Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Diyalogda Anahtar İsim L. Massignon ve İslam

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Suat Yıldırım Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 237 Hit : 8151 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 TDK nun Türkçe Sözlükü Hakkında Bazı Mülahazalar
2 Şeytani Ayetler Safsatası (Garanik Kıssasının Tenkidi )
3 Risalei Nurda Müteşabih Ayetleri Anlamada Önemli Esaslar I
4 Ömer Nasuhi Bilmenin Büyük Tefsir Tarihi Hakkında Bir Değerlendirme
5 Müteşabih Ayetler Hakkında Önemli Bir Hatırlatma
6 Muhammed Esedin Kuran Mesajı Adlı Tefsiri Hakkında
7 Muasır Hıristiyanlığın İslama Bakışı III
8 Muasır Hıristiyanlığın İslama Bakışı II
9 Muasır Hıristiyanlığın İslama Bakışı
10 Misyonerlerin Türkiyeyi Değerlendirmeleri
11 Mirac Hakikatlerinden
12 Mehmed Akifin Kurana Bakışı
13 Mehmed Akifin Kuran Anlayışı
14 Medine Araştırmaları Merkezi / مركز بحوث و دراسات المدينة المنورة
15 Mealimiz Münasebetiyle
16 Mealim Hakkında Hezeyanlar
17 Makbul Tefsirin Şartları
18 Kuveyt Bilimsel İcaz Sempozyumu
19 Kuranın Tenciminin Eğitici Özelliği
20 Kuranın Allah Kelamı Olduğunu İspatta Bediüzzaman Said Nursinin Orijinal Bir Usulü
21 Kuranı Kerimin Müteşabihan Mesani Özelliği
22 Kuranı Kerime Göre Ehli Kitapla Diyalog
23 Kuranı Kerimde Kıssalar
24 Kuranı Kerimde Hz. İsanın Hüviyeti
25 Kuran ve Alevi (Nazmi N. Sakallıoğlunun Kuran İsimli Derleme Çevirisinin Eleştirisi)
26 Kişinin Kuranı Hakimi İle Özel İletişimi
27 Kiliseyi İslam İle Diyalog İstemeğe Sevk Eden Sebepler II
28 Kiliseyi İslam İle Diyalog İstemeğe Sevk Eden Sebepler
29 İslamın Tanıttığı Allah
30 İslamın Hıristiyanlara Uyguladığı Hoşgörü
31 İcazul Kuran İlmi
32 Hz. Peygamberin Kuranı Tefsiri
33 Hristiyan Teslisi ve Hz. Meryem
34 Gazalinin Bilimsel Metodu
35 Evrensel Alim Muhammed Hamidullah
36 En Mükemmel Ahlak Başta Gelen Mucizelerdendir
37 Elmalılının Meali veya Sahipsizliğin Meali
38 Elmalılı M. Hamdi Yazırın Müteşabih Ayetleri Anlamaya Katkısı
39 Elmalılı Hamdi Yazır ve Tefsiri
40 Diyalogda Anahtar İsim L. Massignon ve İslam
41 Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kuran Adlı Kitabın Kritiği
42 Canan ki Bir Melekti Uçtu
43 Ayetlerin Tertibinde Oryantalist Şüphesi
44 Ayetlerin Kronolojik Sıralanması
45 Allahın Biz Zamirini Kullanması

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
L. Massignon, dinlerarası diyalogda anahtar isimdir. Kendisinin Vatikan II. Konsilini (1962-1965) gerçekleştiren ve “Diyalog Papa’sı” lakabı verilen Paul VI ile, Papa seçilmeden önce, yakın temasları vardı. Konsilin İslâm hakkında beyanda bulunmasında başlıca etkenin Massignon olduğu kabul edilir.
manufacturer coupon for bystolic bystolic copay savings card
prescription discount coupon coupons for prescription drugs discount coupons for cialis
amoxicillin amoxicillin amoxicillin

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Diyalogda Anahtar İsim: L. Massignon ve İslâm

L. Massignon, dinlerarası diyalogda anahtar isimdir. Kendisinin Vatikan II. Konsilini (1962-1965) gerçekleştiren ve “Diyalog Papa’sı” lakabı verilen Paul VI ile, Papa seçilmeden önce, yakın temasları vardı. Konsilin İslâm hakkında beyanda bulunmasında başlıca etkenin Massignon olduğu kabul edilir.

