Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2195 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 891 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği

مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Önder Nar Kelam Melekler, Selef/Selefilik, Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
Ehli Sünnet Anlayışa Uygun  
       
Makale No: 3 Hit : 10473 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
abortion methods terminating pregnancy at 20 weeks articles on abortion
manufacturer coupon for bystolic bystolic copay savings card
abortion pill abortion pill abortion pill
amoxicillin amoxicillin amoxicillin
abortion pill abortion pill abortion pill

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi Eski Eserler Dergisi 1. Sayı
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Selef – Selefiyye Kavramları Ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği

  •  

    1. Selef Kavramı:

    2. Selef İtikadı, Selef  Fıkhı ve Selef Ahlakı Kavramlarının  Manası:

    3. Selef  Kavramının Günümüzdeki kullanımları ve  Kendilerini Selefe nisbet eden Gruplar:

          3/1. Maturidi Ve Eş’ari’lerin Selef Anlayışları:

          3/2. İbn Teymiyye Ve Öğrencilerinin  Selef  Anlayışları :

          3/3. Cemaluddin el -Efgani  Ve Muhammed Abduh’un Selef Anlayışları: 

    4. Bu Üç Selef  kullanımının Değeri:

     

    II- Selef Kavramının Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği :

    1- Türkçe Akaid ve Kelam Kitaplarından Bazılarında Selef ve Selefiyye kavramlarına  Getirilen Yorumlar:

    2- Selefiyye Hareketiyle Selef Mezhebinin Arasındaki  Farklılıklar:

    3- Netice:

     

    I. Selef  Kavramı  ve İçeriği:

    1 . Selef Kavramı:

    Selef  öncekiler demektir.  Selef  asrı  denildiğinde  sahabe  asrı  ya da sahabe  tabiun ve tebeuttabiinin  yaşadığı  dönem kasdedilir.  Selef mezhebi denildiğinde  ise  tabiatıyla  bu   üç dönem  ulemasının  islami kültürlerinin tamamı  kasdedilir. 

     

    2. Selef İtikadı , Selef  Fıkhı ve Selef Ahlakı Kavramlarının  Manası:

    Bu  çerçevede    bu dönemin    itikad ile   alakalı meselelerdeki  kültürüne  selef  itikadı ;   ameli  meselelerdeki   islami  kültüre  selef  fıkhı;   ahlaki  meselelerdeki   islami  kültüre  selef  ahlakiyatı  denir.

     

    Selef itikadının tesbitinde   esas belirleyici;  sahabe-i  kiramın  inanç olarak   Allah Rasulu  sas  den  öğrenip  naklettikleri   itikadi  esaslardır.  İnanç esaslarıdır.

    Tabiun  ve  tebeuttabiin ulemasının önemi  bu  inanç esaslarını  koruyup  sonraki nesillere   aktarmalarındadır. Ve buna  binaen  yaşadıkları dönem  selef dönemine  dahil edilmiştir.

    Bu sebeple  bir  inanç  amel ya da  ahlakın  selefe  nisbete edilebilmesi için   onlardan sahih bir nakille  nakledilmesi  gerekir. Ve onlardan sahih bir senedle nakledilmeyen  bir inanç  amel ya da ahlak  selefin  inancı   ameli  ya da   ahlakı  olamaz.

    3. Selef  Kavramının Günümüzdeki kullanımları ve  Kendilerini Selefe nisbet eden Gruplar:

    Günümüz İslam dünyasında selef  inancı kavramına  eserlerinde yer veren ya da onlardan nakiller yapan üç grup  vardır. Bunlar; 1-Maturidi  ve  Eş’ariler ; 2-İbn  Teymiyye  ve  İbn Kayyim el- Cevziyye İbn Abdilvahhab , Nasuriddin el –Elbani ; 3-Cemaluddin Efgani , Muhammed  Abduh, Reşid Rıza  ve onların  anlayışlarını benimseyenler .

     

    3/1-Maturidi  Ve  Eş’ari’lerin Selef  Anlayışları:  

    Maturidiler ve  Eş ‘ariler eserlerinde   selefin mezhebinin  eslem ( daha  güvenilir)  olduğunda  hem fikirdirler.  Aralarından bir grup   selefin itikadi  anlayışını  olduğu  gibi  devam ettirmeyi  benimserken , diğer bir grup   itikadı  esasları   aklın ve  felsefenin   mahzurlu görmedikleri  esasları çerçevesinde  delillendirmek  ve yorumlamakta  bir beis olmadığını  söylemişler   ve  islam inançlarını  özellikle de   ilahiyatla  alakalı meseleleri   akli  ve  felsefi  metodlarla   izah ve  isbata  girişmişlerdir. [1] 

    Selef  itikadı  ile   yetinip   onların delil ve  izahlarını   yeterli  bulanlar  da  ; inanç esaslarını  akli  ve  felsefi  izahlarla   isbat yolunu  seçenler de ,  selefin mezhebini  tek doğru  ve en hatadan uzak inanç  olarak  kabul etmişlerdir.

