Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 892 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Ahiret Gerçeği

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
İsmail Yıldız Kelam Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
Ehli Sünnet  
       
Makale No: 127 Hit : 5347 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yahudiler 1-2
2 Temel Kaynaklar
3 Tarikat
4 Rüyalar
5 İsim Koyma
6 Din ve Bilim
7 Cuma
8 Azil Meselesi
9 Ahiret Gerçeği

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
Yüce yaratıcının takdiri ile şu küçücük dünya gezegenine teşrif ettik, çocukluk, gençlik çağı derken ihtiyarlığın kapısını çalıyoruz. Çalışıp kazanıyor, yiyiyor, içiyor, temin ettiğimiz yuvalarda oturuyoruz. Yakın gelecekte ölümle tanışacak ve ahiret denilen yeni bir hayata gözümüzü açacağız. İşte o zaman şu dünyada geçirdiğimiz hayatın sadece kısa bir süreden ibaret olduğunu anlayacak ve öğreneceğiz.
women cheat on their husbands husband cheated unfaithful wife
bystolic coupon 2013 bystolic coupon 2014 bystolic coupon 2014
prescription discount coupon coupons for prescription drugs discount coupons for cialis
cialis coupon cialis coupon cialis coupon

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih 2008
Yayınlandığı Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Dünya Ve Dünyalıklar 

 

Yüce yaratıcının takdiri ile şu küçücük dünya gezegenine teşrif ettik, çocukluk, gençlik çağı derken ihtiyarlığın kapısını çalıyoruz. Çalışıp kazanıyor, yiyiyor, içiyor, temin ettiğimiz yuvalarda oturuyoruz. Yakın gelecekte ölümle tanışacak ve ahiret  denilen yeni bir hayata gözümüzü açacağız. İşte o zaman şu dünyada geçirdiğimiz hayatın sadece kısa bir süreden ibaret olduğunu anlayacak ve öğreneceğiz.

 

Oturup akıllıca düşünelim: Bizler, ne kadar dünya için harcadığımız zamanı ahiret için harcıyoruz? Ne kadar dünya hayatı için gösterdiğimiz hırsı, tamahı ahiret hayatı için gösteriyoruz? Öyle anlaşılıyor ki biz dünya için daha çok çalışıyor  ve dünyaya daha çok sarılıyoruz.

Ne oluyor bize? Yoksa ölmeyeceğimizi mi düşünüyoruz? Yoksa ahirete gitmek istemiyor muyuz? Yoksa isteyen bu dünyada kalabilir diye bir garantimiz mi var?  Niye hep dünya, Mesela niye günün tüm saatleri dünyaya ayrılıyor da haftada bir ahirete ve ibadete ayrılıyor.  Bu dil, bu kalb niye Allah’ı sadece haftada bir saat anıyor ve hatırlıyor.

Niçin yaratıldık biz? Yaratılış gayesi olan Allah’a kulluğun neresindeyiz? Gelin istikameti bozmayalım ve doğru hedefe yönelelim. Dünya bizi alıp götürmesin ve kendine hizmet ettirmesin.

 

Dünya mı önce, yoksa ahiret mi, hangisi önde olacak ve tercih edilecek ?

 

Sonsuz şükürler olsun ki Rabbimiz Peygamberi vasıtasıyla ölüm sonrası hayatı bize haber verdi ve oraya hazırlanmamız gerektiği konusunda bizleri uyardı. Buna rağmen insanlardan bir çoğu dünyaya meyletmekte ve ahireti ihmal etmektedirler. Bu hususta Yüce Allah şöyle buyurur: “Fakat siz  dünya hayatına ağırlık veriyorsunuz, halbuki ahiret  hem daha hayırlı ve hem de daha sonsuzdur.” (A’la: 16-17) Burada Yüce Allah ahiretin tercih edilmesini telkin eder, çünkü ahiret ebedidir ve daha hayırlıdır.

