Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Nakkaşanlar (Cemaati Nakkaşani Hassa)

 Eğitim Kurumu Detayı No : E- 2073  
Kurucusu Kuruluş Tarihi Eğitim Dili Şehir / Ülke
Boş /
Özellik Türü
Kitap Sanatları  Osmanlı Sanat Kurumları 
Adres Web
,
       
Kurum No: 2073 Hit : 1819 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Kuruma ait Dergileri Kütüphaneleri Fakülteleri Üniversitesi İlgili Kurumlar Tezler


Eğitim Kurumuna ait Dergiler

Eğitim Kurumuna ait Kütüphaneler

Eğitim Kurumuna Ait Akademik Birimler

Universite 

ilgili kurumlar 

Eğitim Kurumuna ait Tezler

Özeti

Hakkında Bilgi

Nakkaşanlar - Cemâat-ı Nakkâşân-ı Hâssa

Ehl-i Hiref teşkilatı içinde en fazla sanatkârı bünyesinde barındıran “cemâat-ı nakkâşân-ı hâssa”, gerek iş yoğunluğu gerekse sanatkârlarının ürettikleri eserlerin niteliği açısından kurum içinde en önemli bölük olmuştur.
Bu bölük içerisinde bir el yazmasındaki veya albümdeki minyatürleri yapan sanatçılar, mürekkep ve fırçayla desen çizen siyah kalem ustaları, kitapların tezhiplerini yapan müzehhipler, portre sanatçıları ve duvara monte edilecek çinilerin veya kalemişi süslemelerin desenlerini çizen sanatçılar bulunmaktaydı.

Fatih devrinden itibaren saraya bağlı bir nakkaşhanenin var olduğu bilinmekle beraber, günümüze ulaşan belgelere dayanılarak II. Bayezid’in saltanat yıllarında bu bölüğün daha kurumsal bir yapıya kavuşmuş olduğu söylenebilmektedir.
Ana görevleri saray kütüphanesi için hazırlanan el yazmalarının tezhip ve minyatürlerini yapmak olan nakkaşlar bölüğü, bunun dışında sarayla ilgili çeşitli eşyalar ve mimari yapılar olmak her türlü eserin süsleme tasarımından sorumluydular.

Bu anlamda saray nakkaşhanesinde el yazması eserler üzerinde müzehhiplik, musavvirlik,cetvelkeşlik ve renkzenlik gibi faaliyetler yapılmakla beraber, ahşap, madeni gibi farklı malzemelerden çeşitli taşınabilir eşyanın süslemeleri de yapılmaktaydı.

Ayrıca Ehl-i Hiref’e bağlı farklı sanat bölükleri tarafından hazırlanan çadırlar, otağlar, halılar, kumaşlar ve çiniler gibi sarayda kullanılan çeşitli objelerin desen tasarımını oluşturmak yine nakkaşlar bölüğündeki sanatçılara düşmekteydi.

Ayrıca, erken dönemlere ait bazı değerli el yazmalarının onarımını yapmak da saray nakkaşlarının görevleri arasındaydı. Örneğin, h.745/m.1344-45 tarihinde ünlü hattat Abdullah Sayrafi hattıyla yazılmış Kuran’ın cildinin, tezhiplerinin ve hattının yıpranmış bölümleri, Kanuni dönemi saray nakkaşhanesi sanatçıları tarafından yenilenmiş, tezhipli bölümlerinin onarımını ise dönemin nakkaşbaşı Kara Mehmed Çelebi tarafından üstlenilmiştir.