    İkinci metodu  seçenler   itikadi  esaslara   özellikle de  sıfatullaha   getirdikleri  yorum ve  izahların  yaşadıkları  çağın kültürüne  sahip  insanlar için ,  dinin doğrularını  bir sapıklığa   düşmeden   anlayabilmelerinde  çok  önemli  ve gerekli  olduğunu   düşünmüşlerdir. Hatta bu  anlayışlarının    inananlar için daha  ahkam  (kuvvetli ve delillendirilmiş)  olduğunu  söylemişlerdir.

     

    3/2.  İbn Teymiyye  Ve   Öğrencilerinin  Selef  Anlayışları:

    İbn Teymiyye ve bağlılarının  selef  anlayışları   Maturidi ve  Eş’arilerin  selef  anlayışlarından   en azından ilahiyat bahislerinde   farklılık arzeder. 

    İtikadın diğer konularında  aykırılıkları  olduğu  gibi  kelam problemlerine  cevaplarında da , Maturidi ve  Eş arilerden  ayrıldıkları  çok sayıda mesele  vardır.  

    İbn Teymiyye ve tabileri  bu  farklılığın  üzerinde   israrla  ve büyük bir hassasiyetle dururlar.

    İbn Teymiyyenin   ilahiyat anlayışının Maturidi ve Eş’ari   selef  anlayışından   en temel  farkı ;  alemin hadisliği  meselesinde  tezahür eder.  İbn  Teymiyye    alemin –Maturidi ve  Eş’arilerin   aksine – tam olarak hadis olmadığını  öne  sürer. Ona  göre  arş   mahlukatın   en üst mertebesidir ve  varlığı kadim bin-nev’ dir [2].

    O, Maturidi ve Eş’arilerin   haberi ve müteşabih sıfatların  manalarının  ve   ilminin  onların doğrulukları kabul edildikten sonra  Allahın ilmine   havale  edilmesi   gerektiği şeklindeki  görüşlerini  şiddetle reddeder.Ve selefin mezhebinin  haberi sıfatların manalarının  bilinmesi  şeklinde  olduğunu  savunur.

    İtidadi  asılların  isbat edilmesinde , felsefenin metotlarının  kullanılmasının  selefin metoduna   aykırı olduğunu  vurgular.

    Alemin cevher ve  a’raz lardan  oluştuğu ,  bu  ikisinin de  hadis olmasına göre  alemin de hadis olduğu ;  alemin hadis  olduğuna  göre  her hadisin  zorunlu  olarak   bir muhdise  ihtiyacının olduğu   ,  alemin  muhdisinin de  Allah olduğu ,  şeklindeki  isbat- ı  vacib   anlayışlarına da karşı  çıkar.  [3] 

     

    3/3. Cemaluddin el -Efgani  Ve Muhammed Abduh’un   Selef  Anlayışları: 

    Cemaluddin el –Efgani’ nin  inanç  itibarıyla  kökeninin  sünni  olmadığı  genel  kabul gören bir husustur.  O Necef  şii  ulemasından  Murtaza  el-Ensari nin,  Tahran  şia’sının büyüklerinden   Akasıd  Sadık’ın   öğrencilerindendir. [4]  Onun   islam dünyasında  yaygın inanç ekollerinden  birisini   açıkça destekleyen  bir itikadi yönelişi  gözlemlenmemektedir.   Ama  o sadece  dehri değildir.    Kendisini  Afganlı bir sünni  olarak tanıtırsa da  bir sünni  alim değildir.  Şii eğitimi  aldıysa da   açıkça şii  öğretiye davet etmemiştir.

     Dolayısıyla  o Maturidi  Eş’ari  ya da İbn Teymiyyenin   anlayışından  farklı bir selef ve  selefilik   anlayışı  içindedir.  Tabiri caizse  bütün  itikadi   fıkhi  ve  ahlaki   sünnet ekollerinin   ötesinde ve üzerinde  ,  aklen Allahı bulmaya davet eden;  bazı  araştırmacıların da dedikleri gibi – mutezileyi bile  geride  bırakan- bir selefi  anlayışa  sahiptir.

