Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Psikologlarımız

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Ahmed Yüksel Özemre Araştırma Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 924 Hit : 9467 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Vahiy Akıl İlişkisi
2 Üsküdarın Kuşları
3 Üsküdarın Kaybolan Lezzetleri
4 Üsküdarın Kaybolan Kokuları
5 Üsküdarın Kadınları
6 Üsküdarın Dergahları
7 Üsküdarda Manevi Hayat
8 Üsküdarda Konak Hayatı
9 Üsküdarda Ezan
10 Üsküdarda Ebru Sanatı
11 Üsküdar Sehaveti
12 Türkçe Kuran Çevirilerinde Nefs Ruh Resul Nebi Yakıyn Mevt Kelime Çiftlerindeki Kavram Kargaşası
13 Türk Tesbihçiliği
14 Türk Dilinin Zenginliğinin Mücessem Şahidi Kubbealtı Lugatı
15 Taklidi İmandan Tahkiki İmana Geçişin Dramı
16 Simetrik Ebru
17 Said Nursinin Eserinde Esir Kavramı
18 Rölativite Teorisinin 100. Yıldönümü Münasebetiyle XX. Yüzyılın En Büyük Teorik Fizikçisi
19 Psikologlarımız
20 Ortaçağı Sever misiniz?
21 Nevruz Bayramının Kökenleri
22 Mücahid Tomanın Kitabı
23 Mucize
24 Modernist Akım İçinde Kuran Tefsirleri
25 Mesnevide Vehim
26 Masonluğun Kökeni
27 Louis Massignon
28 Kuran Tilavetinde Üsküdar Ağzı
29 Keplerde Pitagorcu Düşüncenin Evrimi
30 Kalıcı Doktrinler Geçici Doktrinler
31 Kader ve Kazaya İmanı Anlamak
32 İslamiyet Açısından Reenkarnasyon
33 İslamda Kadın Hakları
34 İslam Hoşgörü ve Eşitlik
35 İncillerin Tarihine Giriş
36 İlmi Araştırma Ahlakının Bazı Temel Sorunları
37 Hz. Peygamber (s.a.)'in Risaletinin Evrenselliği
38 Hıristiyanlık İslam İle Bağdaşamaz
39 Hadislerin Sıhhati Meselesine Objektif Bir Metodoloji Çerçevesinde Bakış
40 Gazetecilik Bir Sanattır
41 Epistemolojinin Tanımı ve İşlevi
42 Dücane Cündioğluya Açık Mektup
43 Dinler Arası Diyalog
44 Din Nedir?
45 Çağımızda Tasavvuf
46 Bilgi Çağında Hikmetin Yeri ve Önemi
47 Aziz Mahmud Hüdayide Mirac Neşesi
48 Abdest ve Kurbanın Remzi (Sembolik) Anlamı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı
1 İlk Atom Mühendisimiz Ahmet Yüksel Özemrenin Ardından…

Özeti
all wives cheat online women who cheated
what are aids symptoms symptoms for aids/hiv new hiv treatment
abortion pill abortion pill abortion pill

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih 31 Mayıs 2005
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&task=view&id=139&Itemid=57

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Psikologlarımız

 

Hıristiyanlık'da "günâhların papazlara itirâfı" (konfesyon) çok önemlidir. Önceleri bu itirâflar kilisede herkesin önünde yapılıyorken bunun sosyal pekçok huzursuzluğa, nifâka hattâ katle varan şedid olaylara sebeb olduğunu gören Papalık IX. yüzyıldan îtibâren "günahların itirâfı"nın papazın itirâfçıyı göremeyeceği şekilde biribirlerinden bir kafesle ayrılmış iki kapılı, iki bölümlü dar bir hücre içinde yalnızca konfesör papaza yapılmasına karar vermiştir. El'ân da böyledir. Bu itirâfları dinleyen, günahları Kilise'nin kendisine verdiği yetkiye dayanarak affeden(!) ya da affını (belirli duaların belirli sayıda okunması, belirki sayıda gün kadar oruç tutulması, vb.. gibi) bâzı kefâret şartlarına bağlayan papaz, papaz yetkileriyle donatılmadan önce gerekli uzun bir eğitimden geçmiş ve bu iş için Kilise makāmları tarafından yetkili kılınmış bir kimsedir.

