Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Önder Nar Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
Ehli Sünnet Anlayışa Uygun  
       
Makale No: 63 Hit : 8621 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Haberi sıfatlara iman ettikten sonra manalarının Allah’ın ilmine havale edilmesi ,Hanefi, Hanbeli , Maliki ve Şafiilerin seleften naklettikleri görüş ve anlayıştır. Ehli sünnet bu ana çerçevede ittifak halindedir.

Selefin mezhebi haberi sıfatların manalarının bilinmesimidir? Allahın ilmine tafvid edilmesimidir ? konusunun gündeme getirilmesi 7. hicri yüzyılda ön plana çıkmıştır.
married men affairs i cheated on husband my boyfriend cheated on me with a guy
free abortion pill abortion pictures pro life abortion
abortion pill abortion pill abortion pill

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi Eski Eserler Dergisi 1. Sayı
Sanal Dergi eskiserler dergisi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Haberi Sıfatlara İmanda, Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu ve Ehli Sünnetin Konu Hakkındaki Görüşünün Tesbiti 

Haberi  sıfatlara iman haktır. Müteşabih , bila keyf  gibi  isimlerle de   nitelendirilen  haberi sıfatlara  iman   kur’an sünnet  ve icma ile sabittir.
Haberi sıfatlarla    tevil edilmesi ve  manalarının anlaşılması kasdıyla  meşgul olunması  Kuran  nassıyla yasaklanmıştır.
Müminler  Allahın koyduğu  ölçülere tabi olarak  Allaha  kulluk ederler. İman edenlerin bu meseledeki yükümlülükleri;  Allahın  kendisini tanıttığı kadarıyla  iktifa edip , akla ve hayale gelebilecek  değişik anlayış  ve manaları  Allaha nisbet etmekten imanlarını korumaktır.

Haberi sıfatlar   Allahın sıfatlarıdır.  Bunlara imanın  ana çerçevesi ; Allahın  kendisi hakkında haber verdiği  ölçülerde  iman edilmesi , Allah hakkında bilgisizce konuşmaktan  kaçınılması , Allaha nisbet edilecek herhangi bir mananın mutlaka  Allah ve Rasulu tarafından söylenmiş olması ölçülerine  riayet edilmesi çerçevesinde olmalıdır .

Selefin bu sıfatlara  iman edilmesiyle alakalı sözleri;  “Kur’anda nasıl  ifade edildiyse bizde  öyle iman ediyoruz”,  tavrında  özetlenebilir.
Bu ifade  tabiunun  imamlarından  naklolunmuştur.  İmam Ebu Hanife ; öğrencileri  Ebu Yusuf  ve  İmam Muhammed , İmam Şafii ve  İmam Malik ,  Ahmed b. Hanbel  ve  onların döneminde  ehli sünneti temsil  durumundaki  bütün imamların  sözlerinin  hulasası da budur. 
İmam Malik ;  “istava malumdur , keyfiyeti  mechuldur iman  etmek   lazımdır, bu konu ile  uğraşmak bidattir”,demek suretiyle  bu konudaki  görüşünü  ifade  etmiştir.

Ehli Sünnetin  Bu konudaki  Görüşlerinin Tesbiti:

Haberi sıfatlara iman  ettikten sonra  manalarının Allah’ın ilmine  havale edilmesi ,Hanefi,  Hanbeli , Maliki ve Şafiilerin  seleften  naklettikleri görüş ve anlayıştır. Ehli sünnet bu  ana çerçevede  ittifak halindedir.
Selefin mezhebi  haberi sıfatların manalarının bilinmesimidir ?Allahın ilmine tafvid edilmesimidir ? konusunun  gündeme  getirilmesi 7.hicri yüzyılda  ön plana çıkmıştır.
Bu tarihten   üç  dört yüzyıl kadar önce felsefeciler haberi sıfatlarla alakalı bir zihin bulanıklığı oluşturmuşlar,  maturidi ve eşari ekollerine bağlı  bir gurup ilim adamı bu duruma müdahale  etmiş, bazen  onların  metodlarıyla  bazen de “ve Cadilhum biletli hiye Ahsen” ölçüsü çerçevesinde onların   müslümanların  zihinlerinde  oluşturduğu problemleri  çözmeye çalışmışlardır. Bunlar Maturidi ve  Eşarilerin müteahhirunudurlar.