Batı’da İslâmiyet’i, kendi değerleri içinde tanımak ihtiyacını hisseden ve birçok kimseyi de bunun lüzumuna inandıran şahsiyetin, L. Massignon (1883-1962) olduğu, ittifakla kabul edilmektedir. Bir heykeltıraşın oğlu olan L. Massignon, “hür düşünce” terbiyesi alarak yetişmiş (libre pensée terimi, ortaya çıktığı iklimde “dinsizlik” ile eş anlamlıdır), daha sonra şarkiyatçılığa başlamış ve 1-3 Mayıs 1908’de ölümden kurtulmasına vesile olan bir Müslüman dostunun bu davranışının tesiriyle, Hıristiyan inancına teslim olmuştu. Hıristiyan imanına dönüşüne, İslâm’la teması sebep olduğundan, İslâm’ın kurtarıcı olabileceğini, hayatı boyunca düşünecektir.

Massignon, İslâmî bir konuyu incelerken bir Müslüman’a hâkim olan hislerin tesiri altına girmeye ihtimam gösterirdi. Arapça’ya, aşk derecesinde bir sevgi beslerdi; öyle ki, Fransızca ifadelerinde bile, Arapça üslûp hususiyetlerini, bilerek taklit ederdi. Birçok ülkede Müslüman dostlar edinmişti. Massignon’un İslâmî mefhumları son derece sembolize etmesi, ayrıca Şiî geleneğine hayranlık beslemesi, bundan da fazla olarak İslâmî meselelerden bahsederken ifadelerine Hıristiyan değerlerinin yer aldığı bir havanın hâkim olması, birçok Müslüman’ı, onun eserleri karşısında endişeye sevk etmektedir. Bazıları (Fransa’da yetişmiş olup hâlen orada profesör olan Mohammad Arqun bunlardandır) onun, Fransız hariciyesi ile sürekli temasta olduğunu söyleyerek, kendisinde siyasî bir taraf bulunduğunu ortaya koymak isterler. Böyle düşünenler şu soruları sorarlar: “Massignon bizi nereye götürmek istiyordu? Asırlarca süren bir savaş hâlinden sonra, muarızın hasbiliğine inanmak kolay mıdır?” Birçok Hıristiyan ise, haksız olarak, onun eserlerinin, beklenmedik bir tarzda hem de tutarsız bir şekilde İslâmî değerleri “öne çıkarma” gayesine yöneldiğini iddia ederler.

Massignon’un bazı temsilî ifadelerinin gerçek delâletini anlamak güçtür. Ona göre Araplar (ve onlara bağlı olarak bütün Müslümanlar) “agariens exclus”1dür. Hz. Muhammed (s.a.s.) hakkında bazen “selbî peygamber” (yani tenzih peygamberi) sıfatını kullanır (Bunu, Hz. Peygamber’in, titiz tevhid inancına gölge düşüren her türlü engeli ortadan kaldırması bakımından tercih eder). İslâm hakkında “İbrahimî bir fırka” deyimini kullanır.

