil cebre dayal─▒d─▒r.   Onu esas alsayd─▒ insan ├Âzg├╝rl├╝─č├╝ ve sorumlulu─ču ortadan kalkard─▒. B├╝t├╝n bu sebeplerle Allah, akl─▒ her t├╝rl├╝ i┼čin d├╝zenlenmesinin kendisine dayand─▒r─▒lmas─▒ gereken bir temel olarak alm─▒┼čt─▒r.  Fakat insan akl─▒n─▒n iyilik ve k├Ât├╝l├╝─č├╝ kavramada ak─▒l y├╝r├╝tmenin ├Ânemli bir yeri vard─▒r. ─░nsan, varl─▒k ve olaylar ├╝zerinde derinlikli ├ž├Âz├╝mlemeler yapt─▒k├ža, onlara dair bilgisini art─▒rd─▒k├ža  onlar─▒n h├╝s├╝n ve kubhu ile ilgili  bu bilinmeyen noktalar─▒ daha iyi ayd─▒nlatacakt─▒r. Nitekim insan ak─▒l sayesinde  g├╝zellikleri ve ├žirkinlikleri tan─▒makta ve di─čer canl─▒lardan ├╝st├╝nl├╝─č├╝n├╝ de onun sayesinde anlamaktad─▒r. Yine yarat─▒klar─▒n y├Ânetilmesindeki insiyatif ancak onunla sa─članabilmektedir. ─░nsan─▒n mahvolu┼ču, ona verilen bu akl─▒ kullanmamakla ba┼člar.  


M├ótur├«d├«ÔÇÖye g├Âre, insan akl─▒ e┼čyan─▒n g├╝zel ve ├žirkinli─čini, yararl─▒ ve zararl─▒ olu┼čunu, ilk bak─▒┼čta b├╝t├╝n y├Ânleriyle ve ayr─▒nt─▒lar─▒yla belirleyemez, ancak derinlemesine ara┼čt─▒rd─▒ktan ve ak─▒l y├╝r├╝tt├╝ksen sonra bilebilir. Onu bilmenin bir ba┼čka yolu da peygamberin haberi yoluylad─▒r.  Bu konuda ┼čeriat─▒n bildirmesi teyid ve tekiddir. ┼×eriat, bir ┼čeyi  iyi  ve faydal─▒ oldu─ču i├žin emretmi┼č,  k├Ât├╝ ve  zararl─▒ oldu─ču i├žin de yasaklam─▒┼čt─▒r.  Din, bu konuda ak─▒lla birle┼čmektedir. Ayr─▒ca ahlaki duygu insan─▒n ├Âz├╝nde  vard─▒r. G├╝zelin g├╝zelli─či, ├žirkinin ├žirkinli─či kendisinde bedih├« olarak bilindi─či i├žin, ak─▒l bunlar─▒ idrak eder, emreder ve yasaklar. Mesela; nimete ┼č├╝kretmenin do─črulu─ču ve adaletin g├╝zelli─či, nank├Ârl├╝─č├╝n, zulm├╝n ve yalan─▒n ├žirkinli─či b├Âyledir.  Allah, vahiy yoluyla insanlara her ne emretmi┼čse, akl─▒n anlay─▒┼č derecesine ve yollar─▒na g├Âre onu a├ž─▒klam─▒┼čt─▒r.  Bunu anlayamayacak d├╝zeyde olan insan, ilah├« emrin muhatab─▒ olamaz. B├╝t├╝n bu emirleri bilme yollar─▒ farkl─▒ farkl─▒d─▒r. Ancak onun bilmenin b├╝t├╝n yollar─▒ ak─▒l ve istidlalden ge├žer.  Di─čer taraftan M├ótur├«d├«, insan─▒n olgu ve hadiselerdeki iyili─či ve k├Ât├╝l├╝─č├╝, ÔÇťiyilik ve k├Ât├╝l├╝klerin ilham edilildi─či bilgiyleÔÇŁ   zorunlu olarak bilmesini, bir t├╝r cebrilik  g├Ârerek bu fikri ┼ču ┼čekilde ele┼čtirir: ÔÇťE┼čyan─▒n h├╝s├╝n ve kubhu ak─▒llar─▒n bedahetiyle k├╝lli olarak bilinir. Ancak ak─▒llar, her ┼čeyin h├╝sn├╝n├╝ ve kubhun├╝, onlar─▒ tek tek g├Âstererek bilemez. Nitekim insan tabiat─▒ da b├Âyledir. Buna g├Âre Allah akl─▒n tabiat─▒na ( fi tab─▒ÔÇÖl-akl) ├žirkinliklerin kubhunu, g├╝zelin h├╝sn├╝n├╝ t├╝mel olarak (c├╝mleten) koymu┼čtur. Ancak ak─▒l, zikredilen yollara ba┼čvurmadan kendi nefsindeki her birini tek tek g├Âstererek bu ikisini birbirinden (i┼č├óreten) ay─▒rt edemez. Allah onun nefsine, g├╝zeli ├žirkinden ├žirkini g├╝zelden ay─▒rt edecek ve fucurun ├žirkinli─čini, takvan─▒n g├╝zelli─čini belirleyebilecek bir ├Âl├ž├╝t koydu. O halde bunun bilgisine ya Resul├╝n haberiyle veya ak─▒l y├╝r├╝tmekle (bi-istiÔÇÖmaliÔÇÖl-fikri) ula┼č─▒r.  Ancak ak─▒l,  ┼čeriatte  uhrevi m├╝kafat ve cezas─▒ olan haram ve helal koyamaz, bu yetki Allah'a aittir. Dolay─▒s─▒yla akl─▒n bilgisi, ahirete ait ceza ve sevap miktar─▒n─▒ tayin edemez. Din ise, emredilenleri yapana m├╝kafat vadetmi┼č, yasaklananlar─▒ yapanlar─▒ ise ceza ile tehdit etmi┼čtir.


