Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Tegüderin Kalavuna Ültimatomu

Tegüder’s Ultimatum to Qalawun

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Mustafa Uyar Yazar Hakkında Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
  Mustafa Uyar
       
Makale No: 1629 Hit : 6296 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Tegüderin Kalavuna Ültimatomu / Tegüder’s Ultimatum to Qalawun
2 Sarı Saltık Popüler İslamın Balkanlardaki Destani Öncüsü (XIII. Yüzyıl)
3 İlhanlı Memlük Mücadelesinde Bir Kırılma Noktası Vadi el Hazindar Savaşı
4 İlhanlı Hakimiyeti Zamanında İranda Din
5 İlhanlı Devletinde Yahudi Bir Vezir Sadüddevle
6 Hinduşah Nahçivaniye Ait Düstur el Katib fi Tayin el Meratib Adlı Eserde Casusluk Anlayışı
7 Adab el Harb ve el Şecaaya Göre Hisar ve Kuşatma Geleneği

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
prescription discount coupon survivingediscovery.com discount coupons for cialis
metformin metformin metformin
drug coupon cialis trial coupon

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar Dil ve Tarih-Coğrafya Dergisi, 46/1, s. 243–254.
Yayınlandığı Tarih 2007
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Tegüder’in Kalavun’a Ültimatomu (Tegüder’s Ultimatum to Qalawun) [Adel Allouche]

Müslüman olduğunda Ahmed ismini alan Tegüder'in (1282-84), -kısa

hükümdarlık sürecinde- 'Ayn Calut (1260) savaşından sonra bitmek

tükenmek bilmeyen İlhanlı-Memluk çatışmasını durdurduğuna

inanılmaktadır. Ayrıca onun. Memluk karşıtlarına iki defa elçilik teatisinde

bulunduğu sanılmaktadır: İlki 1282'de ve ikincisi ise 1284 yılı sonlarında

olmak üzere.

 

1282'de, tahta oturmasından kısa bir süre sonra, Sivas kadısı Kutbeddin

Mahmud el-Şirazi'nin1 riyasetinde olarak Sultan Mes'ud'un atabeyi

Baha'eddin ve Mardinli vezir Şemseddin Tayti'nin bulunduğu bir elçi

heyetini yola çıkardı. Bu heyet, Kalavun'a yazılı bir mesaj götürmekle

birlikte, heyetin riyasetini üstlenen Kutbeddin, sözlü mesaj verme yetkisine

de sahipti. Heyetin gelişi Memluk ricali tarafından saklanmış, heyettekiler

ikametleri sırasında herkesten tecrit edilmişlerdi. Kalavun, kendi elçilik

heyetini göndererek teatiye karşılık vermemiş, Kahire'den ayrılmasından

önce bu heyete yazılı olarak, mahdut bir cevap teslim etmiştir.2

Tegüder'in 681 yılı Cemaziyülevvel'inin ortasına (22 Ağustos 1282)

tarihlenen ilk mektubunun Arapça orijinal şekli, birçok muasır müellifin

eserinde muhafaza edilmiştir: Memluk tarafında İbn 'Abdüzzahir (öl. 1292)3,

Safı' İbn 'Ali (öl. 1330)4 ve ¡bn Devadari (öl. 1336)5, İlhanlı tarafında ise,

Bar Hebraeus (öl. 1286)6 ve Vassaf (doğ. 1264-65).7 Bu versiyonlar

arasındaki farklar küçük olup sonraki Memluk tarihçilerinin, özellikle

Kalkaşandi (öl. 1418)s ve el-Makrizi'nin (öl. 1442)9 anlattıkları ile

giderilmektedir. Her halükarda bu farklar, asıl metnin temasına ve ileride bu

makalede ulaşacağımız sonuca etki etmemektedir.

 

Çağımız bilim adamlanndaki hakim görüş, Tegüder'in Memluklara

başlangıç niteliğinde bir öneri yolladığı; heyetin Memluk Sultanı'na,

Tegüder'e ait banş ve dostluk dileklerini ilettiği yönündedir. Böyle bir

görüş, Tegüder'in Kalavun'a gönderdiği elçilik teatilerini Safı' fon 'Ali ve

İbn 'Abdüzzahir'in eserlerinden karşılaştırmalı olarak inceleyen P. M. Holt

tarafından da vurgulanmıştır. Şöyle demektedir: "Tegüder'in tahta

oturnıasıyla... İlhanlı Devleti ilk defa bir Müslüman tarafından yönetildi.

Sonuç olarak, Memluk Sultanlığı ile sulha dayalı İlişkiler tesis etme ihtimali

belirmişti."10 Kısa bir makalesinde P. Jakson, Tegüder'in bu girişimini

"İlhanlı dış politikasında tam bir tersyüz oluş"11 şeklinde tanımlamakta,

açıkça İlhanh-Memluk ilişkilerinde göze çarpan ve o ana kadar süregelen

çatışmayı kastetmektedir. J. A. Böyle de Tegüder'in "Memluk Sultan

dostane ilişkiler tesis etme arayışında"12 olduğu fikrindedir. Benzer görüşler

bir yana, diğer bilim adamları daha da ileri giderek Tegüder'in Kalavım'a bir

ittifak kurmayı teklif ettiğini söylemektedirler. Bu fikir ise, Bertold Spuler13,

Denis Sinor1 ve Rene ürosset'e aittir.15

 

Genel kabul gören bu görüşe karşın, Tegüder'in Kalavun'a olan son

mesajı dostluk veya ittifak çağrısından uzak olup, daha çok boyun eğmesi ve

itaat etmesi ya da savaşı göze alması için bir ültimatom idi. Diğer bir deyişle

mesajın özü, Memluk Sultanı*nı itaatkar bir tâbi olmaya çağırmaktı. Bu tez,

mesele ile alakalı literatürde yansıtılan genel kabul açısından tartışmalı

gözükmekte olup, bu makalenin odağını teşkil etmektedir.

