Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Akıncılar

 Eğitim Kurumu Detayı No : E- 1933  
Kurucusu Kuruluş Tarihi Eğitim Dili Şehir / Ülke
Tevfik Rıza Çavuşoğlu 1975 Ankara /
Özellik Türü
Müslüman Gençlik Örgütü  Grup - Cemaat 
Adres Web
,
       
Kurum No: 1933 Hit : 5558 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Kuruma ait Dergileri Kütüphaneleri Fakülteleri Üniversitesi İlgili Kurumlar Tezler


Eğitim Kurumuna ait Dergiler

Eğitim Kurumuna ait Kütüphaneler

Eğitim Kurumuna Ait Akademik Birimler

Universite 

ilgili kurumlar 

Eğitim Kurumuna ait Tezler

Özeti

Hakkında Bilgi

Akıncılar

 

Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde okuyan bir grup Müslüman  öğrenci   1975’te Tevfik Rıza Çavuşoğlu başkanlığında Ankara’da Akıncılar Derneği adında bir dernek kurmuşlardır.

Derneğin amacını da, “mevcut anarşik ortamdan gerek kendileri gerekse gençleri kurtarmak, maddi ve manevi yönden üstün meziyetli bir gençlik yetişmesine yardımcı olmak ve bu yönde çalışmalar yapmak olarak açıkladılar (Akt. Özdemir, ty: 336).

Dernek yöneticileri daha sonra Akıncı İşçiler, Akıncı Memurlar, Akıncı Sporcular gibi dernekler de kurarak meslekler ve faaliyet alanlarıyla ilgili de teşkilatlanmışlardır.

Akıncıların 12 Eylül darbesine kadar teşkilatlanmaları devam etmiş ve Türkiye genelindeki şube sayıları 1200 civarına ulaşmıştır (Özdemir, ty: 336).
Bu teşkilatlarıyla akıncılar esnaf, işçi ve çiftçilerden lise ve üniversite öğrencilerine kadar her kesimi bünyesine alarak MTTB’nin bıraktığı boşluğu tamamlamışlardır.

Akıncıların kuramsal altyapıları yoktu, kültürel ve entelektüel birikimleri de zayıftı (Ersönmez Yarbay ile görüşme, 2010). Ama dünyadaki ve Türkiye’deki siyasi olayları takip ediyor ve onlardan etkileniyorlardı.
Akıncılar, MSP’nin gençlik kolları gibi hareket etmekten çekinmiyorlar ve okullarda devrimci ve ülkücülerin karşısına bir güç olarak çıkabiliyorlardı. Özellikle İmam Hatip liselerinde, Yüksek İslam Enstitüleri’inde ve İlahiyat Fakülteleri’inde çok etkiliydiler ve bu okulların çoğunu kontrolleri altına alabilmişlerdir (Gökaçtı, 2004: 224). 129

 

Genel başkanı dahil, akıncıların üst düzey yöneticilerinden önemli bir kısmı Nakşi İskenderpaşa cemaatine bağlıydı ve bunun da etkisiyle teşkilatlarda dini atmosfer hakimdi. Bu kapsamda evlerde ve yurtlarda dini sohbetler yapıyorlar, marş, şiir ve kitap okuyorlar ve MTTB’lilerle kuramsal tartışmalar yapıyorlardı.
Her ne kadar MTTB ile metodsal görüş ayrılıkları olsa da aynı evleri ve yurtları paylaşıyorlar, birbirlerinin düzenledikleri toplantılara katılıyorlar ve birlikte eylemler gerçekleştiriyorlardı.

 En önemli eylemleri bulundukları yerlerde MSP’nin lojistik hizmetlerini sağlamaktı. Bu kapsamda salonlara ve meydanlara afiş asmak, bildiri dağıtmak, toplantı ve mitinglerine katılmak, pankart taşımaktı.

Ayrıca İslami anlamda önemli gördükleri konu ve alanlarda kendileri de müstakil olarak çeşitli eylemlerde bulunuyorlardı. Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması en büyük hedeflerinden biriydi ve bunun için birçok eylem düzenlemişlerdir. Antiemperyalisttiler ve en az Erbakan kadar da antisiyonisttiler. Evrenselci ve ümmetçiydiler. Yerini bilmeseler de örneğin Eritre ve Mora’daki İslamcı hareketlere sahip çıkıyorlardı.
Mitinglerine yüzbinlerce insanı toplamayı başarabiliyorlardı. Eylemlerinde doğrudan sistemi hedef alan, “şeriat gelecek vahşet bitecek”, “dinsiz devlet yıkılacak elbet” gibi sloganlar kullanıyorlardı.

Farkındalık yaratmak için kendilerine has tokalaşma yöntemleri geliştirmişlerdi.

