Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Yazar Arama
Uzmanlık Alanları
............
Ahilik Kültürü Uzmanı
Akaid
Antropoloji
Arap Dili ve Belağatı
Arapça
Araştırmacı-Yazar
Arkeoloji
Asker
Astroloji
Astronomi
Atatürk İlkeleri
Beste
Bestekâr
Bibliyografya
Bilgi ve Belge Yönetimi
Bilim Tarihi
Biyografi
Bürokrat
Coğrafya Bilgini
Cumhuriyet Tarihi
Çeviri
Çocuk Edebiyatçısı
Deneme Yazarı
Deniz, Harita
Devlet Adamı
Dil Araştırmacısı
din
Din Bilimleri
Din Eğitimi
Din Felsefesi
Din Musikisi
Din Psikolojisi
Din Sosyolojisi
Dini Gruplar
Dinler Tarihi
Divan şiiri
Dramaturg
Ebru Sanatı
Edebiyat
Edebiyat Araştırmacısı
Edebiyat Tarihi
Eğitimci, Yazar
Ejiptoloji
Ekonomist
Eskiçağ Tarihi
Fars Dili Edebiyatı
Felsefe
Felsefe Tarihi
Felsefe ve Din Bilimleri
Fen İlimleri
Feraiz
Fıkıh
Filoloji
Fizik
Folklor Araştırmaları
Fotoğraf Sanatçısı
Fütüroloji
Gazeteci, yazar
Grafiker
Haberci
Hadis
Halk Bilimi
Halk Ozanı
Halk Şairi
Halkla İlişkiler
Hat Sanatı
Hekim ve fikir adamı
Hikâye ve Roman Yazarı
Hikâye Yazarı
Hititoloji
Hukuk
Hükümdar
İktisat
İlahiyat
İslam Bilimleri
İslam Felsefesi
İslâm Hukuku
İslam İktisadı
İslam Mezhepleri Tarihi
İslam Sanatı
İslam Tarihi
İslam Tarihi ve Sanatları
İslâmi Bilimler Araştırmacısı
İslami İlimler
İslam-Türk Medeniyeti Tarihi
Kelam
Kelam araştırmacısı
Kıraat ilimleri
Kimya
Kuran-ı Kerim
Kültür Araştırmacısı
Kürdistan Ehli Sünnet Alimi
Kütüphanecilik
Latin Dili ve Edebiyatı
Mantık
Matematik
Mevlevi Şeyhi
Mevlidhan
Mezhepler Tarihçisi
Mezhepler Tarihi
Mimarlık
Mitoloji
Mûsîki
Mutasavvıf, İslâm Bilgini
Müftü
Müzik
Müzikoloji
Nakkaş
Nesih
Nestalik
Nümizmatik
Ortaçağ Tarihi
Oryantalist
Osmanlı İdari ve İktisadi Tarihi
Osmanlı Müellifi
Osmanlı Tarihi
Oyun ve Roman Yazarı
Öykü Yazarı
Papaz
Politika
Psikoloji
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Resim
Sanat Tarihi
Sanatçı
Saz Şairi
Senarist
Ses Sanatçısı
Sihirbaz
Siyaset
Siyaset Adamı
Siyaset Bilimi
Sosyal Bilimler
Sosyal Psikoloji
Sosyolog
Sosyoloji
Sözlük
Sümerolog
Süryani Dili ve Edebiyatı
Şarkı Sözü Yazarı
Şiir
Şiir
T. E.
Tarih
Tarih ve Halkbilimi Araştırmacısı
Tasavvuf
Tefsir
Temel İslam Bilimleri
Teoloji
Tezhip Sanatı
Tezkire Yazarı
Tıb
Tiyatro
Toplumbilim Araştırmacısı
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Din Musikisi
Türk İslam Edebiyatı
Türk İslam Sanatları Tarihi
Türk Lehçeleri Araştırmacısı
Türkçe
Türkoloji
Yakınçağ Tarihi
Yakınçağ Tarihi ve İktisat Tarihi Araştırmacısı
Yeni Çağ Tarihi
Yönetmen

Görevler
......
Akademisyen
Allame
Arap din bilgini
Araştırmacı
Arkeolog
Arkeoloji
Arşiv uzmanı
Asker-Komutan
Ateşe (Din Hizmetleri)
Atom mühendisi
Avukat
Bakan
Bankacı
Başbakan
Başdanışman
Belediye Başkanı
Bestekâr
Bilim adamı
Bürokrat
Cemaat Lideri
Çevirmen
Danışman
Defterdar
Dekan
Dekan Yrd.
Dersiam
Devlet Adamı
Devlet Başkanı
Din Hizmetleri Müşaviri
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Din Psikolojisi
Dinî musiki
Diplomat
Divan Katibi
Divan Şairi
Diyanet İşleri Başkanı
Eczacı
Edebiyat Tarihçisi
Edebiyatçı
Editör
Ekonomist
el Ezher Şeyhi
Elçi/Sefir
Fakih
Filozof
Gazeteci
Halife
Hanende
Haremağası
Hatip
Hattat
Hekim
Hekimbaşı
Hoca
Hukukçu
Hükümdar
İlahiyatçı
İlim Adamı
İmam
İmar Müdürü
Jeolog
Kadı
Kadıasker
Kaptan-ı Derya
Karikatürist
Kâtip
Kaymakam
Kelâmcı
Kimya Müh.
Kur'an mütercimi
Kültür Bak. Dış İlişkiler Gnl Müd.Yard.
Kütüphaneci
Memur
Mesnevi Yorumcusu
Milletvekili
Milli Eğitim Müdürü
Mimar
Molla
Muallim
Muhabir
Muhaddis
Muhasebeci
Mutasarrıf
Mutasavvıf
Müctehid
Müderris
Müdür
Müezzin
Müfessir
Müftü
Müftü Yrd.
Mühendis
Mühürdar
Müşavir
Müzehhip
Müzikolog
Neyzen
Nümizmat
Okutman
Oryantalist
Osmanlı Müellifi
Öğretim Görevlisi
Öğretim Üyesi
Öğretmen
Padişah
Paşa
Pedagog
Pilot
Piskopos ( Hristiyan Din Adamı)
Psikolog
Redaktör
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Reisülküttab
Rektör
Ressam
Sadrazam
Sanat Tarihi
Seyyah (Gezgin)
Sinema
Siyasetçi
Sosyolog
Süryani Din Adamı
Şair
Şeyh
Şeyhülislam
Tabip/Doktor
Tarihçi
Tasavvuf Şeyhi
Tercüman
Teşrifatçı
Ulum-i Diniye
Vaiz
Vakanüvist
Vali
Veteriner
Veziriazam
Yargıç
Yazar


Suyuti - Abdurrahman b. Ebu Bekr b. Muhammed

السيوطي - عبدالرحمن بن ابي بكر بن محمد

 Yazar Detayı Yazar No : Y- 225  
Künyesi/Titri Lakabı Tabakası E-mail
Celaleddin Ebü'l-Fazl ,el-Huzayri, es-Süyutî ,el-Şafii Celaleddin
Doğum Yeri Tarihi Ölüm Yeri Tarihi
Mısır/Esyut 849 (1445) Mısır 911 (1505)
Görev Aldığı Eğitim Kurumu Mezun Olduğu Eğitim Kurumu
   
Görevi Uzmanlık Alanı
Hoca, Mutasavvıf, Allame, Fıkıh, Hadis, Arap Dili ve Belağatı, Tasavvuf, Akaid,
Bildiği Diller Mezhebi
Arabça, İtikadı: Ehli Sünnet, Ameli: Şafii,
       
Yazar No: 225 Hit : 9052 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Şiirler Hikayeler Fetvalar
   Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları Tanıtım Makaleleri        

Yazarın Kitapları
# Kitap Adı
1 Tenasukud Dürer Fi Tenasubis Suver
2 Tabakatül Müfessirin
3 Muterekul Akran Fi İcazil Kuran
4 Merasidül Metali Fi Tenasübil Mekati Vel Metali
5 Lübabün Nükul Fi Esbabin Nüzul
6 Katful Ezhar Fi Keşfil Ezhar
7 Et Tahbir Fi İlmit Tefsir
8 El Müzhir Fi Ulumil Lüğa
9 el İtkan Fi Ulum el Kuran / الاتقان في علوم القرآن
10 El İklil Fi İstinbatıt Tenzil
11 el Eşbah ve en Nezair / الأشباه والنظائر
12 el Cami es Sagir / الجامع الصغير
13 Ed Dürrül Mensur Fit Tefsir Bil Mesur
14 Celaleyn Tefsiri

Yazarın E-Kitapları
# Kitap Adı
1 El Müzhir Fi Ulumil Lüğa
2 el İtkan Fi Ulum el Kuran / الاتقان في علوم القرآن

Yazarın Makaleleri
# Makaleler Adı

Yazarın Şiirleri

Yazarın Hikayeleri
Yazarın Fetvaları
# Fetva Başlık

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı
1 Suyutiye Yöneltilen Suçlamalar

Hayat Hikayesi

Süyûtî -Ebü’l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr b. Muhammed el-Hudayrî es-Süyûtî eş-Şâfiî
Tefsir, hadis, fıkıh, Arap dili ve edebiyatı âlimi.

1 Receb 849’da (3 Ekim 1445) Kahire’de doğdu.
Ataları Orta Mısır’daki Asyût’ta yaşadığı için Süyûtî, büyük dedelerinden biri Asyût’a gelmeden önce Bağdat’ın Hudayriye mahallesinde bulunduğundan Hudayrî nisbeleriyle anılır. Asyût’a ilk yerleşen büyük dedesi Hümâmüddin bir sûfî olup buradaki kabri halen ziyaretgâhtır. Babası Kemâleddin Ebû Bekir Asyût’ta doğmuş, Kahire’de İbn Hacer el-Askalânî gibi âlimlerin talebesi olmuş, vâizlik yanında Mısır Abbâsî Halifesi Müstekfî-Billâh’ın hususi imamlığını yapmış, bir dönem Kahire kadılığına vekâlet etmiş, şerh, ta‘lik ve hâşiye türünden eserler yazmıştır. Oğlunun da ilimle uğraşmasını istediğinden İbn Hacer’in derslerine giderken onu da götürmüş, Süyûtî henüz beş yaşlarında iken vefat edeceğini hissedince oğlunu medresedeki arkadaşlarına emanet etmiştir.
Süyûtî’nin önemli iki hâmisinden biri İbnü’l-Hümâm, diğeri hocası Celâleddin el-Mahallî’dir. Annesinin Türk veya Çerkez asıllı bir câriye olduğu belirtilir.
Eşi ve çocukları hakkında bilgi yoktur; sadece oğlu Ziyâeddin Muhammed’i Şümünnî’nin derslerine götürdüğü bilinmektedir.

Tahsil hayatına Kur’an öğrenerek başlayan Süyûtî, Cemmâilî’nin Umdetü’l-ahkâm’ını, Nevevî’nin Minhâcü’t-tâlibîn’ini, İbn Mâlik’in el-Elfiyye’sini ve Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüsûl’ünü ezberledi.

864’te (1460) Sâlih b. Ömer el-Bulkinî, Yahyâ b. Muhammed el-Münâvî gibi hocalara ilk üç kitabı arzetti; iki yıl sonra da Şemseddin es-Sîrâmî’den Arapça okutmak için icâzet aldı.
1460’tan itibaren Şehâbeddin eş-Şârimsâhî’nin ferâiz derslerine katıldıysa da hocasının vefatı üzerine bu dersler yarım kaldı.
Şeyhûniyye Hankahı’nın imamı Şemseddin Muhammed b. Mûsâ el-Hanefî’den Sahîh-i Müslim’in tamamına yakınını, Kadî İyâz’ın eş-Şifâ adlı eserini ve önceden ezberlediği İbn Mâlik’in el-Elfiyye’sini okudu.
Arap dili ve edebiyatına ağırlık verdiği ve Arapça ile ilgili birçok kitap okuduğunu belirttiği bu dönemde en çok faydalandığı hocalarından biri, Şeyhûniyye Kütüphanesi görevlisi Şemseddin Muhammed b. Sa‘d b. Halîl el-Merzübânî el-Hanefî’dir.
Süyûtî gençlik döneminde çoğu Arap diline ait bazı kitaplara ve meselelere dair şerh, hâşiye vb. eserler yazmış, fakat daha sonra bunları imha etmiştir (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 67-68). 865 (1461) yılında kendisine büyük hayranlık duyduğu hocası Kadılkudât Sâlih b. Ömer el-Bulkinî’nin fıkıh derslerine katıldı. Aynı yıl Şerhu’l-istiâze ve’l-besmele ile Şerhu’l-Havkale ve’l-hayale adlı eserlerini kaleme aldı ve hocası Bulkinî her iki eser için birer takriz yazdı. Acemi işi gördüğü bu iki eserini diğer çalışmalarıyla birlikte imha etmemesine gerekçe olarak hocasının hattıyla yazılan takrizleri gösterdi. Bulkinî’den fetva verme ve ders okutma hususunda icâzet aldı (866/1462) ve hocasının da hazır bulunduğu ilk dersini 9 Zilkade 867’de (26 Temmuz 1463) Şeyhu Camii’nde verdi. Bulkinî’nin ölümüne kadar onun derslerine katılmaya devam etti.

