Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Dinler Tarihi Disiplininin Dinlerarası Diyaloğun Teorik Çatısına Katkıları

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Mustafa Alıcı Dinler Tarihi Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1905 Hit : 5136 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Müslüman Hıristiyan Diyaloğu
2 Dinler Tarihinin Batılı Öncüleri

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Müslüman Hıristiyan Diyalog Sürecine Pratik Bir Bakış
2 Monologdan Diyaloğa Çağdaş Hıristiyan Düşüncesinde Hıristiyan Müslüman Diyaloğu
3 Doç. Dr. Mustafa Alıcı İle Söyleşi
4 Dinler Tarihinde Kadim Dini Geleneklere ve Analojik Metoda Vurgu Ugo Bianchi (1922-1995)
5 Dinler Tarihi Disiplininin Dinlerarası Diyaloğun Teorik Çatısına Katkıları

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
click here dating for married men married affairs
cheats infidelity in marriage married woman looking to cheat
what are aids symptoms symptoms for aids/hiv new hiv treatment
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
cialis coupon cialis coupon cialis coupon

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki http://www.marife.org/13-alici.htm

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Dinler Tarihi Disiplininin Dinlerarası Diyaloğun Teorik Çatısına Katkıları

 

Diyalog (Lat. dialogos, Grek. Διαλογος), kelime olarak “karşılıklı sohbet etmek” demektir. Dinlerarası diyalog ise, farklı dinî geleneklere mensup dindarların inançlarını ve düşüncelerini birbirlerine zorla kabul ettirme yolunu seçmeksizin eşitlik, hoşgörü, doğruluk, samimiyet, sevgi ve saygılı bir iyi niyet, barış, açıklık ve hürriyet içinde bir araya geldikleri bir durumdur. Bu olumlu ve yapıcı ortamda taraflar, genel olarak bir meselede “öğrenmek”, “anlamak”, “bilmek”, “tanımak”, “dinlemek” ve “belki ortak beşeri değerleri paylaşmak” maksadı taşırlar. Nitekim diyaloğun genel olarak sonucu, tarafların karşılıklı konuşabilmelerini, işbirliğine gidebilmelerini, birlikte yaşayabilmelerini ve birbirlerini tecrübe edip hatta uzlaşabilmelerini sağlayabilmesidir [1].

Diyalog, dinlerarası ilişkiler alanına girmeden önce bilhassa batıda bir literal formu olarak teolojik (Justin Martyr, Judah ha- Levi, Ramon Llull, Nicholas Cusano, François de la Mothe le Vayer) ve felsefî (Platon, Cicero, Jean Bodin, David Hume, Ernest Renan, Scheiermacher) açıdan bolca kullanılmıştır [2]. Geçen asrın başlarında ise diyalog, öncelikle metne bağlı olarak dil bilimciler (mesela Rus dilbilimci Mikhail Bakhtin) arasında incelenirken bilhassa iki dünya savaşı arasındaki dönemde insandan insana bir ilişki anlamında felsefî yönden ele alınan (mesela Martin Buber) bir kavrama dönüşmüş, 1950’lerin sonlarından itibaren ise yavaş yavaş dinlerarası yakınlaşmalara ait bir kavram olarak teolojik gündemlere çekilmeye başlamıştır. Böylelikle diyalog, II. Vatikan Konsili (1962-1965) ile birlikte Katolik Kilisesi resmi vesikalarında kilisenin öteki din mensuplarıyla ilişkilerinde emredici, misyon teolojisi açısından ise en önemli parça olarak yerini almıştır. Günümüzde dinlerarası diyalog, gerek Roma Katolik Kilisesi gerekse Dünya Kiliseler Konseyi’nin öncülüğünde öteki din mensuplarının da ortak gayretleriyle sürekli gelişmekte olan bir dinlerarası yakınlaşma formudur [3].

Dinlerarası diyaloğun çeşitleri, genel olarak entellektüel, pratik ve dinî tecrübe alanlarını kapsayacak şekildedir [4]. Mesela dinlerarası diyaloğa girmesi konusunda emredici dokümanlara sahip Roma Katolik Kilisesine göre dinlerarası diyaloğun çeşitleri şu şekildedir: Dindarların insan olma karakterlerini ön palana çıkaran ve aile, okul, sosyal ve kültürel ilişkiler, köy toplantıları, iş toplantıları, siyaset ve ticaret gibi konuları kapsayan hayat diyaloğu (dialogue of life); dinî normlarla yüklenerek, farklı dinden grupların veya cemiyetlerin işbirliğine girerek insanlığın ilerleme ve gelişmesi için ortak çaba ve işbirliğine girdikleri hareket diyaloğu (dialogue of action); din uzmanlarının daha entelektüel boyutta kendi dinleri hakkında görüş alış verişinde bulunup daha derin bir seviyede birbirlerini anladıkları, farklı noktalarını görüp kavradıkları söylev diyaloğu (dialogue of discourse); manastır adamlarının veya mistik hayat yaşayan dindarların bir araya gelip meditasyon, dua, tefekkür tecrübelerini veya mistik dünyalarını karşı tarafa aksettirecekleri dini tecrübe diyaloğu ( dialogue of religious experience) [5].

