Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 892 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Kilis

 Şehir Detayı Şehir No : S- 52  
Diğer Adları Ülke
Kilizi, Killia, Killiz, Ciliza sive Urmagiganti   Türkiye  
Kurucusu Kuruluş Tarihi
  M.Ö. 3500-3000 
   
Şehir No: S-52 Hit : 5505
Hata Bildirimi Tavsiye Et

Özeti
google map link için tıklayın 
women cheat on their husbands infidelity in marriage unfaithful wife

Hakkında Bilgi

Kilis

 

Akdeniz Bölgesinden Güney Doğu Anadolu Bölgesine geçiş alanında ve Suriye ile komşu bir sınır kentidir.

Çivi yazısı ile yazılmış bir Asur betiğinde "Ki-li-zi" yerleşiminden söz edilmekte, buranın da bugünkü "Kilis" olduğu görüşü oldukça yaygındır.

Martin Hartman eski Kilis yerleşiminin bugünkü Kilis kent merkezinin güneydoğusunda "Tarzimehan" yöresi olduğunu belirtir.

Richard Kiepert de eski Kilis'i, bugünkü yerleşimin 3 kilometre güneybatısındaki "İlizi Bahçesi (İllizi Baghtshesi) olarak  gösterir.

Roma İmparatorluğu kaynaklarında "Ciliza sive Urmagiganti" sözüyle geçen yöre, Yakut'un Mu'cemü'l-büldun ve Halil bin Şahin Ez-Zahiri'nin Zübdetü Keşfi'l-Memalik adlı yapıtında Azaz'a bağlı bir köy olarak belirtilmiştir.

1519 tarihli Osmanlı Devleti Tahrir Defteri'nde de kentin adı "Killiz" biçiminde yazılmıştır.    

Padişah Kanuni Sultan Süleyman döneminde Canbolat Bey'e ocaklık verilen Kilis, yaklaşık 1500 kişinin yaşadığı, altı mahalle (Kana, Kıbeliye ,Çukurfasl, Hacıgökçe / Meşhedler, Kızılca, Sübbad)  ve 314 haneden oluşan "nefs" statüsünde bir yerleşim birimiydi.

1519 tarihli Tahrir Defteri kayıtlarına göre Halep eyaletinin merkez sancağı olan Kilis'te altı mahalle (Kana, Kıbeliye ,Meşata / Çalcıyan ,Kızılca, Sübbad) 576 hane bulunmaktaydı. 49 Hıristiyan olmak üzere 3500 kişinin yaşadığı bu kasabada (nefs) altı ayrı yerde "Cuma (Cuma Namazı)" kılınırdı.

Ayn Ali Efendi Kavanin-i Al-i Osman adlı çalışmasında Kilis'in, XVII. Yüzyılda Halep eyaletine bağlı livalardan birinin merkezi  olduğunu; Katip Çelebi de, Cihannüma adlı yapıtında bu görüşe katıldığını ve yörenin "valide sultanlara has" olarak verildiğini belirtir.

Kilis'i uzun uzun anlatan Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde kentin harap durumundaki kalesinden;  sekiz kapılı (bu kapıların adları: Büyük Tedribe, Küçük Tedribe, Ayn Tedribesi, Akharan Tedribesi, Alçak Tedribe, Çulha Tedribesi ,Yusuf Çelebi Tedribesi) surlarından ve 30 camisinden söz ederek; burada beş mahalle bulunduğunu 4660 insan yaşadığını anlatır.

Vitali Cuinet XIX. Yüzyılın sonlarında Kilis'in sanayi, ticaret ve kültür kenti olduğunu vurgulayarak; kentte 15.000 Türk olmak üzere 20.000 kişi yaşadığını, 47 cami, 12 mescit, 24 medrese, 3 kilise, beş hamam, 740 dükkan, 7 han, 11 fırın, 120 kumaş işliği, 15 kıraathane (kahvehane), 1 eczane ve  4100 hane bulunduğunu anlatır. 

Evliya Çelebi’nin Gözüyle;

Kilis tarihi deyince akla ilk gelen kaynak, Evliya Çelebi'nin seyahatnamesidir. Bu eserde Kilis hakkında şu bilgilere rastlıyoruz; Kilis Halep'in batısındadır, bir kalesi vardır.( Bugün belirtilen bu kaleden en ufak bir ize rastlamıyoruz.) Kilis ve Azez sancak olup, Valide Sultan' ın hasıdır. Yine Evliya Çelebi eserinden, şehrin dört tarafı kale şeklinde yüksek duvarlarla çevrili olduğunu yazar, bu duvarlar kerpiçten yapılmıştır.

Şehre sekiz kapıdan girilir. Bu kapılar demirli değildir. Kalenin önünde hendekler yoktur. Şehrin (5) beş mahalle, (4.660) dörbinaltıyüzaltmış evden ibaret olup, nüfusunun 24.000 olduğunu yazar. Bu bilgilerin 1648 yılında yazıldığını düşünecek olursak Kilis' in çok eski bir yerleşim ve büyük bir şehir olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Canbolatoğlu Camiinden övgü ile söz edilerek bunun güzellik ve ihtişamda Arabistan' da ki benzerliklerinden geri kalmadığını yazar. Sonra diğer camilerden övgü ile söz edip Han ve hamamların özelliklerini yazar.