Tegüder'in mesajı, zamanın diplomatik teamülüne uygun olarak

manzum bir nesirle yazılmıştır. Allah'a ve Peygamber'e hamd ile

başlamakta, bunun ardından Tegüder'in ihdası medhedilmektcdir. Mesajın

geri kalan kısmı şöyle özetlenebilir:

 

1. Tegüder, Moğol kuraltaynmn Memluklar üzerine savaş kararı

aldığım; buna karşın, akrabalarının bu isteğini kendisinin kabul etmediğini;

çünkü Müslüman dindaşlarının kanım dökmekten tiksindiğim söylemektedir.

2. Bu elçilik teatisinin neticesini görünceye kadar savaşa başvurmayı

ertelediğini ve savaşı son çare olarak gördüğünü belirtmektedir {tehir mâ

yecibu en yekime âhire el-deva ... illâ bade izahi el-hakk ve terkibi el-

hucce). Buna binaen, Müslümanlara saadet bahşetmek ümidiyle elçilik

heyetini yolladığını bildirir.

3. Tegüder bunun ardından, kendince niyetinin salihane olduğunu

ispatlamak için, aldığı tedbirleri sıralar: Mescitlerin inşası, şeriat

kanunlarının benimsenmesi, Hac ziyaretinin kolaylaştırılması vs. İlhanlı-

Memluk ilişkilerinin temeline de tüccarların serbest dolaşımını ve Memluk

casuslarının salıverilmesini yerleştirmektedir.

4. Tegüder, kendisinin tahta oturmasından önce yaşanan İlhanlı-

Memluk çatışmasının din farklılığından kaynaklandığını belirtmekledir. Bu

engelin uzun müddet var olmayacağını, dolaysıyla çatışmaya artık ihtiyaç

kalmadığını da eklemektedir.

 

Bu metin, Tegüder'in Kalavun'a gönderdiği mesajın özünü ortaya

koymaktadır. Çünkü, metnin tamamı manzum nesirle ve tezyinli bir üslupla

kaleme alınmıştır; bundan da, metnin yalın şekliyle değil, diplomatik klişe

olmaktan çok şey ifade eden anahtar ıstılahların çözümlenmesiyle doğru

anlaşılabileceği ortaya çıkar. Bu ıstılahların anlamları, Ortaçağ yazım üslubu

hakkındaki kaynaklar, özellikle de dîvân el-inşa dairesindeki katiplere ait

olanlar vasıtası ile aydınlatılabilir. Tegüder'in Kalavun'a olan ilk mesajının

manasını berraklaştırmak amacıyla, ilgili metni transliterasyon şeklinde,

manzum amaçlı bazı kısımlarını çıkararak vereceğiz. Burada, çeşitli

versiyonlara da başvurarak küçük düzenlemeler yapılmıştır. Metin aşağıdaki

gibi okunur:

 

Bu metinde, Kur'an'dan yapılan "ve mâ kunnâ mu'azzibina hattâ

neb'aşa residen" (Size resul göndermedikçe, sizi cezalandırmayız. 17:15),

şeklindeki atıf özellikle göze çarpmakladır.18 Bu ayetin kullanımından, bir

uyarı veya ültimatomun kastedildiği aşikardır. Bundan Öte, Kalavun -681 yılı

Ramazanı'nın ilk gününe (3 Aralık 1282)19 tarihlenen cevabında- İlhanlı

rakibini, mesajında bu ayetin varlığı dolayısıyla tenkid etmekte; bunun

"dostane ve sulha yönelik" niyetler anlamına gelmediğini söylemektedir.

İlhanlı kaynaklarında geçmeyen bir ifadeye göre Kalavun, Tegüder için

"ayetin Önemini kavrasaydı mesajına koymadan önce iki defa düşünürdü",

cümlesini de eklemektedir.20 Bu ayet. 700 yılı Ramazan ayına (Mayıs 1301)

tarihlenen ve Mahmud Gazan Han (1295-1304) tarafından Suriye seferleri

sırasında Memluk Melik el-Nasır'a (öl. 1340) gönderilen ve onu "hediyeler"

göndermeye zorlayan bir uyarı mesajında da karşımıza çıkmaktadır.21 Yine

aynı ayet, Gazan'ın 1302'de Memluk Suriye valisine yolladığı, onu Dımaşk'ı

teslim etmesi ve tahribinden kaçınmasını sağlamaya çalıştığı başka

bir ültimatomunda da görülür.22 Vassaf, bir Müslüman olan İlhan Gazan'ın

"dostluk" (düsfi) şartlarının ya da savaş İhtimalinin belirmesi amacıyla, 702

yılı başında (Ağustos 1302) Memluklardan tâbi olmalarını (mitti' mî-şevend)

ve haraç hazırlamalarını (haraç mî-perdâzend) talep etmek üzere bir elçilik

heyetini Mısır'a gönderdiğini açık bir şekilde belirtir. Bu rivayet, Hondmir

ve Mirhond gibi daha sonraki İranlı tarihçiler tarafından da teyid

edilmektedir.23 Fakat Gazan, cevap olarak Memluk elçileri tarafından

getirilen ve şiddetli bir şekilde meydan okuyan el-Melik el-Nasır'a ait sözlü

bir mesaj ile birlikte "bir sandık dolusu silah" almıştır. Bu aksi tutum

karşısında oluşan Gazan'ın öfkesi neticesinde, kendi halefi Hudabende

(1304-1317) tarafından daha sonra serbest bırakılacak ve Suriye'ye dönecek

olan Memluk elçileri hapsedilmişlerdir.24

 

Tegüder'İn mesajının devamı, el-Kaîkaşandi'nin Şubh el-a'şâ adlı

ansiklopedik eserinden sağlanan ana veriler ışığında incelenecektir. Hacimli

ve inşaya dair bu Memluk dönemi başvuru eserinin tercih edilmesinin

sebebi, eserin daireler arası yazışmada tafsilatlı bir referans olmasıdır.

