Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Şemsi Tebrîzî Zaviyesi

 Eğitim Kurumu Detayı No : E- 2056  
Kurucusu Kuruluş Tarihi Eğitim Dili Şehir / Ülke
Konya /
Özellik Türü
  Tekke ve Zaviyeler 
Adres Web
,
       
Kurum No: 2056 Hit : 2497 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Kuruma ait Dergileri Kütüphaneleri Fakülteleri Üniversitesi İlgili Kurumlar Tezler


Eğitim Kurumuna ait Dergiler

Eğitim Kurumuna ait Kütüphaneler

Eğitim Kurumuna Ait Akademik Birimler

Universite 

ilgili kurumlar 

Eğitim Kurumuna ait Tezler

Özeti

Hakkında Bilgi

Şemsi Tebrîzî Zâviyesi

Konya’da Makâmı Şemsi Tebrîzî’nin bulunduğu Mevlevî tekkesi.
Şehrin merkezinde yer alan Şemsi Tebrîzî türbesemâhânesi eskiden pîr evi, Konya Mevlânâ Dergâhı’na bağlı beş Mevlevî zâviyesinin en önemlisiydi. Mevlevîlikte
Konya Şemsi Tebrîzî Zâviyesi “Makâmı Şems” diye adlandırılmış ve önemli bir ziyaretgâh kabul edilmiştir. Ancak bu zâvi yede bulunan türbeden başka Niğde’de Ke sikbaş Türbesi (Özkarcı, s. 146149), İran’ın Hoy şehrindeki Şems Minaresi’nin yanında, Tebriz’de Geçil denilen mezarlıkta ve Pakistan’da Mültan şehrindeki Pîr Şah Şemseddîni Tebrîzî Türbesi gibi Şemsi Tebrîzî’ye izâfe edilen başka türbeler de mevcuttur.
Şemsi Tebrîzî Zâviyesi her şeyden önce bir ziyaretgâh olup Şemsi Tebrîzî türbesi, bütün müphemiyetine rağmen (Şems'in âkıbeti hakkında farklı rivayetler için bk. ŞEMSi TEBRÎZÎ) yüzyıllar boyu Mevlevîler tarafından Makâmı Şems olarak büyük saygı görmüştür. Mevlevîler’in asırlarca Mevlânâ Dergâhı’m ziyaret öncesinde Şemsi Tebrîzi Türbesi’ni ziyareti âdet haline gelmiştir. Konya’yı ziyaret eden her Mevlevî, Mevlânâ ile Şems’in buluştuğu "meracüTbahreyn"e (iki denizin birleştiği yer), oradan Şemsi Tebrîzî Türbesi’ne gider, ardından Mevlânâ’yı ziyaret ederdi. Mevlevîlikte yeni tayin edilen şeyh, Mevlânâ Dergâhı’ndaki merasimini tamamladıktan sonra Şemsi Tebrîzî Zâviyesi’ne ziyarete gider ve en az bir gece orada kalırdı. Şemsi Tebrîzî Zâviyesi’nde şeyh olanlara “Şems dedesi" adı verilirdi. Bu zat, Mevlânâ Dergâhı’ndaki zâbitan denilen ve Mevlevî teşkilâtının erkânı olan dedelerdendi ve Mevlânâ Dergâhı’ndaki semâ mukabelelerinde postta çelebi efendinin yanındaki zâbitan sıralamasında özel bir yere sahipti. Tekkelerin son zamanlarında bilhassa İstanbul mevlevîhânelerine şeyh tayin edilen Mevlevîler’in meşihatnâmesi ni genellikle ya Şems dedesi veya Konya Ateşbaz Zâviyesi şeyhi getirirdi.
Zâviyenin semâhânesi iki amaçla kullanılıyordu. Mevlânâ Dergâhı’nda yetişen yeni semâzenlerin mübtedî mukabelesi burada icra ediliyordu. Dergâhın mukabele gününde (cuma) mukabeleden birkaç saat önce ziyaretçi olmadan ve nisbeten kısa selâmlarla icra edilen bu mukabelenin sonunda yeni semâzen Şems dedesi ve diğer semâzenlerle görüşür, ardından semâ dedesine, öbür dedelere, şeyhe ve mat bah canlarına hediyeler verirdi. Semâhâ neden diğer zamanlarda bir mescid ve dervişlerin toplantı yeri olarak faydalanılıyordu. Eski kayıtlara göre tekkeler kapatıldığı zaman, Şemsi Tebrîzî Zâviyesi XVIII. yüzyıldan 1955 yılma kadar kullanılan bir mezarlıkla çevrili olup türbenin kuzeybatısındaki avlu etrafında Şems dedesi ve ailesi için bir harem dairesi, konuklar için dört hücreli ve salonlu daireden oluşan bir kerpiç manzume bulunuyordu. Avlu içinde de 1331 (1913) ve 1343 (1924) tarihli kitâbe taşları olan bir şadırvan harabesiyle ağzında sekiz köşeli bilezik bulunan bir Selçuklu kuyusu vardı (Konyalı, s. 936). Ancak günümüzde bu eserlerden hiçbiri mevcut değildir. Zâviyenin türbesemâhâne ana ünitesi bir mahalle mescidi ve ziyaretgâh şeklinde kullanılmaktadır.
