Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 893 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Yazar Arama
Uzmanlık Alanları
............
Ahilik Kültürü Uzmanı
Akaid
Antropoloji
Arap Dili ve Belağatı
Arapça
Araştırmacı-Yazar
Arkeoloji
Asker
Astroloji
Astronomi
Atatürk İlkeleri
Beste
Bestekâr
Bibliyografya
Bilgi ve Belge Yönetimi
Bilim Tarihi
Biyografi
Bürokrat
Coğrafya Bilgini
Cumhuriyet Tarihi
Çeviri
Çocuk Edebiyatçısı
Deneme Yazarı
Deniz, Harita
Devlet Adamı
Dil Araştırmacısı
din
Din Bilimleri
Din Eğitimi
Din Felsefesi
Din Musikisi
Din Psikolojisi
Din Sosyolojisi
Dini Gruplar
Dinler Tarihi
Divan şiiri
Dramaturg
Ebru Sanatı
Edebiyat
Edebiyat Araştırmacısı
Edebiyat Tarihi
Eğitimci, Yazar
Ejiptoloji
Ekonomist
Eskiçağ Tarihi
Fars Dili Edebiyatı
Felsefe
Felsefe Tarihi
Felsefe ve Din Bilimleri
Fen İlimleri
Feraiz
Fıkıh
Filoloji
Fizik
Folklor Araştırmaları
Fotoğraf Sanatçısı
Fütüroloji
Gazeteci, yazar
Grafiker
Haberci
Hadis
Halk Bilimi
Halk Ozanı
Halk Şairi
Halkla İlişkiler
Hat Sanatı
Hekim ve fikir adamı
Hikâye ve Roman Yazarı
Hikâye Yazarı
Hititoloji
Hukuk
Hükümdar
İktisat
İlahiyat
İslam Bilimleri
İslam Felsefesi
İslâm Hukuku
İslam İktisadı
İslam Mezhepleri Tarihi
İslam Sanatı
İslam Tarihi
İslam Tarihi ve Sanatları
İslâmi Bilimler Araştırmacısı
İslami İlimler
İslam-Türk Medeniyeti Tarihi
Kelam
Kelam araştırmacısı
Kıraat ilimleri
Kimya
Kuran-ı Kerim
Kültür Araştırmacısı
Kürdistan Ehli Sünnet Alimi
Kütüphanecilik
Latin Dili ve Edebiyatı
Mantık
Matematik
Mevlevi Şeyhi
Mevlidhan
Mezhepler Tarihçisi
Mezhepler Tarihi
Mimarlık
Mitoloji
Mûsîki
Mutasavvıf, İslâm Bilgini
Müftü
Müzik
Müzikoloji
Nakkaş
Nesih
Nestalik
Nümizmatik
Ortaçağ Tarihi
Oryantalist
Osmanlı İdari ve İktisadi Tarihi
Osmanlı Müellifi
Osmanlı Tarihi
Oyun ve Roman Yazarı
Öykü Yazarı
Papaz
Politika
Psikoloji
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Resim
Sanat Tarihi
Sanatçı
Saz Şairi
Senarist
Ses Sanatçısı
Sihirbaz
Siyaset
Siyaset Adamı
Siyaset Bilimi
Sosyal Bilimler
Sosyal Psikoloji
Sosyolog
Sosyoloji
Sözlük
Sümerolog
Süryani Dili ve Edebiyatı
Şarkı Sözü Yazarı
Şiir
Şiir
T. E.
Tarih
Tarih ve Halkbilimi Araştırmacısı
Tasavvuf
Tefsir
Temel İslam Bilimleri
Teoloji
Tezhip Sanatı
Tezkire Yazarı
Tıb
Tiyatro
Toplumbilim Araştırmacısı
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Din Musikisi
Türk İslam Edebiyatı
Türk İslam Sanatları Tarihi
Türk Lehçeleri Araştırmacısı
Türkçe
Türkoloji
Yakınçağ Tarihi
Yakınçağ Tarihi ve İktisat Tarihi Araştırmacısı
Yeni Çağ Tarihi
Yönetmen