Akıncılar, kültürel faaliyetleri önemsiyorlar ve başta Necip Fazıl Kısakürek’i takip ediyorlar ve MTTB’nin kültürel faaliyetlerine katılıyorlardı. Kendileri de Mayıs 1977’de “Akıncı” adında bir dergi çıkartmaya başladılar.

Akıncılar, kuruluş gayelerinden biri olan İslamcı gençliği korumak ve kollamak bağlamında sokakta ve okullarda hem devrimcilerle ama daha çok ülkücülerle çatışmaya başladılar.
Ülkücü-akıncı kavgaları tüm Türkiye’ye yayıldı ve devrimcilerle; sosyal adalet, insan hakları, eşitçe ve hakça bölüşüm gibi konulardaki bazı düşünceleri paralellik gösterdiğinden ülkücüler onlara “yeşil komünist” adını vermişlerdir. Fakat akıncılar, inançları gereği adam öldürme olaylarına girmekten sürekli olarak kaçınmışlardır.
Onların eylemleri daha çok, okullarda bildiri dağıtmak, öğrencilere fikirlerini aşılamak, okul boykotları yapmak, diğer gruplar gibi duvarlara yazı yazmak ve afiş asmaktı. Ülkücü-akıncı kavgası, en aktif akıncılardan ve 130

 

İslamcıların Deniz Gezmiş’i sayılan Fatih Akıncılar Derneği başkanı Metin Yüksel’i İstanbul Fatih Camii avlusunda 23 Şubat 1979’da Cuma namazı çıkışında kurşunlanarak öldürülmesiyle tırmanmaya başlamıştır. Ardından da, daha radikal müstakil bir İslami çizgiyi benimseyen ve bu alanda kültür ve eğitim çalışmaları yapan MTTB’li öğretmen Sedat Yenigün 5 Temmuz 1980’de yine Fatih’te ülkücüler tarafından öldürülmüştür (Türkmen, 2008:93-94).

Akıncılar Derneği, faaliyetleri sebebiyle 27 Kasım 1979 tarihinde sıkıyönetim mahkemesince kapatılmıştır.
Ardından yine aynı çizgide ve yine Tevfik Rıza Çavuşoğlu başkanlığında Akıncı Gençler Derneği (AGD) kurulmuştur.
Bu dernek de kısa zamanda tüm Türkiye’deki teşkilat sayısını yedi yüze çıkartmış, “Seriyye” adıyla bir de dergi yayınlamıştır. Dernek, yine selefi gibi birçok eylem düzenlemiştir.
6 Eylül 1980’de Konya’da yapılan MSP’nin Kudüsü Kurtarma Mitingi’nin organizasyonunu da üstlenmiştir.

Bu dönemde Türkiye’deki siyasal çatışmaların artması, İran Devrimi ve Afganistan Savaşının da etkisiyle akıncılardan da önemli sayıda gencin silahlı bir direniş hareketi yapma talebi yoğunlaşmış ve ilk olarak daha sonra kendilerine İslami Büyük Doğu Akıncıları- Cephesi (İBDA-C) adını veren gençler AGD’den ayrılmıştır (Ersönmez Yarbay ile görüşme, 2010).

AGD, 12 Eylül darbesi sonrasında kapatılmıştır. Yönetici kadroları Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Nolu Askeri Mahkemesi’nce tutuklanarak Ankara Mamak cezaevine konulmuşlardır. Davalarının tamamlanmasıyla çeşitli cezalar almışlardır.

Akıncılar, Türkiye’deki İslamcı hareket sürecinde kısa ömrüne rağmen İslamcı hareketi en üst düzeyde politize ederek ona aksiyon ve hareket katan en önemli gençlik örgütüdür. `
80’lerden sonra Türkiye’de başlayan radikal İslamcılık akımının da çekirdeğini oluşturmuşlardır. Bu süreçte yetişen İslami düşüncenin entelektüelleri ve öncüleri genel olarak bu kaynaktan yetişmiştir. Bununla birlikte 12 Eylül sonrasında bazı akıncılar İran, Afganistan ve Çeçenistan gibi ülkelere giderek savaşa katılmışlardır.

Akıncıların kadroları 12 Eylül’den sonra dağılmıştır.
Akıncı derneklerinde görev yapan yöneticiler 1991 yılında Ankara’da biraraya gelerek Server Vakfını kurmuşlardır. Vakfın kuruluş amacı tamamıyla nostaljik; daha çok kültürel çalışmalar yapmaktadır (Ersönmez Yarbay ile görüşme, 2010).
Yine eski akıncılardan bir grup, 1990’ların sonunda Ankara’da Akıncılar Derneği’ni tekrar kurdularsa da herhangi bir etkinlik gösterememişlerdir.
2009 yılında da İstanbul’da Fatih Akıncılar Derneği kurulmuş ve yerel düzeyde faaliyetler yapmaktadır.


Kadrosu

Mezunları

Fihrist 
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 10.7.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...