Haberi sıfatlara imandaki bu ittifak noktasından  ve felsefecilere  cevap kasdıyla  bu sıfatların  manalandırılması gayretlerinden  üç yüzyıl  kadar sonra   hicri 7.yy da yaşayan ibn Teymiyye , selefin mezhebinin haberi sıfatların manalarının bilinmesi  olduğunu iddia etmiş   maturidi ve eşarilerin selefin mezhebi hakkındaki nakillerinin aksine  mana  bilinir deyip  hem sıfatları isbat hem de  manalarını  isbat  ,metodunu   ortaya atmıştır.

Hanbeli  mezhebinden bir kısım ilim adamı da  onun  görüşlerine destek verince  “selefe göre haberi sıfatların  manaları  biliniyormuydu”  tartışması  gündeme oturmuştur.
İbn Teymiyye  manaların bilineceği  tezini delillendirmeye çalışmış  sonraları bu  delillendirmelerini  teoriler üretmek  suretiyle geliştirmiştir. Onun Allahın hakikaten eli vardır , Allahın hakikaten ayağı vardır ama ayağı bizim ayağımıza benzemez  eli bizim elimize benzemez tarzındaki ifadeleri , O güne kadar sadece  mücessime ve müşebbihenin seslendirdiği  ifadelere benzer ifadeler olunca ;  bu kendisinin mücessim ve müşebbih  olarak nitelenip  tekfir edilmesine  sebebiyet vermiştir.

İşte Günümüzdeki   ehli sünnet  camia  içerisinde , maturidi ve  eşarilerin felsefenin metodları ya da  benzer metodlarla felsefenin Müslümanların  arasında oluşturduğu  sorunları  çözme metodunu kullanan  gurubuyla ,   selefin mezhebine  bağlı kalmak  gayretiyle  selef döneminde  olmayan   manaları  selefin mezhebine  katan  gurubu   ihtilaf  halindedirler.
Maturidiler ve Eşariler ; esma ve sıfatın tevili ve  ibtal edilmesi ve  selefin mezhebinin  dışına çıktıkları  ithamıyla ;  selefiler de  teşbih ve tecsime  düşmeleri ve  selefin mezhebini   sonradan  kattıkları manalarla  tahrif etmeleri  iddiasıyla   karşı karşıyadırlar.

Selefiyyenin Maturidi ve Eşarilere Eleştirileri ve Değeri:

Maturidi ve Eşarilerden Felsefi  ekollerin  müntesipleriyle cedel durumunda olanlar  özellikle  esma ve sıfat bahislerinde  müteşabihatı luğavi manaları çerçevesinde tevil etmişlerdir. Selefiyye aslında kendileri de  bu sıfatları manalandırma mezhebinde olmalarına rağmen bu  teviller karşısında  tavır almışlardır.
Maturidi ve Eşarilerin bu gurubunu   luğavi gerekler  çerçevesinde  de olsa getirdikleri   yorumların  haberi sıfatların  ibtaliı manasına geldiği iddiasıyla  eleştirmişlerdir.Onları bazen mutezilenin görüşünü kabul etmekle bazen felsefenin  etkisine  girmekle ithametmişlerdir. 
Halbuki  onların bu  tevil ve manalandırmaları  teşbih ve tecsimin önünü kesmek  kasıtlıdır. Onların tevilleri  Mutezile vb. guruplarınki gibi    bu tür sıfatların  tevil edilerek inkarı neticesine vardırılmamaktadır. Ve  kesinkes  Allahın muradı budur denilmemektedir.  Bu sıfatlar hakkında elsem olan  selefin tavrıdır, ön kabulu   her zaman  itiraf edilmektedir.
Bu tavır    felsefenin temsilcilerinin  çıkardıkları   fikri ve itikadi kargaşanın  önüne geçmek ve  avamın   dini  anlayışlarının  tatil ve teşbihten korunması   gayretiyle  geliştirilmiş, müslümanlardan buna  ihtiyacı olanlara söylenilmiştir. Akli ve   ilmi birikimi  selefin çizgisi  üzerinde  sebat etmeye  yeterli  olanlara söylenmemiştir. [1]