Dinler Tarihi (Religionswissenschaft) ise, Alman asıllı Oxford Profesörü Friedrich Max Müller (1823-1900)’in öncülüğünde şekillenen bir disiplin olup, başlangıçta ilk dönemin baskın din teorilerinden yola çıkarak filoloji, mitoloji ve düşünce akımları içinde yoğrulmuş, mukayeseli bir din çalışması olarak algılanmıştı. Buna bağlı olarak ilk dönemlerde bu disiplin, dinlerin tarihlerini mukayeseli bir şekilde anlatan, dinî metinlerin çeviri ve yorumlarını yapan, o döneme hakim din hakkındaki teorileri sistematize etmeye çalışan bir disiplin olmuştu. Günümüz Dinler Tarihi ise bu anlayıştan çok ilerde olup, özgün tarihsel mukayeseli metodunun yanı sıra fenomenolojik, antropolojik yaklaşımlarla yoğrulmuş çok gelişmiş teorik bileşenlere sahip (composite), daha çok özgün mahalli kurumsal ve yerel kültürel geleneklere ağırlık veren, disiplinler arası bir bilim haline dönüşmüştür. Bu karakteriyle Dinler Tarihi, beşeri ve sosyal bir araştırma alanı olarak her hangi bir dinin iman ikrarını yapmayan, normatif olmayan, aynı zamanda farklı dinî tecrübeleri ele alan, onları dindarlarının kaynaklarına ve anlayışlarına göre yansıtan bir disiplindir [6].

Günümüz Dinler Tarihi kendi metodolojik çatısını etkileyecek konuları, genel olarak global olaylara göre belirlemekte hatta teorik geleceğine yön verecek yeni yaklaşımları, dindarlar tarafından paylaşılan ortak tehlikelere, ortaya çıkan ortak fırsatlara göre belirleme eğilimindedir. Bir bakıma dinlerarası ilişkiler bilimi olan Dinler Tarihi, hem kendi metodolojisini “küresel bir kurgu içinde” değerlendirmek ve kozmik meseleleri yani doğa, insan ve aşkınlıkla uğraşan diğer disiplinlerle yakınlaşmak, hem de dinlerarası ilişkiler konusunda aktif roller üstlenmek istemektedir. Dinler Tarihçilerine göre disiplinin bu yöndeki gayretlerinin artması genel anlamda dinleri ve diğer disiplinleri de yakından ilgilendirmektedir [7].

Nitekim dinlerarası diyaloğun adının bile duyulmadığı dönemlerden günümüz diyalog ortamına kadar Dinler Tarihçiler, dinler ve dindarların biraraya gelmesine yönelik teorik ve pratik bir takım ciddi araştırmalar ve pratik teşebbüsler içine girmişlerdir. Bu makalenin amacı, Dinler Tarihi’nin dinlerarası yakınlaşma ve işbirliğinin en somut ifadesi olan dinlerarası diyaloğa sağlayabildiği teorik ve metodolojik katkıları sergilemektir. Zira din olgusuna tekil, dinlere çoğul olarak bakan Dinler Tarihi disiplini, kendi teorik perspektifi içinde bir anlamda dünya üzerindeki dinlerin buluşmasını gerçekleştiren bir araştırma alanı olarak, farklı geleneklere mensup dindarların buluşmasını gerçekleştiren bir diğer beşer faaliyeti alanı olan diyaloğa sağlayacağı önemli katkılar olacaktır.

