| Yazar Arama |
|
|
 |
|
| Eğitim Kurumları |
|
|
 |
|
| Uzmanlık Alanları |
|
|
 |
|
| Görevler |
|
|
 |
|
| Tümünü Listele |
|
| Son Eklenen Kütüphaneler |
|
 |
|
|
|
 |
|
Yazar Detayı |
Yazar No:Y-
4456
|
| Yazar Adı |
Mustafa Nihat Malkoç
|
| |
|
| Görev Aldığı Eğitim Kurumu |
|
| Mezun Olduğu Eğitim Kurumu |
Fatih Eğitim Fakültesi (Karadeniz Teknik Üniv.) -
|
| Görevi |
Şair, Araştırmacı, Yazar, Öğretmen,
|
| Uzmanlık Alanı |
Türk Dili ve Edebiyatı,
|
| Tabakası |
20. yy.
|
| Mezhebi |
|
| Hit |
308
|
| Doğum Yeri |
Trabzon/Köprübaşı
|
Tarihi |
01.06.1970
|
|
|

Hata Bildirimi |
|
| Yazara ait |
|
Makaleler |
|
Şiirler |
|
| Yazar Hakkındaki |
|
|
| |
|
Hayat Hikayesi |
Dipnotlar |
Hocaları |
Öğrencileri |
Eserleri |
H. Bilgi Kaynakları |
|
| Hayat Hikayesi |
Mustafa Nihat Malkoç
1 Haziran 1970’de Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde doğdu.
İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu.
Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı.
1992 yılında Karadeniz Teknik Üniv. Fatih Eğitim Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu.
Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı.
Askerliğini İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak yerine getirdi.
Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a, üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi.
Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniv. İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı.
Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi öğretti.
Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır.
Bugüne kadar, en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî, edebî, felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı.
Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı, Türk Dili, Bizim Çocuk, Çınar, Bizim Azerbaycan, Anadolunun Sesi, Üniversitelinin Sesi, Türkiye, Bizim Okul, Şenliğin Sesi, İnsanlığa Çağrı, Yeni Sesleniş, Gençliğin Sesi gibi dergilerde; Türksesi, Demokrat Gümüşhane, Kuşakkaya, Ortadoğu, Yeni Mesaj, Hergün, Candaş, Edebiyat, Bolu Üçtepe, Akçaabat Yeni Haber, Karadeniz Olay, Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme, makale, fıkra ve şiirler yazmaktadır.
“Bizim Okul” isimli kültür, sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı.
Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı.
Sevgi, Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik, Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik, yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon, Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri kazandı.
Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Üç çocuk babasıdır. |
| H. Bilgi Kaynakları |
|
http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=3431
|
| Yazarın Makaleleri |
| #
|
Makaleler Adı |
|
1
|
Vefatının 30. Yılında Trabzonlu Tarihçi Osman Turan
|
 |
|
2
|
Tokattan Gür Bir Ses Kümbet Dergisi
|
 |
|
3
|
İlk Atom Mühendisimiz Ahmet Yüksel Özemrenin Ardından…
|
 |
|
4
|
Divan Edebiyatını Sevdiren Adam İskender Pala
|
 |
|
5
|
Ah Hiç Bitmesin Horoz Şekerim!..
