Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Hz. Peygamberin Beden Dili

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Mustafa Karataş Hadis Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1902 Hit : 5422 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Sünnet Ya Da Diğer Bir İfadeyle Hz. Peygamberin Kuran Yorumu
2 Süneni Erbea ve Bazı Hadis Kitaplarında Yer Alan Hadislerin Durumu
3 Ruyeti Hilal Konusu Çerçevesinde Hadisleri Yeniden Okuma
4 Ravi Sahabiler ve Hadis Sayıları
5 Muksirun ve Hadis Sayıları
6 Mukillun ve Hadis Sayıları
7 Mirac Keşiftir
8 İstanbulun Fethi İle İlgili Hadisler ve Yorumları
9 Hz. Peygamberin Şehirleşme ve Yerleşim Konusunda Çevre Bilincini Geliştirmeye Yönelik Çabaları
10 Hz. Peygamberin Beden Dili
11 Hz. Peygamber Gibi Çalışmak
12 Hadisleri Yeniden Anlamak
13 Hadislerde İsnad Sistemi
14 Hadisler Işığında Teravih Namazı
15 Hadis Sayım Metotlarının Hadislerin Sayısına Etkisi
16 Hadis Rivayeti Karşısında Sahabenin Tutumu
17 Fazlur Rahmanın İslami İlimlerde Metodoloji Arayışı
18 Fazlur Rahman ve Yaşayan Sünnet Kavramı
19 Fazlur Rahman and The Concept of living Sunna
20 Çağdaş Yazar Muhammed Gazalinin Hadis ve Sünnete İlişkin Görüşleri
21 Astronomik Hesaplar Işığında Küsüf Hadisleri

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Beden dili üzerine yapilan çalismalar, egitim ve iletisim konusunda bu bilim dalinin çok önemli bir yeri oldugunu göstermektedir. Diger yandan Allah Resûlü’nün teblig ve beyan vazifesini ifa ettigi esnada, insanlarla iletisim kurmadaki becerisi, etkileyici gücü ve karizmasi inkar edilemez. Bu makalede önce beden dilinin ne oldugu, önemi, türleri ve örnekleri ortaya konacak, daha sonra da sahih hadis kaynaklarindan yararlanilarak Hz. Peygamber’in vücut dilinden örnekler tespit edilmeye çalisilacaktir. Böylece beden dili biliminin verileriyle Hz. Peygamber’in vücut dilini nasil kullandigi mukayese edilmis olacaktir.

The researches on body language show that this branch is important in the education and communication. In the process of the calling people to the Islam, the Prophet Muhammad succeeded and influenced them because of his using body language very well. In this article, I will try to explain, firstly, what the body language is and its importance, and sorts. After that, using the outhentic hadith sources, I will introduce some examples of the Prophet’s body language. In this way, results of the science of body language and Prophet’s body language will be compared.
husbands who cheat open dating for married men
treatment of aids early hiv symptoms in men aids pictures
bystolic savings card bystolic free trial coupon bystolic coupon 2014
sumatriptan succinate sumatriptan succinate sumatriptan succinate
bystolic coupon 2013 bystolic add on copay card bystolic generic alternative

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki http://www.mustafakaratas.com/makale_oku.do?id=18

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Hz. Peygamberin Beden Dili

Body Language Of The Prophet Muhammad

 

GIRIS

Yirminci yüzyilin sonlarina dogru yeni bir bilim dalinin ortaya çikisina tanik olunmustur. Beden dili adi verilen bu bilim, sözel olmayan iletisim biçimleriyle ilgilenmekte ve canlilar üzerinde çesitli gözlemler yaparak bu gizemli iletisim sirrini çözmeye çalismaktadir. Insan denen harika canlinin, yer yer farkliliklar arz etse de, kendi türünün bir sonucu olarak bir takim ortak beden dili kullandigi tespit edilmis ve bu dilin sözel dilden çok daha fazla etkili ve evrensel oldugu sonucuna varilmistir. Diger taraftan son dinin temsilcisi olarak gönderilen Hz. Muhammed, kisa sürede çevresindekiler üzerinde etkili olmus ve henüz kendi devrinde on binlerce insanin Islâm dinine girmesini saglamistir. Hz. Peygamber, süphesiz bir insan olmanin yani sira Allah’in en son Peygamberidir. Onun, getirdigi dini insanlara teblig ve açiklamak gibi bir misyonu da vardir. Her alanda en güzel bir model olan Allah Resûlü’nün teblig ve beyan vazifesini ifa ettigi esnada, insanlarla iletisim kurmadaki becerisi süphesiz önemlidir. On bes asir öncesinin sartlarinda tek basina çiktigi bir davada çok kisa bir sürede on binleri etkileyen ve onlar üzerinde yaptirim gücü olan bir sahsiyetin iletisim becerileri ve bu arada beden dilini kullanimi, taktir edilecegi gibi iletisim ve bu bilimin diger dallari bakimindan da arastirilmasi ve üzerinde çokça çalisilmasi gereken bir husus olmalidir. Bir tebligci sifatiyla Peygamberin, iletisimde çok etkin bir mesaj olan beden dilini nasil kullandigi bugün bizim için daha bir önem kazanmistir. Bu nedenle bu makalede önce beden dilinin ne oldugu, önemi, türleri ve örnekleri ortaya konacak, daha sonra da Hz. Peygamber’in konuyla alakali olan beden dilinden örnekler ele alinacaktir.

