Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Önder Nar Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
  Önder Nar
       
Makale No: 2084 Hit : 9200 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Nizamdan , nizam koyucuya delil getirmek makbuldür. Darwinizm ise henüz herhangi bir Russell’e böyle güçlü bir delili reddetme gücünü verecek durumda değildir.
click here dating for married men married affairs
open why women cheat on husbands how many guys cheat
link how many women cheat on husbands why do wifes cheat
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
bystolic coupon 2013 bystolic add on copay card bystolic generic alternative

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Bertrand Russell’in Görüşleri

 Nizamdan , nizam koyucuya delil getirmek makbuldür. Darwinizm ise  henüz herhangi bir Russell’e böyle  güçlü bir delili  reddetme gücünü verecek durumda değildir.

 

 1966 yılının  yaz aylarında   Bertrand Russell’in (1872-1970)   bütün eserlerini okumaya  karar verdim .Büyük  bir şans eseri  eserlerinin tamamını  evime yakın bir kitapçıda buldum . Ve alıp eve getirdim . Eşimin ilk tepkisi  , sen çok sürmez  sapıtırsın, şeklinde oldu .

 Bertrand Russell, çağımızın en önde gelen mülhid düşünürlerinden  kabul edilir. Bu sebeple de  eserlerini okumak  çoğularına zarar verebilir.  Ben bütün bunlara rağmen  Bertrand Russell’in dünyasına girdim ve neticede daha da güçlenmiş bir imanla okuyuşumu tamamladım . Russell gerçekten , kültürü  ve araştırmacı  yapısıyla  çağımızın en kapasiteli düşünürüdür.  Hatta  White Hid’in dışında  bu genellemenin bir istisnasının olmadığı söylenilmektedir. Russell neredeyse bir yüzyıl süren ömrünü iki şeyin bilgisine ulaşmaya çalışmakla geçirmiştir.

“Biliyoruz  diyebildiğimiz  kaç şey vardır ve  bunlardan kaçının bilgisine tam olarak ulaşabildik  , kaçının hakkındaki bilgilerimizde  bazı şüphelerimiz var.”[1] Russell hedef olarak belirlediği noktaya ulaşmak için dört bilim dalını seçmiştir.  Bunlar fizik , hayat bilim  Fizyoloji   , Psikoloji ,  ve Matematik   Mantığı  Mathematical Logic’ dir.  [2] Bu bilim dallarının  incelenmesinden sonra Russell varlıkta şüphe  ekolünün  baştan sona  hatalı olduğu kanaatine varmıştır. [3]İnsan  burada bir çıkmaza düşmektedir. Bir taraftan  bilmiyorum ,  diyerek hayatı sürdürebilmesi söz konusu değildir. Ama diğer yandan da  eşyanın bilgisine ulaşma girişimleri  ancak çok cüz’i  bir miktarda  bilgiye  ulaşabilmekle sonuçlanmaktadır.

Felsefe, başlangıcından bu yana  oldukça iddialı şeyler söylemekte ama  neticede onun vasıtasıyla elde edebildiklerimiz , diğer bilimlere nisbetle  son derece   azdır. [4] Bertrand Russell ömrünü tamamıyla  her konuya şamil  bir felsefi  mezhep oluşturmaya vakfetmişse de  Prof . Alan Wood’un da dediği gibi; felsefi mezhebi olmayan  bir filozof olmuş , netice de  bir felsefi mezhep oluşturmayı başaramamıştır.

  Mantık ve  matematiğin  bilgiye ulaşmanın iki yolu olduğu meşhursa da Russell‘e göre bunlar tabiat kitabının alfabesidir. Kitabın kendisi değil. [5]

Russell bilgiyi   ikiye ayırmaktadır.  Eşyanın bilgisi   Knowledge of things ve hakikatin bilgisi   Knowledge of  truths [6]  Eşyanın bilgisi , hissedilebilen olayların bilgisidir Sensible  Facts .   Ama hissedilebilen  şeylerin hakikatleri herşey demek değildir. Bu hakikatlerin ötesinde bizim duyularımızın idrak edemediği hakikatler gizlidir.  Bizim onlara ulaşabilmemizin tek bir yolu    istinbattır  -delillendirmedir-.    Ve o da duyu organlarımızla  idrak edebildiğimiz olaylara dayanır.