|
 |
|
| Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri |
|
|
| Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları |
|
|
| Yazarın Şiirleri |
Aşksız Geçen Ömür
Sevgidir dünyayı yaşanır kılan Aşkın iksiridir gönüle dolan Nefrettir sevginin saçını yolan Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Yeşerir gönülde aşk çiçekleri Umutla anarız gelecekleri Baş tacı edelim tüm gerçekleri Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Yürek sevgi eker, muhabbet biçer Aşkın şarabını gece gün içer Huzurun yolları sevgiden geçer Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Hoşgörü bir yanda, sevgi bir yanda Heyecana gelir gönül duyanda Nice güzellikler canlanır canda Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Sevgi ile erir nefretin buzu Aşk olsa dost olur aç kurtla kuzu Sevgisizlik bir gün kokutur tuzu Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Sevgi çeşmesinden doldur tasını Yüreğine akıt aşk deryasını Sil güzel sözlerle yürek pasını Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
Bu kalp durmadıkça aşk ölmeyecek Sevgi fukarası hiç gülmeyecek Aşkın tılsımını hiç bilmeyecek Aşksız geçen ömrü ömürden saymam Aşk bana doysa da ben ona doymam
(19 Ocak 2008/Trabzon)
***
Sarıkamış'ta Hüzün
…Sarıkamış Şehitlerine Rahmet ve Minnetle…
Bir beyaz kelebektir hüzün Sarıkamış’ta Allarını yitirir yüzün Sarıkamış’ta
On binlerce neferin donarken gözyaşları Cennete kanatlandı, göçtü gönül kuşları
Beklesek de gelmedi maveradan bir haber Hüzün çeşmelerinden yas doldurduk beraber
Bir mermi atamadan ten gömüldü karlara O gün bugündür gönlüm kırkındır baharlara
Yavaş yavaş kaybetti bütün dizler dermanı Karlara kanla yazdı Enver Paşa fermanı
Evvel zamanda kader böyle yazmış yazını Teslim oldun kışlara göremeden yazını
Bedenlerle beraber donmuştu tüm dilekler Alacakaranlıkta kahır kustu bilekler
Güneş astı yüzünü, bulut gözyaşı döktü Göklerin yangınında yüreğe hüzün çöktü
Elem coğrafyasında dövünürken ufuklar Sarıkamış’ta kışlar bin bir baharı saklar
Ölürken de asildin o ne heybetli duruş!... Gönül pervazlarına kondu uğursuz baykuş
Dünya dünya olalı görmedi böyle yası Kahır zımparasıyla silinir yürek pası
Boşanır elbet bir gün zamanın zembereği Gökten yağan acılar buz kestirir yüreği
Ey civanmert yiğitler selam olsun sizlere Hüznün en acısını yaşattınız bizlere
Şimdi her bir yuvada Sarıkamış’tan iz var Mihman ol düşlerime mest olsun gül yüzlü yâr
Ey toprağın koynunda diri yatan yiğitler!... Bayrağın gölgesinde nöbet tutan yiğitler!...
(17 Ocak 2008/Trabzon)
***
Sevgi Köprüleri
Müslüman- Türk kimliğimiz uçuverdi özümüzden Geçmişe bir sünger çekip çabuk döndük sözümüzden
Kurudu pınar başları,sâki hıçkırıp ağlıyor Gözlerden akan kanlı yaş,yüreğimizi dağlıyor
Mutlu azınlık uçarken kimileri emekliyor İnsanlık kurtuluş için Fatih neslini bekliyor
Kıpkızıl şafağa inat,acılı feryatlar dinsin İçimize ecdadımın şefkat iklimleri sinsin
Çağın asık suratına tükürün Allah aşkına! Vatana kast edenleri döndürüverin şaşkına!
Mürşid-i kâmiller gibi aşka banın heceleri Mevlâna'nın hoşgörüsü nurlandırsın geceleri
Yücelerden emir geldi:Kardeş olun ey insanlar! Sevgi köprüleri kurun,engel olmasın lisanlar
Gözlerde bir çift umut var,yarınlar aydın olacak Kirlenen kalplerimize Yunus sevgisi dolacak
Daha ne bekliyorsunuz?Karanlığa bir mum yakın Bataklıklardan kurtulup sevgi deryasına akın
Maddenin zincirlerini kır artık,tel tel dökülsün Durdurun karanlıkları,beklenen şafak sökülsün.
