Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 892 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Yazar Arama
Uzmanlık Alanları
............
Ahilik Kültürü Uzmanı
Akaid
Antropoloji
Arap Dili ve Belağatı
Arapça
Araştırmacı-Yazar
Arkeoloji
Asker
Astroloji
Astronomi
Atatürk İlkeleri
Beste
Bestekâr
Bibliyografya
Bilgi ve Belge Yönetimi
Bilim Tarihi
Biyografi
Bürokrat
Coğrafya Bilgini
Cumhuriyet Tarihi
Çeviri
Çocuk Edebiyatçısı
Deneme Yazarı
Deniz, Harita
Devlet Adamı
Dil Araştırmacısı
din
Din Bilimleri
Din Eğitimi
Din Felsefesi
Din Musikisi
Din Psikolojisi
Din Sosyolojisi
Dini Gruplar
Dinler Tarihi
Divan şiiri
Dramaturg
Ebru Sanatı
Edebiyat
Edebiyat Araştırmacısı
Edebiyat Tarihi
Eğitimci, Yazar
Ejiptoloji
Ekonomist
Eskiçağ Tarihi
Fars Dili Edebiyatı
Felsefe
Felsefe Tarihi
Felsefe ve Din Bilimleri
Fen İlimleri
Feraiz
Fıkıh
Filoloji
Fizik
Folklor Araştırmaları
Fotoğraf Sanatçısı
Fütüroloji
Gazeteci, yazar
Grafiker
Haberci
Hadis
Halk Bilimi
Halk Ozanı
Halk Şairi
Halkla İlişkiler
Hat Sanatı
Hekim ve fikir adamı
Hikâye ve Roman Yazarı
Hikâye Yazarı
Hititoloji
Hukuk
Hükümdar
İktisat
İlahiyat
İslam Bilimleri
İslam Felsefesi
İslâm Hukuku
İslam İktisadı
İslam Mezhepleri Tarihi
İslam Sanatı
İslam Tarihi
İslam Tarihi ve Sanatları
İslâmi Bilimler Araştırmacısı
İslami İlimler
İslam-Türk Medeniyeti Tarihi
Kelam
Kelam araştırmacısı
Kıraat ilimleri
Kimya
Kuran-ı Kerim
Kültür Araştırmacısı
Kürdistan Ehli Sünnet Alimi
Kütüphanecilik
Latin Dili ve Edebiyatı
Mantık
Matematik
Mevlevi Şeyhi
Mevlidhan
Mezhepler Tarihçisi
Mezhepler Tarihi
Mimarlık
Mitoloji
Mûsîki
Mutasavvıf, İslâm Bilgini
Müftü
Müzik
Müzikoloji
Nakkaş
Nesih
Nestalik
Nümizmatik
Ortaçağ Tarihi
Oryantalist
Osmanlı İdari ve İktisadi Tarihi
Osmanlı Müellifi
Osmanlı Tarihi
Oyun ve Roman Yazarı
Öykü Yazarı
Papaz
Politika
Psikoloji
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Resim
Sanat Tarihi
Sanatçı
Saz Şairi
Senarist
Ses Sanatçısı
Sihirbaz
Siyaset
Siyaset Adamı
Siyaset Bilimi
Sosyal Bilimler
Sosyal Psikoloji
Sosyolog
Sosyoloji
Sözlük
Sümerolog
Süryani Dili ve Edebiyatı
Şarkı Sözü Yazarı
Şiir
Şiir
T. E.
Tarih
Tarih ve Halkbilimi Araştırmacısı
Tasavvuf
Tefsir
Temel İslam Bilimleri
Teoloji
Tezhip Sanatı
Tezkire Yazarı
Tıb
Tiyatro
Toplumbilim Araştırmacısı
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Din Musikisi
Türk İslam Edebiyatı
Türk İslam Sanatları Tarihi
Türk Lehçeleri Araştırmacısı
Türkçe
Türkoloji
Yakınçağ Tarihi
Yakınçağ Tarihi ve İktisat Tarihi Araştırmacısı
Yeni Çağ Tarihi
Yönetmen

Görevler
......
Akademisyen
Allame
Arap din bilgini
Araştırmacı
Arkeolog
Arkeoloji
Arşiv uzmanı
Asker-Komutan
Ateşe (Din Hizmetleri)
Atom mühendisi
Avukat
Bakan
Bankacı
Başbakan
Başdanışman
Belediye Başkanı
Bestekâr
Bilim adamı
Bürokrat
Cemaat Lideri
Çevirmen
Danışman
Defterdar
Dekan
Dekan Yrd.
Dersiam
Devlet Adamı
Devlet Başkanı
Din Hizmetleri Müşaviri
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Din Psikolojisi
Dinî musiki
Diplomat
Divan Katibi
Divan Şairi
Diyanet İşleri Başkanı
Eczacı
Edebiyat Tarihçisi
Edebiyatçı
Editör
Ekonomist
el Ezher Şeyhi
Elçi/Sefir
Fakih
Filozof
Gazeteci
Halife
Hanende
Haremağası
Hatip
Hattat
Hekim
Hekimbaşı
Hoca
Hukukçu
Hükümdar
İlahiyatçı
İlim Adamı
İmam
İmar Müdürü
Jeolog
Kadı
Kadıasker
Kaptan-ı Derya
Karikatürist
Kâtip
Kaymakam
Kelâmcı
Kimya Müh.
Kur'an mütercimi
Kültür Bak. Dış İlişkiler Gnl Müd.Yard.
Kütüphaneci
Memur
Mesnevi Yorumcusu
Milletvekili
Milli Eğitim Müdürü
Mimar
Molla
Muallim
Muhabir
Muhaddis
Muhasebeci
Mutasarrıf
Mutasavvıf
Müctehid
Müderris
Müdür
Müezzin
Müfessir
Müftü
Müftü Yrd.
Mühendis
Mühürdar
Müşavir
Müzehhip
Müzikolog
Neyzen
Nümizmat
Okutman
Oryantalist
Osmanlı Müellifi
Öğretim Görevlisi
Öğretim Üyesi
Öğretmen
Padişah
Paşa
Pedagog
Pilot
Piskopos ( Hristiyan Din Adamı)
Psikolog
Redaktör
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Reisülküttab
Rektör
Ressam
Sadrazam
Sanat Tarihi
Seyyah (Gezgin)
Sinema
Siyasetçi
Sosyolog
Süryani Din Adamı
Şair
Şeyh
Şeyhülislam
Tabip/Doktor
Tarihçi
Tasavvuf Şeyhi
Tercüman
Teşrifatçı
Ulum-i Diniye
Vaiz
Vakanüvist
Vali
Veteriner
Veziriazam
Yargıç
Yazar