Bunlar, Hıristiyan dini adına verilmiş dinî kıymet hükümlerini yansıtmaktan ziyade, müphem ve sembolik arayış ifadeleridir. Zira o, araştırmaları sonucunda, Katolik kilisesinin tarih boyunca, İslâm hakkında dinî bir değer hükmü vermemiş olduğu kanaatine varmıştı. Massignon’a göre İslâm, çöle “sürgün” edildikleri hâlde, yine de hususî bir bereketten feyz alan Hacer ile İsmail’in varisidir.2 Hz. Muhammed (s.a.s.), “İlâhî ve sembolik bir zaman parçasında, bu İsmailî bereketi yeniden alır.” Hz. İbrahim’in (a.s.) Ur’dan çıkarılışı, Hz. İsmail’in çöle sürülüşü gibi kendisi de memleketinden ihraç edilmiş olan Hz. Muhammed (s.a.s.), Allah Teâlâ’ya verdikleri ahidden dönen Yahudiler ile Hz. Îsa’ya sadık kalmamış olan Hıristiyanlara karşı, Hz. İbrahim’in mirasında hak iddia eder. Bundan ötürü yönünü (kıbleyi), oğlu Hz. İsmail’in yardımıyla Hz. İbrahim’in inşa ettiği Kâbe’ye doğru çevirir ve İslâm erkânının zirvesini teşkil eden ve Paskalya yortusunda olduğu gibi bir kurban boğazlamayı da ihtiva eden hac ibadetini tesis eder. Memleketi olan Ur’u özleyerek oraya dönmek isteyen Hz. İbrahim’e benzeyen, Hz. Muhammed (s.a.s.) “yâd ellere düşmüşler”in, Hz. İbrahim’e verilen ilâhî ahde3 dönmelerini sembolize eder. Hz. Muhammed (s.a.s.), Allah Teâlâ’nın, ne olduğunu bildirmemiş ve fakat O’nun, selbî sıfatlarını izhar etmek suretiyle, nelerden münezzeh olduğunu bildirmiştir. Böylece O, Allah’ı Zât-ı Bârisine yaraşmayan hususlardan tenzih etmiş olması mânâsına “selbî peygamber” yani tenzih peygamberidir. Tanrı hakkındaki, asılsız “Hıristiyanlık gizem”ini, Necran’dan gelen Hıristiyan heyetinin huzurunda, Allah’a yönelip O’na yakararak ve Allah’ın lânetinin yalancıların üzerine inmesini isteyerek, inkâr eder. Hz. Muhammed (s.a.s.), tevhid inancının tavizsiz kahramanıdır, ilâhî yüceliğin mücevher kutusudur; fakat ilâhî sır kapısında duran, ilâhî aşk eşiğini aşamayan ve kendisinden sonra gelen bütün Müslümanlara da o eşiği atlamayı kesin olarak yasaklayan bir peygamberdir.

Şu hâlde İslâm, “Dinî yönden varlıklı olanlara (yani Yahudi ve Hıristiyanlara) karşı, Hz. İbrahim’in mirasından hak talep eden sürgündekilerin bir araya gelmesidir.”4 “Tanrı’nın imtiyazlı kıldıklarına karşı çevrilmiş ateş saçan bir kılıç ve mukaddes bir mızraktır. Kendisini, köşeye kıstırmak suretiyle kahramanlığa zorlayan, Haçlılar ve misyonerlerdir. Hıristiyan dünyasına karşı bir ikaz ve tehdittir. On üç asırdan beri Hıristiyan âlemini dağlayan bir İncil mızrağıdır.” “İlâhî takdirin ortaya çıkardığı kutsal mekânlar bekçisidir.” İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlıktan önceki dönemin özelliklerini taşıyan, “hemen hemen” İbrahîmî bir dinî fırkadır. Rolü, çölde inzivaya çekilmiş milyonlarca insanı, gerçek gök sofrasını tanımaya hazırlamaktır (Mâide sûresinin 112, 114 ve 115. âyetlerinde geçen mâide yani sofra’yı, bazı Hıristiyanlar eucharistie (kutsal sofra) şeklinde anlamak isterler). Müslümanlar, başlangıçtan beri Meryem’in ve Hıristiyanlığın nimetleriyle sulanmıştır. Ne var ki İslâm, Hz. Îsa’dan bahsetse de, henüz patriarcal devrededir;5 manevî ve ahlâkî şeriattan ziyade, Allah merkezlidir.6