M├ótur├«d├«ÔÇÖnin din-┼čeriat ve akil-nakil ayr─▒m─▒nda dinle ilgili akl─▒n verilerine dayal─▒ kesin bilgiyi, ┼čeraitteki h├╝k├╝mlerde ise zann-─▒ galibe dayal─▒ semÔÇÖ├« bilgiyi ┼čart ko┼čar. Din konusunda yak├«n ve kesin bilginin ├Ânemi ├╝zerinde daha ├Ânce duruldu─ču i├žin tekrar bu konuya girmeyi gerekli g├Ârm├╝yoruz. Ancak zann-─▒ galib konusuna gelince, ameli konularda, yani ┼čeriatte bir h├╝ccettir. Onunla h├╝k├╝m vermek caizdir. Din konusunda ise do─črulu─ču kesin olan bir delil gerekir.  Bu sebeple ┼čeriatte, zann-─▒ galip pek ├žok hususta bilgi kayna─č─▒ olarak kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu durum, AllahÔÇÖ─▒n e┼čyayla ilgili bilgisinin eksikli─činden kaynaklanmamakta olup b├╝t├╝n├╝yle e┼čyan─▒n nitelikleriyle ilgilidir. ┼×eriatte h├╝k├╝mler zann-─▒ galib ├╝zere olmas─▒n─▒n anlam─▒, yani faydas─▒ ├žoksa fayda esas al─▒narak h├╝k├╝m vermektir. Mesela i├žkinin haraml─▒l─▒─č─▒, onun bizatihi necis olmas─▒ndan kaynaklanmaz. Kullar ├╝zerinde meydana getirdi─či sarho┼čluktan ve zararlar─▒n─▒n daha ├žok olmas─▒ndan dolay─▒d─▒r. ─░├žkinin necisli─či, ba┼čkas─▒ ├╝zerindeki etkisi dolay─▒s─▒ylad─▒r (bi─čayrihi). Ayette de belirtildi─či gibi onun faydas─▒  da vard─▒r, ancak faydas─▒ zarar─▒ndan ├žoktur. Haram k─▒l─▒nmas─▒ zarar─▒n─▒n faydas─▒ndan ├žok olmas─▒ndand─▒r. Ayr─▒ca Allah zann-─▒ galibi esas alarak zaruret halinde le┼č yemeyi mub├óh k─▒lm─▒┼čt─▒r. Zira her ki┼činin a├žl─▒ktan ├Âl├╝m├╝, ka├ž─▒n─▒lmaz bir sonu├žtur, ancak her bir ki┼činin bu olaya dayan─▒kl─▒l─▒─č─▒ birbirinden farkl─▒d─▒r. Bir k─▒sm─▒, k─▒sa s├╝rede ├Âlebilir, bir k─▒sm─▒ ise daha uzun dayanabilir. A├žl─▒ktan sonu├žta b├╝t├╝n insanlar─▒n ├Âlebilece─či dikkate al─▒narak, hayatta kalmalar─▒n─▒ sa─člamak i├žin domuz eti ve le┼č yemesine izin verilmi┼čtir. Ayn─▒ ┼čekilde ├Âl├╝mle tehdit edilen ki┼činin, bask─▒ ve cebr alt─▒nda k├╝f├╝r s├Âz├╝n├╝ diliyle s├Âylemesi zann-─▒ galipten dolay─▒ mub├óh k─▒l─▒nm─▒┼čt─▒r; yoksa tehdit edilen, tehdit eden ki┼činin kendisini mutlaka ├Âld├╝rece─čini kesin olarak ( biÔÇÖl-ih├ótati) bilemez.   Bundan dolay─▒ M├ótur├«d├«, zan kavram─▒n─▒ yok olma (zeval) veya de─či┼čme (intikal) korkusu ├ža─čr─▒┼čt─▒ran zahiri sebeplere (zahiruÔÇÖl-esb├ób) ba─čl─▒ olu┼čan bir bilgi/durum olarak tan─▒mlar. Yakin i├žin kesinlik vard─▒r. Zann-─▒ galibe gelince,  onunla yakini bilgiyle bilinmi┼č gibi amel edilir. Zaten insanlar aras─▒ndaki ahkam ve haberlerin kabul├╝, yani ┼čerÔÇś├« h├╝k├╝mlerin geneli ger├žek durumuna (aleÔÇÖt-tahk├«k, hakikat) g├Âre de─čil d─▒┼č g├Âr├╝n├╝┼čleri esas al─▒narak zann-─▒ galibe g├Âre konulmu┼čtur.   ├ľrne─čin ┼čahitliklerin kabul├╝ ve onunla h├╝k├╝m vermek de b├Âyledir. ─░nsanlar aras─▒na konulmu┼č b├╝t├╝n ┼čeri h├╝k├╝mler (cemiuÔÇÖ┼č-┼čer├ói├«) ahval ve umur, d─▒┼č g├Âr├╝n├╝┼č├╝ne (zevahirine) g├Âre konulmu┼čtur. ├ç├╝nk├╝ bir hakim, adil g├Âr├╝nt├╝s├╝ veren yalanc─▒ ┼čahitlerin ┼čahitli─čine dayanarak, ger├žek y├╝zlerini bilemedi─či bir insan─▒n idam─▒na veya elinin kesilmesine h├╝k├╝medebilir.  ─░mam M├ótur├«d├«, istihsan─▒ da zann-─▒ galib ├žer├ževesinde de─čerlendirmi┼čtir.  Bu anlay─▒┼ča g├Âre, insan akl─▒, ortaya koyaca─č─▒ se├ženeklerden en iyisini se├žmek (istihsan)  yoluyla ┼čerÔÇÖ├« h├╝k├╝mlerin nitelik ve niceli─či ├╝zerinde tasarrufta bulunabilir.