Ehl-i Hiref nakkaşlar bölüğünün diğer önemli bir görevi ise, köşk, kasır gibi saraya bağlı veya sultan tarafından yaptırılan külliye yapılarının kalem işi süsleme programını hazırlamak ve uygulamak olmuştur. Örneğin, imparatorluğun en anıtsal camilerinden biri olan Süleymaniye Camii’nde ve külliyeye bağlı diğer yapılarda çalışan sanatçılarının isimlerinin kaydedildiği masraf defterlerinde , hat, kalemişi, çini, pencere, dolap ve kapı gibi ahşap işleri, alçı pencereler, alemlerin yaldızlanması gibi işlerde katip, nakkaş, kaşici, neccar, zerger, kazgancı ve çilingir gibi Ehl-i Hiref bölüklerine bağlı sanatçıların da bulunduğu ve caminin bu kişilerin katılımıyla inşa edildiği düşünülmektedir. Bu belgeye göre kubbenin, mihrabın, vaiz kürsüsünün ve türbenin kalemişi süslemelerini yapan sanatkârlardan Ehl-i Hiref’e bağlı nakkaşlar bölüğünden ustaların adına rastlanmaktadır. Ayrıca, saraya bağlı köşklerden kule köşkünün de yine saray nakkaşları tarafından bezendiği bilinmektedir. Köşkün duvarları saray nakkaşbaşı Lütfi Ağa’nın denetimi altında çalışan seçkin bir nakkaş grubu tarafından bezenmiştir. On dört nakkaş, kule kasrının yukarısındaki yeni köşkü resimlemek için toplam bin kırk iki iş günü çalışmıştır. Her birine günde altı akçe ödenmiş, ser nakkâşîn Lütfi Ağa, başyardımcısı (halîfe-i nakkâşîn) Ali Çelebi ile Osman, Ali Bey, İbrahim ve Ayas adlı sanatçılar her biri seksen altı gün çalışmıştır. Diğer sanatçılar da aynı ücret karşılığında elli beş ile yetmiş iş günü çalışmışlardır.

Diğer Ehl-i Hiref bölükleri gibi nakkaşlar bölüğünün sanatçı sayıları da, devletin ekonomik gücüne ve sarayın ihtiyacına bağlı olarak her dönem değişiklik gösterebilmekteydi. 16. yüzyılın başlarında sayıları otuz ile kırk arasında değişen nakkaşlar bölüğü, bu yüzyılın sonlarında yüzün üzerinde sanatkâr barındırmaktadır. Bölüğün en kalabalık olduğu tarih olan h.1005/m.1596-97 tarihindeki Ehl-i Hiref maaş defterinde nakkaşların sayısı yüz yirmi dokuz olarak kaydedilmiştir. İmparatorluğun yoğun mimari yapı faaliyetlerinin ve saray için üretilen eserlerin fazlaca olduğu bu dönemde saray nakkaşhanesinde yüzün üzerinde sanatkârın bulunmuş olması akla yatkın gelmektedir.

17. yüzyılın başlarından itibaren saray atölyesindeki nakkaş sayısı yavaş yavaş düşmeye başlayıp kırklara inmekte, yüzyılın sonunda ise, h.1099/m.1687-88 tarihli maaş defterinde, dokuz sanatçının kaydı görülmektedir.  H.1211/m.1796-97 tarihli son maaş defterine kadar bölükteki sanatçı sayıları bu civarda devam etmiştir. Diğer sanat bölüklerinde de görülen bu düşüşün sebebi, söz konusu dönemde devletin mali gücünde beliren azalmalara paralel olarak sanata ayırdığı bütçenin de azalmasına bağlanabilmektedir.

Ehl-i Hiref teşkilatıyla ilgili belgelerden Fatih dönemine tarihlenen bir örnek henüz açığa çıkmamış olmakla beraber, bu dönemde İstanbul’da ve öncesinde Edirne’de saray için üretim yapan bir nakkaşhanenin var olduğu o döneme ait eserlerin ortak üslup özelliklerinden ve maaş defterlerine düşülen bazı notlardan anlaşılmaktadır. Fatih devrinde saray nakkaşhanesinde çalışmış önemli ustalardan biri olan Baba Nakkaş hakkında günümüze az sayıda belge ulaşmıştır. Osmanlı sanatında Baba Nakkaş üslubu adı verilen yeni bir üslubun yaratıcısı olan sanatçının eserleri o dönem içinde mimariden küçük el sanatlarına birçok sanat alanını etkileyerek ekol yaratmıştır.

