Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2195 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 891 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Segedin

 Şehir Detayı Şehir No : S- 177  
Diğer Adları Ülke
Szeged,Segedin   Macaristan  
Kurucusu Kuruluş Tarihi
   
   
Şehir No: S-177 Hit : 1681
Hata Bildirimi Tavsiye Et

Özeti

Hakkında Bilgi

Segedin

Macaristan’da tarihî bir şehir.
Macarca Szeged, Latince Segedin şeklinde anılan şehir Tisza ve Maros (Mureş) ırmaklarının birleştiği yerde Macaristan, Romanya, Sırbistan sınırı yakınında yer alır. Macaristan’ın dördüncü büyük şehri olup (2001 sayımına göre 168.271 kişi) Csongrâd ilinin merkezidir. Bulunduğu topraklar Paleolitik çağdan beri bir yerleşim yeridir. Arkeolojik bulgulara göre Macarlar’m yerleşmesinden önce şehir dolayında İskitler, Keltler, Germenler, Hunlar ve Avarlar yaşamıştır. Romalılar çağında Maros ırmağının kıyısında Partiskon adlı bir ileri karakolun varlığı tesbit edilmişse de şehrin Macarlar’ın gelişinden sonra kurulduğu belirtilir. Yazılı belgelerde adı ilk defa 1183 yılında Cegeddin biçiminde geçer. Ortaçağ boyunca üç yerleşim biriminden oluşuyordu; bunlar Szeged, Alszeged (aşağı Szeged) ve Felszeged (yukarı Szeged) idi (bu üç bölge 1469’da birleşmiştir). Moğol saldırısı sırasında (1241) şehrin çevresinde henüz bir
İlk baştaki sekiz sesli bir dizi ile gösterilebilen segâh makamı, güçlüsünün üçüncü derece olması ve çok çeşnili bir yapıya sahip bulunması sebebiyle birleşik bir makamdır.
Segâh makamının seyrine durak, durak civarından veya pest taraftaki genişlemiş bölgenin seslerinden başlanabilir. Makamı meydana getiren değişik çeşni ve dizilerde karışık gezinilip nevâ perdesinde yarım karar yapılır. Bu arada bütün seyir boyunca gerekli asma kararlarda kalışlar yapılır. Nihayet yine karışık gezinilerek ve gerekiyorsa pest taraftaki genişlemiş bölgede  sur yoktu, ancak yanında taştan yapılmış bir kale vardı. Kalenin güneyinde Palânk adı verilen bir ön kale (palanka) uzanıyordu. Moğol istilâsının ardından Kral IV. Bela şehri yeniden iskân etti. Burada Ortaçağ boyunca önemli dinî kuruluşlar, kiliseler ve tarikatlar oluştu. 1405’te Segedin Kalesi ve palankası güçlendirildi; o tarihten sonra Osmanlılar’a karşı yapılan seferler buradan başladı. Varna Savaşı'ndan önce II. Murad’ın elçilerinin Segedin'e gelip kral tarafından kabul edildiği ve 1444 Temmuzu sonlarında burada antlaşma yapıldığı belirtilir (bazı tarihçilere göre antlaşma Nagyvârad'da tasdik edilmiştir). 860’ta (1456) Fâtih Sultan Mehmed. Belgrad'ı kuşattığında Jânos Hunyadi’nin ve Ciovanni de Capestrano’- nun yönettiği hıristiyan yardım ordusu burada örgütlenmişti. Kral II. Ulâszlö şehre “özgür krallık kenti" (civitas libera regia) rütbesi verdi. Ekonomisinin canlanması İtalya’ya yönelik sığır ticaretinin önemli bir merkezi olması üzerine XV. yüzyılın sonlarında başladı. Zengin Segedinli tüccarlar ve sığır yetiştiricileri, Macar Krallığı’- nm o zamanki en iyi şarap üretiminin yapıldığı Srem’de (Szeremseg |Srem|) üzüm bağları satın almış ve şarabı ticarî amaçla Segedin'e göndermişlerdir.