Görevler
......
Akademisyen
Allame
Arap din bilgini
Araştırmacı
Arkeolog
Arkeoloji
Arşiv uzmanı
Asker-Komutan
Ateşe (Din Hizmetleri)
Atom mühendisi
Avukat
Bakan
Bankacı
Başbakan
Başdanışman
Belediye Başkanı
Bestekâr
Bilim adamı
Bürokrat
Cemaat Lideri
Çevirmen
Danışman
Defterdar
Dekan
Dekan Yrd.
Dersiam
Devlet Adamı
Devlet Başkanı
Din Hizmetleri Müşaviri
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Din Psikolojisi
Dinî musiki
Diplomat
Divan Katibi
Divan Şairi
Diyanet İşleri Başkanı
Eczacı
Edebiyat Tarihçisi
Edebiyatçı
Editör
Ekonomist
el Ezher Şeyhi
Elçi/Sefir
Fakih
Filozof
Gazeteci
Halife
Hanende
Haremağası
Hatip
Hattat
Hekim
Hekimbaşı
Hoca
Hukukçu
Hükümdar
İlahiyatçı
İlim Adamı
İmam
İmar Müdürü
Jeolog
Kadı
Kadıasker
Kaptan-ı Derya
Karikatürist
Kâtip
Kaymakam
Kelâmcı
Kimya Müh.
Kur'an mütercimi
Kültür Bak. Dış İlişkiler Gnl Müd.Yard.
Kütüphaneci
Memur
Mesnevi Yorumcusu
Milletvekili
Milli Eğitim Müdürü
Mimar
Molla
Muallim
Muhabir
Muhaddis
Muhasebeci
Mutasarrıf
Mutasavvıf
Müctehid
Müderris
Müdür
Müezzin
Müfessir
Müftü
Müftü Yrd.
Mühendis
Mühürdar
Müşavir
Müzehhip
Müzikolog
Neyzen
Nümizmat
Okutman
Oryantalist
Osmanlı Müellifi
Öğretim Görevlisi
Öğretim Üyesi
Öğretmen
Padişah
Paşa
Pedagog
Pilot
Piskopos ( Hristiyan Din Adamı)
Psikolog
Redaktör
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Reisülküttab
Rektör
Ressam
Sadrazam
Sanat Tarihi
Seyyah (Gezgin)
Sinema
Siyasetçi
Sosyolog
Süryani Din Adamı
Şair
Şeyh
Şeyhülislam
Tabip/Doktor
Tarihçi
Tasavvuf Şeyhi
Tercüman
Teşrifatçı
Ulum-i Diniye
Vaiz
Vakanüvist
Vali
Veteriner
Veziriazam
Yargıç
Yazar


Gaspiralı İsmail

 Yazar Detayı Yazar No : Y- 1975  
Künyesi/Titri Lakabı Tabakası E-mail
18yy
Doğum Yeri Tarihi Ölüm Yeri Tarihi
Bahçesaray / Kırım 1851 Bahçesaray / Kırım 1914
Görev Aldığı Eğitim Kurumu Mezun Olduğu Eğitim Kurumu
   
Görevi Uzmanlık Alanı
Öğretmen, Araştırmacı-Yazar,
Bildiği Diller Mezhebi
Rusça,
       
Yazar No: 1975 Hit : 2430 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Şiirler Hikayeler Fetvalar
   Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları Tanıtım Makaleleri        

Yazarın Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın E-Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın Makaleleri
# Makaleler Adı

Yazarın Şiirleri

İSMAİL BEY GASPİRALI KİRİM
Buna "Yeşil ada" derler, yüce maali Çatırdag,
Bunın bir tarafı çöldir, bir tarafı bağca bag.
Kelir suvlar yaylalardan, ne güzeldir boyları,
Altûı aşlık tarlaları, kozulan koylan.
Öter kuşlar saba-akşam, olur yazda gülistan.
 Er ne taraf göz idersen altın aşlık, bag-bostan
Pek güzeldir abavası, yay ve cay, cay ve  yay
Şeerlernin eskileri - Karasuv, Bagçasaray.
Dopdolu edi halkımızla Yeşil ada bir zaman.
Az değildi yurtumızda Manla Batır, karaman.
Zeval keldi, yurt bozuldu, kaç ve köç aldav ile,
Gitti halklar, keldi yadlar başka al ve dil ile.
Unutmanız çocuklarım, Kırım sizin vatandır,
Saip olunuz bu vatana çalışıp edep ile.
Buna "Yeşil ada" derler, yüce maali Çatırdag.
Bunın bir tarafı çöldir, bir tarafı bagça bag
(Emel Dergisi, Sayı 191 Temmuz 1992 - s. 23)

