E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Firkat ve Vuslat

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
Kadir ├ľzk├Âse Tasavvuf T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 1771 Hit : 5367 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 Z├╝hd ve Sofilerin Z├╝hde Y├╝kledikleri Anlam
2 Vahdet Deryas─▒na Dalmak
3 Toplumsal Birlikte Tekkelerin Rol├╝
4 Tasavvufi Tecr├╝bede Salikin Kendinden Ge├žme Durumu Vecd
5 Tasavvufi D├╝┼č├╝ncenin Sosyal Hayata Yans─▒malar─▒
6 ┼×ehit Sufiler
7 ┼×ehir ve Tekke
8 Seyyid Ahmed e┼č ┼čerifin Anadoludaki Milli M├╝cadeleye Kat─▒l─▒┼č─▒ ve Mustafa Kemali Desteklemesi
9 Nefsin Karanl─▒k Gecesi Kabz Gecenin Ortas─▒nda Do─čan G├╝ne┼č Bast
10 Mevlana Celaleddini Ruminin D├╝┼č├╝ncesinde Kad─▒n
11 Mevlana Celaleddini Ruminin D├╝┼č├╝nce D├╝nyas─▒
12 Mecazi A┼čk Hakiki A┼čk─▒n K├Âpr├╝s├╝d├╝r
13 Ma─črib M├╝sl├╝manlar─▒n─▒n Hac Organizat├Ârl├╝─č├╝n├╝ Yapan Tarikat Salihiyye Tarikat─▒ ve Asafi Ribat─▒
14 Kuzey Nijerya
15 ─░bn├╝l Arabinin ┼×eyhi Ebu Medyen ┼×uayb el Ensarinin Hayat─▒ Eserleri ve Tesir Halkas─▒
16 Firkat ve Vuslat
17 Fasta Titunf─▒tr Ribat─▒ ve Emgariyye Tarikat─▒ et Taifet├╝s Sanhaciyye
18 Evrad─▒ Olmayan─▒n Varidat─▒
19 Derdimizi Anlatabilece─čimiz Dostlar 2
20 Derdimizi Anlatabilece─čimiz Dostlar
21 Dem Bu Demdir Dem Bu Dem
22 Cemi Olmayan─▒n Marifetinden Fark─▒ Olmayan─▒n Kullu─čundan Bahsedilemez
23 Anadolunun T├╝rkle┼čmesi ve ─░slamla┼čmas─▒nda Tasavvufi Z├╝mre ve Ak─▒mlar─▒n Rol├╝
24 Ahmed Zerruk Hayat─▒ ve Tasavvufi D├╝┼č├╝ncesi
25 Ahmed Yesevi ve Divan─▒ Hikmet
26 Abidin Pa┼ča ve ┼×erhi Mesnevii

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
─░lah├« a┼čk─▒ gaye edinen Mevl├ón├ó, Hak"tan ayr─▒ kalman─▒n ─▒st─▒rab─▒n─▒ duyan s├╗f├«lerdendir. Beden ve madde gibi her t├╝rl├╝ kay─▒ttan azade olmaya ├žal─▒┼čmaktad─▒r. Zira o, ruhun Allah"tan ba┼čkas─▒yla tatmin olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âylemektedir. O, ayr─▒l─▒─č─▒n ac─▒s─▒na dayanamayan a┼č─▒─č─▒ ney"le sembolize etmektedir. ─░lahi a┼čka sahip olan ki┼či aray─▒┼č i├žerisinde olup asl├« vatan─▒na ├Âzlem duyar. Kavu┼čma umuduyla ya┼čayan s├╗f├«, Hak"ta f├ón├« olmaya ├žal─▒┼č─▒r. Vuslata kavu┼čman─▒n yolu ise ak─▒l de─čil a┼čkt─▒r. Ayr─▒ca ki┼činin benli─činden s─▒yr─▒lmas─▒ gerekir. B├Âylece ki┼či ├Âlmeden ├Ânce Hakk"a kavu┼čmu┼č olur.

Mevlana who aims at Poetic love is frum sufis that they suffer to depart from God. He struggles to be saved from the body and materyal anxiety. Because, He says thatteh spirit doesn"t be satisfied with another Allah. He symbolizes the lover who isn"t folded by means of Nay. Who has the poetic love seeks and wishs for his native country. Sufi who lives by hope of meeting endeavors to disappear at Hak. The way of meeting isn"t mind but it is love. Once again, the person must be skinned from his personality. In this way, He joins the God before his death.
all wives cheat online women who cheated
married men affairs why are women unfaithful my boyfriend cheated on me with a guy
free abortion pill dilatation & curettage pro life abortion
doxycycline doxycycline doxycycline
metformin metformin metformin
sumatriptan succinate sumatriptan succinate sumatriptan succinate
sumatriptan injection sumatriptan injection sumatriptan injection

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar http://akademik.semazen.net
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Firkat ve Vuslat

 

Mevl├ón├ó D├╝┼č├╝ncesinde  Firkat ve Vuslat

Bu ├žal─▒┼čmam─▒zda tasavvuf literat├╝r├╝n├╝n ve s├╗f├« ya┼čam─▒n─▒n iki temel kavram─▒ olan firkat ve vuslat anlay─▒┼č─▒n─▒, Mevl├ón├ó d├╝┼č├╝ncesinde MesneviÔÇÖyi esas alarak tahlil edece─čiz. Bilindi─či gibi Mesnevi, m├╝ritlerin ir┼čad─▒ maksad─▒yla yaz─▒lm─▒┼č ahl├ók├«-tasavvuf├« didaktik bir eser, insan ruhunun ac─▒ ve ne┼čelerini, tasavvuf├« a┼čk ve felsefeyi yans─▒tan edeb├« bir mahsuld├╝r. Do─čal olarak orta seviyedeki halk d├╝┼č├╝n├╝lerek yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Mevl├óna taraf─▒ndan 'Birlik D├╝kkan─▒" diye adland─▒r─▒lan Mesnev├«, Do─ču-─░slam edebiyat─▒nda, bir ┼čiir t├╝r├╝ olarak, her beyti kendi i├žinde kaf─▒yeli ve tamam─▒ ayn─▒ vezinde yaz─▒l┬Čm─▒┼č uzun manzumedir. K─▒saca Mesnev├«, Mevl├ón├ó"n─▒n ba┼č eseri, Mevlev├«li─čin ana kayna┬Č─č─▒ ve tasavvufun temel kaynaklar─▒ndan biridir.

 

Mevl├ón├ó, eski mutasavv─▒f ┼č├óirlerin us├╗llerine uyarak, her fikri, her nasihati, her nazariyeyi m├╝nasip bir hik├óye ile anlat─▒r; mesel├ó, tevekk├╝l├╝n nerelerde iyi, nerelerde fena oldu─čunu a├ž─▒klamak isteyince, ├Â─č├╝t verici birka├ž beyit ile ba┼člayarak, ona bir de hik├óye ilave eder; l├ókin,  o  hik├óyeyi bitirmeden, arada ikinci, hatta onu da bitirmeden ├╝├ž├╝nc├╝ hik├óyeye ge├žer ve onlardan sonra ilk hik├óyenin neticesini getirir.[1]

 

Mesnev├«, Kur"├ón ve hadisten sonra "kuts├«" kitaplardan say─▒lm─▒┼čt─▒r. O yaln─▒z derg├óhlarda de─čil, camilerde de okunmu┼čtur. "D├óru"l-Mesnev├«"lerden icazet alan mesnevihanlar t─▒pk─▒ haf─▒z-─▒ Kur"an ve mevlidhanlar gibi, Mesnevi"yi cami, derg├óh ve ├Âzel din├« toplant─▒larda okuyarak, hu┼č├╗ ile dinletmi┼čler, Mesnevi"deki din├« hakikatleri, cemaat huzurunda tahlil etmi┼člerdir.

 

Kavramsal Tahlil

Mesnevi"nin ana temalar─▒ndan birisi de firkat ve vuslatt─▒r. Arap├ža bir kelime olan vuslat, "ula┼čmak, varmak" demektir. Tasavvuf literat├╝r├╝nde ise bir ┼čeyin bir ┼čeye ula┼čmas─▒, bir ┼čeye irtibat kurmak, sonra onda yo─čunla┼čmak anlam─▒ndad─▒r. Allah, bir kuluna Rabban├« fetihte bulunup, kulun arzu etti─či ┼čeylere ula┼čmas─▒ h├ólinde, ona "vuslata erdi" denir. Vuslat, ontolojik manada de─čildir. Hz. Peygamber bile, Mira├ž Gecesi"nde Allah"la ontolojik manada vuslata ermemi┼č, Allah ile aras─▒nda ÔÇťK├óbe KavseynÔÇŁ mesafesi kalm─▒┼čt─▒r.[2] Tasavvufta vuslat, "Hakk"a ermek, kemale ermek, olgunla┼čmak, seyr ve s├╝luku tamamlamakt─▒r." V├ósil├╗n, ehl-i vuslat, erenler ve ermi┼čler demektir.[3]

 

S├Âzl├╝k anlam─▒yla "ayr─▒l─▒k, hicran, s─▒la hasreti" man├ós─▒na gelen firkat kavram─▒, halk perdesi ile perdelenmek, vahdet (birlik) makam─▒ndan uzak kalmakt─▒r. Buna g├Âre salik, s├╝lukunun ba┼člang─▒c─▒nda, be┼čeriyeti kendisine perde oldu─čundan, kendisini Ahadiyyet hazretinden ayr─▒ olarak d├╝┼č├╝n├╝r.[4] Salik, d├╝nya hayat─▒nda kendini bir ayr─▒l─▒k i├žinde hisseder. Vuslata ermek i├žin kesret ├óleminden ve be┼čeri varl─▒─č─▒ndan kurtulmak ├╝zere yola ├ž─▒kar. Hz. ─░brahim misali, ÔÇťBen ├Âyle s├Ân├╝p batanlar─▒ sevmem.ÔÇŁ[5] diyerek, ÔÇť┼×├╝phesiz ben sadece hak dine (tevhide) boyun e─čip y├╝z├╝m├╝ g├Âkleri ve yeri yaratm─▒┼č olan Allah"a ├ževirdim.ÔÇŁ[6] ├óyetini ├Âl├ž├╝ ittihaz edinmek suretiyle ├Ânce ilmen Hakk"a vas─▒l olur. Sonra basiret perdesi aralan─▒r ve salik Hakk"la beraber oldu─čunu m├╝┼čahede eder.[7]

 

Mevl├ón├ó, Hak"tan ayr─▒ d├╝┼čmenin ─▒st─▒rab─▒n─▒ ya┼čarken hissetmekte, ruhun bedene hapsedili┼činin s─▒k─▒nt─▒s─▒n─▒ dile getirmektedir. Ayr─▒l─▒─č─▒n erdirici y├Ân├╝ne dikkat ├žektikten sonra, kay─▒tlardan kurtulman─▒n ├žabas─▒na b├╝r├╝nmektedir.

 

Ruhu Beden Zindan─▒na Hapsetmek

Bedenin meyli nas─▒l asl─▒ olan yiyecek, i├žecek, ye┼čillik ve akarsulara ise ruhun meyli de hikmete, manevi bilgi ve marifetedir. Ruh manen y├╝celmek, y├╝kselmek ister; beden ise paraya, pula, yiyece─če, i├žece─če b├╝r├╝nmek ister. ÔÇťAllah onlar─▒ sever, onlar da Allah"─▒ sever.ÔÇŁ[8] ├óyet-i kerimesi gere─čince, Allah daima kendisini sevene ra─čbet eder, onu sever. Dileklerden, isteklerden vazge├ženler, bir tek istek, bir tek dilek pe┼činde ko┼čarlar. O tek dilek, yani sevdikleri onlar─▒ ├žeker, cezb eder. A┼č─▒klar─▒n meyil ve dilekleri onlar─▒ zay─▒flat─▒r, eritir, sevgililerin meyli ise onlar─▒ daha g├╝zel, daha parlak hale getirir. A┼č─▒klar─▒n a┼čk─▒ canlar─▒n─▒ yak─▒p yand─▒r─▒rken, sevgililerinin a┼čk─▒ onlar─▒n yanaklar─▒n─▒ parlat─▒r.[9]

 

├ľtelerden gelen ruhu beden zindan─▒nda hapsedenlere seslenen Mevl├ón├ó,  onlar─▒n ruhun  kanatlar─▒n─▒ y├╝z yerinden yaralad─▒klar─▒n─▒, i┼čledikleri g├╝nahlarla ruhun y├╝kselme kabiliyetini elinden ald─▒klar─▒n─▒, ruha gereken g─▒day─▒ veremediklerini s├Âylemektedir. Ruha g─▒da diye dana kebab─▒ sunanlara veya ruhu samanl─▒─ča g├Ât├╝renlere seslenerek ruhun g─▒das─▒n─▒n g├Âky├╝z├╝nde oldu─čunu, onun Allah"la bulu┼čmaktan ba┼čka g─▒das─▒n─▒n bulunmad─▒─č─▒n─▒ ifade etmektedir. Nefsin elinden belalara, ac─▒lara maruz kalan ruh sahibini Allah"a ┼ču yakar─▒┼člar─▒ ile ┼čikayet etmektedir:

ÔÇťAll├óh─▒m! Bu kocam─▒┼č kurttan sana s─▒─č─▒n─▒r─▒m. Bunun elinden beni kurtar!ÔÇŁ Cenab-─▒ Allah"─▒n cevab─▒ ise ┼ču ┼čekildedir: ÔÇťSabret! Nerde ise vakit geldi ├žatt─▒. Seni anlamayan, senden habersiz olan nefisten senin hakk─▒n─▒ alaca─č─▒m, seni kurtaraca─č─▒m.ÔÇŁ

 

Dolay─▒s─▒yla Mevl├ón├ó, Allah"tan gelen ruhumuzun safiyetini korumay─▒, r├╗h├ón├« g├╝├žlerimizden gere─čince istifade edebilmeyi ve r├╗h├ón├« y├╝kseli┼čimizin ger├žekle┼čmesini istemektedir.

