Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Safranboluda Unutulmuş Bir Mescit

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Emel Esin Tarih Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 84 Hit : 6524 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Sema
2 Safranboluda Unutulmuş Bir Mescit
3 I. Milletlerarası Türkoloji Kongresi

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
free abortion pill abortion pictures pro life abortion
treatment of aids hiv treatments aids pictures
bystolic copay savings card bystolic manufacturer coupon
prescription discount coupon coupons for prescription drugs discount coupons for cialis

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar Türk Edebiyatı Dergisi, sayı:43, s. 24.
Yayınlandığı Tarih Mayıs 1977
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Safranbolu’da Unutulmuş Bir Mescit

 

Safranbolu, eski adı ile Taraklu Borlu, (1) Beylikler devrinde, Ana­dolu'daki başlıca Türk medeniyet merkezlerin­den biri idi. Taraklu Bor­lu, Candaroğlu sülâ­lesinin beşiği olan mın­tıkada bulunuyordu. (2) Candaroğlu sülâlesi, henüz Kastamonu'yu el­de etmeden önce, Taraklu Borlu civarında, Aflani beyi idiler. Candaroğulları, Kastamoni'yi merkez -ittihâz ettikten sonra da, Taraklu Borlu bir ilim merkezi olmağa devam etmişdi. ibn Batûta, (H) 734/1333'de, Gerede'den Kastamoni'-ye giderken, (Taraklu Borlu'dan geçmiş ve şehrî şöyle anlatmışdı:

«(Taraklu Borlu) tepe üstünde inşâ edilmiş küçük bir şehirdir. Te­penin eteklerini bir hen­dek çevrelemişdir. Yük­sek bir dağın üstünde bir de kale bulunmakdadır. (Taraklu Borlu'da) güzel bir medresede misafir olduk. Bizimle sefer eden (yol arkada­şımız) Hacı, (bu medre­senin) müderrisini ve ta­lebelerini tanıyordu (...) Hanefî mezhebinde idi­ler. Bu şehrin emîri olan Alî Bey, Kastamoni'nin meşhur sultanı Süleyman Pâdişâhın oğ­lu idi (Osmanlı kaynak­larında, Temür oğlu Şu-cauddin Süleyman Paşa, H.   709   -  740  /   1309,1339)  (......)  (Alî Bey)

bizi kaleye davet etti .... (Alî Beyin) Kadı'sı ve meşhur kâtiblerinden olan Alâuddin Mehmed de orada idiler .... Yemekden sonra, müessir sesler ve taacüb uyandı­ran makamlar ile, Kur'ân okundu» (ibn Batûta, Ar - Rihla, Beyrut H. 1379, 315).

İbn Batûta'nın bu kaydı, yalnız Safranbolu için değil, Türklerde Kur'ân kıraati geleneği bakımından da dikkati çekmekdedir. Türklerin Kur'ân kıraati, demekki XIV. yüzyılda dahi, Arab tarzından ayrı bir uslûba erişmiş ve böylece ibn Batûta'nın taaccübü­nü uyandırmıştı. istanbul Teknik üni­versitesi Mimarlık Fakül­tesi Restorasyon Ensti­tüsü'nün tertib ettiği Bi­rinci Safranbolu semine­ri münasebetiyle. Eylül 1975'de, Safranbolu'yu ziyaret etmişdim. Uzakdan bir tepe üstüne inşa olmuş Safranbolu'yu gö­rünce İbn Batuta'nın ta­rifini hatırlamamak mümkün değil. Safran­bolu, daha sonraki yüz­yıllarda, tepenin etekle­rinde de gelişmişdi. Candaroğlu kalesinin yük­seldiği yerin şimdiki Hızırlık tepesi olması hatı­ra gelmektedir. Nitekim, Hızırlık tepesinde bir açık hava namazgahının minberi ve başka kalıntı­lar mevcuddur. Bu yerde kazı yapılsa, Candaroğulları devrine âid bu­luntular çıkabilir.