women cheat on their husbands infidelity in marriage unfaithful wife

Yazarın Hikayeleri
Yazarın Fetvaları
# Fetva Başlık

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Hayat Hikayesi

Gaspiralı İsmail
İlköğrenimini doğduğu köyde ve Akmescit Jimnazında yaptı.
Ortaokulu Akmescit'te okudu. Veronej'deki Askeri Okul'dan nakledildiği Moskova Askeri Lisesinden ayrılarak Bahçesaray ve Yalta'da öğretmenlik yaptı.
Zincirli Medresesinde Rusça öğretti.
1971'de gittiği Paris'ten 1874'te İstanbul'a, 1975'te Kırım'a döndü.
Bahçesaray Belediye Başkanlığına seçildi (1878).
Usul-i Cedid mektebi açtı (1882).
Bahçesaray'da Tercüman-ı Ahval-i Zaman gazetesi (1883-1918) ile
Tonguç, Âlem-i Nisvan (Kadınlar Dünyası, 1902),
Kahkaha (mizah dergisi) dergilerini çakardı.
Türkistan, Mısır ve Hindistan'a giderek buralardaki Müslümanların eğitimi çalışmalarına katıldı. Rusya Türkleri'nin eğitimi ve birleşmesi yolunda hayatı boyunca mücadele etti. Zaman zaman gidip geldiği İstanbul'da dönemin aydınlarıyla tanıştı, lttihad ve Terakki yönetiminin âyân üyeliği teklifini geri çevirdi (1912).
Gaspiralı, büyük bir cesaret ve irade ile Usûl-i Cedid adını verdiği mektepte 1884'te usûl-ı savtiye (sesli harfler) esasına dayanan alfabeyi uyguladı.
Fanatik çevrelerin tepkileriyle karşılaştı. Yazılarında ve sohbetlerinde skolastik usûlü tenkidi medreselilerin hoşuna gitmedi.
Ailenin kadın ve erkeklerden kurulu bir topluluk olduğuna inanıyordu. Böylece, aslında Batı zihniyeti manasına gelen Usûl-i Cedid ocağında kızların da okumalarının şart olduğu kanâatini telkine çalıştı.
Prof. Niyazi Akı tarafından ilk İslamcı roman olarak nitelenen Dar'ür-Rahat Müslümanları adlı romanı, 2002'de sadeleştirilerek yayımlanan Molla Abbas'ın Avrupa Maceraları romanında bir bölüm olarak yer almıştır.
Bu bölüm ile diğer bölüm Frengistan Mektupları, başka eserleri gibi daha önce Tercüman-ı Ahval-i Zaman gazetesinde tefrika edilmişti.
Bu romanda, Taşkent'te ailesinden kalan mal varlığıyla yaşayan Molla Abbas'ın, yirmi iki yaşında iken bir gün malım mülkünü satarak, dünyayı dolaşma kararı almasını işler.
Kitabın sonuna kadar Molla Abbas birçok ülkeyi geziyor, yeni şeyler öğreniyor, birçok yeni hadiseyle karşı karşıya kalıyor.
Her yerde, her zaman ilim ve medeniyetin yükselmesini, Müslümanların geçmişini ve geleceğini düşünüp, tahlil ediyor.
"Yazılarındaki Üslupta zaman zaman sembolik tarzı seçerdi. Bu tarz herkes tarafından değil, meseleyi bilenlerce daha iyi anlaşılır." (Mustafa Kafalı)
"Bütün hayatı boyunca, hususiyle meşhur Tercüman gazetesinde 'Dilde, Fikirde, îşde Birlik' prensipini ortaya koymak suretiyle halkuun medenî bir seviyeye ulaşması için 35 yılını, hiçbir mükâfat beklemeden, seve seve harcayan terbiyeci, fikir ve dâva adamı, gazeteci, yazar ve şâir İsmail Gaspıralı yeni nesillerin örnek alacağı bir şahsiyettir.
"Doğmuşum Avaköy'de 1851'de
Mekânımdır Bahçesaray
Mezarım kim bilir nerde?
diyen büyük insana şöyle diyorum: Sen, Türk milletinin kalbindesin." (Şükrü Elçin)

ESERLERİ:


ROMAN:

  • Dâr'ür-Rahat Müslümanları
  • Yaki Acüib-i Diyâr-ı İslâm (Bahçesaray, 1909),
  • Molla Abbas'ın Avrupa Maceraları (Sadeleştirenler: Ercüment Dursun-Ercan Sakarya, 2002),
  • Kadınlar Ülkesi,
  • Arslan Kız,
  • Gündoğdu.

