Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Hadisler Işığında Teravih Namazı

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Mustafa Karataş Hadis Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1900 Hit : 9415 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Sünnet Ya Da Diğer Bir İfadeyle Hz. Peygamberin Kuran Yorumu
2 Süneni Erbea ve Bazı Hadis Kitaplarında Yer Alan Hadislerin Durumu
3 Ruyeti Hilal Konusu Çerçevesinde Hadisleri Yeniden Okuma
4 Ravi Sahabiler ve Hadis Sayıları
5 Muksirun ve Hadis Sayıları
6 Mukillun ve Hadis Sayıları
7 Mirac Keşiftir
8 İstanbulun Fethi İle İlgili Hadisler ve Yorumları
9 Hz. Peygamberin Şehirleşme ve Yerleşim Konusunda Çevre Bilincini Geliştirmeye Yönelik Çabaları
10 Hz. Peygamberin Beden Dili
11 Hz. Peygamber Gibi Çalışmak
12 Hadisleri Yeniden Anlamak
13 Hadislerde İsnad Sistemi
14 Hadisler Işığında Teravih Namazı
15 Hadis Sayım Metotlarının Hadislerin Sayısına Etkisi
16 Hadis Rivayeti Karşısında Sahabenin Tutumu
17 Fazlur Rahmanın İslami İlimlerde Metodoloji Arayışı
18 Fazlur Rahman ve Yaşayan Sünnet Kavramı
19 Fazlur Rahman and The Concept of living Sunna
20 Çağdaş Yazar Muhammed Gazalinin Hadis ve Sünnete İlişkin Görüşleri
21 Astronomik Hesaplar Işığında Küsüf Hadisleri

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
open go how many guys cheat
married men affairs why are women unfaithful my boyfriend cheated on me with a guy
treatment of aids hiv treatments aids pictures
abortion methods abortion clinics in ny articles on abortion
bystolic coupon 2013 site bystolic generic alternative

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki http://www.mustafakaratas.com/makale_oku.do?id=16

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Hadisler Işığında Teravih Namazı

 

Teravih namazi, ülkemizde ve Müslümanlarin yasadigi topraklarda en çok ragbet edilen ve hatta Ramazan orucu gibi bir yil boyunca heyecanla beklenen bir ibadet olma özelligini sürdürmektedir. Büyük bir askla ve manevi bir hazla kilinan bu namazin Hz. Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulanis biçimini, konuyla ilgili hadisler isiginda ele almayi gerekli görüyoruz.

 

Anlami

Teravih, Arapça “terviha” kelimesinin çoguludur. “Terviha” ise sözlükte, bir defa istirahat etmek anlamindadir. Ramazan ayinda kilinan teravih namazinda iki ya da dört rekattan sonra cemaatin istirahati söz konusu oldugundan teravih denilmistir. Ramazan ayina mahsus olan teravih namazi esasen bir gece namazidir. Hadislerde, Ramazan namazi (Kiyam-i Ramazan) olarak ifade edilen teravih namazi teriminin, Islam’in ilk yillarindan beri kullanildigi bilinmektedir.

 

Fazileti ve Hükmü

Kaynaklarda yer alan haberlere göre, teravih namazini hak olduguna inanarak ve sevabini umarak, riya karistirmadan Allah rizasi için kilan kimsenin geçmis günahlarinin bagislanacagi ve annesinden dogdugu gün gibi günahlarindan arinmis olacagi bildirilmektedir. Buhârî (ö.256/870), teravihin sevabiyla ilgili bu hadisi, “Nafile olarak teravih namazi kilmak imandandir” basligi altinda vermek suretiyle önem ve faziletine dikkat çekmektedir. Hz. Peygamber (a.s.)’in, Ramazan orucunu Allah’in farz kildigini, kendisinin de Ramazan gecelerinde namaz kilmayi sünnet saydigini söyledigi nakledilmektedir. Hadis kitaplarinda genellikle oruç bahsinin ardindan ve fikih kitaplarinin bazilarinda da nafile namaz konulari içerisinde ele alinan teravih namazi, âlimlerin çogunlugunun kanaatine göre sünnet-i müekkede veya en azindan müstehab ya da mendub kabul edilmektedir. Hanefi fikih âlimlerine göre, Ramazan gecelerinde cemaatin yatsi namazindan sonra toplanarak bes terviha kilmalari (yirmi rekat) -ki, her terviha dört rekattir- ve ikiser rekatte bir selam vermeleri efdal kabul edilmistir. Her dört rekattan sonra bir o kadar da oturulur. Teravih bitince yine bir ara verilir ve sonra imam, cemaate vitir namazi kildirir. Vitir namazi sadece Ramazan ayinda cemaatle kilinir.

