Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Önder Nar Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
Ehli Sünnet Anlayışa Uygun   Önder Nar / vahidüddin Han' dan
       
Makale No: 2090 Hit : 7097 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Din kelimesi ,yeni din yorumlarında kullanılıyorsa da bu kullanımdaki din, ilahsızlık manasında kullanılmaktadır. Bu sosyal ve tarihi araştırmanın yoğunluğu içerisinde yeni kullanımıyla din bir toplumsal görüntü olmaktan öteye geçmemekte; insana dünya ve ahiret saadetini kazandıran hayat ve toplumu yönlendiren o eski konumunu kaybetmektedir.
bystolic savings card bystolic coupon 2014
abortion pills over the counter how much do abortions cost when is it to late to get an abortion
lisinopril lisinopril lisinopril
gabapentin use in psych gabapentin use in psych gabapentin use in psych
bystolic generic name what is the generic for bystolic

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

İlhad Dini (Tanrı Tanımazlık)

 

Din kelimesi ,yeni din yorumlarında  kullanılıyorsa da bu kullanımdaki din,  ilahsızlık manasında kullanılmaktadır.

Bu sosyal ve tarihi araştırmanın yoğunluğu içerisinde yeni kullanımıyla din bir toplumsal görüntü olmaktan öteye geçmemekte; insana dünya ve ahiret saadetini kazandıran hayat ve toplumu yönlendiren o eski konumunu kaybetmektedir.

  

Çağdaş düşünürler, yalnızca bir insana özel olup başkaları tarafından tecrübe imkanı olmayan metotları , bilimsel bir metot olarak  kabul etmemektedirler. Onlara göre insanların idrak imkanları olmayan bir şeye inanmaya davet edilmeleri, o şeyin sadece mantıksız değil; aynı zamanda boş ve abes bir şey olduğuna da delalet etmektedir. O şeyin bir hakikati olmuş olsaydı  ,diğer insanların da onu idrak etme ve ona ulaşma imkanına sahip olabilmeleri gerekirdi.

Dinin insanlığın başlangıcından bu yana varlığını sürdürmesi bir vakıa olduğuna,  ve dindar insanlar Aguste Comte’nin kehanetine inat varlıklarını devam ettirdiklerine göre, karşıt görüş sahibi düşünürlerin  dinin varlığını hala sürdürmesine ilhadi bir yorum getirmeleri gerekmektedir. Dini yorumlama zorunluluğu  ile karşı karşıya kaldıklarında ise; zihinleri vahye benzer olabileceğini düşündükleri olaylara kaymakta ve şiiri vahye benzeterek ; “din, diğer akli faaliyetler  gibi zihinsel faaliyettir, başka bir şey değil,” demektedirler.

 

Tarihçi Arnold Toynbee gerçeğin kavranılabilmesi için iki yol olduğu görüşündedir. Bunlar tecrübe ve gözleme dayanan bilimsel metot ile insanın içinden kaynaklanan şiir metodudur. Birinci metotla ulaşılan hakikate bilimsel hakikat, ikinci metotla ulaşılan hakikate ,şiirsel hakikat denir.

Toynbee devamla:

Şuur altının şiir düzlemindeki anlaşılır gözlemlerine Nübuvvet ismi verilir, demektedir.[1]    

Sosyal bilimler ansiklopedisi uzmanları da, dinin bir fenne benzetilebileceği görüşündedirler. Bazılarının sıra dışı bir takım fenni zevklere sahip oluşları ve bu sebeple fen alanında öne çıkmaları gibi ,bazı insanlar da özel iç gözler ve kulaklara Inner Eyes and Ears sahip olup, sıradan insanların görüp duyamayacağı şeyleri görebilmekte ya da duyabilmektedir. [2]  

T.R. Miles’in bu konudaki görüşleri ise şöylecedir:

“Dinin metafizikle alakalı söylemleri  ,dinsel manası alındığı taktirde bir mana ifade etmezler. Ama bu söylemleri mecaz manaları doğrultusunda alırsak bir mana ifade etmeleri söz konusudur. Örneğin bir şahıs herhangi bir şey keşfettiğinde ;bu bir ilhamdı, denilir. İşte şaire ya da peygambere inen ilham aynı bu şekildedir denilse bu kabul edilebilir bir yorum olabilir.”[3]          

Miles: Vahyin; “Allah’ın bir melek aracılığıyla özel bir insana naklolunan kelimeleri” anlamındaki kullanımının hiçbir manası olmadığını ama iç duyuların nuru Flush of Insight manasında kullanılması durumunda, anlaşılabilir bir manasının olacağı görüşündedir. Çünkü sanatçı ya da düşünürün akıllarına ansızın bazı fikirlerin gelmesi bir vakıa ve kabul edilebilir bir durumdur.[4] Öldükten sonra dirilmek inancında da durum aynıdır. Bir  tür temsil için söylendiği kabul edildiği takdirde kabul edilebilecekken ,yaygın manasıyla kullanıldığı taktirde anlamsız ve hiçbir mana ifade etmeyen bir kavram haline gelmektedir.Zira beden  öldükten sonra  çürüyüp yok olmaktadır.Ruhta aynı  akibeti paylaşmaktadır. Bu çerçevede ise  öldükten sonra  bir hayattan bahsedilmesi söz konusu olamaz .[5]

Alexis Carrel  ise vahyi, mistik bilgiye benzetmekte ve Allah’a ulaşmaya çalışmanın şahıslara özel bir eylem olduğunu Personal Undertaking öne sürmektedir. Herhangi bir şahıs bedenini eğiterek bir güreşçi olabileceği gibi lezzetleri fark ederek ibadetle meşgul olup ruhi  erdeme ulaşabilir.

İnsan  dilediği takdirde , fıtratında var olan maddeden daha ileri ve gözlemlenemez nitelikte bir hakikate ulaşmak için gayret gösterebilir. Bu uğurda pek çok sıkıntılara  göğüs gerebilir. Bazıları bu insanı kahraman addederken, bir diğerleri deli olduğuna hükmedebilirler. Durum ne olursa olsun kimsenin, ruhi tecrübelerin doğru olup olmadıklarını ya da yapmacık mı yoksa hayal mi olduklarını ,veyahut bu alemin boyutlarının dışında yüce bir hakikate yolculuk mu olduğunu sorgulamaya hakkı yoktur.

Bilgi, insanlığın en ulvi emeli doğrultusunda insana bir gönül huzuru ve sükunet verir. İçimizde duyduğumuz kuvvet, ruhi aydınlık, ilahi sevgi, sınırsız sükunet dinginlik, dini vicdan... bütün bunlar en az güzellik duygumuz kadar gerçektirler. Allah yolunun yolcusu  ile şair, beşer üstü güzelliği tasavvur etmek suretiyle nihai hakikate  ulaşmaktadırlar.[6]  

 

Yeni din yorumunu ifade ettik. Tamamlayıcı olması açısından Dr. Carrel’in konuya bakış tarzını da  alıntılayarak değerlendirmemize  geçelim.

“Dini, zihinsel  bir takım amellerdir, şeklinde  yorumlamamın bilim adamlarınca da dindarlarca da kabul görmeyeceğini biliyorum. Bilim adamları bu yoruma lüzumsuz ve manasız bir yorummuş gözüyle bakacaklar. Dindarlar ise yorumumu batıl ve fuzuli bulacaklardır.”[7]    

Din kelimesi bu yeni yorumda tam olarak ilhad  manasına kullanılmaktadır. Bende eleştirilerimi bu çerçevede aşağıdaki temel noktalarda yapacağım:

Birincisi: Allah’ı inkar eden ahireti ve vahyi kabul etmeyen bu garip yoruma göre din batıl bir şey konumuna düşecektir. Hatta yeni mühendis bilim adamlarına göre insan hayalinin yarattığı asılsız bir düşünce konumuna düşecektir.