Memluk döneminin daha erken tarihli bir eseri olan İbn Fazlullah el-

Ömeri'ye ait (öl. 1349) el-Ta'rîf bi'l-muştalah el-şerîf25, Subh el-a'şâ kadar

tafsilat ve uzunluğa sahip değildir. Üstelik, el-Kalkaşandi, kaynaklan arasına

el-Ta'rîf i de koymuş ve kendisini sadece döneminin diplomasi formülleri ile

sınırlamamıştır. Hatta, Abbasilere kadar uzanan bir dizi çalışmadan örnekler

derlemiştir. el-Kalkaşandi'yi teyid etmek için de İlhanlı tarafından

Reşidüddin Tabib'in (öl. 1318) Cami' el-tevârih26 adlı eserinden birkaç pasaj

almış bulunmaktayız.

 

"İtaate (taa) ve İhtilaftan (hilaf) Kaçınmaya Davet İçin Devlet Yazışması"

başlığını taşıyan bölümde el-Kalkaşandi, bu tip bir yazışmanın

ana hatlarını vermektedir. Ona göre, böyle bir mesaj Allah ve O'nun

Peygamberi'nin medhi ile başlamalı; Müslüman cemaati ve aralarındaki

uyum vurgulanmalı; mesajı kabul eden kişinin dikkati, emin bir dayanak

olan İtaatin faziletine çekilmeli, vs. (el-tenbîh 'ala feza il el-tâ'a, fe-innehâ el-'urva

el-vuşkâ...); bir antlaşma (¡nifak el-kelimë) vasıtasıyla itaatin kabulü

sayesinde, Müslüman cemaati ile olan ayrılığın sona ermesinin (intizâm şeni!

el-ıtmme), ülkenin imân (imaret el-bilâd), halkın refahı (salâh el-'ibâd),

çatışma ve fitne sonucu (tevali el-fiten) meydana gelen ülkenin

mahvohışunun durması bakımından getireceği faydalar tekıd edilmelidir.

Yine aynı bölümde el-Kalkaşandi, münşilere verdiği nasihatlerine ilave

olarak, inşa üslubuyla yakından alakalı tezad anlamları taşıyan ıstılah

çiftlerini zikreder: "af ve ikaz" ((zar ve inzâr), "ikna ve tehdit" (terğîb ve

terhıb), "teşvik ve gözdağı" (yaz ve tehvrf) vs., ve mesajın sağlam

muhakemeye sahip alim insanları (ba'ş el-ulemâ el-hıısefâ") cahil

budalalardan (red' el-cuhela el-suhefâ) ayırdedip, cahilleri bertaraf edecek

nitelikte olmasını öğütler.27

 

el-Kalkaşandi bu tür mektupların hatimesini, Tcgüder'in mesajındakini

hatırlatan bir biçimde verir: "el-faatıı hiye el-'urvatu el-vuşkâ ve ¡-(arikatu

el-muşlâ ve l-ğanîmetıı ¡i-ehlibâ fıl-uhrâ ve'l-ülâ"28 En azından bir Farsça

metin, ta ât ile '"urva-yi vuskâ" ıstılahını itaat ve boyun eğme anlamında

kullanmıştır. Gazan döneminde 701 (1301-1302) yılı olaylarını anlatırken

Reşidüddin, açıkça isyan etmiş olan ve dağlık, müstahkem bir bölgede

bulunan Lekzistan29 prensesinin hürmet, samimi itaat ve teslimiyetini

bildirmek üzere gelişine değinmektedir. Bu kısa rivayet şu şekildedir:

"der ân vakt temämet-i 'umerä-yi ¡ekzistân kah ez muddethâ bâz yâği ve

'âsî der ân kühhü-yi muhkem mutavarı bildend, bû-iev ve irâdet be-îlî der

âmedend ve ez-ser-i ihlâs rü-yi bendegl nihâdend ve dest der 'ıırvâ-yi

vuşkâ ta at ve inkiyâd zedend".30

 

Tegüder'in mektubunun hatimesi, neredeyse harfi harfine el-Kalkaşandi

tarafından sayılan öğeleri içermektedir. Bu durum, Memluk tarihçisi

tarafından verilen ve mektupta geçen ıstılahlar karşılaştırıldığında açıkça

görülür:

el-Kalkaşandi:                                       Te güder:

ta’a                                                      feth ebvâb el-taa ve'l-ittihâd

intizâm şeml el-uınme 'imaret                 intizâm umüri benî âdem ten'amiru

el-bilâd                                                 (aynı) ülke el-memâlik ve'l-bilâd

salâh el-'ibâd ittifak el-                           salâh el-'âlem ve testerîha min ihtilâfı

kelime                                                  el-kelime hâzihi el-umme

 

 

 

Böylece, el-Kalkaşandi tarafından sunulan model, Tegüder'in

Kalavun'a olan mesajının iki hükümdar arasında dostluğa ve sulha yönelik

niyetleri mi, yoksa İlhanlı hükümdarı tarafından Memluklara verilmiş bir

ültimatomu mu içerdiği konusunda küçük de olsa şüphe uyandırmaktadır.

Tegüder'in Kalavun'a yolladığı mektubun yanlış anlaşılmasına etki

eden birçok faktör bulunmaktadır. Önem sırası gözetilmemiş olsa da bunlar:

İlk olarak, ilgili literatür ışığında diplomatik formülasyon, özellikle de

bunların gizli anlamlan üzerine ciddi bir çalışmanın yapılmamış olması;

ikinci olarak, bu metnin 19. yüzyıldaki yanlış Avrupa tercümeleri; ve üçüncü

olarak, muasır Memluk ve İlhanlı tarihçilerinin rivayetleri.