Teravihin vakti, yatsidan imsak vaktine kadardir. Teravih namazini hatim ile kildirmak, yani bütün ramazanda teravihlerde bir defa Kuran hatmetmek sünnet sayilmistir. Kimi âlimlere göre, diger nafile namazlarin aksine teravih namazini camide kilmak daha sevap kabul edilmistir. Öte yandan Allah Resûlünün namazlarin bazilarini daha uzun bazilarini da daha kisa kildigi bilinmektedir. Nitekim o, sabah namazlarini uzunca kildirdigi halde, aksam namazlarini daha kisa kildirmistir. Ancak onun, hiçbir namazi tadil-i erkânini bozacak derecede hizli kildirdigi vaki olmamis, aksine tadil-i erkana riayet konusunda sürekli uyarilarda bulunmustur. Bu yüzden teravih namazinin, farzlarini ihlal edecek derecede hizli kilinmasi çok çirkin bir durumdur.

 

Hz. Peygamber’in Uygulamalari

Teravih namazinin dindeki yerini kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber ve Sahabe dönemindeki uygulamalara göz atmak gerekmektedir. Buhârî’nin Zeyd b. Sâbit (r.a.)’ten (ö.45/665) rivayetine göre, Resûl-i Ekrem (a.s.), Ramazan ayinda Mescid-i Saadette itikaf için hasirdan bir oda yaptirmisti. Ramazan-i Serifin son on gününde birkaç gece buradan çikip cemaatle hem farz hem de teravih namazi kildi. Daha sonra cemaatin ragbetini görünce bir gece yalniz yatsi namazini kildirip, bu hasir odasina çekilerek teravih için çikmadi. Allah Resûlünün odasindan çikmadigini gören sahabeden bazilari onu uyudu sanarak uyansin diye öksürmeye basladilar. Bunun üzerine Resûlullah (a.s.) kendisini bekleyenlerin yanina gelerek söyle buyurdu: “Sizde cemaatle teravih namazi kilmak hususunda devamli bir arzu ve istiyak görüyorum. Fakat böyle cemaat halinde bu ibadete devam ederken teravihin farz kilinmasindan ve bu sebeple de güç yetirememenizden korkarim. Ey Insanlar! Bu namazi evinizde kiliniz. Farz namazlardan baska sünnet ve nafile namazlari kisinin evinde kilmasi daha faziletlidir.”

Buhârî’ni Hz. Âise (r.a.)’den (ö. 58/677) rivayetine göre ise, Resûl-i Ekrem (a.s.), bu sekilde iki ya da üç gece cemaatle teravih namazi kilmistir. Hz. Âise bu durumu söyle anlatmaktadir: Bir Ramazan gecesi Resûl-i Ekrem, Mescid-i Saadette teravih namazi kildi. Ashâb-i Kirâm da kendisine iktida edip kildilar. Ertesi gece de böyle cemaatle kildilar. Halk çogaldi. Üçüncü ya da dördüncü gece yine toplanmislardi. Fakat Resûlullah (a.s.) o gece teravihe çikmadi. Sabah olunca namazdan sonra cemaate söyle hitap etti: “Ey Insanlar! Sizin cemaatle Ramazan namazi kilmaya olan siddetli arzu ve istiyakinizi görüyorum. Benim için de namaza çikmaya bir mani yoktu. Yalniz böyle asiri bir istiyak ile devam edilerek üzerinize farz kilinmasindan, sizin de edasina muktedir olamamanizdan endise ediyorum”.

Yine Hz. Âise’den gelen bir baska rivayette bu olay çok daha ayrintili bir biçimde anlatilmaktadir. Sözkonusu rivayete göre Hz. Âise söyle demistir: “Resûl-i Ekrem teravih namazini gece yarisinda mescidde kildirmisti. Birçok kimse de kendisiyle beraber kildi. Ertesi gün bu namaz agizdan agza yayildi. Resûlullah (a.s.)’in teravih namazi kildirdigi duyulunca ikinci gece mescidde öncekinden daha çok kalabalik vardi. Gündüz olunca bu namaz yine anlatildi. Bunu için üçüncü gece halk mescide doldu. Resûlullah (a.s), üçüncü gece de kildirdi. Dördüncü gece artik mescidin alamayacagi kadar cemaat toplanmisti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem dördüncü gece teravih namazi için çikmadi. Yalniz sabah namazina çikip namazdan sonra cemaate sehadetle ve “emma ba’dü” hitabiyla baslayarak yukarida anlatildigi sekilde açiklama yapti.”