DİĞER ESERLERİ:

  • Rusya müslümanları (Rusça, 1881),
  • Mirât-ı Cedîd (Bahçesaray, 1882),
  • Avrupa Medeniyetine Bir Nazar-ı Muvazene (1885),
  • Hace-i Sıbyân (1893),
  • Atlaslı Cihannâme (1894),
  • Mekteb ve Usül’ü Cedid Nedir (Bahçesaray, ı«Q4),
  • Türkistan 'Uleması (1900),
  • Nasihat-ı Tıbbiye (1901),
  • Beden-i İnsan (1901),
  • Yunan Hükemasi (1901),
  • Usül-i Edep (1901),
  • Memalik-i İran (1901).
  • Meşhur Payı-tahtlar (1901),
  • Tashih-i akaidi İslamiyye (1901),
  • Zoraki Tabib (1901),
  • İki Sarayda Bir Gece (1906).


İSMAİL GASPİRALI LİSÂN MES'ELESİ
İzmir'de "izmir" namında neşr olunan yeni ve güzel  gazetenin bir nüshasında "umûm-ı üdebâmıza bir ihtar" ser levhasıyla bir bent okuduk.
Türk, "Arap, 'Acem' lisân-ı edebîlerinin hey'et-i mecmu'asından mürekkep enmüzec-i bediî" olan Osmanlı lisânının kısm-ı edebîsini nazar-ı tedkîkden geçirecek olur isek en evvel nazar-ı dikkatimizi tenâfür bahsi celp eder ki o bahisde de üdebâmızın isti'mâllerini şiddetle men' etmekte oldukları "istasyon, konsültasyon, sikovastra, kart dö vizit, vapur, şimendöfer, kongre, konferans" gibi soğuk ve mütenâfir kelimeler, görür ve şu hâlin gitgide tekessür ederek lisânımızın teferrukuna bâ'is olacağını anlarız.
Dünyâda insanların her türlü menâfi'ine mâni' olan şey'i neşet-i lisân maddesinden ibaret olup bir kavmin bâ'is-i terakkisi olan şey'i de o kavmin efradının his ve lisânda ittihadlandır." demişler. Pek doğru söylemişler.
Bugün Araplarda Fransız ve İngiliz ve sâ'ir lisânlardan kendi lisânlarına karışmak isteyen kelimeleri derakab yakalayıp mukabillerim bulup lisânlarından tard ediyorlar, "vapur"u görür görmez "bahre" nâmını veriyorlar. "Kart dövizit'i işitir işitmez batakate'z-ziyâre nâmmı çıkarıyorlar.
Şimdi bunu biz de yapmalıyız. Hatta şimdiye kadar yapmadığımız kabahattir.
İşte biz bugün üdebâmızı bu hizmet-i lisâniyeye da'vet ediyoruz.
Bu da pek doğrudur ve davet de güzel davettir.
Osmanlı lisânını sadeleştirmek aslı "Türkî" olan bu lisânı oldukça "Türkleştirmek" demektir; bundan matlap ise edebiyattan milleti yani Türkleri müstefid etmektir.
Garp dillerinden dilimize karışmak isteyen kelimelerin mukabilini bulup kullanmak ve mukabilini bulamayıp kabul ettiklerimizi kavâid ve tabîat-ı Türkiye tabîk edip kullanmak lâzım geldiği gibi Arap'tan, Fars'tan kabul ettiklerimizi dahi böyle etmelidir.
Türkçesi bulunan bir kelime yerine diğer bir lisânın kelimesini istimâl etmek cinâyet-i edebiyedir.
Lisân en ibtidâ' "kavmi" olmalıdır ki herkes anlayabilsin. Lisânın yaraşığını letafetini ikinci derecede tutmalıdır. Bu hakikati ben demiyorum hâl ile "Türkler" söylüyorlar.
