Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Katip Çelebinin Mizanül Hakk fi İhtiyaril Ahak Adlı Eserinden Firavunun İmanı Meselesi

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Katip Çelebi (Mustafa b. Abdullah) Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1987 Hit : 9196 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Tuhfetül Kibar fi Esfaril Bihar
2 Tuhfetül Ahyar fil Hıkem vel Emsal vel Eşar
3 Tercemei Tarihi Frengi
4 Tarihi Kostantiniyye ve Kayasire (Revnakus Saltana)
5 Takvimüt Tevarih (Katip Çelebi) / تقويم التواريخ
6 Süllemül Vusül ila Tabakatil Fühül
7 Mizanül Hakk fi İhtiyaril Ahakk
8 Keşfüz Zünun
9 İrşadül Hayafa ila Tarihul Yunan ven Nasara
10 İlhamül Mukaddes min Feyzil Akdes
11 Fezleketüt Tevarih
12 Fezleketi Akvalül Ahyar fi İlmit Tarih vel Ahbar
13 Fezleke
14 Düstur el Amel li Islah el Halel
15 Cihannüma

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Katip Çelebinin Mizanül Hakk fi İhtiyaril Ahak Adlı Eserinden Firavunun İmanı Meselesi

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Firavunun İmanı Meselesi Hakkındadır.
Kabul Olunduğu eğilimi hakimdir.
husbands who cheat open dating for married men
read here wifes that cheat unfaithful wives
link reasons why women cheat why do wifes cheat
treatment of aids hiv treatments aids pictures
gabapentin and alcohol addiction http://lensbyluca.com/and/alcohol/addiction gabapentin and alcohol addiction
gabapentin use in psych gabapentin use in psych gabapentin use in psych

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Katip Çelebi'nin Mizanül Hakk fi ihtiyaril ahakk adlı eserinden; Firavunun İmanıyla Alakalı Görüşleri

--- Sayfa 53: (Firavunun İmanı Üzerinedir)
Firavun sözü Mısır memleketi hükümdarlarına verilen lakaptır. Eskiden her Mısır padişahına Firavun derlerdi. 

Hz. Musa zamanında olan ve İslam tarihçilerinin Velid dedikleri zalime “Musa’nın Firavunu“ adı verilmekle ötekilerden ayrılır.

Firavunlardan üçü, bir söylentiye göre yedisi, zalim ve cebbar olup bunların büyüğü ve sonuncusu Musa’nın Firavunu idi.

Hikayesi siyer kitaplarında ve tarihte yazılı olup, herkesçe bilinmektedir. İsrailoğullarına zulüm ve işkence üzere olduğundan Yahudiler arasında da kötülükle ün salmıştı. İslam Milletlerinde de yine Tanrı’lık davası ve ceberut ile meşhur olan bir kimseyi Allah’a isyan, büyüklenme ve fesadı yüzünden kötülemek gerektiğinde “Firavun gibidir” demek darb-ı mesel olmuştur.

Firavun bütün tefsirlerde ve tarihlerde kafir ve yoldan azmış olarak yazılmış olup, halkta onu böyle tanımıştı.

İbn Arabi kendi keşfi ve vicdanı üzere “Fusus” adlı kitabında Fass-ı Musa’da, Firavunun imanını ve kurtuluşunu yazıp iddiasına Kur’an-ı Kerim’den “İsrailoğullarına askerleriyle birlikte zulüm ederek ve saldırarak arkalarına düştü. Nihayet su onu boğmaya başlayınca şöyle dedi: “İnandım, hakikat İsrailoğullarının iman ettiğinden başka Tanrı yokmuş, ben de müslümanlardanım” (Yunus 90) ayeti Firavunun imanına açık ve kesin bir delildir.

Ve boğulma hali, can çekişme hali gibi değildir ki ye’s imanı ola. (Ye’s imanı: Hayattan umudunu kesen kimselerin Allah’a getirdikleri iman, gönül rızasıyla değil, fakat ölümle dirim arasında kalan kimselerin canlarını kurtarmak için kabul ettikleri iman) Sonra “Şimdi mi iman ediyorsun? Halbuki sen bundan önce ömrün boyunca isyan etmiş, daima fesatçılardan olmuştun” (Yunus 91) ayeti imanı o zamana değin geciktirdiğine bir nevi azardır, kabul etmediğine delalet etmez.

 

“O kıyamet günü kavminin önüne düşücektir. Artık o bunları - suya götürür gibi - ateşe götürmüştür. Vardıkları o yer ne kötü bir yerdir.” (Hud 98) ayeti imansızlığını gerektirmez. “Biz bugün seni - cansız bir gövde olarak - karada yüksek bir yere atıp bırakacağız ki geleceklere bir ibret olasın. Bununla beraber insanlardan birçoğu bizim ayetlerimizden cidden gafildir“ (Yunus 92) ayeti onun kurtulduğunu bidiren ayettir. “Bugün bununla biz seni kurtarıyoruz sahile çıkarmakla, ruhunu da ahirette kurtarırız. Ta ki senden sonra gelecek kavme, sen benim kudretime büyük bir tanık olasın ve hiç kimse rahmetimden ümidini kesmesin“ diye sözü buraya getirdikten sonra “Halkın kendilerinde yerleşmiş olan isyanlarından dolayı bu iş Allah’a kaldı, bunda dayanacak bir kesin hüküm, bir nass yoktur” demiştir.