 

Dünya ile ahireti birlikte götürmeliyiz. Ama bazen dünya ile ahiret konusunda tercih yapmak söz konusu olabilir. Bu durumda elbetteki tercihi ahiret yönünde kullanmalıyız. Ayette öyle buyurulur: “Siz  dünyanın  geçici  malını  istiyorsunuz.  Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfal: 67)

Diğer Ayette şöyle buyurulur: “Ey iman edenler!  Size ne oldu da: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" dendiği zaman  yere  çakılıp kaldınız?  Yoksa siz  ahireti  bırakıp,  dünya  hayatına    razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçici menfaati ahirete göre çok azdır.” (Tevbe: 38)

 

Dünya hayatını ahirete tercih etmenin yanlış olduğu ve sonunun felaket olduğu açıklanır diğer Ayette: “Kim  azgınlık  edip,  dünya  hayatını  tercih  ederse,  şüphesiz  ki  onun varacağı yer cehennemdir.”  (Naziat: 37, 38, 39)

Aldatıcı bir menfaat mi iyi yoksa cennet mi? Hangisi tercih edilmeye değer? Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur: “…Kim  cehennem  ateşinden uzaklaştırılıp, cennete sokulursa işte o kurtuluşa ermiş olur. Dünya hayatı ise aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.”  (Al-i İmran: 185)

 

Dünya ile yetinip Ahireti istemeyenler ahiret hayatının mükemmel nimetlerinden mahrum edileceklerdir: “Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup, onunla rahat eden ve âyetlerimizden gafil olanlara gelince, işte onların kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir.”  (Yunus: 7, 8)

 

Bize hoş görünen dünyalıklar fani dünyaya ait gelip geçici menfaatlerdir. Esas güzellikler Allah katındadır. Ayette öyle buyurulur:  “Kadınlara,  oğullara,  kantarlarca  altın  ve  gümüşe,  otlağa  salınmış atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar sadece dünya hayatının nimetleridir. Oysa varılacak güzel yer Allah'ın yanındadır.”  (Al-i İmran: 14)

 

Allah-u Teala sadece dünya için çalışan ve dünyayı isteyenin önüne fani dünyalıkları seriyor ve ona ahirette hiçbir şey bırakmıyor. Tabi azaptan başka... Ayet-i Kerimede bu akibet şöyle anlatılır: “Kim dünya hayatını ve onun süsünü (ve saltanatını) isterse, orada (dünyada) onlara hiçbir eksikliğe uğratılmaksızın çalışıp yaptıklarının karşılığını tastamam veririz. İşte o kimseler var ya, ahirette onlar için ateşten başkası yoktur. (Dünyada) yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Zaten yapageldikleri şeyler boştur.”  (Hud: 15-16)

 

Dünyada fani şeylere değil kıymet ifade eden şeylere sarılalım. Nasıl? İşte Hadiste açıklanıyor: “Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyada olan mal mülk de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ’nın zikri ve O’na yaklaştıran şeylerle, öğretici ve öğrenici olmak müstesnadır.” (Tirmizi)

Tercihimizi geçici dünyadan yana yaparak aldanmayalım. Oyun ve oyalanma dünyasında şeytanın oyuncağı olmak suretiyle kendimize yazık etmeyelim.

 

Dünyalıklar imrenmeye değer mi ?

 

Dünyayı yaşanacak tek yer bilenlerin: “yaşamasını biz biliriz, gününü gün edeceksin, ölümü aklına bile getirmeyeceksin” gibi sözler ettiklerini duyarız. Bizler, verilecek olan büyük ve hesapsız rızıklara bakalım:  “İnkâr  edenlere  dünya  hayatı  süslü  görünür.  Onlar, iman edenlerle alay ederler. Oysa  Allah'tan  korkanlar,  kıyamet günü onlardan üstün  olacaklardır. Allah dilediği kimselere hesapsız rızık verir.”  (Bakara: 212)

Dünya zevki için yaşayan sapmışlar için bakalım ne var: “İnkâr  edenler,  ateşe  sürüldükleri  gün onlara: "Siz dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi  harcadınız,  onların  zevkini  sürdünüz,  artık bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı  aşağılayıcı  bir  azab ile cezalandırılacaksınız" denir.”  (Ahkaf: 20)

 

Hadis-i Şerifte Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: “-Ey Ademoğlu! Sen (dünyada) iyi bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nâil oldun mu? denilir. O kişi: “Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim” der.

