Eğitim Kurumu   ( 2141 )   في الكتب   ( 1659 )   في المؤلفين   ( 4831 )  
في المجلات   ( 786 )   في المكتبات   ( 151 )   في المدن   ( 182 )  
في المقالات   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
مجموع عدد الزوار
9129104
مجموع عدد الاعضاء 1490
Online Üye 0

İslamda Kısasın Hükmü

 تفاصيل حول الكتاب رقم الكتاب : F-75  
İslamda Kısas Esası Nasıldır?

ميزات الطبعة العلم الموضوع
Hanefi Fıkıh Kısas,
Soru Soran Cevaplayan Hoca
Ayşe Nedim Önder Nar  
       
Fetva No: F-75 عدد الزيارة : 3651 الإبلاغ عن خطأ التوصية
   لمؤلف المقالة الكتب الكتب الألكترونية المقالات المقالات حوله    

الكتب للمؤلف
# اسم الكتاب
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

الكتب الالكترونية للمؤلف
# اسم الكتاب
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

المقالات للمؤلف
# اسم المقالة
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

المقالت للتعريف بالمؤلف
# اسم المقالة

Fetva Detayı   

Soru: İslamda Kısas Esası Nasıldır?

el Cevab:  Kısas'ın Mânâsı:
Kısas kelimesi, 'kassa-yekussu fiilinin masdarıdır ve 'ayak izini takip etti' anlamına gelir. Burada kısas'tan kasdedilen mânâ ise, bir kişinin başkasının bedenine verdiği zararın aynısını kendisine vermektir. Başkasının bedenine verilen zarar, o kişiyi öldürme olabileceği gibi, o kişinin bedenine verilen zarar, öldürmeden daha hafif zararlar da ola­bilir.

Kısas'ın Şartları; 

Öldürmedeki kısasta, dört şartın bulunması gerekir:

1. Kendisine kısas tatbik edilecek olan fişinin âkil ve baliğ olması gerekir.
Bu bakımdan bir çocuk veya bir deli, kısası gerektiren bir suç işlese dahi kısas edilmez. Çünkü âkil ve baliğ olmak, mükellefiyetin esası ve temelidir. Bunun delili şu hadistir:
Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, baliğ oluncaya kadar çocuktan, akıllanıncaya kadar deliden.[1]

Ayrıca kısas, çok şiddetli bir cezadır. Bu bakımdan deli ve çocuğa, diğer cezalarda da olduğu gibi kısas uygulanması doğru olmaz. Çünkü onlar sağlıklı bir kasda sahip değildirler. Onlar yanlışlıkla (kazaen) adam öldüren kişi gibidirler. Cinayet işleyen kişi cinayet anında çocuk veya deli olursa, cinayetten sonra çocuk baliğ olursa, deli de akıllanırsa, onlara kısas cezası uygulanmaz.

Fakat akıllı iken cinayet işleyip sonra delirirse, delilik hali devam etse bile o kişiye kısas cezası uygulanır. Kendi isteğiyle içki içip sarhoş olan ve cinayet işleyen bir kişi kısas edilir.

2. Katil, maktulün aslı (babası, annesi, dedesi, ninesi) olmamalıdır.
Katil öldürdüğü kişinin aslı olursa, bu asıl ne kadar yukarıya çıkarsa çıksın, kısas cezası uygulanmaz. Bu bakımdan oğlunu öldüren babaya kısas tatbik edilmez. Bunun delili şu hadislerdir:

Suraka b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Rasûlullah (s.a) ile bulundum; baba (kanı) için oğluna kısas yapar, fakat oğul (kanı) için babasına kısas yapmazdı'.[2]
İbn Abbas da Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğuna rivayet et­mektedir:
Hudud-u şer'iyye (muayyen suçlara tatbik edilen cezalar), mescidlerde uygulanmaz ve baba, çocuğu(nu öldürmesi) sebebiyle öldü­rülmez.[3]
Çocuğu(nu öldürmesi) sebebiyle babaya kısas cezası uygulanmaz.[4]
Her ne kadar bu hadislerin senedleri zayıf ise de birbirini takviye etmektedirler.
Amr b. Şuayb'ın babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre İmam Şafii şöyle demiştir:
"Mülaki oiduğum ehl-i ilimden bir çoğunun 'Baba, evladı(m öldürmesi) sebebiyle öldürülmez' dediklerini işittim. Ben de bu kanaatteyim".[5]
Ayrıca babanın hürmeti olduğunu da belirtmemiz gerekir; zira o, çocuğun meydana gelmesine sebep olmuştur. Bu bakımdan çocuk, onun öldürülmesine sebep olmamalıdır.

3. Öldürülen kişinin kanı masum olmalıdır.
Öldürülen kişinin kanı, müslüman olmasından veya zımmî ol­masından veya ahidli olmasından ötürü masum olursa, öldüren kişiye kısas cezası tatbik edilir. Öldürülen kişi harbî bir kâfir veya mürted ise onun kanını heder etmek helâldir.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim dinini değiştirirse onu öldürünüz.[6] "Şu ayet-i kerime de buna delâlet etmektedir: .