Süyûtî’nin hocaları arasında Kadılkudât İzzeddin el-Kinânî, Abdülazîz b. Muhammed el-Mikâtî ve Seyfeddin İbn Kutluboğa da vardır. Fakat onun bu dönemdeki asıl önemli hocaları, on dört yıl boyunca kendisinden her gün yeni bir şey öğrendiğini söylediği ve “ikinci babam” dediği (Buğyetü’l-vuât, I, 118) Kâfiyeci ile 1463-1467 yılları arasında derslerini takip ettiği Şümünnî’dir. Kâfiyeci’den tefsir, hadis, fıkıh usulü, hadis usulü, Arap edebiyatı gibi alanlarda faydalandı, çeşitli ilimleri okutmak üzere icâzet aldı. Kâfiyeci, kelâmla ilgili Envârü’s-saâde adlı kitabına şerh yazması konusunda ısrar ettiği halde Süyûtî bu ilme ilgi duymadığı için hocasına olumsuz cevap verdi (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 76). Cemu’l-cevâmi ve Şerhu’l-Elfiyye gibi eserlerine takrizler yazan Şümünnî’den (Buğyetü’l-vuât, I, 377; el-Müncem, s. 87) hadis, Arap dili ve edebiyatı konularında faydalandı ve hocalarından rivayet ettiği hadislerin fihristini çıkardı.
Süyûtî’nin müderris sıfatını kazandığı 867’den (1463) bir yıl sonra giriştiği hadis tahammül faaliyeti çok uzun sürmedi. Muteber hocaların vefatından önce onlardan dirâyete dair bilgi edinmeyi hadis semâ etmekten daha önemli saydı, ancak bu hocalardan hadis semâ etmekten de vazgeçmedi. Tamamını veya bir kısmını hocalarından dinlediği kitapların listesi sayfalarca uzamakta (et-Tehaddüs, s. 39-42, 249-251), hadis hocaları hakkında yazdığı eserlerin en önemlisi olan el-Müncem fi’l-mucem’de üç tabaka halinde zikrettiği hocalarının sayısı 195’i bulmaktadır.

Süyûtî 869’daki (1465) hac yolculuğu dışında Mısır’dan hiç ayrılmadı. Dâvûdî’ye dayanarak 873’te (1469) ikinci defa hacca gittiği söylenirse de (Sartain, s. 40) başka kaynaklarda böyle bir bilgi yoktur. Hac yolculuğu ve Mekke’deki ikameti sırasında geçen olayları, karşılaştığı hocaları ve çeşitli edebî konuları en-Nahletü’z-zekiyye fi’r-rihleti’l-Mekkiyye ve en-Nefhatü’l-miskiyye ve’t-tuhfetü’l-Mekkiyye adlı eserlerinde anlattı.
870 yılı Receb ayından (Şubat-Mart 1466) başlayarak Dimyat ve İskenderiye çevresinde yaklaşık üç aylık bir gezi yaptı, el-İğtibât fi’r-rihle ile’l-İskenderiyye ve Dimyât yâhud Katfü’z-zehr fî rihleti şehr’de bu seyahatlerindeki gözlemlerini yazdı.

Gittiği yerlerde o güne kadar telif ettiği Şerhu’l-Elfiyye gibi eserlerini, âlî isnadlı rivayetlerinden oluşan Uşâriyyât’ını ve Nûrü’l-hadîka gibi manzumelerini, ayrıca Buhârî’nin el-Câmiu’s-sahîh’i ile Kadî İyâz’ın eş-Şifâ adlı eserini nakletti, akranlarına ve yaşça kendisinden büyük âlimlere icâzet verdi.
İbn Hacer’in vefatıyla yirmi yıl kadar kesintiye uğradığını söylediği hadis imlâ meclislerini (et-Tehaddüs, s. 88) 872 (1467-68) yılında yeniden başlattı, fakat veba salgını yüzünden derslerine zaman zaman ara verdi. 877’de (1472) Şeyhûniyye Medresesi’nde hadis hocalığına tayin edildi.

875’te (1470) Berkuk Türbesi şeyhliği yapan Süyûtî, 1486-1500 yıllarında dönemin en büyük hankahı olan Baybarsiyye Hankahı şeyhliğine getirildi. Bu görevinin son yılları devlet idarecileriyle ilişkileri açısından sıkıntılı geçti. Bu konudaki görüşlerini ifade etmek için Mâ ravâhü’l-esâtîn fî ademi’l-mecî ile’s-selâtîn ve er-Risâletü’s-sultâniyye gibi eserlerini kaleme aldı (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 159-164). Özellikle büyük dedesi Hümâmüddin’in etkisiyle tasavvufa meyletti. Başında bulunduğu hankahın imkânlarının sûfîlikle ilgisi olmayan kişilerce kötüye kullanılmasını engellemek için birtakım girişimlerde bulundu.
903 (1497-98) yılında hankah mensuplarının devletten aldıkları tahsisatın yerinde harcanmadığı gerekçesiyle kesilmesini talep etmesi büyük tepkiyle karşılandı, dövülmesine, hatta ölümle tehdit edilmesine yol açtı. Süyûtî, üç yıl daha sürdürdüğü bu görevinden kendisini öldürmek isteyen Tomanbay’ın 906’da (1501) tahta geçmesi üzerine ayrıldı ve birkaç ay saklanmak zorunda kaldı (Hammûde, s. 113).

Daha önce Süyûtî bütün yargı teşkilâtını yönetme yetkisiyle donatılmış bir makama tayin edilmişti; 902 (1496-97) yılında onun talebiyle Halife Mütevekkil-Alellah, Mısır yanında diğer bütün İslâm ülkelerindeki yargı teşkilâtından sorumlu bir makam ihdas edip kendisini bu göreve getirmişti (tayin kararının metni için bk. Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 173-174). Dört mezhebin kadılkudâtlarına hükmetme yetkisi veren bu tayin, yargı çevrelerinde şiddetli tepkilere sebep oldu ve halife, sultanın yetkilerine tecavüz ettiği iddiaları üzerine bu kararından döndüğünü ilân etti. Bazı araştırmacılar Süyûtî’nin o dönemde Şâfiî kadılkudâtı olan, kendisinden yaşça büyük ve toplumda saygın bir yeri bulunan Zekeriyyâ el-Ensârî ile rekabete girmek yerine böyle bir yol seçtiğini, Eyyûbîler zamanında İbn Bintü’l-Eaz tarafından yürütülen buna benzer bir görev bulunduğunu ileri sürerek halifeyi ikna ettiğini belirtir (Hammûde, s. 110-111). Hayatının belirli bir safhasından sonra öğretim faaliyetlerini asgariye indirdiği, ayrıca Baybarsiyye Hankahı şeyhliğine tayin edildiği ve telif çalışmalarına ağırlık verdiği için çok fazla talebesi olmayan Süyûtî’den Muhammed b. Ali ed-Dâvûdî, Abdülkadir b. Muhammed eş-Şâzelî, İbn İyâs, Şemseddin İbn Tolun, Zeynüddin İbnü’ş-Şemmâ‘, Hasan b. Ali el-Kaymerî, Ebü’l-Hasan el-Menûfî, kıraat âlimi Sirâceddin en-Neşşâr, Şemseddin eş-Şâmî ve Alkamî gibi şahsiyetler ders almıştır.

Süyûtî, hayatının son beş yılını inzivada geçirdiği Nil üzerindeki Ravza adasında 19 Cemâziyelevvel 911’de (18 Ekim 1505) vefat etti ve babasının Bâbülkarâfe dışında bulunan kabrinin yanına defnedildi. Annesi tarafından üzerine küçük bir türbe yaptırılan ve zamanla ziyaretgâh durumuna gelen kabrinin etrafı 945 (1538) yılında düzenlendi. Asyût’ta Süyûtî’ye nisbet edilen kabir muhtemelen kendisinin bir ziyaretgâh olduğunu söylediği (et-Tehaddüs, s. 5) dedesi Hümâmüddin’e aittir.
Süyûtî’nin mirasıyla ve sağlığında vakfettiği kitaplarıyla annesi ilgilenmiş, bu kitaplar Osmanlılar’ın Mısır’ı fethi sırasında Ezher Camii’ne götürülmüştür. Kendi eserleri dışındaki bazı kitapları ise aralarında Hanefî fakihi İbnü’ş-Şıhne’nin de bulunduğu kişiler tarafından satın alınmıştır (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 261-262).

Süyûtî’nin çağdaşlarıyla girdiği tartışmalar meşhurdur.
Öğrencilik döneminden başlayıp 906’da (1500) inzivaya çekilmesine kadar devam eden bu tartışmalara genellikle bir eleştiriye cevap vermesi, bir görüş veya fetvayı reddetmesi dolayısıyla girmiştir.
Çeşitli ilimlere dair meseleler veya intihal suçlamaları yüzünden cereyan eden bu tartışmaların asıl sebebi Süyûtî’nin çağdaşlarını ilmî açıdan hafife alması (Sehâvî, IV, 69) ve onları cehaletle suçlamasıdır. Kendini IX. (XVI.) yüzyılda fıkıh, hadis ve dil ilimlerinde mutlak müctehid seviyesine ulaşan tek kişi ve müceddid olarak kabul eden Süyûtî herkesin ilimde kendisine ihtiyaç duyduğunu belirtmiş (el-Hâvî, II, 248; Tarzü’l-imâme, II, 687, 696, 782; ed-Deverânü’l-felekî, I, 409, 419; el-Küllâciyye, II, 958-960, 969), başkalarının hatalarını eleştirmekten geri durmamıştır.
Bir müctehidin mantık ve kelâm bilmesinin şart olmadığını (Takrîrü’l-istinâd, s. 49-50), bütün âlimlerin hata ettiği sırada tek başına doğru görüşü bulabileceğini iddia etmiş (er-Red, s. 169), bu tür iddiaları yüzünden başına gelenleri Hz. Peygamber’in peygamberliğini ilân ettiği zaman çektiği sıkıntılara benzetmiştir (Tarzü’l-imâme, II, 691). Fıkıhta mutlak müctehid sayıldığını söylemesine rağmen mutlak müctehidin müstakil müctehidle aynı mânaya gelmediğine dikkat çekerek fıkhî konularda Şâfiî mezhebine mensup bulunmakla birlikte Şâfiî’nin mukallidi değil ictihadında onun yöntemini benimseyen mutlak bir müctehid olduğunu söylemiştir. Bu sebeple fetvalarında Şâfiî’nin meşhur görüşünü benimsemediği yerlerde ya onun veya ashabının diğer bir kavlini esas almış, nâdiren mezhebin dışına çıkmıştır (et-Tehaddüs, s. 90, 205; er-Red, s. 112-116).

Onun en meşhur muhalifleri, çağdaşları hakkındaki övgü ve yergilerinde çoğu zaman aşırıya kaçan hadis âlimi Şemseddin es-Sehâvî, Hanefi fakihi İbnü’l-Kerekî, Muhammed b. Abdülmün‘im el-Cevcerî, Şemseddin el-Bânî ve Buhârî şârihi Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî’dir.
Süyûtî’nin özellikle Sehâvî ile anlaşmazlıklarında İbn Hacer’le ilişkileri merkezî konumdadır. İbn Hacer’in ardından hadis ilminde en önemli isim olduğunu iddia eden Süyûtî, dönemin ileri gelen hadis hâfızlarını küçümseyen Sehâvî’nin bu tavırlarına son verdiğini söylemekte (Tarzü’l-imâme, II, 766-767), Sehâvî ise İbn Hacer’in vefatından yirmi yıl sonra hadis imlâ meclislerini yeniden başlattığını söyleyen Süyûtî’nin bu iddiasını asılsız saymakta, aynı zamanda onu kendisinin ve İbn Hacer’in eserlerinden intihal yapmakla suçlamaktadır (eđ-Đavü’l-lâmi, IV, 68; Süyûtî, Sâhibü seyf, I, 562). Sehâvî, İbn Hacer’in ölümünün ardından 870 (1465-66) yılına kadar elli dokuz hafta hadis imlâ ettiğine göre (Ayderûsî, s. 19-20) bu konuda haklı sayılabilir. Ancak Süyûtî’nin Sâhibü seyf alâ sâhibi hayf’ta ve el-Kâvî’de delilleriyle verdiği cevaplar, hakkında yapılan intihal suçlamasının isabetli olmadığını göstermektedir. Sehâvî’ye göre Süyûtî hocaların derslerini yeterince takip etmediği ve bilgisini kitaplardan elde ettiği için muhakkik sayılmamalıdır. Ayrıca İbn Hacer’in başında bulunduğu Mahmûdiyye Kütüphanesi’ndeki kitapları çok iyi bildiğinden, başkalarının muhtevasından haberdar olmadığı bazı eserleri kendisine nisbet etmiştir. Nitekim onun Lübâbü’n-nükūl, Aynü’l-isâbe, en-Nüketü’l-bedîât, el-Medrec ile’l-müdrec, Tezkiretü’l-mütesî, Tuhfetü’n-nâbih, Mâ revâhü’l-vâûn, el-Esâs fî menâkıbi Beni’l-Abbâs, Cüz fî esmâi’l-müdellisîn, Keşfü’n-nikab ani’l-elkab, Neşrü’l-abîr gibi kitapları aslında İbn Hacer’den yapılmış intihallerdir (eđ-Đavü’l-lâmi, IV, 68). Bu suçlamaları kabul etmeyen Süyûtî, Sehâvî’yi avam tabakasından ve cahil şeyhlerden çokça hadis aldığı için kınamış, ona ait zannedilen hadis kitaplarının çoğunun hocası İbn Hacer’in terekesinden elde edilen müsveddelerden yazıldığını söylemiştir (el-Kâvî, II, 948-949).