II. Bayezid döneminde ise şeyh Hamdullah gibi önemli bir hattatın yazdığı Kuran’ları en iyi şekilde bezemek adına tezhip sanatında bir ilerleme görülmektedir. Bu döneme tarihlendirilen bir maaş defteri mevcut olmakla beraber, bu defterde sanatçı isimleri ve yevmiyeleri tek tek verilmemiş,sadece bölük adları, çalışanların sayısı ve toptan ödenen ücret kaydedilmiştir.
1526 tarihli mevacib teftiş defterinde II. Bayezid döneminde teşkilata katıldıkları yönünde verilen bilgilerden ve günümüze ulaşan eserlerdeki sanatçı imzalarından dönemin saray sanatkârlarıyla ilgili bilgi edinilebilmektedir. Hasan b. Mehmed, Melek Ahmed Tebrizi, Hasan b. Abdülcelil, Turmuş b. Hayreddin, Evranos, Üveys b. Ahmed, Bayram b. Derviş, İbrahim b. Ahmed, Mehmed b. Bayram, Ali, Fazlullah, Mehmed b. Melek Ahmed, bir başka Ali ve Hasan b. Abdullah dönemin kitap sanatına katkıda bulunan saray sanatkârları arasındadır. Özellikle ünlü müzehhip Bayram b. Derviş’in 1498-1554 yılları arasında saray nakkaşhanesinde çalıştığı imzalı eserlerinden de anlaşılmaktadır.

Saray nakkaşhanesinin en verimli dönemi olan 16. yüzyıla gelindiğinde, Kanuni devrinin ünlü ustaları arasında başta nakkaşbaşı unvanlı Şah Kulu sayılmaktadır. Saz yolu olarak bilinen üslubun yaratıcı olan sanatçı hakkında Ehl-i Hiref maaş defterlerinden önemli bilgiler edinilebilmektedir. Osmanlı sanatına getirdiği yeni üslupta yaptığı kalem-i siyahî tekniğindeki eserler nedeniyle maaş defterlerine ressam olarak kaydedilen Şah Kulu, çalışmalarının bazılarına imzasını da atmıştır.

Saray nakkaşhanesinin bir diğer ünlü ustası olan Müzehhip Karamemi de yine bu dönemde eserler vermiştir. Şah Kulu’nun öğrencisi olan Karamemi de ustası gibi Osmanlı sanatına farklı üsluplar katan ve bu anlamda ekol yaratan önemli bir sanatkârdır. Karamemi, klasik tarzdaki stilize bitkisel motiflerin yanına gül, sümbül ve lale gibi naturalist üsluptaki çiçek motiflerini de katarak kendi tarzını yaratmıştır.

16. yüzyılın ikinci yarısında minyatür sanatında saray için önemli eserler hazırlamış olan ünlü sanatkârlardan biri de Nakkaş Osman’dır. 1566-1596 arasına tarihli maaş defterlerinde ve saray için hazırlanan köşk ve kasır gibi yapılarla ilgili belgelerde adı geçen Nakkaş Osman, söz konusu dönemde özellikle şehnâme türü eserlerin resimlenmesinde nakkaşbaşı olarak görev yapmıştır. Bu eserlerin kompozisyon tasarımını hazırlayan sanatçının adı söz konusu el yazmalarında ve bu yazmalarla ilgili belgelerde geçmektedir.