Ebû Zerr el-Gifârî (r.a.)’den (ö.32/652) gelen rivayetlerde ise teravih namazi bazi yönleriyle diger rivayetlerden daha ayrintili olarak anlatilmaktadir. Ebû Zerr söyle demektedir: Resûlullah (a.s.) ile birlikte Ramazan orucu tuttuk. Ramazan-i Serifin bitimine yedi gün kalincaya kadar Resûl-i Ekrem bize hiçbir gece farzdan baska namaz kildirmadi. (Yatsi namazini kildirir, sonra hane-i saadetlerine giderdi). Ayin yirmi üçüncü gecesinde ise, gecenin üçte biri geçinceye kadar bize teravih namazi kildirdi. Ramazandan alti gece kalinca (Ramazanin yirmi dördüncü gecesi) bize namaz kildirmadi. Ramazandan bes gece kalinca (Ramazanin yirmi besinci gecesi), gecenin yarisi geçinceye kadar bize namaz kildirdi. Ben dedim ki, Ya Resûlallah! Gecenin geri kalan yarisinda da namaz kildirsaydiniz (Bizim için daha hayirli olurdu). Resûl-i Ekrem cevap olarak: “Imam, namazi bitirinceye kadar onunla namaz kilmak bütün geceyi namazla ihya etmek için kâfidir”, buyurdu. Ramazandan dört gece kalinca (Ramazanin yirmi altinci gecesi) Resûl-i Ekrem yine bize namaz kildirmadi. Gecenin üçte biri geçinceye kadar bekledik. Ramazandan üç gece kalinca (Ramazanin Yirmi yedinci gecesi) Resûl-i Ekrem , ehlini, kadinlarini ve ashâbini topladi. Bize bütün gece namaz kildirdi ki, biz sahuru geçirecegiz zannettik. Bundan sonra Resûlullah (a.s.), Ramazanin geri kalan gecelerinde bize namaz kildirmadi.

 

Sahabe Dönemi

Allah Resûlü (a.s.)’in irtihalinden sonra Ebû Bekr (ö.13/634) ve kismen de Ömer b. el-Hattab (ö.23/643) zamanlarinda teravih namazlari Asr-i Saadette oldugu gibi münferiden kilinmak suretiyle devam etmistir. Bilahare cemaatle kilinmaya baslanmistir. Urve’nin (ö.93/711) Abdurrahman b. Abdül-Kâri’den (ö.80/699) rivayetine göre, Abdurrahman söyle anlatmaktadir: Bir Ramazan gecesi Ömer b. el-Hattab (r.a.) ile mescide çikmistik. Mescidde halk münferit ve ayri ayri yerlerde teravih namazi kiliyorlardi. Kimi kendi basina yalnizca namaz kiliyordu, kimi de ardinda birkaç kisilik cemaatle birlikte kiliyordu. Ömer (r.a.), öyle zannediyorum ki, bunlari bir imam arkasinda toplarsam daha hos olacak, demisti. Ertesi aksam olunca Ömer (r.a.), Übey b. Ka’b (r.a.)’i (ö.19/640) teravih imami tayin edip cemaati onun arkasinda topladi. Böylece teravih namazi cemaatle kilinmaya baslanmis oluyordu. Baska bir gece yine Ömer (r.a.) ile birlikte mescide çikmistim. Insanlar, imamlari Übey b. Ka’b ile beraber namaz kiliyorlardi. Ömer b. el-Hattab, halkin vecd içinde namaz kildiklarini görünce, “Bu ne güzel bid’at oldu” (ni’me’l-bid’atü hâzihi) diyerek sevincini ifade etti. Ancak, “Namazlarini gecenin sonuna tehir edip de simdi uyuyanlar, su anda namaz kilanlardan daha fazla sevap elde etmektedirler” sözünü de ilave etti. Zira insanlar teravihi o sirada gecenin evvelinde kilmakta idiler.