 

A. Beden Dilinin Kapsami ve Önemi Bugüne kadar yapilan arastirmalar, sözel olmayan bir milyon hareket ve isaret kaydetmislerdir. Ortalama bir insanin bir gün içerisindeki sözcüklerle konusma süresi toplam on bir dakika civarinda olup, orta uzunlukta bir cümle 2,5 saniye sürmektedir. Insanlar geri kalan sürede ise beden dilini kullanmaktadirlar. Insanlar mutlu olduklarinda gülümserler; üzgün ve kizgin hallerinde ise kaslarini çatarlar. Kafa sallama neredeyse evrensel olarak evet ve onay anlamina gelir; hayir ve reddetme anlaminda kafayi iki yana sallama da evrensel bir davranis olup, bebeklikten itibaren kullanilir. Omuz silkme hareketi de karsisindakini onaylamadigi anlamina gelen evrensel bir beden dilidir. Iletisimde karsilikli olarak yüz yüze konusmada sözel öge %35 iken, sözel olmayan yollarin orani ise %65 olarak tespit edilmistir. Bunun yani sira bir mesajin toplam etkisinin yaklasik %7’sinin sözel (sadece sözcükler), %38’inin sesli (ses tonu, sesin yükselip alçalmasi ve diger sesler) ve %55’inin de sözel olmayan ögelerden (beden dili) olustugu ifade edilmistir. Ayrica son dönemde yapilan arastirmalar beyne iletilen bilgilerin %87’sinin gözler, %9’unun kulaklar ve %4’ünün de diger duyular araciligiyla iletildigini göstermektedir. Daha açik bir ifadeyle gözlerimizle düsündügümüzü söylemek de abartili olmaz. Beden dili, süphesiz sözel dilden çok daha etkindir. Örnegin hiç kimse hastahane koridorlarinda “lütfen konusmayiniz!” yerine “sus!” isareti yapan hemsire resmini unutamaz. Söz dili genellikle düsüncelerin, beden dili ise duygularin tercümani olmaktadir. Esasen tüm diger diller gibi vücut dili de sözcükler, cümleler ve noktalama isaretlerinden olusur. Bu nedenle hareket gruplari tek tek degil, toptan degerlendirilmelidir. Kaldi ki biz farkinda olmasak da beynimiz karsimizdaki kisinin beden dilini toptan degerlendirecektir. Hemen her insan beden dilini kullandigi halde neyi nasil kullandigini kendisiyle ilgili gözlem yapmadan fark edememektedir. Genellikle baskalarina gönderdigimiz görsel mesajlari nesnel olarak bildigimizi saniriz. Oysa görünüsümüzde önemli buldugumuz seyleri fark edemezken, nadiren farkina vardigimiz yüz ifadeleri ile beden dili yorulmak bilmeden dis dünyaya hayatî sinyaller göndermektedir. Beden dilinizin sinyalleri sizinti olarak adlandirilir; zira siz baska bir sey anlatmaya çalisiyorken, gerçek, görsel olarak bedeninizden sizar. Nitekim bir kimse ile konusurken onun istedigi bütün cevaplari dogru bir biçimde verseniz, ancak bu arada durmadan ayaklarinizi sallamis ve saçlarinizla oynamis iseniz, beden diliniz sözlerinizi yalanlayacaktir. Fakat surasi da bir gerçektir ki, eger insanlar sizden hoslaniyorlarsa yanlis yaptiginiz bir çok seyi affederler. Aksine sizden hoslanmiyorlarsa ne yaparsaniz yapin faydasi olmayacaktir. Asiri derecede sikilgan ya da kederli insanlar genellikle hosa gitmezler. Sözel dille beden dilin uyumu ancak beden dilinin anlami kavranarak saglanabilir. Ne var ki, çogu kimse kendi vücudunun hangi dili konustugunu fark edemez. Kisinin kendini tanimasi, sadece kendi genel ve özel yeteneklerini ilgi ve ihtiyaçlarini, yeterlik ve yetersizliklerini bilmesi demek degildir. Baskalarinin onu nasil gördügünü de bilerek kendisi hakkinda realist bir benlik imaji gelistirmesi gereklidir. Icabinda bu benlik imgesi çesitli durumlar için bir benlik olacaktir ve bunlarin tamami da birey için olagan kabul edilecek imgeler olacaktir. Bu suretle birey, çesitli durumlarda herhangi bir uyum güçlügüne ugramadan durumun gerektirdigi benlik imgesine göre uyumunu saglayabilecektir. Örnegin, bir kimseye kollarini gögsünde kavusturdugu zaman hangi kolunu üstten geçirdigi sorulsa, büyük bir olasilikla bir müddet düsünecek ya da ancak kollarini kenetleyerek cevap verebilecektir. Sunu da belirtelim ki, kadinlar küçük ayrintilar konusunda dogustan gelen bir yetenek sayesinde erkeklerden daha hassastir. Kadin sezgileri sözel olmayan isaretleri yakalamak ve çözmek konusunda daha basarilidir. Belki de onlar bu sayede bebekleriyle daha iyi iletisim kurmaktadirlar. B. Beden Dilinin Türleri Sözel olmayan ifadelerimiz, genel olarak jestler, mimikler ve durus olarak üçe ayrilmaktadir. Eller ve kollarla yapilan hareket ya da isaretlere jest adi verilirken; kas, göz ve yüz ifadeleri de mimik olarak adlandirilmaktadir. Diger yandan kisinin yürümesi, ayakta durmasi, oturmasi, dönüsleri ve genel hatlariyla zihnimizde canlandirdigimiz silueti de o kimsenin durusu ya da tavri olarak tanimlanmaktadir.

 

1. Jestler: Isaret, duygu, taklit, aksiyon ve heyecan jestleri seklinde çesitli türleri olan jestin isaret jestleri de kendi içerisinde yer, durum, boyut, sekil, hareket ve sayi belirten isaret jestleri gibi kisimlara ayrilmaktadir. Insanlarin bazan farkinda olmadan kullandiklari bu isaretler iyi okundugu zaman karsidakini anlamak çok daha kolay olmaktadir. Bunlardan önemli görülenler asagida su sekilde açiklanmaktadir.