Muhammed Zahid el Kevseri

محمد زاهد الكوثري

 Yazar Detayı Yazar No : Y- 4569  
Künyesi/Titri Lakabı Tabakası E-mail
Allame
Doğum Yeri Tarihi Ölüm Yeri Tarihi
Düzce 1879 Kahire 1952
Görev Aldığı Eğitim Kurumu Mezun Olduğu Eğitim Kurumu
Süleymaniye Medresesi -    
Görevi Uzmanlık Alanı
Dersiam, Allame, Müderris, Fıkıh, Hadis, Arap Dili ve Belağatı, Mezhepler Tarihi, Devlet Adamı, Biyografi, Akaid,
Bildiği Diller Mezhebi
Arabça, Osmanlıca, İtikadı: Ehli Sünnet, Ameli: Hanefi, Ahlaki: Nakşibendi,
       
Yazar No: 4569 Hit : 4538 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Şiirler Hikayeler Fetvalar
   Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları Tanıtım Makaleleri        

Yazarın Kitapları
# Kitap Adı
1 Tenibul Hatib Ala Ma Sakahu fi Tercemeti Ebu Hanife Minel Ekazib / تأنيب الخطيب على ما ساقه في ترجمةِ أبي حنيفة من الأكاذيب
2 Tarihul Fırakıl İslamiyye / تاريخ الفرق الاسلامية
3 Safaatul Burhan Ala Safahatil Udvan / صفعات البرهان على صفحات العدوان
4 Nibrasul Muhtedi fi İctilai Enbai el Arif Demirdaş el Muhammedi / نبراس المهتدي في اجتلاء أنباء العارف دمرداش المحمدي
5 Nazra Abire fi Mezaimi Men Yünkiru Nuzule İsa aleyhis selam Kablel Ahire / نظرة عابرة في مزاعم من ينكر نزول عيسى عليه السلام قبل الاخرة
6 Min İberiit Tarih / من عبر التاريخ
7 Makalatul Kevseri
8 Mahkut Tekavvül fî Meseletit Tevessül / محق التقول في مسألة التوسل
9 İrğamul Merid fi Şerh en Nazm el Atid li Tevessül el Mürid
10 İhkakul Hak bi İbtalil Batıl fi Muğisil Halk fi Tercihil Kavlil Hak / إحقاق الحق بإبطال الباطل في مغيث الخلق
11 Hüsnut Tekadi fi Sireti el İmam Ebu Yusuf el Kadi / حسن التقاضي في سيرة الإمام أبي يوسف القاضي
12 Fıkhu Ehlil Irak ve Hadisuhum
13 et Tahrirul Veciz fi ma Yebtağıhil Müsteciz / التحرير الوجيز فيما يبتغيه المستجيز
14 en Nüket et Tarife fit Tehaddüs An Rududi İbn Ebi Şeybe Ala Ebu Hanife / النكت الطريفة في التحدث عن ردود ابن أبي شيبة على أبي حنيفة
15 el-İstibsar fit-Tehaddüs anil Cebr vel İhtiyar
16 el-Buhus es Seniyye an Badı Ricali Esanidi et Tarikatil Halidiyye
17 el İşfak Ala Ahkami et Talak / الإشفاق على أحكام الطلاق
18 el İmta bi Siretil İmameyn Hasan b. Ziyad ve sShibihi Muhammed b. Şüca
19 el İfsah an Hukmi el ikrah fi et Talak ve en Nikah
20 el- Havi fi Siretil İmam Ebu Cafer et Tahavi
21 el Cevab el Vefi fi er Red ale el Vaiz el Ofi
22 Buluğul Emani fi Siretil İmam Muhammed b. el Hasan eş Şeybani
23 Akvemul Mesalik fi Bahsi Rivayeti Malik an Ebu Hanife ve Rivayeti Ebu Hanife an Malik / أقوم المسالك في بحث رواية مالك عن ابي حنيفة ورواية أبي حنيفة

Yazarın E-Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın Makaleleri
# Makaleler Adı

Yazarın Şiirleri

Yazarın Hikayeleri
Yazarın Fetvaları
# Fetva Başlık

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Hayat Hikayesi

MUHAMMED ZÂHİD el-KEVSERÎ
Son devir Osmanlı âlimlerinden.

