Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

O Ne Güzel Vekil O Ne Güzel Dosttur!

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Hüseyin Çaldak Genel Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 1760 Hit : 6468 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Ölüm Bir Nimettir
2 O Ne Güzel Vekil O Ne Güzel Dosttur!
3 Necmeddin Ali b. Ömer el Katıbi el Kazvini Hayatı Eserleri ve Şemsiyyesi
4 Muhabbete Muhabbet
5 Mantık Sanatı ve Faydaları
6 Kıyasın Mantıkta ve İslami İlimlerde Kullanım Biçimi
7 Kan Davalarında Akan Kanı Durdurmak
8 Gelecek Sana Ey Çocuk Zafer
9 Gazaliye Göre Fasit Kıyas / اﻟﻘﯿﺎس اﻟﻔﺎﺳﺪ ﻋﻨﺪ اﻟﻐﺰاﻟﻲ
10 Dindar mı Dini Dar mı?
11 Birkaç Kelime Birçok Kelam

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
women cheat on their husbands married men having affairs unfaithful wife
open go how many guys cheat
cheats the unfaithful husband married woman looking to cheat
bystolic coupon coupons for bystolic
prescription discount coupon coupons for prescription drugs discount coupons for cialis
abortion pills over the counter website-knowledge.com when is it to late to get an abortion
lisinopril lisinopril lisinopril
bystolic coupon 2013 bystolic add on copay card bystolic generic alternative

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar Somuncubaba Aylık İlim Kültür ve Edebiyat Dergisi, Sayı:99
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

O Ne Güzel Vekîl O Ne Güzel Dosttur!

 

Kendi adına yapılacak işleri başkasına havale etme¸ hareket etme salahiyetini birine vermek demektir vekâlet. Vekâlet verilene vekil denir. Vekâlet emîn olana verilir. Sadık olana¸ tevdi edilen işi en güzel şekilde yapma ehliyetine ve kudretine sahip olana verilir. Dost olana verilir. Havale edilenleri yapabilme gücüne malik olana verilir. Kısaca vekâlet¸ emîn¸ sadık¸ hakîm¸ kadîr¸ Mevlâ ve dost olana verilir.

 

"Hasbunallahu ve nime'l-vekîl nime'l-Mevla ve nime'n-Nasîr" cümlesi ne güzel de özetliyor şu gelecek manaları! O ne güzel vekil¸ O ne güzel Mevl⸠O ne güzel yardımcı! Öyleyse başka şeylere tezellül edip minnet çekme¸ onlara temelluk edip boyun eğme¸ onların arkasına düşüp zahmet çekme¸ onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir¸ herşey'in anahtarı onun yanında¸ her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan¸ her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden¸ korkulardan kurtuldun.

 

Kim istemez böyle bir dost¸ böyle bir vekil? Eskilerin tabiriyle "tefviz-i umur" (işleri O'nun takdirine teslimiyetle bırakmak) ederek tevekkül etmek gerek. Tabii bunların temelinde tevhid inancı yatmaktadır. Çünkü inancı olmayanın teslimiyeti¸ teslimiyeti olmayanın tevekkülü olmaz. Demek tevhid teslimi¸ teslim tevekkülü¸ tevekkül de saadet-i dareyni gerektirir. Her iki cihanın mutluluğu O'na tevekkül etmekle mümkündür.

 

Yanlış anlaşılmamalı; tevekkül¸ bütün bütün sebepleri reddetmek ve tevekkül bahanesiyle tembellik etmek değildir. Efendimiz (s.a.v)¸ bir bedeviye; "Önce deveni bağla¸ Allah'a öyle tevekkül et" [1] buyurmuştur. Bilakis tevekkül¸ bütün sebepleri dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek¸ esbaba teşebbüsü de bir nevi fiilî dua kabul ederek sonuçlarını yalnız Cenâb-ı Allah'tan (c.c) istemek ve O'ndan bilmek¸ O'na minnettar olmaktır. Yani sebeplere müracaat ettikten sonra neticeyi Allah'a (c.c) bırakmaktır. O halde gerçek manada tevekkül¸ sebeplere riayet ederken cüzi iradesini kullanma¸ neticenin yaratılmasını Cenâb-ı Hakk'ın külli iradesine teslimiyetle bırakmak demektir. Zira dilemek insanın¸ var etmek Allah'ın (c.c) iradesiyledir. Nitekim Kur'an-ı Kerim bunu açıkça beyan etmektedir. "Bir işe başladığın zaman¸ Allahü teâlâya tevekkül et¸ Ona güven! Muhakkak Allah tevekkül edeni sever." [2] "İmanınız varsa¸ Allah'a tevekkül edin!" [3] "Tevekkül edene¸ Allah kâfidir." [4]