Diğer yanda cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir ve cennete bir kere daldırılır. Ona: “– Ey âdemoğlu! Sen (dünyada iken) herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O da:“Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı çekmedim, der.”

Cehennem azabı o kadar korkunç ki kişi girer girmez tüm gördüğü iyilik ve rahatlıkları unutuverecektir. Cennet ise o kadar tatlı ve zevkli bir yerdir ki oraya giren dünyadaki tüm sıkıntılarını unutuverecektir.

 

Unutmayalım ki en pahalı dünyalıkların Allah katında bir değeri yoktur: “Onların evleri için, gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar ve daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiç bir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya  hayatının  geçici  menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.”  (Zuhruf: 34, 35)

 

Ayeti okuyun ve şu iki kimse arasındaki farkı çok iyi düşünün. Allah’ın vaadettiği güzelliklere kavuşan mü’minin hali mi güzel, yoksa dünyada kısa bir süre yaşayıp sonu cehennem olanın mı, karşılaştırın:  “Şu halde, kendisine  güzel  bir  vaadde  bulunduğumuz ve o vaad  edilen şeye kavuşacak olan kişi, kendisine sırf dünya hayatının  geçici  zevkini  yaşattığımız, sonra da kıyamet günü cezalandırılmak üzere huzurumuza getirilenler  arasında bulunan kimse gibi midir?”  (Kasas: 61)

 

Dünyanın serveti, ziyneti, debdebesi bizi imrendirmemeli ve aklımızı başımızdan almamalı. Ayette kibir ve gurur sahibi Karun’a özenenler anlatılıyor: “…Dünya hayatını  isteyenler:  "Keşke  Karun'a  verilen  servet gibi bizim de olsaydı. O gerçekten büyük bir servet sahibidir" dediler.” (Kasas: 71) Ne var ki Karun yerin dibine geçirildi ve bu hal Karun’a özenenlere ibret olarak gösterildi.

Onlara dünyalık verilmesinin sebebi ve onlara imrenmenin boş olduğu Ayette şöyle açıklanır: “Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak dünya hayatında onlara azab etmeyi ve canlarının da kâfir olarak çıkmasını istiyor.”  (Tevbe: 55)

 

İşi gücü dünya olanların alameti ise ahireti dikkate almamaları ve Allah’ı zikirden uzak yaşamalarıdır. Bunları tanıyalım: “(Ey  Muhammed!)  Sen  bizim  zikrimizden  yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere aldırma.”  (Necm: 29)

 

İmrenilen dünya “Neye Benzer” ?

 

Tüm kısalığına, fani oluşuna, nimet ve imkanlarının azlığına rağmen insanların kendilerini dünyaya kaptırdıklarını, dünya için yatıp dünya için kalktıklarını, tek gayelerinin dünya haline geldiğini, ebedi hayat yerine tüm imkanlarını dünya için seferber ettiklerini görüyoruz. Halbuki bu dünyayı yaratan ve bizi orada yaşatan Yüce Rabbimiz, dünya hayatının hiç de önemsenecek, gaye olacak, değer verilecek bir hayat olmadığını iyi biliyor ve bize haber veriyor.

İnsanlar doğrudan yapılan açıklamalardan yeteri kadar anlamayabilir. Ama bir örnek verirseniz olayı daha iyi kavrar. İşte biz Ayet ve Hadislerde  dünya için hangi örnekler verildiğini ve dünyanın neye benzetildiğini göreceğiz. Dolayısıyla dünyayı daha iyi anlayacak ve ona göre değer biçeceğiz.