Muhammed Zâhid Kevserî 16 Eylül 1879 tarihinde Düzce’nin Hacıhasan (ardından Çalıcuma, bugün Karaçalı) köyünde doğdu.
Dedelerinden Gûser (Kevser) adlı birine nisbetle anılan Çerkez asıllı bir aileye mensuptur. Babası müderris Hasan Hilmi Efendi 1831’de Kafkasya’da Şebzer’de doğdu. Bu yörede tahsilini tamamladıktan sonra ülkesinin 1863’te Rusya tarafından işgal edilmesi üzerine ailesi ve talebeleriyle birlikte Düzce’ye hicret edip kendi adına izâfetle kurulan Hacıhasan köyüne yerleşti. Düzce’de Nakşibendiyye tarikatı halifelerinden Şeyh Devlet’e bağlandı ve 1865’te hilâfet mansıbını elde etti. 1867’de köyünde inşa edilen medresede müderrislik yapmaya başladı.
 1870’te İstanbul’a giderek Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin sohbetlerine katıldı ve bazı tarikat mensuplarının evrad olarak çokça okuduğu Delâ ilü’l-hayrât’tan icâzet aldı. Ertesi yıl gittiği Hicaz’da Nakşî şeyhlerinden Mûsâ el- Mekkî’nin yanında bulundu ve ondan da hilâfet icâzeti aldı. Hac görevini ifa edip Düzce’ye geldi.
1887’de İstanbul’da Gümüşhânevî’nin yanında dört defa halvete girdi ve hilâfet mansıbını elde etti.
Düzce’ye döndükten sonra vefatına kadar Yenicami’nin yanında yaptırılan medresede pek çok talebe yetiştirdi, tarikat dersleri verdi.
Hasan Hilmi Efendi yaklaşık 100 yaşında iken 20 Eylül 1926 tarihinde Düzce’ de vefat etti ve Hacıhasan köyünde defnedildi.
Zâhid Kevserî temel İslâmî bilgileri babasından aldıktan sonra girdiği Düzce’ deki rüşdiye mektebinde müftü Üsküplü Hüseyin Vecih Efendi gibi hocalardan ders aldı ve mezun oldu.
1893’te İstanbul’a gidip Kazasker Hasan Efendi Dârül- hadis Medresesi’nde öğrenimini sürdürdü.
Bir taraftan amcası Mûsâ Kâzım Kevserî’den Arap dili ve edebiyatı okurken diğer taraftan Fâtih Camii’nde çeşitli hocaların verdiği derslere devam etti.

Burada ders halkalarına katıldığı hocalar arasında Çekmeceli İsmâil Zühdü Efendi, Yûsuf Ziyâeddin Efendi, Karinâbâdlı Halil Efendi, Alasonyalı Ali Zeynelâbidin Efendi, Hacı Hâfız diye bilinen Eğinli İbrâhim Hakkı Efendi, Ali Rızâ Fakrî Efendi ve Şeyh Mehmed Esad Dede gibi âlimler yer alır.
Kendi ifadesine göre ilmî şahsiyetinin teşekkülünde en çok Alasonyalı Ali Zeynelâbidin Efendi ile Eğinli İbrâhim Hakkı Efendi etkili oldu. Bu arada babasının dostu Kastamonulu Şeyh Hasan Hilmi Efendi’den tarikat dersi aldı ve tasavvuf yoluna intisap etti.
İstanbul’da on yıl süren medrese tahsilini 1904’te tamamlayıp 1906’da girdiği ruûs imtihanını kazandı ve dersiâm unvanını elde etti.
Fâtih Camii’nde müderrislik yapmaya başlayan Zâhid Kevserî bu sırada medreselerin ıslahı için kurulan komisyonda görevlendirildi; İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ ne muhalefetine rağmen öğretime ilişkin yeni kararların alınmasını sağladı.
1913’ te İstanbul müderrisliği ruûsu imtihanını kazandı.
Dârülfünun’da açılan fıkıh müderrisliği imtihanında da başarı göstermesine rağmen tayini İttihatçılar tarafından engellenince Kastamonu’da yeni açılan medresenin kuruluşu ile görevlendirildi.
Burada üç yıl kaldıktan sonra deniz yoluyla İstanbul’a dönerken bindiği teknenin alabora olması yüzünden boğulma tehlikesi atlattı.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Dârüşşafaka’daki bir aylık müderrisliğinden sonra Süleymaniye’de Medresetü’l- mütehassısîn müderrisliğine getirildi.

Bu arada Süleymaniye Medresesi temsilcisi sıfatıyla Meclis-i Vekâlet-i Ders’e üye seçildi.
15 Ağustos 1919 tarihinde şeyhülislâm vekilliği makamı olan ders vekâleti görevine tayin edildi.
Sultan III. Mustafa’nın yaptırdığı medresenin Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa’nın başkanlığındaki bir cemiyet tarafından yıkılmasına karşı çıkıp ders Vekâleti’ne bağlı medreselerin kendi izni alınmadan yıkılamayacağı gerekçesiyle mahkemede dava açtığı için bir süre sonra ders vekâleti görevinden uzaklaştırıldı, fakat meclis üyeliği devam etti.

Zâhid Kevserî hayatı boyunca İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne mensup devlet, siyaset ve fikir adamlarına muhalif kaldı.
1922 yılının sonlarına doğru bir dostunun, hakkında tutuklama emrinin çıkarıldığını sokakta kendisine söylemesi üzerine ailesine bile haber vermeden deniz yoluyla Mısır’a hareket etti, önce İskenderiye’ye, birkaç gün sonra da Kahire’ye ulaştı. İskenderiye’den Beyrut’a, oradan Şam’a geçti (1923).

Şam’da Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’ deki yazma eserler üzerinde incelemeler yaptı.
 1926’da Kahire’ye döndü ve Ezher’ de okuyan Türk talebelerinin kaldığı Tekiyyetü’l-Etrâk Ebü’z-Zeheb adlı tekkede ikamet etmeye başladı.