 

Mevl├ón├ó, Allah"─▒n cemalini g├Ârmeyeli sabr─▒ t├╝kenen, yok olan ve beden zindan─▒nda bulunan ruhu, Yahudilerin desiselerine maruz kalan Hz. Ahmed"e, Semud kavminin hapishanesine d├╝┼čen Hz. Salih"e benzetmekte ve ruhun ayr─▒l─▒k ac─▒s─▒n─▒ ┼ču yakar─▒┼člarla dile getirmektedir:

ÔÇťEy peygamberlerin canlar─▒na saadet ba─č─▒┼člayan All├óh"─▒m! Ya beni oldur, y├óhut beni yan─▒na ├ža─č─▒r, y├óhut l├╗tfet, tenezz├╝l et, sen g├Ânl├╝me gel! K├ófirler bile senin ayr─▒l─▒─č─▒na dayanam─▒yor da "Ne olurdu, ben de toprak olayd─▒m!" der. ─░mans─▒zlar taraf─▒nda bulunan bir k├ófir bile senden ayr─▒ d├╝┼čmeye dayanamaz iken, sana inananlar─▒n, sana ba─člananlar─▒n senden ayr─▒ d├╝┼č├╝nce h├óli nice olur?ÔÇŁ

 

Ruhun bu feryad─▒na Allah"─▒n telkini ise ┼ču ┼čekildedir: ÔÇťEy p├ók ve nezih olan r├╗h, evet ├Âyledir! Sen bana ├ó┼č─▒ks─▒n ve beden hapish├ónesinde mahpussun. Fakat bu s├Âzleri dinle, sab─▒rl─▒ ol, saati gelince seni ├óz├ód ederim. Sabah yak─▒nd─▒r sus, co┼čkunluk etme! Ben, senin i├žin ├žal─▒┼č─▒p durmaday─▒m, sen ├žal─▒┼čma!ÔÇŁ[10]

Allah"a ula┼čan yollar ├žok ├že┼čitli ama m├ósiv├ó tuzaklar─▒yla doludur. S├╗r├« olan varl─▒─č─▒m─▒z, s├╗r├« riy├ózetle s─▒hhat bulup g├╝zelle┼čti─či gibi manev├« varl─▒─č─▒m─▒z olan ruhumuz da manev├« riy├ózet ve m├╝cahede ile olgunla┼č─▒r. Ruhunu rehine verip teniyle ya┼čayan insanlar─▒n paslanan g├Ân├╝llerinde ger├žek sevgiye yer yoktur. Manev├« h├óllerin ger├žekle┼čmesi ├žekilen ├žile ve sab─▒rla orant─▒l─▒d─▒r. O nedenle adresini arayan radar gibi ruhun da ├Âz├╝n├╝ Allah"a verip hayat─▒ boyunca y├Âr├╝ngesini de─či┼čtirmemesi, Allah"la kavu┼čana kadar ger├žekle┼čecek s─▒k─▒nt─▒lara katlanmas─▒ gerekmektedir.

 

Sevgilinin Ayr─▒l─▒k Hapsine D├╝┼čmek

Yolun uzakl─▒─č─▒ y├╝z├╝nden her yerde durup kalmay─▒┼člar─▒n─▒, "Hakk kap─▒s─▒nda yorulanlardan, usananlardan de─čiliz."[11] diye ifade eden Mevl├ón├ó, sevgilisinin ayr─▒l─▒k hapsine d├╝┼čm├╝┼č ki┼čiye ait g├Ânl├╝n ancak mahzun olaca─č─▒n─▒ ve usan─▒p b─▒kaca─č─▒n─▒ s├Âylemektedir. ├ç├╝nk├╝ o, sevgilisinin ve maksudu olan canan─▒n─▒n daima kendisiyle beraber oldu─čunu, O"nun rahmetini daima sa├ž─▒p durdu─čunu ve bu nedenle de can─▒n─▒n O"na ┼č├╝kretmekte oldu─čunu s├Âylemektedir. S├Âzlerinin devam─▒nda, g├Ânl├╝nde bir lale bah├žesi, bir g├╝l┼čen ve bir g├╝l bah├žesi bulundu─čunu, ihtiyarl─▒k, solgunluk ve peri┼čanl─▒─č─▒n oraya girecek yol bulamayaca─č─▒n─▒, kendilerinin daima ter ├╝ taze, gen├ž, g├╝zel, ┼čirin olduklar─▒n─▒ ve bu nedenle de daima g├╝ld├╝klerini, nazland─▒klar─▒n─▒ ve nazik olduklar─▒n─▒ dile getirmektedir.

 

C├ón─▒ c├ón├ón dilemi┼č vermemek olmaz ey dil

Ne nizâ eyliyelim ol ne senindir ne benim![12]

 

diye seslenen Fuz├╗l├« gibi Mevl├ón├ó da a┼čk─▒n kem├ólinin, c├ón─▒ c├ón├óna vermekle ger├žekle┼čece─čini s├Âylemektedir.:

 

Ayr─▒l─▒k Ac─▒s─▒

Mesnevi"ye g├Âre ayr─▒l─▒k, O'nun kahr─▒ndan do─čmakla beraber, bulu┼čman─▒n, kavu┼čman─▒n kadrini k─▒ymetini bilmemiz i├žindir. O; ayr─▒l─▒─č─▒, can bulu┼čma g├╝nlerinin de─čerini bilsin diye ister. B├Âylece can─▒ terbiye eder, kula─č─▒n─▒ ├žeker.[13]

 

Mesnevi"ye ayr─▒l─▒klardan ┼čikayet ederek ba┼člayan Mevl├ón├ó, ayr─▒l─▒─č─▒n ac─▒s─▒n─▒ ┼ču beyitleri ile ├Âzetlemektedir:

ÔÇťBu topraklar, sudan ayr─▒l─▒nca ├žorakla┼č─▒r. Irmaklardan, derelerden ayr─▒ kalan, uzak d├╝┼čen sular da sarar─▒r, kokar, bulan─▒r, kapkara olur. Hayat veren, cana can katan r├╝zg├ór, dostlardan ayr─▒l─▒p kapal─▒ bir yerde kal─▒rsa kokar veya kesilir; ate┼č, oca─č─▒ndan ayr─▒l─▒rsa s├Âner, k├╝l h├óline gelir, savrulur, gider. Cennet gibi yemye┼čil olan ba─člar, bah├želer sulardan ayr─▒ d├╝┼č├╝nce, sarar─▒r, solar, yapraklar─▒ kurur, d├Âk├╝l├╝r, bir hastal─▒k yurdu olur. Her ┼čeyi anlayan, idrak eden ak─▒l bile dostlar─▒n ayr─▒l─▒─č─▒ ile yay─▒ k─▒r─▒lm─▒┼č ok├žu gibi ┼ča┼č─▒r─▒r, kal─▒r. Cehennem bile ayr─▒l─▒k y├╝z├╝nden gen├žlik ├ža─č─▒na hasret ├žeken ihtiyar─▒n titredi─či gibi titrer, yand─▒─č─▒ gibi yanar, kavrulur. K─▒v─▒lc─▒m gibi ├žak─▒p yakan, yak─▒p yand─▒ran ayr─▒l─▒─č─▒ k─▒y├ómete kadar anlatsam, onun deh┼čet ve ┼čiddetinin ancak y├╝zbinde birini anlatabilirim. Senin y├╝z├╝n├╝ g├Âren ki┼čiye ac─▒, seni g├Âren nas─▒l olur da, senin ├žok ac─▒ olan ayr─▒l─▒─č─▒na katlanabilir? ├ľyleyse onun yak─▒c─▒l─▒─č─▒n─▒ anlatmaya kalk─▒┼čma. ÔÇťY├ó Rabbi, beni ayr─▒l─▒ktan sen kurtar, sen kurtar!ÔÇŁ diye du├ó et. Bu kadar yeti┼čir. D├╝nyada ne ile ne┼čeleniyor, seviniyorsan, o ne┼čelendi─čin zaman ondan ayr─▒l─▒─č─▒ bir d├╝┼č├╝n bakal─▒m. Senin sevindi─čin ┼čeylere, senden evvel gelen bir├žok ki┼čiler sevindiler, sonunda o ┼čey ellerinden ├ž─▒kt─▒, r├╝zg├ór gibi ge├žip gitti. O ┼čey senin elinden de ├ž─▒kar, ona g├Ân├╝l verme; o senden ka├žmadan ├Ânce sen ondan ka├ž...ÔÇŁ[14]

 

Ayr─▒l─▒─č─▒n ac─▒s─▒n─▒ ayr─▒ kalanlar anlayabilirler. Ayr─▒l─▒k ac─▒s─▒ dile getirilemez. Ayrl─▒─č─▒n ┼čiddeti i┼čtiyak duyulan olgularla orant─▒l─▒d─▒r. Ruhumuzu basit arzulara r├óm k─▒lmamam─▒z gerekmekte, as─▒l hasreti ya┼čamak mecburiyetindeyiz. ─░lah├« a┼čka giriftar olanlar ruhundaki ├Âzlem ate┼čini sular s├Ând├╝remez. Belki ancak g├Âz ya┼č─▒ ile dindirilebilir. O nedenle Mevl├ón├ó, ayr─▒l─▒ktan kurtulmak i├žin Allah"a duac─▒ olmam─▒z gerekti─čini vurgulamaktad─▒r.

 

A┼č─▒─č─▒n Ayr─▒l─▒─ča Dayanamamas─▒

Mesnevi"nin uzun hik├óyelerinden birisi Sadr-─▒ Cihan"la vekilinin bulu┼čmas─▒d─▒r. Hik├óyenin kahramanlar─▒ndan Buhara h├╝k├╝mdar─▒ Sadr-─▒ Cihan; Cenab-─▒ Hakk"─▒, vekili de Hakk"─▒n su├žlu kulunu sembolize etmektedir. Kul bir su├ž i┼člemi┼čtir. Efendisini sevmektedir. Fakat onun merhametinin sonsuzlu─čundan haberi yoktur. Korkmu┼č ka├žm─▒┼čt─▒r. On sene ├že┼čitli yerlerde dola┼čm─▒┼č, ├žok ─▒zt─▒rap ├žekmi┼č, ├žile doldurmu┼č, sonunda o sevginin etkisi ile yola d├╝┼čm├╝┼č. Sultan─▒n ├Ân├╝nde kesilip ├Âlmeyi, ba┼čka yerde dirilerek padi┼čah olmaya tercih edecek kadar ├Âzlem duymu┼č. Onsuz ya┼čaman─▒n ├žok ac─▒ oldu─čunu, dayan─▒lmaz h├ól ald─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nm├╝┼č. Sevgilinin yurdu Buhara onun vatan─▒d─▒r. Yana yak─▒la, y├╝re─či ├žarpa ├žarpa Buhara"ya do─čru y├Ânelir. ├ç├Âl├╝n kumlar─▒ kendisine ipek gibi gelir, ├ž├Âl ona g├╝l bah├žesi g├Âr├╝n├╝r. G├Âr├╝nmeye ba┼člayan Buhara"n─▒n kenar semtleri ile g├Ânl├╝ndeki gam ve keder karart─▒s─▒ ayd─▒nl─▒─ča d├Ân├╝┼č├╝r. Hatas─▒ndan dolay─▒ padi┼čah─▒n k├╝plere bindi─čini ve kendisini ya┼čatmayaca─č─▒n─▒, ka├ž─▒p kurtulmu┼čken ne diye tekrar Buhara"ya geldi─čini, eceline mi susad─▒─č─▒n─▒ soranlara, derhal geri d├Ânmesini s├Âyleyenlere vekil, susuzluk hastal─▒─č─▒na tutulmu┼č bir hasta oldu─čunu, kendisini suyun ├žekip getirdi─čini, suyun kendisini ├Âld├╝rece─čini bildi─či h├ólde kalk─▒p geldi─čini s├Âyler. Hileye ba┼čvurarak ka├žmas─▒ndan b├╝y├╝k pi┼čmanl─▒k duyar. Kendini pervane gibi bulu┼čma mumunun ate┼čine atan vekilin ├óh─▒ g├Âklere y├╝kselir.

