Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2195 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 891 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

İslamiyette Niçin Ay Takvimi Kullanılır?

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Muhammed Hamidullah
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 2209 Hit : 3432 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 İslamiyette Niçin Ay Takvimi Kullanılır?

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı
1 Prof. Dr. Muhammed Hamidullah / ا.د محمد حميد الله
2 Muhammed Hamidullahın Siyer İlmine Katkıları
3 Evrensel Alim Muhammed Hamidullah

Özeti
all wives cheat online women who cheated
husbands who cheat website dating for married men
website women affair open
open women who cheated how many guys cheat
click here why men cheat on beautiful women why do married men cheat
link how many women cheat on husbands why do wifes cheat

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

İslamiyette Niçin Ay Takvimi Kullanılır?

Müslümanlar arasında dini maksatlarla kullanılan Hicri takvim dünyamızın mevsimlerine nazaran daima yerlerini değiştiren aylardan müteşekkil karneri bir takvimdir. Mesela Ramazan ayı bazan yaz mevsimine, bazan da kış mevsimine isabet eder. Zamanın Güneş takvimine göre hesap edilmesi adet olan hıristiyan memleketlerde bir müslümana-:- «Ramazan ayı Miladi takvimde hangi aya tekabül eder?>> suali sorulduğunda, «Bu seneden seneye değişir ve asla muayyen bir aya tekabül etmez.» cevabı alınır ki bu, daima soru sahibinin hayretini mucip olur ve derhal meçhulü olan böyle bir mevzuda münakaşadan sarfı nazar eder.

Kat'i bir netice almak arzusu ile seneleri aylara, haftalara ve günlere bölmek mecburiyetinde kalırsak hakikati bulmak ve kat'i bir Güneş (hatta Ay) senesi tesbit etmek imkansız olur. Zira Güneş senelik devrini 365 gün, 6 saat, birkaç dakika, birkaç saniye ve saniyenin küsuru kadar bir zaman zarfında tamamlar (Ay ll gün kadar evvel bu devri bitirir.)

Bu küsurat teraküm ettiği zaman zorluklara sebebiyet verir. Böylece Juluis Sezar tarafından tatbikine başlanmış olan Güneş takviminde 1582 senesinde 10 günlük bir fazlalık husule gelmişti ve Papa Gregorius'un takviminde yaptığı isiahat sonunda 15 Ocak, 25 Ocak olarak değişti, <

Şurası muhakkaktır ki, tabiatın sebep olduğu karışıklığı hünerli bir şekilde ortadan kaldıran Güneş yılının kabulü mevsimlere uygun düşmektedir:

- Şöyle ki, Ekvatorun kuzeyindeki memleketlerde, yani kuzey yarımkürede Aralık ayı daima kışa ve Temmuz ayı daima yaza isabet eder. Şu da muhakkaktır ki, Güneşin batışını müteakip gökkubbede beliren yeni ayın, aylara başlangıç ittihaz edilmesi de kolay bir usuldür. İşte bu sebepledir ki eskiler iki sistemi birleştirip bir Güneş- Ay takvimi kullanmışlardır.

İslamiyetten evvelki zamanlarda Mekke'de araplar her üç senede bir kendi tabirleriyle bir boş ay ilavesi suretiyle 13 aylık bir sene teşkilini adet edinmişlerdi. Ay senesi Güneş senesinden ll gün kadar kısa olduğundan bu ameliye her üç senede bir yapılabiliyordu. Böylece Zil Hicceyi müteakip Sefer, sonra Muharrem ve tekrar bir Sefer ayı ve Rebiyülevvel birbirini takibediyordu. Rivayete göre, Yemen'de Kinda Kralı, İslamdan evvel Mekke şehir devletinde bir «Takvim Nazırlığı>> ihdas etmiş ve bu irsi nazırlık makamındakiler (ki Basra körfezinde oturan Tamim aşiretniden seçilirlerdi) her sene Mekke'de İslam öncesi Hac ziyareti zamanında gerekli tebliğlerde bulunurlardı. Bu hal birkaç yüzyıl devam etmiştir. Kin d anın güneyde, Tamim aşiretinin doğuda olması ve Mekke'nin Arap yarımadasının batısında bulunması hadiselerin sadece Mekke'den değil, her taraftan tetkik edildiğini gösterir.

İLGA:

610 senesinde Peygamber Muhammed (S.A.S.) İslam dinini yaymakla vazifelendirilmişti ve 63'2 senesinde de vefat etti. O sene Ay ve AyGüneş ayları yine birbirine tetabuk etmişti. Bir sene evvelki boş ayın ilavesi aşağıdaki şekilde yapılmıştı :

Normal Ay Takvimi:

Zil Kade

Zil Hicce

Muharrem

Sefer

Rebiyülevvel

Zil Hicce ...