a. Eller: Elleri birbirine kenetlemek, kisinin olumsuz bir yaklasimi dizginlemeye çalistigini göstermis olmaktadir. Kalabalik önünde konusma yapan birinin basina gelebilecek en rahatsiz edici seylerden biri konusmasi sirasinda dinleyicilerin eliyle agzini kapama durumudur. Ortam müsaitse “sorusu olan var mi?” veya “bir yorumu olan var mi?”, seklinde sormakta yarar vardir. Bu durumda gizlenen itirazlar ortaya çikmis ve o kisinin düsünceleri anlasilmis olur. Ellerini ovusturmak çogunlukla insanlarin olumlu beklentilerini ilettikleri sözel olmayan yollardan biridir. Diger taraftan bir bardagin veya kadehin tek bir elle tutulmasi kolay iken iki elle tutmak, bir tedirginligin ifadesidir. Böylece kisi kendine bir koruma saglamis olmaktadir. Bu bir çiçek veya el çantasi da olabilir. Topluluk önünde saatiyle oynamak da kusku ve tedirginlik sonucudur. Halbuki korkulmasi gereken tek sey korkunun kendisidir. Kisinin kendi eliyle agzini kapamasi ya da burnuna dokunmasi daha çok olumsuz duygular tasir. Hatta yalanini örtmek için yapilmis bir hareket de olabilir. Üst/ast iliskisinde ellerin çati seklinde birlestirilmesi “Her seyi ben bilirim” tavrini gösterir. Yöneticiler genellikle astlarina tavsiye veya talimat verirken bu hareketi kullanirlar. Isaret parmagi açik olarak eller çene ve yüze konmussa bir degerlendirme isaretidir. Ellerini indirdiklerinde degerlendirme sona ermis demektir. Gözlüklü biri de bu durumda gözlügünü çikarir, bu hareket degerlendirmesinin bittigini gösterir. Eller gözlerle beraber yukari dogru kaldirilirsa yükseklik, avuçlar ve bakislar yere dogru uzanarak derinlik belirtir.

b. Avuçlar: Avuç içi yüregin üzerine bastirilarak sevgi ve heyecan anlatilir. Gögsün ortasina bastirilirsa inanmak, iman etmek duygularini belirtir. Bu ara bas da biraz egilir. Avuç içleri birbirine yaklastirilarak darlik; uzaklastirilarak genislik anlatilir. Avuç içi yatay ve yere dönük olursa düz olan bir seyi; asagi dönük ve hafifçe çukurlastirilmis olarak asagi yukari kisa kisa hareketler yapilirsa agirligi belirtir. Avuç asagi dönük olarak el, gögüs hizasindan disari dogru hizli sallanirsa çabuklugu belirtir. Her iki kol ve avuç karsi tarafa açik tutulursa “Sana karsi dürüst olacagim” demektir.

c. Kollar: Kollar disari gelecek sekilde kivrilmis oldugu halde vücuttan gitgide ayrilirsa birbirinden uzaklasan seyleri gösterir. Uzanmis ve birbirinden ayrilmis iki kol iki uzak mesafeyi gösterir. Pek büyük bir seyi anlatmak için iki kol yukari kaldirilarak birbirinden uzaklastirilir. Kollari birbirine kavusturma savunma amaci tasir. Iyi bir konusmaci kollarini baglamis seyirciye, ellerini açik bir vaziyette ileriye uzatarak ya da soru sorarak veya bir sey vererek kollarini açtirabilir.

d. Parmaklar: El jestlerinde özellikle isaret parmagi çok önemli bir rol oynar. Isaret parmagi kol ile beraber öne dogru uzatilirsa isaret veya kovma anlami verir. Isaret parmagi bükülerek gögse dogru çekilirse yaklasmayi, çagirmayi, yine isaret parmagi düz olarak agza yaklastirilirsa susturmayi belirtir. Orta parmak bas parmaga çarpilarak saklatilirsa sabirsizlik, bütün parmaklar kapatilarak kuvvet ve azim, yumruk gösterilirse tehdit anlatilir. Parmaklar bükülmüs olarak isaret parmagi bas parmaga sürtülürse para isareti yapilmis olur. Eller birlestirilerek parmaklar birbirine geçirilirse yalvarma anlami verir. Pek küçük bir seyi anlatmak için isaret parmaginin ucu üzerine ayni elin bas parmagi ile dokunulur. Parmaklari masaya veya ayaklari yere vurmak ise sabirsizlik göstergesidir. Parmaklarla sayi belirtirken bir sayisi isaret parmagiyla; iki, isaret ve orta parmakla; üç, isaret, orta ve yüzük parmagiyla; dört, basparmak hariç geriye kalan dört parmakla ve bes sayisi da bir elin parmaklariyla gösterilir. Basparmak besinci anlamina gelmektedir.

e. Bacaklar: Otururken veya ayakta dururken bacaklarin pozisyonu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin digerinden ayrilmis olarak önde durmasi kuvvet, ataklik ve siddetli duygulari anlatir. Ayaklarin ayni hizada birbirinden ayri durmasi rahatlik, kaygisizlik, meydan okuma veya durgunluk belirtir. Bacak bacak üstüne atilmis olarak otururken bir bacagin sik sik sallanmasi sabirsizlik ve sinirlilik belirtisidir. Bacak bacak üstüne atma hareketinin kavusturulmus kollarla bir araya geldigi pozisyonlarda kisi konusmadan çekilmis demektir. Bununla birlikte degisik toplum ve kültürlerde saygisizlik anlamina gelebilecek oturus ve durus biçimlerine de dikkat etmek gerekir.

 

2. Mimikler: Yüz ifadesi, kas ve gözlerin konusma esnasinda kullanimi, bakislar, basin durus ve hareketleriyle tanimlayabilecegimiz mimik hareketler, iletisim ve etkili bir imaj birakma hususunda oldukça önemli bir yer isgal etmektedir. Arastirmalara göre yüzdeki seksen adale, yedi binden fazla yüz ifadesini yaratabilmektedir. Çogumuz birisinin yüz ifadesinden onun mutlu ya da üzüntülü oldugunu veya korkmus olup olmadigini anlayabiliriz.

a. Gözler: Gözler yari kapali olursa kötülük ve küçümseme, göz kapaklarini indirerek saygi veya utanma anlatilir. Gözlerin iri iri açilmasi saskinlik, hiddet, hayret, dehset belirtisidir. Genel olarak yakin gözlügü takanlar karsisindaki insanlara bakmak için gözlügünü çikarmaktansa üzerinden bakmayi tercih ederler. Halbuki bu bir saldirgan bakistir. Karsisindakiler kendilerini yargilaniyor hissederler ve olumsuz duygular beslerler. Bu sekilde gözlük takanlar gözlüklerini çikarmali ve dinlerken ya da okurken geri takmalidirlar. Bu ayni zamanda kontrolün kendinde oldugunu da gösterir. Konusma esnasinda dostça ve sicak bir yüzle insanlara gruplar halinde bakilmalidir. Küçük bir gruptan digerine ya da bir bireyden ötekine bakarken bir kaç saniye duraksamali, sanki her bir grupla bir mini sohbet yapiyormus gibi konusmalidir.