Mizân-ı edebiyeden beş paralık kıymeti olmayan bilmem nerede basılıp çıkan "Âşık Garip'ler, "Şah İsma'il'ler, "Köroğlu"lar, "Kerem"ler Edirne'den Bursa'dan başlayıp ta Azerbaycan, Horasan ve Kaşgar Türklerine kadar münteşir olduğu hâlde malum edebîlerin yazdıkları eserler; o meşhur şâ'irlerin "idi" ile "dedden mâ'ada Türkçesi olmayan ateşli şiirleri Türklere kapalı kalıyor!
Diyorlar ki Türk lisânında nâzik ahvâl ve hissiyât-ı ruhaniye ifadesine lâzım kelimeler bulunmuyor; binâenaleyh terkîb-i 'Arabî ve Farisî olmadıkça lisân da lisân olmuyor.
Belki böyledir, ama hâlâ bu zamana kadar Türk diline mahsûs bir lügatimiz olmadığı hâlde bu kadar kestirici bir hüküm etmeye hakkımız yoktur zannederim; Türkçe'yi mükemmel bilen kimdir?
Türkçesi bulunmadı da onun için mi "demir yola" "şimendöfer" denilmek âdet edildi? Türk dili aranılır ise; tahsili lâzım görülür ise şimdi zann olunduğundan ziyâde zengin olduğu anlaşılır ümidindeyim.
Türk dili Türkçe olmalıdır; Osmanlılar ise âl-i Osman devletine mensup akvama hâkim olan Osmanlı Türkleridir.
"Servet-i Finun" gazetesinin 680. inci numarasında A. Nadir beyin şâyân-ı dikkat musâhabe-i edebiyesi derc edilmiştir. "Ma'ârif-i edebiyemize hizmet için ne yapmalıyız?" sualini edip cevâp vermeye çalışıyorlar, fakat yazdıkları güzel mülâhazalar "Ne yazmalıyız"dan ziyâde "Nasıl yazmalıyız" su'âline daha muvafıktır zannederiz.
Ne yazmalıyız? suâline cevaben akvâm-ı Osmaniye'nin ve bahusûs 'Osmanlı Türklerinin malûmâtını tevesü', efkârını işlek ve 'âlî edecek şeyler yazmalıyız ve nasıl yazmalıyız? Su'âl ekseriyetin okup anlayabileceği bir tarzda ya'ni sade olarak yazmalıyız desek olmaz mı 'acaba?
A. Nâdir bey böyle zannetmiyor. Lisân-ı Osmaniye'yi sadeleştirmek nerede kaldı ki öz Türkiye ile şiir söylemek mümkün olamaz.... "Çünki lisânımız Türkçe değil, "Osmânlıcadır." diyor.
Hîç işitmediğimiz bir şey bu idi, işittik.
Şinâsi'den evvel yazı yazan 'Osmanlı Türkleri bugün de herkesçe kullanılan "Osmânlıca"yı ve meselâ Şemseddiıı Sami beyin ve Ahmed Midhat efendinin "sade" dil ile yazdıkları edebî ve fennî makaleleri görseler Osmanlıca'dır demezler idi.
Tamâm bunlar gibi zamanımızda dahi "kûre-i kalemiye"ye tâbi" olanların "Türkçe güzel şiir yazılmaz" "terkîb-i' Arabîsiz ve Farisîsiz lisanımız dönmez." zannettikleri tabî'îdir.
Şîve-i 'Osmâniyeyi sadeleştirmek lisân-ı Türkî'yi ilerletmek mes'elesinin ehemmiyet-i edebîyesinden mâ'ada daha büyük ehemmiyet-i siyâsiyesi vardır.
Yazının yalnız güzelliği aranılmamak daha ziyâde "umûmî"liği matlap edilmelidir.En eski Osmanlı olan 'Türklerden" mâ'ada devlet-i' Osmâniyeye tâbi' bunca akvâm-ı sâire vardır ki bunların lisân-ı hâkimeyi tahsilleri farzdır, halbuki bu farzın edası için uzun senelerce Arabistan çöllerinde ve Iran gül bağ çelerinde dolanmak lâzım olur ise iş bozulur. (Tercüman, 14 R. Ahir 1314/11 Ağustos 1896, sayı: 31-1)