    Onun için , sonraki  dönemde  ortaya   çıkan  ve  Mutezileden  sadece   imamet anlayışında   ayrılan  salt akılcı  şiilerin  düşünce  tarzına  sahip bir filozoftur denilse  yeridir.

    Takipçisi  Muhammed Abduh da  onunla tanıştıktan sonra  daha bir yoğun şekilde  mantık  ilahiyat , astronomi, metafizik konularını   gündemine  almıştır.  Diğer taraftan  diğer taraftan Mısırın  milli ve fikri  kurtuluş hareketinin   öncülüğünü yapmıştır.

    Risaletu’t Tevhid isimli  eseri  muhtevası  itibarıyla   İbn Sina  sonrası  bilenen  çizgiyi   izlemektedir.  [5]Ama  o  kendisine  ve  arkadaşlarının hareketine  selefi  hareket adını verir.  [6]  

     

    3/4    Bu Üç  Selef   kullanımının   Değeri:

    Kelam ve felsefeyi   mezmum  kabul eden  selefilerle  Muhammed  Abduh ve  anlayışının   uyuşmayacağı   açıktır. İbn Sina  ve  çizgisinin   Asr ı  saadet kültüründen   ve  anlayışından   uzaklığı   ise herkesin malumudur.

    Diğer taraftan  hayatını şiilerle  mücadeleye  adamış   olan   İbn Teymiyye nin  takipçileriyle ;  bir şii  ile    beraber hareket edebilen  hatta  şii-sünni mezheplerinin  birleştirilmesi  teşebbüsünün   öncülerinden olan  bir ekolün   uyuşması  düşünülemez.  Selefilere göre  şii sünni birleşmesi  iman- küfür birleşmesi  gibi bir şeydir.

     

    Kendisini her ne kadar selefi   olarak nitelese de   Muhammed Abduh ve  ekolünün  ne Suudi  Arabistan’daki Selefilik hareketiyle  ne de Maturidi –Eş’ari   ekolünün  sahabe ve tabiundan naklettikleri   itikadlarla bir alakası  vardır.   Onun  selefiliği  kasıtlı  ya da kasıtsız  bir isim benzerliğinden   öte bir şey  değildir.

     

    Netice  itibarıyla  bu hareket te   kendi  ifadelerinden anlaşılacağı  üzere   esasen bir doğru  inancın   tesbiti ve gereği  üzere salih amele davet,  hareketi  değil , bir vakıaya başkaldırı hareketidir.  Ama  inancı belli  olmayan  ya da  inanç değerleri   net olmayan(ön planda  olmayan )  bir başkaldırı hareketi .

    Sahabenin  itikadının   ihyası  gibi  bir temel hedefi  de yoktur.   İslam dünyasında  oluşan ameli- fıkhi  ekollerin  birleştirilmesi suretiyle  müslümanların   vahdetinin  temini  gibi bir  gaye –hedefleri   olduğunu  söylemişlerdir. En basit  mana da  bu  söylemlerinin bile  selef  akidesi ve   tavrıyla  bir ilintisi yoktur. [7]  

    İbn  Teymiyye ,  Maturidi ve  Eş’ari   selef  anlayışından  farklı  olduğunu  ısrarla  savunduğu  selef  inancının   kendi   naklettiği  gibi  olduğunu  isbat etmek için   üç farklı  rivayeti  olan   Allah vardı  v e onunla birlikte  hiçbir şey yoktu,  rivayetini   ve  Allah vardı ve  ondan başka bir şey yoktu,  rivayetini  reddetmekte   ve  Allah  vardı ve   ondan  önce hiçbir şey yoktu  rivayetininin doğruluğunu  tercih etmektedir. [8] 

    İbn teymiyye nin  bu hadisi  şeriften çıkardığı mana  seleften naklolunmamaktadır.  Anladığı manalar  sadece  onun  akıl yürütmesidir.   İbn Teymiyyenin bu yorumuna  esas   olan  kıdem bin nev   anlayışı  da  hiçbir selef  mensubundan  hatta kendinden önceki hanbelilerden  bile naklolunmamıştır.  Bu  anlayış ta onun   ürettiği  bir kelami   kavramdır.  Görüldüğü  üzere   onun  düşüncesinin  temeli  ( özellikle de Eş’ari ve Maturidilerin  selef mezhebini temsil etmediklerini söylediği konularda) selefe dayanmamaktadır.

    İbn  Teymiyyenin  müteşabih   ayetlerle   alakalı  görüşleri de  ;  eldeki  bazı rivayetleri    onun kullandığı  manada    kullanması da  seleften  nakledilmemiştir.

    Kur’andaki  ilgili  ayetler  onun bu  anlayışını  desteklememektedir.