Tebli─čimizin buraya kadarki k─▒sm─▒nda M├ótur├«d├« ak─▒lc─▒l─▒─č─▒n─▒n teorik y├Ân├╝ ve bunun dini bilginin ├╝retilmesinde, akl─▒n din ve ┼čeriatin i├žeri─činin belirlenmesinde oynad─▒─č─▒ rol├╝ ve ne dereceye kadar tasarruf yetkisi bulundu─ču ortaya konulmaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r.  ┼×imdi de onun ak─▒lc─▒ yakla┼č─▒m─▒n─▒n g├╝n├╝m├╝z sorunlar─▒n─▒ ├ž├Âzmede sa─člayabilece─či katk─▒y─▒, ÔÇťh─▒rs─▒zl─▒k su├žunu ├Ânlemeye y├Ânelik el kesme cezas─▒ÔÇŁ vakas─▒ ├╝zerinden analiz etmeye ├žal─▒┼čaca─č─▒z. ├ľnce h─▒rs─▒zl─▒k yapan erkek ve kad─▒n─▒n elinin kesilmesiyle ilgili ayetin mealini vermek istiyorum. Allah, Maide Suresi, 38. ayette ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r: ÔÇť Erkek ve kad─▒n h─▒rs─▒z─▒n, yapt─▒klar─▒na ceza ve AllahÔÇÖtan bir azab olmak ├╝zere, ellerini kesiniz!Allah g├╝├žl├╝d├╝r, hikmet sahibidir.ÔÇŁ


M├ótur├«d├«, kendi d├Âneminde bu ayetin yorumunda ┼ču temel hususlara dikkat ├žekmektedir. Bu ayet h─▒rs─▒zlar hakk─▒nda genel, h─▒rs─▒zl─▒k hakk─▒nda ├Âzeldir. H─▒rs─▒zl─▒─č─▒n cezas─▒n─▒ kald─▒racak bir ┼č├╝phe veya tevil yoksa, el kesilir. H─▒rs─▒zl─▒kta hususidir. ├ç├╝nk├╝ k├╝├ž├╝k bir ┼čeyi ├žalmaya, hi├ž kimsenin kalbi elin kesilmesine ihtimal vermez. Ayr─▒ca h─▒rs─▒zl─▒klar ├že┼čit ├že┼čittir. Bu hitap, h─▒rs─▒zl─▒k ismi kullan─▒lan  b├╝t├╝n h─▒rs─▒zl─▒klar i├žin de─čil, belli t├╝rleri i├žindir. Ayn─▒ ┼čekilde elin kesilmesiyle ilgili hitap da elin bir k─▒sm─▒yla ilgilidir, yani avucudur. El, parmaklardan bile─če kadarki k─▒s─▒m i├žin kullan─▒l─▒r.  ├ç├╝nk├╝ insanlar el ├╝zerinde ihtilaf etse de el kesmenin bile─činden veya dirsekten kesilmesi olmad─▒─č─▒ ├╝zerinde ittifak vard─▒r. Ona g├Âre avuca kadar parmaklar kesilir. ├ç├╝nk├╝ bir ┼čeyi parmaklar─▒yla tutup al─▒yor.  Kesmekle ilgili hitab─▒n mahreci, umumidir.  Maksat, elin tamam─▒ de─čil bir k─▒sm─▒d─▒r.  ÔÇť Ellerini kesinizÔÇŁ ifadesinde kesme hitab─▒ umumidir, ├ž├╝nk├╝ kesmeyi kimin ├╝stlenece─či a├ž─▒klanmam─▒┼čt─▒r.  Bundan murat valilerdir.  Lafz─▒n umumi mahre├žli olmas─▒nda murad─▒n umumili─čine delil yoktur. Lafz─▒n hususi mahrecinde hususi olmas─▒na da delil yoktur.  Bilakis B├╝t├╝n bunlar delille bilinir. Umum umum deliliyle, husus husus deliliyle kaim olur.  H─▒rs─▒zl─▒kta elin kesilmesindeki hikmet, eliyle ├žalmas─▒ sebebiyle de─čil h├╝rmeti ├ži─čnedi─či i├žindir.  Di─čer cezalar─▒n hi├ž birisinde, su├žun  i┼člendi─či organa ceza uygulanmaz. Zina ve adam ├Âld├╝rme de b├Âyledir. Di─čer su├žlarda bu cezan─▒n uygulanmamas─▒n─▒n nedeni, ceza ile elde edilmesi hedeflenen hakk─▒n eksik veya fazla olaca─č─▒ korkusudur. Adam ├Âld├╝renin eliyle ├Âld├╝rd├╝ diye elini kesseniz, cezayla sa─članmak istenen hakta eksiklik, zina edenin ilgili organ─▒n─▒ kesmekte ise hayat─▒n─▒ kaybetmekle sonu├žlanabilece─činden verilen cezada fazla bir hak elde edilmi┼č olur.  