İSMAİL GASPIRALI BEY'İN EDEBÎ TENKİTLERİ: 1
Yavuz Akpınar
Fikir tarihimizdeki yeri ve önemi sebebiyle Gaspındı İsmail Bey'in siyasî görüşlerinden, ideallerinden sık sık söz edilir. Hakkında yapılan az sayıdaki ciddî araştırmada da genellikle onun bu tarafları ele alınmıştır.
 Şimdiye kadar ismail Bey'in edebî eserleri üzerinde dikkate değer bir araştırma yapılmamış bu konuda hangi eserlerinin bulunduğu dahi tam olarak tesbit edilememiştir. Dolayısıyla İsmail Bey'in edebî tenkit konusundaki seri yazıları bulunduğu da şimdiye kadar kimsenin dikkatini çekmemiştir. Sadece onun Darü'r-rahat Yaki Acaib-i Diyar-ı İslam, Gündoğdu, Gülcemal Bikeç, Bağdad Hatun, Arslan Kız gibi roman ve hikâyeleri bulunduğu hakkında çok kısa bilgiler verilmiştir.
Aslında İsmail Bey'in edebî faaliyetinin de diğer faaliyetlerinin de gereği gibi tesbit edilebilmesi için Türkiye'de tam bir koleksiyonu bulunmayan-ölümüne kadar neşredilmiş- 31 yıllık Tercüman gazetesinin dikkatli bir şekilde taranması gerekmektedir.
Biz bir müddetten beri İsmail Gaspıralı'ya ait eserleri, yazdan derleyip yayma hazırlamakla meşgulüz. Bunun için Türkiye'nin çeşitli kütüphanelerindeki Tercüman gazetesi koleksiyonlarını tanyoruz.
Erzurum'da Atatürk Üniversitesi'ndeki Seyfettin özeğe Kütüphanesinde bulunan 1895-1897 yıllarına ait bazı sayıları eksik Tercüman gazetesini incelerken İsmail Bey'in 17 Sentyabr 1895'" [20 Eylül 1895] tarihinden itibaren düzenli denilebilecek bir şekilde tenkit konusunda seri yazılar yayınlamış olduğunu gördük.
Bu yazılar dikkatli bir şekilde gözden geçirildiğinde, İsmail Bey'in daha önce edebî tenkid hakkında nazarî görüşlerini konu alan yazılar yazmadığı düşünülebilir. Çünkü o, hemen hemen bütün yazılarında eğer daha önce aynı konuda bir yazı yazmışsa, yazısının başında bunu  ısrarla belirtmekte, hatta bazen daha önce yazdıklarını kısaca özetlemektedir.
Böylece okuyucunun o konuyu daha rahat takip etmesine imkân verme alışkanlığına sahiptir. Tercüman'da bunun Örneği çoktur. Buna dayanarak 1895'ten önce büyük bir ihtimalle edebî tenkit konusundaki düşüncelerini yazıya dökmediğini tahmin edebiliriz, ama 1897'den sonra bu konuda yazmağa devam edip etmediği hakkında şimdilik bir şey söylenemez, Tercüman'm taranması gerekmektedir.
Bu yazılar o dönemde haftalık olarak çıkan Tercüman gazetesinin tek varaktan iki sahifeden ibaret "İlâve" adlı ve daha çok kültürel içerikli yazıların yer aldığı ekinde yayınlanmıştır. Gazetenin bazı sayılarında "İlâve" üzerinde sayı ve sahife kaydı var, üstelik bazı ilâvelerde bu sahife kaydı düzenli olarak birbirini takip ediyor.
Ne yazık ki, bazı sayfalarında bunun tam tersi olarak sayı ve sahife kaydına rastlanmıyor. Dolayısıyla gazete ciltlenirken, dikkatsizlik sebebiyle bazı "İlâve"ler rastgele bir sayı içerisine yerleştirilmişse bu durumda o "İlâve"lerin hangi tarihte çıktığı ve hangi sayılara ait oldukları tam olarak tesbit edilemiyor.
"İlâve"lerde dikkati çeken bir husus da Gaspıralı İsmail Bey'in özellikle hikâye tarzında yazdığı eserlerde "Abbas Fransevî" veya "Molla Abbas Fransevî" imzasını düzenli olarak kullanmış olmasıdır.
Hâlbuki Nadir Devlet hariç diğer araştırmacılann hiçbiri bu imzanın Gaspıralı tarafından kullanıldığını belirtmiyorlar. Nitekim bütün güvenilir kaynaklarda Gaspıralı'ya ait olduğu açıkça belirtilen Arslan Kız ve Darü'r-rahat, "İlâve"de bu takma adla yayınlanmıştır.
Bu durumda ileride genişçe açıklayacağımız gibi "Molla Abbas Fransevî" imzasının Gaspıralı'ya ait olduğu kesinlik kazanıyor. 1895-1897 yılma ait sayılarda onun "Molla Abbas Fransevî" takma adıyla daha başka hikâye ve yazılanmn da yer aldığını tesbit etmiş bulunuyoruz.
(Eu Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, IX, 1998 s. 87-115)