  İstinbat    doğru bir metottur,  ama bilimsel olmalıdır.[7] Yalnızca  görme  işitme  dokunma  gibi duyu organlarımızla  idrak ettiğimiz şeyler bilgiler data’dır.  Evren hakkındaki  bilimsel  tasavvurumuz duyu organlarımız tarafından  desteklenmemektedir. Buna göre  bu evren tamamıyla   delillendirmeye dayanan    Infered World  bir evrendir.  Gözlem ya da deneysel değil .  Ve  insanların düşünceleri   yalnızca zihinlerindedir.” [8] Russell’in vardığı netice , tecrübeye   experience  son derece  büyük önem verilmesidir.  Bu sebeple de  önemli şeylerin belirlenmesinde tecrübeye  Empiricism  dayanılmalıdır.  İmportant  Limitation [9]

 Çoğu felsefecilerin tecrübeyle delillendirilebilecek şeylerle , delillendirilemeyecek şeyleri   kavrayıp belirlemede  hata ettiklerini gördüm.[10]  Ne yazık ki teorik fizik bizlere , 17.yy’da sahip olduğu  güveni  günümüzde verememektedir. Newton’un  teorileri  dört faraziyeye dayanmaktaydı. Bunlar , yer  zaman , madde ve kuvvet’ti  ama günümüz fiziğinde bunlar kayboldu gitti ,o eski değerlerini yitirdi. Yer ve zaman Newton’un düşüncesinde camid ve müstakil şeylerdi . Ama  şimdi  yer ve zaman  space time   müstakil varlıklar substantial  olmaktan çıkıp  eşyanın arasındaki  bağlar olarak   algılanmaya başlandı . Madde’nin  ; birbiri ardına gelişen olayların  sureti , kuvvet’in  Force  ise  enerji olduğu kabul edilir oldu.  Enerjinin  ise  kalan madddeden ayrılmasının sözkonusu olmadığı anlaşıldı.  Sebep Cause fizik alimlerinin isimlendirmelerine göre kuvvetin felsefi şekliydi.

Artık eskidi tamamen öldü diyemesek te, bu düşünce   eskiden olduğu gibi  güçlü olmayıp artık iyice zayıflamıştır .[11] 

 Hayatım boyu  devam eden araştırmalarımın neticesinde  isbat edilebilmesi ya da delillendirilmesi mümkün olmayan  istinbatların  da Non-Demonstrable  İnference     kabul edilebilir ve makul olabileceklerini gördüm .Zira bu  istinbat türünün reddedilmesi durumunda bilimlerin ve hayatın düzeni felç olacaktır. [12]

 Bilimler  gerçek  Real  alemi de  zihinsel alemi de  Belelieved  World  kendilerine konu  alırlar. Her yeni bilimsel adımla birlikte bilgilerimiz biraz daha pekişirler . Bilimlerde bazı  şeyler  gözlemlenebilir hakikatlerdir. Ama  ulvi değerler salt bilimsel  hakikatlerdir  Scientific  Abstractions. Bu hakikatlerin bilgilerine   gözlemlere dayanan kıyaslamalarla ulaşılır. Herşeyden şüphe etmeyi savunan görüş  Universal scepticism  bütün olarak reddedilemez  ama  her şeyden  de şüphe edilmesi de  bütünüyle kabul edilemez  . [13] Ben duyularla elde edilen  hakikatlerin  Facts of  Sense  kabul edilmesi  bunlar vasıtasıyla  elde edilen bilimsel verilerin  doğruluklarının kabul edilmesi kanaatındayım. Zira bu ikisi filozofun düşüncesinin temel dayanaklarıdır. Bunların bizleri doğru bilgilere ulaştırmaları   çok çok kesin olmasa da Quite Certain diğer seçeneğe nazaran daha tercih edilmeye layık   Higher Degree Of Possibility görülmektedir. Üstelik felsefi kıyaslamalar yapabilmemiz için duyulara dayalı hakikatlerin bize sunduğu   verilere ihtiyacımız vardır.[14]