    Selef  imamları     İmam Ebu Hanife , Malik  ve Şafii, Ahmed b. Hanbel’in   konu  ile  ilgili  görüşleri   İbn Teymiyyeninkinden   farklı  olup   Maturidi ve  Eş’arilerin  seleften nakillerine  uygundur. 

    İbn Teymiyye de zaten  müteşabihlerin anlaşılması ve  anladığı  içerikle  ilgili  görüşünü bu  imamlara dayandıramamıştır .  Sabaheye dayandıramadığı  gibi .  [9] 

     

    Ömer b.  el-Hattab ra’ ın  müteşabih ayetlerin manalarını   araştıran   ve Medineye  gelip   onlarla  ilgili   sorular sorana   Abdullah  es- Sabiğ’ i   cezalandırıp  , onu  Basra’ya sürgüne  göndermesi   hatta  Basra valisi ve Basralıları   onunla  görüşmekten ve   alışverişten menetmesi  [10]   müteşabih ayetlerin manalarıyla  uğraşılmasının  sahabe  tarafından   doğru bulunmadığını  göstermektedir.

    İmam Malik’in  istiva  sıfatı  hakkında sorular soran birisini   önce istiva sıfatının hak olduğunu  isbat ettikten sonra   onun hakkında  soru  sormak bid attır  diyerek    meclisinden kovması  ve  onu  bidatçilikle     nitelemesi  de  İbn Teymiyyenin   geliştirdiği  bu  anlayışın   İmam Malik’ in anlayışı   olmadığını   isbat etmektedir. Yani  İbn Teymiyye  müteşabihatla alakalı   anlayışında da  selef  anlayışından   farklı  bir anlayış   geliştirmiştir. İmam Malik in   uğraşılmasının bid at  olduğunu söylediği konularla  uğraşmıştır.

    İbn Teymiyyenin kelam  sıfatıyla   ilgili  söyledikleri  de seleften  naklolunmayan  görüşlerdir.  Ona  göre kur an Allahın kelamı  olmasının yan ısıra   allahın kelamı harfle ve sesledir.  Ve bu harf  ve sesler ezelidirler.  Ve   kur an  Allah’tan zuhur etmiş ve  yine  ona dönecektir.

    Allahın kelamının  harfler ve seslerden meydana geldiği  görüşü   ne  Allah rasulu tarafından ne de  sahabe ve  tabiun büyükleri tarafından seslendirilmiştir. Ve selefe  dayanmamaktadır.

    Kabirlerin ziyaretinin  haram oluşu ,  cehennemin fena bulacağı   gibi  inançları  da  onun  seleften  özellikle de   sahabeden subut bulmamış  inançlarındandır.

    İbn  Teymiyye  ve takipçilerinin   düşünce   sitemlerinin  temelini  oluşturan  bu  görüşler   onların inançla  alakalı diğer düşüncelerine de  yansımıştır.Ve kendilerinin  dışındakileri bid’at ve daleletle  itham etmişlerdir.  [11] 

     

    Maturidi ve Eş arilerin  hem selef  mezhebini  hem de  halef mezhebini temsil etmeli  bir vakıadır.  Selef Mezhebini   devam ettiren Maturidi ve Eş ariler olduğu  gibi  Halef Mezhebini  benimseyen  Maturidi ve  Eş ariler  de vardır. Selef   akidesinin   ana  ekseninden   bir adım  öteye   çıkan  Maturidi ve  Eş’arilerin   ,  selef  akidesinden  ayrılmış   Mutezili , Harici , Şii  cebri ,cehmi   vs . gruplardan   farklılıkları bir vakıa ve  dikkat  edilmesi  gereken  önemli  bir  ayrıntıdır.

    Selef mezhebini   esas ve  eslem kabul etmeye  devam etmektedirler. Haberi Sıfatlara  getirdikleri  yorumları     bu naslar bu manaları   lugavi  açıdan  içermektedir.  Biz bu nasları  şekilde   anlarsak  teşbih   ve tecsim  vehminden  kurtuluruz . Ve  bazılarının   aklına  gelen vehimlerin  bu  tarz manalandırma yapıldığında  ortadan kalkması mümkündür.  Bu  ise bu  naslara  anlaşılır  yorumlar getirilebilineceğini   gösterir . Bizim haberi  sıfatların yorumlanmasından  temeldeki  gayemiz de zaten bunun olabilirliğini ve makuliyetini  göstermektir. Ama getirdiğimiz bu  açıklamalar kesinkes Allahın muradıdır da demiyoruz, demelerindedir.