Massignon’un bu sembolik yorumlarının, şiirle, sırla ve şimşekvarî imajlarla dolu ifadelerinin gerçek delâletini anlamak, onun normal bir okuyucusu için zordur; bunu zaten söylemiştik. İşin daha da tuhaf tarafı, kendisiyle şahsî temasları bulunan dost ve talebelerine bile, ifadelerinin gerçek delâletlerinin kısmen meçhul kalmasıdır. Şundan dolayıdır ki, L. Massignon’u değerlendirmekte, onlar ittifak hâlinde değildirler. Özellikle Cezayir istiklâl mücadelesi sırasında, zulüm kurbanı Müslümanları, büyük bir riski göze alarak savunan Massignon, bazılarınca fikir kıvılcımları çaktıran bir havariye benzetilir. R. Caspar, Massignon’u değerlendirirken kendi temayülünün etkisinde kalır. Ona göre Massignon, asla ilâhiyatçı olduğunu iddia etmemiş ve İslâm hakkındaki sezgilerinin, Hıristiyanlık yönünden dinî bir plâna aktarılması teşebbüsleri karşısında her zaman çekingen ve ihtiyatlı kalmıştır.

Nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, Massignon’un İslâm hakkındaki mütalâalarının, 20. yüzyıl ve sonrası Hıristiyanlığı üzerinde derin bir etki bıraktığı ve bırakacağı söylenebilir. İslâmî sahada araştırmalar yapan Kilise mensubu müsteşriklerin ekserisinin ele aldıkları hususlar, Massignon’un tavsiyelerinden veya temas ettiği konuların derinleştirilmesinden ibaret olmuştur. Bu durum da, Hıristiyan anlayışı üzerinde etkisini gösterecek ve onun ölümünden az önce başlatılan Vatikan II. Konsilini hazırlayacaktır. Fakat Massignon, bu konsilin kararlarını görmeden ölecektir (Paris 1962).

Vatikan II. Konsilinden az önce yapılıp konsili hazırlayacak olan birçok çalışma, Massignon’un görüşlerini az veya çok dinî ve itikadî plânda ifade etmeye çalışmışlardır. J. Ledit, Mahomet, İsrael et le Christ7 eserinde Hz. Muhammed’in (s.a.s.) şahsında, “directif” yani “tevcihî, idarî” bir peygamber görmektedir. J. Monchanin, “İslâm ve Hıristiyanlık” adlı makalesinde8 İslâm’ın Tevrat öncesi dinî geleneğin, yeni bir zuhuru sayılabileceği fikri üzerinde durur.

Y. Moubarac, Hz. İbrahim’den çıkan iki ayrı necat hattı arasında bir paralellik kurulmasını teklif eder. Bunlardan birincisi: Hz. İbrahim-Hz. İshak-İsrailoğulları (cismanî İsrail)- Hz. Îsa-Kilise (ruhanî İsrail) hattı olup, ikincisi: Hz. İbrahim-Hz. İsmail-Araplar (cismanî İsmail) -Hz. Muhammed (s.a.s.)- İslâmiyet (ruhanî İsmail) hattıdır.9 Y. Moubarac, aynı fikrini L’Islam (Paris, Casterman, 1962) adlı eserinde, bazı farklarla tekrar ele alır. (Aynı müellif, Bilan de la Théologi eau XXe siécle10 eserine verdiği “İslâm hakkında, Katolikliği düşündüren sualler” başlıklı incelemesinde (I, 375-403), bu meseleyi genişçe ele alır). D. Masson, Le Coran et la révélation judéo-chrétienne (Paris, 1958, iki cild) adlı eserinde, İslâm ve Yahudi-Hıristiyan geleneğinde, aynı mevzulardaki metinler bir araya toplanır.

Christ de l’Islam11 eserinde İslâm’a göre Hz. Îsa’ya ait metinleri ele aldıktan sonra Michel Hayek, Le mystére d’Ismael12 kitabında, İslâm ile Hz. İsmail arasındaki nesebî ve manevî bağ üzerinde durur. J. M. Abdeljalil de L’Islam et nous13, ‘Marie et I’Islam14 ve Aspects intérieurs de I’İslâm,15 eserlerinde, Massignon esprisine bağlı bir tarzda İslâmiyet’i anlatanlardandır. Buna karşılık Jacques Jomier (çeşitli yazı ve kitaplarında, meselâ Bible et Coran,16 kitabında ve Parole et mission dergisinde çıkmış olan birçok makalesinde) muhtelif yönlerden, İslâm ile Hıristiyanlık arasındaki bazılarınca bulunmak istenilen yakınlığın zorlamalı olduğunu iddia eder. Robert Caspar ile G. J. Anavati de, İslâm-Hıristiyan münasebetlerinde, çekingen ve ihtiyatlı bir tavır takınan din adamı müsteşriklerdendir.