Dinin hayali bir şey olması, mantıksal açıdan oldukça uzak bir ihtimaldir. Çünkü bizler dinin ta ezelden biri insan aklında ve benliğinde sahip olduğu değer ve konumu  çok iyi biliyoruz . Din hayali bir şey olsaydı, insan benliğinde bunca zaman böyle önemli bir mevki edinemezdi.

Tarih bilimci Toynbee şöyle diyor:

Dinin hüküm sürdüğü değişik zaman yer ve insan toplulukları incelense edinilecek ilk intiba gayet ürkütücüdür. Bir takım tahkik ve değerlendirmelerden sonra ise insanın ibadetinin ya da araştırdığı şeyin şu üç ana kanunun dışına çıkmadığı görülecektir. Tabiat ve insanın kendisinin dışında, onlardan farklı, ama aynı zamanda hem tabiatta hem insanda var olan  mutlak hakikattir.[8]        

Tarih bizlere her zaman ve toplumda insanın ezelden beri daima bu  mutlak hakikatin  peşinde koştuğunu ve onu aradığını haber vermektedir. Bütün insanlık tarihine bir farazi şeyin hükmetmiş olması hiç kabil midir? Birisi çıkıp ta insan hayatında bu denli etkin olan bir başka farazi şey gösterilebilir mi?

 Biz din karşıtlarının bu soruya bir cevap veremeyeceklerinden eminiz.

İkincisi: Bu yeni yoruma göre din bir şey olma yerine binlerce şey olma durumunda olacaktır. Bu yoruma göre din, insan zihninin ürettiği bir düşünce olduğuna göre; her bir insanın kendi kabiliyet, istek ve idealleri doğrultusunda bir din üretmesi söz konusu olacaktır. Halbuki din , ilahi bir hükümler manzumesi olup muayyen ve tek bir şekilde tezahürü esastır, ki kendisiyle insan yönelişleri kontrol altına alınabilsin. Din karşıtlarının din hakkındaki düşünceleri doğru din telakkisinden farklı olduğundan dinin hakikatine bakışlarıyla dinin doğru tasavvuru arasında önemli bir farklılık ortaya çıkmaktadır.

Toynbee devamla şöyle diyor:

Farklı toplumların inançlarında bir farklılaşma oluşması doğaldır. Çünkü mutlak hakikat  insan zihinlerince ancak bir anlık aydınlanmalarla incelenebilen bir sır’dır. Ve bu derece büyük bir sırrın tek bir yönde gerçekleştirilebilecek bir araştırmayla keşfedilmesi düşünülemez. İnancımız ne derece güçlü ve sağlam, idrakimizin doğruluğuna güvenimiz ne derece tam olursa olsun, ruhi görüş kabiliyetimizin sınırlı olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizim gözlemlerimizden başka gözlemlerin gerçekliklerini inkar edemeyiz. dini kavramlarla söyleyecek olursak:

Allah’ın yalnızca bizlere vahyettiğini iddia etmeye hakkımız yoktur. Üstelik başkalarının telakki ettikleri ilhamın bizim ilhamımızdan daha yüce ve kamil olma ihtimali de vardır. Benim de bir diğer arkadaşımın da farklı yollar izleyerek aynı hedefe yürümemiz mümkündür. Bütün insanlık hayatlarını ona göre düzenleyebilmek için gizli olan mutlak hakikate ulaşmayı temenni etmektedir. Dini ifadelerle söyleyecek olursak: Bunu Allah’ın rızasına kavuşmak  için istemektedirler. Olaya bu açıdan bakıldığında bütün bu arayış içerisindekilerin birbirlerini ruhani kardeşler bilmeleri gerektiği ortaya çıkar.