Bu bağlamda normatif olmayan bir disiplin olarak Dinler Tarihi’nin dinlerarası diyaloğa katkısı, iki boyutlu olarak ele alınabilir:

1. Klasik dönemden günümüze kadar süren dönemde Dinler Tarihçilerin, dinlerarası yakınlaşmalara yönelik bilimsel çabaları gözardı edilmeyecek kadar fazladır. Söz gelişi onlar, dinlerdeki sevgi, saygı, barış, hoşgörü, yardımlaşma gibi konularda dinlerde bulunan referansları sergilemek, hatta bir arada yaşama öğretilerini belirlemek veya dinlerin tek tek tarihsel süreçleri içinde birbirleriyle yakınlaşmaları, birlikte yaşam tecrübeleri, işbirlikleri gibi diyaloğu kolaylaştıran unsurları ortaya çıkarmak yolunda oldukça başarılı olmuşlardır. Bir buçuk asırlık Dinler Tarihi geleneği, dindarlar arasındaki farklılıkları başta olmak üzere dinlerin tarihsel süreç içinde meydana getirdikleri karşılıklı yanlış anlamaları, imaj tahriflerini, husumetleri, savaşları mukayeseli olarak inceleyerek nedenlerini objektif olarak değerlendirmiş ve dindarların bir araya gelmesini engelleyen temel konuları ortaya çıkarmaya çaba göstermiştir.

2. Dinler Tarihi’nin çok boyutlu metodolojisi, diyalog sürecine olumlu katkılar sağlayacak bir yapıdadır. Bu noktada, Dinler Tarihi, bilhassa çağdaş yeni mukayeseli yaklaşımı, diğer sosyal bilimlerden istifade eden fenomenolojik yaklaşımı ve çok yeni olarak dindar algısı üzerine bina edilen kognitif teorilerin desteğinde gelişen antropolojik yaklaşımıyla diyaloğun genel işleyişine yardımcı olacak güçtedir. Bu genel çerçeveye bakıldığında Dinler Tarihi, diğer dinî disiplinlerden çok daha fazla diyaloğa teorik destek verebilecektir.

 

 

Dipnotlar

[1] Günay Tümer, Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1993, 396; Francis Arinze, Meeting Other Believers, Herefordshire 1997, 5; Abdurrahman Küçük, “Dinlerarası Diyaloga Niçin İhtiyaç Vardır?”, Dinî Araştırmalar, c. I, sy.1 (1998), 31; Philip H. Hwang, “Interrreligious Dialogue: Its Reasons, Attitudes & Necessary Assumptions”, Dialogue & Allience, c. III, sy.1 (Spring 1989), 10-12; Leonard Swidler, “The Dialogue Decalogue, Ground Rules for Interreligious Dialogue”, Current Dialogue, Summer 1983, 6; Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, Isparta 1999, 368-369; Mariasusai Dhavamony, “The Christian Theology of Interreligious Dialogue”, Studia Missionalia, c. XCIII (1994), 64; Mustafa Alıcı, Kitab-ı Mukaddes ve Kur’ân-ı Kerim Işığında İslâm- Hıristiyan Diyaloğu, (Basılmamış Doktora Tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2001, 10.

 [2] Bu konuda geniş bilgi için bkz; Michel Despland, “Dialogue as a Literary Form Used in Western Inquiries into Religious Diversity”, Unterwegs New Paths in the Study of Religions, ed. Christoph Kleine, Monika Schrimpf München 2004, 149-166.

 [3] Dinlerarası diyaloğun genel tarihçesi konusunda Mustafa Alıcı, Kitab-ı Mukaddes ve Kurân-ı Kerim Işığında İslâm-Hıristiyan Diyaloğu, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basılmamış Doktora Tezi) İstanbul 2001, 18-30; Ayrıca hıristiyanların diyalog faaliyetlerinin tarihçesi konusunda a.e., 54-80; Müslümanların diyalog faaliyetlerinin tarihçesi konusunda, a.e, 204-215; ayrıca, Mustafa Köylü, Dinler Arası Diyalog, İstanbul 2001, 11-17; bilhassa hıristiyanların dinlerarası diyalog anlayışları için Ali İsra Güngör, Vatikan Misyon ve Diyalog, Ankara 1997, 38-219; Mahmut Aydın, Monologdan Diyaloğa- Çağdaş Hıristiyan Düşüncesinde Hıristiyan-Müslüman Diyaloğu, Ankara 2001, 27- 73; 177-242.

 [4] Geniş bilgi için Mustafa Alıcı, “Dinlerarası Diyaloğun Ana Konuları ve Hedefleri”, EKEV Akademi Dergisi, say. 16 (Yaz 2003), 1-17.

 [5] Francis Arinze, Meeting Other Believers, Herefordshire 1997, 5-7.

 [6] Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, “The Role of Method and Theory in the IAHR”, Perspectives on Method and Theory in The Study of Religion- Adjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Köln 2000, 5-10.

 [7] Frank Whaling, “Contrast between the Classical and Contemporary Periods”,Contemporary Approaches to the Study of Religion -I, ed. Frank Whaling, Berlin- New York-Amsterdam 1983, 28.

 

 

 

 

 


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 6.2.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...