 

XVII. yüzyıldan îtibâren katoliklerde bir "vicdân yönlendirici papazlar" sistemi geçerli olmaya başlamıştır. Söz konusu papazlar özellikle varlıklı ailelere sızıp, tıpkı bir "Derin Devlet" gibi, onları gerek dinî gerekse dünyevî işlerinde kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirerek ortalıkta gözükmeyen büyük bir politik güç elde etmişlerdir. Bu konuda, Kardinal Richelieu'nün konfesörü, XVII. yüzyıl Fransa'sının iç ve dış politikasında fevkalâde etkili olmuş olan ve "Éminence Grise" lâkabıyla anılan papaz François Joseph'i zikretmek yerinde olur. Molière de Tartuffe isimli eserinde vicdân yönlendirici bu papazların sebeb oldukları aile içi dramları pek güzel yansıtmıştır.

 

 

En az 8-10 yıllık bir tıb tahsilinden sonra nöroloji ve psikiyatri uzmanı olan hekimler de uyguladıkları ilâç tedâvîsinin yanısıra, ister istemez, hastalarının iç âlemlerindeki sıkıntılarını ve hattâ işlemiş oldukları günâhları da dinlemek ve bâzen bu hastaları yönlendirmek zorunda kalmaktadırlar. Ancak bunu yaparken tıpkı papazların konfesyon sırlarının açıklanmasına Kilise'nin koymuş olduğu kesin yasağa uymaları gibi, hekimler de tıbbın meslekî ahlâkının (tıbbî deontoloji'nin) kendilerine koymuş olduğu yasağa uymaktadırlar.

 

Tekkeler kapanıncaya kadar mânevî sıkıntıları olanlar uzun seneler boyunca nefsini tezkiye etmiş, birbir türlü çileye soyunmuş, nefsin hiylelerini iyi tanıyan tekke şeyhlerine müracaat etmişler, bu tecrübeli zevâtın kendilerini doğruya yönlendirmesinden yararlanmışlardır.

 

Günümüzde ise dört yıllık bir eğitimden sonra "Psikoloji Diploması" alan 22-24 yaşlarındaki gençlerin bâzen tek başlarına, bâzen de şirketleşip "Psikoloji Kabinesi" açarak, yasal ve bilimsel yetki ve yetkinlikleri olmadığı hâlde, insanları psikolojik açıdan tedâvîye(!) soyunduklarını görmekteyiz. Kezâ hemen her özel okulda ya da fabrika ve müessesede birer psikolog bulundurmak bir ayrıcalık sembolü olarak telâkki edilmeye başlamış bulunmaktadır. Bundan cesâret alan gazetelerin bir psikolog köşesine, televizyon kanallarının da bir psikoloji programına sâhib olması gitgide kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur.

 

Gazetelerde, isimleri değilse bile sıkıntılarının itirâfları teşhir edilen kimselere verilmekte olan bâzı tavsiyelerin tekdüzeliği ve yavanlığı psikolog geçinenlerin insan psikolojisi hakkındaki cehâletlerini pek güzel yansıtmaktadır. Telefon, mektup, faks ya da elektronik posta aracılığıyla sıkıntılarını dile getiren herkesi aynı kalıptan çıkmış döküm gibi gören, herkes için biteviye reçetelerin yeterli ve geçerli olduğunu yansıtan bu tutumun müsâmaha ile karşılanması esef vericidir.

 

Bir kimsenin yetiştiği ortam, davranışlarına yön veren mânevî değerler, şahsiyetinin yapısı, idealleri ve bunlara bağlılık derecesini bilmeden onun psikolojisini düzelteceğim diye psikolog geçinenlerin daha büyük bir tahrîbat yapmakta oldukları maalesef gözlerden kaçmakta. Nice psikolog geçinen kimse "hastaları"na(!) yalnızca kendi dünyâ görüşünü, kendi değerlerini icbâr etmekle onları şizofreniye veyâ paranoyaya ya da en azından nevroza yönlendirdiklerinin farkında bile değildir! Bu arada psikolojik komplekslerini izâle etmek amacıyla "hastaları"na ahlâk-dışı bir hedonizm1 telkin edenler de, yetkileri olmadığı hâlde antidepresan ve benzeri ilâçlar tavsiye edenler2 de az değil. Sonuç olarak, psikolojisi düzelsin diye psikologlara müracaat eden evli kimselerin evliliklerinin yıkıldığı; gençlerin de çevrelerine büsbütün uyumsuz kılındıkları nâdirattan değildir.