Selefiler tarafından selefin tavrını devam ettirmemek ve tahrif etmekle  itham  edilen maturidi ve eşariler kendilerini selefe nisbet etmektedirler. Onların en büyük  ilim adamları  selefin mezhebi  eslemdir,  hepimiz  o mezhep  üzerineyiz  ,biz sadece  meşru  cedel çerçevesinde  bu bahislere girdik, demektedirler.

Selefin  mezhebini tayin etmede  tabiî ki  Hanbelilerin bir fakihinin   7. h. Yüzyılda   ortaya attığı  iddianın dikkate alınıp  Kur an ve Sünnetin nakilcisi  luğatçı , fakih , müfessir, tarihçi, kıraatçı  binlerce  ilim adamının kesintisiz senedlerle  asrı saadet ve  hayırlı üç nesilden  naklettikleri konu ile ilgili  ifade  ve tavırların göz ardı edilmesi  düşünülemez.
Kanaatimizce bu metod  zaten belirli ölçü ve  hassasiyetler  dikkate alınarak  kullanıldığından ,selefin  itikadının  korunması  ihmal edilmediğinden  ve kesinkes bu teviller  Allahın muradıdır denilip haberi sıfatların ibtali yapılmadığından , Selefiyyenin  ithamları yersizdir. Ama  Müslümanların bu tür hassas konulardaki  dengelerinin sürekli  korunması  adına  dikkate  alınmaya  değerdir.


Maturidi ve Eşarilerin Selefiyye Hakkındaki  Eleştirileri  ve Değeri :

Selefiyye  haberi sıfatların manalarının  bilineceği ve  manaların hakikaten isbat edilmesi gerektiğini  öne sürmektedirler. Manaların Allahın  ilmine  tafvidinin  selefin mezhebi  olmadığını ve bu sıfatların   uygun luğavi  manalara hamledilmelerin bu sıfatların  ibtali manasına  geleceğini söylemek suretiyle maturidive eşarilerin  selef mezhebi hakkındaki nakillerini de   sonraki dönemde yaptıkları  manalandırmayı da  eleştirmişlerdir.Onlara bakılırsa  selefin itikadına sadece  Hanbeli ilim adamlarından bir gurup ilim adamı sahiptir.Diğer ehli sünnet  ekolleri ve uleması  hepbirlikte hata üzerinedirler.
 
Haberi sıfatların  manalarının bilineceğinin selefin mezhebi olduğu  iddiaları ,  selefin  konu hakkında sukutuna,  bu konularla manalandırmak ve fitne  kasdıyla  meşguliyetin   kalpte  hastalık  manasına  geleceğine  ve bidat  olduğuna dair  sözlerine muhaliftir.İddiaları seleften  yapılan ilgili  nakil ve verilerle örtüşmemektedir. Yine konu hakkındaki  ayeti kerimeye muhaliftir.  Selefi temsil edemez ve selefe nisbet edilemez.

Selefiler  selef   akidesini  savunmak  çerçevesinde  çok sayıda selef döneminde bilinmeyen  itikadı  benimsemek  ve bunları  savunmak  vartasından maalesef  uzak duramamışlardır. İslam davetinin kitlelere  ulaştırılması  sorumluluğundan çok   müslümanların  arasında  çoğu kere   uçlara varan  hassasiyet  tavırlarıyla  gerginliklere ve sıkıntılara sebebiyet vermişlerdir.