Hz. Ömer (r.a.)’in, daha önce çok daginik bir sekilde kilinan teravih namazini kendisinin düzenlemesinden sonra, insanlarin bu namazi kilarken yasadiklari hazdan ve sevinçten etkilenerek “Bu ne güzel bid’at oldu” demesi, teravihin cemaatle kilinmasinin güzel oldugunu vurgulamaktadir. Yoksa buradaki bidat kavrami, Resûlullah (a.s.)’in zamaninda mevcut olmadigi halde dine sonradan sokulmus bir is demek degildir. Zira Resûl-i Ekrem teravih namazini kendisi kildigi gibi, yukarida zikredilen hadislerde de görüldügü üzere üç gece imam olup cemaate de kildirmistir. Hz. Ömer (r.a.)’de, zaten kilinan bir namaz için imam tayin etmek suretiyle bu karisikligi önlemis olmaktadir.

Hz. Ebû Bekr böyle bir düzenleme yapmadigi halde niçin Hz. Ömer bunu yapmistir? gibi bir soru akla gelebilir. Ancak sunu unutmamak gerekir ki, Ebû Bekr (r.a.)’in hilafeti çok kisa sürmüstür. Ayrica o, Müslümanlari o günlerde çok fazla ugrastiran irtidat olaylariyla mücadele etmekten baska bir ise firsat bulamamistir. Kaldi ki, pek çok kurumunun temeli Hz. Ömer döneminde atilmistir. Diger alanlarda oldugu gibi cami ve cemaatle ilgili düzenlemeleri de ilk defa Hz. Ömer’in yaptigi anlasilmaktadir.

Hz. Ömer, erkekleri Übey b. Ka’b’in, kadinlari da Süleyman b. Ebî Hasme’nin (ö.35/656’dan sonra) arkasinda ayri ayri toplamistir. Diger bir rivayete göre de Temîm ed-Dârî’yi (ö.40/660) kadinlara imam tayin etmistir. Hz. Osman (ö.35/656) ise, kendi hilafeti sirasinda erkekleri de, kadinlari da Süleyman b. Ebî Hasme’nin arkasinda cemaat yapmis ve ayri ayri namaz kilmalarina lüzum görmemistir.

Hz. Ali (r.a.) (ö.40/660), insanlari bu namazi kilmaya tesvik etmis ve ayrica o da erkek ve kadinlara imam tayin etmistir. Onun, teravihin camide kilinmasindan memnun oldugunu su sözleriyle dile getirdigi nakledilmektedir:“Allah, Ömer’in kabrini nurlandirsin, zira Ömer, mescidlerimizi teravihin feyziyle nurlandirip sereflendirmistir” .

Abdullah b. Mes’ud (ö.32/652) gibi ashabin ileri gelenlerinden bir zat da insanlara imam olup teravih namazi kildirmistir. Muhammed b. Nasr el-Mervezî’nin (ö.242/856), Zeyd b. Vehb’den (ö.83/702) gelen bir rivayetine göre, Zeyd demistir ki: Abdullah b. Mes’ud Ramazanda imam olup bize teravih kildirdi. Namaz bitip eve döndügümüzde henüz safak atmamis bulunuyordu.

 

Rekatlarinin Sayisi

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hz. Âise rivayetine göre vitir namaziyla birlikte on bir rekat teravih namazi kilmistir. Ebû Seleme b. Abdurrahman (ö.94/712), Hz. Âise’ye Resulullah’in Ramazanda kildigi namazin durumunu sormus, Hz. Âise’de söyle anlatmistir: “Allah Resûlü (a.s.), gece namazi olarak ne Ramazanda ne de baska bir zaman on bir rekattan fazla bir namaz kilmistir. O, önce dört rekat kilardi ki, onun güzelligini ve uzunlugunu ne sen sor ne de ben söyleyeyim. Sonra dört rekat daha kilardi, onun güzelligini ve uzunlugunu ne sen sor ne de ben söyleyeyim. Daha sonra da üç rekat kilardi. Ben bir gün dedim ki, Ya Resûlallah! vitir namazini kilmadan önce uyuyor musun? Buyurdu ki; Ey Âise! Benim gözlerim uyur ancak kalbim uyumaz.” Bu rivayette sözü edilen vitir namazi için üç rekati çikaracak olursak teravih için geriye sekiz rekat kalmaktadir.

Câbir (r.a.)’den (ö.78/697) gelen bir rivayette ise, Resûlullah (a.s.) tarafindan kildirilan teravihin sekiz rekat oldugu bidirilmistir ki, bu haber Hz. Âise’nin rivayetiyle örtüsmektedir. Nitekim bu iki rivayet de sahih olarak kabul edilmistir.

