Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi ve Erzurum Destanı

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Hüseyin Elmalı Yazar Hakkında Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1763 Hit : 7083 Hata Bildirimi Tavsiye Et
Tanıtılan Yazarın Bilgileri
Yazar Adı Muhammed Lutfi Efendi
 
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi ve Erzurum Destanı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
women cheat on their husbands married men having affairs unfaithful wife
manufacturer coupon for bystolic open bystolic savings card
doxycycline doxycycline doxycycline
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
gabapentin and alcohol addiction gabapentin and alcohol addiction gabapentin and alcohol addiction
sumatriptan succinate http://sumatriptannow.com/succinate sumatriptan succinate
bystolic generic name what is the generic for bystolic

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi ve Erzurum Destanı

Muhammed Lütfi Efendi Hazretleri, İbrahim Hakkı Hazretleri gibi Erzurum’un yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden biridir. Erzurum halkı arasında ‘Alvarlı Efe Hazretleri’ adıyla bilinir. Alvarlı Efe, hemen her Erzurumlu'nun gönlünde gerek mısralarıyla, gerekse menkıbeleriyle taht kurmuş, saygı ve sevgiyle anılan, manevî huzurunda saygıyla eğilinen gönül erlerindendir.

Muhammed Lütfi Efendi, Hoca Hüseyin Efendi’nin oğludur. Annesi Hasankaleli Mazlumoğlu Hacı Emin Efendi’nin kızı Hatice Hanım’dır. Lütfi Efendi, H. 1285 yılında Hasankale’nin Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk tahsilini babası Hoca Hüseyin Efendi’den tamamlayan Efe Hazretleri, H. 1307’de 22 yaşında iken Hasankale’de Sivaslı Camii’ne imam olmuştur. Bu imamlığı esnasında ilmî yeteneği ve güzel ahlâkıyla âlimlerin, eşrâfın ve bütün halkın takdirini kazanan Alvarlı Efe, aynı yıl babasıyla birlikte Bitlis’e giderek Hoca Pir–i Küfrevi hazretlerine intisap etmiştir. Bir müddet sonra Küfrevi Hazretleri'nin seçkin bir halifesi olarak Hasankale’ye dönmüştür.

Daha sonra Erzurum (merkez)’un Dinorkom köyüne dönen Alvarlı Efe Hazretleri, 1. Dünya Savaşı’na kadar burada kalmış, Rusların Erzurum’u işgali üzerine, pederiyle birlikte Erzurum’a göçerek, babasını Erzurum’a bırakıp, kendisi imamlık göreviyle Yavi nahiyesine gitmiştir. Rus istilası müddetince burada kalmış, Ermenilerin katliam başlatmaları üzerine kendi köyünden ve çevre köylerden topladığı 60 kişilik bir müfrezeyle Rusların karargah deposu olan köye, Ermenilerin de o köyde bulundukları bir gün saldırmış, Ermenileri püskürterek Oyuklu köyünün yanıbaşında Rusların yığdığı depoyu teslim almıştır. Ancak müfrezenin depoyu yağmalamasına engel olamamış ve dolayısıyla da Ermenileri istediği gibi takip edemeyen Efe Hazretleri, yanında kalan birkaç kişiyle, Ermenileri takip eder gibi davranarak, Haydar boğazındaki Zergideler köyünde Türk ordusuna iltihak etmiş, orduyla birlikte gün doğarken Erzurum’a girmiştir. Doğruca babasının kaldığı eve koşmuş, ancak onu, Ermeniler tarafından kafasına tüfek dipçiğiyle vurularak ağır yaralanmış bir hâlde bulmuştur. İkindiye kadar babasıyla meşgul olmuş, akşama doğru vefat eden babasını, Kavakkapı kabristanına defnetmiştir.

Alvarlı Efe Hazretleri, Erzurum’un kurtarılmasından sonra tekrar Hasankale’ye dönmüştür. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğü görevini kabul etmemiş, yakındaki Alvar köyü halkının istirhamı üzerine, oraya giderek 24 yıl orada vazife yapmıştır. Bundan dolayı halk arasında, ‘Alvarlı Efe’ adıyla meşhur olmuştur.