 

Hik├óyenin devam─▒nda kulun Allah"─▒ sevdi─či gibi, Allah"─▒n da su├žlu kulunu sevdi─či beyan edilmektedir. Buna g├Âre, Sadr-─▒ Cihan, kendisine meftun olan, yanan, yak─▒lan vekilinin h├óline merhamet eder, kendisini ba─č─▒┼člar. Fakat y─▒llard─▒r vekil onun bu merhametinden habersiz ya┼čam─▒┼č ve ayr─▒ kalm─▒┼čt─▒r.

 

Y─▒llar─▒n hasreti ile yanan vekil, Sadr-─▒ Cihan"la kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ ilk anda onun y├╝z├╝n├╝ g├Âr├╝nce, can ku┼ču bedeninden u├žup gider h├óle gelir, bedeni kuru bir dal gibi, tepeden t─▒rna─ča kadar buz kesilir. Ayr─▒l─▒─č─▒ndan ├Ât├╝r├╝ ├žok mihnet ve me┼čakket ├žeken ├ó┼č─▒─č─▒ kendine getirmeye, ay─▒ltmaya ├žal─▒┼čan Sadr-─▒ Cihan kendisi ile dirilen ve kendisinin sevgisi ile hayat bulan vekiline kendi can─▒ndan can katar.

 

Bulu┼čma ve kavu┼čma ├ža─čr─▒s─▒n─▒ duyan ├ó┼č─▒k kendine gelir. Dile gelip Sadr-─▒ Cihan"─▒, Kaf da─č─▒ndan geri d├Ânen z├╝mr├╝d-i anka"ya ve a┼čk k─▒yametinin ─░srafil"ine benzetir, hizmetinden ayr─▒lal─▒ evvel ve ahirin, ├Ân ve sonun kalmad─▒─č─▒n─▒, ├žok arad─▒ysa da kendisine benzer ikinci bir sevgili bulamad─▒─č─▒n─▒, ayr─▒l─▒k ate┼či ile yanal─▒dan beri varl─▒k tarlas─▒n─▒n d├Ârt unsur ve be┼č duygusundan kurtuldu─čunu, Sadr-─▒ Cihan"dan ba┼čka bir ┼čey bilemez oldu─čunu, g├Âr├╝len kanlar─▒n kendi g├Âzlerinden akt─▒─č─▒n─▒, s├Âz ve feryad─▒n─▒n g├Âk g├╝r├╝lt├╝s├╝n├╝ and─▒rd─▒─č─▒n─▒ s├Âyler. O a─člad─▒k├ža Buhara halk─▒ etraf─▒na toplan─▒r, herkes bu hale ┼ča┼č─▒r─▒r, bu a┼čka ve bu h├óle ak─▒l da ┼ča┼č─▒p kal─▒r. Bu minvalde son bulan hik├óye, ilahi a┼čk─▒n kudretini g├Âstermesi, kulun Hakk"a m├╝laki olmaya m├╝┼čtak olu┼čunu arzetmesi bak─▒m─▒ndan dikkate de─čer g├Âz├╝kmektedir.[15]

 

Kul olarak Allah"tan ├Âzge bir kurtulu┼č yolu bulmam─▒z m├╝mk├╝n de─čildir. Susuzluk ve a├žl─▒─č─▒m─▒z─▒ doyuracak olan ancak Allah"t─▒r. G├Ânl├╝m├╝z├╝n kendisiyle tatmin olaca─č─▒ yegane varl─▒k O"dur. ─░┼čledi─čimiz hatalar, ya┼čad─▒─č─▒m─▒z noksanl─▒klar nedeniyle O"ndan ├╝midi kesmek en b├╝y├╝k vebaldir. O bize bizden yak─▒n oldu─ču i├žin Allah"tan yine Allah"a s─▒─č─▒nmam─▒z gerekiyor. Allah"─▒n ho┼čnutlu─čunu kaybetme korkusunu ya┼čayan a┼č─▒klar O"na ko┼čman─▒n ├žabas─▒n─▒ g├╝derler. Allah"tan ayr─▒ kalmak her an t├╝kenmek demektir. Mevl├ón├ó, Allah"tan ayr─▒ kalanlar─▒n Allah"─▒n davetine icabet etmesini, kurtulu┼čun Hakk"─▒n divan─▒na y├╝z s├╝rmek oldu─čunu, ancak b├Âylece ayr─▒l─▒k ─▒st─▒rab─▒ndan kurtulabilece─čimizi s├Âylemektedir.

 

Firkatin ├ç─▒─čl─▒─č─▒: Ney

Ayr─▒l─▒klar─▒n ac─▒s─▒, hasretin yak─▒c─▒l─▒─č─▒, ├Âzlem duygusunun ulv├«li─či ve vuslat─▒n ruhunu anlatmak i├žin bizzat Mevl├ón├ó taraf─▒ndan kaleme al─▒nan Mesnevi"nin ilk on sekiz beytinde bahsedilen ÔÇťN├óy-i ┼×erifÔÇŁ, nefs├ón├« arzulardan kurtulmu┼č, nefsini yok etmi┼č, il├óh├« sevgi ile dolmu┼č k├ómil insan─▒n sembol├╝d├╝r. Ney, kam─▒┼čl─▒ktan ayr─▒ d├╝┼čt├╝─č├╝ i├žin inlemektedir. ─░nsan da, ezel ├óleminden, r├╗h ├óleminden d├╝nyaya s├╝rg├╝n edilmi┼čtir. Hakk'tan ayr─▒ d├╝┼čt├╝─č├╝ i├žin muzdariptir. D├╝nyada ya┼čad─▒─č─▒ m├╝ddet├že, ac─▒lar, hastal─▒klar, bel├ólar i├žinde ├ž─▒rp─▒nd─▒k├ža insan, r├╗h ├ólemindeki mutlulu─čunun ├Âzlemini duyacak, yabanc─▒ oldu─ču ve s├╝rg├╝n gibi ya┼čad─▒─č─▒ d├╝nyadan kurtulu┼č yollar─▒n─▒ arayacakt─▒r.

 

Ney bir mecazd─▒r. D├╝┼čt├╝─č├╝ ate┼č, a┼čk ate┼či, verdi─či ses a┼čk sesidir. Leyla"n─▒n ve Mecnun"un s─▒rlar─▒n─▒ ok┼čamakta, solu─čunda Tebriz"den bir koku bulunmaktad─▒r. Dolay─▒s─▒yla maddi ney, mana ├óleminin terc├╝man─▒d─▒r ve bir sembold├╝r.

 

ÔÇťDinle, bu ney nas─▒l ┼čikayet ediyor; ayr─▒l─▒klar─▒ nas─▒l anlat─▒yorÔÇŁ[16] derken Mevl├ón├ó, hem kam─▒┼čl─▒ktan kesilen neyi, hem de Mutlak Varl─▒k"tan mukayyet varl─▒─ča d├╝┼čen kendisini kastetmektedir. Bu kay─▒tlar ve izafi varl─▒k ├ólemine d├╝┼čmesi ona, adeta bir gurbet g├Âr├╝n├╝r.

 

Asl├« Vatana ─░┼čtiyak

Mevl├ón├ó insan─▒ fizik ve metafizik bir b├╝t├╝nl├╝k i├žinde ele al─▒r. ─░nsan, hilkati gere─či ruh ve bedenden m├╝te┼čekkil bir varl─▒kt─▒r. Onun as─▒l y├Ân├╝ manev├« cephesidir. Zira ilah├« bir ├ólemden kopup gelen ruh, ├že┼čitli merhalelerle geli┼čen bir bedende hapsolmu┼č ve geldi─či yerin hasretini ta┼č─▒makta ve o ├ólemden ayr─▒l─▒┼č─▒n ─▒st─▒rab─▒n─▒ ├žekmektedir. ─░nsan bu ulv├« cephesiyle ilah├« ├óleme, beden├« varl─▒─č─▒ ile de tabii ve fizik├« ├óleme ba─čl─▒d─▒r. S├╝fl├« vas─▒flar, onun madd├« varl─▒─č─▒ndan kaynaklanmaktad─▒r.[17]

 

Vahdet ve kesret ├ólemine y├Âneli┼č hususunda Mevl├ón├ó, peygamberlerle velilerin Hakk"─▒n davet sesini duyduklar─▒ ve r├╗h├ón├« ├ólemlerin lezzetlerini idrak ettikleri i├žin, g├Ân├╝llerini as─▒l vatana ├ževirdiklerinden, ruhlar─▒n─▒n pe┼činde ko┼čtuklar─▒ndan, m├ónev├« ├ólemlerin lezzetlerine y├╝r├╝d├╝klerinden bahsetmektedir. G├Ân├╝lleri d├╝nya zindan─▒ndan ho┼članan kafirlerin ise bu f├ón├« ├ólemde kald─▒klar─▒n─▒ ve as─▒l vatana d├Ânmek i├žin, i├žlerinden gelen sesi duymad─▒klar─▒n─▒, dolay─▒s─▒yla yaln─▒z nefislerinin hazlar─▒ ve ┼čehvetlerinin tatmini i├žin ├Âm├╝r s├╝rd├╝klerini s├Âylemektedir.[18]

 

ÔÇťDenizden gelen denize gider. Bir ┼čey nereden gelmi┼čse oraya avdet eder. Bizim v├╝cudumuzun a┼čkla y├╝kl├╝ yan─▒ can─▒d─▒r, da─č tepelerinden h─▒zla akan seller gibi yol al─▒r.ÔÇŁ[19] diyen Mevl├ón├ó, insanlar─▒n ruhlar─▒n─▒ deryalara kavu┼čan ─▒rmaklara benzetmektedir. Okyanusa varmak i├žin sular nas─▒l da─člar a┼čar ve kayalar─▒ delerse, ruhlar da durmadan birlik deryas─▒na gark olmaya ├žal─▒┼č─▒rlar.

 

ÔÇťEl, ayak mertebesi demek olan bu d├╝nyaya gelmeden ├Ânce ruhlar─▒n vefa ve sefa fezalar─▒nda u├žtuklar─▒ndanÔÇŁ[20] bahseden Mevl├ón├ó, be┼čeriyet derecesine vard─▒─č─▒nda t├╝rl├╝ s─▒fatlar y├╝klenerek bu ├ólemde devam ettiklerini s├Âylemektedir. Fakat evvelce Allah"─▒n ezel├« inayetini ve l├╝tfunu g├Ârm├╝┼č bulunan ruhlar, bu ├ólemde bile kopup geldikleri o ezel ├óleminin g├╝zelliklerini ve o as─▒l vatan─▒ hat─▒rlamaktan ve ├Âzlemekten uzak de─čildirler.

 

─░nsan kendi asl─▒ndan ve hakiki vatan─▒ olan Allah kat─▒ndan uzak kald─▒k├ža, elbette asl├« vatana kar┼č─▒ bir s─▒la s─▒z─▒s─▒ duyacakt─▒r; bir g├╝n tekrar vatan─▒na kavu┼čmak i├žin bir imkan ve zaman g├Âzleyecektir.

 

Bu ├ólemde kendi varl─▒─č─▒ndan soyutlan─▒p Hakk"─▒n varl─▒─č─▒yla var oldu─čunu bilmesi, bir bulu┼č ve olu┼č h├óline gelmi┼čtir, iradesini Hak iradesine vermi┼čtir. Bu bak─▒mdan ├Âzleyi┼či, niyaz yollu de─čil, naz yolludur. Feryad─▒ ve ┼čikayeti, bilmeyenlere ger├že─či anlatmak i├žindir. Onun s─▒rr─▒ bu feryattad─▒r, fakat her g├Âzde o s─▒rr─▒ g├Ârecek kabiliyet, her kulakta o remzi anlayacak kuvvet yoktur. O s─▒rr─▒ ancak istidada erenler anlar. Y├óni kendi cinsinden bir r├╗h-─▒ ├órifi, yaln─▒z ├órif olan anlar.

 

Bu y├╝zden vuslat, fen├ófillah, dervi┼člik ve s├╝luktan gaye, ÔÇťElest s─▒rr─▒na vak─▒f olmak ve yine geldi─či yer olan Elest"e d├Ânmektir.ÔÇŁ Mevl├ón├ó, varl─▒klar─▒n ve insanlar─▒n ruhlar ├óleminden ayr─▒ld─▒ktan sonra uzunca bir yolculu─ča ├ž─▒kt─▒klar─▒n─▒ belirtir. Burada yolcuya d├╝┼čen g├Ârev, kullu─čunu yerine getirmektir. Kullu─čunu ger├žekle┼čtiren ki┼či tekrar ba┼člang─▒├ž noktas─▒na, yani Elest"e ula┼č─▒r. Di─čer mutasavv─▒flar gibi Mevl├ón├ó da, Elest'ten ├ž─▒k─▒p yine Elest'e d├Ânme h├ólini, "tenezz├╝l ÔÇô terakki" veya "n├╝zul ÔÇô ur├╗c" kavramlar─▒yla da anlatmaktad─▒r.[21]

 

─░nsan hayat─▒n─▒n en ├╝st├╝n gayesi, ruhun tekrar kendi ilahi asl─▒na, Allah"a d├Ân├╝┼č├╝ ve O"na kavu┼čmay─▒ sa─člamakt─▒r. Ancak b├Âyle bir insan ba─č─▒ms─▒z bir ki┼čili─če sahip h├╝r bir insand─▒r. Ancak b├Âyle d├╝┼č├╝nen bir insan g├Âr├╝n├╝┼čler ├óleminden uzakla┼č─▒p nefsini safla┼čt─▒rabilir ve tema┼ča ├ólemine y├╝kselebilir. Ancak kendi benli─činden s─▒yr─▒lm─▒┼č, kendini hayret denizine dald─▒rm─▒┼č ve kapt─▒rm─▒┼č olan ruh Allah"ta yok olabilir.