Eski Mekke İlaveli Takvimi:

Zil Hicce

Sefer [boş ay]

Muharrem

Sefer

Rebiyülevvel

Zil Hicce

Yukarıdaki son Zi'l-Hicce ayında Hz. Peygamber (S.A.S.) Veda Haccı için Mekke'ye gitmiş ve Mekke'nin eteklerinde kurulu olduğu Arafat dağındaki merasirnde şu meşhur hutbeyi irad etmişti:

«Ey insanlar! Hakikat (Allahın sulh ve müsalemet ayları «= eşhur'ulhurum» ortasına kutsal olmayan bir) ay ilavesi (= nesiy)'de bulunma, küfürde ileri gitmekdir; küfre sapanlar bu ilaveyle sapıtmışlardır : Onlar bu ayı bir sene helal bir sene haram teH'tkki ederler. Bu, Allahın mukaddes (haram) kıldığı (aylarda) gfiya bir uygunluk temin etmek içindir. Onlar Allahın helal ettiğini haram, haram ettiğini helal ederler. Ve şüphesiz zaman, Allahın gökleri ve yeri yarattığı gündeki haline dönmüştür (yani katma aylı ve katmasız aylı sene bir mutabakat haline gelmiş vaziyettedir). Ve filhakika Allahın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günde, Allah indinde ayların sayısı on ikidir. Bu on iki aydan dördü mukaddesdir (haram aylar = Eşhur'ul-hurum), bunların üçü ard arda biri ayrıdır yani bu, Z'il-Kade, Zi'l-Hicce, Muharrem ve Şaban ile Cumada arasında bulunan Mudar Oğullarının Receb ayıdır. Tebliğ ettim mi? Şahid ol ya Rab!»

Hutbenin bu kısmını izah etmek için kısa bir açıklama yapmak icap eder. Arabistanda İslamiyetten evvelki devirlerde bazı ayların kutsal sayılması dolayısiyle o aylarda kan dökmek günah addedilirdi. Biribirini takip eden üç mukaddes ay dan sonra gelen «boş ay» ile dinsiz haydutlar yolcuları insafsızca soymaya başlar, hacca gidenlere işitilmedik eziyetler ederlerdi. Böylece ay ilaveleri anarşi içindeki memlekette yeni birçok kargaşalıkların kaynağı haline gelmişti. Ayrıca kuzey ve batı Arabistan'daki Mudar kabilesince Recep ayı haram ay olarak tanınmış öte taraftan doğu Arabistan'daki Rabi'a aşireti Ramazan ayını kutsal kabul etmişti. (Bu kutsallıktan gaye yıllık pazar ve panayırların emniyetini temindi.)

Takvim Reformunun Sebepleri :
Hz. Peygamberin hutbesinden alınan yukarıdaki kısım gösteriyor ki kendisi astronomi matematiğinin karışık neticelerinden malumattardı ve bu usulü bilhassa Hicri onuncu yılda ilga etti. Zira, o sene bütün Arabistan müslümanlığı kabul etmiş, memlekette yol kesme adeti ve haydutluk da ortadan kalkmıştı.

Öyleyse karneri takvimin vaz'ına ne lüzum vardı?

Bu suale karşılık çeşitli cevaplar akla gelebilir :

1 - Peygamber zirai vergilerle ticaret ve sair mevzulardaki vergileri birbirinden ayırmıştı. Bu «reform» memleketin mali işleriyle alakası olanlar tarafından bugün tamamen benimsenmiş iyi karşılanmıştır :

- Hükumetierin mali yıl sonuna doğru çektikleri sıkıntılar, vergi toplanıncaya kadar bütçedeki açıkları kapayabilmek için kısa vadeli krediler, sık sık başvurulan geçici tedbirler gibi çareler aranır. Mamafih İslam memleketlerinde devlet, zirai vergileri, gelir, ticaret, sanayi ve hayvan vergilerinden zaman itibariyle ayrı olarak toplar. Bu vergiler muayyen bir sene ayni zamana düşseler bile bu hal mütebaki senelerde tekrar zuhur etmez.