     

    Maturidi  ve eşarilerin  zamanın  akışı  içerisinde  akli  ve  felsefi  izahlara girişen  bu  kolları   hiçbir zaman  bu tavırları  neticesinde  ortaya çıkan izahları  yeni bir inanç esası  olarak  görmemişlerdir.   , Onlara  göre  yaptıkları  ; esas  aldıkları  selefin inancını   onlardan  farkı şekil  uslup ya da metodlarla   isbata  etmekten başka bir şey değildir. Hatta denilebilir ki , felsefenin metodlarıyla  dini  inanç esaslarını  isbat  ettiklerini ya da   izah ettiklerini  düşünmüşlerdir. 

    Doğruluğunu  isbat ettikleri  kaideler, getirdikleri kavramlar, geliştirdikleri metodlar  bir inanç esası  değil;  vardıkları doğruları   anlaşılır kılan   izahlardır. 

    Bir çok Eş’ari büyüğünün  vefaatlarına  yakın     kendilerini ,   geliştirdikleri  izah tarzlarına değilde,   selef akaidinin ana kurallarına  nisbet ederek ; şu  itikad üzerine  ölüyorum  demelerinin   temel sebebi de budur.

    Bu  sözlerde ömür boyu  uğraşıp geliştirdikleri  izah tarzlarının  reddi değil; İslam itikadının ana usul ve kurallarına  bağlılığın  ön plana çıkarılması  vardır.

    Netice olarak Cemalüddin  Afgani  ve arkadaşlarının  itikadi bir daveti   olmadığı ortadadır. Dolayısıyla   selefi temsil etmeye zaten  talip değillerdir. İbn Teymiyye  ve   ashabının  selef mezhebi  diye  anlattıkları  anlayışın  asrı saadette   örneği yoktur.  Kur an ve sünnet  naslarının  yalın  manalarında  göremediğimiz  çok sayıda nazariye   içermektedir.   Maturi ve Eş ari  Ulemanın   Selefin Mezhebi  hakkındaki tesbitleri  Kur andaki ilgili  ayetler,  sünnetteki  hadisler  ve  selefin   büyük imamları  Ebu Hanife İmam Malik  İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbelin  sahabei kiramdan naklettikleri  tavırla  örtüşmektedir. Ve kanaatimizce  Selefin Mezhebini  onların  anlayışı temsil etmektedir.

     

    II- Selef  Kavramının  Türkçe   Akaid Kitaplarındaki   İçeriği:

    Ülkemiz kelam ilminin  akademik  önderlerinden  Prof Dr.  Bekir Topaloğlu , Prof. Dr.  Ethem Ruhi Fığlalı , Prof. Dr. Ahmed Saim Kılavuz  ilgili  eserlerinde  selef  ve  selefilik kavramlarına   ayırdıkları bölümlerde   selef  ve  selefilik kavramlarını  eş anlamlı  olarak  kabul etmektedirler. Ya da  birini bir diğerinin devamı  gibi  nitelemektedirler .

    Bu ise vakıaya  terstir. Ve  konu  tekrar gözden geçirilmeye muhtaçtır.

     

     1-Türkçe  Akaid ve Kelam Kitaplarından Bazılarında   Selef ve Selefiyye kavramlarına  Getirilen  Yorumlar:

    Akaid Kelam  müelliflerinin   eserlerinin ilgili bölümlerinde  verdikleri bilgiler  bu    yanılgıyı açıkça göstermektedir.

    “Selefiyye :  ehli  sünneti hassa da denilen selefiyye   sahabe  ve tabiun  mezhebinde  bulunan  fukaha ve muhadisunun  yolu”  ,şeklinde   tarif  olunmaktadır. [12] 

    Selefiler  hz. Muhammed  sas le   görüşen  müslümanlarla   onlarla  görüşen   ikinci kuşak  müslümanların   öğretilerini  sürdüren  hukuk ve  hadis bilginleridir.  Müctehidlerin  tümü   selefidir.   Selefiler bilgi  kaynağı  olarak  duyu   akıl ve nakli   kabul ederler. [13]  

     

    “Selefiyye :  ilk alimler , geçmiş islam büyükleri   manasına  gelen  bu   terim   akaidde   nasda varid olanı  -müteşabihatı  ile  birlikte-  aynen kabul edip  teşbih ve tecsime  düşmemekle  beraber   tevile gitmeyen    ehli  sünneti hassayı  ifade eder.  Şüphe yok ki Rasulullah  ile    ashab-ı kiramın   akaidde takip ettikleri  yolu  doğrudan doğruya  izleyen  selefiyye dir.   İlk asırda   İslam dünyasında  hakim olan   akide   selef  akidesiydi.”  [14] 