Russell’in görüşleri şu alıntıyla daha bir netleşecektir:

 Teorik fizik yoluyla elde ettiğimiz bilgilerin çoğu değişik denklemlerin hulasası  ya da sonuçlarıdırlar . Fizik bilimi bu sayede olayların mantıksal yapısını ortaya çıkarabilmektedir. Ama diğer taraftan olayların içyüzleri   intrinsic  meçhul kalmaya devam etmektedir. Teorik fizik bizlere eşyanın gerçek yüzü hakkında konuşma imkanı sunamamaktadır. Fizik ilminin bize verebildiği eşya ya da olay hakkında  birtakım denklemsel izahlardan başka bir şey değildir. Kendisi için değişikliğin gerçekleştiği şey ve bu değişikliğin nereden kaynaklandığı meçhul kalmakta , fizik bilimi bu konuda konuşamamaktadır.[15] 

Russell  Felsefi  Gelişimim, isimli eserinde,  İzah Edilemez  Delillendirme  -kıyaslama- bölümünü şu sözleriyle  bitirmektedir ;  Aceleci davranan  bir takım  filozofların hiçbir sebebi  olmadan ve bir dayanakları da yokken yaptıklarının aksine , görüşler ve teorilerin kesinliği    iddia edilemez.[16]

 Bu alıntılardan Russell’in  önünde sadece  iki seçenek olduğu anlaşılmaktadır.  Ya şüpheciliği benimseyecek  ya da dinin gerçekliğini kabul edecektir.  Eşyanın dış görüntüsünün ötesinde  mahiyetinin bilgisine  ulaşılamadığına  ve bunun imkansızlığı  ortaya çıktığına göre , önünde iki seçenek kalmaktadır.  Herhangi bir şeyin bilgisine ulaşılabilmesi  fikrini reddedecek ve ancak bizatihi   kendisinin bilgisine kesinkes ulaştığı şeyleri kabul edecektir. Bilim hala mucizeleri inkar ettiğine göre  insan mucizeler karşısında  bilmiyorum, deyip teslim olacaktır.  Ama Russell böyle davranmayı kabul edememekte ;eğer bir delillendirme , o şeyin  dışa yansıyan  bilimsel eseasları  üzerine  bina ediliyorsa  onun kabulüne  cevaz vermektedir.  Ve işte bu kabullenmesiyle de  neredeyse din dairesine girmektedir. Zira din insanın sınırlı duyuları vasıtasıyla  eşyanın hakikatının bilgisine ulaşamayacağını , ama gözlemlediği  dış görüntülerinden  eşyanın gerçeği hakkında  kıyaslamalarda  bulunabileceğini  söylemektedir. Russell tümüyle her şeyden şüphe edilmesini  kabul etmezken aynı anda  dini de  reddetmekte, kendi kabulleri ve  doğru bulduğu değerleriyle  çelişkiye düştüğünü ise  ihmal etmektedir.

Russell tecrübe edilemeyen  bir takım  şeylerin  varlığına  inanmanın doğruluğunu kabul etmekte, örneğin yeryüzünün uzun tarihiyle  ilgili  bilimsel yorumlara  inanmakta, göklerdeki uzak yıldızlarla  alakalı  bilgileri  kabul edebilmektedir.