1526’da Macar Kralı II. Lajos, Kanûnî Sultan Süleyman ile çarpışmaya hazırlanırken Erdel Voyvodası Jânos Szapolyai’yi yardıma çağırdı, fakat voyvoda savaşa yetişemedi ve birlikleri Segedin dolayında karargâh kurdu. Mohaç zaferinin ardından Bu- din’den (Buda) geri dönen Osmanlı birliklerinin bir kolu Sadrazam İbrâhim Paşa yönetiminde şehri yağmaladı. Macar Krallı- ğı’nın güney sınırının yanında oturan Sırp kökenli asker köylüler köylerinin Osman- lılar’ın eline geçmesi üzerine daha kuzeye kaçtılar ve Kral Jânos Szapolyai’nin hizmetine girdiler. Kral onları Segedin’in güneyine düşen yerleşim bölgelerine yerleştirdi; bu durum bölgenin Macar toprak ağalarıyla aralarında sorun çıkmasına yol açtı. Sırp ordusunun kumandanı olan Cer- ni Jovan bölgede egemenliği üstlendi ve kendini çar ilân etti. Szapolyai’den yana olan beylerle arasındaki anlaşmazlık yüzünden Habsburglar’ın tarafına geçti. Üzerine gönderilen üçüncü orduya yenilince Segedin’e kaçtı, orada yaralandı ve bir sü-re sonra kendini izleyen Bâlint Török’ün eline düşerek öldürüldü (1527). Şehir 1530- 1541 yılları arasında Jânos Szapolyai’nin egemenliği altındaydı. Budin’de 948’de (1541) Osmanlı idaresinin tam olarak kurulmasının ardından Segedin ileri gelenleri 1. Ferdinand’ın hâkimiyetini benimsediler ve silâhlı savunma yapmak için hazırlandılar. Bunun üzerine Budin Beylerbeyi Küçük Bâlî Paşa 1543 başlarında şehrin yöneticilerini yanına çağırdı ve ihanet ettikleri gerekçesiyle başlarını vurdurdu. Daha sonra Segedin’i ele geçirmek için birlikler gönderdi. Bu arada Segedin livâsı teşkil edildi ve ilk sancak beyliğine Küçük Bâlî Paşa'nın oğlu Derviş Bey tayin edildi. Bu livâ başlangıçta Tuna-Tisza (Tisa) arasına düşen bütün bölgeyi kapsıyordu. Segedin Kalesi kötü durumda olduğu için Osman- lılar'ın ilk işi kaleyi yenilemek oldu ve bu-nun masrafları hazine gelirlerinden karşılandı. 951 Zilkadesinde (Ocak 1545) Segedin sancak beyliğine getirilen Mihaloğlu Yahyâ Bey oğlu Hızır Bey'in 954 Zilkadesine (Aralık 1547) kadar süren idareciliği döneminde şehirde bazı problemler çıktı. Şehir kadısı çan çalınmasını yasaklayıp bazı dinî ve cezaî işlere müdahale etmek isteyince huzursuzluk baş gösterdi ve kadı yeni hukukî uygulamaları tedricî şekilde yapması konusunda uyarıldı.
1541'den beri Osmanlı vesayeti altında bulunan Erdel’in I. Ferdinand'm birliklerince 1551'de işgali üzerine Segedin’in de geri alınması planları yapıldı. Bunun gerçekleştirilmesi işiyle eski Segedin yargıcı haydut (hajdü) kumandanı Mihâly Töth ve İspanyol kumandanı Bernando de Aldana görevlendirildi. Macar haydutları gizlice palanka arazisine girdiler ve kaleye ulaşmayı denediler, ancak Türk muhafızları bunu engelledi (24 Safer 959 / 20 Şubat 1552), Ardından Macar ve İspanyol birlikleri gelip şehri kuşattı. Kuşatmanın ilerlememe- sinin sebebi sur yıkan toplarının kalenin eteğine getirilememesiydi. Saldırganlar kuşatma için beklerken Segedinli Türk ve Macar tüccarlarının depolarını yağmaladılar. Budin Beylerbeyi Hadım Ali Paşa'nın olayla ilgili raporuna göre Mihaly Töth 2000 piyade ile gece Tisza’yı geçip iç parkanın bir köşesini yıkmış ve buradaki beşli denilen muhafızlarla sivil müslümanlardan 300 kişiyi öldürmüştü (TSMA, Emanet Hâzinesi, nr. 1098). Hadım Ali Paşa hızlı bir yürüyüşle şehrin önlerine geldi ve yapılan çarpışmada hıristiyan ordusunu bozguna uğrattı (1 Mart 1552) Saldırganlarla iş birliği yapan bazı Segedinliler ile iki Fransisken rahip idam edildi.
