Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 892 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Kitap Arama

Konu Arama
Kitap Türleri
   Yazma Eserler    Baskı Eserler
   Tez Eserler    e-Kitap Eserler
   Çeviri Kitaplar

Nadir Kitap
Riyadul Muhtar Miratül Mikat vel edvar maa Mecmuatil-eşkal
Gazi Ahmed Muhtar Paşa
 Detay
Lezzetul Ayş bi Cemi Turuk Hadisi el Eimme min Kureyş
İbn Hacer el Askalani
 Detay
Faslul Hıtab fi ispati Tahrifi Kitabi Rabbil Erbab
el Mirza Hüseyn en Nuri et Tabersi
 Detay
Gazalide Din Devlet İlişkisi
Nurullah Karakaş
 Detay
1 - 2 -

Dair Reşad Li Sebilil İttihad veI İnkıyad

داعي الرشاد لسبيل الاتحاد والانقياد

 Kitap Detayı Kitap No : K- 1064  
Yazar Adı İlim Dalı Kitap Dili Kitap Tipi
Muhammed Ebul Huda es Sayyadi Arabça
Konusu Bu Kitabın Sitemizde Kayıtlı Türleri
  Baskı - Tez -  
Kitabın Yayıncısı Şerh Eden İhtisar Eden(ler) Tercüme Eden Tahkik Eden
       
Kitap No: 1064 Hit : 4619 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Kitaplar Hakkındaki Makaleler  
   Kitaba ait Tercümeler Şerhler Muhtasarlar Haşiyeler Zeyller Eleştiri Makaleleri

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Ruhul Hikme / روح الحكمة
2 Medeniyeti İslamiye Risalesi Tercümesi
3 Dair Reşad Li Sebilil İttihad veI İnkıyad / داعي الرشاد لسبيل الاتحاد والانقياد

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı
1 Ebul Hudanın Hayatı ve Saraya İntisabı
2 Ebul Huda es Sayyadinin Eserleri

Kitaba ait Tercümeler
# Kitap Adı

Kitaba ait Şerhler
# Kitap Adı

Kitaba ait Muhtasarlar
# Kitap Adı

Kitaba ait Haşiyeler
# Kitap Adı

Kitaba ait Zeyller
# Kitap Adı

Kitaba ait Eleştiri Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
<

Da’i’r-Reşâd Li Sebili’l-İttihad ve’I-İnkıyâd /داعي الرشاد لسبيل الاتحاد والانقياد

 

Ebü’l-Huda’mn bilinen en mühim eseri olan Da ’i ’r-reşad, daha önce de geçtiği üzere dostu ve müridi olan ve o şuada sarayda katiplik vazifesi yapan Halep Müftüsü Muhammed Kudsi’nin torunu Halepli Kudsizade Abdülkadir tarafından Türkçeye kazandınlmıştır.

Eserin yazım tarihi hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak içerisinde ifadelerden I. - Meşrutiyet ilam sıralarında veyahut meclisin çalışma zamanlarında yazıldığı tahmin edilmektedir [1].

 

Bu ifadeler içerisinde geçen “nizâmat”, “kavânin-i esasiye” ve “usul-i meşveret” gibi kavramlar ile Padişah’m eskiden beri süre gelen adetin hilafına cemiyetin rahatı uğruna “ittihaz-ı usul-i meşveret” ettiğinden bahsetmesi bu yargıyı kuvvetlendirmektedir [2].

Butrus Abu-Manneh ise eserin 1880’lerde basılmış olabileceğini söyler [3]. Bu eserin kullanıldığı dil itiban ile yüksek seviyedeki ilim ve devlet erbabma hitap ettiği anlaşılmaktadır.        '

 

Eserin yazılış maksadı Osmanlı Hilafetinin ve Sultanının meşruiyetini dini deliller ile göstermektir. Özellikle Suriye civarındaki Arap müslümanlara hitap ettiği vurgulanır [4].

Eser üç bab ve bir tetimmeden müteşekkildir. Her babda ayn mevzular ele alınmakla beraber bir bütünlük içerisinde ve muhkem bir dille bu mevzular aktarılmıştır. Eserin girişinde ise hilafetinin Osmanlıya bilâfasıla ulaştığına ve sultan II. Abdülhamid’e işareten şöyle ifadeler kullanılmıştır:

 

“...Meşânk u megâribde cümle esâtiz-i İslamm nezdinde bir imamü’l-müslimin bulunmak vacibattan olduğu müsellem ve musaddak olarak binaenaleyh bu makam-ı ‘âli millet-i îslamiyede halife-i evvel cenabı Sıddık-ı ekber (r.a) zamanından ve ihvân-ı kiramı a’yan-ı ashab-ı fihâm hazaratmdan intikal ve tâ ki Kur’an ve şeriat-ı garrâmn hıfz-ı şeref-i ‘âliyesinde ve bu ahd-i şerifin rabıtasını sıyanet emrinde itkan ile ittisaf eden cehâbize-i devran mülük-ı muazzama-i âl-i Osman -eyyedallahu şeriri mülkihim...- hazaratma ittisâl eyledi.