Selefiyyenin  sıfatullah  konusunda  genelde;  haberi sıfatlar konusunda  özelde ; bu sıfatların manalarının bilineceği  iddiasından yola çıkarak  kabul etmek durumunda  kaldıkları  çok sayıda hurafe de vardır.
Selefiyye Sıfatullahın manalarının  bilinmesinin  caiz oluşu anlayışı üzerine   kuranda ve sünnette yeri olmayan çok sayıda yanlış itikad üretmiştir.  [2]
Alem Allahla birlikte ezelden beri vardır, demiş ve “Allah vardı  Allah’la birlikte hiçbir varlık yoktu” rivayetini  , bir delil gösteremeden  inkar  etmişlerdir.  Bu   sahih senetlerle  rivayet edilen bir hadisin  üç rivayetinden ikisinin    delilsiz ve  akli  gerekçelerle  inkarıdır. Ve  yanlıştır. Allahın  evvel  isminin  inkarı manasına da gelir. Onun manasıyla  çelişir. Vahid ve Ehad  isimlerinin  ibtali manasına  gelir .

Yine bu  anlayış çerçevesinde Allahın  varlığının  isbatında   kullanılan  hudus delilini  inkar etmişler ,  Allahın muhalefetün lil havadis diye  bir  sıfatı  olamaz  demişlerdir.
 Allahın mahlukatına benzememesinin  inkarı çok vahim bir durumdur.  Bu  Allahın mahlukata  benzemesinin  onlara  göre caiz olduğu manasına  gelir . Bu  ise   “Allahın benzeri yoktur…”  ayetiyle  çelişir. Bu ön kabulleri üzerine  geliştirdikleri  manalandırmalarla  Allahı   mahlukata benzetmekten  geri durmadıklarından  müşebbihe , allahın cismi vardır bizim  cisimlerimize benzemez,  demelerinden dolayı da  mücessime  olarak  vasfedilmişleridir.  [3]

Allah , (kesintisiz yaratmanın  halk sıfatında  kemal  olması  boyutuyla)  muhtar değildir , sürekli yaratmaktadır , görüşünü savunmuşlardır.  
Bu  inanç ta  Allahın muhtar  ismiyle  çelişir .  Bütün Müslümanlar ; “Allah faili muhtardır” itikadındayken , Allahın yaratmaya , sürekli  yaratmaya  mecbur olduğunu söylemek durumunda kalmışlardır. Bu ise  hem ilgili  ayetlerle , hem de  Allahın kemal sıfatlarıyla  çelişir .
Alemin sonradan yaratıldığı konusundaki  icmayı  inkar etmişlerdir. Bu , geliştirdikleri anlayış islamın    en temel inanç  esaslarından birisi olan  alemin Allah tarafından  sonradan  ve yoktan var edildiği  inancıyla  çelişmektedir. [4]

Allah’la  birlikte  ezelden beri  hadis varlıklar  vardı , iddiasında bulunmuşlardır. (havadis la  evvele leha)  , bu inançları da  islamın   alemin yoktan var edildiği inancıyla çelişmektedir. Mantıksal açıdan da   çok tutarsız bir inançtır . Bir şey ya  ezelidir  ya da  mahluktur. Kısmen ezelilik  iddiası akıldışıdır.