Dipnotlar:

1- Bu tabir, “kovulan Hacerîler” anlamına gelir. Tevrat’a göre -cariye olan Hacer’in oğlunu, Hz. İbrahim’in zevcesi Sâra kıskandığından- Sâra şöyle demişti: “Bu cariyeyi ve oğlunu dışarı at, çünkü bu cariyenin oğlu benim oğlum İshak’la beraber mirasçı olmayacaktır.” (Tekvin 21, 10 vd.) Hz. İbrahim, ister istemez, Hacer’i ve ondan olan oğlunu (Hz. İsmail’i), çöle bırakır. Tekvin 21, 18’de Hacer’in oğlu hakkında Allah’ın: “Onu büyük bir millet yapacağım.” vaadini de ihtiva eder.
2 - Bkz. Tekvîn, 16, 11-20; 25, 12-18.
3- Yahudiliğin esasını teşkil eden bu “ahd,” onların iddiasına göre yalnız İsrailoğulları’na mahsustur. Ahd kavramı, Hıristiyanlıkta daha değişik bir muhtevâ kazanır (Tanrı’nın Hz. İsa’da tecelli ederek insanlıkla yaptığı sevgiye dayanan yeni ahd). Kur’ân-ı Kerim de, Hz. İbrahim’e verilen ilâhî ahidden bahsetmekte, fakat bu ahde kâfirlerin nail olamayacağını bildirmektedir (Bakara sûresi, 124).
4- Krş. Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, 21. bölüm.
5 - Tevrat’tan önceki zaman, özellikle Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Ya’kub’un devresi.
6- L. Massignon’un, İslâm hakkındaki bu fikirleri: 1- Onun hususî mektuplarından meydana gelip bilâhare Arnault et Cie, Tours tarafından yayınlanmış olan 73 sahifelik, satışa arz edilmeyen “İsmail hakkındaki duâ” adlı kitabında, 2- R. Charles-Barzel, O vierge puissante, Paris, La Colombe, 1958 adlı eserde (bu kitap L. Massignon’un önemli bir mektubunu ihtiva etmektedir), 3- L. Massignon, Le signe marial, Rythme Monde, 1948/3 adlı makalesinde bulunabilir. Y. Moubarac, Pentalogie adlı eserinin (Beyrut, 1973) birinci cildini, tamamen L. Massignon’un bibliyografyası olarak hazırlanmıştır ki oradan bu zât hakkında yeterli bilgi edinilebilir. Y. Moubarac’ın L. Massignon hakkında, başka yazıları da vardır.
7 - Paris, La Colombe, 1956, s. 178.
8 - Bulletin des Missions (S. André-Les Bruges 1938/I, 10-23.
9 - Bkz. Lumiére et Vie, sayı: 25, Ocak 1956, s. 30, note, 36.
10 - Paris, Casterman, 1970.
11 - İslâm’daki Hz. İsa, Paris, Seuil, 1959, s. 285.
12 - Hz. İsmail’in Gizemi, Paris, Mame, 1964, s. 297.
13 - İslâm ve Biz, Paris, Cerf, 1947, s. 57.
14 - İslâm ve Hz. Meryem, Paris, Beauchesne, 1950, s. 90.
15 - İslâm’ın Deruni Boyutları, Paris, Seuil, 1949, s. 235.
16 Paris, (Cerf, 1959, 149 s.) ki bu kitap Sakıb Yıldız tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir (Dergâh yayınları, Tevrat, İncil ve Kur’ân, 1979).


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 4.7.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...