16.yüzyıl sonu-17.yüzyıl başlarında saray atölyesinde çalışan nakkaşlar arasında önemli bir yere sahip olan bir diğer minyatür sanatçısı ise Nakkaş Hasan’dır. Sanatkâr saray atölyesindeki görevinin yanı sıra, anahtar oğlanı, dülbend gulamı, kapıcıbaşı, yeniçeri ağası, Rumeli beylerbeyi, vezir ve sadaret kaymakamı gibi çeşitli görevlerde de bulunmuştur. Farklı tarzdaki resim üslubuyla ünlenmiş olan Nakkaş Hasan’ın saray için başta Siyer-i Nebi olmak üzere önemli eserlerin minyatürlerini hazırlamış olduğu bilinmektedir. Bunlardan biri olan Sultan III. Mehmed’in Eğri Seferi’nin anlatıldığı, şehnâmeci Talikizâde Suphi Çelebi tarafından Türkçe kaleme alınmış Eğri Fetihnâmesi adlı eserin tasvirlerinin ona ait olduğu, eserin sonunda belirtilmiştir.

Nakkaş Hasan, I. Ahmed Tuğrası’nın bezenmesi ile Ahmed Karahisari tarafından yazımı başlanıp, manevi evladı ve öğrencisi Hasan Çelebi tarafından tamamlanan, Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonunda muhafaza edilen büyük ebattaki Kur’an-ı Kerim’in tezhiplenmesinde de görev almıştır. Bu eserin hazırlanmasının 1584’de başladığı ve tamamlanmasının 9 yıl sürdüğü 1593’e kadar devam eden masrafların kaydedildiği masraf defterinden anlaşılmıştır. Ancak padişaha sunulmasının 1596’da gerçekleştiği bir in’am defteriyle belirlenmiştir. İn’am defterindeki kayıtlardan eserin tezhiplenmesinin Nakkaş Hasan, Mustafa Müzehhib ve dört öğrencisi tarafından yapıldığı sonucu çıkarılmıştır.

17. yüzyıl defterlerinin kayıtlarında isimleri bulunan Mustafa b. Mehmed ile Derviş Mehmed adlı müzehhiplerin eserleri günümüze ulaşmıştır. Ehl-i hiref kayıtlarından 1623 yılına kadar çalıştığı anlaşılan Mustafa b. Mehmed adlı müzehhibe ait saz üslubundaki yapraklara sarılmış sülün kuşu resmi, Saray koleksiyonundaki 18. yüzyılda düzenlenmiş bir murakkanın içinde yer alır. Sanatçı imzasını armudi biçimde madalyonun içine gizleyerek altınla renklendirmiştir.  1698, 1699 ve 1700 tarihli ehl-i hiref maaş defterlerinde adı “Mehmed Mü’min” olarak kaydedilmiş Derviş Mehmed adlı bir müzehhip tarafından tezhiplenmiş bir Kur’an-ı Kerim Saray koleksiyonundadır.  Eserin sonundaki hatime tezhibinin altında sanatçının imzası “Derviş Mehmed” şeklindedir.

18. yüzyıla gelindiğinde Ali Üsküdarî gerek tezhip tasarımlarıyla gerekse lâke üzerine yapmış olduğu kompozisyonlarla saray nakkaşhanesinin en önemli sanatkârlarındandır. 18. yüzyıl başlarında düzenlenmiş bir Harc Defterinde 1730, 1731 tarihli kayıtlarda çekmece, çınar dolap, tirşe yelpaze bezeme işleri için üstadiye paraları ödenmiş olarak adı geçen ruganî ustası Üsküdarî Ali Çelebi’nin bezediği imzalı ve imzasız çekmece, yazı altlığı, kalemdan kubur ve kitap kapları yurt içinde ve dışında çeşitli müzelerle özel koleksiyonlarda korunmaktadır.
Batılı unsurların Osmanlı sanatına dahil olmaya başladığı 17.-18.yüzyıllarda saray için önemli eserler üretmiş diğer ünlü minyatür ustaları olarak tanınan Nakşî, Musavvir Hüseyin İstanbulî ve Levnî’nin adlarına ise, günümüze ulaşabilmiş Ehl-i hiref defterinin kayıtlarında rastlanmamaktadır.



Kadrosu

Mezunları

Fihrist 
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Sümeyye Abaci / 25.3.2015



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...