Birinci noktaya zaten değinilmişti. Avrupa tercümelerine gelince, çoğu

yazar Ortaçağa ait rivayetlerden etkilenerek bu metni Tegüder'in "iyi

niyetleri" olarak algılamış ve kendi tercümelerini de buna uygun

yapmışlardır. Bunun tek istisnası olarak Geschichte der Ilchane adlı

eserinde, Tegüder'in mesajını anlamlı bir şekilde tercüme eden ve

"ta'a" anahtar kelimesini tâbiiyet (Unter-würfigkeit) anlamında

kullanan J. Von Hammer-Purgstall sayılabilir.31 Onun çağdaşlarından ikisi,

C. M. d'Ohsson32 ve E. de Quatremere,33 belirgin bir şekilde Tegüder'in

Memluklar ile dostane ilişkiler tesis etmeye çalıştığı kanaatindedirler. Bu

Fransız görüşleri, söz konusu hataya rağmen daha sonraki yorumlar için

temel olmuşlardır. Quatremere, cl-Makrizi'nin Sülük'' undan yaptığı

tercümede ta a ıstılahını, neden böyle bir tercih yaptığını açıklamadan, "din"

şeklinde çevirmiştir. 4 Daha sonra, H. H. Howorth aynı terimi "iyi dostluk"

olarak tercüme etmiştir!"15 Açıkça görüldüğü üzere, bu yazarlar itaat ya da

boyun eğme demek olan bu anahtar ıstılahların asıl anlamlarını

kavrayamamışlardır. Bu yazarların, 13. yüzyıl vakanüvisi Ermeni Hayton'un

rivayetlerinden etkilenmiş olmaları muhtemeldir; zira o, Tegüder'i,

Hıristiyan kiliselerini yıkan, Hıristiyanlara her türlü eziyeti eden, Moğolların

birçoğunu (İslam'a) döndüren ve barış-dostluk teklifi için Mısır'a elçiler

gönderen fanatik bir Müslüman hükümdar olarak resmetmektedir. ("Cestui

Mahomet Can manda ses mes-saigés au Soudan de Egipte, e ou lui fist

convenances de pais e de amistes").36 Tegüder'in bu tasviri, bir diğer

muasır Hıristiyan olan Bar Hebraeus tarafından tekzib edilmektedir:

"Herkese, özellikle Hıristiyan müminlerinin liderlerine merhametli bir gözle

bakmış, onlara tüm kiliselerin, dini mekanların, papazların, keşişlerin tüm

ülkede vergi ve rüsumdan muaf tutulmaları için imtiyazlar vermişti"

demektedir.37 Muasır Memluk tarihçileri, Tegüder'in ihdası ve ilk elçilik

heyetinin Mısır'a gelişi konusunu, fazla yorum yapmadan verirler. Buna

rağmen, elçilerin gelişini gizlemek üzere Memluk görevlileri tarafından

alman tedbirler hakkında mebzul malumat vardır.38 Tegüder'in bir elçilik

heyeti göndermek suretiyle Kalavun ile uzlaşma arayışına girdiğinden,

mevcut İlhanlı kaynakları arasında sadece Vassaf söz etmektedir.39 Hülasa,

ister Müslüman ve isterse Hıristiyan olsun muasır hiçbir yazar itaat ve

tâbiiyet mevzusundan bahsetmemektedir.

 

Tegüder dönemindeki İlhanlı-Memluk ilişkileri hakkında var olan bu

umumi kanaatin kökenleri, şu farklı sebeplerde aranabilir: İlk olarak,

kendine has bir dille ifade etmiş olmasına rağmen, Kalavun'un verdiği

cevabın uzlaşmaya yönelik bir temayülü yansıtması; ikincisi, nisbeten daha

yetkili, temsilde daha üstün bir İlhanlı elçilik heyetinin, Tegüder adına barış

yapmak üzere Suriye'ye ulaşması; ve üçüncüsü, Tegüder'in kısa hakimiyet

döneminde İran'daki dahili vaziyet.

 

Kalavun, Tegüder'e cevabının40 ilgili kısmında ayrıntı ve şartları daha

sonra müzakere edilecek bir barış (sulh) için istekli olduğunu vurgulamakta,

tâbiiyet meselesini kasten görmezden gelmektedir. İlhanların bir hükümdara

yakışır şekilde güvenilir olmadıklarını öne sürmekte, buna kanıt olarak da

Rum (Anadolu) Selçuklularının durumunu örnek vermektedir. Kalavun'un

ifadesine göre, İlhanların bu tabileri, vergi ödemeleri karşılığında Hülagü

tarafından verilen izine binaen topraklarında kalabilmişlerdi.41 Sözüne

devamla şunları söylemektedir: "Şu anda Kongurtay size tâbi olan ve

vergiler ödeyen Rum topraklarında bulunmaktadır: kadınları kirletmekte,

çocukları esarete düşürmekle, özgür insanları satmakta ve tahribkar üslubuna

devam etmektedir".42 Son olarak Memluk Sultanı, Tegüder'i bu durumu

düzeltmeye ve bu durumdaki ülkelerin, sahipleri olan Müslüman

hükümdarlara iadesine davet etmektedir. Bu ülke, yani Anadolu İlhanlılar ve

Memluklar arasında çatışma sebebi olmuştu: 1277'de Sultan Baybars ( 1260-

77) ordusunu Küçük Asya'ya sevk etmiş, bilhassa Elbistan Muharebesi'nde

olmak üzere. Mogollan çeşitli çatışmalarda bozguna uğratmayı başarmıştı.43

Kalavun ayrıca, dostane ve barışçıl bir anlamı olmayan Kur'an ayetini

(17:15) zikretmesinden ötürü de İlhanlı hükümdarını tenkid etmektedir.44 O,

mesajını meydan okuyan şu satırlarla bitirmektedir: "Bize yolladığın

sözünde diyorsun ki, eğer aramızdaki kıtal son bulmazsa, kendinize bir savaş

meydanı seçmeniz evladır, Allah zaferi kime takdir eder ise ona verecektir.