2 -·Ay ve Güneş takvimlerinin günlük ibadet vakitlerine hiçbir tesirleri yoktur. Fakat vergi ödeme zamanına müessir olur. Peygamberin söylediğine göre müslümanlıkta verginin gayesi, parayı zenginlerden toplamak ve fakiriere dağıtrnaktı. Zengin, yıllık vergisini verme hususunda 354 gün ile 365 gün arasında bir fark gözetmez: Bunu katiyen düşünrnez bile. Zaten ay takviminin bir neticesi olarak evvelce verilen vergilerden çıkan netice şudur ki, her 33 senede bir, mükellef, normal 33 senelik vergiye ilave olarak bir senelik vergi daha ödüyordu. Ateist Rusyada olsun, dine inanan Arnerikada olsun hiçbir maliye vekili hazinenin gelirini arttırmak için halk tarafından farkına vanlmadan ihtiyaçları karşılıyan böyle bir yolu muhakkak ki ihmal etmez. Daha fazla mali imkanlar daha çok ihtiyacı giderrnek demektir.

3 - Oruca gelince, bunda Ay takviminin direkt tesirleri vardır. Bir an için Güneş takviminin kabul edildiğini farzedelim : Mevsimlerin birisine daima Ramazan ayı isabet etsin. Ekvatorun kuzeyindekiler için kış dernek, güneyindekiler için yaz demektir. Yine farzedelim ki Peygamber «Oruç kışın sonundadır.» demiş olsun. Bu takdirde Fransa'da halk Şubatta, Arjantin'de ise Ağustosta oruç· tutacaktır. Bütün ay oruç tutmuş bir Fransız müslüman mesela Şubatın 27 sinde bir uçağa atlayıp Boenes Aires'e gitse kutlıyacağı bir Şeker Bayramı bularnıyacaktır. İşte bu halde, cemaatin birliği parçalanmış olacaktır. Bazı vicdansız rnürailerin ekvatorun bir tarafından diğer tarafına geçerek ömürleri boyunca asla oruç tutmayacakları da düşünülebilir.

4 - Farzedelim ki Peygamber : -- Şubat ayında oruç tutunuz demiş olsun. Bu, Finlandiya ve Kazan (ki buraları çok soğuk bölgelerdir) müslümanlarına, Şili (ki bu ayda müthiş sıcaktır) müslümanlarına bir zulmet olur. Bir ömür boyunca her sene ayni eza ... Ancak Ekvator civarında yaşıyan halk memnun olacaktır. Fakat dinciaşlar arasında böyle bir tefrik doğru olur mu? İslamiyet kürenin muayyen bir bölgesinde tatbik edilsin diye ortaya atılmamış ve fakat her şeyin üstünde mukadder kılınmış, herşeyin eşitliğini kabul etmiş, ırk, dil, renk ve mekan farkı tanımamıştır.

5 - Oruç dini bir vecibe olduğu kadar, bir disiplindir ve meşakkate katlanmak hususunda bir tecrübedir. Dünyevi cephesini nazarı itibara alırsak Ramazanın mevsimden mevsime değişmesi, ferdi her mevsim şartları altında bu disipline alıştırır. Fert sıcak yaz mevsiminde olduğu gibi soğuk kış günlerinde de mahrumiyete katlanır. Bu devamlı değişme, ferdin sıhhati üzerinde müsbet tesir icra eder ve günde birkaç öğün yemeğimizi durmadan hazmetmekle vazifelendirilmiş miğdemizin senelik <

6 - Ayni hal Hac için de varittir. Hac Mekke'den daima ayni mevsime düşse idi, bu mevsim dünyanın diğer yarımküresindeki dindaşların dini vazifelerini ifa etmelerinde bir kolaylık sağlamazdı. Mesela benFransa'da tatilimi yaz aylarında yaparım. Mali durumumu sarsmadan başka bir zaman Hacca gitmem mümkün olmıyabilir. (Aynı zamanda Kur'ancia şu da vardır : - Ulu Tanrı, diğer dünyada olduğu gibi bu dünyada da bize iyiyi ver.) Ay takvimi dolayısiyle Haccın tatilimi geçirdiğim bir mevsime düşmesini intizar edebilirim. Buna mukabil, mesela sıhhatim dolayısiyle yazın çok sıcak olan Mekke'ye yaz tatilim esnasında gitmem mümkün olmıyabilir. Bu takdirde birkaç sene bekliyebilirim.

Hülasa:
Hangi yönden bakılırsa bakılsın, Hz. Peygamber tarafından ortaya atılan ve yapılan takvim reformu beşer karakterine gayet güzel uymuş ve sadece bir bölge camiasının değil,~fakat bütün dünya camiasının alaka ve ruhuna tetabuk etmiştir. Dedelerimizin gayretlerini şükranla karşılıyalım: Şimdi Finlandiya'dan Ümit Burnu'na, Kanada'dan Arjantin'e, Mekke'den Çin'e, Amerika'ya, Avrupa'ya, Afrika'ya ve yine Mekke'ye kadar vüsatimiz var. Allahım, bu kulunu koru, bütün milletleri himaye et. Allahumme salli Ala Muhammed.


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Sümeyye Abaci / 19.6.2015



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...