b. Kaslar: Kaslar çatilarak derin düsünceyi, sertligi, saglam bir iradeyi belirtir. Kaslarin baslangiç kisimlarina yukari dogru kalkip uç kisimlarinin asagi inmesi istirap anlatimidir.

c. Agiz ve Dudaklar: Dudaklarin yari açik durusu hayret ve sevinci, çok açilmasi saskinligi anlatir. Dudak kenarlarinin asagiya inmesi üzüntüyü, dudaklarin büzülerek öne dogru uzamasi susmayi ve somurtmayi belirtir. Alt çenenin biraz öne çikmasi gaddarligi, dislerin birbirine vurmasi çilgin bir hiddeti anlatir.

d. Baş: Başın öne dogru durusu merak ve gaddarligi; geriye çekilmesi saygisizlik, korku; yana dogru hafifçe egilmesi kayitsizlik, acima; öne dogru düsmesi utanç ve korku belirtir. Basi yukaridan asagiya sallamak dogrulama, önden arkaya kaldirmak inkar etme anlamina gelmektedir. Dinleyicilerin kafalari hafif yana egik ise konusmayla ilgilendiklerini gösterir. Iyi bir konusmaci dinleyenleri uyarmak için bir takim yollar denemelidir.

 

3. Duruş: Ayakta durma ve oturus sekilleri, yürüyüs tarzi, vücudun hareketleri, karsimizdakilerle aramizdaki fizikî ve sosyal mesafeler, is becerileri, hünerler, nükteler, sakalasmalar, sosyal ve siyasî statüler kisinin toplum içerisindeki konumunu belirler. Bununla birlikte vücut kontrolü de bu imaji sekillendirmede önemli bir yer tutar. Iyi bir izleyici karsidaki kisinin vücut hareketlerinden/durusundan muhatabinin duygularini okuma imkanina sahiptir. Durus ya da tavir dedigimiz imajin olusmasinda ilk izlenimlerin çok büyük bir etkisi oldugu muhakkaktir. Ilk defa karsilasan iki kisi arasinda ilk izlenimin dört saniye içinde olustugu bildirilmektedir. Kötü bir izlenimi silmek için ise dört yil beklemek gerekebilir. Dünyanin en güzel saçlarina, en güzel gülümseyise, en güze sese ya da her ne ise ona sahip olabilirsiniz. Ama iki dakika sonra size bütün bir kisi olarak bakilacaktir. Sizin çesitli yönlerinizle ilgili tüm izlenimler tek ve tam bir bütünsel resim halinde ortaya çikacaktir. Ilk izlenimleri daha da tehlikeli kilan sey, bunlarin kolayca kendi kendini dogrulayan bir kehanete dönüsmesinden kaynaklanir. Eger ilk bakista bir insanin görünüsünden hoslanmazsak, ona karsi olumsuz davraniriz. Onlara karsi davranisimizi fark ettiklerinde onlar da ayni sekilde karsilik verirler. Bu bizi daha da sevindirir; çünkü sezgilerimiz hakli çikmistir. Kötü birini hemen tanima yetenegimize bir kez daha güvenerek mutlu bir sekilde yolumuza devam ederiz. Dolayisiyla sözlü olarak konusmadan önce vücudumuzun karsi tarafa ne söyledigini çok iyi kontrol etmeliyiz. Vücudun büzülmesi, sirtin kamburlasmasi, kollarin gövdeye yapistirilmasi yilginlik ve utanma belirtisidir. Bunun aksi hayranlik ve zafer anlatir. Igrenmede vücut geriye dogru; istek, merak ve ataklikta ise ileriye dogru gider. Yana ve geriye dogru uzanarak oturmak ahlak zayifligini ve fizik yetersizligini anlatir. Vücudun öne dogru egilmesi saygi belirtisidir. a. Kisisel Alan Her insanin bir kisisel alani vardir. Bu alanlar karsisindaki kisinin yakinlik derecesine veya statüsüne göre degisir; azalip artabilir. Bu alanlar genel anlamda dört bölge olarak tanimlanmaktadir.

1) Mahrem Bölge (15-45 cm. arasinda) En önemli bölge burasidir. Sadece o kisiye duygusal olarak yakin olan kisilerin bu bölgeye girmesine izin verilir. Ana, baba, eslerin ve çocuklarin girebilecegi mesafedir.

2) Kisisel Bölge (46-122 cm. arasinda) Toplantilarda, ofiste, kokteyllerde, sosyal etkinliklerde ve arkadas toplantilarinda bu mesafe uygundur.

3) Sosyal Bölge (122 – 360 cm. arasi) Yabancilar, evde tamir yapan tesisatçi, postaci, bakkal, isyerindeki eleman vs. kisilerle aradaki mesafe bu sekilde ayarlanmalidir. Aksi halde yanlis anlamalara sebep olabilir. 4) Ortak Bölge (360 cm.’den fazla) Kalabalik bir gruba hitap edildiginde bu mesafe rahat edilebilecek bir mesafedir. Daha yakin mesafeler veya arkasi açik olan konusma mekanlari konusmaciyi tedirgin edebilir.

 

B. Iktidar Talep Eden Duruslar Birinin koltugunun arkasinda durarak o çalisirken omzunun üzerinden yazdiklarini okumak, birinin masasinin üzerine oturmak, birinin masasina yaslanmak, birini selamlarken koltuktan kipirdamamak, el sikisirken elinin ucunu kullanarak üstün oldugunu göstermek, karsisindaki kisinin elini sert sikarak kurbaninin elini acitmak ve biriyle konusurken ona mahrem mesafesinde durmak iktidar talep eden duruslardir. Üzerinde oturan insan kadar koltugun kendisi de bir üstünlük isaretidir. Bazi patronlar büyük koltuklardan hoslanirlar. Içi doldurulmus yumusak, çogu zaman siyah, kolluklu ve arkalikli deri koltuklari severler. Bu koltuklar büyük ölçüde arkaya yaslanabilir; öne egilme pozisyonunu da rahatça destekleyebilir. Hiç kimse alçak, kolsuz ve saglam görünmeyen bir koltukta üstünlük taslayamaz. Üstün bir tip genelde ayaklarini masanin altina uzatarak oturur. Asiri göz temasi meydan okuyucu ve saldirgan görünmeye sebep olabilir. Hiç göz temasinin kurulmamasi ise karsidakini hiçe sayma anlamina gelebilir.