Bu da bizim cevabımızdır: Son yenilgilerinde sağ kalan senin birliklerin, ilk

savaş tuttukları meydanı tekrar ziyaretten korkmuyorlar (anlaşılan!). Onlar,

oraya gittiklerinde kara talihlerinin tekrar edeceğinden korksunlar.. "45

Kalavun'un mesajının İlhanlı ve Memluk kaynaklarındaki

versiyonlarında, mesele ile alakalı ilginç bir farklılık bulunmaktadır. Bar

Hebraeus ve Vassaf, her ikisi de eserlerinde Kalavun'un Allah ve

Peygamber'e hamdından sonra muasır Abbasi Halifesi I. el-Hakim (1261-

1302) için yaptığı medhe yer vermişlerdir. Bu versiyonda, ei-Hakim'den

"Peygamber'in ve ona iman ile bağlı olmanın bedelini Ödemiş Haîife'nin

kuzeni" olarak bahsetmektedir (ibnu 'amini seyyidi el-murselln, el-halıfe

ellen yeiemessiku bi-biy'atihi ehlu hazâ el-dm).Ab Kalavun, Tegüder'in

tâbiiyet çağrışma karşı, halifeye olan bağlılığını öne çıkarmak için cl-

Hakim'e bu atfı yapmış olabilir. Bu durum, Bağdat'ın düşmesinden itibaren

Kahire'deki Memlukların korumasında, Mogollara karşı tek manevi güç

olarak kalması hasebiyle Kalavun'un çıkarına hizmet etmekteydi. Safi' İbn

'Ali47 istisna tutulursa, Memluk müellifleri, dikkat çekici bir şekilde ya kendi

iradeleri ile ya da resmi (ve muhtemelen sansürlü) metinlere uydurmak

maksadıyla bu atfı sarfınazar etmişlerdir. Bu yüzden, Kalavun'un İlhanlı

kaynaklarında bulunan ve Safî İbn 'Ali tarafından teyid edilen cevabı,

tamamlayıcı ve sansürsüzdür. Gerçekte, Kalavun'un sunduğu umumi temaya

paralel olarak, halife hakkındaki bu tanım ve İslam'a yapılan atıf, Tegüder'e

nazaran kendisine üstünlük ve saygınlık kazandırmaktaydı.4" Memluk

tarafındaki bu tutuma ve İlhanlıların savaşa mayii üsluplarına karşı siyasi bir

manevra olarak Abbasiler'e bağlılık ve sadakatlerine atıf yapmalarına,

yaklaşık 20 yıl sonra, İlhanlıların Suriye seferi ardından el-Melik en-Nasır

eliyle Mahmud Gazan'a gönderilmiş olan mektupta da rastlanmaktadır.49

Memluk makamlarında, Tegüder'in İslam olmasının sâiklen konusunda

şüpheler olduğu muhtemeldir: İlk Memluk memurlarından İbn 'Abduzzahir,

Tegüder "Müslüman olduğunu iddia etti" (idda'â innehu muslini) derken bu

tutumu yansıtmaktadır.50

 

Tegüder, dini rehberi Şeyh 'Abdurrahman'm riyasetinde, üst düzey bir

heyetle mektup göndererek bu mesajı cevapladı. Tebriz'den51 yollanan ve

682 yılı Rebiülevveli'nin başlarına (Haziran 1283) tarihlenen bu ikinci

mesaj, üç ana özellik taşımaktadır: İlk olarak Tegüder, Moğol şehzadeleri

arasındaki birlik ve uyumu vurgulamakta; kendisinin ortaya attığı Memluk

karşıtı politikanın onlar tarafından da desteklendiğinin altını çizmektedir

(Burada, Moğol şehzadelerinin savaşa olan istekleri ile siyasi bir tehdit ima

etmektedir.), ikinci olarak, Şeyh 'Abdurrahman'm, Kalavun'un isteği üzerine

gönderildiği; ve üçüncü olarak, mesajın -birincisinden farklı şekilde- tâ'a

(itaat ve boyun eğme) kelimesini içermeyip, İlhanlar ve Memluklar arasında

barış ve işbirliğinden {sulh ve ittifak) bahsetmesidir. Buradan, Tegüder'in

müzakere ile oluşacak uzlaşma lehine, tâbiiyet talebini terk ettiği açıkça

anlaşılmaktadır.

 

Bu elçilik heyeti 12 Zilhicce 682 (2 Mart 1284) tarihinde Dımaşk'a

ulaşmıştı.5 İlhanlı elçileri, huzura kabul için Kalavun'dan 12 Cemaziyülahir

683'de (26 Ağustos 1284) onay alıncaya kadar altı ay boyunca Dımaşk'ta

beklediler.53 Hemen ardından. Tegüder'in öldüğü, yerine yeğeni ve rakibi

Argun'un (1284-1291) geçtiği haberleri Memluklara ulaştı.54 İbn

Abdüzzahir'in bildirdiğine göre, Şeyh 'Abdurrahman tazim için Memluk

Sultanı huzurunda yere kapanmayı reddetmiş, bunun üzerine o derece

şiddetle yere doğru zorlanmıştı ki "neredeyse bütün kemikleri teker teker

kırılacaktı".55 Bununla birlikte, aynı müellifin bu olaydan sonra Şeyh

Abdurrahman ve adamlarına hilat giydirildıği ve iyi muamele edildiği

yönündeki malumatı, hakikatten uzak olup diğer Memluk ve İlhanlı

tarafındaki muasırları ve geç Memluk müverrihleri tarafından verilen

malumat ile çelişmektedir. Müelliflerin çoğu, Suriye'ye girişinden itibaren

Memluklar tarafından Şeyh 'Abdurrahman'a tahdit uygulandığında ve şeyhin

28 Ramazan 683 (8 Aralık 1284) tarihinde Dımaşk'taki bir zindanda

öldüğünde hemfikirdirler.56

 