Kitâbesi ve vakfiyesi bulunmadığı için Şemsi Tebrîzî Türbesi ve Zâviyesi’nin ilk defa kimin tarafından hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Bazı rivayetlere göre türbe ve zâviye, Ahî yanlısı Bedreddin Gevhertaş’ın bağı veya Mevlânâ için yapılan medresenin eski yeri üzerinde kurulmuştur. Ancak burası eldeki ilk belgelerde türbe veya makam olarak değil zâviye olarak geçmektedir. Fâtih Sultan Mehmed’in Konya’yı Osmanlı sınırları içine dahil etmesinden sonra zâviyeyi 881 (1476) tarihli Evkaf Defteri Kuyûdı Kadîme Ar şivi’nde (nr. 256) tesbit ettirdiği, burayı Şemseddîni Tebrîzî Zâviyesi diye belirlediği ve Arif Çelebi’nin mütevelliliğinde “gelip konan ve göçen” yolcuların istifadesine tahsis ettirdiği kayıtlardan anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 937938) Sancak beyi İshak Bey b. Abdürrezzâk'ın Arapça vakfiyesinde, 915'te (1509) İshak Bey’in bu zâviyenin mescidini genişleterek batı tarafına iki oda yaptırıp fakirlerin ikametine tahsis ettiği, ayrıca kıble tarafına yeni bir bina eklemek suretiyle dârülhuffâzı genişlettiği belirtilmiştir. Bunun yanında Kur'an öğrenmek isteyen kişiler için bir mektep inşa ettirmiştir. Bu ilâve binalara birkaç köy ve çiftlik vakfetmiş, kendi kabrinin de burada bulunmasını istemiştir (VGMA, Defter nr. 598, s. 70, sıra 52, Türkçesi: Defter nr. 1767, s. 281287).
Mevlevîler için önemli olmasına rağmen Şemsi Tebrîzî Zâviyesi’nin halen ayakta kalan türbesemâhâne ana ünitesi âdi moloz taştan yapılmış, sade, basit ve mü tevazi bir mimariye sahiptir. Burada erken devir tekke mimarisinde sık rastlanan iki mekânlı türbemescid zâviye şeması görülmektedir. Mübtedî mukabelesinin ziyaretçi bulunmadan icra edildiği semâ hâne yüzyıllar boyu ihtiyacı karşılamış ve ayrı bir seyirci mahfili yapılmasına ihtiyaç duyulmamış olmalıdır. 7 x 7 m. ebadında kare planlı türbeye, doğu tarafından içten irtibatlı 12 x 17 m. ebadında dikdörtgen planlı bir semâhâne ilâve edilip türbe eyvan şeklinde semâhâneye açılmış, bunun da yanına sonradan eklenen konaklama binalarıyla bir külliye meydana gelmiştir. Mevlânâ Dergâhînda olduğu gibi burada da iki katlı (mahzenli), kare planlı Selçuklu kümbetinin yanına semâhâne ilâvesiyle dıştan kümbetin sekizgen kasnak ve piramidal külâhının yükseltilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Bu görüş türbenin iç ve dış mekânlarının nisbet analizinden hareketle öne sürülmekte ve Akşehir’deki Seyyid Mahmûdi Hayrânî Türbesi’yle karşılaştırıldığı zaman bu müdahalenin büyük ihtimalle XV. yüzyılda Ka ramanoğulları döneminde gerçekleştirildiği sanılmaktadır. Semâhânenin zemini türbeden 50 cm. kadar alçak tutulmuş, ayrıca parmaklık ve camekânla türbeden ayrılmıştır. Türbe içinde büyük sikkeli bir tek sanduka vardır. Semâhâneyi, ikiye ayrılan düz ahşap tavanı doğubatı doğrultusunda atılmış geniş bir sivri kemer taşır. Semâhânenin kuzey kısmına, iki ahşap direğe dayanan (bugün kadın mahfili olarak kullanılan) bir asma ahşap mutrip mahfili yerleştirilmiştir. Semâhânenin aslî mermer stalaktitli mihrabı, XVI veya XVII. yüzyıldan kalma mihrap önündeki tavan panosu ve türbe ile, mutrip mahfilinin kiriş ve direk köşe destekleri üzerindeki lâ ke boyalı hatâyî çiçek motifli kalem işleriyle XIX. yüzyıl sonuna ait kare desenli, çıtalı tavan konstrüksiyonları önemli sayılabilecek tezyinat özellikleridir.
1955 ve 1967’de gerçekleştirilen büyük çaplı ve kötü onarımlarda Vakıflar Genel Müdürlüğü zâviyenin çevresindeki mezarlığı (XVI. yüzyıla ait İshak Paşa nın kubbeli türbesi hariç) kaldırarak park haline getirmiştir. Daha önceki avlu içinde mevcut iki türbedar mezarı içeriye alınıp Şemsi Tebrîzî Türbesi’nin kuzeyinde mescide bitişik bir minare ile altta imam odası, üstte kadın mahfili gibi ilâveler yapılmıştır. Semâhânenin doğudaki cümle kapısının önünde bulunan ahşap camekânlı, saçakla örtülü, eskiden türbe olan girişteki mezar kaldırılmış, betonarme, camekânlı bir son cemaat yeri inşa edilmiştir. Ayrıca içeride türbe setinin önünde yer alan ahşap camekânlı bölme de kaldırılarak türbe ve semâhânenin ayrı olan mekânları birleştirilmiştir. Türbe içindeki, Şems’e ait şahsî eşya ile zâviyeye vakfedilen kıymetli mushaf ve Mesnevi’ler Mevlânâ Müze si’ne nakledilmiştir. Türbe ve semâhânenin ahşap tavan ve direk köşe destekleri dışında iç tezyinat son onarımlarla orijinalitesini kaybetmiş, 1976'dan sonra mermer stalaktitli mihrap ahşap kaplamayla örtülmüştür.

 


Kadrosu

Mezunları

Fihrist 
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Sümeyye Abaci / 4.12.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...