    Bu  zümre  kur an ve sünnette  belirtilen   esaslara   akıl v e  re‘y e  müracaat etmeksinizin  ve te’vile  başvurmaksınzın   olduğu  gibi  inanmaktadır.   Allahın  sıfatları ve   sair itikadi  konularda   tafsilata girişmeyip   inceden  inceye  fikir yürütmektedirler.   Nasları  aynen kabul ederek   müteşabihleri   ve zor meseleleri   çözmek için   aklın hakemliğine   veya  tevile yanaşmamaktadırlar.   Allahın arşı,  eli ,  gelmesi   ve  benzeri   ayetlerin    anlamı  hakkında   fikir yürütmemek gerekir  demektedirler.

    Mamer b. Raşid,   Evzai , Süfyan es Sevri, Malik b. Enes, Süfyan b.  Uyeyne  bu  görüştedirler.  Hanefi  Şafii Maliki ve diğer ehli  sünnet mezheplerinin   ilk alimlerinin  selefiyye den   olduğu  söylenilir.  [15] 

    Selefiyye nin yolu  izmirli   İsmail Hakkı’ya  göre  yedi esasa  dayanmaktadır.  [16] 

     

    Selefiler  ya da  eseriler   başlıca  iki döneme  ayrılırlar   icmal ve  tafsil dönemleri   icmal dönemini  açan   İmam  Azam  Ebu Hanife’dir.  Tafsil dönemini   açan   Ebu’l- Abbas   İbn. Teymiyye dir.   İbn Teymiyye  zamanına  kadar süren icmal dönemine  son  verdi.   Artık  eserler   ayrıntılara  inilerek yazılıyordu.  İbn Teymiyye  Minhacu’s-Sünne  ve  Kitabu’l-Akl ve’n-Nakl   adlı yapıtları  ile  selef  mezhebine  muhalif  kelamcıları  filozofları  batınileri  şiddetli biçimde reddediyordu.   [17] 

    Selef  mezhebi   İbn Teymiyyeden sonra  talebesi   İbn el-Kayyim el Cevziyye  tarafından  hararetle  savunulmuştur.   [18] 

     

    İbn  Teymiyye nin  başlattığı  selefiyyenin  canlandırılması  faaliyeti  bu devrelerden  sonra  çağımızın  bazı  modernist müslümanlarınca  da sürdürülür.  Mesela  modernistler arasında  bu  cereyanın   öncülüğünü  Mısırlı Muhammed  Abduh yapmıştır.   M. Abduh ve  ve Reşid Rıza   baştan  itibaren  İbn Teymiyye  ve metodolojisinin   hayranı  olarak  selefiyyenin  ihyası  için   gayret  göstermişlerdir.    [19] 

     

    Selefyyenin  .... üzerinde  birleştikleri  husus   Allah tealayı  teşbih ve  tecsim den  tenzih  etmek  için  müteşabihlerden kaçınmak   ve  üzerlerinde  fikir yürütmemektir.   [20] 

     

    2-Selefiyye  Hareketiyle   Selef Mezhebinin   Arasındaki  Farklılıklar:

    Kanaatimizce  selef  ve selefilik  kavramlarına  getirilen bu  açıklamalar ,  hem  vakıayla  hem de   klasik akide ve kelam   ve mezhepler tarihi  kitaplarındaki   kullanımla   farklılık arzetmektedir. 

     

    Şöyleki ;

    1- Selef  kavramı   akide - kelam eserlerinde  kullanılan  bir kavramdır. Ve müelliflerin  ifade  ettikleri  mana  Maturidi-Eş’ari  ekolünün  nakline ve  anlayışına  uygundur.   Ama günümüzdeki yaygın kullanımıyla  selefiyye  kavramının   aslı yoktur .

    2. Sözkonusu  ettikleri   selef kavramı  ve  içeriği   eş ‘ari-Maturidi   akaid ulemasının   ilk  üç asırdan  naklettikleri  selef  itikadı anlayışına   uygundur.  Bir başka deyişle  bu   anlayış  Eş’ari -Maturidi   ulemanın   eserlerinde   ifade ettikleri  anlayıştır.

    3. Selefiyye kelimesinin  bir kavram   olarak kullanılışı   ve yaygınlaşması  Suudi  Arabistandaki  Muhammed b. Abdulvehhab’ın hareketinden   sonra  ortaya  çıkmış  bir kullanımdır.  Bu  hareketin bağlıları kendilerine   İbn Teymiyye’nin hareketini  örnek almışlar  ve yaygın olan   Maturidi ve  Eş ari   ekollerinden  farklılıklarını    izah ederken , biz selefin mezhebine bağlıyız , “selefiyiz”  demişlerdir.  Kendilerini selefe nisbet eden  bu  harekete  selefiyye  deniliştir.