İbn Devadari57 ve diğer bir Memluk tarihçisi58 tarafından aktarılan

rivayete göre, bu şeyh "'doğal sihr"e (sfmiya) vâkıf olup yeteneğini Tegüdcr

ve onun devleti üzerinde kullanarak nüfuz kazanmıştı. Buna ilaveten, şeyhin

muasırlarından olan Iraklı İbn Fuvati (öl. 1323) tarafından tafsilatlı bir

biyografik malumat da verilmektedir.39 Bağdat'ın düşmesinden sonra

Moğollar tarafından tutsak alınan ve İran'a gönderildikten sonra serbest

bırakılan bu müellif, Şeyh Abdurrahman hakkında, onun Rum bir kölenin

oğlu olduğunu ve son Abbasi Halifesi el-Muta'sım Billah'm özel

meskeninde hizmette bulunduğunu söylemektedir. Bağdat'ın Moğollar

tarafından ele geçirilmesinden sonra tutsak olmuş, orduda da aynı görevi ifa

etmişti. Daha sonra 'İzzeddin Aybek Musuli ile tanışmış ve Musuli onu

Tegüder'in kardeşi ve selefi olan Abaka'ya (1265-1282) takdim etmiş,

hizmetine girmesine vesile olmuştu. Biz, ilhanların itimadını kazanmak için

bu şeyhin kimyayı (kuniya) kullandığı kanaatindeyiz. Son olarak İbn Fuvati,

züht hayatına ilgi besleyen bu İlhanlı elçisini, bir şarlatan olarak tasvir

etmektedir.60 Bu tasvirin Şeyh 'Abdurrahman için tarafgir bir görüş veya

Tegüder'in ihdasının amiyane bir izahı olduğu iddia edilebilir; fakat

hakikatte, bunu bir dereceye kadar teyit eden Memluk kaynaklarındaki

malumat ile tezatlık göstermemektedir. Her ne olursa olsun, ne muasır ve ne

de sonraki dönemlere ait kaynaklar, bu şeyhi bilgili biri olarak tasvir

etmemişlerdir. Şeyh Abdurrahman'm akıbetine ve Memluk memurlarının

ona olan kötü muamelesine bakıldığında, sanki Tegüder'in vefatı hadisesi

Kalavun'a, İlhanlı hükümdarına Memlukların itaati fikrini veren bu şeyhi

cezalandırma fırsatını vermiştir. Aksi takdirde, bu elçinin hapsi ve ölümünü

kuşatan faktörler için geçerli ve inandırıcı bir izah ortaya koymak zor

olacaktır.

 

İran'da Tegüder, hakimiyeti boyunca selefi Abaka'nın oğlu ve yeğeni

olan Argun'un meydan okumasına maruz kalmıştır. Bar Hebraeus da dahil

olmak üzere çağdaş Müslüman tarihçiler bu durumu, İlhanlı şehzadeleri

arasındaki çekişmenin bir neticesi olarak tasvir ederler.61 Argun'un

gayrimüslim olduğu gerçeği Hayton'u, bu çatışmayı dinsel bir temele

oturtmaya sevk etmişti. Ayrıca o, Argun'u Hıristiyan taraftarı, Tegiidcr'i ise

Hıristiyan karşıtı şeklinde resmetmekte; Tegüder'in ihdasından Kubilay

Han'ın rahatsız olduğunu bildirmektedir.62 Benzer bir düşünce, bu olayların

muasırı olan Marco Polo tarafından da aktarılmaktadır: "Tekrar iyice

gördüğünüz gibi o, bizim şeriatımızdan değildir; ondan mahrum olduğu gibi

en şeytan bir Seracen haline geldi ve bizim şeraitimize küfreden

Muhammed'e inandı. Şimdi, bir Seracen'in, Tatar liderlerini yönetecek

olması ne derece vahim bir durumdur, görürsünüz."63

 

19. ve erken 20. yüzyıl Şarkiyatçıları, Argun ve Tegüder arasındaki

çatışmada dinin rolünü abartırken, muasır İlhanisfler ise din boyutunu pek

dikkate almayarak, Tegüder'in devrilmesini kendisinin liyakatsizliğine

bağlarlar.65 Bunlara bakarak, Tegüder'in İslam'a dönmesinin, 1260'taki 'Ayn

Calut Savaşı'ndan itibaren var olan İlhanlı-Memluk zıtlaşmasının tabiatında

bir değişiklik yapmadığı aşikardır. Tegüder'in ihdası ve onun selefi

Abaka'nın Memluklara karşı olan sert tavn, Ortaçağ tarihçilerini ve modem

tarihçileri Tegüder'in Memluklarla bir uzlaşma başlattığı yönünde yanlış bir

sonuca yöneltmiştir. Abaka, Memluklara karşı saldırgan, doğrudan askeri

mücadeleye dayalı bir politika izlerken, yabut Kutsal Topraklar'daki66 Haçlı

kalıntıları için tehdit oluşturan Memluklara karşı Hıristiyan Dünyası

krallıkları ile ittifak zemini ararken Tegüder, Memluklara, İslam'a dönmesi

vesilesiyle İlhanlara itaat etmeleri için dini bir engel kalmadığı mesajım

vermekteydi. Onun Kalavun'a olan ilk mesajı, Memlukların itaati ve

teslimiyetini talep etmekte, benimsenen ortak görüş aksine, İlhanlıların

komşularına karşı dostane niyetini ifade etmekten uzak bulunmaktaydı. Buna

uygun olarak, Tegüder'in kısa döneminde İlhanlıların Memluklara karşı olan

politikalarının esasından daha ziyade tarzında değişiklik olmuştur.

 

Dipnotlar:

'Adel Allouche, "Tegüder's Ultimatum to Qalawun", International Journal of Middle

East Studies, Cambridge University Press, Vol. 22, No. 4, (Nov., 1990), s. 437-446. (Bu

makale, yazarın ve yayın kurulusunun [Cambridge University Press] onayı alınmak suretiyle

tercüme edilmiştir.)

*' Prof.. Yale University, Tarih Bölümü.

'" Arş. Gör., Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü.