 

C. Konusma Esnasinda Durus Iki kisi konusma esnasinda su alti degisik sekilde duruyor olabilir.

1) a ayakta b oturuyor

2) a ve b her ikisi karsi karsiya oturuyor

3) a ve b sirt sirta oturuyor

4) 2 m. kadar uzakta duruyorlar

5) Ikisi de oturuyor ve mesafe çok yakin

6) Ikisi de karsi karsiya oturuyor fakat biri baska yere bakiyor

Bunlar içerisinde iletisimde en etkili olan kisisel bölge mesafesinde (46-122 cm) karsi karsiya oturmaktir. Böyle bir oturusta her iki kisi de birbirine güven duyarlar ve söyleneni dinlerler. Görüsmelerde veya rehberlikte arada masa olumsuz bir etkendir. Nitekim konuyla ilgili yapilan arastirmalardan edinilen verilere göre doktor hasta iliskilerinde arada masa oldugunda sadece %10 kendini rahat hissederken, masanin olmadigi ortamlarda bu oran %55’e yükselmistir. Masa kullanilacaksa bile görüsme yapilan kisiyle masada karsi karsiya oturmamaya çalisilmalidir. B. Hz. Peygamber’in Beden Dili Hz. Peygamberin risalet hayatiyla geçirdigi yirmi üç yil zarfinda kendisinden varid olan sözleri, hal ve hareketleri titizlikle takip edilmis ve süphesiz bir kismi da kayda geçirilmistir. Özellikle hadis kaynaklarinda onun sözlerinin yanisira hareketlerinin ve tavirlarinin örneklerini bulmak mümkündür. Kaynaklar bu gözle incelendiginde Hz. Peygamberin beden diliyle ilgili olarak yeterli dokümanin oldugu görülmektedir. Sözkonusu bilgiler isiginda Hz. Peygamberin jestleri, mimikleri ve durusu asagida örnekleriyle ortaya konulacaktir.

 

1. Jestleri: Her insan özellikle konusma esnasinda az ya da çok hareket yapar, ellerini hareket ettirmezse basini hareket ettirir. Basini hareket ettirmezse omzunu; omzunu hareket ettirmezse en azindan yüzünün ifadesini veya bakislarini degistirir. Bu isaretlerin muhatap üzerinde tesirli olmasi ve sözün dogru anlasilmasina yardim edebilmesi için münasip yerde ve zamanda yapilmasi gerekmektedir. Hz. Peygamber’in iletisim esnasinda yaptigi isaretler incelendiginde onun el ve parmaklarini daha çok kullandigi görülmektedir. Bu nedenle jestlerle ilgili bilgiler bu iki baslik altinda toplanmistir.

a. Eller: Allah Resûlü, özellikle egitim ve ögretim sayilabilecek hitaplarinda jestleriyle de konusmalarina bir canlilik getirmis ve dinleyenlerin dikkatini konu etrafina toplamayi basarmistir. Nitekim çogu zaman yaninda tasidigi asasi ile mevzûya canlilik getiren jestler yapmistir. Bir gün minberde konusurken elindeki asa ile minbere vurarak: “Bu Taybe’dir (Medine). Bu Taybe’dir. Dikkat edin! Buna Mekke ile Medine’ye Deccal’in giremeyecegini size anlatmistim” buyurmustur. Bugün de konusurken özellikle de harita üzerinde bir konudan bahsedilirken isaret çubugu kullanilmaktadir. Hz. Peygamber anlattigi konuyu dinleyenlerin zihninde canlandirmak için soyut kavram ve ifadeleri somut hale getirmis ve muhataplarinin anlayacagi seviyeye indirgemistir. Cennete ilk giren kimsenin kendisi olacagini anlatirken, Cennetin kapisini nasil çalacagini hareketleriyle izah etmeye çalismistir. Bu olaya sahit olan Enes b. Malik (93/712), Hz. Peygamber’in “Cennetin kapisini ilk defa çalan ben olacagim” derken eliyle sanki bir kapiyi tikliyormus gibi kapi halkasini tutup çaldigi hala gözümün önünde, demektedir. Hz. Peygamber kader konusunda ashabina bilgi verirken eliyle sakalini tutmustur. Hadis sarihleri bu davranisin onun teslimiyetini anlattigini; zira eliyle sakali tutmanin o dönemde Araplar arasinda teslimiyeti ifade ettigini bildirmektedirler. Ayrica söz konusu hadis, raviler tarafindan “müselsel” olarak (her ravi, eliyle peygamberin yaptigi gibi sakalini tutarak) rivayet edilmistir. Hz. Peygamber, egitim ögretim esnasinda ellerini mükemmel bir sekilde kullanmistir. Nitekim ilim bakimindan sahabenin ileri gelenlerinden Abdullah b. Mesud (ö. 32/652), Hz. Peygamber’in kendisine tesehhüd duasini ögretirken elini tutugunu haber vermektedir. Bir baska rivayette ise elleri yerine saçini tuttugu bildirilmektedir. Hz. Peygamber, önemli gördügü seyleri yeri geldiginde eliyle isaret ederek söylerdi. Örnegin, Ensardan bir zat Hz. Peygamber’e, “Yâ Resûlallah! Senden bir takim sözler isitiyorum ancak ezberleyemiyorum” dediginde Allah Resûlü ona, “Sag elinden yardim al” demis, bunu söylerken de eliyle yazi yazar gibi yapmistir. Yine Peygamberin eliyle isareti hususunda sahabeden Abdullah b. Amr (ö. 65/684)’in anlattigi su olay da güzel bir örnek teskil etmektedir. Abdullah söyle anlatiyor: Resûlullah’tan duydugum her seyi yaziyordum. Bir müddet sonra Kureyslilerden bazilari beni bundan alikoymak istedi; Allah Resûlü bir beserdir. O kizginlik halinde de neseli haldeyken de konusurken sen nasil olur da her seyi yazarsin dediler. Ben bu durumu Resûlullah’a arz ettim. Elini agzina götürerek, “Yaz! Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, buradan haktan baska bir sey çikmaz” buyurdu. Allah Resülü bir gün cemaate yatsi namazi kildiriyordu. Ancak namazi dört rekat yerine iki rekat kildirdi ve selam verdi. Sonra kalkti mescidin içerisinde yere konmus ahsap bir sedir gibi bir seye yaslandi. Sanki kizgin gibiydi. Sag elini sol elinin üzerine koydu ve ellerinin parmaklarini birbirine kenetledi, sag yanagina da sol elinin disina dayadi. Namaz bitti diye acele edip mescidin disina çikanlar birbirlerine namaz mi kisaldi seklinde sordular. Aralarinda Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de vardi. Ancak onlar da bir sey konusmaktan çekiniyorlardi. Sahabe arasinda elleri uzun oldugu için kendisine “Zülyedeyn” lakabi verilen kisi peygamberin yanina geldi ve, Ya Resûlallah! Sen mi unuttun yoksa namaz mi kisaldi? Diye sordu. Allah Resûlü de, “ne ben unuttum, ne de namaz kisaldi” buyurdu ve yanindakilere, “Zülyedeyn’in dedigi dogru mu?” diye sordu. Oradakiler “evet” deyince kalkti namazini tamamladi ve sehiv secdelerini yapti. Bu olayda Hz. Peygamber kendisinin üzüntülü ve düsünceli oldugunu sözle ifade etmese de onun hareketlerinden yani beden dilinden bu durum gayet net olarak anlasilmaktadir.