1939 yılında prostat hastalığına yakalanan Alvarlı Efe, tedavi için Erzurum’a gelmiş, doktorların şehirden ayrılmasının uygun olmayacağını söylemeleri üzerine, köy halkından izin isteyerek, Erzurum’da Mehdi Efendi mahallesinde kiraladığı bir eve yerleşmiş, irşat ve ilmî faaliyetlerine burada 16 yıl devam etmiştir. 12.3.1956 yılında Erzurum’da vefat etmiştir. Cenazesi kalabalık bir cemaat eşliğinde Alvar köyüne götürülüp orada toprağa verilmiştir.

“Çaremiz kesildi dizde derman yok
İnkıraz erişti elde ferman yok

Karargir olacak darü’l-eman yok
Kemer-i re’fetin sürresi beslir.”

Ömür gemisi dert deryasına garkolur. Bu sebeple onun göz yaşları hiç mi hiç durmaz, akar:

Yarelerim sıra sıra senemde
Kan ağlar gözlerim daima nemde
Aşıklar demişler devr-i kadimde
Aklımı ruhları el aldı gitti.

Bu dert derunumu her dem yareler
Rakip gaddar ciğerlerimi pareler
Ne felektir benim bahtım kareler
Bağ-u bostanımı Nil aldı gitti.

Alem-i İslam bir asırdan bu yana kendi bayramlarına hasret çeker. “Bayram, o bayram” hiç olmadı. Matemlerin dünya afakını sardığı bir dönemde bayram nasıl olur ki?.. Alvarlı Efe hazretleri böylesine çile ve ızdırabın ağır darbelerinden hiçbir zaman kurtulamaz; onu yüce yapan unsurların en önemlisi de bu olsa gerek. Kendi derdi ve kendi zevki yoktur. Onda İslam aleminin derdi ve müslümanların mazlum faydaları vardır:

Mevla bizi afvede
Gör ne güzel iyd olur
Cürm-ü hatalar gide
Bayram o bayram olur

Merhamet ede Rahim
Dermanı vere Hakim
Lütfede lütf-i Kadim
Bayram o bayram olur

Dildeki Rahman olur
Dertlere derman olur
Azade ferman olur
Bayram o bayram olur

Lutfi’ye lutf u kerem
Dahil-i bab-ı harem
Daima Allah direm
Bayram o bayram olur

Şer’i ilimlerin zirvesinde sosyal çevreyi incelemiş ve yaşanabilir bir gönül eri topluluğuna mazhar olmuştur. O gün ne yapılabilirdi? Nasıl yaşanmalı ve neyi, ne kadar söylemeliydi? O, bunları idrak edebilmişti. Manevi iklimden hissesine bakabilen bir kimse Alvarlı’nın garibler zincirinin güçlü halkalarından birini oluşturduğunu görecektir.

Derdini dağ, taş, dere demeden durmadan anlatacak , fakat nazarkah-ı ilahi olan kalplere gelince onlara içini, bütün elem ve arzusuyla bir türlü duyuramayacaktır. Zor bir intihandan geçmektedir. Zaten zirvedekiler, hep bu zorlarla denenip intihan olurlar. İz bırakanlar ve o izlerden yolları açılanlar hep aynı kaderi paylaşırlar: Yalnızlık, çile ve çaresizlik. Tevekkül onlar için en kudsi bir siperdir. Özlerindeki sakinet, onlara acılarda bile direnmeyi ve cehdi öğrenmiştir.

Leyla ve Mecnun, Alvarlı Efe hazretlerinde yeniden dirilirler . onlarla bir şeyler anlatır. İslam’ın geleceğini, halini onlarla vasfeder. Onlar doğumunun söylenemez olduğu her devirde yüce ruhların tek tercihi olurlar adeta.



Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 9.11.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...