Hoşgörünün güzelliği, sevgiye dönüşmedikçe tamamlanmış olmaz.[9]

Dini yeniden yorumlayanlar, ilah kavramına farklı bir yorum getirmişlerdir. Bu sebeple, Din ve Ahlak Ansiklopedisinin yazarlarını 22 farklı ilah anlayışı keşfettiklerini yazdıklarında bu tavırlarından dolayı garipsemedik. Bu 22 tasavvuru ayrı ayrı başlıklar atarak incelemişlerdir.[10]    

Bu sosyal ve tarihi araştırmanın yoğunluğu içerisinde yeni kullanımıyla din bir toplumsal görüntü folklor olmaktan öteye geçmemekte; insana dünya ve ahiret saadetini kazandıran, hayat ve toplumu yönlendiren o eski konumunu  kaybetmektedir.

Üçüncüsü: Dinin yeni yorumunda peygamberlik ve “peygamberliğin sona ermesi” kavramlarının da bir manası olmayan kelimeler haline dönüştükleri gözlemlenmektedir.

Tarihçi Toynbee şöyle diyor:

Tarihçinin bakış açısıyla,  insanın  hidayete sadece gayretiyle ulaşmasının imkansızlığına binaen Allah’ın, insanları hidayet için onlara vahyettiği düşüncesi çelişmemektedir. Öte yandan tarihçi bu kabul edilebilir görüşün daha da ileriye götürülerek Allah’ın belirli bir şahsa özel ve nihai olarak vahyettiği iddiasını şüphe ile karşılamaktadır.  

O, dinin Allah’ın kurallarına vahyi esasına, şeytani ellerin dokunduğunu düşünmektedir. Yine genel ilham ile özel ilham arasında mantıki bir bağ bulunmadığını düşünmektedir. Bir başka deyişle “Benim ilhamım özel ve en son ilhamdır ve Allah beni bütün insanların arasından bu özel ilham için seçti” iddiasındaki bir insanın bu sözünü ispatlayacak bir delilin olmadığını düşünmektedir. [11]       

Öz olarak ifade etmek gerekirse; hata ,tarihçinin vahiy ile ilham üzerine geliştirdiği bu  tasavvurundadır. Tarihçi bu hataya düşmeseydi,  vahiyle özel vahiy arasıdaki alakanın ,mantıklı  bir alaka olduğunu,  bu ikisinin  birbirlerinden ayrı olarak mütalaa edilmelerinin  söz konusu olamayacağını görebilecekti.

Çağdaş düşünürler vahiyle ilhamın; sanatçının hayalindeki güzel suret ya da şairin vicdanındaki harika şiir kabilinden olduklarını iddia etmektedirler. Gerçekte Allah var değildir ,en azından bizim işlerimizin gidişatında bir etkisi yoktur. Ve bu sebeple de hayatın hakikatini öğrensinler diye vahiy yoluyla insanlara hükümlerini iletmek için irade ve rızasıyla birisini seçip göndermesi düşünülemez. Onlara göre Allah, evreni kuşatan meçhul bir hakikattir. Bazı nefislere önceden planlamaksızın ve bir hedef ve gayesi olmaksızın ilhamlarda bulunur. Bu düşünürlerin bazıları daha ileri giderek bu tasavvuru bile reddetmektedirler. Onlara göre vahiy ve ilham olsa olsa şuuraltının sesidirler.

Görüldüğü gibi dinin getirdiği hakikatlerle, bu yeni tür sofestailerin düşünceleri arasında çok bariz  farklılıklar vardır. Durum böyleyken bu düşünürlerin dini manasıyla vahyi anlamalarını nasıl bekleyebiliriz.?

Dördüncüsü: Din uhrevi bir zorunluluk iken, bu anlayış ve yoruma göre dünyevi bir zorunluluk olma durumunda kalmaktadır. Din ; insanların gelecek hayatta kurtulmalarını temin için vardır. Ama bu yeni yoruma göre dünyevi ve toplumsal hayatın düzenlenmesi için bir vasıta olmaktan başka bir şey değildir. Yani din gerçek bir inanç değil,  aslı olmadığı halde varlığı farz edilen bir inanç konumundadır.