M├ótur├«d├«, on dirhem de─čerindeki bir ┼čeyi ├žalmaya kar┼č─▒l─▒k binlerce dinar de─čerindeki bir elin kesilmesindeki sorunun fark─▒ndad─▒r ve hikmetini izah etmeye ├žal─▒┼č─▒r. Bunun sebeplerinden birisi, Allah, el kesme ┼čeklinde d├╝nyal─▒k bir ceza, kulun bir s─▒k─▒nt─▒yla imtihan edilmesidir.  Allah, bazen hi├ž bir su├ža kar┼č─▒l─▒k olmaks─▒z─▒n ki┼čiyi baz─▒ s─▒k─▒nt─▒larla imtihan eder. Buna hakk─▒ olan birisi olarak AllahÔÇÖ─▒n kullar─▒n─▒ bir f├╝l├╝s veya habbeye kar┼č─▒l─▒k binlere denk d├╝┼čecek bir ┼čeyle imtihan etme yetkisi de vard─▒r. Ayr─▒ca  sirkatte elin kesilmesi, al─▒nan mal─▒n cezas─▒ kar┼č─▒l─▒─č─▒nda de─čil, h├╝rmeti/haram─▒ ├ži─čnemeye kar┼č─▒l─▒kt─▒r. Bu konuda yorumunda zorland─▒─č─▒ g├Âr├╝lmektedir. Cezalar─▒n ├Âl├ž├╝s├╝n├╝n su├ža uygunlu─čunu kabul etmekle beraber, su├žla ceza aras─▒ndaki bu kadar b├╝y├╝k farkl─▒l─▒─č─▒ yarat─▒klardan hi├ž kimsenin ilminin, su├žlar─▒n miktarlar─▒n─▒n mebla─č─▒n─▒ (derecesini) bilmesinin muhtemel olmad─▒─č─▒ ┼čeklinde bir gerek├žeyle izah etmeye ├žal─▒┼č─▒r. Yani insanlar─▒n ilmi, su├žlar─▒n miktarlar─▒n─▒n derecesini bilemedi─čine g├Âre, bu su├žlara verilecek cezan─▒n miktar─▒n─▒ da bilemez, der.  B├Âyle olunca, bu konuda en do─črusu, AllahÔÇÖ─▒n k├Ât├╝l├╝─č├╝ ancak misliyle cezaland─▒rd─▒─č─▒na tabi olmay─▒ bilip onun emrine ittiba etmek ve teslim olmakt─▒r.  G├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi, M├ótur├«d├«, kendi d├Âneminde bu cezan─▒n neshedilip edilmemesinden hi├ž bahsetmemektedir. Muhtemelen o g├╝n├╝n ┼čartlar─▒nda ak─▒l, bu konuda ÔÇť nesihten ka├ž─▒nman─▒n imkans─▒z hale geldi─čineÔÇŁ h├╝kmetmemi┼čtir.  Bununla birlikte, onun di─čer tefsirlerde konuyla ilgili yap─▒lan tart─▒┼čmalardan daha farkl─▒ sorunlar─▒ tart─▒┼čt─▒─č─▒ g├Âr├╝l├╝r. ├ç├╝nk├╝ az bir ┼čey ├žalana b├Âyle bir ceza vermeye kimsenin vicdan─▒n─▒n raz─▒ olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âylemekten kendini alamaz. O halde ondan yakla┼č─▒k d├Ârt-be┼č as─▒r sonra ya┼čayan ─░zzettin AbdisselamÔÇÖ─▒n, ├žal─▒nan mal─▒n miktar─▒n─▒ zikretmeksizin ÔÇťg├╝n├╝m├╝zde ├žok say─▒da insan, ac─▒d─▒─č─▒ndan dolay─▒ h─▒rs─▒z─▒ affetme e─čilimindedirÔÇŁ demesi, bu konuda bir de─čer de─či┼čimine mi yola a├žm─▒┼čt─▒r. De─čerlerdeki bu ger├žek de─či┼čme cezadaki bir de─či┼čmeyi gerektirir mi?  Hatta  g├Âzlerinin g├Ârmemesi sebebiyle bir organ─▒n yoklu─čunun ne anlama geldi─čini gayet iyi bilen ÔÇť├╝nl├╝ ┼čair EbuÔÇÖl-├él├ó el-Mearr├«ÔÇÖnin Ba─čdadÔÇÖa geldi─činde; h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n nisab─▒n─▒, bir din├ór─▒n d├Ârtte biri ┼čeklinde de─čerlendiren fuk├óh├óÔÇÖy─▒  m├╝┼čk├╝l durumda b─▒rakt─▒─č─▒ me┼čh├╗rdur. Bu konudaki hislerini ┼ču dizelere d├Âkmekten kendisini alamam─▒┼čt─▒r:
ÔÇť─░kiy├╝z elli alt─▒n de─čerinde olan bir el, ne oluyor ki, bir d├«nar─▒n d├Ârtte biri i├žin kesiliyor?