 

Dünya oyuna, eğlenceye, baharda tüm canlılığı ve yeşilliği ile kendini gösteren bitki ve çiçeklerin kısa bir süre sonra çerçöp haline dönüşmesine benzetilir Ayette ve şöyle buyurulur:  “Bilin  ki  dünya  hayatı,  ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, mal  ve  evlat  çoğaltmada  bir  yarışmadan  ibarettir. Bu, bir yağmur gibidir ki, bitirdiği bitki  çiftçilerin  hoşuna  gider.  Sonra  kurur  da  sen  onu  sapsarı  bir  halde görürsün. Sonra  da  çerçöp  olur.  Ahirette  ise  şiddetli bir azab da vardır, Allah'ın bağışlaması ve rızası da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. (Hadid:20)

 

Gelip geçiciliği, kısa bir süreliğine misafir olduğumuz yere benzetiliyor Hadis-i Şerifte. Nitekim Peygamberimiz İbni Ömer’in omuzundan tutar ve : “Dünyada, memleketinden ayrı kalmış bir garip veya yolcu gibi ol” (Buhari) buyurur.

 

Dünyanın genişliğine bakarsak, cennette kamçı sapı kadarlık bir yer bile dünyadan çok daha hayırlı. Peygamberimiz öyle buyurur: “Cennette sizden birinizin kamçı sapı kadar bir yeri dünya ve üzerindekilerin tümünden daha hayırlıdır…”  (Buhari)

 

Dünyanın cennete göre çok az olan nimetleri, denize batırdığımızda parmağımızda kalan suya benzer. Peygamberimiz öyle buyurur: “Dünyanın ahirete göre durumu denize daldırdığınız parmak gibidir. Bakın bakalım ne kadar su ile dönüyor."  (Müslim)

 

Kısalığı, yolcunun bir ağaç altında geçirdiği mola süresine benzer. Peygamber efendimiz bunu şöyle ifade eder: “Dünya neyime! Dünyada ben, bir ağaç altında gölgelenen sonrada orasını bırakıp giden birisi gibiyim.”  (Tirmizi)

 

Değeri, sakat ve ölü bir oğlağa benzetilir dünya. Nitekim Hz. Peygamber bir gün pazar yerine uğradı. Etrafında ashâbı da vardı. Resûlullah, küçük kulaklı bir oğlak ölüsüne rastladı. Onun kulağından tutarak:

“Hanginiz bunu bir dirheme satın almak ister?” buyurdu. Ashâb:

Daha az para ile de olsa almayız, onu ne yapalım ki, dediler!. Sonra Resûl–i Ekrem:

“Size bedava verilse ister misiniz?” diye sordu. Onlar:

Allah’a yemin ederiz ki, o dirisi bile kulaksız olduğu için kusurludur. Ölüsünü ne yapalım? diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah:

“Allah’a yemin ederim ki, Allah’a göre dünya, önünüzdeki şu ölü oğlaktan daha değersizdir” buyurdu. (Müslim)

 

Diğer Hadiste dünyanın değeri, sivrisinek kanadına benzetilir: “Eğer dünya, Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, Allah hiçbir kâfire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.” (Tirmizi)

 

Sabredilmesi gereken zorluk ve sıkıntıları itibarıyla dünya zindana benzetilmiştir. Adeta dünya cennete girecek olan mü’minin gireceği cennete göre bir zindan, cehenneme girecek bir kafir için cennettir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Dünya mü’minin zindanı, kafirin cennetidir.” (Müslim)

İşte dünya bu, o sadece dünyadaki fiziki yaşamımızı sürdürebilmek için bir vasıtadır, başka bir değeri yoktur. Dünyaya değer verenlere duyurulur.

 

Hz. Peygamber’den  dünya ile ilgili  yaşantı ve  tavsiyeler :

 

Dünya malı ve mülküne doymayı beklemenin beyhude olduğunu anlatan Hadis-i Şerifte Peygamberimiz şöyle buyurur: “Ademoğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncüsünü ister. Ademoğlunun karnını topraktan başkası doldurmaz.”  (Buhari)

 

Madem ne kadar biriktirsek de doymayacağız, öyleyse hırsa kapılmayalım ve elimizdeki ile kanaat edelim. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Müslüman olup, ihtiyacı kadarı ile rızıklandırılan ve Allah’ın verdiğine kanaat eden iflah oldu.”  (Müslim)