 

Şimdiye kadar kendileriyle karşılaşıp da bu konuları tartışmak fırsatını bulduğum psikologlardan hiçbiri ama hiçbiri nefs ile rûhu tefrik etmeyi bilemedi. Buna rağmen hepsinin de bütün beşerî problemlere derman olduğunu iddia ettikleri hazır reçeteleri ve teorileri vardı. Hepsi "hastaları"nın rûhlarını geliştirmeyi(!) ve hattâ kurtarmayı(!) amaçlamaktaydı. Hepsi de kişisel "terapi" yanında "grup terapisi" uygulamaktaydı. Grup terapisi "hastalar"ı bir araya toplayıp herkesin kendi sıkıntısını, kompleksini, hatâlarını, günâhlarını Kilise'nin IX. yüzyılda Papalık tarafından yasaklanıncaya kadar olduğu gibi açık açık itirâf ettikleri ve bunların topluca münâkaşa edildiği bir yöntemdir(!).

 

Bu psikologların bir bölümü de "çocuk psikolojisi"nde uzman olduklarını iddia etmektedirler. Biraz eşelendiği takdirde bunların uzmanlıklarının başka ülkelerde, her nedense genellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nde, zaman zaman moda olan teorileri reçeteye dönüştürerek Türk çocuklarını bunların uygulanmasında geniş bir tecrübe tahtası hâline sokmaktan ibâret olduğu görülmektedir. Bunlar çocuğun psikolojisinin kendi ailesindeki: 1) muhabbet, 2) şefkat, 3) edeb, 4) karşılıklı saygı, ve 5) çocuğa telkin edilen idealler aracılığıyla şekillendiğini maalesef bilmemektedirler.

 

35 yıl kadar önce, rahmetli ilk eşimle onun psikoloji mezunu bir hanım arkadaşını ziyârete gittiğimizde evin duvarlarının 5 yaşındaki çocuğu tarafından çizilmiş grafitilerle kaplı olduğunu, çocuğun da evin içinde kızılderili çığlıklarıyla her şeyi biribirine katıp kırarak fink attığını, buna karşılık ebeveyninin kendisine en ufak bir yaptırım uygulamadıklarını ve hattâ îkazda bile bulunmadıklarını hayretle görmüş ve bu hayretimizi de açıkça ifâde etmiştik. Psikolog hanım hayretimize daha büyük bir hayretle tepki vermiş; bu kabil bir çocuk terbiyesinin A.B.D.nde uygulanmakta olan ve çocukları "komplekssiz" bir şahsiyetle donatarak yetiştirmeye yönelik "en uygar(!) yöntem" olduğunu müdafaa etmişti. Bu, onlara yaptığımız son ziyâret olmuştu. Gelişmesini uzaktan izlediğimiz söz konusu çocuğun ise daha sonra cemiyet ve iş hayatındaki uyumsuzluğundan, ve cemiyette mâruz kaldığı sürekli tepkilerden dolayı geliştirdiği komplekslerin tevlîd ettiği nevroz ve paranoid sendrom dolayısıyla nasıl psikiyatrların devamlı müdâvimi hâline geldiğinin ise dramatik ayrıntılarına girmek istemiyorum.

 

Bugün, maalesef pek kimse farkında değil ama, beşerin her sıkıntısına ve her derdine çâre bulacağını iddia eden ve hekimlik yetkisi olmadığı hâlde tedâviye soyunan bu psikologlar ordusu ile uygulamaları hakkında, bunlar millî huzurumuzu bozan korkunç bir felâket hâline gelmeden, mutlakā bir takım yasal tedbirlerin alınması zarûrîdir.

 

 

Dipnotlar

[1]Hedonizm: beşerin temel amacının zevk ve tatmîne ulaşması olduğunu savunan materyalist doktrin.

[2]Psikolog diploması olanların reçete yazma yetkisi yok; ama bu, onların ilâç tavsiye etmelerine ve bu kabil ilâçları kullanmaları konusunda hastalarını(!) psikolojik olarak zorlamalarına engel olamıyor.

 

 


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 5.3.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...