Bu ├želi┼čki kar┼č─▒s─▒nda susmaktan ve cehennem korkusundan Mevlam─▒za s─▒─č─▒nmaktan ba┼čka bir ┼čey yap─▒lam─▒yor.ÔÇŁ   


G├╝n├╝m├╝zde sadece M├╝sl├╝manlar de─čil b├╝t├╝n insanl─▒k h─▒rs─▒za b├Âyle a─č─▒r bir cezan─▒n verilmesinden dolay─▒ h─▒rs─▒za ac─▒maktan ve ona vicdanen arka ├ž─▒kmaktan ba┼čka bir yol yok mu diye sormaktad─▒r. El kesme cezas─▒ uygulanmayan toplumlarda bunun ba┼čka cezalarla ├Ânlenmesinin m├╝mk├╝n oldu─ču da g├Âr├╝lmektedir. O halde bug├╝n h─▒rs─▒zl─▒─ča verilen bu cezada bir de─či┼čiklik m├╝mk├╝n m├╝d├╝r? Daha ├Ânce ele ald─▒─č─▒m─▒z M├ótur├«d├«ÔÇÖnin ÔÇťakl─▒n ka├ž─▒n─▒lmas─▒n─▒ m├╝mk├╝n g├Ârmedi─či durumlarda ┼čeriatte i├žtihadla nesih caizdirÔÇŁ  ilkesinden hareketle el kesmeyi analiz etmeye ge├žebiliriz.


Ayette h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n ├Ânlenmesine y├Ânelik konulan el kesme cezas─▒n─▒n hem dinle hem de ┼čeriatle s─▒k─▒ bir ili┼čkisi bulunmaktad─▒r. ├ľncelikle el kesme cezas─▒, bilindi─či gibi, Cahiliyye Araplar─▒ aras─▒nda  uygulanan bir cezad─▒r.  Hz. MuhammedÔÇÖin getirdi─či ┼čeriatta, bu ceza verili durum olan k├╝lt├╝rden al─▒n─▒p ┼čerÔÇÖ├« bir h├╝k├╝m olarak kabul edilmi┼čtir. Bu h├╝k├╝m, M├ótur├«d├«ÔÇÖnin d├╝┼č├╝nce sisteminde, akl─▒n neshini zorunlu g├Ârd├╝─č├╝ durumlarda neshedebilecek bir ├žer├ževenin, yani ┼čeriatin i├žerisindedir. Tabi├« M├ótur├«d├«, din ile ┼čeriat aras─▒ndaki ili┼čkiyi birbirinden tamamen ba─č─▒ms─▒z veya birbiriyle hi├žbir ili┼čkisi olmayan  iki ayr─▒ yap─▒ olarak g├Ârmemektedir. ┼×eriat─▒n getirdi─či h├╝k├╝mlerin, yani ┼čeriat─▒n bir diyan├« de─či┼čmeyen bir de de─či┼čen boyutu bulunmaktad─▒r. As─▒l ama├ž, adaleti sa─člamak, zulm├╝ ortadan kald─▒rmak, fert ve toplumun yarar─▒na olan─▒ ger├žekle┼čtirmek, zarar─▒na olacak ┼čeyleri ortadan kald─▒rmakt─▒r. Bu temel ilkeyi hayata ge├žirmek, dinin ve akl─▒n ortak amac─▒d─▒r. ─░lgili h├╝km├╝n de─či┼čmeyen boyutu, dinin hem inan├ž k─▒sm─▒n─▒ hem de ahlak k─▒sm─▒n─▒ ilgilendirir. Vahye konu edinilen h─▒rs─▒zl─▒k ayetinde din boyutu, bu h├╝km├╝n Allah taraf─▒ndan emredilmesi ve bunun ─░slamÔÇÖ─▒n genel ama├žlar─▒na, yani bir hikmet ve maslahata uygun olarak emredilmesidir.  Buna inanmak de─či┼čme ve nesih kabul etmeyen dinin inan├ž ├žer├ževesindedir. Akl─▒n vacib h├╝km├╝n├╝ verebilece─či ve dinin as─▒l unsurlar─▒ndan birisi olar ahlakla  bu h├╝km├╝n ili┼čkisine gelince, ÔÇťh─▒rs─▒zl─▒─č─▒n bir su├ž oldu─ču ve mutlaka cezaland─▒r─▒lmas─▒ gerekti─čiÔÇŁ ┼čeklinde ahlak├« bir ilkeye zorunlu olarak var─▒lmas─▒ dolay─▒s─▒ylad─▒r. H─▒rs─▒zl─▒kla ilgili h├╝km├╝n inan├ž ve ahlakla ilgili boyutunu hi├žbir kimsenin ortadan kald─▒rma veya neshetme yetkisi yoktur. Zaten M├╝sl├╝man olsun ya da olmas─▒n, hi├žbir insan, akl├« gerek├želere dayanarak b├Âyle bir ┼čeyin ortadan kald─▒r─▒lmas─▒n─▒, yani h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n cezas─▒z kalmas─▒n─▒ istemez. ├ç├╝nk├╝ bu hem m├╝mk├╝n de─čildir, hem de ak─▒l taraf─▒ndan do─čru bulunmaz.  