1 Şâfî ibn 'Alî, el-Faii el-ma'şür nün sîret el-Sul(ân el-Me/ik el-Mansiir, Bodleian, MS Marsh

424, fol. 67b, yanlılıkla bunun Kayseri kadısı olduğunu söyler. Ayrıca bkz. P. M. Holt, "The

Ilkhân Ahmad's Embassies to Qaläwün: Two Contemporary Accounts", Bulletin of the

School of Oriental and African Studies, 49, 1 <19Bo), 128. Hondmîr'e göre, Kutbeddïn

Şirâzî, NaşTrcddîn Tiisfnin talebesidir ve Şerlj-i kıdliyât-i Kânün'u (İbn Sina'nın Komin'una

bir tefsir) kaleme almıştır. Bkz. Târîh-i Habib el-siyer, 2. baskı., 4. cilt, ed. Muhammed

Debïr Siyâkî, (Tahran 1975). 3:116-

2 Ebul-Fidä, el-Midjtasarß ahbâr el-beşer, 4 cilt (Kahire, tarihsiz), 4:10; ibn cl-Eurât, Târïh

İbn el-Furât, ciltler 7-9, ed. Kostantîn Zurayk, (Beyrut, I93Ö-42), 7:249.

3 İbn 'Abd el-Zâhir. Teşrif el-evyâın ve'i-'uşür fî sîreı el-melik el-rııanşür, cd. Murad Kâmil,

(Kahire, 1961), s. 6-10.

4 "The llkhän Ahmad's Embassies lo Qaläwün", 128; Safi' İbn 'Ali, el-Fail el-maşür, vrk.

67b-71a.

5 İbn el-Devâdârî, Kenz el-durer ve cami' el-ğurer, c. 8, ed. Ulrich Haarmann, (Kahire ve

Freiburg, 1971), s. 249-54.

6 Târih muhtasar ei-duve!. cd. Antün ŞalhlnT el-YasüT, (Beyrut, 1958), s. 289-92, Bar

Hebraeus, eserin Arapça versiyonunda tüm yazışmaları aynen aktarırken, Süryanca

versiyonunda özetlemiştir. Bkz. The Chrtmograplty of Gregory Abu! Faraj Commonly

Known as Bar Hebraeus, 2 cüt, ed. ve tere. Ernest A. Wallis Budge, (London, 1932),

1:467-68.

7 Tärih-i Vassaf e!-Hazra, der ahvâl-i selätini-i mughül, (Tahran, 1959), s. 113-15.

8 Şubh el-aşâ, 14 cilt, (Kahire, 1913-18), 8:65-68.

9 el-Sulük li-mdrifet düvel el-mıdûk, 4 cilt, ed. M. M. Ziyâde (Kahire, 1934-73), 1:978-80.

10 Holt, "The llkhân Ahmad's Embassies lo Qalüwíin", s. 128.

11 P. Jackson, "Ahmad Taküdâr", Encyclopaedia Iranica. ed. Ehsan Yarshater,

(London, 1984), cilt, 1, fask. 6, s. 661-62.

12 J. A. Boyle, "Dynastic and Political History of the 11-K.hans", in The Cambridge History

of Iran, cilt, 5, ed. J. A. Boyle (Cambridge, 1%8), s. 365.

13 Bertold Spider, The Mongols in History, tere. G. Wheeler, (London, 1971), s. 44-45.

14 Denis Sinor. "Les relations entre les Mongols et l'Europe jusqu'à la mort d'Arghoun

et de Bola IV". Cahiers d'histoire mondiale,},, I (1956), 54.

15 René Grousset, Histoire des croisades et dit royanme franc de Jérusalem, 3 cilt, (Paris,

1934-36), 3:705; René Grousset, The Empire of the Steppes, Naomi Walford, lere. (New

Brunswick, N.J.. 1970). s. 371.

16 İbn 'Abd el-Zähir. s. 6-9; tbn el-Devâdârï, 8:249-53; Bar Hcbraeus, Muhtasar, s. 289-

91; Vassäf, s. 113-15; el -Ka Ik aşan dî. 8:65-08; el-Makrîzt, 1:978

17 Bu versiyonun hazırlanmasında, yukarıdaki notta zikredilen kaynakların tümüne müracaat edilmiştir.

18 A. J. Arbcrry bu ayeti "Biz. bir haberci göndermediğimiz sürece asla cezalandırmayız"

şeklinde verirken Abdullah Yusuf Ali "[İka/ için] bir rehber göndermediğimizde

gazabımıza uğratmayız" şeklinde tercüme etmiştir. Sırasıyla bkz. The Korun Interpreted,

2 cilt, 7. baskı, Arthur J. Arbcrry, tere. (New York, 1976), 1:303; The Glorious Qur'an,

Abdullah Yusuf Ali, tere, (Basım yeri yok, 1975), s. 698.

19 Memluk kaynaklarının tümünde eksik olan bu tarih. Bar Hebracus tarafından

verilmektedir. Bkz. Bar Hebracus, Muhtasar, s. 296, veVasşâf, 1:118.

20 Tegüder'in, bu ayetin anlamını göz ardı ettiğine dair cümle, Vassâf, s. 117, ve Bar

Hebraeus, Muhtasar, s. 295, versiyonlarından çıkarılmıştır.

21 el-KalkaşandT, 8:69-71. Bu Kur'an ayeti 70. sayfada karşımıza çıkmaktadır.

22 el-Makrîzi, 1:1075.

23 Hondmîr, Habîb ei-siyer, 3:154-55; MTrhond, Târih-i Ravzat el-$aja, 10 cilt, (Tahran, 1959-

24 Vaşşâf, s. 397-98; Hondmîr, 3:154-55. Heyel reisi Husämeddin MucTrï hakkında

tafsilatlı biigi İbn el-Devâdârl, 9:127, ¡29-30'da mevcultur.

25 İbn Fazl Allah d-'Umarî, el-Tarîfbi'l-mustalah el-şerîf, (Kahire, 1934).

26 Reşîd el-Dîn Tabîb, Cami' el-tevârîh, 2 cilt, ed. Bihmen Kerîmi, (Tehran, 1960), 2:947

27 el-Kalkaşandi, 8:252-53.

28 a.g.e„ 8:254.

29 Lekzistan, Şirvan'dan itibaren "Kafkasların güneydoğu çıkıntısı" boyunca uzanan bölgedir.

Bkz. Böyle, "Dynastie and Political History of the II-Khans", s. 390.