Ruhun bedene girmesi, s├╝kut etmesi ve mahbese girmesidir. Bu da bir deneme i├žindir ve ruh, beden denen bu zindan─▒ndan ├ž─▒k─▒p asl├« vatan─▒na d├Ânmek i├žin s├╝rekli bir ├Âzlem ve g├Âzlemde bulunan bir g├╝vercin gibidir.

 

Mevl├ón├ó, Mesnevi"nin ilk b├╝y├╝k hik├óyesine, ÔÇťDostlar bu destan─▒ dinleyin! ├ç├╝nk├╝ hakikatte bizim h├ólimizin hik├óyesidir.ÔÇŁ[22] ba┼člang─▒c─▒yla girer. Mesnevi"nin bu hik├óyesi, insan ruhunun ruhlar ├óleminden ayr─▒ld─▒ktan sonra, zaman i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ b├╝y├╝k ve hikmet dolu maceray─▒ anlat─▒r. Ruhun birlik ├óleminden ├žokluk ├ólemine d├╝┼čmesi bu hik├óyenin vakalar─▒ i├žinde sunulur.

 

Anne olmaya istidatl─▒ her kad─▒n─▒n kollar─▒nda nas─▒l bir ├žocuk hayali varsa, Mevl├ón├ó"ya g├Âre, b├╝t├╝n as─▒llar da kendilerinden kopanlar─▒ ├Âyle ararlar. Bir ba┼čka ├Ârnekle Mevl├ón├ó, havuz sular─▒n─▒n deniz suyuna kavu┼čma hayalinde olduklar─▒n─▒ s├Âyler. R├╝zgar gibi g├Âremedi─či bir davet├ži sayesinde havuz sular─▒ sessiz sedas─▒z deniz sular─▒na ├žekilir. Buharla┼čan havuz sular─▒ iri bulutlara d├Ân├╝┼č├╝r ve r├╝zgar sayesinde ya─čan ya─čmurlar deniz sular─▒na kar─▒┼č─▒r. Ya─čan ya─čmurlar nas─▒l denizden kopan sular─▒ tekrar denize sevkederse, ├óf├ók├« ├ólemdeki bu d├Ân├╝┼č├╝m insan─▒n enf├╗s├« ├óleminde de s├Âz konusudur. Havuzdan buhar h├óline gelen su gibi nefislerimiz de bizi d├╝nya hapsinden kurtararak yava┼č yava┼č asl─▒m─▒za g├Ât├╝ren bir r├╝zgara t├ób├«dir. S├Âzlerinin devam─▒nda Mevl├ón├ó, zaferi ├Âm├╝r suyunu bo┼č yere ziyan etmeyenlerin kazanaca─č─▒n─▒ s├Âyler. Bu ├Ârneklemelerin m├╝minin s├Âz ve kelimelerinde bile g├Âr├╝lebilece─čini dile getirir ve g├Ânl├╝m├╝zden, dudaklar─▒m─▒zdan ├ž─▒kan iman, tefekk├╝r ve hasenat─▒n Allah"a y├╝kseldi─činden, dua ve niyazlar─▒n kabul├╝ ile de Hakk"─▒n rahmet ya─čmurunun ya─čd─▒─č─▒ m├╝┼čahede edilir.[23]

 

Aray─▒┼č ─░├žerisinde Bulunmak

Ezel ├óleminden geldi─či h├ólde insan─▒n kendini gere─či gibi bilemedi─činden, ├žok de─čerli atlas bir kuma┼č gibi iken kendini bir h─▒rkaya yamad─▒─č─▒ndan, f├ón├« lezzetler ve beden├« zevkler u─črunda ├Âmr├╝n├╝ harcamas─▒ndan ┼čikayet eden Mevl├ón├ó,  herkesi aray─▒┼ča davet etmektedir. Hak yoluna d├╝┼čen ki┼činin iste─čine iki eliyle sar─▒lmas─▒n─▒, O"nun yolunda olmas─▒n─▒, her h├óliyle Allah"─▒ aramas─▒n─▒, her taraftan hakikat padi┼čah─▒n─▒n feyz kokusunu almaya ├žal─▒┼čmas─▒n─▒ ├Âng├Ârmektedir. Bunun i├žin de Yakup (a.s.)"─▒n o─čullar─▒na Yusuf"u aramak i├žin her f─▒rsat─▒ de─čerlendirmeleri tavsiyesini hat─▒rlatmaktad─▒r. [24]

 

"Sevgilinin a┼čk─▒, ekmek a┼čk─▒ndan a┼ča─č─▒ m─▒d─▒r?" diyen Mevl├ón├ó, binlerce y─▒l ge├žse bile onu arayaca─č─▒n─▒ s├Âyler. Bu i┼čtiyak─▒n─▒ ┼ču s├Âzleri ile ortaya koymaktad─▒r: "Bu binlerce u├žup gitmem, onu bulma─ča de─čmez mi?[25]

 

Kaybolmu┼č devesini arayan ve onu herkese soran ki┼činin hik├óyesini anlat─▒rken Mevl├ón├ó, hik├óyede ge├žen deveyi Hakk"─▒n ruhlara ÔÇťBen sizin Rabbiniz de─čil miyim?ÔÇŁ[26] diye sordu─ču ruh ve ezel ├ólemine benzetmektedir. Ruhlar oradan bu ├óleme gelince, o ├ólemi kaybetmi┼člerdir. Devesini kaybeden ki┼činin tela┼č i├žerisindeki h├óli gibi kimi ruhlar da ruhlar ├ólemini araman─▒n tela┼č─▒na d├╝┼čm├╝┼člerdir. Devesini kaybeden ki┼činin devesinden haber almak i├žin soru┼čturdu─ču her ki┼čiden yalan yanl─▒┼č anlat─▒mlar duydu─ču gibi hakikat aray─▒┼č─▒na ├ž─▒kan ki┼činin soru┼čturdu─ču her kafadan ve a─č─▒zdan da ayr─▒ bir ses ├ž─▒kar. Herkes kendi mezhep ve mesle─čine g├Âre onu tarif eder. Nihayet hakikat ├╝zere konu┼čan bir arif do─čru haber verir ve onu nas─▒l bulaca─č─▒n─▒ anlat─▒r. O nedenle vuslat─▒n ┼čart─▒ ├Âncelikle aramak, sonra Hakk"─▒n inayetidir.[27]

 

Allah"─▒ aramay─▒ geceler aras─▒nda gizlenen Kadir Gecesi"ni aramaya benzeten Mevl├ón├ó, Hakk"─▒ bulmak i├žin ruhun her geceyi denemesi, ibadetle ge├žirmesi gerekti─čini beyan eder.[28]

 

Aramak, devlet ve saadetin dire─čidir. G├Ân├╝ldeki uyan─▒kl─▒k, huzur, manevi zevkler, aran─▒lana olan ba─čl─▒l─▒k ve sevgiden ileri gelir. D├╝nyal─▒k sevgisini g├Ân├╝lden at─▒p ├╝veyik ku┼ču gibi, canla ba┼čla "Ku-ku" (Nerede-nerede) diye ger├žek sevgiliyi aramak gerekir. [29]

 

ÔÇťAllah"─▒n emrini kabul ve tatbik edersen kail olursun, vuslat talebinde bulunur, ondan sonra da visale erersin.ÔÇŁ[30] beytiyle Mevl├ón├ó, insan azalar─▒n─▒n, iyi i┼člerde kullanmak i├žin insanda bulunan Allah"─▒n i┼čaretleri oldu─čunu s├Âyler. Apa├ž─▒k birer ibare olan azalar─▒n gere─čini yerine getirmek gerekmektedir. Ki┼činin canla ba┼čla ├žal─▒┼čmas─▒, Allah"─▒n emrini kabul etmesi ve onlar─▒ nefsinde tatbik etmesi gerekir. Sadece s├Âzle Allah"a vas─▒l olunamaz. Bulmak i├žin aramak gerekir. ├ľnce ├žal─▒┼čma ve talep, sonra meyl-i vuslat gerekir.

 

Mevl├ón├ó vuslat erini ├óh├╗ avc─▒s─▒na benzetir. Ava ├ž─▒k─▒p da ├óh├╗ izini g├Âren ve o izi takip eden ki┼či ├óh├╗nun g├Âbe─čindeki miskin kokusunu al─▒r ve art─▒k o koku kendisine k─▒lavuz olur. Avc─▒n─▒n murad─▒na ermesi ├Âncelikle izi takip etmesine ba─čl─▒d─▒r. Misk g├Âbe─či kokusu ile bir menzil gitmek, o kokuyu almadan y├╝z menzil y├╝r├╝mekten ve d├Ân├╝p dola┼čmaktan daha iyidir.[31] Burada Mevl├ón├ó ├óh├╗ izini, Hz. Peygamberin s├╝nnetine ve ├óriflerin us├╗l-i tarikat─▒na benzetmektedir. Misk g├Âbe─či kokusu ile de maneviyat─▒n feyzini kastetmektedir. Manev├« feyze mazhar olarak ilerlemenin, koku almadan dola┼čmaktan hay─▒rl─▒ oldu─čunu beyan etmektedir.

 

Avamla Havass─▒n Vuslat─▒

Kul ile Allah aras─▒na gerilmi┼č b├╝y├╝k perde, yerler ve g├Âkler de─čildir. Bu perde, daha ├žok, nefsin kendisini Allah"tan ayr─▒ bir varl─▒k g├Ârmesinden meydana gelir. ─░nsan ├Âlmeden evvel ├Âlme s─▒rr─▒na erdi─či zaman Allah"tan gaflet perdesi ortadan kalkar. Bu y├╝zden Mevl├ón├ó ┼č├Âyle seslenmektedir:

 ÔÇťGaflet i├žinde bulunan, Allah'─▒n zat─▒ndan mahcub, yani perdeli olan ki┼či, sadece Allah'─▒n san'at─▒n─▒, yaratt─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝r. B├Âylece; yaratt─▒klar─▒na, s─▒fatlar─▒na tak─▒l─▒p kald─▒─č─▒ i├žin de Allah'─▒n zat─▒ndan mahrum kal─▒r. Ey o─čul! Hakk'a vas─▒l olanlar, ona manen ula┼čanlar zat─▒n tecell├«sine dalm─▒┼č olduklar─▒ndan, art─▒k onun yaratt─▒klar─▒na, s─▒fatlar─▒n─▒n mazhariyetine nas─▒l bakabilirler?ÔÇŁ[32]

 

Cenab-─▒ Hakk'─▒n z├ót─▒ bir; s─▒fatlar─▒ saymakla bitmez. Yaratt─▒klar─▒n─▒n her biri o s─▒fatlar─▒n mazhar─▒d─▒r. Ancak zat─▒ s─▒fat ile, s─▒fat─▒ zat ile g├Ârenler ger├že─če ula┼čm─▒┼člard─▒r. Hakk yolunda y├╝r├╝yenler, Hakk'─▒ idrak etmeye gayret edenler d├Ârt guruptur:

1. Yaln─▒z ilah├« s─▒fatlar─▒n eserlerini ve mazahirini g├Âr├╝r, yani mahluku g├Âr├╝p h├ólik'─▒; san'at─▒ g├Âr├╝p sanatkar─▒ hat─▒rlar. Bunlara "mahc├╗b" (perdeli) denir.

2. S─▒fat─▒ z├ótiyle k├óim ve z├ót─▒ s─▒fat─▒ ile z├óhir m├╝┼čahede ederler. Bunlara da "├órif" denir.

3. Ahadiyyet makam─▒nda, mahv ve isti─črak h├ólindedirler. Bunlar Allah'─▒n s─▒fatlar─▒n─▒ da, eserlerini de g├Ârmezler. Hakk'─▒n zat─▒ndan ba┼čka ┼čeylerde varl─▒k g├Ârmezler. Bunlara da "m├╝sta─črak├«n" (dalm─▒┼č, Allah'tan ba┼čka hi├ž bir ┼čeyi d├╝┼č├╝nmeyenler) denir.