O halde el kesme ┼čeklindeki ┼čer├« bir h├╝km├╝n mahiyetini olu┼čturan ve dolay─▒s─▒yla din olarak korunmas─▒n─▒ gerektiren k─▒s─▒m buras─▒d─▒r. Bu h├╝km├╝n ┼čeriat boyutu ise h─▒rs─▒zl─▒─ča verilecek cezan─▒n niteli─či ve niceli─či (keyfiyet ve kemiyet) ile ilgilidir. Ancak bu cezay─▒ insan tabiat─▒ ve ak─▒l a├ž─▒s─▒ndan d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝zde, cezaya bak─▒┼člar─▒ birbirinden farkl─▒ olabilir. ─░nsan f─▒trat─▒, her ne su├ža kar┼č─▒l─▒k olursa olsun insan─▒n uzuvlar─▒ndan birisini kaybetmeyi ho┼č kar┼č─▒lamaz, bu ac─▒ verici bir ┼čeydir. Ancak ak─▒l, bu cezan─▒n sonucu cayd─▒r─▒c─▒ oldu─ču ve h─▒rs─▒zl─▒─č─▒ ├Ânlemeye y├Ânelik adil ve ahlaki bir ├ž├Âz├╝m olmaya devam etti─či s├╝rece bunu do─čru bulur. Bu durum de─či┼čti─či anda ba┼čka adil ve ahlak├« bir ├ž├Âz├╝m bulunmas─▒n─▒ gerekli g├Âr├╝r. ─░slam ┼čeriati, ferdin di─čer fertlerle  ve toplumla ili┼čkilerini belli bir d├╝zene koyar, kurallara ve sonu├žlara sa─člar.  KurÔÇÖan ve S├╝nnetÔÇÖte bu amaca y├Ânelik mu├ómel├óta ili┼čkin s─▒n─▒rl─▒ say─▒daki h├╝k├╝mler, ├žo─ču kere genel olarak verilmi┼č, baz─▒ konularda ayr─▒nt─▒ya ve cezaland─▒rma ├Ârneklerine girilmi┼čtir.  Cezalar─▒n bi├žimleriyle ilgili se├žti─či ├Ârnekler veya ayr─▒nt─▒s─▒na girdi─či hususlar, o g├╝n├╝n toplumsal, hukuki ve k├╝lt├╝rel hayat─▒nda olan cezalarla yak─▒ndan ili┼čkilidir. Fazlur Rahman bu ili┼čkiyi ┼ču ┼čekilde tan─▒mlar: ÔÇťKurÔÇÖanÔÇÖdaki yasama ruhu, h├╝rriyet ve sorumluluk gibi esasl─▒ be┼čeri de─čerlerin her zaman yeni bir yasama bi├žimine b├╝r├╝nmesi ┼čeklinde a├ž─▒k bir y├Ân ├žizdi─čini sergiledi─či halde, KurÔÇÖanÔÇÖdaki fiili yasama o s─▒rada mevcut olan toplumu, ba┼čvurulacak bir ├Ârnek olarak k─▒smen kabul etmek zorunda kalm─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ  Bu izah tarz─▒, M├ótur├«d├«ÔÇÖnin peygamberin g├Ânderili┼čini m├╝mkinat alan─▒nda insanlar─▒n birle┼čmesini sa─člayacak bir ├Ârnek olu┼čturmak i├žin g├Ânderildi─či ┼čeklindeki temellendirmesiyle uyu┼čmaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ ona g├Âre, ÔÇťm├╝mkinde her hangi bir alternatifin vacip k─▒l─▒nmas─▒  veya m├╝mteniÔÇÖ olmas─▒ ak─▒l a├ž─▒s─▒ndan s├Âz konusu de─čildir. Peygamberler her konumda m├╝mkinin tercihe ┼čayan olan alternatifinin a├ž─▒klamas─▒n─▒ getirirler."   