1928’de ilmî seyahat maksadıyla ikinci defa Şam’a gittiyse de burada kendisine uygun bir çevre bulamadığından ertesi yıl Kahire’ye döndü.
Kahire’de Dicvî, Muhammed b. Ca'fer el- Kettânî, Ahmed Râfi' et-Tahtavî gibi âlimlerden de İslâmî ilimlerden icâzet aldı.
Herhangi bir geliri olmadığından maddî sıkıntı çekmesine rağmen yardım tekliflerini kabul etmedi. Bazı Türkçe belgeleri Arapça’ya çevirtmek amacıyla Dârü’l-mahfûzâ ti’l-Mısriyye idaresince açılan imtihanı kazanıp maaşla çalışmaya başladı.
Bu sırada ailesini İstanbul’dan getirtti. Oğlu ile bir kızı kendisi İstanbul’da iken vefat ettiğinden Kahire’ye eşi ve iki kızı geldi; kızlarından Seniha 1934’te, Meliha 1947’de Kahire’de vefat etti.
Kevserî, Kahire’de bulunduğu yıllarda bir taraftan evini medrese haline getirerek talebe yetiştirirken bir taraftan da çok sayıda İslâmî eserin ilmî neşrini sağladı.
Çoğunluğu Mısırlı olmak üzere Yemen, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Malezya, Suriye, Irak ve Türk uyruklu öğrencilere icâzet verdi.
Abdülhamîd el-Kütübî el-Mısrî, Ahmed Avang Hüseyin, Alasonyalı Büyük Cemal Öğüt, Abdülfettâh Ebû Gudde, Ah med Hayri Paşa, Muhammed Reşad Abdülmuttalib, Ebü’l-Fazl İbnü’s-Sıddîk, Ali Ulvi Kurucu, Mehmed İhsan Efendi, Mustafa Runyun ve Muhammed Hüseyin onun yetiştirdiği talebelerdendir.
Bu arada Mısır basınında yayımlanan reformist görüşlere karşı çıkması yüzünden sınır dışı edilmesi için girişimlerde bulunulduysa da Şeyh Abdülmecîd es-Sindûnî ve bir süre Evkaf Bakanlığı da yapan Ezher Şeyhi Mustafa Abdürrâzık’ın müdahalesiyle bundan kurtuldu.
Faaliyetleri ve yayınları ile büyük takdir toplayan Zâhid Kevserî, Mısır’daki ilim erbabı üzerinde etkili oldu. Ezher’de okuyan öğrencileri vasıtasıyla Hindistan ve Pakistan’da yaşayan âlimlerle irtibat kurarak geniş bir ilmî çevre edindi (Nu'mâ nî, s. 175-198).

1950’de Demokrat Parti’ nin iktidara gelmesiyle Türkiye’ye dönme ümidi taşıdığı, bunun için fırsat gözettiği bir zamanda çeşitli hastalıklarla mücadele etti ve hastalıklardan kurtulamayarak vatan hasretiyle 11 Ağustos 1952 tarihinde Kahire’de vefat etti.  Ardından eşi hastalanarak Türkiye’ye döndü ve beş yıl sonra o da öldü (Ahmed Hayrî, s. 5-32).

Görüşleri:
Son devirde İslâmî ilimlere hizmeti geçmiş, velûd, tenkitçi ve araştırmacı bir âlim olan Zâhid Kevserî mezhebe bağlılıkta ve muhalif mezhep mensuplarını eleştirmede katı davranmıştır.
İlmî birikiminde kelâm, fıkıh, hadis ve tasavvuf önemli yer işgal eder. Mısır’da kaleme aldığı kitaplarında ve özellikle makalelerinde İslâm’a aykırı saydığı yenilik düşüncelerine ve mezheplerin telfîkine karşı çıkmış, dinî ve sosyal konularla ilgilenip bu alanda mücadele vermiştir.
Ehl-i sünnet kelâmcıları nın görüşlerine eleştirel bakış yapılmasına muhalefet etmiş ve ehli sünnet inançlarınısert  bir ilmi üslûpla savunmuştur.
Mâtürîdiyye’ye mensup olan Zâhid Kevserî’nin kelâma dair temel görüşleri şöyledir:
Ehl-i sünnet’e dahil Mâtürîdiyye ile Eş'ariyye büyük çoğunlukla ortak görüşler benimsemiştir, aralarındaki farklılıklar çok azdır; bu sebeple mezhepleri birbirine yaklaştırmaya çalışmanın bir anlamı yoktur; mez hepsizlik ise dinsizliğe götüren bir yoldur. Dinî emirleri hayata geçirebilmek için bir mezhebe bağlanmak zorunludur.
Selefiyye (Haşviyye) ise Selef mezhebine intisap iddiasında bulunan ve kelâm ilmine vâkıf olmayan ehl-i hadîs zümresinin mezhebidir. Bu mezhep teşbih ve tecsîme götüren inançlar içerdiğinden Ehl-i sünnet’e dahil değildir (İbn Asâkir, neşredenin girişi, s. 17).
İsbât-ı vâcib konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de üzerinde durulan deliller tercih edilmelidir. Çünkü bu delillerde müşahedeye önem verilir, şuurlu ve şuursuz bütün varlıkların kendi kendine vücut bulmasının imkânsızlığına dikkat çekilir (Hâmid İbrâhim Muhammed, s. 105-119).
Ehl-i sünnet kelâmcılarıyla Mu'tezile mensupları arasında ilâhî sıfatlara ilişkin görüş ayrılıkları izâfîdir ve önemli değildir.
İbn Teymiyye’nin ilâhî kelâmı kadîm, harf ve seslerden oluşan kelâmı ise hâdis ve zâtıyla kaim kabul etmesi hâdislerin Allah’ın zâtına nisbet edilmesi anlamına gelir ki bu imkânsızdır
.