 

Canınız ne istiyorsa onu yapıp, size zor gelen ibadetlerden kaçtıkça cehenneme yaklaşmış olursunuz. Şu Hadisleri unutmayın: “Cehennem nefse hoş gelen şeylerle perdelenmiştir. Cennet ise nefse hoş gelmeyen şeylerle perdelenmiştir.” (Buhari)

 

Gözü dünyalıklardan başkasını görmeyen, paranın  peşinden taparcasına koşturanlar var. Sözü Hadis-i Şerife bırakalım: “(Altın) dinarın kulu yüzüstü sürünsün, (gümüş) dirhemin kulu yüzüstü  sürünsün, işlemeli kumaşın kulu yüzüstü sürünsün. Böyle kimselere bir şey verildiğinde memnun kalır, verilmediğinde kızıp öfkelenir. Yüzüstü sürünsün, işi ters gitsin, bir diken battığında çıkaran olmasın…” (Buhari)

 

Sadece söylemiyor Sevgili Peygamber; dünyaya ehemmiyet vermemeyi yaşayarak anlatıyor. Hz. Aişe şöyle der: “Muhammed hanesinin, Medine’ye geldiğinden bu yana vefat edene kadar arka arkaya üç gece buğday yemeği ile karnı doymamıştır.” (Buhari)

Esas hayatın ahiret olduğu vurgulanır diğer Hadiste: “Allahım! ahiret hayatından başka hayat yoktur…” (Buhari)  

Bakın ne anlatıyor  Abdurrahman b. Avf: “Benden daha hayırlı olan Mus’ab b. Umeyr öldürüldü. Kendisine kefen olacak bir üstlüğünden başka bir şeyi yoktu. Benden daha hayırlı olan Hz. Hamza öldürüldü, kefenlenecek bir üstlüğünden  başka bir şeyi yoktu. Korktuğum, bize güzelliklerin dünyada peşin olarak verilmesidir.” dedi ve ağlamaya başladı.” (Buhari) Akibeti konusunda endişe duyan büyük sahabi Abdurrahman b. Avf... O kaygı duyuyorsa biz ne yapacağız.?

Biz ağlamayalım da kim ağlasın?...

 

Son Olarak :

Elbette ki yaşamımızı sürdürmek için yiyecek içecek, içinde kalmak için ev edinecek, giyinmek için elbiselerimiz olacak ve diğer ihtiyaçlar vs. İnsan bu ihtiyaçlarını gidermek üzere dünyalıklarla ilişkisi olur, ama daha fazlası adına, lüks adına, zevk adına, sefa adına ahiretten uzaklaşıp dünyalıklara yönelmek, hırs göstermek, kanaatsizlik sergilemek yanlış yolda ve yönde olduğumuzu gösterir.

 

Gerçek kurtuluşu istiyorsak hesaplarımız ebedi ahiret hayatı üzerine olmalı, geçici dünya üzerine değil. Dünyadaki nimetler yaşayabilmek ve geçimimizi sağlamak için sadece birer vasıta ve araçtır. Vasıtaları gaye edinenler akılsızdır: "Size  verilen  şeyler,  dünya  hayatının  geçim  vasıtası ve ziynetidir.  Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?”  (Kasas: 60)

 

İmtihan yeri olan şu dünyada imtihanı verip gideceğiz. Dünya ve dünyalıklar bizi aldatabilir, dolayısıyla uyanık ve dikkatli olmalıyız, kendimizi her zaman için hesaba çekmeliyiz. Akıllı insan gününü gün etmeye çalışan insan değil, Peygamberimizin ifadesi ile: “Akıllı insan hesabını yapan ve ölüm sonrası için gayret eden insandır.” Unutmayalım ki önümüz ve istikbalimiz ahirettir. Bugünün değil, yarının hesabını yapmalıyız ve yapmak zorundayız.

Allah cümlemizin idrak ve basiretini artırsın. Dünyayı ve dünyadakileri değil, en önce Allah’ı seven, kendini O’na ve O’nun yoluna adayan kullarından eylesin.


Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 8.7.2009



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...