Sehâvî, Süyûtî’nin Mahmûdiyye Kütüphanesi’ni çok iyi bildiğini ve çok çabuk eser telif ettiğini söyler. Süyûtî de Mahmûdiyye Kütüphanesi’nden istifade ettiğini (et-Tehaddüs, s. 165) ve İbn Hacer’in yaptığı bu kütüphanedeki 4000 kitaba ait alfabetik fihristi (DİA, XIX, 515) gördüğünü söylemekte (el-Kâvî, II, 950), hatta vakfiyesine aykırı olduğu halde buradan dışarıya kitap çıkardığı bilinmektedir. Süyûtî bunu meşrû göstermek için Bezlü’l-mechûd fî hizâneti Mahmûd adıyla bir risâle telif etmiştir (nşr. Fuâd Seyyid, MMMA, IV/1 [1958], s. 125-136). Kendisi çok kolay kitap yazmasının sebebini açıklarken eserlerin muhtevasını iyi tanıdığını, hangi bilgiyi nereden elde edeceğini bildiğini söylemiş; nitekim Hüsnü’l-muhâđara, el-Câmiu’s-sağir, Buğyetü’l-vuât, el-İtkan ve diğer birçok eserinde kaynakları zikretmiş, hatta et-Tarîf bi-âdâbi’t-telîf, el-Fârik beyne’l-musannif ve’s-sârik gibi risâleler yazmıştır. İntihal hususunda kesin bir hükme varabilmek için bir yandan o dönemin telif tarzının dikkate alınması (bu konuda bir açıklama için bk. Şevkânî, I, 333), bir yandan da Süyûtî’nin eserleriyle başka müelliflere ait eserlerin karşılaştırılması gerekir. Nitekim bu tür çalışmalar Süyûtî’nin olduğu zannedilen bazı kitapların başka müelliflere aidiyetini gösterdiği gibi (Adnân Dervîş, XIII/51 [1993], s. 90 vd.; Abdülilâh Nebhân, XV/ 57 [1994], s. 89-90) ona nisbet edilen bazı kitapların da başkaları tarafından telif edilmiş olması muhtemeldir (Derûbî, XXVII/ 64 [2003], s. 47-49). Meselâ Şâzelî, hocası Süyûtî’nin kitaplarından yapacağı derlemeleri ona nisbet ederek yaygınlaştırma konusunda kendisinden izin aldığını söylemektedir ki (Behcetü’l-âbidîn, s. 280) Şâzelî’nin neşretmiş olması muhtemel bu tür kitapların Süyûtî’ye ait zannedilmesi mümkündür. Sehâvî’nin Süyûtî hakkındaki eleştirilerini bazan acımasızca dile getirdiği eđ-Đavü’l-lâmiine karşılık Süyûtî el-Kâvî fî Târîhi’s-Sehâvî’yi telif etmiş, Sehâvî de buna cevap olarak el-İlân bi’t-tevbîh li-men zemme ehle’t-târîh’i yazmıştır (Şerhu Makamât, neşredenin girişi, I, 63). Süyûtî’nin Kastallânî ile tartışmasının konusu ise Kastallânî’nin onun el-Mucizât, el-Hasâis, Tayyü’l-lisân ve Mesâlikü’l-hunefâ fî vâlideyi’l-Mustafâ adlı kitaplarından intihal yapmış olmasıdır. Uzun süren tartışmalar sonunda Kastallânî bu eleştirileri kabul ederek kendisinden özür dilemiştir. Süyûtî bu konunun ayrıntılarını el-Fârik beyne’l-musannif ve’s-sârik ve Sâhibü seyf adlı eserlerinde anlatmaktadır.

Süyûtî’nin bu tartışmalar vesilesiyle kaleme aldığı bazı eserlerin yazılış tarihleri tesbit edilebilmekte, bu tür bilgiler, kendisinin kırk yaşından sonra uzlete çekildiği görüşünün (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 158; İbnü’l-İmâd, X, 76) gerçeği yansıtmadığını, Baybarsiyye Hankahı şeyhliğine getirildiği 891 (1486) yılından sonra fetva vermeye ve ders okutmaya devam ettiğini göstermektedir (el-İstinsâr, I, 226). Buna göre ders okutmaktan ve fetva vermekten tamamen vazgeçmesinin gerekçelerini açıkladığı el-Makametü’l-lülüiyye’yi kırk yaşında yazmış olması mümkün görülse de bu kesin değildir. Zira kendisinin yahut başkalarının fetvalarıyla ilgili bazı eserlerini 894, 897 (1492), 898, 900 yıllarında kaleme aldığı bilinmektedir (Şerhu Makamât, neşredenin girişi, I, 84-85). Ayrıca halkın meseleleriyle ilgilenmemeyi gerektirecek bir inziva anlayışı, onun yıllarca sürdürdüğü müceddidlik iddiasına da uymamaktadır. Vakit kaybı olarak gördüğü tartışmalardan vazgeçerek (Tarzü’l-imâme, II, 708) tam anlamıyla uzlete çekilip kendini telife adaması 906 (1500) yılından sonradır (Hammûde, s. 106, 116).

Hadis İlmindeki Yeri.
Süyûtî, İbn Hacer el-Askalânî’den hemen sonraki dönemde hadis ilmini temsil eden birkaç önemli şahsiyetten biridir. Hayatının bazı devirlerinde hadis hocalığı yapmış, daha çok hadis alanında eser vermiştir. Hadis ilminde mutlak müctehid sayılmanın hâfızlık makamına erişmekle mümkün olduğunu söyleyen Süyûtî kendisinin 200.000 hadis ezberlediğini (a.g.e., s. 146; ayrıca bk. İbnü’l-İmâd, X, 76) ve bu ilimde müctehidliğe ulaştığını ifade etmiştir (et-Tehaddüs, s. 205). Yaşadığı dönemde kendisinden başka hadis hâfızının bulunmadığını ileri sürmekteyse de (Tarzü’l-imâme, II, 688) diğer bazı eserlerinde Sehâvî, Bikaî, Fahreddin Osman b. Muhammed ed-Diyemî ve İbrâhim b. Ali el-Karkaşendî gibi âlimleri hâfız diye anmaktadır (el-Makametü’s-Sündüsiyye, I, 614; Tarzü’l-imâme, II, 766). Hadis ilminin hem rivayet hem dirayet sahasında eser veren Süyûtî, özellikle câmi‘ türüne giren kitaplarıyla o devirde çok benimsenen telif tarzlarından ansiklopedik eser yazma geleneğini hadis ilminde de başlatmıştır. el-Câmiu’s-sağir, Ziyâdâtü’l-câmii’s-sağir ve el-Câmiu’l-kebîr’i hazırlarken 345 müellife ait 642 kaynaktan faydalanmış (Lahhâm, s. 333-379), fetvalarında müşkil gördüğü her meselede âlimlerin görüşlerini araştırmak için çaba sarfetmiştir (el-Makametü’l-Lülüiyye, II, 1005). 877’de (1472) Şeyhûniyye Medresesi’nde hadis okutmaya başlamadan önce üç yıla yakın bir süre İbn Tolun Camii’nde imlâ meclisleri kurarak halka açık hadis öğretimi geleneğini sürdürmüştür. Hadis kitaplarındaki her hadisin naklinin câiz olmadığını, bazı hadislerin ehline danışılmadan aktarılmaması gerektiğini söyleyen Süyûtî (Tarzü’l-imâme, II, 719-720), vaaz, fetva ve konuşmalarda mevzû hadis kullanmanın sakıncalarına dikkat çekmiştir (a.g.e., II, 765; el-İstinsâr, I, 226, 228; el-Fettâş, II, 868). Ancak fezâil hakkında zayıf hadislere yer verilebileceği görüşünü benimseyen Süyûtî’nin zayıf, hatta mevzû hadisleri durumlarına işaret etmeksizin kullandığı da olmuştur. Onun hadisçiliğinin önemli bir yönünü tasavvufa ilgisi teşkil eder. Tasavvuf ehline has bazı halleri benimsediği anlaşılan Süyûtî, meselâ Hz. Peygamber’i uyanıkken görme konusundaki birçok rivayeti zikrettikten sonra bunların değerini hadis ilminin kriterlerine göre tartışmak yerine böyle bir halin ancak yaşayanlar tarafından anlaşılabileceğini söylemekle yetinmiştir (el-Hâvî, II, 483). Birçok tarikattan icâzet alıp hırka giyen, Desûkıyye’nin dört kolundan biri olan Süyûtiyye’nin nisbet edildiği Süyûtî tasavvufta Ehl-i sünnet’in yolundan ayrılmamıştır. Tasavvufu yanlış anladıkları gerekçesiyle bilhassa vahdet-i vücûd, hulûl ve ittihad anlayışını benimseyenleri, ibâha ehlini ve kendi düşüncelerinin Allah’tan mülhem olduğuna inandıkları için şeriatın ve sünnetin emirlerine riayet etmeyenleri şiddetle eleştirmiştir (Tenzîhü’l-itikad, I, 304 vd.). Süyûtî hadis usulünün bazı meselelerini fıkıh ve dil ilimlerinden örneklerle açıklamış, bazılarını önceki âlimlerden farklı biçimde ele almıştır. Meselâ İbnü’s-Salâh’ın Mukaddime’de ve Nevevî’nin et-Takrîb’de altmış beş başlık altında incelediği hadis usulü konularını Tedrîbü’r-râvî’de doksan üçe çıkarmıştır. Ayrıca birtakım yenilikler getirdiğini belirttiği dil bilimine dair eserlerinde ve özellikle el-Müzhir’de usûl-i hadîsin tasnif yöntemini kullandığını, bunun kendisine ait bir icat olduğunu söylemiştir (Derûbî, XXVII/64 [2003], s. 56).

Hadis ilmine dair belli başlı konulardaki görüşlerini sıralayacağını söyleyen (et-Tehaddüs, s. 234), ancak bilinmeyen bir sebeple bu listeyi yarım bırakan Süyûtî’nin hadisle ilgili bazı görüşleri şöyledir: 1. Müteahhirîn döneminde önceden hakkında hüküm bulunmayan bir hadisin sahih li-zâtihî olduğuna değil sahih li-gayrihî olduğuna hükmedilebilir. 2. Râviler hakkında cerh ve ta‘dîl yapma imkânı kalmadığından hadislerin sıhhati konusunda artık kitaplara güvenmek gerekir (Şerhu Elfiyyeti’l-Irâki, s. 147). 3. Cevâmiu’l-kelim olmamak kaydıyla hadislerin mâna ile rivayeti câizdir. 4. Mütevâtir için gerekli asgari râvi sayısı ondur. 5. Hadiste yalancılığı sabit olan kişi tövbe etse de rivayetleri kabul edilmez (et-Tehaddüs, s. 234; Lahhâm, s. 400). 6. Bir hadisin mevzû olduğu metnine bakılarak da anlaşılabilir (Tedrîbü’r-râvî, I, 274). 7. Buhârî ve Müslim’in ortaklaşa rivayet ettikleri hadislerin sıhhati kesindir ve kesin bilgi ifade eder. 8. İcâzetsiz mükâtebe sadece icâzetten ve münâvelenin birçok çeşidinden üstündür. 9. Hadislerin i‘mâli ilgasından evlâdır (Tarzü’l-imâme, II, 749-750).

Eserleri:
Süyûtî’nin esas kıymetinin asılları kaybolmuş birçok kitaptan alıntı, ihtisar ve cem‘ yaparak bu metinleri günümüze aktarmasından kaynaklandığı düşüncesinde (meselâ bk. Abdülilâh Nebhân, XV/57 [1994], s. 89-90; Conrad, XI, 520-521) haklılık payı bulunmakla birlikte özellikle olgunluk döneminde kendine has bir üslûpla şahsî görüşlerini de ifade etmiştir. Henüz otuz yaşına gelmeden eserleri Hindistan’tan Afrika’ya, Hicaz’dan Anadolu’ya ulaşacak kadar meşhur olmuştur (et-Tehaddüs, s. 155-159; Tarzü’l-imâme, II, 687; ed-Deverân, I, 397). İslâm dünyasının çeşitli bölgelerinden mektupla gönderilen sorulara cevap yazması, katıldığı tartışmalara dair eserlerinin insanlar arasında merak uyandırması, hocası Kâfiyeci’nin onu her zaman kollaması ve Anadolu’ya giden talebelerinden eserlerini yanlarında götürmelerini istemesi (Sâhibü seyf, I, 560), çeşitli ülkelerden gelenlerin onun yanında uzun süre kalıp eserlerini istinsah etmeleri Süyûtî’nin eserlerinin yayılmasını sağlamıştır. Bu husus onun için aynı zamanda önemli bir geçim kaynağı olmuş, kitaplarından elde ettiği gelirle hem kendisi hem de kitaplarını istinsah eden öğrencileri geçimlerini sağlamıştır. Öte yandan sultanlardan yardım almayı kabul etmemiş, devlet tarafından kendisine gönderilen paraları dağıtmıştır. Süyûtî’nin yazdığı her konuda mümkün olduğunca çok görüşe yer vermesi, eserlerinin mukaddimelerinde o konuda yazılmış önceki eserleri, kendi kitabını onlardan ayıran yönleri, kaynaklarını ve yöntemini belirtmesi onun eserlerinin belirgin özelliklerindendir. Süyûtî’ye göre çok eser yazmak ve bu sayede görüşlerinden insanların istifade etmesini sağlamak bir müctehidin ve müceddidin vasıflarındandır (et-Tehaddüs, s. 225-226; er-Red, s. 149; Tarzü’l-imâme, II, 687). Kendisinin farklı tarihlerde oluşturduğu fihristlere ve kitaplarındaki kayıtlara göre eserlerinin sayısı 295 ile 555; Şâzelî, Dâvûdî ve İbn İyâs gibi talebelerinin sayımına göre 529 ile 600; İbnü’l-İmâd, Bağdatlı İsmâil Paşa ve Brockelmann’a göre 500 ile 639 arasında değişmektedir. Çağdaş araştırmacılardan Şerkavî İkbâl bu sayıyı 725 (Mektebetü’l-Celâl, s. 384-385), Hâzindâr ve Şeybânî ise 981 (Delîlü mahtûtât, s. 282) olarak göstermektedir. Bu husustaki en kapsamlı listeyi yapan İyâz Hâlid et-Tabbâ‘ 1194 sayısına ulaşmakta, bunlardan 331’inin matbu, 431’inin yazma, 432’sinin kayıp olduğunu söylemektedir (el-İmâmü’l-Hâfız, s. 312-313). Sayılardaki farklılıklar bazı eserlerin birkaç adla anılması, bazılarının Süyûtî tarafından imha edilmesi (Abdülkadir eş-Şâzelî, s. 121), bir kısmının diğer bir eserinin parçası olması gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Süyûtî kendi eserlerini yedi grup halinde şöyle sıralamıştır: 1. Daha önce benzeri yazılmamış olanlar (on sekiz adet); 2. Benzeri yazılmış veya yazılabilecek olanlar (elli adet); 3. Yirmi ile yüz sayfa arasındaki kitaplar (altmış adet); 4. Fetvalar dışında on sayfa civarındaki eserler (102 adet); 5. On sayfa civarındaki fetvalar (seksen adet); 6. Öğrencilik yıllarında yazdığı fakat önemsemediği eserler (kırk adet); 7. Yarım kalmış eserler (seksen üç adet; bk. et-Tehaddüs, s. 105-136).