┼×erÔÇÖ├« h├╝k├╝mlerin mahiyetleri, din-┼čeriat ili┼čkisi esas al─▒narak belirlenir. Yani ┼čerÔÇÖ├« bir h├╝km├╝n de─či┼čmeyen mahiyeti,  dinin de─či┼čmez unsurlar─▒yla ili┼čkisi ile belirlenir. ┼×eriat─▒n mahiyeti ve ┼čerÔÇÖi h├╝k├╝mlerin mahiyeti din├«dir. Keyfiyet ve kemiyeti ise, din├« de─čildir. Bir h├╝k├╝m belli bir s├╝reye, bir illete veya bir ├Ârfe ba─čl─▒ olabilir. Bu bak─▒mdan h├╝k├╝m/h├╝k├╝mler koyan b├╝t├╝n ayetlerin, hem mahiyeti, hem keyfiyeti, hem de kemiyeti vard─▒r. ┼×er├« h├╝k├╝m koyan her ayetin y├╝r├╝rl├╝kten kalkmas─▒ndan dolay─▒, h├╝k├╝m keyfiyet ve kemiyetini kaybetse de, mahiyetini ve amac─▒n─▒ kaybetmez. Kaybolmayan mahiyet ve maksatlar, de─či┼čmeyen dinle ili┼čkili k─▒sm─▒ olu┼čturur. ┼×erÔÇÖ├« h├╝k├╝mlerin keyfiyet ve kemiyetleri mahiyet ve amac─▒ndan ba─č─▒ms─▒z olamazken, mahiyet ve ama├žlar─▒ keyfiyet ve kemiyetten, ba┼čka bir ifade ile zaman ve mekandan ba─č─▒ms─▒z olabilir. ─░lgili mahiyet ve amac─▒n, zaman ve mekanla ili┼čkili olarak g├╝ncellenmesi her zaman devam edecek ve farkl─▒ nitelik ve niceliklerde olabilecektir. Sadece ibadetlerde, bu durum farkl─▒ olabilecektir. ├ç├╝nk├╝ ibadetlerin nitelik ve niceliklerini genel hatlar─▒yla belirlemek, ┼×eriat ve Hz. PeygamberÔÇÖin tasarrufundad─▒r. Ancak akl─▒n de─či┼čmesi veya neshedilmesi y├Ân├╝nde kesin bir kanaate vard─▒─č─▒ durumda, ┼čer├« h├╝k├╝mlerin niteli─či ve niceli─či ├╝zerinde tasarruf edebilme yetkisinin i┼čletilmesi ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r. El kesme ├Ârne─činde bu noktaya gelinmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ ge├žmi┼čte i┼členen ve el kesme cezas─▒n─▒ gerektiren su├žlarla bug├╝nk├╝ su├žlar birbiriyle k─▒yaslanamayacak kadar farkl─▒d─▒r. Bug├╝n milyarlar ├žalan bir insan─▒n ge├žmi┼čte bir gram alt─▒n veya bir dirhemin d├Ârtte birini ├žalanla ayn─▒ de─čerlendirilmesi ve  ikisine de ayn─▒ ┼čekilde ceza verilerek her ikisinin elinin kesilmesi, adil bir cezaland─▒rma olup olamayaca─č─▒ cevaplanmas─▒ zor bir sorudur. Di─čer taraftan kesilen el, g├╝n├╝m├╝zde ula┼č─▒lan bilimsel ve teknolojik imkanlar, kopan veya kesilen bir eli belli bir s├╝re dahilinde donan─▒ml─▒ bir hastaneye yeti┼čtirildi─či takdirde dikilebilmektedir. Belki ├Ân├╝m├╝zdeki ├žeyrek as─▒rda, el nakli veya suni el m├╝mk├╝n olacakt─▒r. O zaman bu cezan─▒n yapt─▒r─▒m g├╝c├╝ daha da tart─▒┼čmal─▒ hale gelecektir. Dolay─▒s─▒yla burada ┼čeriat─▒n ├Âng├Ârd├╝─č├╝ cezan─▒n, g├╝n├╝m├╝z i├žin olan niteli─či ve niceli─či k─▒sm─▒n─▒n de─či┼čmesi ve insan akl─▒n─▒n ┼čeriatte tasarruf yetkisiyle ─░slamÔÇÖ─▒n maslahat─▒n─▒ ger├žekle┼čtirecek ba┼čka bir ceza koyma durumuyla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya kalmas─▒ s├Âz konusudur. M├ótu├«d├«ÔÇÖnin KurÔÇÖ├ónÔÇÖda ├Âng├Âr├╝len cezaland─▒rma ├Ârne─či,  insano─člunun bunun d─▒┼č─▒nda verece─či ba┼čka cezalar i├žin engel de─čildir. ├ľnemli olan ─░slamÔÇÖ─▒n maksad─▒na, yani dinin be┼č temel amac─▒ olan, can─▒, mal─▒, nesli, dini ve akl─▒ koruman─▒n ahlak ve adalete uygun olarak ger├žekle┼čmesidir.