    4. Müelliflerin   itikadlarını  aynı kabul ettikleri   selef   ile  selefiyye’ nin  itikadları  farklılık arz ederler.  Her şeyden önce  selefiyyeye  göre  selefin itikadı   el -Gazali nin  itikadından   ve    Gazali’nin  selefe  isnad ettiği   itikadden  tamamen   farklıdır.  Selefiyye  hareketi   el- Gazali yi   muteber bir ilim   adamı  dahi kabul etmez.

    5. Suudi  Arabistan’da  yaygın  olan selefiyye hareketi  kendilerini   İbn Teymiyye’yi  örnek aldıklarından  müteşabihatta  mananın  Allahın  ilmine tafvid edilmesine (havale  edilmesine ) şiddetle karşı  çıkarlar, ve müteşabihatın manalarının  bilinmesinin   zorunlu  olduğunu  söylerler.   Hatta  Eş’ari  ve  Maturidileri   ve  onların selef  anlayışı  diye  niteledikleri   anlayışı  eleştirirken   onların selef  anlayışlarını:”  onlar nasıl bir ilaha  inandıklarını  bilmeyenlerdir “  halef  anlayışlarını da  “ bu  anlayış  Allah’ın   sıfatlarını  ibtal etmektir “ diye  niteleyip  , her iki  anlayışın da  hatalı  olduğunu  hatta küfür olduğunu   ısrarla savunurlar.

    6. Selefiler   Allah’ın müteşabih sıfatlarının  hakikaten var olduğunu   kabul etmeyeni   müşrik ve kafir  olarak  nitelerler  . Ama Maturidi ve  Eş ari  ekolünün  nakline  göre    olan selef   itikadında  böyle  bir itikad  yoktur .

     

    3- Netice:

    Bütün bu   farklılıkların  da  göstereceği   üzere   selef  ve  selefilik kavramlarının   eşanlamlı  olarak , ya da  birbirlerinin devamı  olan  anlayışlarmış gibi  kullanılmaları  bir hatadır.

    Son dönem  türk müelliflerinin  bu yaygın  yanlış kullanımdaki    üstadı  bütün müelliflerin  kendisinden  nakilde  bulunmasına  bakılırsa   İzmirli  İsmail Hakkı’dır.   İzmirli,  Gazali’nin  selef  mezhebinin   karekteristiği ile   ilgili tesbitlerini   selefilere   uyarlayınca  bu  hataya  düşmüştür.  

    İbn Teymiyye’nin eserlerini  inceleyen  ya da selefilerin eserlerini  inceleyen  en azından  Suudi  Arabistandaki ders kitaplarını  inceleyen  birisi  bu  farkılılığı  kolayca kavrayacaktır.  İbn i Teymiyye’yi  incelemiş olması  gereken   İzmirli’nin  bu  hataya   düşmesindeki   amil  araştırılmalıdır . Tabii  diğer müelliflerinki de...

       

     

    Dipnotlar

     [1] Bu  ikinci yönelişin temal amili felsefenin temel metinlerinin arapçaya terceme edilmesinden sonra  oluşan  gündeme  islami  bir tavır  koyma  arzusudur

     Bu  gurubun inanç ilminde yer almayıp   felsefenin   itikadi  problemlerinden olan  bazı meselelere de   islam inancı   açısından   çözümler  ürettikleri de   olmuştur. Henüz  itikadi izah ekolleri oluşmadan önce, Selef  inancı  ve tavrını bilen    ve  itikad eden   ilim  adamlarının dönemindeki durum bu minvaldedir.   Maturidi  ve  Eş ari   ekollerinin   oluşumunun  başlangıç noktası da   bu noktadır.

     [2]  İbn Teymiyye  istiva  sıfatını  isbat için   Allah’ın ezelden beri sonsuz  sayıda   arşı yaratıp  sonra yok ettiğini  iddia  etmektedir.    Onu bu  iddiaya mecbur  kılan , haberi sıfatların  manalarının  bilineceği  iddiasıdır.   Ona  göre  kur anda manası  bilinmeyen  bir ilahi  sıfat yoktur. İstiva da  oturma ve  yükselme  gibi manalara  gelmektedir. Bu sıfatın bu manaya  geldiği  sabit olduğuna  göre ; bu   arşın ezelden beri   varolmasını   zorunlu  kılmaktadır.    Aksi  halde Allahın   istiva sıfatı   sonradan olmuştur, hadistir , denilmesi   gerekecektir ki ,  Allahın  sonradan olan bir sıfatı   olmayacağından bu  küfürdür. O halde arş kadim bin nev olmalıdır.