Allah’ın dünya göğüne nüzûlü, bir melek gönderip insanları dua etmeye çağırması veya dua ve istiğfarı kabul etmesi demektir (bk. nüzûl).
Naslar da Allah’a izâfe edilen ve O’na hareket, mekân, cihet, yaratılmış varlıklara ait nitelikler nisbet eden lafızları mutlaka te’vil etmek gerekir. Bunları te’vil etmeyenler müşrik sayılır. Bu sebeple İbn Huzeyme’ nin Kitâbü't-Tevhîd’i bir şirk kitabıdır. Ahmed b. Hanbel Selefiyye’nin iddia ettiği gibi teşbih ve tecsîmi benimsememiş, aksine haberî sıfatlara dair bazı nasları Se lef’in yaptığı gibi icmâlî bir te’vile tâbi tutmuştur (Kevserî, Makâlât, s. 33, 62-63, 148-153, 335, 355-378, 409).
Kadere iman insanın eylemlerini icbar altında yapması anlamına gelmez. Aksi takdirde insanın iradesi sorumlu kılındığı fiillerde kaderin bir parçası haline gelir (Kevserî, el-İstibsâr, s. 22; Cüveynî, s. 38).
Tevessül naslara dayanan bir uygulama olup şirk kabul edilmesi sapıklıktır. İnsanın, fiillerini iradesiyle yapamadığını ifade eden bazı hadisler fiillerin iradî olduğunu açıklayan âyetlerle çeliştiğinden zayıftır.
Zâhid Kevserî’nin İbn Teymiyye’ye ve onun şahsında Selefiyye’ ye karşı çıkmasında İbn Teymiyye’nin Hz. Peygamber ve evliya ile tevessülde bulunanları müşrik saymasının etkisinin bulunduğunu söylemek mümkündür.

Hadis alanında da temayüz eden Zâhid Kevserî yirmiye yakın hadis kitabını üstatlarından okuyarak rivayet icâzeti almıştır. Ebû Hanîfe’nin hadis anlayışına yönelik eleştirilere cevap olarak kaleme aldığı Te’nîbü'l-Hatîb ve en-Nüketü't-tarîfe adlı eserleri büyük yankı uyandırmış, haklarında reddiyeler yazılmış, kendisi bunların bir kısmına cevap vermiştir. Hadise dair diğer eserleri onun ricâl ilmindeki dirayetini kanıtlayıcı niteliktedir.

Ona göre âhâd seviyesindeki bir rivayet Kur’an’ın umumuna ve akla aykırı bir muhteva taşıyorsa terkedilir. Kevserî hadislerin içerik yönünden, İslâm dininin ana ilkeleri ve naklî delillerin bütünlüğü açısından incelenip değerlendirilmesinin gerektiğini benimseyen ehl-i re’y mektebine bağlı bulunmasına ve mutlak müctehid gibi davranmasına rağmen Selefiyye’nin haberî sıfatlara ilişkin inançlarını temellendirmek için dayandıkları rivayetleri eleştirmiş, fakat kendi mezhebinin dayandığı rivayetleri aynı yöntemle değerlendirmeyip bu seviyede nakledilen haber-i vâhidi delil kabul etmiştir.

Nüzûl-i Îsâ’ya dair rivayetleri metin açısından tenkit eden Mahmud Şeltût’a karşı bu rivayetleri yalnızca isnad açısından değerlendirmeye tâbi tutması da bunu kanıtlamaktadır.
Zâhid Kevserî’nin ilmî şahsiyetinde tasavvufun önemli bir yeri vardır. Babası Nakşî şeyhleri arasında yer aldığı gibi kendisi de Kastamonulu Nakşî şeyhi Hasan Hilmi Efendi’ye intisap etmiştir. Her iki şeyh de dönemin müceddidi kabul edilen Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin dergâhına mensuptur. Ona göre nefsin ve hevânın baskısına mâruz kalan kişiler kutsî âlemle irtibatı olan kâmil mürşidlerin irşad ve yardımına muhtaçtır. (İrğâmü’l-merîd, s. 61).
Tevessül câizdir, çünkü tevessül edilen kâmil insanlar ruhlarını arındırıp temizlediklerinden mânevî tasarrufta bulunma melekesine sahiptir, onların bu nitelikleri ölümlerinden sonra da devam eder.
XX. yüzyılın Mâtürîdiyye müceddidi olarak nitelendirilen Zâhid Kevserî’nin görüşleri Mısır’da ve diğer İslâm ülkelerinde dinî tartışmalara zemin hazırlamıştır, kendisini eleştirenler bulunduğu gibi savunanlar da vardır.
Mısır müftüsü Muhammed Bahît onun görüşlerini en çok benimseyenlerden biridir. Kevserî’nin insanın irade hürriyetine sahip olduğuna dair görüşlerini eleştirenlerin başında, kendisi gibi İstanbul’dan Mısır’a gitmek mecburiyetinde kalan Osmanlı şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi yer alır (Hâmid İbrâhim Muhammed, s. 238, 254, 326).