G├╝n├╝m├╝zde h─▒rs─▒zl─▒─ča verilen cezan─▒n ge├žici nitelik ve niceliklerinin de─či┼čmesini zorunlu k─▒lan bir husus da, h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n kendi nitelik ve niceliklerinin b├╝t├╝n├╝yle de─či┼čmesinden kaynaklanmaktad─▒r. H─▒rs─▒zl─▒k t├╝rleri  o kadar ├že┼čitlenmi┼čtir ki, b├╝t├╝n bu h─▒rs─▒zl─▒k ├že┼čitlerine el kesme cezas─▒ vererek ├Ânlemek hem yeterli bir ceza de─čildir, hem de eskiden oldu─ču gibi mal─▒n ├žal─▒nmas─▒yla ilgili bir su├ž olmaktan ├ž─▒km─▒┼čt─▒r.  Bu durumda haram─▒/h├╝rmeti ├ži─čnemek i├žin verilen bir ceza olup olamayaca─č─▒ da tart─▒┼č─▒labilir. ├ľrne─čin bug├╝nk├╝ h─▒rs─▒zl─▒k ├že┼čitleri, h─▒rs─▒zl─▒─č─▒ meslek haline getirenlerden tutun, mal─▒ zimmetine ge├žiren, doland─▒r─▒c─▒l─▒k yapan, fikir h─▒rs─▒zl─▒─č─▒ ve intihal yapanlar, ├Âl├ž├╝ ve tart─▒da eksik veya fazla tutmakla h─▒rs─▒zl─▒k yapanlar, yumurta h─▒rs─▒zlar─▒ndan baklava h─▒rs─▒zlar─▒na kadar uzanmaktad─▒r. B├╝t├╝n bunlar─▒n cezas─▒ bug├╝n el kesmek mi olmal─▒d─▒r, yoksa farkl─▒ cezalar─▒n verilmesi imkan─▒ var m─▒d─▒r?  Ceza, su├žun mahiyetine g├Âre mi, su├žun i┼členi┼č bi├žimine veya su├žun miktar─▒na g├Âre mi verilir? Asl─▒nda su├žun mahiyetiyle ilgili verilecek ceza  ve onun miktar─▒, yeri ve zaman─▒ AllahÔÇÖla ilgilidir. Ancak su├žun ┼čekli ve miktar─▒yla ilgili k─▒sm─▒ de─či┼čti─činden buna verilecek ceza t├╝r├╝ de de─či┼čmek durumundad─▒r. ├ľrne─čin eliyle bir deveyi ├žalanla, parmaklar─▒yla bilgisayar ├╝zerinden bir bankay─▒ veya bir insan─▒n banka hesab─▒n─▒ bo┼čaltan  ayn─▒ de─čildir. Devletin hazinesini hortumlayan ile g├Âz├╝yle bilgisayar kullan─▒p trilyonlar ├žalan bir de─čildir. Bunlar─▒n maddi de─čeri esas al─▒nacaksa, verilecek ceza farkl─▒ olmal─▒d─▒r. H─▒rs─▒zl─▒klar art─▒k tek bir ki┼čiyle de yap─▒lmamaktad─▒r. Bug├╝n h─▒rs─▒zl─▒k ┼čebekeleri ve ├Ârg├╝tleri s├Âz konusudur. Klasik ─░slam hukukunda toplu h─▒rs─▒zl─▒klara toplu el kesme cezas─▒ verilmemektedir. Bug├╝n o kadar b├╝y├╝k servetler h─▒rs─▒zlanmaktad─▒r ki, bunlar─▒n kar┼č─▒l─▒─č─▒nda elinin kesilmesine raz─▒ olanlar bile ├ž─▒kacakt─▒r. Ayr─▒ca kesilen elini ├žald─▒─č─▒ servetin ├žok az bir miktar─▒yla diktirebilecektir. Bu durumda el kesme cezas─▒ hala uygulanabilmeye devam edilmeli midir? ┼×eriati uygulad─▒─č─▒n─▒ iddia eden baz─▒ ├╝lkelerde h─▒rs─▒z─▒n eli sembolik olarak kesilmekte, daha sonra hastaneye g├Ât├╝r├╝l├╝p diktirilmektedir. Toplumsal adaletin ve iyili─čin hakim olmas─▒ gereken bir toplumun olu┼čmas─▒nda ├╝zerine d├╝┼čen ekonomik sorumlulu─čun gere─čini yerine getirmeyen toplum/toplumlar ve zenginler, mallar─▒ndan fakirin verilmesi gereken  haklar─▒ (zekat─▒ ve sadakay─▒) vermedi─či i├žin as─▒l h─▒rs─▒zlar olarak onlar─▒n m─▒ eli kesilmelidir? Ya da ├žal─▒┼čmay─▒ bir ibadet haline getirip, toplumdaki i┼čsizlik ve yoksulluk sorununu, gelir da─č─▒l─▒m─▒ndaki adaletsizli─či ortadan kald─▒rmakla, h─▒rs─▒zlar─▒n h─▒rs─▒zl─▒ktan eli (h─▒rs─▒z─▒l─▒─č─▒n yolu) mi kesilmelidir?


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 20.12.2009



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...