Müşrikler nasıl sizinle topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. (Tevbe/36)

4. Katil ile maktul arasında denklik olmalıdır.
Maktul katile, küfür, kölelik nedeniyle denk olmazsa, katil kısas edilmez. Bu bakımdan bir müslüman, bir kâfirden ötürü -bu kâfir ister zımmî, ister ahidli, ister harbî olsun- öldürülmez. Bir hür de bir köleden ötürü -bu köle ister mudebber, ister mükâteb, ister kına, ister müba'az olsun- öldürülmez.[7]

Bir müslümanın, bir kâfirden ötürü öldürülmeyeceğinin delili Hz. Ali'nin rivayet ettiği şu hadîsitir: 'Rasûlullah (s.a), bir müslümanın bir kâfirden ötürü öldürülmesini yasakladı'.[8]
Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde ise şu şekildedir: 'Bir hür, bir köleden ötürü öldürülmez'.[9]
Ey iman edenleri Öldürmelerde üzerinize kısas farz kılındı. Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle (kısas edilir). (Bakara/178)
Bu ayet bir hürün, bir köleden ötürü öldürülmeyeceğine delalet eder. Kısas için şart koşulan bu denklik, cinayet esnasında bulunan denkliktir. Cinayetten sonra meydana gelen denklik nazar-ı itibara alın­maz.

Bedene Verilen Zarar Nedeniyle Yapılan Kısasın Şartları
Nefis (can) hakkındaki kısasın hükmünü ve şartlarını yukarıda zikret­tik. El, ayak, burun ve benzeri uzuvlar konusundaki kısasın şartları da nefisteki kısasın şanları gibidir, aralarında her hangi bir fark yoktur. Fakat o şartlara şunlar da eklenmiştir:
1. Kısasen kesilecek aza, zulmen kesilen aza ile özel bir isimde ortak olmalıdır; yani her iki azanın ismi de aynı olmalıdır, sağ el yerine sağ el, sol el yerine sol el, küçük parmak yerine küçük parmak kesilmelidir. Sol el yerine sağ el, küçük parmak yerine başparmak kesilmez. Çünkü bu durumlarda kısasın mânâsindaki gayet ince olan 'karşılıklı eşitlik' ilkesi gerçekleşmemektedir. Ancak kesilen eller veya parmaklar aynı olduğunda aralarındaki büyüklük, uzunluk ve kuvvet farklılıkları dikkate alınmaz.
2. Kısasen kesilecek uzuv ile zulmen kesilen uzuv arasında sağ­lamlık açısından farklılık olmamalıdır; yani sağlam olan bir uzuv, sakat olan bir uzuvdan ötürü -cani buna razı olsa dahi- kesilmez. Fakat sakat olan bir eli, sağlam olan bir el karşılığında kesmek caizdir veya sakat bir eli, kendisinden daha az sakat olan bir el karşılığında kesmek caizdir. Çünkü bu, kısasın temelini teşkil eden müsavat düşüncesine zarar vermez.
3. Kısasen kesilecek olan uzuv, bağlı olduğu mafsaldan kesilmelidir veya kulak gibi sınırı bulunan bir aza olmalıdır. Meselâ bir kişi, başka bir kişinin bir yerini kesse, fakat bu mafsaldan kesilmese veya sınırı olmayan bir aza kesilse, burada kısas uygulanması caiz değildir. Çünkü kısasın temeli olan müsavat, burada söz konusu değildir.
İmran b. Cariye babasından şöyle rivayet ediyor: "Rasûlullah (s.a) zamanında bir kişi, başka bir kişinin koluna kılıçla vurup mafsalı ol­mayan bir yerden kesti. Rasûlullah, onu diyet ödemekle mükellef kıldı. ' Yaralanan kişi 'Ben kısas istiyorum' deyince, Rasûlullah 'Sen' diyet al! Allah diyette senin için bereket ihsan etsin' diyerek kısasa izin vermedi".[10]

Bir Düşünce
Kısas, ister nefiste, ister uzuvlarda olsun ancak kasden yapılmışsa söz konusudur. Kasden öldürmeye, benzer öldürmelerde veya kasden yaralamaya benzer yaralamalarda, kazaen öldürmelerde veya kazaen yaramalarda kısas yoktur, sadece diyet vardır. Eğer bir cemaat, bir kişinin elini ortaklaşa keserlerse -bir cemaatin bir kişiyi ortaklaşa öldürdüklerinde bütün cemaatin öldürüldüğü gibi- bütün cemaatin eli kesilir.