Eserleri:
Zâhid Kevserî’nin belli başlı eserleri şunlardır:
1. el-İstibsâr fi't-tehaddüs ani'l-cebr ve'l-ihtiyâr (Kahire 1370/1951).
İnsanın irade hürriyetine sahip kılındığını kanıtlamak amacıyla yazılan eserde, Mustafa Sabri Efendi’nin Mev kıfü'l-beşer tahte sultâni'l-kader adlı kitabında insan fiillerinin cebir altında gerçekleştiğini savunan görüşleri eleştirilmiş, Mustafa Sabri Efendi’nin bu inancı benimsemesi, kendisinin Mısır’a hicret etmek mecburiyetinde kalması gibi psikolojik sebeplere bağlanmıştır.
2. Nazra ‘âbire fî mezâlimi men yünkiru nüzûle  Îsâ  aleyhi's-selâm kable'l-âhire.
Bu eserde de Mahmud Şeltût’un, Hz. Îsâ’nın öldüğü ve kıyametin kopmasından önce yeryüzüne inmeyeceği yolundaki görüşü reddedilmektedir (Kahire 1943).
3. Makâlâtü'l-Kevserî.
Müellifin öğrencileri tarafından derlenen değişik makalelerinden meydana gelmiştir (Kahire 1952; nşr. Râ tib Hâkimî, Humus 1388).
4. İrğâmü'l- merîd fî şerhi'n-nazmi'l-atîd li tevessüli'l-mürîd.
 Kevserî’nin tasavvufa dair görüşlerini ve Nakşibendiyye tarikatına mensup Mâverâünnehir bölgesinden otuz üç sûfînin ve kendisinin biyografisini içermektedir (İstanbul 1328). Esere ed-Dürrü'n-nadîd adıyla bir şerh yazılmıştır.
5. Mahku't-tekavvül fî mes’eleti't-tevessül.
Tevessülün meşrûluğunu kanıtlamaya yönelik bir risâledir (nşr. Vehbî Süleyman Gavecî, baskı yeri yok, 1417/1997).
6. Te’nîbü'l-Hatîb ‘alâ mâ sâkahû fî tercemeti Ebî Hanîfe mine'l-ekâzîb.
Hatîb el-Bağdâdî’nin İmam Ebû Hanîfe hakkında ileri sürdüğü asılsız isnatlara karşılık vermek amacıyla kaleme alınmıştır (Kahire 1942).
Râvi ve rivayetlerle ilgili bazı kriterlerin ortaya konduğu esere birkaç reddiye yazılmıştır. Bunlardan Abdurrah man b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî’nin Talfatü't-tenkîl limâ verede fî Te’nîbi'l-Kevserî mine'l-ebâtîl adlı reddiyesine (Kahire 1942) Kevserî et-Terhîb bi- nakdi't-Te’nîb adlı risâlesiyle cevap vermiş (Kahire 1949) ve Yemânî’yi yeni türeyen mezhepsizlik akımına nisbet etmiştir.
Yemânî’nin buna karşı yazdığı et-Tenkîl limâ verede fî Te’nîbi'l-Kevserî mine'l-ebâtîl adlı eser Kevserî’nin vefatından sonra Nâsırüddin el-Elbânî ve Muhammed Abdürrezzâk Hamza tarafından bazı dipnotlar ve ta'liklerle beraber yayımlanmıştır (Kahire 1386; Riyad 1403/1983, 1406/1986).
Muhammed Abdürrezzâk Hamza, Kevserî’nin Yemânî için kaleme aldığı reddiyeye el-Mukâbele beyne'l-hüdâ ve'd-dalâl: Havle Terhîbi'l-Kevserî bi nakdi Te’nîbihî adlı bir kitapla karşılık vermiştir (Kahire 1370).
 7. en-Nüketü't-tarîfe fi't-tehaddüs an Rudûdi İbn Ebî Şeybe alâ Ebî Hanîfe.
İbn Ebû Şeybe’nin, 125 ana meselede Ebû Hanî fe’nin sahih hadislere muhalefet ettiğine ilişkin iddiasına karşı yazılmıştır (Kahire 1365).
8. Târîhu'l-Fırakı'l-İslâmiyye:
Menşeühâ ve'htilâfühâ ve esbâbü tacaddüdihâ ve tetavvurihâ ve eseru zâlik fi'l-müctemac (Hâmid İbrâhim Muhammed, s. 64).
9. et-Tahrîrü'l-vecîz fî mâ yebtağıhi'l-müstecîz.
Müellifin mensup olduğu ilim silsilesinde yer alan âlimlerin ve icâzet verdiği talebelerinin isimlerini içeren bir eserdir (sebet) (Kahire 1941; nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde, Halep 1413/1993).
10. Min iberi't-târîh.
Başından beri İslâm’a düşmanlık yapanlara dair bilgiler içerir (Hâmid İbrâhim Muhammed, s. 65).
11. İhkâku'l-hak bi ibtâli'l-bâtıl fî Muğisi'l-halk fî tercîhi'l-kavli'l-hak.
İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’ye ait Mu ğisü'l-halk adlı eserde savunulan, İmam Şâfiî’nin en büyük müctehid ve en iyi mezhebin kurucusu olduğu, Ebû Hanîfe ile mezhebinden daha üstün kabul edilmesi gerektiği yolundaki iddiaya karşı yazılmıştır. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in veziri Amîdülmülk el-Kündürî’nin girişimleriyle Nîşâbur’dan ayrılmaya mecbur bırakılan Cüveynî eserini, kendisini Hanefî mezhebi konusunda olumsuz bir düşünceye sevkeden bu olayın etkisiyle yazmıştır (Kahire 1360, 1988; Beyrut 2003).
12. el-İşfâk alâ ahkâmi't-talâk.
Ahmed Muhammed Şâkir’in Nizâmü't-talâk fi'l-İs lâm adlı eserinde yer alan talâka dair hükümlerin eleştirisidir (Kahire, ts.).
13. el- İfsâh an hükmi'l-ikrâh fi't-talâk ve'n-nikâh.
Ebû Hanîfe’nin cebir altında vuku bulan talâk ve nikâh hakkında çağındaki âlimlerin değerlendirmelerine cevap verdiği bir risâledir (Hâmid İbrâhim Muham med, s. 67).
14. Safaâtü'l-burhân ‘alâ safahâti'l-Udvân.
Muhibbüddin el-Hatîb’in Mecelletü'l-Ezher’de yazdığı “Udvânü ulemâi’l-İslâm yecibü en yekûne lehû had yekıfu indeh” adlı makalesinde hadis âlimlerine yönelttiği eleştirilere cevaptır (Dımaşk 1348).