Tefsir ve Kur’an İlimleri (aş.bk.):
 Hadis.
1. Cemu’l-cevâmi.
Bütün hadislerin 200.000 civarında olduğunu düşünen Süyûtî bu eserinde 100.000’e yakın hadis derlemiş, ancak vefatı üzerine eser yarım kalmıştır. Hadislerin derlendiği kaynakların bir kısmının günümüze ulaşmaması eserin kıymetini arttırmaktadır (Kahire 1970; nşr. Hâlid Abdülfettâh Şibl, Beyrut 2000). Abbas Ahmed Sakr ve Ahmed Abdülcevâd, el-Câmiu’s-sağir, Ziyâdetü’l-Câmii’s-sağir ve el-Câmiu’l-kebîr’deki hadisleri mükerrerlerini çıkarmak suretiyle birleştirmişler ve Câmiu’l-ehâdîs adıyla neşretmişlerdir (I-IX, baskı yeri yok, 1984; Beyrut 1994). Brockelmann’a göre Süyûtî’nin Câmiu’l-mesânîd adlı eseri Cemu’l-cevâmi ile aynı kitaptır ve Kahire’de 1321’de basılmıştır (Târîhu’l-edebi’l-Arabî, VI, 622).
2. el-Câmiu’s-sağir.
Süyûtî Cemu’l-cevâmiden özetlediği bu eserinde 10.010 veciz kavlî hadisi alfabetik olarak sıralamış, hadislerin sıhhat durumunu ve kaynaklarını kısaltmalarla göstermiştir. Eser Kahire’de (meselâ 1284, 1286), Marsilya’da (1851, Fransızca tercümesiyle birlikte), Beyrut’ta (nşr. Heysem Nizâm Temîm, el-Fethu’l-kebîr’le birlikte; 1970, 1981, 2000, Cemu’l-cevâmi içinde, 2004), Riyad’da (1988, et-Teysîr’le birlikte) ve Mekke’de (1998, Feyzü’l-kadîr’le birlikte) yayımlanmıştır. Kitap üzerine ihtisar, şerh, hâşiye, nazım, tercüme vb. türlerde birçok çalışma yapılmıştır.
3. et-Tevşîh ale’l-Câmii’s-sahîh.
Sahîh-i Buhârî’nin şerhidir (nşr. Rıdvân Câmi‘ Rıdvân, Riyad 1998; nşr. Alâ İbrâhim Ezherî, Beyrut 2000). Ali b. Süleyman ed-Dimnâtî eseri Rûhu’t-Tevşîh ale’l-Câmii’s-sahîh adıyla ihtisar etmiş (Kahire 1298), Fâize Ahmed Sâlim Bâferec (I. kısım) ve Hayât Sıddîk Abdülvâhid (II. kısım) et-Tevşîh üzerine doktora tezi hazırlamıştır (1418, Câmiatü Ümmi’l-kurâ).
4. ed-Dîbâc alâ Sahîhi Müslim b. el-Haccâc.
Ali b. Süleyman ed-Dimnâtî’nin muhtasarı Veşyü’d-Dîbâc alâ Sahîhi Müslim b. el-Haccâc’ı ile birlikte yayımlandığı gibi (Kahire 1299) Ebû İshak el-Huveynî el-Eserî (Huber 1996), Muhammed Adnân Dervîş, Heysem Temîm (Beyrut, ts., Muhammed Zekeriyyâ el-Kandehlevî’nin ta‘likleriyle birlikte) ve Ahmed Fethî Hicâzî (Beyrut 2006) tarafından da neşredilmiştir.
5. Mirkatü’s-suûd ilâ Süneni Ebî Dâvûd (Kahire 1298).
Dimnâtî eseri Derecâtü Mirkati’s-suûd adıyla ihtisar etmiştir (Kahire 1298).
6. Kūtü’l-muğtezî alâ Câmii’t-Tirmizî.
Özellikle Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin Ârizatü’l-ahvezî’sine dayalı muhtasar bir şerh olup (Kanpûr 1299) Dimnâtî tarafından Nefu Kūti’l-muğtezî adıyla ihtisar edilmiştir (Kahire 1299).
7. Zehrü’r-rübâ ale’l-Müctebâ
(Kahire 1894, 1930, 1964, Sünenü’n-Nesâî ile birlikte; nşr. Mustafa Âşûr, Kahire, ts.; nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde, Beyrut 1988, Sünenü’n-Nesâî ile birlikte; I-II, Kahire 1312, 1348, 1932; I-VIII, 1964; Kanpûr 1848, 1882; Delhi 1272-1281, Muhammed b. Abdülhâdî es-Sindî’nin hâşiyesiyle birlikte).
8. Misbâhu’z-zücâce alâ Süneni İbn Mâce
(Delhi 1847, 1282; Kahire 1299, Sünenü İbn Mâce ile birlikte).
9. Keşfü’l-muğattâ fî şerhi’l-Muvattâ
(Süleymaniye Ktp., Çorlulu Ali Paşa, nr. 129).
10. Tenvîrü’l-havâlik alâ Muvattai Mâlik.
Keşfü’l-muğattâ’ın muhtasarı olup Kahire’de (1885, 1343, 1934, 1937, 1951, el-Muvatta ile birlikte) ve Beyrut’ta (1973, 1988; nşr. Muhammed Abdülazîz Hâlidî, 2002, 2007) yayımlanmıştır.
11. İsâfü’l-mübetta bi-ricâli’l-Muvatta.
Eserde el-Muvattada ismi geçen yaklaşık 376 râvi alfabetik sıraya göre tanıtılmıştır (Delhi 1865, 1323/1905; Haydarâbâd 1902; Kahire 1913, 1924, 1934, 1937, 1951, el-Muvatta ile birlikte; nşr. Saîd Muhammed Lahhâm, Beyrut 1408, el-Muvatta ile birlikte; Beyrut, ts.; Mağrib 1992, el-Muvatta ile birlikte; nşr. Hâlid Beşîr el-Karyûtî, Riyad-Amman 2004).
12. el-Leâli’l-masnûa fi’l-ahbâri (ehâdîsi)’l-mevzûa.
İbnü’l-Cevzî’nin mevzû hadisler hakkında yazdığı, ancak bazı sahih ve zayıf hadisleri de mevzû şeklinde gösterdiği el-Mevzûât’ını tashih etmek amacıyla iki aşamada yazılmıştır. Müellifin 870’te (1465-66) başlayıp 875’te (1470-71) tamamladığı ve el-Mevzûâtü’s-suğrâ adını verdiği ilk çalışmasındaki eleştiriler oldukça kısa olup 905’te (1500) yazdığı bu ikinci çalışması geniş kapsamlıdır. Müellifin Zeylü’l-Leâli’l-masnûa adlı eseri (Leknev 1303) bunun devamı olmayıp İbnü’l-Cevzî’nin eserinde yer vermediği mevzû hadisleri ihtiva etmektedir (bk. el-MEVZÛÂT). Eseri Muhammed Abdülmün‘im Râbih yayımlamış (Beyrut 2007), Riyâz Abdullah Abdülhâdî ed-Dürerü’l-mecmûa bi-tertîbi ehâdîsi’l-Leâli’l-masnûa (Beyrut 1988), Ebû Ya‘lâ Muhammed Eymen eş-Şebrâvî es-Sürurü’l-mevzûa fî tertîbi’l-Leâli’l-masnûa (Beyrut 1997) ismiyle birer fihrist hazırlamıştır. Mevlüt Karayılan eser üzerinde yüksek lisans çalışması yapmıştır (1994, AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).
13. en-Nüketü’l-bedîât ale’l-Mevzûât.
Yine İbnü’l-Cevzî’nin el-Mevzûât’ına dair olan eserdeki hadisler konularına göre ayrıldıktan sonra alfabetik sıralanmakta ve kaynakları rumuzlarla gösterilmektedir (nşr. Âmir Ahmed Haydar, Beyrut 1991). Süyûtî’nin et-Teakkubât ale’l-Mevzûât adlı eseri (Leknev 1303; Lahor 1303; nşr. Abdullah Şa‘bân, Mansûre 2004) bunun muhtasarı olup 343 hadisi ele almaktadır.
14. el-Kavlü’l-hasen fi’z-zebbi ani’s-Sünen.
Süyûtî’nin mevzû olduğunu kabul etmediği yaklaşık 120 hadisten meydana gelen eser, İbn Hacer’in İbnü’l-Cevzî’ye itiraz mahiyetinde yazdığı el-Kavlü’l-müsedded’i ile kendisinin bu eser üzerine kaleme aldığı ez-Zeylü’l-mümehhed ale’l-Kavli’l-müsedded ve başkalarına ait bazı zeyillerdeki hadislere birkaç rivayet daha eklenmek suretiyle oluşturulmuştur.
15. el-Ezhârü’l-mütenâsire fi’l-ahbâri’l-mütevâtire
(Kahire 1884). Muhammed b. Ca‘fer el-Kettânî buna 200’den fazla hadis ilâve ederek Nazmü’l-mütenâsir adlı eserini kaleme almıştır. Süyûtî’nin el-Fevâidü’l-mütekâsire fi’l-ahbâri’l-mütevâtire adlı bir eseri daha vardır (Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 678). Burada en az on sahâbî tarafından rivayet edilen mütevâtir hadislerin ulaşabildiği bütün tariklerini derlemiş (Keşfü’z-zunûn, II, 1301), daha sonra bu eseri Katfü’l-ezhâri’l-mütenâsire adıyla ihtisar etmiştir (nşr. Halîl Muhyiddin el-Meys, Beyrut 1985).
16. ed-Dürerü’l-müntesire fi’l-ehâdîsi’l-müştehire.
Müellifin 885’te (1480) kaleme aldığı ve alfabetik sıraladığı eser, Bedreddin ez-Zerkeşî’nin et-Tezkire fi’l-ehâdîsi’l-müştehire (el-Leâli’l-mensûre fi’l-ehâdîsi’l-meşhûre, nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 1986) adlı eserinin özeti ve bazı ilâvelerle zenginleştirilmiş şeklidir (Kahire 1307, el-Fetâva’l-hadîsiyye ile birlikte; nşr. Muhammed Kâmil el-Asyûtî, Kahire 1927, el-Fetâva’l-hadîsiyye li’bn Hacer’le birlikte; nşr. Ahmed Sa‘d Ali, Kahire 1937, el-Fetâva’l-hadîsiyye ile birlikte; Kahire 1960; nşr. Muhammed b. Lutfî es-Sabbâğ, Riyad 1983; nşr. Muhammed Abdülkadir Atâ, Beyrut 1988; nşr. Mahmûd el-Arnaût - Muhammed Bedreddin Kahveci, Küveyt 1989).
17. Menâhilü’s-safâ fî tahrîci ehâdîsi’ş-Şifâ.
Kadî İyâz’ın eserindeki hadislerin kaynaklarını tesbit etmek amacıyla yapılan ilk çalışma olup müellif hadislerin sadece hangi kitaplarda geçtiğine işaret etmiş (Kahire, ts., taşbaskı; Hindistan 1858, taşbaskı), eserin Semîr el-Kadî tarafından yapılan neşrinde (Beyrut 1988) hadislerin kaynakları tam olarak gösterilmiştir.
18. Miftâhu’l-cenne fi’l-itisâm (ihticâc) bi’s-sünne
(Kahire 1928, 1990, 1993; nşr. Kusay Muhibbüddin el-Hatîb, Kahire 1394; nşr. Seyyid Cemîlî, Kahire, ts.; nşr. Bedr b. Abdullah Bedr, Küveyt 1402; Beyrut 1993; nşr. Abdurrahman Fâhûrî, Halep 1979; nşr. Mustafa Âşûr, Kahire 1987). Eseri Yüksel Kılıçaslan (Akidede Sünnetin Yeri, İstanbul 1987), Enbiya Yıldırım (Sünnetin İslâm’daki Yeri, İstanbul 1992, 1996) ve Emin Aşıkkutlu (Sünnetin Dindeki Yeri, İstanbul 2003) Türkçe’ye çevirmiştir.
19. el-Hasâisü’l-kübrâ.
Müellifin Ünmûzecü’l-lebîb fî hasâisi’l-habîb adıyla ihtisar ettiği eseri (nşr. Zuhûr Ahmed Azhar, Lahor, ts.) Muhammed Abdürraûf el-Münâvî üç defa şerhetmiş (Brockelmann, VI, 615), Ahmed b. Kasım el-Bûnî manzum hale getirmiştir. Ünmûzec, Osmanlı âlimi Hanîf İbrâhim Efendi tarafından Menhecü’l-edîb fî şerhi Ünmûzeci’l-lebîb adıyla şerhedilmiştir. Mevlevî Emîr Hasan’ın neşrettiği eseri (Haydarâbâd 1901) Muhammed Halîl Herrâs tahkik etmiştir (I-III, Kahire 1386-87/1967; Beyrut 1985, 2003).
20. Tahzîrü’l-havâs min ekâzîbi’l-kussâs.
Vâizlerin ve kıssacıların konuşmalarında mevzû hadis kullanmalarını engellemek için kaleme alınan eserde Zeynüddin el-Irâki’nin el-Bâis ale’l-halâs min havâdisi’l-kussâs’ı ve daha başka eserler özetlenmekte ve ilâveler yapılmaktadır (Kahire 1932; nşr. Muhammed b. Lutfî es-Sabbâğ, Beyrut 1984; nşr. Muhammed Hasan İsmâil, Beyrut 2002). Süyûtî’nin Tahzîrü’l-eykaz min ekâzîbi’l-vuâz adlı bir eseri daha vardır (nşr. Ali Toksarı, Kayseri 1993).
21. et-Tenbîh (et-Tenbie) bi-men yebasühullahü alâ resi külli mie.
Müellif 899’da (1494) yazdığı bu eserinde mutlak müctehid ve IX. yüzyılın müceddidi olduğunu ileri sürmektedir. Eser, Süyûtî’nin Tuhfetü’l-mühtedîn bi-esmâi’l-müceddidîn adlı manzumesiyle birlikte Abdülhamîd Şânûha (Mekke 1990) ve Abdürrahîm el-Kürdî (Türâsiyyât, Ocak 2004, s. 89-120) tarafından neşredilmiştir.
22. et-Tıbbü’n-nebevî (el-Menhecü’s-sevî ve’l-menhelü’r-revî fi’t-tıbbi’n-nebevî).
Eseri Hasan Muhammed Makbûlî el-Ehdel yayımlamış (San‘a-Beyrut 1986), İngilizce tercümesini (as-Suyuti: Medicine of the Prophet) Ahmad Thomson neşretmiştir (London 1994).
23. Şerhu’s-sudûr bi-şerhi hâli’l-müteveffâ (el-mevtâ) fi’l-kubûr (Kitâbü’l-Berzah)
(Kahire 1859, 1891, 1911; nşr. Ahmed Seleme, Lahor 1893; Beyrut 1984; nşr. Yûsuf Ali Bedîvî, Dımaşk 1992). Süyûtî, Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî’nin et-Tezkire fî ahvâli’l-mevtâ ve’l-âhire adlı eserini esas alarak yazdığı kitabını (Keşfü’z-zunûn, II, 1042), el-Fevzü’l-azîm fî likai’l-kerîm (nşr. Mes‘ad Abdülhamîd es-Sa‘denî - Muhammed Fâris, Beyrut 1994, 2005) ve Büşra’l-keîb bi-likai’l-habîb (Kahire 1859, 1911, Şerhu’s-sudûr’la birlikte; nşr. İltizam Ahmed es-Semnî, Kahire 1860, 1969; nşr. Mecdî İbrâhim, Kahire 1986; nşr. Meşhûr Hasan, Zerka 1988) adıyla ihtisar etmiş, eser ayrıca Molla Halîl Siirdî tarafından kısaltılmıştır. Ali Böcül eser üzerinde bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (aş.bk.). 24. el-Budûrü’s-sâfire an (fî) umûri’l-âhire (nşr. Ahmed Seleme, Lahor 1893; Medine, ts. [el-Mektebetü’l-ehliyye]; Lahor 1337; nşr. Mustafa Âşûr, Kahire 1990; Riyad, ts., nşr. Ebû Muhammed el-Mısrî, Beyrut 1991; nşr. Ebû Abdullah Muhammed Şâfiî, Beyrut 1996). Süyûtî’nin ed-Dürerü’l-hisân fi’l-bas ve naîmi’l-cinân adlı bir eseri daha vardır (Kahire 1276, taşbaskı, 1287, 1298, 1299, 1302, 1304, 1307, 1310, 1326).
25. Ezkârü’l-Ezkâr.
Nevevî’nin el-Ezkâr’ının muhtasarı olup müellif tarafından Tuhfetü’l-ebrâr adıyla şerhedilmiştir (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 272).
26. el-Heyetü’s-seniyye fi’l-heyeti’s-sünniyye
(nşr. Anton M. Heinen, Beyrut 1982, İlmü’l-heyeti’l-İslâmî: Islamic Cosmology adıyla ve İngilizce tercümesiyle birlikte; nşr. Seyyid Yûsuf Ahmed, Beyrut 2006). İbrâhim Karamânî tarafından genişletilen eseri Nazmîzâde Murtaza Hey’et-i Seniyye Tercümesi adıyla Türkçe’ye çevirmiştir (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi, nr. 850).
27. Tahrîcü ehâdîsi Şerhi’l-Akaid
(nşr. Subhî es-Sâmerrâî, Riyad, ts.; nşr. Muhammed Adnân Dervîş, baskı yeri yok, ts. [Şerhu’l-Akaidi’n-Nesefiyye ile birlikte]).
28. Ukūdü’z-zeberced alâ Müsnedi’l-İmâm Ahmed
(Ukūdü’z-zeberced fî irâbi’l-hadîs, nşr. Ahmed Abdülfettâh Temmâm - Semîr Hüseyin Halebî, Beyrut 1987; nşr. Selmân el-Kuzât, Beyrut 1994).
29. et-Tazîm ve’l-minne fî enne vâlideyi’l-Mustafâ fi’l-cenne
(Meclisü dâireti’l-Maârifi’n-nizâmiyye, Haydarâbâd 1866, 1915; nşr. Mustafa Âşûr, Riyad 1988, el-Fevâidü’l-kâmine ile birlikte; Beyrut 1989, er-Resâilü’l-aşr içinde). Müellifin aynı konudaki diğer bazı eserleri şunlardır: Mesâlikü’l-hunefâ fî vâlideyi’l-Mustafâ (Haydarâbâd 1334, 1915; Kahire 1934; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1959; Beyrut 1989, er-Resâilü’l-aşr içinde; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); ed-Derecü’l-münîfe fi’l-âbâi’ş-şerîfe (Haydarâbâd 1898, 1915; Beyrut 1989, er-Resâilü’l-aşr içinde); Neşrü’l-alemeyni’l-münîfeyn fî ihyâi’l-ebeveyni’ş-şerîfeyn (Haydarâbâd 1915; Beyrut 1985, er-Resâilü’t-tis içinde; Beyrut 1989, er-Resâilü’l-aşr içinde).
30. et-Tenfîs fi’l-itizâr an terki’l-fütyâ ve’t-tedrîs (el-Makametü’l-Lülüiyye).
Müellif eserinde fetva ve tedrîs faaliyetlerinden ayrılmasının sebeplerini açıklamaktadır (nşr. Mustafa eş-Şek‘a, Kahire 1981; nşr. Semîr Mahmûd ed-Derûbî, Beyrut 1989).
31. el-Kelâm alâ hadîsi “ihfazi’llâhe yahfazke
. Süyûtî’nin 872’de (1467-68) Kâfiyeci’nin huzurunda verdiği ilk dersin metnidir (nşr. E. M. Sartain, Cambridge 1975, et-Tehaddüs içinde, s. 92 vd.).
32. Cüz fî (Faslu / fazli) mevti’l-evlâd
(nşr. Hâlid Abdülkerîm Cum‘a - Abdülkadir Ahmed, Küveyt 1987). Süyûtî’nin ayrıca Fazlü’l-celed inde fakdi’l-veled (nşr. Muhammed Seyyid Ebû Ammih, Tanta 1990) ve el-İhtifâl bi’l-etfâl (nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1959) gibi eserleri vardır.
33. Sihâmü’l-isâbe fi’d-daavâti’l-mücâbe
(Kahire 1889; nşr. Abdullah Muhammed Dervîş, Dımaşk 1983; nşr. Âdil Ebü’l-Meâtî, Kahire 1988; nşr. Muhammed Şekûr Hâc, Beyrut-Amman 1991). Mehmed Zihni Efendi tarafından Sihâmü’l-isâbe fî kenzi’d-daavâti’l-müstecâbe adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir (İstanbul 1313).
34. Tahrîcü ehâdîsi Şerhi’l-Mevâkıf
(nşr. Subhî es-Sâmerrâî, Beyrut 1986; nşr. Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî, Beyrut 1986).
35. Aynü’l-isâbe fîmâ istedrekethü Âişe ale’s-sahâbe.
Zerkeşî’nin aynı konudaki el-İcâbe adlı eserinin bazı ilâvelerle telhisidir (nşr. Abdullah Muhammed ed-Dervîş, Dımaşk 1983).
36. el-Ehâdîsü’l-münîfe fî fazli’s-saltanati’ş-şerîfe.
Mes‘ad Abdülhamîd Sa‘denî tarafından neşredilen eseri (baskı yeri ve tarihi yok) Bursalı Mehmed Tâhir Türkçe’ye çevirmiştir (TSMK, Mehmed Reşad, nr. 915).
37. Mâ ravâhü’l-esâtîn fî ademi’l-mecî ile’s-selâtîn
(nşr. Tâhâ Bû Serîh, Beyrut 1992). Müellif eseri er-Risâletü’s-sultâniyye adıyla ihtisar etmiştir (Âtıf Efendi Ktp., nr. 2121; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2682, Esad Efendi, nr. 3623, Hekimoğlu nr. 943).
38. el-Erec fi’l-ferec.
İbn Ebü’d-Dünyâ’nın el-Ferec bade’ş-şidde’sinin muhtasarıdır (el-Erec fî ediyeti’l-ferec adıyla, Kahire 1317/ 1899; nşr. Muhammed Emîn el-Hancî, Kahire, ts.; Kahire 1900; Dımaşk 1931; nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 1988).
39. İlâmü’l-erîb bi-hudûsi bidati’l-mehârîb
(nşr. Ebü’l-Ferec İbnü’s-Sıddîk, Kahire, ts.; nşr. İmâd Tâhâ Ferre, Tanta 1990 [bu neşrin mukaddimesinde risâlenin daha önce M. Zâhid Kevserî tarafından yayımlandığı belirtilmektedir]).
40. Zehrü’l-hamâil ale’ş-Şemâil.
Tirmizî’nin Şemâilü’n-nebî’sinin muhtasarıdır (nşr. Mustafa Âşûr, Kahire 1988).
41. Mâ ravâhü’l-vâûn fî ahbâri’t-tâûn.
İbn Hacer el-Askalânî’nin Bezlü’l-mâûn fî fazli’t-tâûn adlı eserindeki hadislerin senedleri çıkarılmak suretiyle yapılmış bir muhtasardır (Beyrut 1997; Şam 1997). Süyûtî’nin hadis ilmine dair diğer eserleri arasında eş-Şâfi’l-iyy alâ Müsnedi’ş-Şâfiî, Râfiî’nin Fethu’l-azîz fî Şerhi’l-Vecîz’indeki hadisleri tahrîc ettiği Neşrü’l-abîr fî tahrîci ehâdîsi’ş-Şerhi’l-kebîr, Ebû Hanîfe’nin el-Müsned’inin İbn Kutluboğa tarafından fıkıh bablarına göre düzenlenip şerhedilmesiyle ortaya çıkan el-Emâlî’yi esas alarak yazdığı et-Talîkatü’l-münîfe alâ Müsnedi Ebî Hanîfe adlı şerh sayılabilir.