959’da (1552) şehri geri alma girişiminden sonra hıristiyan halk palankanın dışına çıkarıldı. Şehri ve kaleyi çevreleyen banliyölerde yine Macarlar yaşıyordu, ancak palankadan çıkarılanlar başka şehirlere yerleştiler. Türkler'in fethettiği yerler arasında bulunan şehirlerde ve fetih arazilerinin uç bölgelerinde zengin Segedinli zana- atkâr ve tüccarların bir nevi diyasporası oluştu. Segedin’de 1546 yılı kayıtlarına göre vergi ödeyen 1322 aile reisinin adı geçmektedir; bu sayı 1552'deki Segedin savaşı dolayısıyla 1554’te 1054 kişiye düştü.
XVI. yüzyılın sonlarına doğru şehirdeki hıristiyan nüfusu azalmaya devam etti. 1599 yılı vergi kayıtlarına göre yalnızca 523 hâne kalmıştı. Kaynakların belirttiğine göre göç bundan da fazlaydı, çünkü nüfusun terkibinde aile adları 1546-1554 yılları arasında yaklaşık % 60 değişti ve Güney Slav- lar’ın buraya göçü başladı.
Segedin’de önceleri askerî garnizon dışında sivil müslüman yoktu, ancak kısa bir süre sonra bunların aileleri şehirde oturmaya başladı. Kalede 952’de (1545) 323 askerî görevli vardı. Bunlar aile fertleriyle ve buradaki memur ve tüccarlarla birlikte 1000-1500 kişiyi buluyordu. Segedin’in askerî önemi Kanûnî Sultan Süleyman’ın vefatından sonra önemli ölçüde azaldıysa da müslüman sivil nüfus artış gösterdi. Buraya imparatorluğun başka yerlerinden sürekli olarak sanayici esnaf ve tüccarlar geldi. Sancak beyinin konağı palankadaki Boldogasszony mahallesinde idi, bu sebeple bu kesime “mahalle-i mîr-i mîrân” deniyordu. Szent Demeter mahallesindeki Aziz Demeter Kilisesi camiye dönüştürüldü (Câmi-i Şerîf-i Hâssa). Bunun dışında iki mescid daha vardı. Sokullu Mustafa burada bir de hamam yaptırdı.
Şehir Osmanlılar’ın fethinden önce “özgür bir krallık kenti" olarak çevrenin ekonomik merkeziydi. Segedin sınırlannda geniş otlaklar bulunuyordu ve burada boynuzlu sığır yetiştirmek üzere yerleşimler oluşturulmuştu. Şehirde bunun dışında demircilik, dokumacılık, sepicilik, marangozluk, yiyecek, giyecek ve inşaat sektöründe çalışan işçiler ve çömlekçiler vardı. Şehir önemli bir pazar yeriydi. Srem şarabı, Erdel tuzu ve Balkanlar’dan getirilen deri ve kumaş burada pazarlanıyordu. Türkler’in eline geçtikten sonra da sanayi bakımından önemli bir değişikliğe uğramadı. Bu durum kasaplık loncasının dışında ötekilerin tamamıyla ortadan kalkmasına kadar (1552) böylece sürdü. Kuyumcuların Kecskemet’e taşındığı ve meslek-lerine burada devam ettikleri bilinmektedir. Şehirdeki Türk esnafı 1578’de şu meslekleri icra ediyordu. Çilingir, mumcu, nalbant, saraç, kasap, hayyât, başmakçı, mestçi, dülger, mücellit. Şehrin hıristiyan nüfusu yalnızca kasaplık loncasını ayakta tutabilmişti ve bu onlar için bir imtiyazdı. Bunlar kendilerinin seçtiği bir yargıcın yönetimindeydi.
Segedin’in cizye geliri hâzineye gidiyordu, diğer şehir gelirleri ise sancak beyinin geliri olarak kalıyordu. 1570’ten başlayarak burası padişah hassına katıldı. XVII. yüzyılda Macaristan’ın bütün bölgesinde olduğu gibi burada da Macar krallık yetkililerinin nüfuzu giderek arttı. 1631 ’de Vac piskoposluğu kilise için bu bölgeden ondalık vergisi toplamak istedi, ancak halk buna yanaşmadı. 1671 yılma kadar Macar vergisinin toplamı Türk vergisinin % 10’u olarak kaldı. Şehirde Protestanlık da yayıldı, uluslararası üne sahip pek çok Pro-testan vâiz buradan çıktı. Fakat Protestanlık halkın Katolik inancını unutturacak ölçüde kök salamadı. Osmanlı idaresi döneminde şehrin dinî yapısı renklendi; büyük Katolik çoğunluğa Protestanlar, müslümanlar ve giderek daha büyük bir sayıda Ortodokslar (Güney Slav halkı) eklendi.
