Eğitim Kurumu   ( 1944 )   Kitaplarda   ( 1175 )   Yazarlarda   ( 4547 )  
Dergilerde   ( 703 )   Kütüphanelerde   ( 122 )   Şehirlerde   ( 136 )  
Makalelerde   ( 2152 )   Multi Media   ( 210 )   Ürünler   ( 4 )  
Hit
9129104
Üye 1397
Online Üye 0

Şinasi ve Dil

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Ahmet Hamdi Tanpınar Türk Dili ve Edebiyatı Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 41 Hit : 19028 Hata Bildirimi Tavsiye Et
Tanıtılan Yazarın Bilgileri
Yazar Adı İbrahim Şinasi (Şinasi)
  ابراهيم شناسي
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Huzur

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Şinasi ve Dil

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi Tarihi Osmani Encümeni Mecmuası
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Şinasi ve Dil

"Şair evlenmesi", bizi, Şinasi'nin nesrinden, hattâ şiirinden ziyade, onun, hareket noktalarından birine götürmektedir. Çünkü bu piyeste, öbür eserlerinden çok farklı bir şekilde, ne yapmak istediğini görürüz. O zaman, "Durûb-ı emsâl-i Osmaniye"nin bir tesadüf olmadığını anlarız. O, asıl kaynak tanıdığı halka doğru gitmek istiyordu. Vakıa, "Durûb-i emsâl-i-Osmaniye" bizde bu yolda ilk hareket değildir. Fakat, Şinasi geniş bir görüşle, ilk hamlede yapılacak şeyi yapmıştır. Bu itibarla, onun bu uyanışı Kamus ve Gramerde tamamlamaya çalışması inanılmayacak bir şey olmaktan çıkar. Kaldı ki, Şinasi'de başladığı işi sonuna kadar götürmek, âdeta kendisine musallat bir fikir yapmak gibi bir hususîlik vardı.
Şinasi'nin "gramerinden bu gün elde bir şey yoktur. Bununla beraber, Türkçenin sentaksı üzerinde bu kadar yakından düşünen bir adamın lisanın bünyesini bir mesele olarak almaması kabil değildir. Kaldı ki "Ruznâme-i cerîde-i havadis" ile arasında geçen meşhur "Mesele-i Mebhusetü anka" münakaşasında, muarızı ona tariz yoluyla : "Acaba Tasvir'de hilâf-i mevzuat sudur eden deâvi, neşrine hazırlandığı yeni sarf mecmuasından bir mukaddime midir?" diye bir sual sorar. Şinasi'nin bu tarize cevabı, vakıa red mahiyetindedir : "Ruznâme muharririnin beyan eylediği Sarf mecmuası, inşa mübtedilerinin kavâid-i Arabiyece tahsillerini teshil için marifetimizle tertib olunmuştu. Evâilinden bir cüzü asr-ı Meclis-i Maarifçe tasdik olunup neşri hakkında irâde-i seniye sudur etmiştir".
Bu cümlelerin işaret ettiği bir hakikat vardır: o da, Şinasi'nin dil üzerinde çalıştığı, velev Arab grameri bile olsa, bu iş için bir ehil tanınması ve vazifelendirilmesidir. Çok muhtemeldir ki, Şinasi sonradan bu eseri tamamlamış olsun. Hattâ, "Ruznâme" muharriri ile yaptığı münakaşadan sonra bunu yapmayı düşünmüş olması daha çok muhtemeldir.
"Lugat" meselesi daha karışıktır. Ebuzziya'nın bu kamus için verdiği malûmat o kadar sarihtir ki, bu hususta hiç bir şüphe edilemez. Şinasi'nin Paris'te topladığı notlarını istanbul'da yavaş yavaş tanzim ederek bir hattata temize bile çektirdiğini sarahatle söylediği gibi, Paris'teki ikameti esnasında hayatının da hemen hemen bu işin etrafında tanzim edildiğini söylemektedir. "Muhallefât-ı Şinasi ve ahvâl-i hususiyesi" adlı makalesinde ise, ölümünden sonra terekesi tesbit edilirken bu müsveddelerin bulunduğu sandığı gördüğünü ve bu sandığın veresesine teslim edildiğini açıkça yazmaktadır. Yine Ebüzziya, Şinasi'nin, lügatini bastırmak için, son günlerini geçirdiği Sormagir'deki evinin bahçesinde kagir bir matbaa yaptırdığını ve Paris'ten lügati için lâzım olan "cince, uygurca, sanskritçe" kelimeler için harfler ve şekiller getirttiğini söylüyor. Bu son rivayetin sıhhat derecesini tayin edemezsek bile, o sayede Şinasi'nin bütün Türk lehçelerini içine alan ve etimolojik hususiyetler üzerinde duran bir kamusa çalıştığını öğreniyoruz.
Pavet de Courtcille, meşhur lügatının mukaddimesinde Şinasi'den "âlim hocam ve dostum" diye bahsettiğine, Littre ile dostluğunda o kadar ısrar edildiğine göre, Şinasi'nin devrin büyük müsteşrikleri ve filologları ile münasebette bulunduğu aşikârdır. Garplı kaynaklarda yapılacak daha sıkı araştırmaların bize Şinasinin adıyle sık sık karşılaşmak fırsatını vereceğine eminiz. Bütün bunlar gözönünde tutulursa, Şinasi'nin böyle bir lügat çalışmasına başlamış olması gayet tabiî addedilebilir.
Bizce bu lügatın, veresesi elinde kaybolmuş olması ihtimali kuvvetle variddir. Filhakika Peşte Millî Kütüphanesindeki Lugat-ı Şinasi'nin kendisinin olmadığını Muallim M. Cevdet'ten sonra İyice biliyoruz.
Bununla beraber, bu lügat için Ebuzziya'nın u harfine kadar biner sahifeden mürekkep on dört ciltlik diye verdiği malûmat, bize oldukça mübalâğalı görünmektedir:. Meğer ki, Ebüzziya, kelimelerin fişlerini sahife addetmiş olsun. Esasen, ölümüne dair yazdığı makalede böyle bir malûmat yoktur.
Diğer taraftan, | Tasvir "in dört yüz onbir numaralı nüshasında Nâmık Kemal, yazdığı bir yazıda lügat meselesini edebiyatımızın diğer mühim meseleleriyle beraber münakaşa etmiştir. Nâmık Kemal, bu yazısında "Bazı mahafilce [...] Kamus ve Burhan’ın muhteviyatının garp usulü bir lügat haline getirilmesinin düşünüldüğünü söyledikten, sonra, bu tarzda bir çalışmanın ihtiyaca kâfi gelmiyeceğini, bize lâzım olanın, yeni konan ıstılahlarla her iki dilden dilimize geçmiş kelimeleri alan büyük bir Türkçe sözlük olduğunu anlatır. Bu yazıda bahsedilen tasavvurun, Şinasi lügatı ile alâkalı olup olmadığı sorulabilir.


(79. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, 1956)



Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 22.06.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...