b. Parmaklar: Hz. Peygamber’in Arafat’ta yüz bin civarinda insana karsi veda hutbesini irad ettikten sonra teblig ettim mi? Seklinde sordugu ve sonra da sahadet parmagini insanlara çevirerek “Sahid ol Allahim!” dedigi bilinmektedir. Yine o, Muaz b. Cebel’e (18/639) tavsiyede bulunurken dilini eliyle tutarak “Iste bunu muhafaza et” demistir. Resûlullah, Muaz b. Cebel’e sadece sözle “dilini muhafaza et” diyebilirdi; ancak burada da görüldügü gibi daha etkili olan görsel metodu kullanmistir. Abdullah b. Ebî Evfâ’dan rivayet edildigine göre, bir yolculuk esnasinda Hz. Peygamber, hizmetindeki birine günes battigi bir sirada, “içecek bir seyler ver iftar edecegim” dedi. Adam, “Yâ Resûlallah! Hâlâ gündüz aydinligi var. Simdi iftar olur mu?” diye saskinligini arz etti. Hz. Peygamber tekrar içecek istedi; adam ayni seyleri söyledi. Peygamber üçüncü kez isteyince adam içecek getirdi. Allah Resûlü orucunu açti ve eliyle dogu tarafini göstererek bir hat çizer gibi, “Bak! Aksam bu taraftan böyle karardigi vakit oruçlu iftar eder” buyurdu. Hz. Peygamber Ramazan orucu için hilalin gözetilmesinden ve kamerî aylarin 29 ve 30 gün çektiginden bahsederken, “Biz ümmî bir topluluguz; yazi yazmayi, hesap yapmayi bilmeyiz. Ay su kadar, su kadardir” demis ve iki elinin parmaklariyla üçer kez isaret ederek bir defasinda 30, diger seferin üçüncüsünde bir bas parmagini kapatarak 29’a isaret etmistir. Bir baska zaman da secde uzuvlarini anlatirken parmagiyla secde azalarina tek tek göstermistir. Takvanin sözle ya da sekille olmadigini kalpte oldugunu anlatirken de “Takva iste buradadir” seklinde parmagiyla kalbine isaret ettigi bildirilmektedir. Yine o, kiyametin yakin olusunu anlatmak için sahadet ve orta parmagini göstererek “Ben ve kiyamet iste bu ikisi gibiyiz” demistir. Müminlerin birbirine sahip çikmalarini ve aralarinda olmasi gereken iliski ve samimiyeti anlatirken “Müminler tipki bir bina gibidir. Birbirlerine destek olur ve ayakta tutarlar” demis, bu sözleri söylerken de iki elini parmaklarini birbirine kenetlemistir. O bu hareketiyle birlik ve beraberligin önemini mükemmel bir üslupla anlatmistir. Hz. Peygamber’in elleriyle ve parmaklariyla beden dilini kullandigi yukarida zikredilen örneklerden de anlasilmaktadir. Ancak bu hiçbir zaman uygunsuz, yersiz ve asiri olmamistir. Nitekim Medine Valisi Bisr b. Mervan’in (ö. 75/794) hutbede iki elini birden kaldirarak asiri derecede hareketler yapmasini gören Ümâre b. Ruveybe, ona agir sözler söylemis ve Resûlullah sahadet parmagini kaldirmaktan öte bir hareket yapmazdi diyerek valiyi uyarmistir. Ümare’nin bu tepkisinden de Peygamberin hutbe esnasinda dikkat çekecek kadar asiri sekilde el, kol hareketi yapmadigi anlasilmaktadir. Onun makaminda söz söyleyen hatipler için bu durumun dikkate alinmasi gerekir.