İSMAİL GASPİRALI FRENGİSTAN MEKTUPLARI
Ah, ah kardeşlerim! Başımın karayazıları! Kaderde ne yazılıysa başa gelecektir! Çok yer gezdim, çok şey gördüm! Hem benim yazgım ayrıca yazılmış!
Genç bir Müslüman, Sağlık varlık sahibi olduğu halde Hicaz ve Mukaddes Beldelere gitmezse feleğin hükmünce gözünü açıp kendini Frengistan'da görür! Bu, hayret edilecek olaylarla dolu garip ülkelerde, yabancılar arasında, boğulacak hallere geldim. Neyleyeyim! Alın yazısı, buna da şükür! (...)
Sabah erkenden Viyana'ya vardık. Viyanalılar yeni kalkmış dükkanlarını açıyorlardı. Güzel bir faytona binip, eşyalarımızı yükledik ve otele gittik. Viyana'nın yolları, pazarları pek büyük değilse de, güzel döşenmiş ve gayet temiz olup iki tarafı dağ gibi güzel görünümlü binalarla çevrilmiş olduğundan, şehir çok güzel görünüyor. Taşkent'in küçük küçük binalarını, evlerini hatırladıkça buralara imreniyorum.
Viyana'da Kayzer Oteli'ne yerleştik. Arabamız otelin önüne geldiğinde gayet iyi giyimli, üzerinde süslü, gümüşten, parlak sırmalar olan biri yanımıza kadar gelip bize hizmet etti. Elbise sine bakarak bu kişinin önemli bir insan olduğuna, beylerden ya da vezirlerden birisi olduğuna kanaat getirdim, iltifat ettim. Adam eşyalarımızı yüklenerek içeri götürdü.
Maşallah, dedim. Ne güzel, terbiyeli insanlarmış. Ama daha sonra anladım ki, bu adam vezir ya da bey değil adi bir hizmetçiymiş. Frenklerde böyle ilginç âdetler çok. Hizmetçileri beyler, paşalar gibi giydiriyorlar. Böyle adet olur mu? Frengistan'da oluyor işte. Bunların birçok âdetleri bize terstir. Mesela, bunlarda kadınlar erkeklerin elini öpmüyor, erkekler kadınların elini öpüyor. Yaldızlı, süslü elbiseleri beyler değil hizmetçiler giyiyor. Kendileri de suçlu in sanlar gibi simsiyah elbiselerle geziyorlar. (...)


 

open go how many guys cheat
click here website why do married men cheat
link how many women cheat on husbands why do wifes cheat

Dipnotlar

Hocaları    

Öğrencileri    

H. Bilgi Kaynakları
Niyazi Akı / Çağdaş Türk Tiyatrosuna Toplu Bakış / 1923-1967 (1968), Şükrü Elçin / www.ismailgaspirali. org (1991), Hakan Kırımlı / TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 13, 1996), Ertuğrul Yaman / Türkiye'deki Türk Dünyası (A. K. Bolaç - A. Esatoğlu ile, 1998), Ali İhsan Kolcu / İsmail Gaspıralı Albümü (1999), Prof. Dr. Mustafa Kafalı / İsmail Gaspıralı'nın Yayımcılığı ve Gazeteciliği (Türk Kültürü, Mayıs-Haziran 1999), Aslı Örnek / Molla Abbas'ın Avrupa Maceraları (Radikal Kitap, 29.9.2002), Molla Abbas'ın Avrupa Maceraları (Cumhuriyet Kitap, 31.1

Yazara Ait Ses Dosyaları
# Media Adı

Yazara Ait Videolar
# Media Adı

Yazara Ait Görsel Eserler
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nalan Sert / 12.2.2008



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...