Allah arşa hakikaten istiva etmiştir , buna inanmayan kafirdir, ifadelerini ilk defa onlar seslendirmiştir. Allah  arşa istiva etmiştir ifadesi haktır . Kuranla sabittir ama hakikaten  kayıtlaması   kur an ya da sünnette yoktur . seleften  nakledilmemiştir. Bunun  Allahın  arşla  teması  ve hulul etmesi manasına  geleceği aşikardır.
Bu ifadeler, Allahın  alemi yoktan var etmediği , alemin onunla birlikte  ezelden beri var olduğu , Allahın  yaratmada muhtar değil mecbur olduğu ve sürekli yaratmak  durumunda olduğu   inancında oldukları manasına  gelmektedir.
Allahın  elinin  yüzünün  ayağının   olduğu ,  ezelden  beri  var olan bir arşın  üzerinde   istiva  edip(oturmakta olduğu)  , zaman zaman dünya semasına  indiği  , mahlukatın  içine  girip  çıktığı  inancını kabul etmelerini  beraberinde getirmiş, hatta   bunu  açık ifadelerle  seslendirmişlerdir.
Halbuki Allah ; var ve bir olan , kemal sıfatlarla muttasıf noksanlıklardan yüce , mahlukata benzemeyen ; şu aleminin  içinde ya da  dışında olmakla  vasf edilmeyen ,  varlığı kendisine  özgü  , sıfatlarında  isimlerinde  ve fiillerinde tek olan  bir varlıktır.
Kendisi hakkında  bilgisizce ve delilsizce   söz söylemek  caiz   olmadığından , ona nisbet edilecek her söz ve mananın  kur’andan ya da sahih sünnetten  bir delili  olmalıdır.

Selefiyyenin  Allah ve  alemle  ve Allahın sıfatlarıyla  alakalı  geliştirdiği  bu  anlayışlar  büyük  hatalardır. Ve kur an ve sünnetle ve de selefin  itikadıyla  çelişmektedirler.

Selef   Allahın haberi sıfatlarına mana veriyordu  anlayışıyla  geliştirdikleri bu   anlayışların hiçbirisi  sahabeden  ya da   tabiundan rivayet edilmemektedir.
Bunlar  İbn Teymiyyenin  kurgularıdır. Ve   bir şekilde naslar bu manaya gelir gibi bir ifadeyle naslara  dayandırılıyorsa da  bunlar  hem naslara hem  selefin  tavırlarına  kesinlikle  uymamaktadırlar. Tarihi nakillerde de  yerleri yoktur.

Netice:
Selefiyyenin  Maturidi ve Eşarilerin  itikadlarına  yönelttikleri eleştiriler  özellikle  selef  itikadını benimseyen ve felsefecilerin  metodlarıyla  meşgul  olmadan  o tavrı devam ettiren   maturidi ve Eş’arilere  kesinlikle  uymamaktadır.
Sonraki dönem  Maturidi ve  eşari ilim adamlarının  tavırlarına  yönelttikleri  eleştiriler  ise  dikkate  alınmalıdır.  Ama en basitinden  İmam Gazali ve  İmam  Ebul Muin en Nesefinin  örneğinde  Maturidi ve Eşari  müteahhirununun tavırları  ele  alındığında   selefiyyenin  iddialarının  ve  uyarılarının    müteahhirun dönemi  ulemasının  meslekleri hakkında da bir hassasiyet  gerekliliği uyarısından öteye  geçerliliğinin  olmadığı  görülmektedir. 
Maturidi ve Eşarilerin selefiyye ye  yönelttikleri  eleştiriler  ve  bu  eleştirilerin  geçerlilikleri  kitaplık  ebadlarda konulardır . Allahın sıfatlarıyla  alakalı hareket noktalarında   her iki gurubunda  ortak değerlerinin  varlığı  gözlemlenmektedir. Maturidi ve eşariler bu  ortak değerlerin  içeriklerini  olduğu  gibi  muhafaza ederken  , selefiyyenin  bu değerlerin  içeriklerine ek manalar  katmakta oldukları gözlenmektedir. Haklarındaki eleştiriler bu konuda da  geçerlidir.