Kısas'ın Keyfiyeti
Kısas'ta aslolan, düşmanca davranışa karşılık şekil ve içerik bakı­mından tam müsavatın tahakkuk etmesidir. Bu nedenle bir azanın kısası, caninin aynı azasının aynı yerden kesilmesidir. Eğer bu müsavat tahakkuk etmiyorsa kısas düşer, yani uygulanmaz. Ancak bir kişi, başka bir kişinin kolunu pazusundan kırıp koparırsa, onun kolu dirsekten kesilir. Çünkü dirsek, pazuya en yakın mafsaldır. Geriye kalan yer içinde kadı'nın takdir ettiği ve hükümet denilen ceza ödenir. Diğer uzuvlarda da aynı durum geçerlidir. Cinayetin işlenme şeklindeki müsavata gelince, bu maktulün velîsinin hakkıdır. Velî dilediğinde bu hakkını isteyebilir; yani katil, maktulü kılıçla öldürmüşse kılıçla, kurşunla öldürmüşse kurşunla, yakarak öldürmüşse kendisi de yakılarak, boğarak öldürmüşse kendisi de boğularak öldürülür. Velînin bunu istemeye hakkı vardır, hâkim de velînin bu isteğine icabet etmelidir. Ancak bu hak, öldürmede kullanılan aletin, kullanılmasının caiz olmasıyla kayıtlıdır. Fakat katil maktulü sihirle veya kullanılması caiz olmayan başka bir aletle öldürmüşse, katil kılıçla kısas edilir.

Kısas'ın Kim Tarafından İnfaz Edileceği
Öldürme veya yaralamada kadı kısasa hükmettiğinde, maktulün velîsi, kısası infaz etmeyi kadi'dan talep edebilir, hâkimin onun talebini kabul etmesi gerekir. Böylece maktulün velîsinin yüreği soğur, öfkesi azalır. Maktulün velîsinin kısası bizzat tatbik etmesi için şu şartların bulunması gerekir;
1. İmam (devlet başkanı) izin vermiş olmalıdır.
Maktulün velîsi, imam'ın veya hâkimin iznini almadan kendiliğinden kısası uygularsa günahkâr olur. Bu durumda hâkim onu hapseder veya tâzir cezasına çarptırır. Fakat onu kısasen öldüremez. Bu hüküm, imam veya kadı'nın bulunduğu memleket içindir. -Eğer cinayet imam veya kadı'nın bulunmadığı bir yerde işlenmişse, maktulün velîsi, kısası bizzat tatbik ettiğinde fitne çıkmayacağından eminse kısası tatbik edebilir.
2. Cinayet, nefise (cana) karşı işlenmiş olmalıdır.
Cinayet, uzuvlara (bedene) karşı işlenmişse, sahih olan, kısası hâ­kimin veya onun tayin ettiği bir kişinin icra etmesidir. Çünkü maktulün velîsinin yaralamada ileri gitmeyeceğinden emin olunamaz; zira velî, v yaralama durumunda kısas yapılırken, nasıl hareket edileceğini bilme­yebilir. Öldürme hususunda ise bu korkular sözkonusu değildir. Çünkü burada katil öldürülecektir, ölümden daha şiddetli bir ceza da yoktur.

Maktulün Velîlerinin Birden Fazla Olması
Maktulün velîleri birden fazla olur da kısası bizzat infaz etmek ta­lebinde bulunurlarsa, kısası icra etmek için içlerinden birine vekalet vermeleri vacibdir.
Eğer bu hususta ihtilaf ederlerse, kura çekmeleri vacib olur; kura kime çıkarsa kısası o icra eder. Ancak burada şu hususu da belirtmemiz gerekir: Maktulün velîlerinden biri ortada yoksa, o gelinceye kadar kısas icra edilmez.
Katil, hamile bir kadın ise çocuğunu doğurup çocuk sütten kesilinceye kadar kısas icra edilmez. Maktulün varisleri içinde bir çocuk veya bir deli varsa, çocuk baliğ oluncaya, deli akıllanıncaya kadar kısas tatbik edilmez. Çocuk baliğ oluncaya, deli akıllanıncaya kadar katil hapsedilir.
 

 

  •  
  • [1] Ebu Dâvud/4399
    [2] Tirmizî/1399
    [3] Tirmizî/1401
    [4] Tirmizî/1400, (Hz. Ömer'den)
    [5] Beyhakî, VIII/38
    [6] Buharî/2854
    [7] Mudebber, efendisinin kendisine 'Ben öldükten sonra hürsün' dediği köledir. Mükâteb, hürriyetine kavuşmak İçin efendisiyle anlaşma yapan köledir. Kına, hem kendisi, nem de ebeveyni köle olan kimsedir. Müba'az, bir parçası köle, bir parçası azad edilmiş köledir.
    [8] Buharî/6507, Tirmizî/1412, Ebu Dâvud/4531
    [9] Ebu Dâvud/4517
    [10] İbn Mâce/2636

  • Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Sümeyye Abaci / 19.5.2019



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...