Fahr-i kainat aleyhi efdalü’t-teslimat efendimizin ahd-ı saa’deflerinden beri rabıta-ı müteselsile-i asliye üzre bu emr-i hatir-i hilafet ü imamet bi-hamdihı te’âlâ bu kerre silsile-i celile-i Osmaniyenin dürr-i yektası ve sülale-i tahire-i saltanatm zat-ı bi- hemtası serir-i hilafette mâlik-i nehy ü emr ve nâsır-ı kelimetü’l-Hakk’ı fi’s-sırri ve’l- cehr, sahib-i mehamid-i hamide ve menakıb-ı cemile-i ‘adide, et-takiyyü’t-tüka, es- salihü’l-mücahid ve’s-sabir fi havmeti’l-meydam bi’r-nza, el-mütelakki’l-vâridat bi’l- istinadi ila kuvveti’s-Samedi’l-Vahid halife-i hazreti nebeviye bâ-ittisal-i ‘uhud-u esanid mevlana el-Gazi es-Sultan Abdülhamid ibnü’s Sultan Abdülmecid - şeyyedellahu menarehu ve sebbete fi şathai’l-izzi erkanehu ve kararehu- hazretlerine vusuliyle taht-ı saltanat-ı îslamiyede calis olup...” [5].

 

Birinci bölümde saltanatın ehemmiyeti ve vücudu üzerine ayet, hadis, ilim ve tarikat erbabmca bazı meşhur sözleri nakleden Ebü’l-Huda, Padişah-i âdilin her vakitte hayır ve - bereket getireceği ve insan vücudundaki ruha benzediğini aktarır . Çünkü İlahi hükümlerin icrası, dinin nusreti ve İslam’ın korunup ve hudutların gözetilmesi buna bağlıdır. Aynı yerde, padişahın peygamber makamının vekili ve naibi olduğu belirtilerek, cümle müslümanlann padişaha hayırla dua etmesi ve aleyhinde bulunmaması özellikle dile gitirilmiştir . Bu bölümde kendi tarikat silsilesi içerisinde yer etmiş bazı şeyhlerin ifadelerine de yer veren Ebü’l-Huda, büyük dedesi Ahmed Sayyad’m oğluna yaptığı sultana dua edilmesini havi vasiyetini de eklemiştir . Hatta bu vasiyet içerisinde gavs-ı azamıfı kim olduğu herkes tarafından bilinse ve padişah bu gavsa bir vazife için emir etse makam-ı hilafete hürmeten o gavsın bu emre itaat etmesinin vacip oluşuna vurgu yapmıştır.

Ayrıca Ebü’l-Huda icazetini aldığı Şeyh Muhammed Ravvas’tan konu ile alakalı bir kaside alıntı yapar. Söz konusu kaside de Osmanlı hanedanı övülmekte ve hilafetinin meşruiyetinin gerekçeleri şiir üslubu içerisinde verilmektedir.

Kısa bir örnek verecek olursak; “Çün ‘ibad-ı sâlihun ancak o kavm-i pür-sebat Hem esâtiz-i südur-ı evliya bi’l-ittifak Sırren ve cehren bu kavli gördü tashihe seza Var bu kavm-i sâlihin içre nice eşheb-süvar Seyf ile aldı bilâd-ı Ruma girdi câ-be-câ Feth-i Konstantiniyye bâdi-i ‘ulüvv-i câhıdır Rütbedir bu feth kim hiç yetmemiş kimse anâ Vâsıl-ı sırr-ı maksad olmuştur o ni’me’l-ceyş ile Mazhar-ı ni’me’l-emir ammâ o zât-ı mücteba Fethadır kim bu futûh illa ki bundan ötürü Cezm-i azminden bulup kisrâ bütün ceyş-i ‘ada Baki kaldı ba’dehu evlad-ı şevket-zadına Dine cem’ ettikleri i’zaz-ı mekrun-ı beka Hak bu kim bir ‘usbe-i Rahman’dır Osmâniyân” [6]

 

Kaside sahibi özellikle Osmanlılann İstanbul gibi Hz. Peygamber’in müjdesine mazhar olmuş bir şehri fethetmeleri üzerinde durup, hanedan ve saltanatın devamı için dualar ile kasideyi noktalar. Bunun üzerine Ebü’l-Huda şu yorumda bulunmuştur;

“ Kasem ederim ki müellif-i kaside-i şerife bir imam-ı çelil ve ‘alem-i tavil olup hak ve batılın temyizine muktedir ve ehl-i sıdk u hulusa mu’terif olan zevata göre sözleri bir hüccet-i kâtıa ve bir bürhan-ı bîmildir.”  [7].