 

2. Mimikleri: Edeb bakimindan insanlarin en güzeli olan Allah Resûlü çok kibar ve nâzik biriydi. Onun engin sefkat ve merhamet hisleri, içindeki duygularini aninda disa yansitir, pek çok düsüncesi yüz ifadesinden adeta okunurdu. Onun duygu ve hisleri kimi zaman göz yasi olmus, kimi zamanda alninda kabaran bir damar olarak ortaya çikmistir. Yapmacik hareket etmeyen, göz boyamaya ve gösteris yapmaya çalismayan bir insanin tabi olan yüz ifadeleri neyse Peygamberin içinden geçirdikleri de ayni sekilde yüzüne yansimaktaydi. Asagidaki örnekler Hz. Peygamber’in mimiklerinin ne kadar dogal oldugunu ortaya koymaktadir.

a. Yüz İfadesi: Resûlullah’in konusmasi mimiklerle ayri bir degere ulasir. Muhataplari kendine hitap eden Resûlullah’in söyleyecegi sözleri onun yüzünden de okuma imkanini bulmustur. Daha söze baslamadan önce nasil, ne tarzda bir konusma yapacaginin kestirildigi zamanlar olmustur. Hz. Peygamber kizdigi zaman alninin ortasindaki damar siser, gözleri kizarirdi. Sahabe Peygamberin kizdigini böylece anlarlardi. Bir gün Hz. Aise’nin yanina girdiginde onun yaninda yabanci birini görünce hoslanmamis ve bunu da yüz ifadeleriyle hissettirmisti. Hz. Aise’de o kisinin süt kardesi oldugunu açiklamistir. Diger taraftan Ka’b b. Mâlik (50/670) tövbesinin kabulünü anlatirken Resûlullah’in kendini sevinçten parlayan bir yüzle karsiladigini ve söyle dedigini söylemektedir: “Anandan dogdugundan beri senin için en hayirli günü müjdelerim bu günü”. Ka’b der ki, Resûlullah (a.s.) sevindigi zaman yüzü nurlanir, sanki ay parçasi gibi olurdu. Onun bu durumunu biz anlardik.

b. Kaş Göz İşaretleri: Hz. Peygamber bir kimseyi kötüleyecek sekilde kas göz isareti yapmaz bunun yapilmasina müsaade de etmezdi. Mekke’nin fethinden sonra ölüm emri verilenlerden Abdullah b. Sa’d b. Ebi’s-Serh, Hz. Peygamberin huzuruna gelerek eman diledi ve beyat etmek üzere Hz. Peygamber’in eline sarildi. Rasûlullah onun beyatini almadi ancak üçüncü kez istemeyerek kabul etti; adam da öldürülmekten kurtuldu. Daha sonra Hz. Peygamber ashabina, “Benim davranisimi gördügünüz halde neden adami öldürmediniz, diye sitem etti. Ashab, “Ya Resûlallah! Bize bir göz isareti yapsaydin onun isini bitirirdik” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Biz peygamberlere gözlerin hiyaneti yakismaz” buyurdu. Hitabet esnasinda gözleri yummak veya sürekli baska yerlere bakmak büyük hatadir. Usta hatipler gözleriyle dinleyicilerini sürekli denetim altinda tutarlar. Hz. Peygamber, cemaate hitap ederken tek bir noktaya bakmaz, kendini dinleyenlerini kontrol edecek sekilde her yöne bakardi.

 

3. Duruşu: Süphesiz Hz. Peygamberin beden dili denildiginde ilk akla gelen onun durusudur. Sükûtunun dahi dini açidan bir anlami olan Allah’in elçisinin durusuyla olusturdugu imaj onun gerçek ve en etkili yüzüdür ki, bu bir yönüyle de ahlaki olarak tezahür etmistir. Onun ahlâki ise adeta canli bir Kur’an’i temsil etmektedir. Dolayisiyla o durusuyla bir anlamda bize Kur’an’in öngördügü insan tipini de göstermis olmaktadir. Durus ve davranislari tamamlayan en önemli faktörlerden biri kiyafettir. Kiyafetin çogu kimse üzerindeki etkisi inkar edilemez. Bu nedenle Hz. Peygamber’in durusu anlatilirken dogrudan ilgisi olmasa da, onun kiyafeti hakkinda da kisaca bilgi vererek konuyu ele almak yerinde olacaktir.

a. Kıyafet: Hz. Peygamber çesitli renk ve desenlerde elbiseler giymistir. Ancak onun daha çok beyaz renkli elbiseleri tercih ettigini biliyoruz. O toplumda diger insanlarin giydigi kiyafetleri giymis, elbisenin temiz ve yirtiksiz olmasina dikkat etmistir. Ayrica kendisine getirilen hediye giysileri de kullanmistir. Yün, keten ve pamuklu giysiler giymis ancak ipek kumastan yapilmis elbiseleri kullanmamistir. Resûlullah (a.s.) daima güzel kokar, saç ve sakalinin bakimina son derece dikkat ederdi. Sakalini hiçbir zaman daginik birakmamis, bunu baskalari için de hos karsilamamistir. Itikafta oldugu zamanlarda bile basini mescidden odasina uzatarak hanimlarina saçlarini yikatmistir. O saçini ve sakalini kontrol etmek için ayna kullanmis, gözlerine sürme çekmistir. Öte yandan çirkin olacagi için sadece tek ayaga ayakkabi giyilmesini yasaklamistir.

b. Kişisel Mesafe: Hz. Peygamber eslerine, çocuklarina ve torunlarina daha bir yakin durmus, yakinlik derecesine göre bu durusunu ayarlamistir. Kizi Hz. Fâtima’yi alnindan öpmesi, onun yatagina oturmasi ve torunu Hz. Hasan ve Hüseyin’i kucaklayarak öpmesi, onun fiziksel temasi kullanmasini gösterdigi gibi, ayni zamanda yakinlari ve mahremleri için kisisel alanlardan mahrem bölgeyi kullanmasina da güzel bir örnek teskil etmektedir. O, biriyle konustugu zaman onun yüzüne bakar elini tutmussa o birakmadikça birakmaz, karsisindaki yüzünü baska tarafa çevirmedikçe o çevirmezdi. Hatta bir adam bir sey söylemek gayesiyle Resûlullah’in kulagina fisildayarak bir sey konussa, adam basini uzaklastirmadan Resûlullah basini uzaklastirmazdi. Müslümanlarin birbirine güler yüzle bakmasini ögütleyen Hz. Peygamber yüzünden sürekli tebessümü eksik etmezdi. Konuyla ilgili olarak Ebû Abdissamed söyle anlatiyor: Ümmü’d-Derda’dan kocasi Ebü’d-Derdâ’nin konusurken sürekli tebessüm ettigini isitmistim. Ebü’d-Derdâ’ya dedim ki, “Iyi ama insanlar bu yüzden sana ahmak diyorlar.” Bunun üzerine Ebü’d-Derdâ söyle dedi: “Resûlullah’i ne zaman konusurken görsem o hep tebessüm ederdi.” Durus ve tavir konusunda kisinin iyi bir dinleyici olmasi da önemlidir. Karsi tarafin derdini dinleyen ve ona saygi gösteren birinin kendi sözü de dikkatle dinlenir. Aksi halde, sürekli konusan ya da baskasinin konusmasini dinlemeyen kimseler iyi bir izlenim birakamazlar. Resûlullah kendisine kötülük yapan düsmanlarini bile sükunetle dinlemis, konusma sirasi kendine geldiginde söz alarak konusmasina baslamistir. Nitekim, bir defasinda Utbe b. Rebia (2/624) ile yaptigi bir görüsme esnasinda, “Söyle Ebu’l-Velîd! seni dinliyorum” demis, Utbe sözlerini bitirip susunca, “Sözlerini bitirdin mi? ey Ebu’l-Velîd!” diye sormus, “evet” cevabini aldiktan sonra: “O halde sen de beni dinle” diyerek söze baslamistir. Hz. Peygamber yürürken aciz ve tembeller gibi yürümez sert adimlarla yürürdü. Ardindan gelen kimse kendisine kolay kolay yetisemezdi. Hafif öne egik gibi yürür, arkasindan seslenildiginde sadece boynunu çevirmez bütün vücuduyla dönerdi. Ihtiyaç olmadikça konusmayan Allah Resûlü’nün bazan uzun süre sükût ettigi görülürdü. Onun bu sessizliginin hilim sifatindan, insanlari yaptiklarindan sakindirmak istemesinden, takririnden ya da tefekkürden kaynaklandigi bildirilmektedir.