Safranbolu'nun bir is­lâmi ilimler merkezi veç­hesini beşyüz yıl muhafa­za ettiği anlaşılmaktadır. Şemseddin Sâmî'nin Ka­mus ul’âlâm'ındaki kay­da göre, H. 1311/1893'de halkının  yüzde dok­sanı  Müslüman Türkler­den müteşekkil olan «Zafaranbolu»da, yirmisekiz mescid, oniki medrese, onüç tekke, iki kütüpha­ne  bulunuyordu. Bugün de, mescidleri ile, Türk üslûbunda evleri ile, han­ları ve çarşısı  ile, tarihî Safranbolu  hâlâ ayakta­dır. Geçen asırda yurdu­muzu sarsan yıkım fırtı­nasının rüzgârları, sanki Safranbolu'da hiç esme­miş. Teknik sahada iler-

lemek için çabalarken, Türk medeniyetinin bin yılda bu topraklarda ge­liştirdiği kültür değerle­rini yıkmak gerektiğini sanan, o vefasız, o bilgi­sizce tahribkâr nesiller, sanki buraya uğramamış­lar idi. Elimde, Safranbo­lu Belediye Başkanı Bay K. Ulukavak'ın, Seminer münasebeti ile, kaleme aldığı rehber, şehri gez­meğe çıkdım.

Ancak, Ulukavak'ın yazdığı rehberdeki bir ibâre düşündürücü idi. Bay Ulukavak şöyle di­yordu:   «Safranbolu'daki en önemli yapıt Candar oğlu Süleyman Paşa medresesidir.  Osmanlı devletinin ilk kuruluş yıl­larında devleti yöneten vezirleri yetiştiren bu medrese... sinema olarak kullanılmış ve hâlen ha-râb durumdadır.»   «Ha-râb» sözünün hakikatte «yıkılmış» manâsına geldiğini, medresenin yeri­ne varınca anladım. Baş­ka medreseler ve bu ara­da Haydar Ağa medrese­sinin de yıktırılıp yerine garaj yapıldığını, bize yol gösteren, Safranbolu'nun yaşlı kimseleri söylemek­te idiler. Ulukavak'ın  rehberinde  bahsi  geçen bir diğer kültür hazinesi­nin, Safranbolulu  izzet Mehmed Paşa (H. 1156-1212/1743-97) Camii külliyesinde mahfuz ki­tapların yok olduğu ifa­de edilmişdi. ikiyüzü yazma olmak üzere altı-yüz kitabın sonradan ye­rinde bulunduğunu Dr. J. Baysal'ın, 2 Nisan 1977'de Milliyet'te neşr olan makalesinden öğ­rendim. Şemseddin  Sâ­mî'nin kaydettiği iki kütübhaneyi bilen yok idi.

Candaroğlu Süleyman Paşa Medresesinin yeri­nin biraz üstündeki bir çeşme ve bundan az da­ha yüksekde, tepede bu­lunan, kubbeli bir yapı kalıntıları görünüyordu. Çeşme'nin tarihsiz kitâbesinde, bu hayır eserini «Emîr Hocazâde Pîr Ahmed Beğin halilesi Fat­ma   Hatun »un yaptırmış olduğu  okunuyordu, in­san boyuna varan yabani otlar arasından, tepedeki kubbeli yapıya  vardım. Külliyenin  avlusu olabi­lecek, otların kapladığı bir meydan içinde, tene­keden küçük kulübeler ve bir mescid duruyordu. Harâb hâlinde bile, asîl nisbetleri ve sâde üslûbu ile, Osmanlı mimarîsinin sanat zirvesine  vardığı devri anan bu mescidin kitabesinde H. 956/M. 1549 tarîhini seçebildim. Divanî yazı  ile olan  bu kitabeyi (res. 1)  maale­sef   okuyamadım.   Mes­cidin taş minberi henüz ayakda idi (res. 2). Şim­di, bu mescidin depo ve tamirhan olarak kulla­nıldığı, orada duran oto­mobil  tekerleği   lastikle­rinden anlaşılıyordu.

Türk-İslâm mimarîsi­nin devri âbidelerinden olan Safranbolu mescidi, Vakıflar idâresinin him­meti ile, henüz kurtula­bilir.

 

1 — İ. H. Uzunçarşılı, Os­manlı Târihî, C. I, (Ankara, 1961), 82, 86, 356, 394. 2 — Safranbolu'daki Candaroğulları hakkında, Üstâd İbrahim Hakkı Konyalı'nın yol göstermesi sayesinde, araş­tırma yapabildim. Safranbolu Candaroğulları hakkında, bkz. E. de Zambaur, Manuel de geneologie pour l'histoire de l'İslâm (Bad Pyrmont, 1955), 149.


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 14.7.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...