***
Altın Nesil
Değmesin kirli nazar senin güzel yüzüne Hayatta bütün renkler hoş görünsün gözüne Cümle asil duygular yuva yapsın özüne
Yarınlara selamsın, göğümde güneş sensin Buz tutmuş gönüllerde korlaşan ateş sensin
Kurumuş bahçelerde boynu bükük açarsın Nur akan oluklardan ab-ı hayat içersin Bu güzel vatan için sen de serden geçersin
Dünden postaladığım yarına mektup sensin Geleceğin ilminde en büyük kutup sensin
Sizleri ağlatanlar gözyaşında boğulsun Arı gibi çalışkan, peteklerde oğulsun Unutma ki dünyada sen de bir garip kulsun
Etrafa koku saçan bahçemdeki gül sensin Gönüllere nağmeler şakıyan bülbül sensin
Sensiz dünya virane, gündüzlerim karanlık Sermayesi bitenler duyar sana hayranlık Yarını hesaba kat, sakın yaşama anlık
Gelecekte umudum, dilimdeki söz sensin Kalemimde mürekkep, gönüldeki öz sensin
Emin bakışlarınla aydınlandı günümüz Mesafeler kayboldu açılınca önümüz Çağları açtı ecdat, göğü tuttu ünümüz
Beklenen altın nesil, yaldızlı asır sensin Kalbin kuytularında sakladığım sır sensin
(06 Ocak 2008 Pazar/Trabzon)
***
Birlikten Rahmet Doğar
Beyhudedir saklamak geçmişin matemini Kalbin yaralarına sür sevgi merhemini Hoşgörüyle çoğaltın muhabbetin demini
Davranın ey yârenler birlikten rahmet doğar Doğan rahmet güneşi karanlıkları boğar
Birdir cümle ümmetle dinimiz imanımız Hak Tealâ Rabbimiz, Resulullah canımız Birlik için atıyor nabzımız, sol yanımız
Birler Bir’e koşunca birlikten rahmet doğar Kâinata sığmayan, insan gönlüne sığar
Ayrı gayrı ne demek bunca birimiz varken? Koca Yunus, Mevlana, Ali pirimiz varken Çıkılmaz Hak katına ruhta kirimiz varken
Ayrılıklardan azap, birlikten rahmet doğar Çölleşen yüreklere aşk yağmurları yağar
Hicran gönül sızısı, birlik ruhun cilası, Ayrılık cana gurbet, vuslat yürek sılası Gönüller bir olunca coşar rahmet deryası
El ele verin dostlar, birlikten rahmet doğar Yüreği aşkla dolan, tekeden de süt sağar
Yunus, sevgi evinin en muhkem köşe taşı Mevlana, hoşgörünün, aşk deryasının başı Muhabbetle doyurur kardeşlik, birlik aşı
Fitne fesat ateştir, birlikten rahmet doğar Tutmaz namus mayası yürekte olmazsa ar
(03 Ocak 2008 Perşembe)
***
Ölümsüzlük Risalesi
Bir sonbahar hüznüyle bozulur bütün bağlar Kâinat sarsılırken secdeye varır dağlar
Ölümsüzlük iksiri ölümün yapısında Hayatın tilmizleri bekleşir kapısında
Geride kalan dostlar ağlaşırlar nafile Ölümsüzlük sırrını anlatmak zor gafile
Ömrün duraklarında durmadan geçer zaman Son dem arifesinde kim diler sana aman?
Son kez yansır aynaya dudaklarda tebessüm Verilir son raddede yüce makamdan hüküm
Ölümle cümle âlem dirilişe doğuyor Saadet güneşleri karanlığı boğuyor
Ufka göz kırpan güneş yararken bulutları Miş’li geçmiş zamana taşıyor umutları
Nice kutlu doğuma gebedir berzahımız Mahkeme-i Kübra’da yerde kalmaz âhımız
İnsanlık eskiyorken ölüm tazeleniyor Hakikat yarışında kötüler eleniyor
Sonsuzluk şafağına ölüm bir göçse eğer Şu kokuşmuş hayatta bu göç her şeye değer
Gölgemizi yüzdürdük berrak mavi sularda Bir başına bıraktık şöhreti kuytularda
Gece gün kapımızda kişner ölüm atları Kabrin ardında kalır dünya saltanatları
Deruni düşünceler hayata ölüm taşır Çiy düşer hissiyata düşler ayazda üşür
Elbet bir gün her nefis tadacaktır ölümü Rabbim zakkuma inat açtır gonca gülümü
Ölüm, ölümsüzlüğe nurdan kapı aralar Ten toprağı öpünce iyileşir yaralar…
(01 Ocak 2008/Trabzon) |
|
 |
|