“Dini inançlar, belirli bir dinin taraftarları arasında hedef ve amel birliğini sağlayan düzenlemelerdir.”[12]  

Beşincisi: Bu değerlendirmelerin sonunda Yahudiliğin din hakkındaki bu ve benzeri düşüncelerin ortaya çıkıp yaygınlaşmalarındaki rolüne değinmekte fayda mülahaza ediyorum. Bu Yahudilik, Musa (as)’dan çok, yollarını değiştirmiş  tabilerinin düşüncelerine  daha yakındır.

Toynbee ,Yahudilerin Allah’ın en seçkin kavmi olmaları iddialarına değinerek şöyle diyor:

Böyle hayali bir şeyin, bütün evrenin nizamını iradesiyle koyan Allah hakkında düşünülmesi doğru olamaz. Allah’ın beni ve halkımı seçip beni en sevgili elçisi, kabilemi de en sevdiği halk yapması, akla ve mantığa oldukça uzaktır. Bu ve benzeri düşünceler gerçek olmaktan ziyade bir vehim olmaya daha yakındırlar. Bu düşünce, insanın üretip ve kendi zihninde sabit fikir haline getirdiği bir düşüncedir.[13]     

Bir gurup insanın kendilerinin bir aileye ya da şahsa nispetleri sebebiyle , Allah’ın sevgilileri ya da O’nun katında en seçkin varlıklar olduklarını söylemeleri ,zaten esası itibarıyla batıl bir düşüncedir.

Toynbee’yi bütün dinleri kapsayacak şekilde genel bir hüküm vermeye iten sebep; Yahudilerin, biz Allah’ın en seçkin kullarıyız, şeklindeki inançlarıdır. Bu düşünceler hatalı bir yaklaşım olduğu gibi ,doğru dini düşünceyle de bağdaşmaz. Allah’ın seçkin ve sevgili kulları, kabilesi, milleti ya da yaşadığı coğrafya bir kenara, yalnızca vahiyle indirdiği hükümlere tabi olanlarıdır.

İfade ettiğimiz üzere , dinin bu yeni yorumu -dinin kabulüymüş gibi görünüyorsa da- din açısından dinin inkarından başka bir şey değildir. Mükafat ya da ceza getirmeyen bir din, olsa olsa herhangi bir insanın kendi özel düşünceleri olabilir. Bir başkasıyla alakası olamaz. Böyle bir din de olsa olsa La ilahe illa’l insan; insandan başka ilah yoktur, cümlesiyle ifade olunabilir. Ama La ilahe illallah; Allah’tan başka ilah yoktur, hakikatinin altında mütalaa edilemez .

Böyle aptalca bir düşüncenin din, adı altında yayılmaya çalışılması, insanların din kelimesinin kullanılması suretiyle aldatılmaları için yapılıyorsa ,akıl yetmezliği ; kafa karıştırmak için yapılıyorsa, düzenbazlık ve münafıklıktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



  • [1] A Historian’s Approach to Religion  p. 123

  • [2] Encylopaedia of the Social Science 1957, vol. 13  p. 230

  • [3] Religion and Scientific Ourlook  p.195-196

  • [4] Age.p.196

  • [5] Age.p.204

  • [6] Man the Unknown  p. 134

  • [7] Age.  p. 132

  • [8] A Historian’s Approach to Religion  p. 16

  • [9] Age.  p. 251

  • [10] Encylopaedia of Religion and Ethics

  • [11] Age.  p. 132

  • [12] Hindustan Times. Oct.  1961

  • [13] A Historian’s Approach to Religion   p. 135


  • Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
    # Makaleler Adı
    Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Muhammed Ender / 19.4.2012



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...