     [3] Bu karşı  çıkışın  kökeninde de    yine  onun   alemin  bir tür  ezeli   olduğu  şeklindeki   inancı  etkilidir.  Ve  o bu görüşleriyle ; evvel olan  Allah ın  mahlukattan  önce de var  olduğu ; muhtar  olan  Allah ın  dilediğinde  ve dilediği şekilde  yarattığ ı ;  Allah ın herşeyi yoktan var  ettiği,  şeklindeki  islam   inanç esaslarıyla  çelişkiye  düşer.

     [4] Bkz. İslam  Felsefesi Tarihi  .  Macit Fahri  s. 301

     [5] Bkz. İslam  Felsefesi Tarihi  . Macit Fahri  s.  307    

     [6] Age  s.  308

     [7] Felsefe  tahsil etmiş   ve  düşüncesi  gelişmiş  bir ilim  grubunun  islam  ümmetinin  vahdetini , ameli  noktada  sağlama  teziyle   ortaya  çıkması  samimiyse  aptalcadır.  Yoksa   haincedir. 

     [8] Bu rivayetlerin   hadis ilmi  açısından ve    diğer dini değerler   çerçevesinde  ele  alınması  bu makelenin    konusu   olmadığından , biz burada bu  anlayışın  selefin  anlayışı  olup olmadığının anlaşılmasını  sağlayacak  bir  kıyaslamayla    yetineceğiz.

     [9]  Müteşabih  ayetlerin ve haberi  sıfatların manalarının bilinmesi meselesi  Selef  Akidesinin  gerçek temsilcisinin kim olduğunu  ortaya  çıkarma noktasında  çok  önemlidir. Ve  başlıbaşına bir tez konusu dur. Hicri  6. yy la kadar olan süreçte  islam  ulemasının   konuyla  ilgili  görüş ve  nakilleri   selef  akidesi  iddiasında , İbn Teymiyye  ve  öğrencilerini destekler mahiyette değildir.

     [10] Bkz.  Ahkamul Kur an , el kurtubi , IV.15 ; es- Sünen , ed darimi ,  I. 66 ;  İtikadu Ehlis Sünne , el- Lellakaii, , IV. 635   ;  Şerhu’z-Zurkani , III. 33 ;    İmam eş Şafii nin  Sabiğ  hakkındaki  sözü  için  bkz. Siyer A’lam en-Nubela , ez-Zehebi X. 29

     [11] Selefiyiz diye    Tahaviyye  akaidine  şerh yazan  ya da  neşredenlerin  kitaba düştükleri  dipnotlara bakmak  bu  anlayıştakilerin  nerelerde  selef  itikadına   eklemeler yapıp  selef  itikadının dışına  çıktıklarını   öğrenmede  bir ipucudur.    Ve  İbn Teymiyye ve  takipçilerinin  selef  inancından   ayrıldıkları  ana  meseleler de bunlardır.

     [12]  Yeni  İlmi  Kelam , İzmirli , I.98  Bkz .   Çağımızda   İtikadi  İslam  Mezhepleri  , E. R.  Fığlalı s. 69

     [13]  İslamda  Felsefe  Akımları , İzmirli ,  s. 22

     [14]  Kelam  İlmi  Giriş ,Bekir Topaloğlu,  s. 113

     [15]  Çağımız. İtikadi   İslam  Mezhepleri,  E. R. Fığlalı  s. 69, 70

     [16]  Bkz.  Age s. 70-71

     [17]  age s. 34, 35  

     [18]  age  E. R. Fığlalı  s.  73

     [19]  age E. R. Fığlalı   s. 73

     Müellifin bu değerlendirmesi  delile muhtaçtır.  İbn Teymiyye nin metodolojisinin hayranı  olanların  nasıl olupta  felsefi yönelişleri ihya  ve  şii sünni birlikteliğine  davet ile   ömürlerini  geçirdiklerini   anlamak   oldukça  güçtür.

     [20] age E. R. Fığlalı   S. 72

    Bu değerlendirme İbn Teymiyye ve ekolü  için  hatalı  bir değerlendirmedir. Bilakis İbn Teymiyye ve  selefiler müteşabihatın anlaşılabilirliğini isbat  için  hayatlarını vakfetmişlerdir.


  • Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
    # Makaleler Adı
    Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Sümeyye Abaci / 30.4.2015



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...