Abdullah b. Abbas (ö.68/687) ’tan gelen bir rivayete göre, Ibn Abbas söyle demistir: “Resûlullah (a.s.) münferiden yirmi rekat teravih, ayrica vitir namazi kilardi. Teravihin her dört rekati arasinda bir müddet dinlenirdi. Sonra kalkar, namazina devam ederdi. Teravih namazindaki tervihanin esasi, bu sünnet-i seniyye’ye dayanmaktadir.”

Yukarida Abdullah b. Abbâs’tan rivayet edilen Resûlullah’in yirmi rekat teravih kildigi hadisi, senedinde Ibrahim b. Osman adinda biri oldugu ve Ebû Seleme b. Adurrahman’in Hz. Âise’den naklettigi hadisle çelistigi gerekçesiyle zayif kabul edilmistir. Bununla birlikte asagida zikredilen haberlerle desteklendigi ileri sürülerek bu rivayetle de amel edilmistir. Asagidaki hadislerde de görülecegi gibi teravih namazini yirmi rekattan az yada çok kilanlar olmustur.

Imam Malik’in (ö.179/795), Yezîd b. Rûmân (ö.130/747)’dan munkati bir isnadla rivayetine göre, Ibn Rûmân: “Insanlar, Ömer b. el-Hattab zamaninda Ramazan namazini yirmi üç rekat kilardi” demektedir. Beyhaki, fazla olan bu üç rekatin vitir namazi oldugunu bildirmektedir.

Abdürrezzak Ibn Hemmâm (ö.211/826), Musannef’inde Muhammed b. Yusuf tarikiyle yine Sâib b. Yezîd’den söyle rivayet etmektedir: “Ömer b. el-Hattab, Ramazanda Übey b. Ka’b ile Temîm ed-Dâri’yi yirmi bir rekat kildirmak üzere insanlara imam tayin etmisti. Bunlar, her rekatta yüzer âyet miktari okuyarak teravih namazi kildirir ve fecrin dogusuna yakin mescidden dagilirlardi”. Ibn Abdilber (ö.463/1071), bu bir rekat vitir namazidir demektedir. Yine o, bir baska rivayette geçen yirmi üç rekatin, son üç rekatinin vitir namazi oldugu görüsündedir.

Beyhakî’nin isnadini zayif olarak niteledigi bir rivayete göre de Hz. Ali, bir adama Ramazanda insanlara bes terviha ile yirmi rekat teravih namazi kildirmasini emrettigi bildirilmektedir. Hz. Ali’nin erkeklere ve kadinlara ashabindan bir zati imam tayin ederek yirmi rekat teravih kildirmasini emrettigi rivayeti ile, onun Ramazanda güzel Kuran okuyanlari çagirdigi, onlardan birine cemaate yirmi rekat teravih namazi kildirmasini emrettigi ve kendisinin de onlara vitir namazi kildirdigi haberi, ayni olayi anlatiyor olmalidir.

Ramazana mahsus olarak vitir namazi, teravihin pesinden cemaatle kilinirdi. A’mes (ö.144/761): “Ibn Mes’ud (ö.32/652) yirmi rekat teravih ve üç rekat vitir namazi kilardi” demektedir. Diger taraftan Tirmizî (ö.279/892), Medine halkinin vitir namaziyla birlikte kirk bir rekat teravih kildiklarini rivayet etmekte, Süneninde, Safiî’nin (ö.204/819) Mekke’de halkin yirmi rekat teravih kildigini gördügü haber verilmektedir.

Tâbiîn devrinde ise yirmi rekattan az teravih namazi kilindigina dair herhangi bir haber nakledilmedigi ileri sürülmektedir.

Teravih namazinin rekatlarinin sayisiyla ilgili aktarilan rivayetleri degerlendirecek olursak sunlari söylemek mümkündür: Ramazan-i Serifte sekiz rekat teravih ve üç rekat vitir namazinin cemaatle kilinmasi sahih rivayetler dogrultusunda bir sünnet-i seniyyedir. Esasen sünnet, ya Resûlullah (a.s.)’in devam buyurduklari veyahut devam ederken bir engel çikmasi, ya da bir özrün araya girmesiyle terk ettigi islerdir. Bu sekiz rekatin üstüne on iki rekatla beraber yirmi rekat olmasi, Hülefâyi Râsidînin uygulamasidir ki, bu durum fikih âlimlerince müstehab olarak isimlendirilmektedir. Ayrica Ebû Hanife’ye (ö.150/767) göre, Hz. Ömer bu namazin cemaatle kilinmasini ve yirmi rekat olmasini kendiliginden ortaya atmamistir. Aksine Hz. Peygamber’in uygulamalarina dayanarak disiplin altina almistir.   


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 5.2.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...