Hadis Usulü.
1. Tedrîbü’r-râvî fî şerhi Takrîbi’n-Nevevî.
Nevevî tarafından İbnü’s-Salâh’ın Mukaddime’si üzerine yazılan eserin şerhidir (Kahire 1889, 1307; nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf, Kahire 1966; Medine 1392, 1396; Beyrut 1399, 1409; Riyad 1400; nşr. İzzet Ali Atıyye, Kahire 1400-1405; nşr. Ahmed Ömer Hâşim, Beyrut 1409; nşr. Ebû Kuteybe Nazar Muhammed el-Fâryâbî, Riyad 1994, 2005; Beyrut 1994, 2005; nşr. Muhammed Eymen b. Abdullah Şebrâvî, Kahire 2004; nşr. Bedî‘ es-Seyyid el-Lahhâm, Dımaşk 2005).
2. Şerhu Elfiyyeti’l-Irâki
(nşr. Abdullah Muhammed ed-Dervîş, Dımaşk 1998).
3. Nazmü’d-dürer fî ilmi’l-eser
(Elfiyyetü’s-Süyûtî fî mustalahi’l-hadîs). Eser İbnü’s-Salâh’ın Mukaddime’sinin manzum hale getirilmiş şeklidir (Kahire 1332; nşr. Ahmed b. Yûsuf Kadirî, Dımaşk 2000; nşr. Ebû Muâz Târık b. İvedullah b. Muhammed, Kahire 2004). Daha sonra bu manzume müellif tarafından el-Bahrü’llezî zehar fî şerhi Elfiyyeti’l-eser adıyla şerhedilmiştir (nşr. Ebû Enes Enîs b. Ahmed b. Tâhir, Medine 1999). Muhammed b. Ali b. Âdem b. Mûsâ el-Vellüvî, Süyûtî’nin Elfiyye’sini İsâfü zevi’l-vatar bi-şerhi Nazmi’d-dürer ismiyle şerhetmiştir.
4. Esbâbü vürûdi’l-hadîs (el-Lüma fî esbâbi’l-hadîs).
Eserde fıkıh bablarına göre sıralanan doksan sekiz hadisin farklı rivayetleriyle birlikte vürûd sebepleri anlatılmaktadır (nşr. Yahyâ b. İsmâil Ahmed, Beyrut 1984, 2008; Kahire 1409/1988; nşr. Gıyâs Abdüllatîf Dahdûh, Beyrut 2004). Necati Tetik ve Abdülmecid Okçu eseri Hadisler ve Sebepleri adıyla Türkçe’ye çevirmiştir (Erzurum 1996).
5. ed-Dürrü’n-nesîr fî telhîsi(muhtasarı) Nihâyeti İbni’l-Esîr.
İbnü’l-Esîr’in kitabındaki hadis metinlerinin çıkarılıp garîb kelimeler hakkındaki açıklamaların muhafaza edildiği bir muhtasardır (Kahire 1893; nşr. Abdülazîz İsmâil et-Tahtâvî, Kahire 1311, en-Nihâye ile birlikte; Kahire 1318, 1320, 1322, en-Nihâye ile birlikte). Süyûtî, bu eserde bulunmayan bazı kelimeleri ekleyip alfabetik olarak düzenlemek suretiyle et-Tezyîl ve’t-teznîb alâ Nihâyeti’l-ğarîb’i oluşturmuştur (nşr. Abdullah el-Cebbûrî, Riyad 1982, 1983).
6. el-Medrec ile’l-müdrec.
Eserde, İbn Hacer’in Tarîf (takrîb)ü’l-menhec bi-tertîb (takrîb)i’l-müdrec adlı kitabında yer alan ve sadece metninde idrâc bulunan yetmiş kadar rivayet senedleri çıkarılarak bir araya getirilmiştir (nşr. Subhî es-Sâmerrâî, Küveyt 1980).
7. Lübbü’l-Lübâb fî tahrîri’l-Ensâb.
İzzeddin İbnü’l-Esîr’in Sem‘ânî’nin el-Ensâb’ını özetlediği el-Lübâb fî tehzîbi’l-Ensâb’ın telhisidir (nşr. Petrus Johannes Veth, Leiden 1840, 1851; Beyrut, ts.; nşr. Muhammed Ahmed Abdülazîz - Eşref Ahmed Abdülazîz, Beyrut 1991).
8. et-Tarîf bi-âdâbi’t-telîf
(nşr. İbrâhim es-Sâmerrâî, Bağdat 1969-1970; nşr. Merzûk Ali İbrâhim, Kahire 1979).
9. et-Tenkih fî meseleti’t-tashîh.
Hadislerin sıhhatini tesbit yöntemleri ve bunun imkânlarına dair yazılan eser Süyûtî’nin en son kitabı olarak bilinmektedir (Beyazıt Devlet Ktp., Bayezid, nr. 7913; Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, nr. 442, Süleymaniye, nr. 708).