c. Kürsü Kullanması: Hz. Peygamber kalabalik bir topluluga hitap ederken iyice görünecek sekilde yüksekçe bir yere çikardi; bazan bir agaç kütügü, bazan bir kürsü, bazan da bir kayanin veya devenin üzerinde konustugu olmustur. Mescidde insanlara hitap ederken önceleri bir hurma kütügünün üzerine çikan Hz. Peygamber, cemaatin artmasindan sonra yeni yaptirilan üç basamakli bir minberin üzerine çikarak konusmustur. Bir gün safa tepesinde halka hitap ederken oradaki bir kaya üzerine çikmis, Arafat’ta ve Mina’daki meshur veda hutbesini ise bir devenin üzerinden irad etmistir. Görüldügü gibi Hz. Peygamber hitap ederken bir anlamda kalabaliga karsi kürsüyü en iyi sekilde kullanmistir. Bir liderin muhataplarin hafizalarinda olusturacagi imaj ve etki için bu husus oldukça önemlidir.

d. Vücut Teması: Hz. Peygamber vücut temasini da yeri geldikçe çok güzel bir biçimde kullanmistir. Onun uzaktan gelen sevdigi insanlari, veya çok yakin akrabalarini kucakladigi, bazan da öptügü ve bagrina bastigi bilinmektedir. Nitekim Cafer b. Ebî Tâlib (8/629) Habesistan hicretinden Medine’ye dönüsünde, Hz. Peygamber de Hayber’in fethinden (6/627) henüz yeni gelmisti. On üç yil aradan sonra Cafer, Peygamberin huzuruna girdiginde, Resûlullah Cafer’i kucaklayarak iki gözünün arasindan öpmüs ve söyle demisti: “Hayber’in fethine mi yoksa Cafer’in gelisine mi daha çok sevindigimi bilemiyorum.” Kuran-i Kerim’de de zikredildigi gibi Hz. Peygamber, Müslüman olanlardan “bey’at” alirken ellerini olarin elleri üzerine koymus öylece söz almistir. Bu durum iletisim açisindan oldukça dikkat çekicidir. Resûlullah (a.s.) insanlarla vücut temasi kurarak onlarla olan samimiyetini daha çok pekistirmis olmaktadir. Diger taraftan Hz. Peygamber’in, çocuklarla iletisim kurabilmek için onlarin anlayacagi ya da sevinecegi sekilde davrandigi görülmektedir. Zaman zaman onlari devesine bindirerek gezdirir, onlara nasihat eder, onlarin saçini oksar, onlara saka yapardi. Hatta bir defasinda abdest alirken abdest suyunu agzina alip yanindaki çocugun yüzüne püskürttügü bile olmustur. Onun bu yakin temasi ve dogal davranisi çocuklarin ilgisini çekmekte ve kendisini sevmelerine zemin hazirlamis olmaktadir.

 

SONUÇ

Iletisim alaninda yeni bir bilim olan beden dili konusunda çok kisa olan süre içerisinde yapilan çalismalar, beden dilinin sosyal bir varlik olan insan hayatinda ne denli önemli oldugunu ortaya koymaktadir. Allah’in insanlara vermis oldugu sekil ve görünüs güzelligi baskalari üzerinde etkili olmak konusunda yeterli degildir. Bu sekil ve görünüs güzelligi duygularla, uygun jest, mimik ve tavirlarla desteklenmelidir. Insan hayatinda asil olan söz dili degil beden dilidir. Sözel dil, bir anlamda beden dilini tamamlamaktadir. Süphesiz bir kimsenin kullandigi kelimeler onun söz dagarcigini, söz dagarcigi da o kisinin egitim seviyesini ve sosyal statüsünü yansitir. Beden dili ise adeta sözel ve sözel olmayan malzemelerle hayatin bütününün nakis nakis örülmesidir. Dolayisiyla konusurken yanlis yapmamak için kelimelerin özenle seçildigi gibi, diger insanlar ve canlilarla iletisim kurarken istenmeyen bir izlenim birakmamak için de beden dilinin özenle ayarlanmasi gerekmektedir. Hz. Peygamber’in beden dili konusunda kaynaklarda yer alan bilgilerin konuya isik tutacak boyutta oldugu görülmektedir. Ancak hak ve hukuk tanimayan insanlardan çok kisa sürede medenî bir toplum kurmus olan bir sahsiyetin beden dilini, sözel dille ifade etmek mümkün olamamaktadir. Sayet bilim ve teknik gelismeler onun vücut dilini tespit ederek seyredebilmeye olanak tanirsa, Hz. Peygamber’i anlatmak için söze hacet kalmayacaktir.           

 


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 5.2.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...