4. "K├ómil" ve m├╝kemmil olanlard─▒r ki, bunlar s─▒fatlar─▒ z├ót─▒ ile ve z├ót─▒ da s─▒fatlar─▒ ile g├Âr├╝rler. Bunlar kesrette (├žoklukta) vahdeti (birli─či), vahdette de kesreti m├╝┼čahede ederler. ─░┼čte bu durumu Mevl├ón├ó ┼ču ┼čekilde dile getirmektedir:

ÔÇťBa┼č─▒n ─▒rma─č─▒n suyuna dal─▒nca, suyun rengini nas─▒l g├Ârebilirsin? Suyun rengini g├Ârmek i├žin ba┼č─▒n─▒ sudan ├ž─▒karacak olursan, yeni bir hal─▒y─▒ vermi┼č de eski p├╝sk├╝ bir kilim alm─▒┼č olursun.ÔÇŁ[33]

 

Irma─č─▒n i├žine giren ve ba┼č─▒n─▒ suya dald─▒ran ki┼či sudan ba┼čka bir ┼čey g├Ârmedi─či gibi, suyun rengini bile ay─▒rt edemez. Bunun gibi Allah'─▒n zat─▒nda m├╝sta─črak olanlar da, Allah'tan ba┼čka bir varl─▒k m├╝┼čahede etmezler. "La mevc├╗de illallah" (Allah'tan ve O'nun zat─▒ndan ba┼čka mevcut yoktur.) derler. Bir sonraki beyitle Mevl├ón├ó s├Âz├╝, avamla havass─▒n Hakk"a vas─▒l olu┼čundaki farkl─▒l─▒─č─▒ a├ž─▒klamaya getirmektedir:

ÔÇťAvam─▒n kullu─ču, ibadeti has ki┼čilerin g├╝nah─▒ say─▒l─▒r. Avam─▒n Hakk'a vas─▒l olu┼ču, Hakk'la manen bulu┼čmas─▒ da, has ki┼čilerin hicab─▒d─▒r, perdesidir.ÔÇŁ [34]

 

─░b├ódetleri, k─▒ld─▒klar─▒ namazlar─▒, tuttuklar─▒ oru├žlar─▒, yapt─▒klar─▒ haclar─▒ ile gurura kap─▒lan ve kendilerini di─čer m├╝minlerden ├╝st├╝n g├Ârmeye ba┼člayan avam─▒n bu ibadetleri, benli─če kap─▒ld─▒klar─▒ i├žin, havas taraf─▒ndan g├╝nah say─▒lmaktad─▒r. Bu y├╝zden ihlasla yap─▒lmayan, riya kokusu sezilen bu gibi ibadetler, havass─▒n nazar─▒nda g├╝nah olarak g├Âr├╝lmektedir. ├ç├╝nk├╝ avam ibadetleri kendilerinden bildikleri, ┼čekle ba─član─▒p kald─▒klar─▒, iman─▒ taklitten tahkike g├Ât├╝rmedikleri i├žin, ┼čirke bile d├╝┼čmektedirler. Benlik duygusu insanlar─▒ Hakk'tan uzakla┼čt─▒rmaktad─▒r. Havas hakikati bildikleri i├žin, avam─▒n Hakk'a vas─▒l olu┼č vehmini g├Ârmezler, perde arkas─▒nda kal─▒rlar. Havas, Allah ile insan aras─▒nda en b├╝y├╝k perde ve engelin benlik oldu─čunu bilirler.

 

İnsan-ı Kâmil ve Vuslat Yolu

─░nsan─▒n asl─▒na d├Ânebilmesi, yani Allah"a ula┼čmas─▒ iki ┼čekilde olur. Birincisi, ├Âmr├╝n ak─▒┼č─▒n─▒ tamamlayarak, ├Âl├╝mle fani olmak. Fakat, kendisinin bu ├ólemde ne oldu─čunu bilmeyen ki┼činin ├Âteki ├ólemdeki h├óli de yine bilgisizliktir.

 

─░kincisi, d├╝nyada iken ├╝st├╝n bir insana, yani bir m├╝r┼čid-i kamile rastlamas─▒, onun uyand─▒r─▒┼č─▒ ile kendi cevherinin fark─▒na varmas─▒ yoluyla vuslat─▒n ger├žekle┼čmesi. ─░┼čte o zaman ki┼či i├žinde duydu─ču derin ├Âzleyi┼čin kime ve nereye oldu─čunu anlar. Allah"─▒ ├Ânce d─▒┼č ├ólemde, sonra i├žinde bulur. ─░lahi varl─▒─č─▒n insan i├žinde hissedilir hale gelmesinin ad─▒ tecellidir. Tecelliye eren insan, Allah"─▒n nazar─▒ ile bakan ve bakt─▒─č─▒ her yerde Allah"─▒ g├Ârme s─▒rr─▒na eren insan demektir. Fakat bu, yine de tam bir visal de─čildir. O kadar ki, insan kemal mertebesine erdi─či zamanda bile kendi asl─▒na kar┼č─▒ daha tatl─▒ bir ├Âzleyi┼č i├žindedir.

Ney, yani insan-─▒ kamil, pir veya m├╝r┼čid, bunun i├žin sazl─▒klar─▒n s─▒rr─▒n─▒ s├Âyler. Halk i├žinde, insanlar─▒n iyilerine de k├Ât├╝lerine de derin yak─▒nl─▒k duyar. ├ç├╝nk├╝ insan, her seviyesiyle, Hakk"a varma yolunda bir mertebe elde etmi┼čtir. Bu sebeple halk s─▒n─▒flar─▒ da kendi bili┼č ve sezi┼čleri ├Âl├ž├╝s├╝nde, bu ├╝st├╝n insanlara yakla┼č─▒r, onlara yar olur, onlar─▒n h├ólleriyle h├óllenmeye ├žal─▒┼č─▒rlar. Ney, ÔÇťBen her derecedeki insanlara hakikatin s─▒rlar─▒n─▒ s├Âyledim, fakat onlar bana ancak kendi zanlar─▒ ile birlikte yakla┼čt─▒lar. Benim i├žimdeki s─▒rlar─▒ bilmek ve maksada ermek yolunu aramad─▒lar.ÔÇŁ[35] der. Halbuki insan-─▒ k├ómilin yolundan gidebilmek i├žin, zan yolunu b─▒rakmak gerekir. K─▒saca ilahi hakikat zanla bilinmez. Ger├žeklere ancak yakin bilgisiyle, yani her t├╝rl├╝ ┼č├╝phe ve teredd├╝t geride kald─▒ktan sonra var─▒l─▒r. ─░nsan-─▒ k├ómillerin g├Ân├╝l hazinelerindeki nuru g├Ârmek ve s├Âzlerinde definele┼čmi┼č manaya ermek ancak bu yol ile m├╝mk├╝n olur.

 

On ikinci beyitte, k├ómil insan─▒n, iyinin de, k├Ât├╝n├╝n de miy├ór─▒ oldu─ču belirtilmektedir. O, g├╝nahk├órlar─▒n k├Ât├╝ huylar─▒n─▒n zehridir. K├Ât├╝ huylar─▒ ├Âld├╝r├╝r, yok eder. K├Ât├╝ huylar─▒n tesiri ile m├ónen zehirlenmi┼č, ├Âlm├╝┼č bulunan iyi huylar─▒ da diriltir. Ney"in hem zehir hem de panzehir olmas─▒, kamil insan─▒n s├Âz├╝yle, bak─▒┼č─▒yla istidat sahibinin k├Ât├╝ huylar─▒n─▒ yok etmesine, o k├Ât├╝ huylar─▒n zehriyle zehirlenmi┼č olan ilahi huylar─▒n─▒ diriltmesine i┼čarettir.

 

Her ┼čeyin sevgili ile anlam kazanaca─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nen Mevl├ón├ó, bu durumu ┼ču ┼čekilde a├ž─▒klamaktad─▒r: Bir sevgili, ├ó┼č─▒─č─▒na, ÔÇťSen seyahate ├ž─▒km─▒┼č, gurbette bir ├žok ┼čehirler g├Ârm├╝┼čs├╝nd├╝r. Onlar i├žinde hangi ┼čehir daha g├╝zeldi deyince?ÔÇŁ ├é┼č─▒k; ÔÇťSevgilinin bulundu─ču ┼čehir.ÔÇŁ cevab─▒n─▒ vermi┼čtir. Devam eden beyitlerinde Mevl├ón├ó, padi┼čah yayg─▒s─▒n─▒ nereye yayd─▒ ise oras─▒n─▒n i─čne g├Âz├╝ kadar dar bile olsa, geni┼č ova mesabesinde oldu─čunu, nerede ay gibi parlak y├╝zl├╝ g├╝zel bir Yusuf varsa, kuyunun dibi de olsa cennet say─▒laca─č─▒n─▒ s├Âylemektedir. ├ç├╝nk├╝ tasavvufta esas olan Z├ót Cennetidir. Kul Rabb"─▒na a┼č─▒kt─▒r, O"nunla olduktan sonra her ┼čey ├ós├╗dedir, O"na sevdal─▒ olanlar i├žin O"nun lutfu da kahr─▒ da ho┼čtur. O"nun cemaline duyulan i┼čtiyak a┼č─▒─ča doyumsuz bir zevk vermektedir, g├Âz├╝n├╝ ve g├Ânl├╝n├╝ b├╝r├╝mektedir. O"ndan ayr─▒ kalmak hicran, O"nun rahmetinden uzak d├╝┼čmek h├╝srand─▒r.[36]

 

Hak"ta Fânî Olmak

Allah"ta yok olan ki┼či i├žin art─▒k ayr─▒l─▒k gayr─▒l─▒k, ikilik, ba┼čkal─▒k, mesafe s├Âz konusu olamaz. Bu h├ól Mecnun-Leyl├ó sembol├╝yle anlat─▒l─▒yor:

ÔÇťMecnun, Leyl├ó"ya mektup yazmak istedi. Kalemi eline al─▒p ┼ču beyti yazd─▒:

Hayalin g├Âz├╝mde,

Ad─▒n a─čz─▒mda,

Yâdın kalbimde,

Ben nereye yazay─▒m?

Senin hayalin g├Âzlerime yerle┼čmi┼č,

Ad─▒n dilimden d├╝┼čm├╝yor,

Y├ód─▒n can─▒m─▒n i├žinde yer etmi┼č.

O hâlde mektubu kime yazayım?

Sen ki bu yerlerde gezip dola┼č─▒yorsun...

Ve kalemi k─▒r─▒p k├ó─č─▒d─▒ y─▒rtt─▒.ÔÇŁ[37]

 

Tasavvuf├« anlamda ÔÇťfen├óÔÇŁ terimi, ki┼čisel iradenin, benli─čin ve Hakk"─▒n d─▒┼č─▒nda kalan her┼čeyin (m├ósiv├ó) izlerinin kayboldu─ču bir h├óli ifade etmektedir. S├╗f├«, bu h├ól neticesinde, varl─▒k ├óleminde, sadece Allah Te├ól├ó"y─▒ tem├ó┼č├ó eder ve sadece O"nun varl─▒─č─▒n─▒, fiilini ve iradesini hisseder. Fen├ó anlay─▒┼č─▒, insanda be┼čer├« hazlar─▒n ve nefs├ón├« arzular─▒n de─čil, il├óh├« iradenin tesirli, g├ólib ve h├ókim olmas─▒ h├ólidir. Amir b. Abdullah"─▒n, ÔÇťKar┼č─▒ma ├ž─▒kan, bir kad─▒n olmu┼č ya da duvar olmu┼č, bana g├Âre hi├ž fark etmezÔÇŁ demesi fen├ó h├óline mis├óldir.[38]

 

Mevl├ón├ó"ya g├Âre fena, arzu ve isteklerin derece derece k─▒r─▒lmas─▒d─▒r. Zira, arzu ve istekler, nefis ile olan i┼čtigalin g├Âstergesi ve ikili─čin bir yans─▒mas─▒d─▒r. ─░badet ve zikirle me┼čgul olan ve varl─▒k ├ólemine bir g├Âz ile bakan ki┼činin g├Ânl├╝nde bir m├╝ddet sonra ÔÇťil├óh├« tecell├«lerÔÇŁ meydana gelir. Nihayet s├╗f├«, kendisine ait zannetti─či vuc├╗du Allah"─▒n benli─činde yok ederek, fen├ófill├óh makam─▒na ula┼č─▒r. Bu makam, il├óh├« a┼čk ile var─▒labilecek en y├╝ce makamlardand─▒r. Mevl├ón├ó, a┼čk─▒n, b├╝t├╝n eksiklikleri gideren ve insan─▒ tamamlayan evrensel bir sevginin ad─▒ oldu─čunu ve bu sevgiyle fenafillah makam─▒na ula┼čan ki┼čiye insan-─▒ k├ómil denebilece─čini ifade etmektedir.