Kilis doğası ve yerleşmeye elverişli coğrafyası nedeniyle tarihsel süreç içerisinde pek çok kavme (Babil, Hitit, Huri-Mitanni, Arami,Asur, Pers, Makedonya, Roma Bizans, Selçuklu, Memluk/ Kölemen,Osmanlı) ev sahipliği yapmıştır.

Kent merkezinin 5 km kadar güneydoğusundaki Oylum Höyük'te sürdürülen arkeolojik kazı çalışması sonuçlarına göre, yörenin tarihi Geç Kalkolitik Çağa (M.Ö. 3500-3000)  kadar dayanmaktadır.

Ele geçen Hitit kaynaklarına göre M.Ö. 1460'lı yıllarda Halep Krallığı'na bağlı olan yöre Hitit kralı II. Hattuşaş döneminde (M.Ö. 1420-1400) Halep ile birlikte Hitit egemenliğinden çıktıysa da, kral II. Suppililuma'nın (M.Ö. 1190-1180) Suriye seferinde tekrar Hitit İmparatorluğu'na bağlandı.

M.Ö. 1200 tarihinde Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra önce Aramilerin (M.Ö. XIII. Yüzyıl-VI. Yüzyıl),  M.Ö. 1100'de de kral II. Tiglat-Pileser  döneminde Asurların eline geçen yöre, önce Pers kralı Darius'un batıya (M.Ö. 521-485), sonraki yıllarda da Makedonya kralı Büyük İskender'in  (M.Ö. 336-323) doğuya yayılma politikaları çerçevesinde, bu uygarlıkların sınırları içersinde kalmıştır.

Büyük İskender'in ölümünden sonra (M.Ö. 323) yaklaşık 227 yıl Selevkosların / Selefkiler (M.Ö. 281-64) egemenliği altında kalan Kilis ve yöresi M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluğu'na bağlandı ve adı Ciliza sive Urmagiganti oldu.

Roma İmparatorluğu'nun  395 yılında ikiye ayrılması sonucu Doğu Roma  dolayısıyla Bizans toprakları içinde kaldı ve Halep'le birlikte Bizans İmparatorluğu'nun Suriye Theması'na bağlandı.
Halife Hz.Ömer zamanında 636 yılında Ebu Ubeyde Bin Cerrah (Ebu Ubeydet-ibn-il Cerrah) tarafından İslam topraklarına  katılarak,  sınır bölgesi  kentlerinden biri oldu. 

V.Yüzyıldan sonra eski önemini yitiren Kilis ve yöresi, XI.Yüzyıla kadar Hıristiyan Bizansla Müslüman Araplar arasında sürekli el değiştirdi.

Bu süreçte Müslümanlığı kabul eden kimi Türk kavim ve boyları (özellikle Horasan, Türkistan kökenli Oğuzlar), Abbasiler'in denetimine girerek; "Sügur (sınırlar, düşman ağzı olan yerler)", "Avasım (sınır kentleri)" ya da "Uç  Bölgesi" adı verilen yörelerde, bölgelerde iskan edildiler.
"Şam Ucu" adıyla bilinen Kilis ve yöresine (A'zaz/Azez,Kuros,Anazarba,Ravanda) de savaşçı, dizdar (kale,sınır bekçisi), der-bend ağası (sınır, karakol bekçisi), murabıt  (ibadetine düşkün kişi, şeyh, derviş), zahid (dindar,sofu)  gibi nitelikleri taşıyan Türk boyları yerleştirildi.

985 yılında tekrar Bizans egemenliğine giren bölge, XI. Yüzyılda Haçlı Ordularınca istila edildi ve Urfa Haçlı Kontluğu'na bağlandı.

1124 yılında Artuklu (1101-1231) ve  Eyyübi (1171-1348) egemenliklerinden sonra bölgeyi eline geçiren Kölemenler (Memluk Devleti,1250-1516); Anazarba, Azez, Kilis ve Ravanda kalelerini onardı; bugünkü Kilis kent merkezinin bulunduğu yeri, alışveriş / ticaret merkezi yaptı.

266 yıl süren bu egemenliğe Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, 24. Ağustos 1516 yılında Mercidabık' ta (bugünkü Yavuzlu yöresi)  Memluk ordusunu yenerek, son verdi ve bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı.

Genel olarak tarımsal karakterin ağırlıklı olduğu Kilis ili ve çevresinde sanayi sektörü de tarıma dayalı bir gelişme göstermiştir. Dolayısıyla İl sanayisinin en belirgin özelliği tarımsal ve hayvansal kaynak potansiyeline yönelik olmasıdır. Nitekim il tarımında önemli bir yer tutan zeytin, üzüm ve buğday ürünleri aynı zamanda imalat sanayinde pekmez, alkol, zeytinyağı, un ve bulgur üretim tesislerinde girdi olarak kullanılmaktadır. Bu tarım ürünlerinden özellikle üzüm ve zeytin, ile katma değer kazandıran iki önemli ürün grubu oluşturmaktadır.

 

husbands who cheat website dating for married men

Kütüphaneleri

Yazarları
1.Metin Akis # -

Bu şehirde kayıtlı üyeler
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 26.12.2008



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...