Fıkıh.
1. el-Eşbâh ve’n-nezâir fî kavâid ve fürûi fıkhi’ş-Şâfiiyye.
Süyûtî’nin İslâm hukukundaki küllî kaideleri ve benzer meselelerin tâbi olduğu hükümleri ele alan bu eseri aynı konuda daha önce yazılmış eserlerden farklı tertip edilmiş olmasıyla dikkat çeker (nşr. Hâlid Abdülfettâh Şibl, Beyrut 1994; nşr. Abdülkerîm Fudaylî, Beyrut 2003; nşr. Muhammed Muhammed Tâmir - Hâfız Âşûr Hâfız, Kahire 2004; nşr. Muhammed Hasan İsmâil, Beyrut 2005, 2007).
2. el-Hâvî li’l-fetâvî.
Süyûtî’nin fetvalarını bir araya getirdiği eseridir. Fıkıhla ilgili fetvalar fıkıh kitaplarının sistematiğine göre sıralanmış, bunların dışında sayısı yetmiş dokuzu bulan bazı fetvalar risâleler halinde verilmiştir. Bu risâleler Süyûtî’nin kendi fihristlerinde ve başka kaynaklarda müstakil kitap olarak zikredilir (Kahire 1351-1352, 1353; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1959; Beyrut, ts.; nşr. Abdüllatîf Hasan Abdurrahman, Beyrut 2000; nşr. Şeyh Hâlid Tartûsî, Beyrut 2005). el-Hâvî içinde yer alan veya ayrıca basılan risâlelerden bazıları şunlardır: Hüsnü’l-maksıd fî ameli’l-mevlid (Kahire 1327, 1934; nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 1985); Fethu’l-meğalik fî enti tâlik (nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); Refu menâri’d-dîn ve hedmü binâi’l-müfsidîn (Hedmü’l-cânî ale’l-Bânî) (nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); Tuhfetü’l-cülesâ bi-rüyetillâh li’n-nisâ (Kahire 1934; Beyrut 1984, İsbâlü’l-kisâ ile birlikte; Süyûtî, aynı konuda Muhammed b. Abdülmün‘im el-Cevcerî’ye reddiye olarak el-Lafzü’l-cevherî fî reddi hubâti’l-Cevcerî adıyla bir eser daha kaleme almıştır [Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 678; Süleymaniye, nr. 1030]); Tarîfü’l-fie bi-ecvibeti’l-esileti’l-mie (Kahire 1934; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); el-Cevâbü’l-musîb an (esileti) itirâzi’l-hatîb (nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); el-Keşf an mücâvezeti hâzihi’l-ümme el-elf (hicrî 1000. [1591] yılda kıyametin kopacağı iddialarına cevap olarak 898’de [1493] yazılmıştır; Kahire 1934; nşr. Câsim b. Muhammed Yâsîn, baskı yeri yok, 1988; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); el-Urfü’l-verdî fî ahbâri’l-Mehdî (Kahire 1934, 1401; nşr. Ebû Ya‘lâ el-Beyzâvî, Beyrut 2006; Müttaki el-Hindî eseri Telhîsü’l-beyân adıyla özetlemiştir); İnbâ(h)ü’l-ezkiyâ li-hayâti’l-enbiyâ (nşr. Mevlevî Muhammed Hüseyin - Mevlevî Gulâm Hüseyin, Lahor 1890, taşbaskı; Haydarâbâd 1915; Kahire 1934; nşr. Ebû Sehl Necâh İvaz Sıyâm, Mansûre 1993, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhaki’nin Hayâtü’l-enbiyâ fî kubûrihim’i içinde; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1997); el-İlâm bi-hükmi Îsâ aleyhisselâm (Nüzûlü Îsâ b. Meryem âhire’z-zamân; Hz. Îsâ hakkındaki bir soru üzerine 888’de [1483] telif edilmiştir; Kahire 1934; nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 1985; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); el-Bâri fî iktâi’ş-şâri (Kahire 1934; nşr. Subhî Lebîb, Isl., sy. 35 [Mart 1960]; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996); el-Mebâhisü’z-zekiyye fi’l-meseleti’d-Divrikiyye (vakıflarla ilgili olarak Divriği’den gönderilen [Keşfü’z-zunûn, II, 1077] bir soruya verdiği cevaptır; Kahire 1934).
3. er-Red alâ men ahlede ile’l-arz ve cehile enne’l-ictihâde fî külli asrin farz
(nşr. Halîl el-Meys, Beyrut 1983; nşr. Fuâd Abdülmün‘im Ahmed, İskenderiye 1984). Süyûtî bu eserinde ve Takrîrü’l-istinâd fî teysîri’l-ictihâd adlı kitabında (nşr. Fuâd Abdülmün‘im Ahmed, İskenderiye 1983) ictihadın her dönemde farz olduğunu söylemiştir.
4. el-Kavlü’l-müşrık fî tahrîmi’l-iştiğal bi’l-mantık.
Müellifin Aristo mantığının kullanılmasına karşı çıkmak üzere telif ettiği dört eserin ilki olup 867 (1463) veya 868’de yazılmıştır (nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1959; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996).
5. Savnü’l-mantık ve’l-kelâm an fenneyi’l-mantık ve’l-kelâm.
İbn Teymiyye’nin er-Red ale’l-mantıkıyyîn adlı eserinden ihtisar edilerek oluşturulan Cehdü’l-karîha fî tahrîri(tecrîdi)’n-Nasîha’ya ilâveler yapılmak suretiyle meydana getirilen eserde bir müctehidin mantık bilmesinin gerekli olmadığı fikri savunulmuştur (nşr. Ali Sâmî en-Neşşâr, Kahire 1947, 1970; nşr. Ali Sâmî en-Neşşâr - Suâd Abdürrâzık, Beyrut 1970; Kahire 1970; nşr. Ahmed Ferîd el-Mezîdî, Beyrut 2007). Vâil b. Hallâk mukaddime ve dipnotlar ekleyerek Cehdü’l-karîha’yı İngilizce’ye çevirmiş (Ibn Taymiyya against the Greek Logicians, Oxford 1993), Muftî Alî de eser hakkında bir inceleme yapmıştır (“Jalal al-Din al-Suyuti against Logic and Kalam: Analysis and Significance of Sawn al-Mantiq wa’l-Kalâm an Fannay al-Mantiq wa’l-Kalâm”, HI, XXVIII/2) (2005).
6. Şerhu’t-Tenbîh
(Beyrut 1996, et-Tenbîh’le birlikte). Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin Şâfiî fıkhına dair eserinin şerhi olup müellif et-Tehaddüs’ü yazdığı tarihte henüz hac bahsine kadar getirebildiği bu şerhi (bk. s. 109) daha sonra tamamlamıştır.
7. (Münteka) el-Yenbû fî-mâ zâde ale’r-Ravza mine’l-fürû
(nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Ali Muhammed Muavvaz, Beyrut 1992, er-Ravza ile birlikte).
8. İrşâdü’l-mühtedîn ilâ nusreti’l-müctehidîn.
Mutlak ictihadın şartlarına dairdir (Keşfü’z-zunûn, I, 67; Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 678; Süleymaniye, nr. 10309).
9. el-Mutasar fî takrîri ibâreti’l-Muhtasar.
Halîl b. İshak el-Cündî’nin eserindeki bazı müşkil ibareler açıklanmaktadır (Keşfü’z-zunûn, II, 1731; Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3553; Hekimoğlu, nr. 943; Lala İsmâil, nr. 678; Fâtih, nr. 5294).

Usûl-i Fıkıh, Usûlü’d-dîn, Tasavvuf.
1. el-Kevkebü’s-sâtı fî nazmi Cemi’l-cevâmi
(Kahire 1923, 1998). Sübkî’ye ait eserin manzum şekli olup Süyûtî kitabı Şerhu’l-Kevkebi’s-sâtı adıyla şerhetmiştir (nşr. Mahmûd Abdurrahman Abdülmün‘im - Müntasır Muhammed Abdüşşâfi‘, Kahire 2007).
2. Teyîdü’l-hakikati’l-aliyye ve teşyîdü’t-tarîkati’ş-Şâzeliyye
(nşr. Ebü’l-Fazl İbnü’s-Sıddîk, Kahire 1934; nşr. Muhammed Hüseynî Mustafa, Halep 2002; nşr. Âsım Kiyâlî, Beyrut 2006).
3. Tenzîhü’l-itikad ani’l-hulûl ve’l-ittihâd.
Süyûtî’nin tasavvuf anlayışını içeren bir risâledir (Kahire 1934; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1959; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996).
4. İsbâlü’l-kisâ ale’n-nisâ
(Beyrut 1984). Müellif, Defu’l-esâ olarak da bilinen eseri (Keşfü’z-zunûn, II, 1559) Refu’l-esâ ani’n-nisâ adıyla ihtisar etmiştir.

Süyûtî’nin usûlü’d-dîn sahasında ayrıca
(el-İktisâd fî) Şerhi’l-Kevkebi’l-Vekkad fi’l-itikad
(Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 2350),
Teşyîdü’l-erkân min “leyse fi’l-imkân ebdeu mimmâ kâne''
 (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 1403; Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 2707),
el-Berku’l-vâmiz fî şerhi Yâiyyeti İbni’l-Fârız
(Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1872; Süleymaniye, nr. 708; Şehid Ali Paşa, nr. 1320) adlı çalışmaları bulunmaktadır.