XVII. yüzyılda Segedin’in durumu öncesine göre çok fazla değişmedi. Nüfus 10.000 dolayındaydı, bunun yarısını artık Balkan Slavları ve müslüman nüfusu oluşturuyordu. II. Viyana Kuşatması’ndan sonraki savaşlar sırasında Kutsal Birlik kuvvetleri Segedin bölgesinde faaliyetlerini hızlandırdı. Kumandan Peter Ernst Mercy ve Johann Donatus Heissler’in Habsburg birlikleri önce Segedin’den Budin'e giden erzak kafilesine saldırdı, ardından 23-24 Nisan 1686 gecesi şehri kuşattı. Serdar Ciga- la Ahmed Paşa ve Orta Macaristan’ın prensi Imre Thököly de burada karargâh kurmuştu. Gece yarısı yapılan saldırıda Türk ordusunun büyük bölümü kaçtı, yaklaşık 1000 kişi esir düştü. Kale 2000 kişilik Mısır kökenli askerlerle güçlendirildi. Budin’in düşmesinin ardından kumandan yardımcısı De la Vergne, Segedin’e yeniden saldırdı. Habsburg birlikleri palankayı 5 Ekim’- de ilk saldırı sonrasında ele geçirdi. De la Vergne bir top güllesiyle ağır biçimde yaralandı ve öldü. Yerine İskoç kökenli kumandan George von VVallis geçti. 13 Ekim’- de surlar yıkıldı. Yardıma gelen Osmanlı birlikleri de yenilgiye uğratıldı. Bunun üzerine Segedin Kalesi muhafızları teslim oldu ve 23 Ekim’de şehirden 600 kişi ailesiyle birlikte ayrıldı, yanlarında 200 arabaya yüklenmiş eşyaları da vardı. Kalede bulunan Türk topları 1720’ye kadar kullanıldı.
Segedin, 1686’dan 1716’da Tımışvar düşünceye kadar Tisza-Maros ırmakları kavşağının en önemli uç kalesi olarak önemini korudu. Viyana Savaş Konseyi büyük inşa işlerine izin vermedi, yalnızca Türkler zamanından kalma kale ve palanka güçlendirildi. 1703’ten 1711 yılına kadar devam eden, Habsburg aleyhtarı Prens 11. Ferenc Râ- köczi’nin yönettiği özgürlük savaşı sırasında Râköczi’ye bağlı Kuruc birlikleri pek çok defa buraya saldırı düzenledi. 1704 yazında prensin kendisi de burayı kuşattı. Macar yöneticilerinin amacı Türk askerlerinin Segedin yakınlarındaki sınır bölgesine gelişini beklemekti. Fakat askerî destek gelmedi ve bu durumda Kurudar kaleyi ele geçiremedi.
XVIII. yüzyılda Segedinliler özgür krallık kenti haklarını elde etmek için sıkı bir mü-cadele vermek zorunda kaldılar; onların bu hakkı nihayet Macar Kralı 111. Karl’ın düzenlettiği bir belgeyle 21 Mayıs 1719’- da kabul edildi. Segedin bu yüzyılda yeniden sakin bir döneme kavuştu. Habsburg- lar'a karşı yürütülen Macar özgürlük savaşı sırasında Macar hükümeti kısa bir süre burada çalıştı ve Lajos Kossuth ile Nikolai Bâlcescu, Romen-Macar barış antlaşması planını 1849 Temmuzunda burada imzaladı. Şehrin uğradığı en büyük felâket 1879 kışında Tisza’nın taşması ve bütün yerleşim bölgelerini mahvetmesi oldu. Şehir bugünkü görünümüne bundan sonra kavuştu. 1. Dünya Savaşı’na nihayet veren Trianon Barış Antlaşması sonucunda Segedin’in güneyindeki bölgeler yitirildi ve bu durum şehrin ekonomisine ağır bir darbe indirdi. Fransız işgalinin gölgesindeki karşı devrimci hükümet de başlarında bakan-larından biri olan ve sonra da Macaristan’ın yöneticisi olacak olan Miklös Horthy olmak üzere burada kuruldu. Romanya sınırları içinde kalan Erdel’in en önemli kültürel merkezi Kolozsvâr (Cluj) şehri üniversitesi buraya taşındı.

 

all wives cheat online women who cheated
open women who cheated how many guys cheat

Eğitim Kurumları

Kütüphaneleri

Yazarları

Bu şehirde kayıtlı üyeler
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Sümeyye Abaci / 18.11.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...