ikinci kısımda ise birlik ve beraberliğin dini kaynaklar açısından lüzumu ve ehemmiyeti üzerinde durulmuştur. Yine konu ile ayet, hadis ve İslam ulemasının sözlerini zikrettikten sonra, fitne ve desiselerin önünü almak için müslümanlar tarafından yapılacak en küçük bir amelin bile ne kadar kıymettar olduğunu anlatır. Ayrıca, hadislerden iktibasla nasihatin idareye karşı itirazdan daha evla olması üzerinde durmuştur. Dedikodu yapılmasının terkedilip her yerde halifelik misyonun ifası için birlik olmak gerektiğini anlatır. Ve şöyle seslenir;

 

Bu milet-i Muhammediyenin ve taife-i mübareke-i islamiyenin kâffe-i efradı indinde yani gerek memâlik-i mahruse- ve gerek sair diyarlarda sâkin olan müslümanlann nezdinde malum olsun ki liva-yı ittihadın altında ictima’m vakt ü zamanı gelmiştir. Ve işte bu zaman ol zamandır zira adüvv-i zalim din-i mübinin mahvına çalışmaktadır ve hal başka bir heyete girmiştir. Her nerede olur ise olsun bunlar ile mücahede herbir müslümana farz ve vacib olmuştur, mal ve can ile herkes cihada ictihad edip hilafet-i uzmâ ve imamet-i kübranın hıfz u siyanetine çalışmalıdır. Çünkü bu makam-ı mukaddes-i hilafet menkabe-i beka-yı din ve namika-i mersûm-ı İslam ve müslimindir.” [8].

Bunun üzerine ise peygamber hizmetinin ifası, Mukaddes beldelerin gözetilip korunması gibi hususların hilafet ve saltanata ait olmasının İslam’ın ortaya çıkışından beri değişmediğini anlatarak, halifenin mücahitlerin teçhiz edilmesinden düşman ve serkeşlerin tenkil edilmesini sağladığım dile getirmiştir. “Cennet kılıçların gölgesi altodadır” ve “Allah yolunda dökülen kan damlası ve O’nun haşyetinden dökülen gözyaşından daha sevimli katre yoktur” gibi hadisleri sıralayarak, Padişahın bunlara mazhar olduğu söylenmiştir[9]..

 

Bu bölümde kayda değer bir nokta da medeniyet hakkmdaki onun mülahazlandır. Ona göre medeniyet; edep, istikamet, fitneyi terk, sadakat ve halka karşı güzel muamele, idarecilere itaat ve güzel nasihat etmek, büyüklerden küçüklere merhamet, büyüklere ise saygı ve tazim gibi vasıflar ile vasıflanmaktır. Bu noktada medeniyeti tanımlarken Ebü’l-Huda, onun sosyal ve ahlaki yönüne işaret etmiştir. Asıl önemli kısmı ise medeniyetin bir takım elbiseler, süslenmeler ve ecnebi adetleri bilmek gibi “şekilcilik” olmadığının özellikle üzerinde durmasıdır. Bu tür davranışların ahlakın fesadına ve nefsin bozulmasına sebep olduğunu aynca belirtir ve bu tip davranışlan gösteren insanlan hafif bir eda ile şöyle eleştirir;

Bilâd-ı Arabiye ve sair memâlik-i mahruse-i devlet-i aliyyede pek çok memur görmüşüzdür ki bu medeniyet kaidesine tatbiken hûzuz-ı nefsaniyet ile iştigal etmesinden nâşi bir takım mesarifat-ı zaide-i külliye ve bunun için memuriyetince veliyyü’l-emre hıyanete ve fart-ı teseyyüble beraber zulm-i raiyyete başlayıp esvab-ı müzahrefe iktisâ ve saçlarım da düzeltip bastona ittikâ meziyet-i mâhmûde kıyas eylemiştir. Allah için böyle bir halet ve kavl-i mücerred ile iddia-yı marifet ne faide-i şer’iye ile müteeddip olup hizmet-i veliyyüT-emri itkan ile emin ve ıslah-ı ahval-i raiyyet hususunda kemale karin olan memurdan ne zarar hasıl olur.” [10].

 

Üçüncü kısım ise cihad ve gazaya teşvik sadedinde mal ve can ile yapılan mücahedenin dini açıdan incelemesini yaptıktan sonra yine Osmanlı hanedan ve saltanatım, özellikle de Sultan Abdülhamid’i medheden bir kaside ile bu kısmı bitirir.



[1] İsmail Kara, Hilafet Risaleleri, İstanbul 2002, s. 15. 

[2] Aynı yer.

[3] Butrus Abu-Manneh, a.g.m, s.392. 

[4] A.g.m, s.397. 

[5] Ebü’l-Huda Sayyadi, “Dairreşad...”, Hilafet Risaleleri, (Derleyen: İsmail Kara), İstanbul 2002, s. 168. 

[6] A.g.e, s.174-175. 

[7] A.g.e, s. 175. 

[8] A.g.e, s. 182.

[9] A.g.e, s. 183

[10] A.g.e, s. 184.

<

Baskıları

Yazmaları

Tezler  

Kitaba ait Multi Medialar
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 5.1.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...