Kevserî’nin diğer bazı eserleri de şunlardır:
Akvemü'l-mesâlik fî bahsi rivâyeti Mâlik an Ebî Hanîfe ve rivâyeti Ebî Hanîfe an Mâlik

(küçük bir risâle olup İhkâku’l-hak adlı eserle birlikte yayımlanmıştır; Kahire 1360, 1988);
el-İmtâ bi-sîreti'l-imâmeyn Hasan b. Ziyâd ve sâhibihî Muhammed b. Şücâ
(Kahire 1368; Beyrut 2004);
Hüsnü't-tekâdî fî sîreti'l-İmâm Ebî Yûsuf el-Kâdî
(İmam Ebû Yûsuf'un biyografisi yanında İmam Ebû Hanîfe'nin kendisine yaptığı vasiyeti içerir; Kahire 1948; Humus 1968; Beyrut 2004);
Bülûğu'l-emânî fî sîreti'l-İmâm Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî
(Humus 1388/1969; Beyrut 2004);
Lemehâtü'n-nazar fî sîreti'l-İmâm Züfer
(Kahire 1368; Karaçi 1983; Beyrut 2004);
el- Hâvî fî sîreti'l-İmâm Ebî Ca’fer et-Tahâvî 
(Beyrut 2004);
el-Buhûsü's-seniyye an ba‘dı ricâli esânîdi't-tarîkati'l-Hâlidiyye
(Halvetî-Şâbânî silsilesinde yer alan on üç şeyhin biyografisine dairdir; Kahire 1944);
 el-Cevâbü'l-vefî fi'r-red ale'l-vâizi'l-Ofî
 (vaazlarında tasavvuf aleyhinde konuşmalar yapan Oflu bir hocaya yönelik reddiyedir; Muslu, s. 698);
Fıkhü ehli'l-Irâk ve hadîsühüm
 (nşr, Abdülfettâh Ebû Gudde, Beyrut 1390/ 1970; T. trc. Abdülkadir Şener - M. Cemal Sofuoğlu, Hanefî Fıkhının Esasları, Ankara 1991);
Nibrasul Muhtedi fi İctilai Enbai el Arif Demirdaş el Muhammedi(Kahire 1364; nşr. M. Abdülkadir Nassâr, Kahire 1429/2008).

Bunların dışında Zâhid Kevserî neşrettiği, takriz yazdığı veya tanıttığı çok sayıda esere takdim yazısı ve mukaddime yazmış, dipnotlar eklemiştir. Önemli değerlendirmeler içeren ve büyük değer atfedilen bu yazılardan elli yedisi Mukaddimâtü'l-İmâm el-Kevserî adlı eserde toplanmıştır (Dımaşk-Beyrut 1418/1997).

Kevserî’nin yayımladığı başlıca eserler de şunlardır:
Ebû Hanîfe, el-Âlim ve'l-müteallim;
İbn Tayfûr, Kitâbü Bağdâd;
İbn Kuteybe, el-İhtilâf fi'l-lafz;
İbn Ebü’d-Dünyâ, el-Akl ve fazluhû;
Malatî, et-Tenbîh ve'r-red;
Bâkıllânî, el-İnsâf;
Dârekutnî, Ehâdîsü'l-Muvatta;
Abdülkahir el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-fırak;
Beyhakı, el-Esmâ ve's-sıfât;
Cüveynî, el-Akidetü'n-Nizâmiyye;
 İbn Hazm, en-Nübez;
Gazzâlî, Kânûnü't-te’vîl;
İsferâyînî, et-Tebsîr fi'd-dîn;
Kayserânî, Şürûtü'l-eimmeti's-sitte;
Hâzimî, Şürûtü'l-eimmeti'l-hamse;
 İbn Meymûn, el-Mukaddimâtü'l-hams ve'l-işrûn min Delâleti'l-hâirîn;
İbnü’s-Sîd el-Batalyevsî, Kitâbü'l-Hadâik;
Ebû Şâme el-Makdisî, ez- Zeyl ‘ale'r-Ravzateyn;
İbn Kutluboğa, Münyetü'l-elmai
Sirâcüddin el-Gaznevî, el-Gurretü'l-münîfe;
Devvânî, Hakikatü'l-insân ve'r-rûhi'l-cevvâl;
Hammâdî, Keşfü esrâri'l-Bâtıniyye;
İbrâhim b. Mustafa el-Halebî el-Mezârî, el-Lüm’a.



Zâhid Kevserî ayrıca kendi kitaplarında verdiği bilgilere göre Mısır’a gitmeden önce İstanbul’da yirmi üç eser yazmış, fakat kütüphane kayıtlarında bunların nüshalarına rastlanmamıştır.

Kevserî’ye dair çeşitli monografiler yazılmıştır:
Ahmed Hayrî, el-İmâm el-Kevserî (Kahire 1373);
Hâmid İbrâhim Muhammed, eş-Şeyh Muhammed, Zâhid b. Hasan b. Alî el-Kevserî ve cühûdühü'l-kelâmiyye (1988, doktora tezi, Câmiatü'l-Ezher);
Mehmet Emin Özafşar, Muhammed Zahid Kevseri Hayatı Eserleri Fikirleri ve Hadisçiliği (1989, yüksek lisans tezi, AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü);
Dayfullah Hamed Necî el-Manâsır, Cühûdü'l-Kevserî fî ilmi'l-hadîs (1993, yüksek lisans tezi, Câmiatü Ürdün),
Muhammed Saîd Havvâ, el-Kevserî ve cühûdühû fî ilmi'l-hadîs (Amman 1996);
Ebü’l-Feyz İbnü’s-Sıddîk el-Gumârî, Beyânü telbîsi'l-müfterî Muhammed Zâhid el-Kevserî (Reddü’l-Kevserî ale’l-Kevserî) (Riyad 1413);
Muhammed Behcet el- Baytâr, el-Kevserî ve talîkâtühû (Kahire 1938; nşr. Muhammed Hamed el-Hamûd, Tâif
1410/1990).