 

Fusus şarihi der ki: Şeyh, Muhammed’in kamil ve mükemmil varisidir. Kamil olan varisler ayetleri işin gerçeğine vardıktan sonra delil olarak kullanırlar. Nazar ve istidlal erbabı ise nasslar ve delillerle bilgi elde ederler. Ve iddialarına göre nasslar getiriler. İşte ayetleri öne sürmek ve istidlal tek şey olmadığından kamil varisi mücahid ve istidlalci zannederler. Bundan dolayı şarihlerin Şeyh memur ve mazurdur diye açıklayıp, kimi bilginler de burası bir gizli oyundur ve bunu buraya bir Yahudi sokmuştur diye iftira ettiler. Kısası halk bu konuda Şeyh’i kınamak ve ona sataşmak yoluna düşüp karınca ve arı gibi başına üşüştüler. Lakin Şeyh’in dediği gibi kesip atacak ve bir şüphe bırakmayacak bir dayanak bulamadılar. Ancak milletlerin arasında Firavunun meşhur olan kötülüğüne ve Allah’a isyanına dayanarak yazıp çizdiler.

Şeyh Fusus’ta kendi keşfinin gerektirdiğini yazdı. Nazar ve istidlal yolunun hakikat arayıcılarından Celalüddin Devvani bu konuda başlı başına bir risale yazıp usul kaidelerine göre nasslardan istidlal ile Şeyh’in iddiasını ispat eyledi.

Kimi red, kimi kabul edip bu zamana değin sürünüp geldi. Bu tartışmanın sonucu budur ki: Bunun gibi davalarda nazar yolu ile, Tasfiye yolu arası önce ayırd edilmek gerektir. Nazar yolu akıl ve nakil delilleriyle istidlale dayanır. Tasfiye yolu riyazat ve süluk ile keşf ve şuhuda dayanır. İkisinin de başka ıstılahları vardır. Tartışmanın aslı bu yollardan birinin kaidesi ve ıstılahı üzerine kurulup, sual ve cevapta, öteki yolun kaidesi ve ıstılahı tarafına bakmamak ve iltifat olunmamak gerek. Ta ki, meseleleri birbirine karıştırmak ve delilleri karmakarışık etmek lazım gelmesin. Bütün bunun benzerleri tartışmalarda kavganın ve çekişmenin başlangıcı ve dedikodunun kaynağı bu maddedir. Nazar ve istidlal sahipleri, kendi kanunları üzere Tasfiye yolunu tutanlara karışıp, sataşırlar. Onların yolu ise nazar ve istidlal yolu değildir. Keşf ve vicdana dayanır. Ve ıstılahları İşrak felsefesinden alınma başka bir ıstılahtır. Keşf ve vicdan şeriatça delil olup nazar ve istidlal yolunda bir dava ispat eylemezse de kendilerine hüccet olur. Ermişlerin keşf ve ilhamının kendilerine hüccet olması nazar yolunda bile kabul ve teslim edilmiştir, onun gereği ile amel ederler. İmdi, tasfiye yolunun kaidelerine göre ileri sürülen delil ve davaya nazar yolunun kaidesiyle karşı çıkılmaz. Çıkılırsa yine o yolun kaide ve ıstılahlarıyla çıkılmak gerektir. Bu konuda karşı çıkanlar, hep nazar ve istidlal yoluyla itiraz ederler. Onun için yeri yoktur ve kulak asılmaz. Bununla birlikte bu maddede nasslar Şeyh’in davasını ispat eder.

Nitekim Molla Celal Devvani nazar yoluna göre istidlal eylemiştir. Bu basamaklar bilindikten sonra, bir kimse bu konuda kavga ederse ahmak değil midir? Güya ki, Hak Teala Hazretlerinin rahmetini onun kullarından esirger ve onu önler.

Firavunun imanından ona ne zarar ve küfründen ne yarar gelir? Hele Yahudiler bu davayı etseler, öç almak için bir sebebi vardır. Çünkü onların babaları ve ataları Firavundan çok çekmişlerdir. Ama başka milletlerin onlara uymasının sebebi nedir? İmdi ilim elde etmek isteyen öğrencilerin kabiliyetli olanlarına yeğreği budur ki, bu konuda Firavuna mümin demezlerse de diyenlere, hele Hz. Şeyhe sataşmasınlar, ve orta yoldan çıkmasınlar.


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 23.9.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...