 

Velilerin Birbirini ├ľzlemesi ve Aramas─▒

Allah"a ula┼čan ve Allah"la m├ónen beraber olan bir velinin, hemcinsi olan bir insan─▒ aray─▒p onu yad etmesini alg─▒layamayanlara, belki de kendisi ile ┼×ems aras─▒ndaki muhabbet h├ólesini ├žekemeyenlere Mevl├ón├ó, siz ┼×ems"in madd├« varl─▒─č─▒n─▒, bedenini g├Âr├╝yorsunuz, onun ruhundan haberdar de─čilsiniz, onun manevi y├Ân├╝n├╝ anlayam─▒yorsunuz, demektedir. ─░nsanlar─▒ etten ve kemikten ibaret g├Âren zavall─▒lar─▒n h├ólet-i ruhiyelerini Adem"in manev├« y├╝z├╝n├╝ g├Âremeyen, onu bal├ž─▒ktan ibaret zanneden ┼čeytan─▒n g├Âr├╝┼č├╝ne ve g├╝ne┼či zerre gibi g├Âren g├Âzlere benzetmektedir. Herkesin yurdu neresi ise olaylara o pencereden bakaca─č─▒n─▒, nice saadetlerin saadetten mahrum ki┼čilerin kar┼č─▒s─▒na ├ž─▒kmakla birlikte, o ki┼čide kabiliyet olmad─▒─č─▒ i├žin ondan geri d├Ând├╝─č├╝n├╝, tan─▒nmayan nice sevgililerin bahts─▒zlar─▒n kar┼č─▒s─▒na ├ž─▒kt─▒klar─▒ h├ólde o gafillerin onlarla a┼čk oyununa giri┼čemediklerini, ta┼čtan yontulup yap─▒lan putlar─▒n gafillere k─▒ble oldu─čunu ve bu y├╝zden k├Ârl├╝─č├╝n g├Âlgesinde kald─▒klar─▒n─▒ s├Âylemektedir. ┼×ems"e duydu─ču ├Âzlemi ancak m├óna sevdal─▒lar─▒n─▒n alg─▒layabilece─čini ifade etmektedir.[39]

 

┼×ems manev├« ve psikolojik nitelikleri ile evrensel ruhu temsil ediyordu. Mevl├ón├ó"ya g├Âre ┼×ems, hakikatin tezah├╝r├╝, merhamet hazinesi ve mekans─▒zl─▒ktan gelen ki┼čidir. Mevl├ón├ó kendi benli─činde s├╝rekli ┼×ems"in kokusunu yakal─▒yordu. Onun ve ┼×ems"in ayr─▒ ayr─▒ iki v├╝cutta ancak bir ruh olarak ya┼čad─▒klar─▒ zaman hayat─▒n─▒n en b├╝y├╝k an─▒ oldu─čunu hissediyordu. ┼×ems"in ruhunu kendisine yak─▒n hisseden Mevl├ón├ó, ┼×ems"in hayalini kendi hayali bilmekteydi. ┼×ems"le Mevl├ón├ó"n─▒n g├Ân├╝lleri kelimeler olmaks─▒z─▒n anla┼čabilmekteydi. O nedenle Mevl├ón├ó evrensel ruhu temsil eden ┼×ems"e dayand─▒, onunla bir oldu, birlik sahiline vard─▒ ve evrensel ruha ula┼čt─▒.[40]

 

123 ve 142. beyitler aras─▒nda Mevl├ón├ó, adeta ┼×ems gelince ge├žici a┼čktan ger├žek a┼čka, zahidlikten arifli─če, maddeden m├ón├óya, ilimden irfana, a┼č─▒kl─▒ktan ma┼čuklu─ča ula┼čt─▒─č─▒n─▒, mevhum ve izaf├« varl─▒─č─▒n─▒n yok oldu─čunu anlatmaktad─▒r.

 

Mutasavv─▒f─▒m─▒za g├Âre, bir ┼čeyi g├╝zel bulan ve ona g├Ân├╝l veren kimsenin kendisiyle o g├╝zel aras─▒nda bir as─▒l ve mana benzerli─či vard─▒r. ├ç├╝nk├╝ her cins kendi cinsinden ho┼član─▒r. Alim ba┼čkas─▒n─▒n ilminden, faz─▒l ba┼čkas─▒n─▒n faziletinden ho┼član─▒r. Veli veya faziletli birisi olmayan avamdan birisi, Allah"a varma yolundan ho┼član─▒yorsa, onda fazilete a┼č─▒lanmaya elveri┼čli bir b├╝nye var demektir.[41]

 

Babas─▒n─▒n ┼×ems"i, Salahaddin ve H├╝sameddin"de bulmas─▒ gibi Sultan Veled de ┼čeyhi H├╝s├ómeddin ├çelebi"nin ir┼čat ve sohbetlerini ┼×eyh Kerim├╝ddin Be─čtimur"da arad─▒ ve buldu. ├çok takdir etti─či bu ┼čeyhi; ÔÇťH├╝s├ómeddin"in ├Âl├╝m├╝ ile dertlenen ki┼či derman─▒n─▒, y├╝zlerce incinin denizi olan Kerim├╝ddin"de bulurÔÇŁ [42] diye ├Âvd├╝.

 

Vuslat─▒n Ak─▒lla De─čil A┼čkla Ger├žekle┼čmesi

ÔÇťFehm ve h├ót─▒r─▒ keskinle┼čtirmek, yani herkesin anlamad─▒─č─▒ ┼čeylere ak─▒l erdirmek yol ve marifet de─čildir. Allah"─▒n fazl u keremi, saracak k─▒r─▒k ve yapacak y─▒k─▒k arar.ÔÇŁ[43] beytiyle Mevl├ón├ó, hakikat yoluna sadece akl─▒n delaletiyle gidilemeyece─čini beyan etmektedir. Hakikat yoluna gitmek isteyenlerin zekalar─▒na itimad─▒ b─▒rakmalar─▒, k├ómil bir k─▒lavuzun rehberli─čine ihtiya├ž g├Âstermeleri gerekmektedir. Hakk"─▒n fazl─▒na, O"nun kudret ve y├╝celi─čine kar┼č─▒, kibir ve azamet de─čil yan─▒k g├Ân├╝l ve yat─▒k boyun gerektir. Kendi fikirlerine g├Âre yol almak isteyenlerin Allah"a vas─▒l olma ├╝mitlerini Mevl├ón├ó, devam eden beytiyle define bulmak sevdas─▒na d├╝┼čen hayalperestlerin h├╝lyas─▒na benzetmektedir.

ÔÇťS─▒─č─▒r vas─▒tas─▒yla bulunacak defineden hazinesini doldurmak isteyenler; yahut hazine bulmak ├╝midiyle k├Â┼čeyi buca─č─▒ kazanlar, o hayale kap─▒lanlara tabi olurlar.ÔÇŁ[44]

 

Mevlana, akl─▒n uluhiyeti anlayabilece─čini ve s─▒rlar─▒n─▒ idrak edebilece─čini inkar etmektedir. Ona g├Âre ak─▒l, sonlu ve s─▒n─▒rl─▒ i┼čler dairesinde kendi mant─▒─č─▒ ile s─▒n─▒rl─▒d─▒r, Hakk"─▒n ise haddi ve nihayeti yoktur. Ak─▒l, hakikatlerin ├╝zerine kal─▒n bir "laf─▒z ├Ârt├╝s├╝" ├žeker, hakikatleri ise g├Âzden ka├ž─▒rabilir. Hakikatlere bakan ve onlar─▒ anlatmaktan sarf-─▒ nazar eden Mevl├ón├ó, m├╝┼čahede etmi┼č oldu─ču hakikatleri ifade edebilecek kelimeler bulamad─▒─č─▒n─▒ s├Âylemektedir.

 

Buradan hareketle Mevl├ón├ó, kemal kesbetmemi┼č bir m├╝ridin, ┼čeyhinden ayr─▒lmas─▒n─▒, s├╝t emen bir ├žocu─čun ekmek gevelemesine, kanat t├╝yleri ├ž─▒kmam─▒┼č bir ku┼č yavrusunun u├žmaya ├žabalamas─▒na benzetmektedir. S├Âzlerinin devam─▒nda ÔÇťS├╝t emerken ekmek yedirilen ├žocuk, ├Âl├╝r; u├žmaya heveslenen ku┼č yavrusu, kedilere lokma olur.ÔÇŁ[45] demektedir.

 

Madd├« Ba─člardan Kurtulmak

Hak yolunda kendi be┼čer├« varl─▒─č─▒m─▒z─▒ yok edip d├╝nya g├Âsteri┼člerine g├Âzs├╝z ve d├╝nya ├ža─č─▒r─▒┼člar─▒na kulaks─▒z kalmad─▒k├ža, ki┼činin Hakk"a varmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. G├Âzle g├Âr├╝l├╝p elle tutulan madde ├ólemine, n├ós├╗t veya s├╗ret ├ólemi denir. Marifet madde ├óleminde y├╝kselmek de─čil, marifet ├ólemine y├╝kselip bu ├ólemin insana ebed├« hayat bah┼čeden suyundan i├žebilmektir. Ki┼činin hakikat ├óleminin semas─▒na y├╝kselebilmesi i├žin suret ├óleminin dalgalar─▒ndan, kendisini madd├« ├óleme ba─člayan ba─člardan kurtulmas─▒ gerekir.[46]

 

Hakikat g├Âklerine ├ž─▒kabilmek i├žin insan─▒n yery├╝z├╝nde b├╝t├╝n nefs├ón├«, hatta r├╗h├ón├« ba─člardan kesilmesi gerekir. Dervi┼člik, a┼č─▒r─▒ d├╝nya zevklerinden ve d├╝nya ihtiraslar─▒ndan perhiz yoludur. Mevl├ón├ó, bunu Bur├╗c suresinde anlat─▒lan ashab-─▒ uhdud olay─▒na telmihte bulunarak, bir yahudi padi┼čah─▒n─▒n muvahhid H─▒ristiyanlar─▒ ate┼če atmas─▒n─▒ hik├óye ederek anlat─▒r. Ate┼če at─▒lan ├žocu─čun yanmamas─▒ ve hatta annesini ate┼če girmeye davet etmesini anlat─▒rken, d─▒┼čtan ate┼č gibi g├Âr├╝nen bu alevlerin Allah"─▒n nuru oldu─čunu, Allah sevgisini ├Âld├╝rmek i├žin yahudi padi┼čah taraf─▒ndan yak─▒lan bu ate┼čin Allah a┼čk─▒n─▒ alevlendirdi─čini s├Âylemektedir. D├╝nyadan ve d├╝nya kirlerinden ar─▒nman─▒n m├╝cahede ate┼či i├žinde yanmak, Hak"ta fani olmak suretiyle ger├žekle┼čebilece─čini s├Âylemektedir.[47] Tabiat─▒ yakmak olan hi├žbir ate┼č ─░brahim yarat─▒l─▒┼čl─▒ olan hi├ž kimseyi yakmaz. Hakk"─▒n emrinde ve daima tetikte bulunan ate┼čin ÔÇťyakÔÇŁ emrini beklemesi gibi a┼č─▒klar─▒n da ilah├« g├╝zelli─čin tema┼čas─▒na kendilerini haz─▒rlamas─▒ gerekmektedir. Bunun i├žin mucahedenin gere─či olarak nefis ta┼č─▒n─▒ nefsin demirine ├žarpmamas─▒ gerekmektedir. Zira nefis ta┼č─▒ ile heva demirinin ├žarp─▒┼čmas─▒ndan k├╝f├╝r, fitne ve fesat k─▒v─▒lc─▒mlar─▒ ├ž─▒kar. T├╝rkmen ├žad─▒r─▒nda sahibine meftun olan bir k├Âpek gibi ki┼činin Rabb"─▒na kar┼č─▒ k├╝fran-─▒ nimette bulunmamas─▒ esast─▒r.[48]

 

(Sen beni g├Âremezsin- Len ter├ón├«) Nazm-─▒ Celili"ndeki te"kid-i nefyi mutasavv─▒flar, te"vile l├╝zum g├Ârmemi┼č, ÔÇťSende senlik b├ók├« olduk├ža Beni g├ÂremezsinÔÇŁ m├ón├ós─▒n─▒ ├ž─▒karm─▒┼člard─▒r. ÔÇťKendini g├Ân├╝llere g├Âsteren O"dur. Dervi┼čin h─▒rkas─▒n─▒ diken de O"dur.ÔÇŁ[49] beytiyle Mevl├ón├ó, kendisini g├Âsteren, hem de g├Âzlere de─čil g├Ân├╝llere g├Âsterenin Allah oldu─čunu s├Âyler. Dervi┼čin h─▒rkas─▒n─▒ diken, yani in├óyet-i ezeliyyesiyle ona yard─▒m eden yine Allah"t─▒r.

 

 ÔÇťHev├ó v├╝ heves taze bulunduk├ža iman taze de─čildir. Zira heva, vusul ilallah kap─▒s─▒n─▒n kilididir.ÔÇŁ[50] ─░fadesiyle Mevl├ón├ó, nefsinin emrinde yeni yeni arzular pe┼činde ko┼čan ki┼činin iman─▒ taze de─čildir, demektedir. ─░nsan g├Ânl├╝ saf aynalar gibi temiz olmazsa, ruh as─▒l vatan─▒ olan Allah"─▒n diyar─▒na yol bulamaz.