 “Ben bazı olaylardan  diğer bazı olaylara  delillendirme  yapma esasına  inanıyorum.  Özellikle de  delillendirmelere  dayanmadan bilgisine sahip  olduğum olaylardan; bilmediğim olayların  bilgisine  ulaşma şeklinde  olanına…[17]  Bir başka kitabında  şöyle diyor:  “Ben gerçeğe  son derece  yakın  delillendirme  yolları  olduğuna ; deneysel olarak isbat edilmeleri imkan dahilinde olmasa da  kabul edilmeleri gerektiğine inanıyorum .” [18] Bu itiraftan sonra –hem de Russell’in kendi ölçüleriyle – din artık  delil ve kıyaslamalarla  isbat edilmesi  imkansız   bir şey olmaktan kesinlikle çıkar. Zira bizler de  dinin doğruluğunu  onun  kabul ettiği  bu “delillendirmeye  dayalı metotla” isbat ediyoruz.

 Bundan daha da ilginç olan ; Russell’in dolaylı olarak dinin doğruluğunu isbata  uygun delillendirme  yollarının varlığını  kabul etmesi  ve bunların  bilimselliklerini itiraf etmiş olmasıdır.  Hal böyleyken Russell çok basit sebepler öne sürerek  bu delillendirmeleri  reddetmiştir. Niçin Hıristiyan Değilim   isimli eserinde  şöyle demektedir ;

 Ben bütün evrensel dinlerin  batıl ve  zararlı  olduğunu düşünüyorum.  Budizm,Hinduizm,Hıristiyanlık,İslam.,Komünizm… Din düşünürlerinin öne sürdükleri deliller hakkında , mantıklı denilebilir ve bunların  Allah’ın varlığını isbatları  kabul edilebilir. Öne sürdükleri deliller   bir çok büyük filozof tarafından  kabul de görmüştür.  Ama  bu delillerin dayandıkları  mantık  Aristo mantığıdır. Ve Aristo  mantığı  artık bilimsel olarak, - din adamları hariç- reddedilmektedir.

 Din adamlarının  öne sürdükleri  delillerden  birisi  vardır ki  sadece mantıki değil aynı zamanda  bilimsel  bir delillendirmedirde . Bu, evrenin harikulade  bir nizam  üzere olması    İbda –Desing delilidir.  Ama Darwin   bu delili iptal etmeyi başarmıştır.  [19]

 Bu ifadelerdeki en önemli nokta, Russell’in, evrendeki  nizamla , mantiki  delillendirme  yapılabileceği  itirafını içermesidir.  Ama o bir yandan bunu delil olarak kabul ederken  diğer taraftan darwinizmin  onun  batıllığını isbat ettiğini  öne sürmektedir.  Ya da Darwin’in eleştirilerinin  bu delili zayıflattığını düşünmektedir.

 Bu düşünceler bazı mülahazaları beraberinde getirmektedir.  .Yapılan iktibasa göre din  ; Evrende bir tür nizamın  var olduğunu   ve bu nizamın, bu evrenin arkasında durup onu düzenleyen bir irade ve düzenleyici  bilinç sahibine  işaret ettiğini ,  bu idrak ve bilinç sahibi olmasa  evrenin  kuru ve cansız maddeden  başka bir şey  olamayacağını söylemektedir.

Russell bu delillendirmeyi  temelde kabul edilebilir bulmakta ,ama  hemen darwinin  tabiatı incelediğini  ve yeryüzünde  ortaya çıkmış olan hayatın , milyarlarca  senelik bir zamanın  geçmesinden sonra , bilinçsiz maddeden ortaya çıktığını  tesbit ettiğini öne sürmektedir. Sözgelimi zürafa’nın,  birisi tarafından yaratılmadığını , ama keçi gibi  bir hayvanın  uzunca süren bir tabii sürecin sonunda   zürafa’ya  dönüştüğünü kabullenivermektedir.