30 Reşid el-Dïn Tabîb, Cämi' e!-levärth, 2:947

31 Joseph von Hammer-Purgstall, Geschichte der Ilchane, 2 cilt, (1842-43; Amsterdam,

1974), 1:335. Ayrıca, E. A. Wallis Budgc'nin Süryanca'dan İngilizce'ye tercüme elliği,

metnin sadece Özetini içeren Bar Hebraeus'un Chronography'û de zikredilebilir. Bkz.

Chronography, 1.467.

32 C. M. D'Ohsson, Histoire des Mongols, 4 cilt, (The Hague ve Amsterdam, 1834-35),

3:569-70.

33 E. de Quatremère, Histoire des sultans mamhuks. 2 cilt, (Paris, 1837-45), c. 2, böl. 3, s.

191.

34 a.g.y.

35 Henry H. Howorth, History of the Mongols from the 9th to the 19th Century, 4 cilt,

(1876-1927; New York, 1965), 3:292

36 Hayton, "La flor des estoircs de la terre d'Orient", in Recueil des historiens des

croisades. Documents arméniens, 2 cilt, (Paris, 1906), 2:185.

37 Bar Hebraeus, Chronography, 1:4f)7,

38 Memluk kaynaklan arasında sadece İbn 'Abd el-Zânir, s. 5-6 ve İbn el-Devâdârî, 8:249,

elçilerin barış niyetiyle geldiklerini ima etmeksizin bilgi verirler.

39 Târîh-i Vassâf, s- 113.

40 Bu mesajın metni için bkz. İbn 'Abd el-Zâhir, s. 10-16; İbn el-Devâdârî. 8:254-60; Bar

Hebraeus, Muhtasar, s. 292-96; Vaşşaf, s. 115-118; cl-Makrîzî, 1:980-984; Quatremere,

c. 2, böl. 3, s. 162-165. Tercümesi için bkz. Hammer-Purgstall, 1:335-42; Quatremère,

c. 2, böl. 3, s. 192-99; D'Obsson, 3:570-80; Howorth, 3:293 96.

41 Anadolu Selçukluları, 1243 Köscdağ yenilgisinden itibaren Moğolların vassalı

konumundaydı lar, Kalavun'un bu atfı, Hülagü'nun hakimiyetinin Küçük Asya Selçuklularına

kendi döneminde ulaştığı anlamına gelmemektedir. Bu döneme ilişkin genel bilgi için bkz.

Claude Cahen, Pre-Oitoman Turkey, S. Jones-Williams, tere. (New York, 1968), s. 136-

38, 269-95

42 Howorth, 3:295.

43 Cahen, Pre-Ottomaıı Turkey, s. 285-92.

44 Bkz, 19-21. numaralara.

45 Howorth, 3:296.

46 Bar Hebraeus, Muhtasar, s. 292; Vassaf, s. 115

47 Şafi' İbn 'Alî. el-Fazl el-maşür, vrk. 74a

48 İbn 'Abd el-Zâhir, s. 11,15; İbn el-Devâdârî, 8:255, 258; Bar Hcbraeus, Muhtasar, s. 292,

295 Vassaf, s. 115, 117.

49 el-Kalkaşandi, 7:247.

50 İbn el-Devâdâri, 8:261.

51 İbn 'Abd el-Zâhir, s. 69-71 tarafından aktarılan bu metin, başka hiçbir İlhanlı kaynağında

fictmomektedir.

52 İbn el-Devâdârî, 8:261.

53 ibn el-Furät, 8:5- 6; el-Makrizi, 1:722-23.

54 Argun, 7 Cemaziyülevvel 683’te (22 Temmuz 1284) hükümdar ilan edilmiş, aynı ayın

26'smda (10 Ağustos 1284) Tegüder idam edilmişti. Bkz. Reşîd el-DIn, 2:800, 807. İbn 'Abd

el-Zâhir, s. 68'e göre Tegüder'in ölüm haberi Kalavun'a Dımaşk yolu üzerinde bulunan

Gazze'de gelmişti. İbn el-Devâdân, 8:261 ise Kalavun'un, Dımaşk'a ulaşması üzerine

Tegüder'in Ölümü hakkında bilgi sahibi olduğunu bildirir.

55 İbn Abd el-Zahir, s. 69.

56 Bar Hebraeus, Chronography, 1:469, bu olayı bir yıl sonra yazmakta ve Şeyh, Dımaşk

Kalesi'ne hapsedildikten sonar kimse ondan haber alamadı demektedir. Raşîd el-Din,

2:790; İbn el-Furfit, 7:278-79; 8:6-7; el-Makrizî, 1:722-23; bunların tümü, elçinin hapiste

öldüğünü belirtirler. Ölüm tarihi İbn el-Furât ve el-Makrîzi'de verilmiştir.

57 İbn el-Devadârî, 8:262-63: Bu pasajın Almanca tercümesi için bkz. Ulrich Haarmann,

Quellenstudien zur frühen Mumlukenzeit (Freiburg, 1970), s. 209-10.

58 İbn el-Furät, 7:278.

59 İbn el-Fuvati, el-Havadis el-Cami’a ve’t tecarib en-nafi’a fi’l mi’e el-sabi’a cd.

Mustafa Cevâd (Bağdad, 1932)

60 a.g.e. s. 431-32.

61 Bar Hebraeus, Chronography, 1:469-72; İbn el-Devâdârî, 8:263-64; Vasâf, s. 127-37.

62 Hayton, "La flor des estoires", s. 185-88.

63 Marco Polo, The Description of the World, 2 cilt, ed. ve tere. A. C. Moule and Paul Pelliot,

(1938, New York, 1976), 1:460.

64 D'Ohsson, 3:608; Howorth, 3:308; Grousset, Histoire des croisades. 3:705 -6.

65 Jackson, "Ahmad Taküdâr", s. 662; Boylc, "Dynastie and Political History of the

II-Khans", s. 365.

66 Grousset’in "Moğol Haçlısı" dediği Abaka, aktif bir taraftardır. Bkz. Histoire des

croisades. 3:692-704.

 

 

 


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 11.10.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...