Lugat, Sarf, Nahiv.
1. el-Müzhir fî ulûmi’l-luğa.
Süyûtî’nin lugat ilimlerine dair en kapsamlı eseridir (nşr. Muhammed Saîd er-Râfiî, Kahire 1325; nşr. Fuâd Ali Mansûr, Beyrut 1998).
2. Cemu’l-cevâmi.
Müellifin en çok emek verdiği çalışmalarından biri olduğunu söylediği kitap usulcülerin metodolojisi esas alınarak telif edilmiştir (Kahire 1327, Muhammed Bedrüddin en-Na‘sânî’nin şerhiyle birlikte; nşr. Ahmed b. Emîn eş-Şinkitî, Kahire 1328, ed-Dürerü’l-levâmi ile birlikte; [Mecmau’l-buhûsi’l-İslâmiyye], Kahire 1974; Beyrut 1973). I. cildi Abdüsselâm Muhammed Hârûn ve Abdülâl Sâlim Mekrem, diğer ciltleri Abdülâl Sâlim Mekrem tarafından tahkik edilerek yayımlanmıştır (I-VI, Küveyt 1400/1980). Süyûtî bu eserini Hemu’l-hevâmi adıyla şerhetmiştir (nşr. Muhammed Bedreddin en-Na‘sânî, Kahire 1909-1910; nşr. Seyyid Muhammed Bedreddin el-Halebî, Kahire 1327; nşr. Abdüsselâm Muhammed Hârûn - Abdülâl Sâlim Mekrem, Küveyt 1975-1979; Beyrut 1992; Kahire 2001; nşr. Abdülhamîd Hindâvî, Kahire, ts.; nşr. Ahmed Şemseddin, Beyrut 2006).
3. el-Eşbâh ve’n-nezâir fi’n-nahv.
Müellif bu kitabının bir benzerinin yazılmadığını söylemiştir (nşr. Hasan b. Ahmed el-Hanefî, Haydarâbâd 1898 [2. bs., 1940]; nşr. Fâyiz Tarhînî, Beyrut 1404, 1984; Kahire 2003; nşr. Gureyd eş-Şeyh, Beyrut 2007). Abdülilâh Nebhân, el-Fehârisü’l-mufassal li’l-eşbâh ve’n-nezâir fî’n-nahv li’s-Süyûtî adıyla bir eser yazmıştır (Kahire 1998).
4. el-İktirâh fî usûli’n-nahv ve cedelih.
Müellifin en çok önemsediği eserlerinden olup bir mukaddime ile yedi fasıldan oluşmaktadır (Haydarâbâd 1892; Delhi 1895; Halep 1940; nşr. Ahmed Subhi Furat, İstanbul 1975; nşr. Ahmed Selîm el-Hımsî - Muhammed Ahmed Kasım, Beyrut 1988; nşr. Mahmûd Fucâl, Suudi Arabistan 1989; nşr. Abdülhakîm Atıyye, Dımaşk, ts.; nşr. Muhammed Süleyman Ya‘kūt, İskenderiye 2006; nşr. Muhammed Hasan İsmâil, Beyrut 2007).
5. Şerhu Elfiyyeti İbn Mâlik (el-Behcetü’l-merđıyye).
Süyûtî’nin es-Seyfü’s-sakil alâ Şerhi İbn Akil adlı hâşiyesiyle Bahâeddin İbn Akil şerhini birleştirmek suretiyle meydana getirdiği bir eserdir (Leknev 1247; Tahran 1248, 1268, 1282, 1284; Kerbelâ 1854; Kahire 1282, 1874, 1892, 1314, 1901, el-Ezhârü’z-Zeyniyye ile birlikte; Tebriz 1286; nşr. Abdülkadir Ahmed, Dımaşk, ts.; nşr. Sâlih Süleyman el-Umeyr, Riyad, ts.; nşr. Mustafa Hüseynî Deştî, Kum 2005; Kahire 2000; İstanbul 2005).
6. el-Ferîde fi’n-nahv.
885’te (1480) kaleme alınan Elfiyye üzerine müellifi el-Metâliu’s-saîde adıyla bir şerh yazmış (nşr. Süleyman Hammûde, İskenderiye 1401), İbn Zekrî el-Fâsî de eseri el-Mühimmâtü’l-müfîde ismiyle şerhetmiştir (Fas 1319; Kahire 1913; nşr. Abdülkerîm Midrâs, Bağdat 1977; nşr. Nebhân Yâsîn Hüseyin, Bağdat 1977).
7. Şerhu şevâhidi Muğni’l-lebîb.
İbn Hişâm’a ait eserin şevâhid şerhlerindendir (Tahran 1271; nşr. Muhammed Mahmûd İbnü’t-Telâmîd, Kahire 1904; Beyrut 1966, Kahire 1904 baskısı esas alınarak; nşr. Ahmed Zâfir Kucân, Beyrut, ts., Dımaşk 1967). Süyûtî’nin aynı eser üzerinde iki şerhi daha vardır: Tuhfetü’l-habîb bi-nühâti Muğni’l-lebîb (nşr. Hasan Melh - Sehî Na‘ce, İrbid 2005), el-Fethu’l-karîb fî havâşî Muğni’l-lebîb (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2960; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 4536, Damad İbrâhim Paşa, nr. 1054, Reîsülküttâb Mustafa Efendi, nr. 1037, Yazma Bağışlar, nr. 1221).
8. Şerhu’l-Kasîdeti’l-Kâfiye.
Adı bilinmeyen bir müellifin 657 (1259) yılında yazdığı bir manzumenin (Tabbâ‘a göre İbn Mâlik’in el-Kâfiye’sinin, bk. el-İmâmü’l-Hâfız, s. 365) şerhidir (nşr. Nâsır Hüseyin Ali, Dımaşk 1989).
9. eş-Şematü’l-mudîe fî ilmi’l-Arabiyye.
Süyûtî’nin ilk eserlerinden iki varaklık bir muhtasar olup Muhammed ed-Dimyâtî tarafından el-Mişkâtü’l-fethiyye adıyla şerhedilmiştir (Keşfü’z-zunûn, II, 1065). Hişâm Saîd Mahmûd’un el-Mişkâtü’l-fethiyye ile birlikte neşrettiği (Bağdat 1983) esere dair Muhammed Abdürraûf el-Münâvî el-Muhâđaratü’l-vefiyye ismiyle bir çalışma yapmıştır.
10. el-Ahbârü’l-merviyye fî sebebi vazi’l-Arabiyye
(nşr. Mevlevî Muhammed Hüseyin - Mevlevî Gulâm Hüseyin, Lahor 1891; İstanbul 1302, et-Tuhfetü’l-behiyye içinde; Beyrut 1981, İstanbul 1302’den ofset; nşr. Abdullah el-Cübûrî, Beyrut 1982, Resâil fi’l-fıkh ve’l-luğa içinde).
11. el-Münâ fi’l-künâ.
Mecdüddin İbnü’l-Esîr’in el-Murassaının künyelerle ilgili bölümünün muhtasarıdır (nşr. C. F. Seybold, ZDMG, XLIX [1895], s. 231-243).
12. Dîvânü’l-hayevân.
Müellifin Demîrî’nin Hayâtü’l-hayevân’ından 901’de (1495-96) yaptığı bir ihtisarın ilk cildi olup II. cildi Zeylü’l-hayevân adını taşımaktadır (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 4170; Nuruosmaniye Ktp., nr. 80). Eserin I. cildini Abraham Ecchellensis Latince’ye çevirmiştir (nşr. Samuel Bochart, Paris 1647). Süyûtî bu alanda şu eserlerinden de bahsetmektedir: el-İlmâ fi’l-itbâ (İbn Fâris’in Arapça’daki pekiştirme kelimelerini derlediği el-İtbâ ve’l-müzâvece adlı sözlüğünün eksikleri tamamlanmış ve ihtisar edilmiş şeklidir); en-Nüket ale’l-Elfiyye ve’l-Kâfiye ve’ş-Şâfiye ve Şüzûrü’z-zeheb ve’n-Nüzhe (müellif 867’de [1463] başladığı bu eserini 895’te [1490] tamamlamıştır [Brockelmann, VI, 666]; Kütahya Vahîd Paşa İl Halk Ktp., nr. 880); el-Ker alâ Abdilber (bir âyetin i‘rabı hakkındaki bu eser Hanefî fakihi Seriyyüddin İbnü’ş-Şıhne’ye reddiyedir [Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil Paşa, nr. 678; Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 161]); Tuhfetü’n-nücebâ fî kavlihim hâzâ büsran atyebü minhü ratben (el-Eşbâh ve’n-nezâir fi’n-nahv içinde).

Meânî, Beyân, Bedî‘.
1. Ukūdü’l-cümân fi’l-meânî ve’l-beyân
(Bulak 1876; Kahire 1939). Müellifin 872’de (1467-68) yazdığı eser Hatîb el-Kazvînî’nin Telhîsü’l-miftâh’ının manzum şekli olup onu ayrıca Hallü’l-Ukūd adıyla şerhetmiştir (Bulak 1876; nşr. Ahmed eş-Şîrâzî, Dehli 1898; Kahire 1884, Şerhu’d-Demenhûrî ile birlikte; Kahire 1321, 1939).
2. Nazm (Tanzîm)ü’l-bedî fî medhi’ş-şefî.
İbn Hicce’nin Hz. Peygamber’e methiye olarak kaleme aldığı el-Bedîiyye’sine nazîredir. 133 beyitten meydana gelen ve 147 bedîî sanat ihtiva eden eser, müellifin Şerhu Nazmi’l-bedî (el-Cem ve’t-tefrîk beyne’l-envâi’l-bedîiyye) adlı şerhiyle birlikte basılmıştır (Kahire 1880; nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Ali M. Muavvaz, Halep 1995).
3. Cene’l-cinâs
(nşr. Hamza ed-Demirdâş Zağlûl, Kahire 1982; nşr. Muhammed Rızk el-Hafâcî, Kahire 1986).

Edebiyat.
Süyûtî’nin edebiyatla ilgili en önemli eserleri makameleridir. Çeşitli konulardaki yedi makamesini el-Makamâtü’l-mecmûa adıyla bir araya getirmiş, makameler daha sonra birçok kişi tarafından derlenmiştir. Bunların içinde en geniş hacimlisi, Semîr Mahmûd ed-Derûbî’nin bir mukaddimeyle birlikte Şerhu Makamâti Celâliddîn es-Süyûtî adıyla yaptığı neşir olup yirmi dokuz makame ihtiva etmektedir (Beyrut 1989). Bazı makameleri ayrıca Hindistan’da (1297), İstanbul’da (1298), Kahire’de (1275) yayımlanmış olup Kahire’de tarihsiz bir baskısı daha yapılmıştır (Makamâtü’s-Süyûtî el-edebiyyetü’t-tayyibe). Makamelerden bazıları Osman Reşer tarafından Almanca’ya tercüme edilmiştir. Derûbî neşrinde yer alan makamelerden bazıları şunlardır:
1. Kamu (kamhu)’l-muârız fî nusreti İbni’l-Fârız.
Görüşleri hakkında ortaya çıkan bir tartışmada Bikaî gibi âlimler tarafından hulûl ve ittihad anlayışına meyletmekle eleştirilen İbnü’l-Fârız’ı savunmak amacıyla kaleme alınmıştır.
2. el-Fârik beyne’l-musannif ve’s-sârik.
Süyûtî’nin, bazı kitaplarından intihal yaptığını iddia ettiği Kastallânî’yi isim vermeden eleştirdiği eseridir. Hilâl Nâcî tarafından yapılan tahkikinin sonunda (Beyrut 1998) ayrıntılı fihristler ve Süyûtî’nin 799 eserinin listesi yer almaktadır. Hilâl Nâcî bu eseri ilk defa kendisinin neşrettiğini söylerse de Kasım es-Sâmerrâî’nin (Âlemü’l-kütüb, II/4 [1402/1982], s. 741-752) ve Derûbî’nin neşirleri daha eskidir.
3. el-Mekkiyye (en-Nefhatü’l-miskiyye).
Müellifin hac için Mekke’de bulunduğu sırada İbnü’l-Mukrî el-Yemenî’nin Unvânü’ş-şerefi’l-Vâfî’i tarzında bir günde telif ettiği eseridir (Cezayir 1865).
4. el-Kâvî fî Târîhi’s-Sehâvî.
Sehâvî’nin kendisine çok sert eleştiriler yönelttiği eđ-davü’l-lâmideki iddialarına cevap olarak telif edilmiştir.
5. Bülbülü’r-Ravza.
Nil üzerindeki Ravza adası hakkındadır (İstanbul 1298; nşr. Nebîl Muhammed Abdülazîz, Kahire 1981).

Süyûtî’nin diğer edebî eserleri arasında şunlar sayılabilir:
el-Vesâil ilâ (fî müsâmereti) marifeti’l-Evâil
(Ebû Hilâl el-Askerî’nin el-Evâil’inin muhtasarı olmakla birlikte pek çok ilâve ile fıkıh bablarına göre yeniden düzenlenmiştir [nşr. R. Gosche, Halle 1867; nşr. Es‘ad Talas, Bağdat 1950; nşr. İbrâhim Ahmed el-Adevî - Ali Muhammed Ömer, Kahire 1980; nşr. Ebû Hacer Muhammed Zağlûl, Beyrut 1986; nşr. Muhammed Zeynühüm Muhammed Azb, Kahire 2003]);
Reşfü’z-zülâl mine’s-sehari’l-helâl
(eserde yirmi âlim evliliklerinin ilk gecesini kendi ilim dallarının terimlerini kullanarak anlatmaktadır [Fas 1319, taşbaskı; Kahire, ts.; Beyrut 1997]);
Dürerü’l-kilem ve ğureru’l-hikem
(Zemahşerî’nin Nevâbiğu’l-kelim’i tarzında bir eserdir [Keşfü’z-zunûn, I, 748]);
en-Nüch fi’l-icâbe ile’s-sulh
(nşr. E. M. Sartain, New York 1975, et-Tehaddüs içinde);
Nüzhetü’n-nedîm
(nşr. Ferec el-Huvâr, Tunus 2003);
el-Muhâđarât ve’l-muhâverât
(Beyazıt Devlet Ktp., Bayezid, nr. 5586);
Ehâsinü’l-iktibâs fî mehâsini’l-iktibâs
(Burdur İl Halk Ktp., nr. 1548-01; Süleymaniye Ktp., Reîsülküttâb Mustafa Efendi, nr. 1150, Lâleli, nr. 3733);
Vaku’l-esel fî đarbi’l-mesel
(Beyazıt Devlet Ktp., Bayezid, nr. 7913);
İthâfü’n-nübelâ bi-ahbâri’s-sükalâ
(Süleymaniye Ktp., Süleymaniye, nr. 708, 1030; Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1579).