 Burada Darwinizmden bahsetmeyeceğiz. Ama   öz bir şekilde değinmekte fayda mülahaza ediyoruz. Russell’in önce kabul edilebilir olduğunu  itiraf edip  hemencecik reddetmeye  yöneldiği  bu delillendirmeyi  reddinde  dayandıkları  , gerçekten  çok zayıf bahanelerdir.  Her şey bir yana  Darwinizm hala  tamamıyla isbatlanmamış  bir nazariyedir.  Evrim teorisi  olsa olsa  mahlukatın hepsinin  bir anda yaratılmadığını , değişik zamanlarda  değişik tür canlıların ortaya çıktığını ,canlıların değişik evrelerden  geçtiklerini , bir başka ifadeyle ; gelişmiş canlılardan  önce  basit canlıların  ortaya çıktığını  ifade eder.

 Kesinlikle isbatlanamayan  ince nokta  ise  gelişmiş canlıların  asıllarının   uzun bir süre sonunda , basit canlılardan  bilinçsiz maddenin bir eseri olarak türeyip türemedikleridir.

Gözlemler, birinci bölümü destekler mahiyettedir. Ama delillendirmenin ikinci  bölümü  hala bir teori olmaktan  öteye  geçememiştir.  Üstelik nazariyenin ikinci bölümünün  herhangi bir deneysel ortamda  gözlemlenebilinmesi  imkansızdır. Ve deneylere de açık değildir.  Evrenin harikulade nizamını madde ötesi bir yüksek bilincin  koymadığı tezi ise  darwinizm nazariyesinin  isbatlanmamış ve asla isbatlanamayacak olan  bu ikinci kısmına  dayandırılmaktadır.  Ve Bertrand Russell her nasılsa  bu önemli ayrıntıyı   gözardı etmiştir.

  Darwinizm nazariyesini benimseyip destekleyen bilim adamları bile,  bu önemli ayrıntıyı  ifade etmek durumunda kalmışlardır. . Sir  Arthur Keith  (1866-1955) bu nazariyenin  taraftarlarından birisidir ve şöyle  demektedir;

“Evrimin doğruluğu isbatlanabilmiş değildir., isbatlanamazda ... Bizim bu nazariyeyi benimsememizin sebebi ise , her şeyin bir anda yaratılışı inancına alternatif tek nazariye olmasıdır . Bir anda yaratılışın , tasavvuru bile  imkansızdır.”[20]

 Bu anlayışları doğrultusunda  söz konusu bilginler, nazariyelerini iki bölüme ayırmışlardır. Evrim Nazariyesi ve Evrimin Sebebi … Onlara göre evrim nazariyesi kesindir. Ama evrimin sebebi bugün bile hala meçhuldür. Bu taksimin daha güzel kavranılabilmesi için, evrim nazariyesi ve evrimin delili şeklinde  ikiye  ayırmamız yerinde olacaktır. Herhangi bir nazariye kendisini  açıklayacak sebebi keşfetmeden asla    güvenilir olamaz. Her ne kadar onu benimseyip inanan bilim adamları , işaret ettiğimiz bu zaaf noktasına rağmen , onu doğruluğu sabit bir nazariye olarak kabul ediyorlarsa da,  Evrim nazariyesi  veya  Gelişim , hala  delili bilinmeyen  bir nazariyedir. Akla mantığa en uzak şey , durumu böyle olan bir teorinin ,dinin doğruluğuna  esas teşkil edebilirliği itiraf edilen bir ölçüyü  yıktığının söylenilmesidir. 

Hayatın ,evrim sonucu  oluştuğunu farz etsek bile, Russell’in iddiaları  asla  kabul  görmeyecektir.   Çünkü dine atfettiği yaratıcı anlayışı ; bir defada her şeyi yaratan bir yaratıcıdır.  Ve  bu yaratıcının , mahlukatını bir tertip ve nizam çerçevesinde  uzun bir süreç içerisinde  yaratma imkanı  yoktur. Russell’in iddialarının kesinlikle bir dayanağı yoktur. Allah’ın gücü  her şeyin bir anda yaratılmasına  yeteceği gibi , iradesi doğrultusunda geniş bir zaman diliminde  eşyayı  yaratmaya da  yeter.  Bu çerçevede bu nazariye kesinlikle  dini anlayışı  iptale yetmez.