Allahın varlığı ve Allah-alem  ilişkisi ile alakalı  İbn Teymiyyeye  yöneltilen eleştirilere mesned teşkil eden  ifadeler,  mecmuul feteva ve minhacus sünne başta olmak  üzere irili  ufaklı  bütün eserlerinde  açıkça  görülmektedir. Ve doğrudur. [5]
Maturidi ve Eşarilerin   selefiyyeye  yönelttikleri  yanlış bir eleştiri ya da  nisbet yoktur. Selefin Mezhebini  temsil konusunda  onların  anlayışları  ve nakilleri  ile  selefiyyenin  selef in mezhebi konusundaki  başlangıç noktaları  kıyaslandığında  ortaya  çıkan durum    maturidi ve eşarilerin  nakillerinin doğru olduğunu göstermektedir. 
Kur an ve sünnetin  itikadla ilgili nasları, selef  döneminde  yazılmış olup  bağlısı bulunan  dört hak mezhebin müntesiplerinin  ortaklaşa  selefin akidesini temsil ettiğinde ittifak ettikleri akaid kitaplarındaki bilgiler , maturidi ve eşarilerin    seleften naklettikleri  inanç esaslarına  uygundur. Selefiyyenin nakillerine değil. Selefiyyenin  içinden çıktığı  Hanbeli  ekolünün  İmamı Ahmed b. Hanbelin  ve   ibn Teymiyye  öncesinde  yetişen  Hanbeli alimlerinin  itikadla alakalı  eserlerindeki   inanç esaslarının(özellikle de selefin haberi sıfatların manalandırılması konusundaki görüşü konusunda) da  Maturudi ve eşarilerin   nakline uygun olduğu kesindir.
İbn kudame , İbn Akil gibi Hanbelilerin   inançla ilgili  tesbitleri de  yine  aydı doğrultudadır. 
Selefiyyenin günümüzdeki temsilcilerinin  bütün  Ehli sünnetin  ittifakla   selef mezhebini temsil ettiğini  söyledikleri  Tahaviyye  akaidine   düştükleri  aykırı dipnotlar  onların nerelerde  ehli sünnete  muhalefet ettiklerini  göstermektedir.
Bu çerçevede  selefiyye  kendilerine   ehli sünnet  camianın   büyük çoğunluğunun  yönelttiği  bu  eleştiri ve uyarıları dikkate  almalı ve  hayrul hattaiin et tevvabun  ölçüsü  çerçevesinde    dinde aslı olmayan   bu  görüş ve  ayrıntılardan   uzaklaşarak selefin mezhebini nefislerinde ihya etmelidirler.

Dipnotlar:
[1] Maturidi ve  Eşarinin  öğrencilerinin    benzer ifadelerle  selefin mezhebi en güvenilir  anlayıştır,  dedikleri akılda tutulursa  bu daha kolay anlaşılır.
Makalenin konusu  dışına çıkmamamak için   maturidi ve eşarilerin  selefin mezhebinin tesilcileri oldukları ve  onların müteahhirunun da yine selef  akidesi  üzerine  olduklarının  isbatına burada yer vermiyoruz.
[2] Selefiyye bu  anlayışı   onların tevilini yalnızca Allah bilir ve ilimde mütemekkin olanlar bilir   şeklinde ki kıraate dayandırmışlardır.  Ama  bu  ilinebilirlik   imkanının   ve içeriğinin  gereği olarak  öne sürdükleri  deliller ve  vardıklmarı neticeler   üzerinde  ağır eleştiriler almışlardır.  Selefiyyenin  imamı  ibn teymiyyenin  geliştirdiği   haberi sıfatların manalarının bilinebilirliği tezi ve  bunun  mantıksal ve  naslara dayandırılan içeriği le bunun  kiritiği başka bir makalenin konusudur.  Burada işaretle iktifa ettik.
[3] İbn Teymiyye bu tür ifadeleri  eserlerinde çok sayıda  yerde açıkça kullanmıştır. Hemde Allahın cismi vardır , bizin cismimize benzemez desem ,bunun ne mahzuru vardır, diyecek kadar  ileri  giderek. 
[4] İbn Teymiyye , Meratibul İcma isimli  esere  yazdığı  talikatında bu inancını  açıkça  ifade etmeketedir.
[5] Makelemizin konusu   her iki guruba da  nisbet ettiğimiz görüşlerin nisbetlerinin isbatı değildir. Haberi sıfatların manalandırılması probleminin  içeriğinin    en doğru  şekilde  tesbiti  ve okuyucuya sunulmasıdır. Bu nakil ve  isnadların  konusu başka bir makaledir.


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 17.3.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...