Tarih.
1. Tabakatü’l-huffâz.
Zehebî’nin Tezkiretü’l-huffâz’ının muhtasarı olup esere Zehebî’den sonra yaşayan kırk yedi hadis hâfızı eklenmiştir (Göttingen 1833; Dımaşk 1347; nşr. Ali Muhammed Ömer, Kahire 1973, 1994; Beyrut 1983, 1993).
Eser ayrıca Zeylü Tabakati’l-huffâz adıyla basılmıştır (Beyrut, ts., Zeylü Tezkireti’l-huffâz li’z-Zehebî içinde, s. 345-384).
2. Buğyetü’l-vuât fî tabakati’l-luğaviyyîn ve’n-nühât.
Süyûtî önce 300 civarında kaynaktan yararlanarak yedi ciltlik bir eser kaleme almış, ardından bunu özetleyip 2209 dil âliminin biyografisini içeren eserini meydana getirmiştir (nşr. A. Meursinge, Leiden 1839; nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 2004; nşr. Ali Muhammed Ömer, Kahire 2005; nşr. Muhammed Abdürrahîm, Beyrut 2005).
3. Târîhu’l-hulefâ (Menâhilü’s-safâ bi-tevârîhi’l-eimme ve’l-hulefâ).
Hz. Ebû Bekir’den müellifin devrine kadar gelen halifelerin hayatı ve bunların dönemindeki olayların kronolojik sırayla anlatıldığı bir eserdir (nşr. W. N. Lees, Kalküta 1856; Lahor 1870, 1887; Kahire 1887, 1932; nşr. Ca‘fer Ali en-Necînevî, Leknev 1906; nşr. Muhammed Münîr ed-Dımaşki, Kahire 1932; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1952, 1964, 1969; nşr. Mustafa Abdülkadir Atâ, Beyrut 1988; nşr. Rıdvân Câmi‘ Rıdvân, Kahire 2004; nşr. Muhammed Ebü’l-Fazl İbrâhim, Kahire 1976; Beyrut 2005; nşr. İbrâhim Sâlih, Beyrut 2003; nşr. Saîd Mahmûd Ukayl, Beyrut 2005; nşr. Vâil Mahmûd eş-Şarki, Beyrut 2008).
İbn Hacer el-Heytemî’nin ihtisar ettiği eseri Abdülkerîm-i Münşî Farsça’ya çevirmiştir.
4. Hüsnü’l-muhâdara.
Eserde Mısır’ın firavunlar dönemi, müslümanlar tarafından fethi, İslâmlaşması süreci, burada kurulan devletler, ayrıca sultanlar, devlet adamları, ileri gelen âlimler, şairler, hekimler ve Mısırlılar’ın âdetleri anlatılmaktadır (nşr. C. J. Tornberg, Upsala 1834 [kısmî neşir]; Kahire 1861, 1864, 1903, 1906, 1909; nşr. Muhammed b. Ahmed en-Neccâr, Kahire 1881; nşr. Muhammed Ebü’l-Fazl İbrâhim, Kahire 1967; Beyrut 2004; nşr. Halîl Mansûr, Beyrut 1997). Müellif bu eseri ez-Zeberced adıyla ihtisar etmiştir.
5. et-Tehaddüs bi-nimetillâh.
Süyûtî’nin otobiyografisi olup hayatı hakkında en önemli kaynak sayılır. Elisabeth Mary Sartain eser üzerinde doktora tezi hazırlayıp neşretmiş (Kahire 1975), Jalal al-Din al-Suyūti adlı çalışmasını da bu neşrin ilk cildi olarak yayımlamıştır (Cambridge 1975).
6. Nazmü’l-ikyân fî ayâni’l-ayân. IX. (XV.) yüzyılda Mısır, Suriye, Hicaz, Irak, Endülüs gibi bölgelerde yaşamış sultan, kadı, âlim, şair ve siyaset adamlarının tanıtıldığı eser Philip Khuri Hitti tarafından neşredilmiştir (Beyrut-New York 1927; Beyrut 2001; Beyrut, ts. [New York 1927’den ofset]).
7. eş-Şemârîh fî ilmi’t-târîh.
Bu küçük hacimli eserde Süyûtî tarihlendirme, çeşitli dönemlerde kullanılan takvimlerin ve hicrî takvimin başlangıcı, tarih bilmenin faydaları, gün ve ay isimlerinin menşei gibi konulara yer vermiştir (nşr. Mevlevî Muhammed Hüseyin - Mevlevî Gulâm Hüseyin, Lahor 1890, 1892; nşr. C. F. Seybold, Leiden 1894; nşr. İbrâhim es-Sâmerrâî, el-Mecelletü’t-târîhiyye, I, Bağdat 1970; nşr. Muhammed b. İbrâhim eş-Şeybânî, Küveyt 1978; Frankfurt am Main 1998 [Seybold 1894’ten tıpkıbasım]; Ahmet Canbek’in bu eser üzerine hazırladığı yüksek lisans tezi için aş.bk.).
8. Mucemü şüyûhî (el-Müncem fi’l-mucem).
Süyûtî’nin önem sırasına göre üç tabakaya ayırdığı 195 hadis hocasını tanıttığı eseridir (nşr. İbrâhim Bâcis Abdülmecîd, Beyrut 1995).
9. Tebyîzü’s-sahîfe bi-menâkıbi’l-İmâm Ebî Hanîfe
(Haydarâbâd-Dekken 1317/1899, 1915; nşr. Muhammed Âşık, Beyrut, ts.; Beyrut 1989, er-Resâilü’l-aşr içinde; nşr. Mahmûd Hasan Nassâr, Beyrut 1990; Karaçi 1990, M. Abdürreşîd Nu‘mânî’nin Mekânetü’l-İmâmi’l-Azam Ebî Hanîfe fî ilmi’l-hadîs’i ile birlikte).

Müellifin bu konuda şu eserleri de zikredilebilir:
Tuhfetü’l-kirâm bi-ahbâri’l-ehrâm
(nşr. Sâmî Câhîn, Kahire 1992);
Tezyînü’l-memâlik bi-menâkıbi’l-İmâm Mâlik
(I-IV, Kahire 1324, Kahire 1325);
Tabakatü’l-usûliyyîn
(Manisa İl Halk Ktp., nr. 1047/2);
el-Mültakat mine’d-Düreri’l-kâmine
(İbn Hacer’in ed-Dürerü’l-kâmine’sinin muhtasarıdır);
Târîhu’l-umr (İbn Hacer’in İnbâü’l-ğumr’una zeyildir);
Aynü’l-İsâbe fî marifeti’s-sahâbe (İbn Hacer el-Askalânî’nin el-İsâbe’sinin muhtasarıdır).

Diğer Eserleri.
1. en-Nükâye.
873’te (1468-69) yazılan eser (Keşfü’z-zunûn, II, 1970) on dört ilim dalı ve on dört konuyla ilgili bir derleme olup müellif tarafından İtmâmü’d-dirâye adıyla şerhedilmiştir (Tahran 1891; Bombay 1891; nşr. Muhammed ez-Zührî el-Gamrâvî, Kahire 1899, Miftâhu’l-ulûm ile birlikte; nşr. Muhammed Kâmil b. Muhammed el-Asyûtî, Kahire 1929, Miftâhu’l-ulûm ile birlikte). Ayrıca Muhammed Yâsîn Abdullah Mîrganî’nin Unvânü’d-dirâye adıyla şerhettiği esere Ahmed b. Ahmed es-Sinbâtî dört ilim daha ilâve edip Ravzatü’l-fühûm adıyla nazma çevirmiştir (a.g.e., a.y.; Brockelmann, VI, 671).
2. el-Lüma fî ecvibeti’l-esileti’s-seba
(Kahire 1349, et-Tezkîr bi’l-mecî ve’l-mesîr içinde; nşr. Saîd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1996).
3. el-Kenzü’l-medfûn ve’l-fülkü’l-meşhûn
(Kahire 1288, 1303).
4. Bezlü’l-mechûd fî Hizâneti Mahmûd
(nşr. Fuâd Seyyid, MMMA, IV/1 [1958], s. 125-136). Süyûtî’nin diğer eserleri için Derûbî’nin neşrettiği fihristlere ve Tabbâ‘ın eserine bakılabilir (bk. bibl.).

Literatür.
Süyûtî’nin öğrencileri Muhammed b. Ali ed-Dâvûdî Tercemetü’l-Allâme es-Süyûtî (kısmen nşr. Muhammed Hayr el-Bikaî, Dir‘iye 2000-2001) ve Abdülkadir b. Muhammed eş-Şâzelî Behcetü’l-âbidîn bi-tercemeti hâfızi’l-asr Celâliddîn es-Süyûtî (nşr. Abdülilâh Nebhân, Dımaşk 1998) adıyla onun hakkında biyografiler yazmışlardır.
Çağdaş müellifler de Süyûtî’nin hayatına dair birçok eser kaleme almıştır. et-Tehaddüs’le ilgili doktora tezi hazırlayan Elisabeth Mary Sartain, Jalal al-Din al-Suyūti adlı eserinde Süyûtî’nin hayatını anlatmakta, ayrıca içerdiği notlar sebebiyle bu eser, et-Tehaddüs’ün doğru anlaşılması bakımından önem taşımaktadır. Bu eserin bazı kısımları Hasan Nûreddin tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 2002).

Sa‘dî Ebû Habîb’in Hayâtü Celâliddîn es-Süyûtî maa’l-ilm mine’l-mehdi ile’l-lahd adlı eseri (Dımaşk 1993) onun hayatını edebî açıdan anlatması yönüyle değerlidir.

Süyûtî’nin makameleri üzerinde yıllarca çalışan Semîr Mahmûd ed-Derûbî yirmi dokuz makameyi Şerhu Makamâti’s-Süyûtî adıyla şerhetmiştir (Beyrut 1989).
Ahmed el-Hâzindâr ve Muhammed İbrâhim eş-Şeybânî’nin hazırladığı Delîlü mahtûtâti’s-Süyûtî ve emâkinü vücûdihâ (Küveyt 1983), Süyûtî’nin eserlerinin hangi kütüphanelerde bulunduğunu gösteren en kapsamlı çalışmadır. Fakat bu eserin kaynak göstermede ilmî standarda uyulmaması, bazı kitap isimlerinin yanlış okunması, iki kitabın tek kitap gibi verilmesi, Süyûtî’nin fihristlerinin görülmeden hazırlanması ve Brockelmann’dan faydalanılmamış olması gibi kusurları vardır (Derûbî, MMLAÜr., XIII/56 [1999], s. 182).
Ahmed eş-Şerkavî İkbâl’in Mektebetü’l-Celâl es-Süyûtî adlı çalışması da (Rabat 1977) alfabetik olarak sıraladığı Süyûtî’nin eserleri hakkında önemli bilgiler vermesine rağmen onun kendi fihristleri görülmeden hazırlanmıştır (a.g.e., XXIII/56 [1999], s. 180).
Süyûtî’nin tefsir ilmindeki yeri hakkında, Muhammed Yûsuf eş-Şürbâcî’nin Tunus Zeytûne Üniversitesi’nde doktora tezi olarak hazırladığı el-İmâm es-Süyûtî ve cühûdühû fî ulûmi’l-Kurân adlı eseriyle (Dımaşk 2001) el-İtkan’ın kaynakları üzerine Olaf Tyllack’ın Die Quellen Des Itqân von Suyûtî (Münih 1952) ve Kenneth E. Nolin’in The ‘Itqan’ and Its Sources: A Study of ‘Al-Itqan fi Ulum Al-Quran’ by Jalal al-Din Al-Süyûtî with reference to ‘Al-Burhan fi Ulum Al-Quran’ by Badr al-Din Al-Zarkashi (Hartford 1968) isimli doktora tezleri burada zikredilmelidir.

Bedî‘ es-Seyyid el-Lahhâm’ın el-İmâmü’l-Hâfız Celâlüddîn es-Süyûtî ve cühûdühû fi’l-hadîs ve ulûmihî’si (Dımaşk 1994) Süyûtî’nin hadis ilmindeki yeri hakkında yapılan en kapsamlı çalışmalardan biridir.
Süyûtî’nin Arap dili alanındaki yerine dair önemli bir çalışma Ignaz Goldziher’e ait “Zur Charakteristik Gelâl ud-dîn us-Sujûtî’s und seiner literarischen Thätigkeit” başlıklı makaledir (Sitzungsberiche der Philosophisch-historischen Classe der Akademie der Wissenschaften, LXIX [Wien 1871], s. 7-28). Michael Barry tarafından İngilizce’ye çevrilen makaleyi J. O. Hunwick ilâve notlar ve düzeltmelerle “Ignaz Goldziher on al-Süyûtî” adıyla yayımlamıştır (MW, VII, [1978], s. 79-99).

Tâhir Süleyman Hammûde tarafından Süyûtî hakkında yakın dönemde yapılan bir çalışma, Celâlüddîn es-Süyûtî: Asruhû ve hayâtühû ve âsâruhû ve cühûdühû fi’d-dersi’l-luğavî adını taşımaktadır. Eser, Arap dünyasında Süyûtî hakkındaki ilk doktora tezi olup (1971) 1989’da Beyrut’ta neşredilmiştir. Mustafa Muhammed eş-Şek‘a’nın “Mevsûatü’d-dirâsâti’s-Süyûtiyye” serisinin ilk kitabı olarak neşredilen Celâlüddîn es-Süyûtî: Mesîretühü’l-ilmiyye ve mebâhisühü’l-luğaviyye’siyle (Kahire 1981) Abdülâl Sâlim Mekrem’in Celâlüddîn es-Süyûtî ve eseruhû fi’d-dirâsâti’l-luğaviyye adlı eseri de (Beyrut 1989) burada anılmalıdır.

Muhammed Celâl Şeref, Celâlüddîn es-Süyûtî: Menhecühû ve ârâühü’l-kelâmiyye’sinde (Beyrut, ts.) Süyûtî’nin mantık, kelâm ve akaide dair bazı görüşlerini incelemiştir.
Süyûtî’nin ölümünün 500. yıl dönümü münasebetiyle Ezher Üniversitesi ile ISESCO tarafından 3-5 Nisan 1993’te düzenlenen sempozyumun tebliğleri el-İmâm Celâlüddîn es-Süyûtî: Fakihen ve luğaviyyen ve muhaddisen ve müctehiden adıyla yayımlanmıştır (Beyrut 2001).
Ayrıca et-Türâsü’l-Arabî (XIII/51, Nisan 1994) ve Mecelletü Mecmai’l-luğati’l-Arabiyye bi-Dımaşk (LXVII/4, Ekim 1992) dergileri Süyûtî özel sayıları çıkarmıştır.

Süyûtî hakkında Türkiye’de gerçekleştirilen akademik çalışmaların sayısı çok azdır. 2008 yılı itibariyle Süyûtî’ye dair sadece bir doktora tezi yapılmış (Recep Aslan, 2007, Süyûtî’nin Hadis İlmindeki Yeri, AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), Süyûtî ile ilgili olarak çoğu edisyon kritik, tercüme ve eser tanıtımı türünden sekiz yüksek lisans tezi hazırlanmıştır: Mahmut Kavaklıoğlu (1989, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Mevlüt Karayılan (1994, AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Şahabettin Ergüven (1998, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Caner Akdemir (2000, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü); Ali Böcül (2005, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü); Murat Atasoy (2006, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü); Emel Keleş (2007, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Ahmet Canbek (2008, Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

husbands who cheat open dating for married men
click here read here why do married men cheat
click beautiful women cheat what makes husbands cheat

Dipnotlar

Hocaları    

H. Bilgi Kaynakları
http://www.davetci.com/d_biyografi/biyografi_csuyuti.htm
click here why men cheat on beautiful women why do married men cheat

Yazara Ait Ses Dosyaları
# Media Adı

Yazara Ait Videolar
# Media Adı

Yazara Ait Görsel Eserler
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 19.10.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...