İnsan oğlu bin yıllardır  kendisinin de ,ağacın da  yaratıcısının mutlak güç sahibi Allah olduğuna inana gelmiştir. Yine aynı süreçte, çocuğun büyüyüp doğumundan kırk sene sonrasında   olgunlaştığı , dev ağaçların yarım ya da bir yüzyıl sonra gelişimlerini tamamladıkları gözlemlene gelmiştir. Bütün bunlar insanın Allah’ın  tek güçlü varlık olduğu inancını sarsmamıştır. Onun aklı hiçbir zaman her şeye gücü yeten Allah’ın insan ve  ağacı bir defa da  kemal hallerine ulaştırmasını farz kılmamış , öngörmemiştir.

Aynı şekilde ileride gerçekleşecek  bilimsel keşifler, yeryüzündeki hayatın  bir anda ortaya çıkmadığını, uzun  bir müddet alacak bir gelişimin akabinde ortaya çıktığını isbat edecek olursa , bu -günümüzde  hala kesin olarak ispat edilemediyse de , -din gerçeğini  iptal etmez .Hatta dinin gerçekliğinin  tekrar gözden geçirilmesini bile gerektirmez. Zira ortaya çıkarılan ,Allah’ın yaratmadaki uslubundan başka bir şey olmayacaktır. Ve bu buluşun ; Allah’ın mahiyetiyle ya da Allah’ın kendisi olmakla bir alakası yoktur.

Son söz olarak şunu kaydedelim:  bizce az önceki alıntı çerçevesinde, Russell dinin gerçekliğini  temelde itiraf etmektedir.  O, görüldüğü üzere evrendeki nizamı  kabul etmektedir. Her nizam  bir nizam koyucuyu zorunlu kılar. Russell bu delili cevaplamak için darwinizme yönelince , doğruluğuna delil getirdiği esası , yine kendisi  iptal  cihetine  gitmiştir. Evrendeki nizam  herkesçe itiraf  edilen bir gerçektir. Ama darwinizm tamamı itibarıyla henüz isbatlanamamış  bir teoriden başka bir şey değildir. Nazariyenin özellikle  nizamın hayatın değişik türlerinde  maddi amiller sebebiyle  var olduğu şeklindeki  bölümü , salt  faraziyeden başka bir şey değildir. Nizamdan , nizam koyucuya delil getirmek makbuldür. Darwinizm ise  henüz herhangi bir Russell’e böyle  güçlü bir delili  reddetme gücünü verecek durumda değildir.

 

 

 

 



  • [1] My Philosophical Development (1959) p.11

  • [2] İbid,p.16

  • [3] Human  Knowledge,p.9

  • [4] Our Knowledge Of The External Wold (1952) p.13

  • [5] My Philosophical Development,p. 277

  • [6]  The Problems Of Philosophy,  (1957) p.46

  • [7] My Philosophical Development p.207

  • [8] My Philosophical Development p.25

  • [9]  İbid, p.191

  • [10] İbid,p.194

  • [11][11] İbid,p.17

  • [12] İbid,p.204

  • [13] İbid,p.206

  • [14] İbid,p.207

  • [15] İbid,p.18

  • [16] İbid,p.207

  • [17] Human Knowledge,p.10

  • [18] My Philosophical Development,p.132

  • [19] Why I am not a Christian (1959),p.X  1

  • [20] “Evolution is unproved and unprovable.We believe it only because the only alternative is special creation, and that is unthinkable.” Sir Arthur Keith.


  • Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
    # Makaleler Adı
    Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Muhammed Ender / 19.4.2012



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...