 

Y─▒lanc─▒n─▒n, donmu┼č ve uyu┼čmu┼č bir ejderhay─▒ iple ba─člay─▒p Ba─čdat"a getirmesini anlatan Mevl├ón├ó, nefsin ├Âlm├╝┼č g├Âr├╝nen ejderhaya benzedi─čini, g├╝nah i┼člemek i├žin eline f─▒rsat ge├žmedi─činden ├Ât├╝r├╝, gamdan uyu┼čmu┼č bir h├ólde, donmu┼č gibi bekledi─čini s├Âylemektedir. Nefsi etkisizle┼čtirmek i├žin, nefis ejderhas─▒n─▒n ayr─▒l─▒k karlar─▒ alt─▒nda tutulmas─▒, donmu┼č bir h├ólde kalmas─▒, ┼čehvet g├╝ne┼činin hararetinden uzak tutulmas─▒ tavsiyesinde  bulunmaktad─▒r. Nefisle yi─čit├že sava┼čan ki┼činin Allah"la bulu┼čmak suretiyle ├Âd├╝llendirilece─čini, riyazet ve m├╝cadeye devamla mesafe kat edilebilece─čini s├Âylemektedir. [51]

 

Tekkeye misafir olan bir sufiye ait e┼če─čin a├ž ve sefil dervi┼člerce sat─▒lmas─▒ k─▒ssas─▒ ile taklidin ├ófetini, tahkikin k─▒ymetini anlatmak isteyen Mevl├ón├ó, hik├óyenin sonunda g├Âz├╝, kula─č─▒ ve akl─▒n─▒n tortusuz ve saf olmas─▒n─▒ isteyenlerin g├Âzleri kaplayan ve akl─▒ ├Ârten h─▒rs perdelerini y─▒rtmas─▒ gerekti─čini s├Âylemektedir. Bahsedilen hik├óyedeki sufinin yeme-i├žme tamah─▒, sema zevki tamah─▒n─▒n hakikati, yani e┼če─čin sat─▒ld─▒─č─▒n─▒ idrake engel oldu─čunu dile getirmektedir. Terazideki denge, mala tamahtan azade olmas─▒ iledir. Dolay─▒s─▒yla halktan bir ┼čeyler ├╝mit eden s├╗f├«nin hakikate vas─▒l olmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Hizmetlerinin kar┼č─▒l─▒─č─▒ndan halktan bir ├╝cret talep etmeyen peygamberlerin ilahi emirleri tebli─č etmelerinin ├╝cretini, y├órin d├«d├ór─▒, cem├ól-i ilah├«nin tem├ó┼čas─▒ olarak beyan etmektedir. Hakk"─▒n cemalini m├╝┼čahede eden ki┼činin g├Âz├╝nde d├╝nya bir cife gibi g├Âr├╝n├╝r. [52]

 

Mevl├ón├ó"ya g├Âre insan beden├« y├Ân├╝ ile mek├ón├«dir. Asl─▒ ve ruhu itibariyle ise l├ómek├ón├«dir. Asl─▒m─▒z mek├óns─▒zl─▒ksa mekan d├╝kkan─▒n─▒n a─čz─▒n─▒ kapamak, d├╝nyaya ba─član─▒p kalmamak gerekir. Marifet alt─▒ cihetin ih├ótas─▒ndan kurtulup cihet kayd─▒ndan ├óz├óde olmakt─▒r.[53]

 

Benlik Duvar─▒ndan Kerpi├ž Koparmak

Allah ├ó┼č─▒─č─▒n─▒ susayan ki┼čiye, kalpteki ayr─▒l─▒k ate┼čini susamaya, visale mani olan varl─▒k benli─čini duvara, benli─čin yava┼č yava┼č izalesini duvardan kerpi├ž koparmaya, kopar─▒lan her kerpi├žle secde mahallinde Allah"a yakla┼čmaya benzeten Mevl├ón├ó, bu durumu ┼ču ┼čekilde hik├óye etmektedir:

ÔÇťBir dere k─▒y─▒s─▒nda y├╝ksek bir duvar vard─▒. Duvar─▒n ├╝st├╝ne de susam─▒┼č dertli bir ki┼či ├ž─▒km─▒┼čt─▒. Suya ula┼čmas─▒na, susuzlu─čunu gidermesine o duvar engel oluyordu. Susuz adam da su i├žin bal─▒k gibi ├ž─▒rp─▒n─▒yordu. Ans─▒z─▒n suya bir kerpi├ž par├žas─▒ att─▒. Kerpicin d├╝┼čmesi ile suyun ├ž─▒kard─▒─č─▒ ses, kula─č─▒na bir s├Âz gibi geldi. Suyun sesi bir sevgilinin sesi gibi tatl─▒ idi. O su sesi, adam─▒ ├╝z├╝m suyu gibi mestetti. O mihnetlere, dertlere u─čram─▒┼č adam, suyun tertemiz sesini duymak i├žin duvardan kerpi├ž kopar─▒p suya atmaya ba┼člad─▒. Sudan da ses geliyordu. Su "Ey insano─člu!" diyordu, "B├Âyle kerpi├ž atmaktan, beni rahats─▒z etmekten sana ne fayda var?" Susam─▒┼č adam cevap verdi de dedi ki: "Ey su, bu at─▒┼čtan benim i├žin iki fayda vard─▒r. Bu y├╝zden kerpi├ž atmaktan vazge├žemem.  Birinci fayda: Benim suyun sesini duymamd─▒r. O ses, susuzlara reb├ób sesi gibi pek tatl─▒ gelir. Su sesi ─░srafil'in sesine benziyor. ├ľl├╝ bile bu sesten dirilmededir. Yahut da o ses, ilkbahar g├╝nlerindeki g├Âk g├╝r├╝lt├╝s├╝ne benziyor. Bu ses y├╝z├╝nden ba─člar, bah├želer g├╝zelle┼čir. Ye┼čillikle, ├ži├žeklerle dolar. Yahut da o ses, yoksula zekat vermek i├žin ├ža─č─▒r─▒┼č sesi, yahut da mahpusa hapisten kurtulu┼č m├╝jdesi, sesidir. Yahut da o ses, Hz. Muhammed'e a─č─▒z ve burun vas─▒tas─▒ olmaks─▒z─▒n Yemen'den gelen Rahman'─▒n nefesine benziyor. Yahut da, esas k─▒yamet g├╝n├╝nde Peygamber efendimizin as├«lere eri┼čen ┼čefaat nefesi gibidir. Yahut da o ses, zay─▒f Y├ókub'un r├╗huna ula┼čan, g├╝zel ve lat├«f Y├╗suf un kokusu gibidir. Kerpi├žleri atmam─▒n ikinci bir faydas─▒ da ┼čudur ki: Kopar─▒p att─▒─č─▒m her kerpi├žle duvar al├žal─▒yor. Ben de suya biraz daha yakla┼č─▒yorum. Kerpici her kopar─▒┼č─▒mda y├╝ksek duvar, kerpicin azalmas─▒ y├╝z├╝nden biraz daha al├žal─▒yor. Duvar─▒n al├žalmas─▒ bir yak─▒nl─▒k; onun ortadan kalkmas─▒ ise kavu┼čmak, bulu┼čmak olacak. ─░┼čte namaz k─▒larken secde etmek de "Secde et de yakla┼č."[54] ayetinde oldu─ču gibi duvardan kerpi├ž koparmaya benzer. Ve Hakk'a manen yakla┼čmaya sebep olur. Bu varl─▒k duvar─▒ y├╝ksek bulunduk├ža, ba┼č e─čmeye yani secde etmeye engel olur.Bu toprak bedenden kurtulmad─▒k├ža, e─čilip ab-─▒ hayata secde etmek ve ondan doya doya i├žmek imk├ón─▒ yoktur. Bu varl─▒k duvar─▒ ├╝st├╝nde bulunanlardan kim daha fazla susam─▒┼čsa, duvar─▒n ta┼č─▒n─▒, kerpicini o daha ├žabuk kopar─▒r atar. Suyun sesine daha fazla ├ó┼č─▒k olan ki┼či ise, ona engel olan varl─▒k duvar─▒ndan daha b├╝y├╝k par├žalar kopar─▒r. O su ├ó┼č─▒k─▒, suyun sesinden adeta bo─čaz─▒na kadar ┼čaraba batm─▒┼č gibi ne┬Č┼čelendirir, mest eder. Yabanc─▒ ki┼či ise, kerpi├ž suya d├╝┼č├╝nce "bluk" diye ├ž─▒kard─▒─č─▒ sesten ba┼čka bir ┼čey duymaz.ÔÇŁ[55]

 

Mesnevi"nin dokuzuncu beytinde Mevl├ón├ó; ÔÇťNey'in ┼ču sesi, g├Ânl├╝ yakan bir ayr─▒l─▒k, bir a┼čk ate┼čidir. Kimde bu ate┼č yoksa, o, madd├« varl─▒─č─▒ndan kurtulsun, yok olsun.ÔÇŁ s├Âzlerindeki "yok olsun" ifadesi ile bir beddu├óda de─čil m├ónen ya┼čas─▒n, var olsun, ama yoklu─ču aras─▒n, benlikten kurtulsun anlam─▒nda talepte bulunmaktad─▒r. Bu yokluk, maddi varl─▒k ba─člar─▒ndan kurtulup, bedendeki can─▒, a┼čk─▒n eline vermek, k─▒saca, nefsin heveslerinden, ihtiraslar─▒ndan yok olmakt─▒r. Ancak o zamand─▒r ki, insan, ney sadas─▒n─▒n nas─▒l ve ni├žin yak─▒c─▒ oldu─čunu anlar. Ney sadas─▒ ki, ermi┼člerin sesleri ve s├Âzleridir. ─░nsan bu s├Âzlere g├Ân├╝l kula─č─▒n─▒ tutarak ÔÇťyok olÔÇŁ demelerindeki dualar─▒n en iyisini idrak etmelidir. ├ç├╝nk├╝, nefisten yok olmak, ilahi birlikte var olmakla nihayetlenir.

 

Benlikten kurtulmay─▒┼č─▒n ac─▒ h├ólini Mevl├ón├ó ┼ču ┼čekilde anlatmaktad─▒r:

ÔÇťKara bal├ž─▒kta da su bulundu─čunu herkes bilir. Fakat o su ile abdest al─▒nmaz. Bal├ž─▒─č─▒n i├žinde su vard─▒r, vard─▒r ama, o bal├ž─▒─ča yenilmi┼č, bal├ž─▒kta kaybolmu┼čtur. Suyun bal├ž─▒kta kaybolup gitmesi gibi g├Ânl├╝ kirli emellere, ┼čehvete, hiddete, mevk├« h─▒rs─▒na, d├╝nya isteklerine ma─člup olanlar da onlar aras─▒nda kaybolup gitmi┼čtir. Dikkatle bak─▒ld─▒─č─▒nda, ┼ču bizim can suyumuz, bal├ž─▒ktan yarat─▒lan ┼ču beden i├žinde mahpus kalm─▒┼čt─▒r. Ey rahmet denizi bize ac─▒ ve bizi ┼ču ├žamurdan kurtar. O rahmet denizi sana der ki: ÔÇťBen, seni kendime ├žekiyorum ama, sen benli─če kap─▒l─▒yorsun "ben de ho┼č bir suyum, s├óf├« bir suyum" diye laf ediyorsun. Bu laf─▒n, seni benden mahrum ediyor, o vehmi, o benli─či b─▒rak da bana gel, bana kar─▒┼č. Bal├ž─▒─č─▒n i├žindeki su, denize gitmeyi, asl─▒na kavu┼čma─č─▒ ister ama, bal├ž─▒k suyun aya─č─▒n─▒ s─▒ms─▒k─▒ tutmu┼čtur. Onu kendine ├žeker, b─▒rakmaz. E─čer su, y├óni r├╗h, aya─č─▒n─▒ bal├ž─▒─č─▒n elinden, y├óni bedeninden kurtar─▒rsa  bal├ž─▒k kurur, su da h├╝r ve ba─č─▒ms─▒z bir hale gelir. Suyun bal├ž─▒k taraf─▒ndan geri ├žekilmesi, b─▒rak─▒lmamas─▒, y├óni bedenin r├╗hu hak├«kat deryas─▒na gitmekten al─▒koymas─▒ nedendir? Senin bedeni besleyen, nefsan├« arzular─▒ art─▒ran, h├ólis ┼čarabla, ├že┼čitli mezelere r├╗┼čen olu┼čundand─▒r. B├Âylece d├╝nyada gerek mal, gerek mevk├«, gerek ekmek, r─▒z─▒k, bunlara kar┼č─▒ duyulan ┼čiddetli arzu, ihtiras ile ├ž─▒rp─▒n─▒r durursun. Bunlar─▒ elde edince de, her biri seni sarho┼č eder, elde edemedi─čin, y├óhut elden ka├ž─▒rd─▒─č─▒n zaman da, kedere kap─▒l─▒r, sersemle┼čirsin. Ger├žek bir insan olmak i├žin mal, mevk├«, yemek, i├žmek gibi ┼čeylere  gerekti─činden fazla d├╝┼čme ki, onlar─▒n k├Âlesi olmayas─▒n. Servete, mala, mevkie ├ó┼č─▒k olan g├Ân├╝l, ya bu bal├ž─▒─ča, bu kapkara suya yenilmi┼č, alt olmu┼čtur. Y├óhut da, hayallere kap─▒lm─▒┼čt─▒r. O hayallerin karanl─▒klar─▒nda, dedikodu i├žin onlara tapar, durur. G├Ân├╝l, o n├╗r deryas─▒ndan ba┼čkas─▒ olamaz. G├Ân├╝l hem All├óh"─▒n nazargah─▒ olsun, hem de k├Âr olsun, hak├«kati g├Âremesin; bu olamaz, bu m├╝mk├╝n de─čildir.[56]