Zâhid Kevserî hakkında iki sempozyum düzenlenmiştir.
Bunların ilki Düzce’de yapılmış ve sunulan bildiriler Muhammed Zâhid el-Kevserî: Hayatı-Eserleri-Tesirleri adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1996).
Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nin öncülüğünde yine Düzce’de gerçekleştirilen ikinci sempozyumun bildirileri ise Uluslararası Düzceli M. Zâhid Kevserî Sempozyumu Bildirileri adıyla neşredilmiştir (Düzce 2007).


Yusuf Şevkİ Yavuz DİA Zahid el Kevseri Maddesi'nden özetlenerek alıntıdır

click here website why do married men cheat

Dipnotlar
BİBLİYOGRAFYA : M. Zâhid Kevserî, Makâlâtü’l-Kevserî(nşr. Râtib Hâkimî), Humus 1388, s. 33, 62-63, 148-153, 335, 355-378, 409, 476; a.mlf., el-İstibsâr fi’t-tehaddüs ‘ani’l-cebr ve’l-ihtiyâr, Kahire 1370/ 1951, s. 22; a.mlf., Nazra âbire fî mezâimi men yünkiru nüzûle ‘Îsâ ’aleyhi’s-selâm kable’l- âhire, Kahire 1943, s. 93-114; a.mlf., İrğâmü’l- merîd, İstanbul 1328, s. 26-45, 61, 110-112; a.mlf., et-Tahrîrü’l-vecîz fîmâ yebteğıhi’l-müstecîz, Kahire 1341, s. 26, 75-78; İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî, el-cAkldetü’n-Nizâmiyye (nşr M. Zâhid Kevserî), Kahire 1367/1948, neşredenin notu, s. 38; İbn Asâkir, Tebyînü kezibi’l-müfterî, neşredenin girişi, s. 17; Ahmed Hayrî, el- İmâm el-Kevserî, Kahire 1372, s. 5-32; Sadık Albayrak, Son Devir Osmanlı Ulemâsı, İstanbul 1981, IV, 128-138; Hâmid İbrâhim Muhammed, eş-Şeyh Muhammed Zâhid b. Hasan b. Ali el- Kevserî ve cühûdühü’l-kelâmiyye (doktora tezi, 1988), Câmiatü'l-Ezher, s. 37-84, 105-119, 162 ,238, 244, 254, 326; Abdurrahman b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî, et-Tenkîl limâ verede fî Te’nîbi’l-Kevserî mine’l-ebâtîl (nşr. M. Nâsıruddin el-Elbânî - M. Abdürrezzâk Hamza), neşredenin girişi, Kahire, ts. (Dârü'l-kütübi's-selefiyye), I, s. b; Mehmet Emin Özafşar, “Muhammed Zâhid el-Kevserî: Hayatı”, Muhammed Zâhid el-Kevserî: Hayatı-Eserleri-Tesirleri, İstanbul 1996, s. 2954; a.mlf., “Muhammed Zâhid el-Kevserî: Hadis Yönü”, a.e., s. 83-105; Yakup Çiçek, “Muhammed Zâhid Kevserî'nin Tasavvufî Görüşleri”, a.e., s. 127-141; Muhammed b. Abdullah Âlü Reşîd, el-İmâm Muhammed Zâhid el-Kevserî ve ishâmâtühû fî ’ilmi’r-rivâye ve’l-isnâd, Amman 1430/2009; M. Abdüşşehîd en-Nu'mânî, “Sılatü'l- İmâm el-Kevserî bi ulemâ=i şibhi'l-karreti'l-Hindiyyeti'l-Bâkistâniyye”, Uluslararası Düzceli M. Zâhid Kevserî Sempozyumu Bildirileri, Düzce 2007, s. 175-198; Pehlül Düzenli, “Allâme Kevserî'nin Fetvâ Usûlü Anlayışı”, a.e., s. 420-428; Ramazan Altıntaş, “Kevserî'nin Ta'lîk Yöntemine Bir Bakış”, a.e, s. 545; Mehmet Özşenel, “Kevserî'ye Göre Haber-i Vâhidin İtikadî Konularda Delil Olma Meselesi”, a.e., s. 567; Ramazan Muslu, “Muhammed Zâhid el-Kevserî ve Tasavvuf”, a.e., s. 698-699; Ali Ulvî Kurucu, Hatıralar (haz. M. Ertuğrul Düzdağ), İstanbul 2007,180-188; Ebü’l-Hüseyin Mahbûb Ali Şâh - Ab- durrahman Şâh Velî, “eş-Şeyh Muhammed Zâhid el-Kevserî: Hayâtüh ve a'mâlüh”, ed-Dirâ- sâtü’l-İslâmiyye, VI/3, İslâmâbâd 1971, s. 73- Yusuf Şevkİ Yavuz

Hocaları    

Öğrencileri    

H. Bilgi Kaynakları

Yazara Ait Ses Dosyaları
# Media Adı

Yazara Ait Videolar
# Media Adı

Yazara Ait Görsel Eserler
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 12.5.2016



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...