 

Tevekkül etmek aynı zamanda fiilî duadır demiştik. Çünkü sebeplere başvurmak fiilen Cenab-ı Allah'tan (c.c) talep etmektir. Zira bu¸ sebepleri bir araya getirerek neticeyi meydana getirebilmek değil¸ hal diliyle Cenab-ı Hak'tan istemek için O'nun rızasını tahsil etmektir. Neticeyi almak ve yaratmak O'na mahsustur. Mesela çift sürmek¸ hazine-i rahmet kapısını çalmak demektir. Bu tarz bir teslimiyetle fiilî dua anlamındaki tevekkül¸ Cevâd-ı Mutlak'ın (c.c) esmâ ve sıfatlarını anlamaya yönelmek olduğundan¸ kabule mazhariyeti genellikle mutlaktır. Allah'a tevekkül eden insan¸ kalben O'na teveccüh etmiş demektir. Bu teveccüh¸ başlı başına bir sâlih ameldir¸ bir ibadettir. İstenen dünyevî maksat gerçekleşsin veya gerçekleşmesin¸ uhrevî mahsûl alınmış; ruh¸ huzurun zevkine ermiş¸ Allah'ı anmanın safâsını sürmüştür artık.

 

Hakiki anlamda tevekkül ile fiilî dua eden adam şunu anlar ki: "Birisi var; O'nun hatırat-ı kalbini işitir¸ her şeye eli yetişir¸ her bir arzusunu yerine getirebilir; aczine merhamet eder¸ fakrına medet eder. Ve şöyle düşünür: Bütün kâinata hükmeden Zât'ın (c.c)¸ en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir¸ en uzak maksatlarımı yapabilir¸ benim her halimi görür¸ sesimi işitir. Öyleyse bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitir¸ bütün o işleri yapıyor ki¸ en küçük işlerimi de O'ndan bekliyorum¸ O'ndan istiyorum…" İşte böyle bir vekilimiz¸ böyle bir Mevla'mız var. Ne mutlu bu teslimiyet ve bu tevekkülle saadete erenlere!   

 

Tevekkül en büyük huzur kaynaklarından biridir. İnsanın önünde çok menziller var. Kabre girmeden önce çoğu zaman¸ hastalıklar¸ musibetler¸ çaresizlikler ve ihtiyarlık menzillerine de uğrar. Bütün bu safhalarda insan tevekkülsüz yaşayabilir mi? Zira her bir insan biraz düşününce kendi nefsine şunları söyleyecektir: "Sen kendini¸ kendine mâlik sayma. Çünki sen kendini idare edemezsin¸ o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin¸ belâlardan sakınıp¸ levâzımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azab çekme¸ mülk başkasınındır. O Mâlik¸ hem Kadîr'dir¸ hem Rahîm'dir; kudretine istinad et¸ rahmetini ittiham etme. Kederi bırak¸ keyfini çek. Zahmeti at¸ safâyı bul."

 

İşte¸ tevekkülü hakkıyla yaşayan bir insan¸ bu fani dünyada nasıl bir vekil ve mevlaya sahip olduğunu anlar¸ huzurlu bir ruh haliyle hayatına devam eder. Bu dünyada saadeti yaşadığı gibi¸ uhrevi hayatını da garanti altına almış olur. "Çalışmak âdetim¸ tevekkül hâlimdir" şuuruyla bir mümin¸ her zaman gerçek teslimiyetle birlikte azm ve gayretin gerekliliğini bilir. O'na inanır¸ O'na dayanır¸ O'nun rızasıyla yaşar.

 

O ne güzel vekil¸ O ne güzel dosttur! 

 

________________________________________

 

Dipnotlar

 [1] Tirmizî¸ "Kıyamet"¸ 60.

 [2] 3/Al-i İmran¸ 159.

 [3] 5/Maide¸ 23.

 [4] 65/Talak¸ 3.

 

 


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 8.11.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...