 

Vuslat ve ├ľl├╝m

Mesnevi"ye g├Âre a┼č─▒klar─▒n ├Âl├╝m├╝ ├že┼čit ├že┼čittir. Allah yolunda insanlar─▒ hidayete g├Ât├╝rmek u─čruna, a┼č─▒k, y├╝zlerce can─▒ olsa onlar─▒n hepsini bir anda feda etmek ister. G├╝l y├╝zl├╝ sevgili kan─▒n─▒ d├Âkecek olsa ger├žek ├ó┼č─▒k can─▒n─▒ onun yoluna ne┼če ve zevkle sa├žar. ├é┼č─▒─č─▒n ├Âl├╝m├╝ asl─▒nda ya┼čamakt─▒r, ebedili─če kavu┼čmayan, ├Âl├╝ms├╝zl├╝─č├╝ tatmayan ├ó┼č─▒k kay─▒tlara ba─članm─▒┼čt─▒r. Hatta sevgili Hallac-─▒ Mansur"un ifadesiyle, ÔÇťBeni ├Âld├╝r├╝n, ├Âld├╝r├╝n ├ž├╝nk├╝ ├Âl├╝mde ger├žekten de benim i├žin hayat vard─▒r.ÔÇŁ[57] diye hayk─▒r─▒r. ├ľl├╝ms├╝zl├╝k ruhundan kavu┼čma c├Âmertli─či g├Âstermesi istenir. Ger├žek ├ó┼č─▒k Hallac-─▒ Mansur gibi ├Âl├╝m├╝ g├Âze alarak, dara─čac─▒nda mahvolma dersi verir.

 

├ľl├╝m Mevl├ón├ó i├žin sevgiliye kavu┼čma (┼čeb-i ar├╗s), elest bezmine d├Ân├╝┼č ve gurbetten kurtulu┼čtur. "Vefat─▒mdan sonra benim t├╝rbemi a├ž ve g├Âr, i├žimin ate┼činden kefenimden duman y├╝kseliyorÔÇŁ diyen Mevlana, derununda lemean eden ate┼čin bir par├žas─▒n─▒ d├╝nyada b─▒rak─▒p gitmi┼čtir.

 

Ona g├Âre ├Âl├╝m inananlar i├žin bir ta┼č─▒t gibidir ve ebedi saadetin mekan─▒na, ger├žek vatana gitmek i├žindir. Hakikatin bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ndan ├Âl├╝m├╝n tabiat─▒ bu oldu─čuna g├Âre, korkun├ž bir ┼čeymi┼č gibi alg─▒lanmamal─▒d─▒r ├Âl├╝m; bilakis, rahmet ve saadetin ba┼člang─▒c─▒ olarak g├Âr├╝lmelidir.

 

Yine Mevlana; ÔÇťAllah"─▒n mevcudiyetine, iki tane ÔÇťbenÔÇŁ s─▒─čmaz. Hem sen, ben dersin hem de O; ikilik ortadan kalks─▒n diye, ya sen O"nun g├Âz├╝nde ├Âl├╝rs├╝n ya da O senin g├Âz├╝nde de─čerini yitirir. O"nun ne d─▒┼ča yans─▒d─▒─č─▒ ┼čekliyle ne de zihinde canland─▒r─▒ld─▒─č─▒ haliyle ├Âlmesi s├Âz konusudur; ├ž├╝nk├╝ O, ebedi bir hayatla daima diri oland─▒r. O kadar rahmetlidir ki, m├╝mk├╝n olsa ikili─čin kaybolmas─▒ i├žin, senin i├žin, ├Âl├╝rd├╝. O"nun ├Âlmesi m├╝mk├╝n olmad─▒─č─▒na g├Âre, sen ├Âl ki, O sende ortaya ├ž─▒ks─▒n ve ikilik kaybolsun!ÔÇŁ [58] demektedir.

 

Sonu├ž ve De─čerlendirme

Tasavvuf├« d├╝┼č├╝ncesini; marifet, a┼čk, vahdet s─▒rr─▒, fakr duygusu ve vuslat arzusu ├╝zerine bina eden Mevl├ón├ó, hayat─▒ boyunca ├Âlmeden ├Ânce ├Âlmeyi, hakikate vas─▒l olmay─▒ arzulam─▒┼čt─▒r. Ruhun kay─▒tlardan kurtulmas─▒n─▒, ten, beden, nefis, d├╝nya perdelerinden s─▒yr─▒lmay─▒, Hakk"─▒ m├╝┼čahede ve idrak edebilmeyi hedeflemi┼čtir. Bu d├╝nyadaki ya┼čant─▒m─▒z─▒n muvakkat oldu─čunu, d├╝nya hayat─▒n─▒n ge├žici zevklerine aldanmamay─▒ ├Â─č├╝tlemi┼čtir.

 

Elest Bezmi"nde Allah"la yap─▒lan s├Âzle┼čmeye dikkat ├žeken Mevl├ón├ó, kesret ├ólemine gelmeden ├Ânceki vahdetin korunmas─▒na, verilen s├Âze sad─▒k kal─▒nmas─▒na, Allah"tan gelen ruhumuzun yine O"na d├Ânece─čini idrake ├Ânem vermektedir. Hak"tan ayr─▒lan ruhumuzun beden hapsine d├╝┼čt├╝─č├╝nden, ayr─▒l─▒k ac─▒s─▒n─▒n insan─▒ mahzun k─▒ld─▒─č─▒ndan, Allah"tan gayr─▒ hi├žbir ┼čeyin kendisini tatmin etmedi─činden, asl├« vatana kavu┼čma ├Âzlemi ile dolu oldu─čundan bahsetmektedir. Ayr─▒ca Mevl├ón├ó hasret, i┼čtiyak, aray─▒┼č ve ayr─▒l─▒k sanc─▒s─▒n─▒n ki┼čiyi olgunla┼čt─▒raca─č─▒ndan, niyeti halis k─▒lman─▒n gere─činden, ki┼činin ihlas ve samimiyeti ile anlam kazanaca─č─▒ndan s├Âz etmektedir.

 

Allah"la kul aras─▒nda var olan zulman├« ve nefs├ón├« perdeler ortadan kalkmad─▒k├ža hakiki vuslat ger├žekle┼čememektedir. En b├╝y├╝k perde nefis ve benliktir. Vuslat─▒ d├╝nya hayat─▒ndan ka├ž─▒┼č, pasiflik, dura─čanl─▒k ve pesimist bir h├ól olarak g├Ârmeyen Mevl├ón├ó, d├╝nyev├« sorumluluklar─▒m─▒z─▒ yerine getirirken Allah"─▒n r─▒zas─▒n─▒ g├╝tmeyi hedeflemektedir. D├╝nya hayat─▒ boyunca, kulun ├Âz├╝ne yabanc─▒la┼čmas─▒ndan yak─▒nan Mevl├ón├ó, Hakk"a m├╝┼čtak olan ki┼činin, evrensel ruha sahip oldu─čundan, t├╝m mevcudata Hak nazar─▒ ile bakt─▒─č─▒ndan, kozmik ├ólemin korunmas─▒na gayret etti─činden, di─čer varl─▒klar─▒n tesbihine ortak oldu─čundan bahsetmektedir. Kendisi, zorunlu ├Âl├╝m h├ólinden ├Ânce ihtiyar├« ├Âl├╝m deneyiminin ya┼čanmas─▒n─▒ gerekli g├Âr├╝r. Bunun i├žin de nefsin ─▒slah─▒n─▒, murakabe ve m├╝cahedeyi elden b─▒rakmayarak nefsi ruhun ve akl─▒n kontrol├╝ne verilmesini, benlik davas─▒ndan vazge├žilmesini, baya─č─▒ duygular─▒n esiri olunmamas─▒n─▒ ├Âng├Âr├╝r.

 

 

________________________________________

Dipnotlar

[1] Fuad K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Edebiyat─▒nda ─░lk Mutasavv─▒flar, ─░stanbul 1993, s. 227.

[2] Ethem Cebecio─člu, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri S├Âzl├╝─č├╝, Ankara 1997, s. 760.

[3] S├╝leyman Uluda─č, Tasavvuf Terimleri S├Âzl├╝─č├╝, ─░stanbul 1995, s. 573.

[4] İsmail Ankaravî, Minhâcü"l-Fukara Fakirlerin Yolu, İnsan Yayınları, haz. Saadettin Ekici, İstanbul 2000, s. 346.

[5] En"âm, 6/76.

[6] En"âm, 6/79.

[7] Erhan Yetik, ─░smail-i Ankarav├« Hayat─▒, Eserleri ve Tasavvuf├« G├Âr├╝┼čleri, ─░┼čaret Yay─▒nlar─▒, Ankara 1992, s. 238-239.

[8] Maide, 5/54.

[9] Mevl├ón├ó Cel├óleddin-i R├╗m├«, Mesnevi-i M"anev├«, haz. R. A. Nicholson, ─░nti┼č├ór├ót-─▒ Behz├ód, Tahran 1375, c. III, b. 4435-4460.

[10]  Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«, c. III, b. 399-411.

[11] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 2932.

[12] Sel├žuk Erayd─▒n, Tasavvuf Ve Edebiyat Yaz─▒lar─▒, Mavi Yay─▒nc─▒l─▒k, ─░stanbul 1997, s. 18.

[13] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 2633-34.

[14] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 3690-3699.

[15] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«,  c. III, b. 3686-4717.

[16] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 1.

[17] ─░smail Yak─▒t, Bat─▒ D├╝┼č├╝ncesi ve Mevl├óna, ├ľt├╝ken Yay─▒nlar─▒, II. Bask─▒, ─░stanbul 2000, s.119.

[18] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 639-41.

[19] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 767-768.

[20] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 925-926.

[21] Son devrin b├╝y├╝k mutasavv─▒f─▒ Ku┼čadal─▒. ─░brahim Halvet├«, Bezm-i Elest'ten iti┬Čbaren yap─▒lan yolculuk i├žin "tenezz├╝l ve terakki" kelimelerini kullanmaktad─▒r. Bkz. Ya┼čar Nuri ├ľzt├╝rk, Ku┼čadal─▒ ─░brahim Halveti, ─░stanbul 1982, s. 58-60.

[22] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«, c. I, b. 36-215. 

[23] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 879-886.

[24] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 978-1001.

[25] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«,  c. III, b. 1970-1971.

[26] A"râf, 7/172.

[27] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«,  c. II, b. 2911-3015.

[28] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«,  c. II, b. 2935.

[29] Mevl├ón├ó, Mesnevi-i M"anev├«,  c. III, b. 2302-2304.

[30] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 937.

[31] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 161-170.

[32] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 2812-13.

[33] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 2814-2815.

[34] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 2816.

[35] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 5-6.

[36] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 3808-3811.

[37] Ahmet Kabaklı, Mevlâna, İstanbul 2003, s. 99.

[38] Ebu Bekir Muhammed Kelabazi, et-Taarruf li-Mezhebi Ehli"t-Tasavvuf, tah.Mahmud Emin en-Nevevi, el-mektebetu"l-Ezheriyyetu li"t-Turas, Kahire 1992, s.145; Ebu Hafs ┼×ihabuddin S├╝hreverdi, Avarifu"l-Maarif-Tasavvufun Esaslar─▒, ter.H.Kamil Y─▒lmaz-─░rfan G├╝nd├╝z, ─░stanbul 1990, s.646.

[39] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî,c. III, b. 2296-2300, 2758-2764.

[40] A.Reza Arasteh, Mevl├óna Cel├óleddin-i R├╗m├«"nin Ki┼čilik ├ç├Âz├╝mlemesi A┼čkta ve Yarat─▒l─▒┼čta Yeniden Do─ču┼č, ├žev. Bekir Demirkol-─░brahim ├ľzdemir, Ankara 2000, s. 52-61.

[41] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 81-82, 280-284.

[42] Ahmet Kabaklı, Mevlâna, s. 71.

[43] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 532.

[44] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 533.

[45] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 581-584.

[46] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. I, b. 589-590.

[47] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî,c. I, b. 783-801.

[48] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 823-853.

[49] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 685.

[50] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 1079.

[51] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 994-1065.

[52] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 514-584.

[53] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 612-613.

[54] Alak, 96/19.

[55] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. II, b. 1192-1214.

[56] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 2245-2269.

[57] Mevlânâ, Mesnevi-i M"anevî, c. III, b. 3834-3845.

[58] Michaela Mihriban ├ľzelsel, Kalbe Yolculuk -Alman Psikolo─čun Hac G├╝nl├╝─č├╝ ve Bir Manevi Uyanm─▒┼č─▒n Hikayesi-, ter. Seda ├çift├ži, ─░stanbul 2003, s.151.

 


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 29.03.2010



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...